RUHLAR ALEMİNDE EKİLEN TOHUMLAR

RUHLAR ALEMİNDE EKİLEN TOHUMLAR

Ruhlar aleminde ekilen tohumlar bu dünyada çıkarken; kimisi düzgün olarak çıkmakta, kimisi yamuk yumuk hale dönmektedir.

Sebebi ise ruhlar alemi, o Elest Bezmin-de olan sözleşmedeki doğruluk veya yamukluk ile (ahirete gidince İnşallah ilk öğreneceğim şeylerden ilk 5. ve 10. Sırada olacaktır.) o ruhlar alemindeki yapmış olduğumuz sözleşme, altına imza atmış olduğumuz bu anlaşma neticesinde; oradaki samimi olanlarla olmayanların, bu dünyada beden toprağında gerçek çehreleri, yüzleri ve yaşayışları ile bir ömür yaşamaları ile ortaya çıkmış oluyor.

İşte dünya hayatı Ruhların monitörüdür. Yansımış halidir.-Evet bu dünya böylece manevi olan metafizik özelliklerin duygusal olarak ekilen ruhlar alemindeki ekilen duygu tohumları, beden hareketinde ve fiiliyatında, düşüncesinde, yaşayışındaki gelişmiş halidir

Böylece duygular Ruhlar aleminden gelerek bu dünyada gelişiyor. Ebedi alemde cennet ve cehennem olarak tezahür edecektir.

Bir yandan cennette olumlu yönden gelişmesini sürdürürken, diğer yandan da cehennemde de artık tekrar çürümüş ve işe yaramaz olarak ortaya çıkacaktır.-Duygular tohum, çekirdek ve yumurta mesabesinde açılmamış olarak bu dünyaya gelmektedir. Fiiliyata dökülüşü ve açılımı burada olacaktır. Dünyanın önemi de burada ortaya çıkmaktadır.

Eğer dünya İmtihanı olmasaydı duygular açılmamış, fiiliyata geçmemiş, aktif bir hale dönmemiş olacaktı. Yani sadece bir tohum olarak, bir çekirdek olarak, bir yumurta olarak kalarak içindeki hakikat veya hakikatsizlikler ortaya çıkmayacaktı. İşte Ruhlar alemindeki hakikatler bu dünyada gerçek mahiyetini, hüviyetini, kimliğini, şahsiyetini, hususiyetini ve özelliğini bütün şifreleri ile ortaya koymaktadır.

Ebedi alemdeki her şeyin oluşumu ve devamı buradaki şekillenmeleri ile tecelli edip tezahür ederek ortaya çıkıp devam edecektir.-İnsanlık ağacının tohumu Ruhlar aleminde ekildi. O Tohumunda ana maddesi ve ruhu Nuru, Muhammed’i aleyhisselatu vesselam oldu. O nur üzerine bina edildi. Maddi yönünü ise Hz. Âdem, manevi yönünü O nur temsil etmiş oldu.

O maddi vücutları Hz Adem temsil etmiş oldu. Çocuklar ve nesiller meydana geldi. İnsanın maddesini ve dünya hayatındaki farklı olan durumları, kabiliyet ve kapasitelerini ve de şahsiyetlerini ruhun gelişimi nispetinde farklılıklar gösterdi. Ancak o kökten Nuru Muhammedîden istifade eden gruplar, bedenlerde nurlanarak, nurlu olan nesillerin ve Peygamberler silsilesinin olmasını sağlamış oldu.-Sonra ana rahminde ayrı bir seçim yapılıyor. Ayrıştırma ile orada tabiri caizse final ulaşmış olanlar alınıyor. Ve dünyaya gelişine karar veriliyor.

Dünyada ikinci bir elekten geçirilmek üzere dünyaya gönderiliyor. Ana rahmindeki bu önemli birinci elemeden sonra, asıl eleme yani o azınlığın da azınlığı durumundaki asıl eleme işlemi dünya hayatında olmuş oluyor.

Bunun üçüncü aşaması ise kabir ile başlayıp, mahşer ile mahşerdeki hesap ve sorgu, sual ile gerçek manadaki eleme ve elenme, ayrılma ve ayrıştırma gerçekleşecektir.

Böylece oradaki son olan ayrıştırma ile cennet ve cehennem suretinde tezahür etmiş olacaktır. Cennet ve cehennem her ikisi de sahiplerini bulmuş olarak.
-Ve bu proje ebede uzanan, ebedi boyutları da içerisine almış olacaktır. Yani iş ne burada bitiyor ve ne de mahşerde hatta ne de cennette bitmiyor. Ebede uzanan bir dal olup onun bütün kolları bir yandan yücelerek, yükselerek, Alayı illîyyine terakki ederek, insaniyet mertebesi ile sınırsız bir sonsuza kanat açacaktır.

Ebede namzet olarak bir yandan devam ederken, artı puan olarak yükselirken, diğer taraftan cehennemde eksi puan olarak alçalacaktır.

Cehennemde alçalışı, cennette de bir yükselişi devam ettirmiş olacaktır. Sonsuza Allah ile beraber Allah’ın varlığının tecellisi ve tezahürü ile devam etmiş olacaktır.

Kimisi ‘Hammaletel Hatab(Odun hamalı-Tebbet.4), kimisi Huşubun Müsennedeh (duvara dayanmış kütükler.Münafikun.4), kimisi, ulaike kel en’ami belhüm edall (bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. A’raf.179.), olarak bu dünyadan vasfını ve kimliğini alarak gitmektedir. 

MEHMET ÖZÇELİK

12-10-2023

 

Loading

No ResponsesEkim 12th, 2023

AYDINLIĞA DOĞRU GİDEN KARANLIK GÜNLER

AYDINLIĞA DOĞRU GİDEN KARANLIK GÜNLER

Dünya zemini ve özellikle Ortadoğu çok kaygan, kaypak ve kırılgan bir yapıya sahip.

Çok çabuk her türlü oyuna sahne oluşturabiliyor.[1]
Rusya Ukrayna savaşı sürerken, Suriye den PKK’ya, Sırptan Bosna’ya, Azerbaycan’dan Ermenistan’a ve İran derken, İsrail Hamas savaşıyla başlayıp, başta ABD’nin dahil olduğu; Mısır, Ürdün, Suriye ve İran’ın savaşın içine çekildiği büyük yıkım, Melhame-i Kübra yani büyük yangının fitilleri ateşleniyor.
Hepsi bu ateşlemeler Abd/Pontegon/ Evanjelist düşüncenin bir ürünüdür.
Abd Başkanı Biden daha iktidara gelmeden bu mesajı vermiş, önünde engel olup 15 Temmuz 2016 işgal faaliyeti ile başaramadığını, muhalefeti destekleyip Sayın Erdoğan’ı devirme vaadinde bulunmuştu.
Bunda da başarılı olamayınca İsrail’in yani MOSSAD’ın Hamas saldırısında haberi olup, Mısırda saldırıyı haber vermesine rağmen[2] ikinci bir 11 Eylül başlatılmış, Ortadoğu’yu bir yüz seneliğine daha şekillendirme faaliyetine girişilmiştir.
Allah fırsat vermesin, burunları sürünsün.
Büyük bir oyunun içine dünya çekiliyor.
Ukrayna’yı Rusya’yı yıpratma uğruna öne sürüp arkasında duran batı ve ABD, bu seferde Hamasın saldırılarından habersiz görünüp, kendi İsrail’de ki halkını feda ederek oyunun içine ABD ve İsrail’in bir taraf olduğu, diğer yandan Rusya, İran, Mısır, Suriye, Lübnan’ı da içine alarak ve dolaylı olarak Türkiye’yi sıkıntıya sokacak bir harbin içine çekilmekte ve girilmektedir.
Ancak Allah’ında bir hesabı vardır.
O da, bir yandan ittihadı İslam’ı tetiklerken, diğer yandan da zulmün temsilciliği yapan ABD ve İsrail’in bitişine zemin hazırlamaktadır.
Zira küfür devam eder ancak zulüm devam etmez.
Şu anda bir yanda binlerce ifade edilen ölümler sürerken, belki de yüz binlerce göçüde tetikleyecektir.
Halkın sürekli bombalanması, ilaç, elektrik, su, yiyecek verilmemesiyle adeta 2,5 milyon masum insan ölüme terkediliyor.
İnsanlığın, vicdanın, şahsiyetin, aklın bittiği noktadayız.
Sözün ve her şeyin bitti yerdeyiz.

Ortada kudurmuş bir İsrail ve etrafında ona destek olan ABD ve batı var.

MEHMET ÖZÇELİK

12-10-2023

[1] https://tesbitler.com/2023/04/20/kaygan-ve-kaypak-zemine-dogru/

[2] https://www.youtube.com/watch?v=YeziQRQPy_Y

Loading

No ResponsesEkim 12th, 2023

İSRAİL VAHŞET VE SOYKIRIMI

İSRAİL VAHŞET VE SOYKIRIMI

Tarihte mısır İsrail savaşları nasıl olmuştur?Tarihte Mısır-İsrail savaşları birkaç kez gerçekleşmiştir. İşte bu savaşların bazıları:1948 Arap-İsrail Savaşı: İsrail Devleti’nin bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte, Mısır başta olmak üzere Arap ülkeleri İsrail’e karşı savaş ilan etti. Bu savaşta Mısır, İsrail’e karşı daha fazla askeri güçle saldırı düzenledi. Ancak, İsrail, bu savaşı kazanarak bağımsızlığını güvence altına aldı.1956 Sina Savaşı: Mısır Devlet Başkanı Gamal Abdülnasır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesi ve Filistin gerillalarına destek vermesi üzerine, İsrail, Fransa ve Birleşik Krallık, Mısır’a saldırarak Süveyş Kanalı’nı ele geçirmek istedi. Ancak, uluslararası baskılar sonucunda Mısır geri çekilmeye zorlandı.1967 Altı Gün Savaşı: Mısır ve İsrail arasındaki gerginlik giderek tırmandı ve bu durum 1967 yılında İsrail’in Mısır’ın hava üslerini yok etmek amacıyla saldırı düzenlemesiyle doruğa çıktı. İsrail, bu savaşı kazanarak Sina bölgesini, Gazze Şeridi, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı ele geçirdi.1973 Yom Kippur Savaşı: İsrail’in Mısır ve Suriye’ye saldırı hazırlığındayken Mısır ve Suriye, Yom Kippur bayramı sırasında ani bir saldırı düzenledi. Bu savaşta başlangıçta Mısır ve Suriye ilerleme kaydetti, ancak İsrail, güçlü konumlarından yararlanarak saldırıları geri püskürttü ve üstünlük sağladı.Bu savaşlar dahilinde Mısır ve İsrail arasındaki çatışmalar, politik ve toprak anlaşmazlıklarını bir arada göstermektedir. Ancak sonraki yıllarda Mısır ve İsrail arasında Camp David Anlaşması gibi barış antlaşmaları imzalandı ve bu iki ülke arasındaki ilişkiler iyileşti.@@@@@@@8 Haziran 1967’de Mavi Marmara adlı geminin Filistin’e insani yardım götürmek amacıyla Gazze’ye gitmek üzere İsrail tarafından durdurulması sonucu gerçekleşmiştir. Mavi Marmara gemisi, Gazze’ye ulaşmayı hedefleyen üç gemiden biriydi ve içerisinde çeşitli ülkelerden gönüllüler bulunuyordu.İsrail, gemiye müdahale etmek için askeri operasyon düzenlemiş ve gemiye saldırmıştır. Bu operasyon sırasında gemide bulunan aktivistlerle İsrail askerleri arasında silahlı çatışma yaşanmış ve 10 aktivist hayatını kaybetmiştir.Bu olay uluslararası arenada büyük tartışmalara yol açmış ve İsrail’in saldırısı sert şekilde eleştirilmiştir. Birçok ülke, İsrail’in müdahalesini kınamış ve olayın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir. Bu durum, İsrail ile Mısır arasındaki ilişkileri de ciddi şekilde etkilemiştir.@@@@@@@@Mısır ve İsrail arasında ne gibi savaşlar, esir değişimi ve infazlar olmuştur?Mısır-İsrail: Savaşlar ve AnlaşmalarMısır ve İsrail arasında tarihsel olarak önemli savaşlar, esir değişimleri ve infazlar yaşanmıştır. İşte bazı önemli olaylar:1948 Arap-İsrail Savaşı: İsrail’in bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Mısır, İsrail’e saldıran Arap koalisyonunun bir parçası oldu. Bu savaş sırasında İsrail ve Mısır arasında çatışmalar yaşandı.1956 Süveyş Krizi: Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesi ve ardından İsrail, Birleşik Krallık ve Fransa’nın müdahalesiyle patlak veren bir krizdi. Bu krizde Mısır’ın işgal edilmesi ve ardından geri çekilmesi gibi olaylar yaşandı.Altı Gün Savaşı (1967): İsrail, Mısır’la da çatışmalara yol açan bu savaş sırasında Gazze Şeridi ve Sina Yarımadası’nı ele geçirdi.Yom Kippur Savaşı (1973): Mısır ve Suriye, İsrail’i sürpriz bir saldırıyla vurarak Yom Kippur günü başlayan bu savaşı başlattılar.Camp David Anlaşmaları (1978-1979): ABD’nin arabuluculuğunda Mısır ve İsrail, barış anlaşmalarını imzalayarak diplomatik ilişkileri kurdu. Bu anlaşmalar sonucunda Mısır, İsrail ile barış yaparken, Gazze Şeridi’ni terk etti.Esir değişimleri: Mısır ve İsrail, tarih boyunca birçok kez esir değişimi gerçekleştirdi. Özellikle 1970’ler ve 1980’ler boyunca esir değişimleri önemli bir rol oynadı.İnfazlar: Tarihsel olarak, Mısır ve İsrail arasındaki çatışmalarda infazlar da yaşandı. Ancak bu olaylar çeşitli dönemlere ve çatışmalara dayandığı için detayları değişiklik gösterir.Bu olaylar, Mısır ve İsrail arasındaki tarihsel ilişkilerin karmaşıklığını yansıtan bazı örneklerdir. İki ülke, zaman içinde farklı dönemlerde barış ve çatışma dönemleri yaşamışlardır.@@@@@@@@Mısır ve İsrail arasında birçok savaş, çatışma ve anlaşmazlık yaşandı. Arap-İsrail savaşları, İsrail’in 1948’de bağımsızlığını ilan etmesiyle başladı ve günümüze kadar devam etti. Bu savaşlar, Arap Birliği ülkeleri (başlıca Mısır, Suriye, Ürdün ve Filistin) ve İsrail Devleti arasındaki politik gerilim ve askeri savaşlar dizisidir ¹. İsrail, 1967’de Altı Gün Savaşı’nda Mısır’ın Sina Yarımadası’nı işgal etti ¹. 2006 yılında İsrail ve Lübnan arasında bir savaş yaşandı ². Ayrıca, İsrail ve Hizbullah arasında esir değişimi gerçekleştirildi ².Kaynak: Bing ile konuşma, 11.10.2023(1) Arap-İsrail savaşları – Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Arap-%C4%B0srail_sava%C5%9Flar%C4%B1.(2) İsrail ve Hizbullah’tan esir değişimi – dw.com. https://www.dw.com/tr/i%CC%87srail-ve-hizbullahtan-esir-de%C4%9Fi%C5%9Fimi/a-3486886.(3) 2023 Filistin-İsrail Savaşı – Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/2023_%C4%B0srail-Gazze_%C3%A7at%C4%B1%C5%9Fmalar%C4%B1.(4) Esir değişimi – Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Esir_de%C4%9Fi%C5%9Fimi.@@@@@@@İsrail tarafından yakılan 20 Mısırlı asker olayı.
Bu olay, 14 Ağustos 2013 tarihinde Mısır’da meydana gelen bir olaydır. İsrail sınırında bulunan Sina Yarımadası’nda, Mısır ordusuna ait bir kontrol noktasına yaptığı saldırı sonucu 20 Mısırlı asker hayatını kaybetmiştir. Mısırlı yetkililer, saldırının ardından İsrail’i suçlayarak olayın provokatif olduğunu belirtmişlerdir.İsrail ise olayla ilgisi olmadığını ve Mısır’ın iç meselesi olduğunu savunmuştur. Mısır hükümeti, saldırının arkasında İsrail yanlısı aşırılık yanlıları olduğunu iddia etmiştir.Bu olay, İsrail-Mısır ilişkilerinin gerilmesine ve Mısır’da iç çatışmaların artmasına neden olmuştur. Olayın ardından Mısır hükümeti, Sina Yarımadası’nda terörle mücadele operasyonlarına başlamıştır. İsrail ile Mısır arasındaki ilişkiler ise bir süreliğine gerilmiş olsa da daha sonra normale dönmüştür.@@@@@@İsrailin tarihte yaptığı Vahşet örnekleri.
İsrail’in tarihinde yapılan bazı vahşet örnekleri şunlardır:1948 Filistin Savaşı: Bu savaşta İsrail ordusu, Filistin topraklarında büyük ölçüde etnik temizlik uyguladı ve birçok Filistinli sivili katletti. Özellikle Deir Yasin Katliamı, yüzlerce Filistinlinin öldürülmesine neden oldu.1967 Altı Gün Savaşı: İsrail, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs’ü işgal etti. İşgal sürecinde, İsrail askerleri birçok Filistinli sivili öldürdü, evlerini yıktı ve topraklarına el koydu.1982 Lübnan İşgali: İsrail, Lübnan’a düzenlediği operasyonlar sırasında Sabra ve Şatila mülteci kamplarında büyük bir katliam gerçekleştirdi. Binlerce sivil, Lübnanlı Şii ve Filistinli mülteci öldürüldü.Gazze saldırıları: İsrail, 2008-2009, 2012 ve 2014 yıllarında Gazze’ye saldırdı. Bu saldırılarda binlerce Gazze sivilinin öldüğü bildirildi. İsrail, büyük ölçüde sivil yerleşim alanlarına ve insani yardım tesislerine saldırarak uluslararası savaş suçları işlediği iddialarıyla suçlandı.Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü: 2018 yılında Gazze’de düzenlenen protestolar sırasında İsrail askerleri, barışçıl göstericilere gerçek mermilerle ateş açtı ve çok sayıda sivil öldürüldü.Bu örnekler, İsrail’in tarihinde gerçekleştirdiği vahşetlerden sadece birkaçıdır.@@@@@İsrailin kadın ve çocuklara yaptıkları Vahşet örnekleri.
İsrail ve Filistin arasındaki çatışmaların uzun yıllardır devam etmesi ve çatışma bölgelerinde yaşanan şiddet olayları kadın ve çocukları da etkileyen ciddi boyutlara ulaşmıştır. İsrail’in Filistin topraklarına yönelik uygulamaları ve Vahşet örnekleri şunlardır:İsrail güvenlik güçlerinin Filistinli kadınları hedef alması: İsrail askerleri, Filistinli kadınlara karşı keyfi tutuklama, gözaltı ve işkence gibi insan hakları ihlallerinde bulunmuştur. Ayrıca İsrail askerleri, ev baskınları düzenlemekte ve kadınları fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddete maruz bırakmaktadır.Filistinli çocukların tutuklanması ve gözaltına alınması: İsrail, Filistinli çocukları sürekli olarak tutuklamakta ve gözaltına almaktadır. Bu çocuklar genellikle keyfi olarak tutuklanmakta, tutuklama sürecinde hak ihlalleri yaşamakta ve adil yargılanma hakkından mahrum bırakılmaktadır.Sivil yerleşim birimlerinin saldırıları: İsrail’in Filistin topraklarına inşa ettiği ve hukuka aykırı olan yerleşim birimlerinden kaynaklanan şiddet olayları, özellikle kadın ve çocukları etkilemektedir. Kadın ve çocukların evlerine saldırılması, kamusal alanlarda taşlanması ve cinsel saldırılara maruz kalması gibi olaylar yaşanabilmektedir.Gazze saldırıları: İsrail, Gazze’ye yönelik defalarca saldırılar düzenlemiş ve bu saldırılarda binlerce sivil, kadın ve çocuk hayatını kaybetmiştir. Savaş uçakları, insansız hava araçları ve topçu birlikleri ile gerçekleştirilen saldırılarda yerleşim bölgeleri, okullar, hastaneler ve barınma merkezleri hedef alınmış ve çok sayıda masum insan hayatını kaybetmiştir.Bu örnekler, İsrail’in kadın ve çocuklara yönelik uygulamalarının bir kısmını göstermektedir. Ancak çatışma bölgelerinde yaşanan şiddet olayları ve insan hakları ihlalleri çok daha fazladır ve bu durum ciddi bir endişe kaynağıdır. Uluslararası toplum ve insan hakları örgütlerinin bu konuda adil ve etkili bir şekilde hareket etmesi gerekmektedir.@@@@@@@@İsrailin yaptığı soykırımlarİsrail ve Filistin arasındaki çatışma ve anlaşmazlık, birçok insan tarafından İsrail’in Filistin halkına yönelik zulmü ve insan hakları ihlalleri olarak algılanmıştır. İsrail’in Gazze Şeridi’nde gerçekleştirdiği saldırılar ve Batı Şeria’da yaptığı yerleşim inşaatları gibi eylemler, eleştiri ve tartışmaların odağında yer almaktadır.Bazı insan hakları örgütleri, İsrail’in Filistinlilere yönelik ayrımcı politikalar yürüttüğünü, insan hakları ihlallerine ve soykırıma maruz kaldığını iddia etmektedir. Örneğin, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 2009 tarihli Goldstone Raporu, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde sivillere yönelik suçlar işlediğini iddia etmiştir.@@@@@@@

 

Loading

No ResponsesEkim 11th, 2023

ÇILGIN

ÇILGIN

 

Aklını kaçırmış, aklını kullanamayan, aklıyla hareket edemeyen kişiler için kullanılan bir kelime olarak kullanılmaktadır. Deli ve çılgın eş anlamlı kelimeler olarak kullanılmaktadır.

Çılgın ile ilgili Cümleler:

*Çılgın insanlar akıllarına gelen her şeyi yaparlar.

*Bazı çılgınlıklar yapmak için deli olmaya gerek yok.

@@@@

 

İsrail şu anda güç zehirlenmesi yaşıyor.[1]

Çılgınca kör olup çoluk çocuk, kadın yaşlı görmeden saldırması güç zehrinin vücudu sarıp sarmalamasıdır.

Günümüzde çılgınlık kavramı, genellikle dışarıdan bakıldığında mantıksız, kontrolsüz ya da neden-sonuç ilişkisi içermeyen davranışlar olarak tanımlanır. Çılgınlık, insan tarafından gerçekleştirilen çeşitli hareketler, düşünceler ya da duygusal tepkiler vasıtasıyla ortaya çıkar.

Çılgınlık kavramının neden ve nasıl ortaya çıktığı birçok faktöre bağlıdır. İnsanların bireysel olarak yaşadıkları stres, psikolojik sorunlar ya da travmalar, çılgın davranışların temel etmenleridir. Bunun yanı sıra, bazı kişiler doğuştan içsel bir çılgınlıkla, yani doğal olarak farklı davranışlara yatkın bir şekilde dünyaya gelebilirler. Ancak, çılgınlık toplumun kabul ettiği normlara uymayan ve potansiyel olarak tehlikeli sonuçlara yol açabilecek davranışlar olduğunda, problemler ortaya çıkar.

Çılgınlığın doğru dengeyi bulması çok önemlidir. Kontrolsüz ve herhangi bir amaca hizmet etmeyen çılgın davranışlar, toplum içinde hoş karşılanmaz ve zararlı sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle, çılgın düşünceleri ve eylemleri gerçekleştirmeden önce, mantık ve diğer insanların düşünceleri ile dengeyi sağlamak önemlidir.

İsrail şu anda akıl ve mantığını tamamen kaybetmiş durumdadır.

Sonuç olarak, çılgınlık çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir ve birçok farklı şekilde kendini gösterebilir. İnsanlar arasında çılgınlık algısı da farklılık gösterebilir. Ancak, çılgınlık her zaman dikkatlice ele alınmalı, sınırları aşan ve toplumun kabul ettiği değerlerin ötesine geçen davranışlarla ilgili olarak uygun bir denge ve kontrole sahip olunmalıdır.

İsrail o dengey, kaybetmiş ve dengesizleşmiştir.


@@@@

Çılgınlık kavramı, insan davranışlarının normlardan sapması, beklenmeyen ya da akılcı olmayan eylemler sergileme durumu olarak tanımlanabilir.

İşte çılgınlık ve onunla ilgili bazı önemli noktalar:

**Çılgınlığın Tanımı:**
Çılgınlık, birçok farklı şekilde tanımlanabilir. Psikiyatrik bir rahatsızlık olan şizofreni gibi belirgin durumlarla ilişkilendirilebileceği gibi, aşırı risk alma, sosyal normlara uymama ve radikal fikirler öne sürme gibi genel davranışları da içerebilir.

**Çılgınlığın Tarihsel Perspektifi:**
Çılgınlık, tarih boyunca farklı toplumlarda ve dönemlerde farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Antik çağlarda çılgınlık, Tanrılarla iletişim aracı olarak görülebilirdi. Ortaçağ’da ise çılgınlık, şeytani etkilerin bir sonucu olarak algılanabilirdi.

**Çılgınlığın Tedavisi ve Toplumsal Bakış:**
Çılgınlık, tıbbi tedavi gerektiren bir sorun olabilir, ancak toplumsal düzeyde de önemli bir sorundur. Toplumun bu tür davranışları nasıl ele aldığı, bireylerin yaşamlarını nasıl etkileyebilir.

@@@@@

İsraillilerin Filistinlileri öldürmelerinin ana sebebi belki de ilk ve en önemli sebep o kutsal toprakların kendilerine tanrı tarafından vadedilmiş topraklar olması sebebiyledir. 

-Şu anda İsrailin zulmünü örtmek demek olan Hamas’ta kusur aramak, İsrail’in ekmeğine yağ sürmektir.

Bediüzzamanın deyimiyle; “Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver’e, Venizelos ile beraber Said Halim’e vurmam. Nazarımda vuran da sefildir.”[2]

İşte sefil ve çılgınlığın ikinci ve en büyük aşaması.

“AMERİKA’NIN UÇAK GEMİSİNİN NE İŞİ VAR!
Başkan Erdoğan, ABD’nin İsrail’e uçak gemisi göndermesi ve ABD F-16’larının Türk SİHA’nı vurmasına tepki gösterdi.

Erdoğan,” ABD uçak gemisini İsrail’e gönderiyor. Burada ne işi var? Ne yapmaya geliyor? Gelen uçak gemisiyle Gazze’yi vurarak indirerek ciddi katliamlara adım atacak. Bir şeyi açıklamak zorundayım. Suriye’de ABD’nin 20’den fazla üssü var. Suriye’de ABD üssünün ne işi var. 23 üs… Bütün bunları da bir değerlendirmek gerekmiyor mu? Ama Türkiye’nin bir insansız hava aracını ABD düşürüyor. İnsansız hava aracını ABD düşürürken bu Türkiye şu anda NATO’nun ortağı değil mi? Beraber değil mi? Bunu neyle izah edeceğiz? İşinize geldiği zaman ortak. ABD tüm terör örgütlülerini yetiştiriyor eğitiyor. Suriye’de bu bölgede olsun Ortadoğu’da olsun ortalığı kan gölüne çeviriyor. Bunları da görelim.” diye tepkisini dile getirdi.”[3]

MEHMET ÖZÇELİK

11-10-2023

[1] https://tesbitler.com/2019/07/16/guc-zehirlenmesi/

[2] https://sorularlarisale.com/ben-tokadimi-antranik-ile-beraber-envere-venizelos-ile-beraber-said-halime-vurmam-nazarimda-vuran-da-sefildir-burayi?amp

[3] .https://m.haber7.com/guncel/haber/3358518-baskan-erdogandan-cok-sert-tepki-abd-ucak-gemisinin-ne-isi-var

 

Loading

No ResponsesEkim 11th, 2023

KOMPLO TEORİLERİ

KOMPLO TEORİLERİ


Batı, ABD ve Haçlı senaryoyu yazıp uyguluyor, bize de kitabını yazmak düşüyor.
Her şey olup bittikten sonra ileride ah vah etmektense, şimdiden tedbir alıp biraz uykuların kaçması da olsa iyidir.
Uyanıklığa ve teyakkuza sebeptir.
ABD 11 Eylül ikiz kulelere saldırıdan sonra, daha da saldırganlaştı.
Belli ki planlı bir iş yürütülüyordu.[1]
Ve ondan sonra 20 yıl sürecek Afganistan işgali, Irak işgali, Ortadoğu’yu ortakları ve senaryolarıyla ele geçirme hesaplarını uygulamaya koydu.[2]
Özellikle 15 Temmuz 2016 işgal girişimiyle, Suriye’yi onlarca defa aratacak iç isyan ve kargaşanın fitilini ateşledi.
Allah hesabını bozdu.
Bir Ömer Halisdemir’le ateşini söndürdü. Bu millet yangından ve yanmadan kurtulmuş oldu.
Ancak bu tam tutmayınca bizzat Ortadoğu’yu işgal edip yerleşme amacı olan plan ve hesapları devreye koydu.
Piyonların yetersizliği, vekalet ve vesayet savaşlarıyla[3] yeterli sonucu alamayınca bizzat devreye girme hesapları yaptı.
Nasıl olacak?
11 Eylül’e benzer yeni bir 11 Eylül çıkarması gerekti.[4]
11 Eylül’de ikiz kulelerde bulunan 3 bin Yahudi o gün işe gitmemişti.
Bazı şeyler feda edildi.
Eski ABD başkanı Trump’ın ifadesiyle Işid’i Obama kurdu.
Bugün Işid üzerinden PKK’ya 50 bin TIR silah gönderildi.
Kürt devletini kurmak için.
Yunanistan adaları silahlandı.
Savaş gemileri denizlerde seyir halinde ve İsrail’e gönderildi, öldürmesi için epey silahlarla beraber.
Hamasın İsrail’e saldırmasıyla ilk tepki ve hedef İran’a gösterildi.
Yoksa Irak ve Suriye’den sonra hedefte İran mı var?
Nitekim 1993 yılında Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş NATO’ya gittiğinde masa üstünde dünya haritasının olduğunu, dünyanın 8 parçaya bölünüp ABD’ye: Irak, Suriye ve İran’ın verildiğini söylemişti.
O halde sırada İran mı var?
Gazze bahane olup, hedef İran ve çevresi mi?
Irak kimyasal yalanıyla yıkıldı, şimdide İran kimyasalı ve İran’a yapılacak bir saldırı ile savaşı harlamak mıdır?
Her saldırıda topraklarını büyütüp genişleten İsrail, bu sefer nereye kadar genişlemeyi düşünmektedir?
Suriye ve Lübnan ve Gazze’nin tümü mü?
“Biz kitapta İsrâiloğulları’na şöyle bildirmiştik: “Yeryüzünde mutlaka iki defa fesat çıkaracak, çok böbürleneceksiniz.”[5]
Bir manası, Âyetteki “fesad”dan maksat, İsrâiloğulları’nın genel olarak Allah’ın Tevrat’ta koyduğu hükümleri çiğnemeleridir. Tefsirlerde iki fesaddan biri peygamber Eş’iya’yı (İşaya) öldürmeleri veya Ermiya’yı (Yeremya) hapsetmeleri; ikincisi ise Hz. Yahyâ’yı öldürmeleri, Roma yöneticileriyle iş birliği yaparak Hz. Îsâ’yı öldürmeye kalkışmaları şeklinde açıklanmaktadır.[6]
Diğer manası Babil’de yaptıkları fesattır.
İkincisi mi?
“Bu iki fesattan ilkinin zamanı gelince üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşıp köşe bucak her tarafı aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.
Bir zaman sonra onlara karşı size tekrar üstünlük verdik, servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; adamlarınızın sayısını daha da çoğalttık.
Eğer iyilik ederseniz kendiniz için iyilik etmiş olursunuz; kötülük ederseniz yine kendinize edersiniz. Nihayet ikinci cezalandırma vakti gelince, düşmanlarınız onurunuzu çiğnesinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yakıp yıksınlar istedik.”[7]
Belli ki iyilik yapmadılar.
Onurlarının çiğneneceği, mescide ayakkabılarla girerek her şeyi yakıp yıkmaları ile onların akıbetleri belirlenmiş olmaktadır.
Hamas -İsrail savaşını tetikleyen olay, İsrail askerlerinin Mescidi Aksaya ayakkabılarıyla girmeleri ve her şeyleri yakıp yıkmaları sebep olmuştur.
Ve gerçekten de elli yıldır büyütülen İsrail ve şişirilen MOSSAD’ın fos ve içinin boş olduğu ortaya çıktı.
Çizik atılıp olmayan onuru yıkıldı.
Askerleri mi?
” Onlar müstahkem şehirlerde veya siperler arkasında bulunmaksızın sizinle toplu halde savaşamazlar. Kendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur. “[8]
İsrail’in Demir Kubbe savunma sistemli muhkem ve müstahkem kale şehirleri yıkılmış, korkuyla etrafa kaçmışlardır.
Kalplerindeki dağınıklık, aylardır iç çatışma ve dağınıklık onları bu savaşla darmadağın etmiştir.[9]
-Melhame-i Kübra, hadiste belirtilen ve çıkacak olan büyük bir ateşin yani Savaşın insanları önüne katıp sürüklemesi, büyük bir yangının habercisi mi?[10]
Arzı Mev’ud, Allah tarafından Yahudilere vadedilmiş ve Diyarbakır, Adıyaman ve Kayseri sınırına kadar uzanan topraklara sahip olmak mı?
Yoksa kendi ipini çekmek olan ĞARKAD hadisinin tecellisi mi?[11]
Veya bunu yapacak ümmetin gelmiş olması ve Bediüzzaman’a İsrail’in devlet olmaları haberi verilince; bırakın toplansınlar, imhaları kolay olur, zulümlerinin akıbetlerinin haberi mi?

Belli ki Armegedon ile yani Tanrıyı kıyamete zorlamakta[12] niyetli olan Yahudiler kıyameti koparmaya çalışacaklar.[13]
Veya İttihadı İslamın[14] habercisi ve yeni oluşumun habercisi mi?
Belli ki sancılı olan bu haberler yeni bir doğumun müjdesini vermektedir.

Ancak şu an maalesef Terörist devleti İsrail’in insanlık dışı tam bir vahşeti yaşanmaktadır.[15] 

 “Kuşku yok ki iman edenlerin, insanlar içinde en amansız düşmanlarının yahudiler ve şirk koşanlar olduğunu göreceksin. Yine, onlar arasında iman edenlere sevgi bakımından en yakın olanların da, “Biz hıristiyanız” diyenler olduğunu göreceksin. Çünkü bunların içinde (insaflı) keşişler ve rahipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar.”[16]

MEHMET ÖZÇELİK

10-10-2023

[1] https://tesbitler.com/2023/09/12/11-eylul-ikiz-kuleler-saldirisi/

[2] https://tesbitler.com/2023/10/07/ciban-basi/

[3] https://tesbitler.com/2023/10/01/vesayet-savaslari/

[4] https://www.haber7.com/yazarlar/mehmet-acet/3358336-misir-istihbaratinin-korkunc-bir-saldiri-olacak-uyarisini-netanyahu-neden-umursamadi

[5] İsra. 4.

[6] Şevkânî, III, 327.

[7] İsra.5-7, https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/%C4%B0sr%C3%A2-suresi/2034/5-7-ayet-tefsiri

[8] Haşr. 14.

[9] https://tesbitler.com/2023/07/14/yahudilerin-iki-kere-fesad-cikaracagi/

[10] https://tesbitler.com/index.php?s=Melhame

[11] https://tesbitler.com/2023/10/08/garkad-savasi/

[12] https://tesbitler.com/2015/01/02/armegedon/

[13] https://tesbitler.com/index.php?s=Yahudi

[14] https://tesbitler.com/index.php?s=ittihad

[15] https://www.haber7.com/dunya/haber/3358346-israil-hamas-savasinda-son-dakika-israilden-misira-filistin-tehdidi

https://www.haber7.com/dunya/haber/3358331-yunan-eski-bakandan-surpriz-cikis-yillardir-filistinliler-olurken

https://www.haber7.com/foto-galeri/81531-10-ekim-sali-gazete-mansetleri-israil-askeri-istihbarati-3-ay-once-itiraf-etmisti-dip-noktasindayiz

https://www.aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/2023109171029_israilin-gazzeye-yonelik-saldirilari/0

[16] Maide. 82.

Loading

No ResponsesEkim 10th, 2023

RUHA SİNEN SAPIKLIK

RUHA SİNEN SAPIKLIK

Kur’an-ı Kerim’de Yahudiler için ve onların puta tapıcılığını tasvir etmek amacıyla beyan edilen ayette;

“İşleri (eski) Sizden kesin söz almış ve Tur’u tepenize dikmiştik, ‘Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin’ demiştik ‘İşittik ve karşı geldik’ dediler de inkarları yüzünden buzağı sevgisi kalblerine sindirildi. De ki, ‘Eğer inanmışsanız, imanınız size ne kötü şey emrediyor?'”[1]

Özellikle burada geçen; ‘Üşribu’ ifadesi;

İçirildiler, içlerine sindirildi, yerleştirildi.

Boyanın elbiseye nüfuz etmesi gibi buzağı sevgisi ve ona ibadet hırsı onlara nüfuz etti.
Şerabe” fiilinin “eşrebe ve üşribe” türevlerinin mecaz anlamları arasında; yedirmek/yedirilmek, emdirmek/emdiril­mek, telkin etmek/telkin edilmek, aşılamak/aşılanmak gibi anlamlar da vardır.[2]
Filistin’de başlayan ve başlatılan Hamas- İsrail savaşı yayılma temayülü gösteren, tarafları ve taraftar olanları içine çekecek bir girdaba doğru gidiyor.

Bu durum İsrail, Yunan ve Haçlı sevdalılarını da ortaya çıkarmaktadır. [3]

Ruha sinen, bedene yayılan hastalık sari bir illet gibi hesaplanan hedefe doğru gitmektedir.

” Onlar müstahkem şehirlerde veya siperler arkasında bulunmaksızın sizinle toplu halde savaşamazlar. Kendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur. “[4]

Çünkü onlar korkaktırlar.

Güç ellerinde olduğunda görüntülü ve yapmacık aslan kesilirler.

************  

” Her nefs ölümü tadıcıdır. Sonra Bize döndürüleceksiniz.
İnananları ve salihatı yapanları, içinde sürekli kalacakları Cennet’te; altından ırmaklar akan köşklere yerleştireceğiz. İyi işler yapanların ödülü ne güzeldir!
Onlar, sabreden ve Rabb’lerine tevekkül edenlerdir.”[5]

                                                                 ***********  

Yüzleri dümdüz olan, silik yüze sahip Lgbt’liler.
” “Lut’tan kavmi, misâfir melekleri istediler! Hemen biz onların gözlerini kör ettik. (Anadan doğma gibi kör oldular) işte azâbımı ve tehditlerimin âkıbetini tadın dedik.

Celâlim hakkı için, bir sabah vakti devamlı bir azâb onları bastırıverdi.”[6]
”Nihâyet onları güneşin doğma vaktinde korkunç gürültü yakalayıverdi. Hemen şehirlerinin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taş yağdırdık. Elbette bunda keskin anlayışlılar için ibret alâmetleri var.”[7] buyrulmaktadır.
Ahmed bin Hanbel ve İbn-i Mâce’nin bildirdikleri hadîs-i şerîflerde, Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Lut kavmi hakkında buyurdu ki:
On şey vardır ki Lut kavmi onları yapmış ve o yüzden helâk edilmiştir. Ümmetim ise onlara bir de kendisi katar. Bunlar; livâta (erkek erkeğe münâsebet), fındık gibi taşları sapanla atmak, güvercinle (kumar) oynamak, def çalmak, içki içmek, (özürsüz) sakal kesmek, (emredilenden fazla) bıyık uzatmak, ıslık çalmak, el çırpmak, (erkekler için) ipek gömlek giymek bir tâne de ümmetim ilâve eder ki; o da kadın kadına münâsebette bulunmaktır. Lut kavminin işini (livâta) yapan mel’undur. Benden sonra ümmetim hakkında en korktuğum şey Lut kavminin yaptığını yapmalarıdır.

MEHMET ÖZÇELİK

9-10-2023

 

[1] Bakara. 93.

[2] https://meal.ihya.org/kurani-terimler/ve-usribu-fi-kulubihimu-l-icle-[119].html

[3] https://www.haber7.com/siyaset/haber/3358113-aksa-tufani-operasyonu-ile-ilgili-bulent-arinctan-tepki-ceken-cikis

https://www.haber7.com/guncel/haber/3357998-feto-yine-ihanet-safinda-israil-askina-gammazciliga-basladilar

[4] Haşr-14.

[5] Ankebut. 57-59.

[6] Kamer. 37-38.

[7] Hicr sûresi 73-74-75.

Loading

No ResponsesEkim 9th, 2023

ĞARKAD SAVAŞI

ĞARKAD SAVAŞI[1]

Tarih boyunca Yahudi fitnesi sürekli kaynamış ve kaynatılmıştır.[2]

Büyük bir yangına yol açabilir Hamas -İsrail savaşı.

Uzun süredir ABD’nin hedefinde olan İran, sahaya çekilerek, bahanelerle bir Melhame-i Kübra yani Ortadoğu’yu yakıp yıkacak, göçlere neden olacak bir duruma varılabilir, [3]Allah korusun.
Biden gider ayak önceden başlatılan ateşi harlayabilir.
Nitekim Irak olmayan bahane ve uydurmalarla vuruldu.[4]
Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, NATO’da gördüğü haritada ABD’nin Suriye ve Irak’la beraber İran’ı işgal edeceğini söylemişti.
-Ortadoğu’daki bir çok savaşta büyük oyuncu İran sahaya çekiliyor. 

Veya saha bulunuyor. 

PKK, Ermeni, Hamas, Hizbullah, Rus. Ukrayna savaşı gibi.

Büyük kıyamet ya onun başında koparılacak ya da onun başından çıkacak. 

İsrail Hamasın büyük çaplı saldırısında hemen İran’ı hedef gösterdi. 

Oyun büyük 

-Bu kime yarıyor?
Bundan en çok kim zarar görüyor?
11 Eylülle Ortadoğu’yu şekillendirenler, Hamas- İsrail savaşıyla da yeni bir şekillendirme içine girmektedirler.

-1948’de Filistin’i İsrail’e bir tepside sunan İngiltere, bugünde her türlü destek vaadinde bulunuyor.
Dün İsrail’in yaptığı her türlü zulme ortak olan ABD ve batı haçlı güruhu, bugün ateşe benzin dökerek daha çok mazlumun toplu olarak katline onay verip, tahrik ediyor.
Haçlı orduları yüz yıldır evimize girip bizi içimizdeki piyonlarıyla, içten vurmaktadır.
Gizli ve mevzii olan savaş artık açıktan ve hukuk tanımadan ve tanınmadan tam bir insanlık suçu işlenmektedir.
Vahşet ve dehşet tüm boyutlarıyla ortadadır.
Dünya ve özellikle hadiste haber verilen Ortadoğu’yu Melhame-i Kübra’ya doğru gitmektedir.
Tam bir acımasız ve haksız, hukuksuz bir savaş.[5]
-Renkler netleşir berraklaşıyor. [6]

İsrail Filistin savaşı aslında farklı renk ve yapıların odaklandığı savaştır. 

Tarafların savaşı. 

Arada masum ve mazlumların yandığı savaş tamtamlarının ve leşkerlerin savaşıdır. [7]

 

Avrupa ve ABD ateşe benzinle gidiyor.

Hepsi ağız birliğiyle; İsrail’in arkasındayız, her türlü yardıma hazırız.
İran’da Hamasın arkasındayız diyor.
Fillerin savaşında masumlar eziliyor, ölüyor.
Suriye’de öldürülen ve hala devam eden milyonların kanı İran’ın elindedir.
Esed’i besleyen İran, barışı değil Sünni olan Suriyelilerin öldürülmesi için her türlü desteği vermektedir.
Ateşe benzin dökmekte, söndürme yoluna gitmemektedir.

-Bu Anadolu çok muhaceretlere yani göçlere sahne olmuştur.
Kolay kolay hiç bir kimse ben göçmen değilim diyemez.
Geriye doğru araştırdığında bunu görecektir.
Ben araştırdığımda iki yüz sene önce Yemenden, Şamdan, Kahramanmaraş ve Adıyaman seyrinin izlediğini gördüm.
Hepsi bu savaşlar sonucu bu mağduriyetler ve göçler olmuştur.
Zira rahat bir şekilde yaşayan insanlar neden memleketini terk etsinler ki?
Sulh esastır.
SULHTA HAYIR VARDIR.[8]
Evet, Sulhta hayır vardır.

-Medine yahudilerinin en büyük bilgini olup sonra İslâm’la müşerref olan Abdullah bin Selâm -radiyallahu anh-: “Kıyamet alâmetlerinin birincisi nedir?” diye sorduğu zaman Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Kıyametin ilk alâmeti, bir ateşin çıkıp insanları batıya sürmesi.” buyurmuştur.[9]
-Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde ise şöyle buyururlar:
“Hicaz toprağından, Busrâ’daki develerin boyunlarını aydınlatacak bir ateş çıkmadıkça kıyamet kopmaz.”[10]

Huzeyfe -radiyallahu anh-den rivayet edilen diğer bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Kıyametten önce, birisi doğuda, birisi batıda ve birisi de Arap yarımadasında olmak üzere üç çöküntü meydana gelecektir.”[11]
                                                                                                             MEHMET ÖZÇELİK

                                                                                                                      8-10-2023

[1] https://tesbitler.com/2017/10/13/garkad-agaci-abd/

[2] https://tesbitler.com/index.php?s=Yahudi

[3] https://tesbitler.com/index.php?s=G%C3%B6%C3%A7

[4] https://www.google.com/amp/s/www.bbc.com/turkce/articles/cgreyr87gr4o.amp

[5] https://tesbitler.com/index.php?s=Melhame

https://tesbitler.com/2015/01/02/armegedon/

[6] https://www.yenisafak.com/gundem/zafer-partili-hesaplar-israile-calisiyor-rabbim-israil-ordusuna-guc-kuvvet-versin-4565976

[7] https://www.haber7.com/guncel/haber/3357810-jahreinden-sosyal-medyayi-ayaga-kaldiran-paylasim-israilin-yanindayiz

[8] https://kuranfihristi.net/fihrist/bar%C4%B1%C5%9F
https://www.kuranvemeali.com/sulh-ile-ilgili-ayetler

[9] Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 1368.

[10] Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 2121 -Müslim: 2902.

[11] Müslim: 2901.

https://www.youtube.com/watch?v=zIoU_f5qJRA

https://www.youtube.com/watch?v=hmTgOuLbB80

https://tesbitler.com/index.php?s=k%C4%B1yamet

Loading

No ResponsesEkim 8th, 2023

ÇIBAN BAŞI

ÇIBAN BAŞI

20 yıl boyunca Afganistan’ı yakıp yıkan, Irakta bir milyon iki yüz elli binden fazla insanı öldüren ve hala terörle öldürülmeye devam edilen Irak gibi, milyar doların üzerinde PKK’ya silah desteği ile beraber eğitim verip bize saldırtan ABD, bilinsin ki: Afganistan’da kendisine çalışanları terk ettiği, Ukrayna’yı Rusya’nın kucağına atıp milyonların ölümüne sebep olduğu gibi; PKK’yı da bizi elli yıldır yıprattıktan sonra yalnız bırakacak, Ermenistan gibi başka bir yerde terör yuvaları kurarak terör savaşını devam ettirecektir.

Batının içimizdeki Truva atı olan İran ise maalesef buna çanak tutmaktadır.

Bizim güçlenmemizi, kendisinin güçsüzleşmesi olarak düşünmekte, bize karşı oynanan oyunlara göz yummakta hatta destekte bulunmaktadır.

Geçmişten günümüze.[1]

************ 

1917 Rus komünizminin Rusya tarafından 1991 yılında ilga edilmesiyle devlet gücünü kaybetti.

Ancak Çin bu desteğini resmi olarak sürdürmeye devam ediyor.
Ancak Rus’un kalıntıları ve ürettiği terörist ve terör yanlıları faaliyetlerini sürdürmektedir.
Özellikle Türkiye’deki sol örgütler bu ölüyü ısrarla diriltmeye çalışmaktadırlar.[2]
Kalıntı ve döküntüleriyle.
İşte PKK ve onun arkasındakilerde son temsilcileri, zorla ayakta tutulmaya çalışılmaktadır.
Oda bitiş aşamasındadır.
1960,68,80,93 ve 2016 15 Temmuz darbesini yapanlar, ordunun dizgini eline almasıyla bağırsaklarını bunlardan temizliyor.
Son terörist kalıncaya kadar.
Yüz yıllık temizleme ve temizlik faaliyeti yapılmaktadır.
Perde kapandı.
Yeni perde, yeni sahne ve yeni oyuncularla açılış yapılmaktadır.

************  

Yüz yıldır Türkiye’de hukuksuzluklar maalesef hukuk üzerinden yürütüldü.

Bugün bu hukuksuzluğa yine hukuk kullanılarak direnmeye ve diretilmeye çalışılıyor.
Ayasofya kapatılmış, sahte ve düzmece bir imza ve belgeyle, ezan yasaklanmış, keyfi küfri bir emirle, bir başbakan ve iki bakanı asılmış, ezana müsaade etmesi sebebiyle hapse atılmış, bir despotlukla, bu vatanın evladı boğdurulmuş, göçmen, yabancı ve azınlığa. Bir asırdır din düşmanlığı yapılmış ve yaptırılmış, dinimden olmayan münafık yapıya, namaz engellenmiş, namazla alakası olmayan tarafından, kısaca asırların anlatmakla bitiremeyeceği zulümler, köksüz ve bereketsiz olanlarca kurutulmuş ve çürütülmüş.

Ancak küfür devam etse de, zulüm devam etmez.

Biline…

************   

Beni candan usandırdı, cefâdan yâr usanmaz mı

Felekler yandı âhımdan, murâdım şem’i yanmaz mı

 

Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan

Niçün kılmaz bana derman, beni bîmarı sanmaz mı

 

Şeb-i hicran yanar cânım, döker kan çeşm-i giryânım

Uyarır halkı efgânım, kara bahtım uyanmaz mı

 

Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su

Habîbim fasl-ı güldür bu, akar sular bulanmaz mı

 

Gâmım pinhan tutardım ben, dedîler yâre kıl rûşen

Disem ol bî-vefâ bilmen, inanur mı inanmaz mı

 

Değildim ben sana mâil, sen ettin aklımı zâil

Bana ta’n eyleyen gâfil, seni görgeç utanmaz mı

 

Fuzûlî rind-i şeydâdır, hemîşe halka rüsvâdır

Sorun kim bu ne sevdâdır, bu sevdâdan usanmaz mı? (FUZÛLÎ (rahimehullâh-i te’âlâ))

MEHMET ÖZÇELİK

7-10-2023

[1] https://dtarihi.com/bagdati-isgal-eden-iran-sahi-sah-abbasin-diri-diri-hurma-agacina-asma-iskencesi-bagdat-kadisi-nuri-efendi-ile-ulu-cami-hatibi-mehmed-efendiyi-huzuruna-getirten-sah-abbas-onlari-hz-ebubekir/?fbclid=IwAR1Luri5Aiouf6vxOszJInQm8JEXJsHBudu9mOyaYlKVW1MfOqgiqY0qnQY

https://tesbitler.com/index.php?s=%C4%B0RAN

[2]https://www.facebook.com/648922707/posts/pfbid0eFcdH8Kno5dvhT6VcBVTHKrWKmyVvZf9Nbzy6q47kSuotGA6rTh3Q3sLJ1b6xVDhl/?mibextid=Nif5oz

 

Loading

No ResponsesEkim 7th, 2023

İZZETLİ BİR DURUŞ

İZZETLİ BİR DURUŞ

İha-larımızla verdiğimiz dersle aslında onurumuzu koruduk.[1]

ABD iha-mızı vurmuş. Şimdiye kadar gizliden vurduğunu, bu sefer açık etmiş. 

Tıpkı bizim açıktan ABD hedefini vurmasak da, verdiğimiz ve söylediğimiz mesaj yeter. 

Tabii ki anlarsa.

ABD’den gelen cevap ise; Pentagon: ABD F-16 savaş uçakları meşru müdafaa olarak Türk İHA’sını düşürdü.[2]

Abd Suriye’de PKK’nın hem yanında hem arkasında. 

Mikrop ve sinek üreten bir bataklık. 

Sinekler vuruluyor, bataklık sinek üretiyor.[3] 

Ayıdan post domuzdan dost olmazmış. [4]

-Meclisin içinden PKK’ya desteğin geldiği bir ortamda terör zayıflasa da bitmez. 

-Her an İçi ve dışı kirli emellerle sarılmış bir ortamda, temizlik elbette kolay olmaz.[5]

Terör yuvası Yunanistan’da eğitilen PKK’lılar yakalandı! 8 terörist gözaltında.[6]

ABD ve Suriye rejiminin kirli iş birliği: Türkiye’ye eş zamanlı saldırıya geçtiler.[7]

-NATO darbe yapıyor veya darbe yapanlar NATO ve NATO üyelerine sığınıyor. 

NATO’nun kurucu en büyük üyesi pkk terörünü destekliyor ve teröristi eğitiyor. 

-Efendimiz bu milletin çakallar tarafından çepe çevre çevreleneceğini 1400 sene öncesinden haber vermiştir.

Sevban’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (asm) şöyle buyurmuştur:

“Yakında milletler, yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi, size karşı (savaşmak için) birbirlerini davet edecekler.”

Birisi: “Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” dedi.

Rasûlullah (asm), “Hayır, aksine siz o gün kalabalık, fakat selin önündeki çörçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak, sizin gönlünüze de vehn atacak.” buyurdu.

Yine bir adam: “Vehn nedir ya Rasûlullah?” diye sorunca:

“Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir.” buyurdu.[8]

MEHMET ÖZÇELİK

6-10-2023

[1] https://tesbitler.com/2023/10/05/onurlu-yasamak-onurla-yasamak/

[2] https://sputniknews.com.tr/20231006/pentagon-abd-f-16-savas-ucaklari-mesru-mudafaa-olarak-turk-ihasini-dusurdu-1076074775.html

[3] https://video.haber7.com/video-galeri/251575-hdpli-sezai-temelliden-sasirtmayan-cikis-tskyi-kinadi-pkkya-sahip-cikti

https://www.haber7.com/dunya/haber/3357480-abd-suriyede-turk-ihasini-vurdu-skandal-olaya-mesru-mudafa-yaniti

[4] https://tesbitler.com/2015/11/24/ayidan-post/

[5]https://www.facebook.com/100008346600781/posts/pfbid02Tad3PJDfCJJSnQ7a8txGfc8kCXp2rutumBSS8bEHmVevoZTUcpawVMrBm2yRP8ZWl/?mibextid=Nif5oz

[6] https://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/teror-yuvasi-yunanistanda-egitilen-pkklilar-yakalandi-8-terorist-gozaltinda-995418

[7] https://www.yenisafak.com/gundem/abd-ve-suriye-rejiminin-kirli-is-birligi-turkiyeye-es-zamanli-saldiriya-gectiler-4565522

 

[8] bk. Ebu Davud, Melahim, 5.

Loading

No ResponsesEkim 6th, 2023

ONURLU YAŞAMAK ONURLA YAŞAMAK

ONURLU YAŞAMAK ONURLA YAŞAMAK

Yıllardır hasretle beklediğimiz haber, belki de ilk olmasını beklediğimiz haber.

Onurlu yaşayışımıza, onurla yaşayışımıza müdahale edilmemesi idi.

Üç asırdır onur kırıcı, onur yıkıcı uygulamalar ve müdahalelerle karşılaştık ve adeta yaşamaya mecbur bırakıldık.

Ve son elli yıldır 20 küsur devletin beslediği ve desteklediği Pkk illeti ile yaşamaya mecbur bırakıldık.

Dost bildiğimiz ülkeler orta doğunun zenginliğine konmak için sırtlanlar gibi saldırarak her türlü terörü oluşturup beslediler.

İşte o hasretle beklediğimiz onur tazeleyici haber gecikmeli de olsa geldi;

“İçişleri Bakanlığı’nı hedef alan terör saldırısından sonra Irak’taki terör üsleri bir bir vuruluyor. Dün düzenlenen harekatla birlikte 3 günde imha edilen hedef sayısı 58’i buldu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Irak ve Suriye’de PKK/YPG’ye ait bütün tesislerin hedef alınacağını belirtti. Fidan, örgüte destek veren ülkeleri de uyardı: Üçüncü tarafların PKK/YPG’li tesislerden ve şahıslardan uzak durmasını tavsiye ediyorum.”[1]

“MSB kaynakları: Başta dost ve müttefik ülkeler olmak üzere diğer ülkelerin bu teröristlerin yakınlarında bulunmamaları gerektiğini her zaman ifade ediyoruz. Kim üzerine alınıyorsa gerekli tedbirleri almak onların kendi tercihidir.”[2]

Yıllardır devletten bunu bekliyorduk.[3]

Ancak ahtapotun kolları içerden de dışardan da bizi çepe çevre sarmıştı.

Dışımızdakilerin gelişmememizi istemeleri işini anlarımda, ya içimizdeki bir kısım beyinsizler yüzünden takoz konulup, çığırtkanlık yapılmasına ne denilmeli? 

“Mûsâ tayin ettiğimiz vakitte buluşmak üzere kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Mûsâ dedi ki: “Ey rabbim! Dileseydin onları ve beni daha önce helâk ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir; onunla dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim velîmizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin.”[4]

Bize bu dünyada da âhirette de iyilik yaz! Şüphesiz biz sana yöneldik.” Allah buyurdu ki: Azabıma dilediğimi uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır; ayrıca rahmetimi Allah korkusu taşıyanlara, zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.”

Tam bir münafık yapı. 

Sapı bizden görünen, batının baltasına sap olan odun ve kütüklere ne demeli. 

Kuran onlara, ‘Huşubun müsennedeh’ yani sıra sıra dizilmiş kütükler diyor.

“Onlara şöyle bir baktığında dış görünüşleri sana iyi bir izlenim verir; konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Ama onlar sanki bir yere dayanmış kütükler gibidir (böyle güvendeymiş gibi görünürler). Her gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar. Asıl düşman onlardır, onlardan korun! Allah kahretsin onları! Nasıl da haktan yüz çeviriyorlar!”[5]

– Devlet zafiyet gösterirse millet çöker. Millet çökerse terör artar, zulüm başlar ve devlet yıkılır.

Batı yani Hristiyan dünyası kendinden olmayan ölümlere hep göz yumdu.

Hatta en üst derecede papalık dahi.
Tıpkı Yahudiliğin iman esaslarından olan on emirin birincisinde; öldürmeyeceksin, denir.
Yahudiler bunu yorumlarken; yani kendinden olanı yani birbirinizi öldürmeyeceksiniz, sizden olmayanları değil, derler.

“İkinci Dünya Savaşı sırasında Katolik Kilisesi ve Vatikan lideri olarak görev yapan Papa 12. Pius’un, Nazilerin toplama kamplarında her gün binlerce kişinin katledildiğinden haberdar olduğu ancak sesini çıkarmadığı belirtildi.”[6]

-Kıssa: Evvelce, uzun bir medrese eğitiminden sonra diploma alan bir medrese öğrencisi, şehrin camilerinin birinde vaaz vermeye heves etmiş. Ancak ilk defa bir kalabalığın karşısına çıkaca­ğından, bir yanlışlık yapar da rezil olurum korkusuyla yakın bir arkadaşından yardım istemiş. Arkadaşına, “Ben ayak bi­leğime bir ip bağlayayım. Sen de kürsünün yanına otur, ipin ucundan tut. Vaaz esnasında yanlış söz edersem sen ipi çeker­sin. Ben de anlar, yanlışımı düzeltirim.” demiş.

Genç ve hevesli vaiz kürsüye çıkmış. Arkadaşı, kürsünün yanında ipin ucundan tutarken cemaat de ne söyleyeceğini diye merak edermiş. Duadan sonra vaiz, “Kale’n-Nebi” di­yecek olmuş. “Kale’n-Nebi” diye başladığı sırada, cemaat­ten biri oturacak yer ararken, yanlışlıkla ayağı ipe takılmış. Şaşırdığını sanan vaiz, yanlışını düzeltmek için “kıyle” diye söze başlamış. Arkadaşı da yanlışını anlasın da düzeltsin diye ipi çekmiş. Vaiz iyice şaşırmış ve “kule” demiş. İp yine çekilmiş. Cemaat de gülmeye başlamış. Vaiz ne söyleyeceği­ni şaşırmış ve arkadaşına kızmış. Kendi kendine, “Onu dost bildim. İlk vaazımda beni cemaate rezil etti.” diye söylen­miş. Molla, cemaate şöyle seslenerek kürsüden inmiş: “Ey cemaati Müslim! Sizlere çok şeyler söylemek isterdim. Ne yapayım ki ipin ucu başkasının elinde, beni yanılttı, kusura bakmayın.”

MEHMET ÖZÇELİK/5-10-2023

[1] https://www.yenisafak.com/gundem/ucuncu-taraflar-uzak-dursun-irak-ve-suriyede-pkkya-ait-butun-yapilar-mesru-hedefimiz-4565242

[2] https://www.haber7.com/guncel/haber/3357306-msbden-dost-ve-muttefik-ulkelere-uyari-kim-uzerine-aliniyorsa

https://www.haber7.com/siyaset/haber/3357138-msbde-kritik-toplanti-3-bakan-bir-araya-geldi

https://www.haber7.com/foto-galeri/81465-ankarada-dunyaya-uyari-vuracagiz-uzak-durungazete-mansetleri

[3] https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/disisleri-bakani-hakan-fidan-irak-ve-suriyede-pkkya-ait-tum-tesisler-bundan-sonra-guvenlik-guclerimizin-mesru-hedefimizdir-4565163

[4] A’raf.155-156.

[5] Münafikun.4.

[6] https://www.haber7.com/dunya/haber/3353312-papa-12-pius-holokostu-biliyordu-ama-ses-cikarmadi

Loading

No ResponsesEkim 5th, 2023

VESAYET SAVAŞLARI

VESAYET SAVAŞLARI

Peygamber Efendimizin 1400 sene önce haber verdiği kıyametin on büyük alametlerinden birisi, belki de en önemlisi Yecüc-Mecücdür.[1]

Yani terör ve terörist.

Bugün büyük devletlerin hakimiyet yöntemleri, vesayet savaşlarıdır.

Başta Türkiye kökü dışarıda bu örgütlerin kıskacında.[2]

Zira Türkiye’deki hak aramanın adı terör estirmek, dağdaki eşkıyalığı şehirde sürdürmektir.[3]

ABD bu terörü bize ve İslam ülkelerine karşı koz olarak kullanıyor.[4]

Ermenistan ve uzantısı PKK.
Diğeri İran ve uzantısı siayla beraber kolları.
PKK Ermenistandan beslenmektedir.

-Nitekim ABD başkanı Biden’in kazanmasını tedirginlikle beklemiştim.

Zira Pentagonun dünyayı ateşe vereceği bir gerçekti.
En azından bombanın fitilini ateşleme potansiyeline sahipti.
Önceki başkan Trump deli dolu olup, delice oda dünyayı ateşe verebilirdi ancak onun delice yaptığını, Biden bilinçli, hesaplı olarak, kendisince akıllı ve planlı yapmaktadır.
İşte bugün dünya bunu yaşamaktadır.
Suriye’de Kürt devleti kurmak için PKK ile her türlü imkanı sağlayıp, destek olmaktadır.
Rusya Ukrayna savaşı, Yunanistan’ı Türkiye’ye, Ermenistan’ı ve İran’ı Azerbaycan ve Türkiye’ye kışkırtmaktadır.
Bu devam edecektir.

-Hapis te bulunan Mit elemanı Enver Altaylının ifadesine göre, “Türkiye’de muhalif güçlerin tamamının birlikte hareket ederek halkın sokaklara indirilmesi önemli. Sokak hareketinin başarılı olabilmesi için ekonomik krizin çıkması şart. Almanlar bu yönde çalışmaya başladı ve her türlü tedbiri aldı. Suudi Arabistan ve Katar’dan para akışının durması gerekir.”[5]

– Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, PKK’nın içeriden eleman devşiremediğini ancak Suriye ve İran’dan destek aldığını söyledi.

Zaten PKK ile mücadele ederken aynı oranda, Suriye, İran ve Ermenistan’ı da göz ardı etmemek gerekir.

Bitiş noktasına gelen Pkk-nın yeni yuvası Azerbaycan mı?

Bu terör Osmanlının yıkılması ve İttihatçıların kuruluşu ile başladı.[6]

Buna da din düşmanlığı ve dini devre dışı bırakmakla başlandı.[7]

-Nitekim yüz yıl sonra yine bugün de; Arap düşmanlığı aslında İslam düşmanlığıdır. Yüz yıl önce bizle Arapların arasını açanlar, bugünde bir yüz yıl daha sürmesini istedikleri ayrıştırmayı yapmaya çalışmaktadır.

Hem maddi gelişimi engellemek ve hem de ittihad i İslam’ın önünü tıkamaktır.

İmamesi kopmuş tesbih taneleri gibi dağınıklığından istifade ile kolay lokma olarak yutmaktır.

Önce Suriyeli muhacirlere başlayan sinsi oyun, diğer Arap vatandaşları ile sürdürülmekte çalışılıyor. İşin garip tarafı, bunu yapanların Türk kanı taşımayıp, kendilerinin göçmen olmasıdır.

*************  

İşte o vesayet savaşlarının en kapsamlısı Wagner ordusu.

Paralı asker sahibi besili ve beslenmiş Wagner açıkça Putin’in üzerine yürüdü, meydan okudu.

Oda gayet ciddi ciddi.

Her şeyi affederim, ihaneti asla” demişti Putin.[8]

Harp hiledir, sırrınca acaba bu bir oyun olmasın mı dedim.
Spekülasyon da denilebilir.
Ancak korkulu rüya görmektense tedbirli olmak, yanan ağzın bir daha yanmaması için ayranı üfleyerek içmek gerek.
Hep bu olaya şüpheli baktım.
Nasıl oldu da göklere çıkan alevler bir anda, birinin devreye girmesiyle fisss diye söndü?
Putin’in yıllardır beslediği karga gözünü oyabilir. Ancak Putin sayesinde palazlanıp yükselen, büyük bir güce sahip olan Wagner neden bu minnet borcunu bir çeşit ödemesin?
Nasıl mı?
Anlaşma yapmış görünerek Wagner Rusya’yı terk edecek ve çok önemli olup önem verdiği Afrika’ya gidecek!
Ve tehdit.
“Rusya örtülü operasyon başlattı: Afrika’yı Wagner’le işgal planı.”
[9]
Arkasından savaşı Avrupa’ya taşıma tehlikesi.
“Wagner’in Belarus’a yerleştirilmesinden endişelenen Polonya, sınıra asker gönderiyor.”

-Hürriyet: Gündeme bomba gibi düşen ‘gizli anlaşma’ iddiası: Prigojin hayatta, işte saklandığı ülke.[10]

MEHMET ÖZÇELİK

1-10-2023

 

 

 

 

[1] https://tesbitler.com/index.php?s=Anar%C5%9Fi

https://tesbitler.com/index.php?s=Yec%C3%BCc

[2] https://www.haber7.com/guncel/haber/3356021-isadami-mi-koku-disarida-bir-ajan-mi-gezideki-rolu-neydi-iste-gercek-osman-kavala

[3] https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/eski-hdpli-altan-tanin-selahattin-demirtas-itirafi-silahla-siddetle-demokrasi-meclis-birlikte-olmaz-4564169

https://tesbitler.com/index.php?s=Pkk

[4] https://video.haber7.com/video-galeri/249134-deasisid-abd-ve-israilin-yarattigi-bir-canavar-eski-abdli-komutandan-itiraf-gibi-aciklama

https://tesbitler.com/index.php?s=Ter%C3%B6r+

[5] https://www.yenisafak.com/yazarlar/huseyin-likoglu/komunizmle-mucadeleden-multecilerle-mucadeleye-4561453

[6]https://www.facebook.com/100001837561240/posts/pfbid02ssD1GnCHiLbjKtv38Cbmn2GskA9feB7LrjRzpWCXS8dcjfLWihroAAjm7U3qPqjQl/?mibextid=Nif5oz

[7] https://www.bbc.com/turkce/articles/cnk181dle2vo

https://video.haber7.com/video-galeri/250845-fatih-altayli-alman-vatandasi-bartinda-musluman-olmus-ne-sacma-bir-sey-yahu

[8] https://www.cnnturk.com/dunya/dunya-prigojinin-olumunu-konusuyor-iste-4-senaryo

[9] https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/afrikayi-wagnerle-isgal-plani-984090

[10] https://www.hurriyet.com.tr/dunya/gundeme-bomba-gibi-dusen-gizli-anlasma-iddiasi-prigojin-hayatta-iste-saklandigi-ulke-42327928

https://www.youtube.com/watch?v=ahax-u3zWV4

 

Loading

No ResponsesEkim 1st, 2023

FİRAVUN DEVREDE

FİRAVUN DEVREDE

 

Gördüğü korkunç rüya üzerine tacını, tahtını ve saltanatını kaybetme korkusu yaşayan Firavun, Musa’nın gelmemesi için binlerce çocuğu katletmişti.[1]
Şeytanda Hz. Adem ve Havva’dan oluşacak zürriyetinin gelmemesi için itiraz edip onun üstünlüğünü kabul etmeyip reddetmiş ancak kendi reddedilince son bir yol olarak kıyamete kadar kendisine süre verilmesini inkar ettiği Rabbi ’sinden istemişti.
İnsanların umumunun geçeceği ana yolda oturup bekleyerek, Adem’in çocuklarını saptıracağını; bir yandan gelişlerini engellemek için kürtajı teşvik ederken, diğer yandan açlık korkusuyla, bir diğer yandan da cahiliye adeti olarak çocukların öldürülmesini teşvik edecekti.
Harpler ve darpların ortamını hırs, şöhret ve kibir ile süsleyip aileleri dağıtacak, çocukların ölümünü sağlayacaktı.
Kalabalıklaşan dünyada geçim sıkıntısı çeken insanlara ilham kaynağı olarak vesvese verip; dünyanın 8 milyarı taşıyamayacağını, bunu 500 milyona indirmek için her türlü ortamı hazırlamalarını sağlayacaktı.

Lut kavmine, cinsiyetsizliğin insan özgürlüğü yaftasını yutturacak,[2] üçüncü bir cinsi bozuk nesilleri üreterek, doğumların önünü tıkayacaktı.
Helaki netice verecek günahları işleterek nesillerin yok olmasını sağlayacaktı.
Dünyanın sonuna doğru bunun önünü bir daha açarak cinsiyeti farklı, ruh yapısı bozuk ve köksüz nesillerle hayatın ve hayata gelişin önünü yine tıkamaya çalışacaktı.
Tüm hesabı hayata karşı idi.
Şeytan hayata düşmandı.
Öldürmek ve ölümün önünü açıp, hayatın önünü tıkamak onun tek hedefiydi.

Oysa dünyada en büyük hizmet, hayata hizmettir.

Kâinat hayatı netice vermekte, hayatta insan ve insan hayatını, hayat ağacının meyvesi olarak netice vermektedir.

“Hem hayat, bu kâinatın tezgâh-ı âzamında öyle bir istihale makinesidir ki, mütemadiyen, her tarafta tasfiye yapıyor, temizlendiriyor, terakki veriyor, nurlandırıyor.”

“şu kesafetli ve ruha münasebeti az olan topraktan ve şu küdûretli ve nur-u hayata münasebeti pek cüz’î olan sudan, mütemadiyen hummalı bir faaliyetle, letafetli hayatı ve nuraniyetli zevi’l-idraki halk eden Fâtır-ı Hakîm, elbette ruha çok lâyık ve hayata çok münasip, şu nur denizinden ve hattâ şu zulmet bahrinden, şu havadan, şu elektrik gibi sair madde-i latîfeden bir kısım zîşuur mahlukları vardır. Hem pek çok kesretli olarak vardır.”[3]

***************  

Ya Muhammed Ebu Cehil ve Firavun ölmedi, kıtalar geziyor.

Lutilerde, Firavun ve Nemrutlar, Şeddad ve Buhtu-n Nasırlar ve onların yavruları da kol geziyor, yollarda geziyor.[4]

Allah her şeyi hatta öyle ki; bitki, hayvan ve insanı çift olarak yaratmıştır.[5]

-İnsanlar dünyaya kişiliği ifade eden bir rakamıyla gelirler.

Hayatta yapılan her şey bir sıfır olup; olumlu olanlar bir-in yanına eklenir ve onun kişiliğini arttırırken, olumsuz olan şeylerde soluna eklenen sıfır olup, onun kişiliğini ve insanlığını sıfıra kadar götürür.[6]

Ahseni Takvim ve Esfeli Safilin sırrı ve manası tezahür eder.

LGBT cinsiyet ve kişilik bozukluğunun bir neticesidir.
Önce zihinde başlar sonra bedene yansır.

-Geçmişte gelişimin önündeki en büyük engel kilise iken, bugün de aynı zamanda ahlakın önündeki engel kilisenin başı papalık olmuştur.[7] 

-İlk yaratılışta Şeytanın Hz. Âdem ve Havva ya yaptığını bugün daha kapsamlı bir şekilde insanlığa yaptırıyor, ABD, İsveç gibi batı eliyle.[8]

İnsanlık cinsi ve cinsiyeti bozuk sapkınlar ile hem kendilerinin ve hem de insanlığın sonunu hazırlıyorlar.

MEHMET ÖZÇELİK

1-10-2023

 

[1] https://tesbitler.com/2021/10/16/firavunlar-musalarin-pesinde/
https://tesbitler.com/2015/01/02/firavunun-donusu/
https://www.risalehaber.com/firavunun-donusu-15105yy.htm

[2] https://video.haber7.com/video-galeri/251015-lubnan-halki-lgbt-yuruyusune-sert-tepki-gosterdi

https://tesbitler.com/2022/12/02/lut-kavmi-ve-lgbt/ 

https://www.google.com/search?q=%C4%B0stanbul+belediyesinde+lgbt&oq=%C4%B0stanbul+belediyesinde+lgbt&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIHCAEQIRigATIHCAIQIRigAdIBCTIwMjA3ajFqNKgCALACAA&client=ms-android-samsung-trvo1&sourceid=chrome-mobile&ie=UTF-8#ip=1 

https://www.yeniakit.com.tr/haber/chpli-ibbden-lgbt-skandali-1754213.html

https://www.yenisafak.com/gundem/bu-dergiyi-evimize-gondermeyin-ibbden-ucretsiz-lgbt-propagandasi-3900872

[3] Bediüzzaman. 29.söz.

[4] https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/chpli-tunc-soyer-izmir-buyuksehir-belediyesinde-lgbtliler-icin-daire-baskanligi-kurdu-emirlerindeyiz-4561089

[5] https://www.haberturk.com/kuran-fihristi/cift-ile-ilgili-ayetler

https://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?sure=51&ayet=49

[6] https://tesbitler.com/2023/06/19/kisilik-cokusu-ve-coken-kisilikler/ 

[7] https://www.yenisafak.com/dunya/escinsellik-suc-degildir-diyen-papa-ve-vatikana-kardinallerden-manifesto-buyuk-bir-gunahi-kutsamayacagiz-4564569

https://tesbitler.com/2023/05/13/tek-dunya-devletine-dogru/ 

[8] https://www.yenisafak.com/anasayfa/belcikada-ahlak-disi-zorunlu-cinsel-egitim-yasalasti-9-yasindaki-cocuklara-sinifta-porno-izletecekler-4560126

https://tesbitler.com/2023/03/15/tanriyi-kizdiracak-ne-yaptiniz-ki/ 

https://tesbitler.com/2023/09/02/once-namuslarla-oynandi/ 

https://tesbitler.com/2023/06/25/fuhus-ve-ahlaksizlik-teroru/

Loading

No ResponsesEkim 1st, 2023

İslam inancına göre Hızır kimdir

İslam inancına göre Hızır kimdir


İslam inancına göre, Hızır bir peygamber veya kutsal bir figür olarak kabul edilir. İslam’ın kutsal kitabı olan Kur’an’da doğrudan Hızır’ın adı geçmez, ancak İslam mitolojisi ve geleneklerinde önemli bir yere sahiptir. Hızır, İslam inancına göre ölümsüz veya uzun ömürlü bir varlık olarak kabul edilir ve çeşitli halk hikayeleri ve İslam mitolojisi içinde öne çıkar.

Hızır’ın İslam kültüründeki rolü, hayatın sırları, bilgelik ve yardımseverlikle ilişkilendirilir. İslam geleneklerine göre, Hızır zaman zaman insanlara rehberlik eder veya yardım eder. Bu nedenle bazı İslam geleneğinde Hızır, öğretmenlerin ve yolcuların koruyucusu olarak kabul edilir.

Hızır’a dair en yaygın bilinen hikayelerden biri, peygamber Musa ile Hızır’ın karşılaşmasını anlatır. Bu hikaye, Kur’an’da “Kehf Suresi” olarak bilinen surede yer alır. Musa, Hızır ile karşılaşır ve onunla bir süre yolculuk yapar. Bu hikaye, bilgelik, sabır ve Allah’ın sırlarının insanlar için erişilemez olduğu fikirlerini işler.

Hızır hakkında pek çok efsane ve hikaye anlatılır, ancak İslam’ın temel inançlarına göre, Hızır bir peygamber değil, özel bir varlık veya sembolik bir figürdür. İslam inancında Hızır’ın rolü ve kimliği, farklı İslam kültürlerine ve mezheplere göre farklılık gösterebilir.

@@@@@@

Hadislerde Hızır hakkında ne gibi bilgiler verilmektedir

İslam hadislerinde Hızır hakkında spesifik ve ayrıntılı bilgiler verilmemektedir. Hızır ile ilgili ayrıntılı hikayeler ve anlatılar, daha çok İslam mitolojisi ve halk hikayeleri içinde yer alır. Ancak bazı hadislerde Hızır ile ilgili bahsedilen kısa ifadeler veya atıflar bulunabilir.

Bununla birlikte, İslam hadislerinde genellikle Hızır’ın ölümsüz veya uzun ömürlü bir varlık olarak kabul edildiği ve bazı durumlarda peygamber Musa ile karşılaştığına dair ifadeler bulunabilir. Hızır’ın hayatı ve görevi hakkında detaylı bilgi sunan bir hadis koleksiyonu bulunmamaktadır.

Hızır ile ilgili hikayeler ve anlatılar, İslam topluluklarının geleneklerine ve kültürlerine dayalı olarak farklılık gösterebilir. Bu hikayeler, özellikle İslam öncesi mitolojilerden ve diğer geleneklerden etkilenmiş olabilir.

Hızır’ın İslam’daki yeri ve önemi genellikle mistik veya sembolik bir düzlemde kabul edilir ve İslam’ın temel inançlarına göre dini bir otorite veya peygamber değildir. Bu nedenle, İslam’ın kutsal metinlerinde ve hadislerinde Hızır hakkında detaylı bilgilere rastlanmaz.

@@@@##

Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde Hızır hakkında ne gibi bilgiler verilmektedir

Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde Hızır hakkında verdiği bilgiler şunlardır:

Hızır, Allah’ın izniyle ölümsüz olan bir peygamberdir. Kur’an’da Kehf Suresi’nde anlatılan Hz. Musa ile buluşan zatın Hızır olduğu rivayet edilir. Hızır, ilim ve hikmet sahibi bir kişidir ve Allah’ın gayb ilmini kendisine öğrettiği söylenir.
Hızır, zaman zaman insanlara yardım etmek için görünür. Ancak bu yardım, insanların anlayışına ters düşebilir. Bu nedenle Hızır’ın yaptıklarını sorgulamak doğru değildir. Hızır’ın yaptıklarının hikmetini ancak Allah bilir.
Hızır, Risale-i Nur Külliyatı’nın yazarı Said Nursi’ye de yardım etmiştir. Said Nursi, eserlerini yazarken bazen Hızır’ın kendisine ilham verdiğini veya destek olduğunu belirtir. Örneğin, Şualar isimli eserinde şöyle der: “Hem Risale-i Nur’un yazılmasında ve neşrinde ve muhafazasında ve kahramanlarının kuvvetinde ve kaderin yardımında ve Hızır Aleyhisselamın himmetinde ve gaybî kuvvetlerin inayetinde çok harikalar görülmüştür.”
Hızır, Risale-i Nur Külliyatı’nın okuyucularına da yardım etmiştir. Said Nursi, bazı mektuplarında okuyucularının Hızır ile karşılaştıklarını veya ondan yardım aldıklarını nakleder. Örneğin, Emirdağ Lâhikası isimli eserinde şöyle der: “Hem Risale-i Nur’un kahramanlarına Hızır Aleyhisselam çok defa görünmüş, yardım etmiş. Hem Risale-i Nur’un şakirdleri onunla mülâkat etmişler.”

@@@@@@@@

Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde Hızır hakkında ne gibi bilgiler verilmektedir

Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde Hızır ile ilgili çeşitli bilgiler ve yorumlar bulunmaktadır. Nursi’nin eserlerinde Hızır, İslam mitolojisinin önemli bir figürü olarak kabul edilir. İşte Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde Hızır ile ilgili bazı bilgiler:

Hızır, yaşayan bir veli olarak kabul edilir: Nursi, Hızır’ı İslam geleneğinde yaşayan bir veli olarak tasvir eder. Onun eşsiz bilgi ve hikmete sahip olduğunu ve Allah’ın izniyle olağanüstü şeyler yapabileceğini belirtir.

Hızır’ın öğrettikleri: Nursi, Hızır’ın İslamî bilgi ve hikmeti insanlara öğretebileceğine inanır. Hızır’ın öğretilerinin insanlar için rehberlik sağlayabileceğini ve manevi yolculuklarda yardım edebileceğini ifade eder.

Hızır’ın gizemi: Bediüzzaman Said Nursi, Hızır’ın gizemli bir figür olduğunu ve onun hakkında bilinmeyen çok şey olduğunu vurgular. Bu gizem, Hızır’ın öğretilerinin daha da etkili olmasına ve insanların manevi düzeylerini yükseltmelerine yardımcı olabilir.

Ancak, Hızır ile ilgili bu bilgiler ve yorumlar, Bediüzzaman Said Nursi’nin kendi görüşlerine dayanmaktadır ve İslam dünyasının genel görüşlerinden farklılık gösterebilir. Hızır’ın İslam mitolojisi içindeki yeri ve rolü, farklı dini yorumlara göre değişebilir.

******
Hızır ile ilgili ne gibi kıssalar anlatılmaktadır

Hızır ile ilgili İslam geleneğinde birçok kıssa ve hikaye anlatılmıştır. Bu kıssalar, genellikle Hızır’ın olağanüstü bilgi, hikmet ve yardım yeteneklerini vurgulayan öyküler içerir. İşte bazı örnekler:

Musa ve Hızır Kıssası: Bu kıssa, Hz. Musa’nın Hızır ile karşılaşmasını anlatır. Hz. Musa, Allah’ın izniyle Hızır ile birlikte seyahat eder. Bu seyahat sırasında, Hızır’ın farklı olaylara nasıl müdahale ettiğini gözlemleyerek önemli dersler öğrenir. Her olayın ardında Hızır’ın daha derin bir bilgisi ve hikmeti olduğunu keşfeder.

Hızır’ın Denizde Gemiyi Delmesi: Bir versiyona göre, Hızır bir gemiyi bilerek deler. Bu eylemi, gemi sahipleri için başlangıçta anlaşılmaz bir zarar gibi görünse de, sonunda geminin sahiplerini daha büyük bir felaketten koruduğu ortaya çıkar. Bu hikaye, insanların Allah’ın bilgeliğini ve niyetini anlamalarının zorluğunu vurgular.

Yetim Çocuğun Diriltilmesi: Hızır ile ilgili diğer bir kıssa, bir anne ve babasını kaybetmiş bir çocuğun öldüğü bir köyde geçer. Hızır, çocuğun kabrini kazıp onu yeniden diriltir. Bu olay, Hızır’ın Allah’ın izniyle yaşam ve ölüm üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu gösterir.

Duvarın Onarılması: Bir başka kıssada ise, Hızır ve Musa bir köyde misafirlik ederler, ancak köy halkı onlara yardım etmek yerine misafirperverliklerini unuturlar. Hızır ve Musa, köy halkının yaşadığı zararı gidermek için bir duvarı onarırlar. Bu kıssa, insanların cömertlik ve misafirperverlik önemini vurgular.

Bu kıssalar, Hızır’ı İslam geleneğinde bir manevi rehber ve olağanüstü bilgi sahibi olarak tanımlayan örneklerden sadece birkaçıdır. Hızır ile ilgili kıssaların farklı versiyonları ve yorumları İslam dünyasında çeşitlilik gösterebilir.

@#@@@@@@

 

Loading

No ResponsesEylül 29th, 2023

Türkiye’de 18 yıl boyunca ezan yasaklandığında yaşanan olaylar

Türkiye’de 18 yıl boyunca ezan yasaklandığında yaşanan olaylar


Türkiye’de 1935 yılından 1953 yılına kadar, yaklaşık 18 yıl boyunca ezanın Türkçe okunması gerektiği bir uygulama dönemi yaşandı. Bu dönemde Türkiye’de ezanın Arapça yerine Türkçe okunması zorunluluğu getirilmişti. Bu karar, dönemin Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından alınmıştı.

Bu dönemde yaşanan bazı olaylar ve tepkiler şunlar olabilir:

1. Dinî Cemaatlerin Tepkisi: Ezanın Türkçe okunması kararı, özellikle dini cemaatler ve İslam alimleri tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı. Bu gruplar, ezanın Arapça okunması gerektiğini savunarak karara karşı çıktılar.

2. Toplumsal Tepkiler: Ezanın Türkçe okunması kararı toplumun genelinde de tepkilere yol açtı. Birçok kişi, geleneksel ezanın değiştirilmesine karşı çıktı.

3. Anayasal Değişiklik: 1950 yılında Türkiye’de çok partili siyasi sisteme geçiş yapıldı ve Demokrat Parti iktidara geldi. Bu dönemde, ezanın tekrar Arapça olarak okunması için anayasal bir değişiklik yapıldı.

4. İslamî Düşünce Hareketi: Ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkanlar arasında İslamî düşünce hareketinin güçlenmesi etkili oldu. İslamî düşünce, bu dönemde daha fazla önem kazandı.

5. Uluslararası İlişkiler: Ezanın Türkçe okunmasının uluslararası arenada da yankıları oldu. Bazı İslam ülkeleri, Türkiye’nin bu kararını eleştirdi.

Sonuç olarak, Türkiye’de 18 yıl boyunca ezanın Türkçe okunması yasağı uygulandı, ancak bu karar sonraki yıllarda anayasal bir değişiklikle geri alındı ve ezan tekrar Arapça olarak okunmaya başlandı. Bu dönem, Türkiye’nin din ve laiklik gibi konulardaki toplumsal ve siyasi dinamiklerinin bir yansıması olarak önemli bir dönem olarak kabul edilir.

@@@@@@

Ezan yasaklandığında belgelerle sabit olarak görülen zulüm ve baskılar

Türkiye’de ezanın Türkçe okunması döneminde (1935-1953) yaşananlar, o döneme dair belgelerle sabitlenmiş birçok zulüm ve baskı olayını içermektedir. Bu dönemde bazı Müslümanlar ve dini liderler, bu değişikliği dini özgürlüklerin sınırlanması olarak gördüler ve çeşitli tepkiler gösterdiler. İşte o dönemde yaşanan bazı zulüm ve baskı örnekleri:

1. Ezanın Türkçe Okunması Kararı: 1932 yılında Türk Dil Kurumu tarafından Arapça kelimelerin Türkçe eşleriyle değiştirilmesi gerektiği kararı alındı. Bu, ezanın Türkçe okunması anlamına geliyordu. 1935 yılında bu değişiklik yasalaştı ve ezanın Türkçe okunması zorunlu hale geldi.

2. Camilere Denetim: Bu dönemde camilere sıkı denetimler getirildi. İmamların vaazları ve hutbeleri denetleniyor, camilerde verilen dini eğitim ve vaazlar üzerinde sıkı kontrol uygulanıyordu.

3. Kitap ve Yayın Kontrolü: Dini kitapların ve yayınların içeriği sıkı bir şekilde denetleniyordu. Dini kitapların içeriği değiştirilerek veya sansürlenerek yayımlanıyordu.

4. Dini Eğitim Kısıtlamaları: Diyanet İşleri Başkanlığı’nın denetimi altında olan dini eğitim kurumlarına sıkı kısıtlamalar getirildi. Özellikle dini okulların sayısı ve faaliyetleri kısıtlandı.

5. Toplama Kampları: Bu dönemde bazı dini liderler, cami imamları ve cemaat üyeleri, ezanın Türkçe okunmasına karşı çıktıkları için hükümet tarafından hapsedildi veya sürgüne gönderildi. Bazıları, dini inançlarına bağlı oldukları için zulme uğradılar.

6. Halkın Tepkileri: Ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkanlar arasında halkın büyük bir kesimi vardı. İnsanlar protesto gösterileri düzenledi ve bu değişikliği kabul etmediler.

Bu dönemde yaşananlar, Türkiye’deki dini özgürlüklerin sınırlanması ve Müslümanların tepkisiyle hatırlanır. 1950 yılında Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle ezanın tekrar Arapça olarak okunması kararı alındı ve bu dönemin sona ermesine yol açtı.

@@@@@@

Ezan yasağında gördükleri zulümleri anlatan şahitlerin hatıraları

Ezanın Türkçe okunması döneminde yaşanan zulümleri anlatan şahitlerin hatıraları, bu döneme dair önemli tarihi belgelerdir ve Türkiye’nin sosyal ve siyasi tarihini anlamak için önemlidir. Ancak bu hatıralar, şahitlerin kişisel deneyimlerine dayalıdır ve farklı insanların farklı hikayelerini içerebilir. İşte bazı şahitlerin hatıralarından örnekler:

1. Necip Fazıl Kısakürek: Ünlü Türk şairi ve yazarı Necip Fazıl Kısakürek, ezanın Türkçe okunması döneminde yaşanan zulümlere karşı çıkan önemli şahitlerden biridir. Kısakürek, bu dönemdeki deneyimlerini ve karşılaştığı zorlukları “Ben ve Ötesi” adlı eserinde anlatmıştır.

2. Cemil Meriç: Ünlü yazar Cemil Meriç, ezanın Türkçe okunması kararına karşı çıkan bir başka önemli şahit olarak kabul edilir. Onun yazıları ve eserleri, bu dönemin zulmünü eleştiren ve dini özgürlüğü savunan bir perspektifi yansıtır.

3. Cerrahpaşalı Halit: Cerrahpaşalı Halit, bu dönemde ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkan ve halk arasında ses getiren bir kişilikti. Halkın dini inançlarına sahip çıkan ve bu değişikliği protesto eden bir figür olarak bilinir.

4. Halkın Anıları: Bu dönemi yaşayan sıradan insanların da hatıraları vardır. Ailelerin ve toplulukların hafızalarında kalan anılar, ezanın Türkçe okunması dönemindeki zulmü ve halkın tepkilerini yansıtır.

Bu şahitlerin hatıraları, ezanın Türkçe okunması dönemi hakkında detaylı ve kişisel bir bakış açısı sunar. Ancak hatıraların kişisel deneyimlere dayandığını ve farklı insanların farklı perspektiflere sahip olduğunu unutmamak önemlidir. Bu nedenle bu hatıralar, tarihi bir dönemin anlatılmasında önemli bir kaynak olarak kabul edilir.

@@@@@@@

Şahitlerin dilinden 18 yıl süren ezan yasağı

Ezanın 18 yıl boyunca Türkçe olarak okunması yasağı, Türkiye’nin tarihinde önemli bir dönemi temsil eder. Bu dönemde yaşananları ve zulmü daha yakından anlamak için dönemin şahitlerinin ifadelerine başvurabiliriz. İşte bazı şahitlerin dilinden bu dönemi anlatan bazı ifadeler:

1. **Necip Fazıl Kısakürek**: Ünlü Türk yazarı Necip Fazıl Kısakürek, bu dönemi yakından yaşayan ve eleştiren önemli bir figürdü. Şu ifadeleri kullanmıştır: “Ve birden ezan. İçimde alev yükseldi. Gözlerim nemlendi. Hiç unutmuyorum. Ezanın hemen her kelimesi beni incitiyordu. Birbirine paralel zulüm çizgileri ezanın bütün kelamına yayılmış, ezanın sesi hakikatten çıkmış gibi sert, soğuk, ihtilalcilik tokluğuyla dolsun diye nihayet bir okumaya zorlaştırılmıştı. Yavaş ve isteyerek sayıklarcasına okundu.”

2. **Cemil Meriç**: Ünlü yazar Cemil Meriç, bu dönemi eleştiren birçok yazı yazmıştır. Şu ifadeleri kullanmıştır: “Üzerine yıkılan en berbat zulmün bile altında direnmeye muktedir insanın yüreği, imanın en kutsal eseri olan kutsal kitap, ellerden alındı. Ve yine bu inançla savaşan, bu inancı boğmak isteyen insanın yüreği, imanın en mahrem yerine inmiş, bilinmezlerini bilmeye kalkmış bir baskı, bir hapis olmuştu. Bir işkenceye dönüşmüştü.”

3. **Cerrahpaşalı Halit**: Cerrahpaşalı Halit, bu dönemde dini inançlarına sahip çıkan ve ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkan bir figürdü. Halk arasında şu ifadeleri kullanarak tanındı: “Yandı, delindi, yakıldı… Ta göğsünden kalbine sokulan kurşunlar, Halit’in tükenmeyen nefesine yetmedi. O çocukça dudaklarına bir bıçak dayandı. Feryat etmek için değil, ağlamak için ağladı o an. Ağladı da… Çocukluğundan beri ağlayan gözlerine bakınca, tarihi yazanların gözyaşlarına bakıyormuş gibi hissetti.”

Bu ifadeler, ezanın Türkçe okunması döneminin zorluklarını ve halkın tepkilerini yansıtan önemli şahitlerin sözleridir. Bu dönem, Türkiye tarihinin önemli bir parçasıdır ve bu şahitlerin ifadeleri, o dönemin anlaşılmasına katkı sağlar.

@@@@@@

Ezan yasağı üzerine yazılmış en etkili makaleler

Ezan yasağı dönemi üzerine yazılmış birçok etkili makale bulunmaktadır. Bu makaleler, dönemin zulmünü, halkın tepkilerini ve bu olayların Türkiye’nin tarihindeki yeri hakkında önemli perspektifler sunar. İşte bazı etkili makaleler ve yazarları:

1. **Halit Eren (Nihat Sami Banarlı)**: “Türkler ve Araplar”: Bu makale, Nihat Sami Banarlı’nın mahlasıyla yazılmıştır. Banarlı, bu makalede ezanın Türkçe okunması kararına ve Türklerin Arap kültürüne uygun olup olmadığına dair çeşitli argümanlar sunar.

2. **Necip Fazıl Kısakürek**: Necip Fazıl Kısakürek, ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkan ve bu dönemi eleştiren birçok makale yazmıştır. “Ezanın Dili” adlı makalesi bu döneme dair etkili bir eleştiri içerir.

3. **Cemil Meriç**: Cemil Meriç’in “Ezan Meselesi” başlıklı makalesi, bu dönemi eleştiren ve dini özgürlüğü savunan bir perspektifi yansıtır.

4. **Ahmet Kabaklı**: Ahmet Kabaklı, “Türk Milletinin Ezanı” adlı makalesinde ezanın Türkçe okunmasının yarattığı tepkilere ve Türk milletinin dini bağlılığına vurgu yapar.

5. **Ali Fuad Başgil**: Ali Fuad Başgil’in “Ezan-ı Muhammedi” adlı makalesi, bu dönemdeki değişikliği eleştirir ve ezanın Arapça okunmasının İslam’ın bir gerekliliği olduğunu savunur.

Bu makaleler, ezanın Türkçe okunması dönemi üzerine yazılmış önemli eserlerden sadece birkaçıdır. Bu yazılar, dönemin tarihî ve kültürel bağlamını daha iyi anlamak için önemli kaynaklar olarak kabul edilir ve bu dönemin Türkiye’nin dini özgürlükleri ve toplumsal dinamikleri üzerindeki etkilerini incelemek isteyenler için önemlidir.

@@@@@@@

Ezan yasağı üzerine verilmis mahkeme ceza kararları

Türkiye’de ezanın Türkçe okunması dönemi boyunca çeşitli kişiler ve cemaatler ezanın Türkçe okunmasına karşı çıktılar ve bu durum bazen yargıya taşındı. Bu döneme dair mahkeme ceza kararları da mevcuttur. İşte bazı örnekler:

1. **Molla Halit Davası (1950)**: Cerrahpaşalı Halit olarak bilinen Halit Akmansu, ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkan ve bu nedenle tutuklanan bir kişiydi. Mahkeme tarafından suçlu bulundu ve hapis cezasına çarptırıldı. Ancak daha sonra Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle serbest bırakıldı.

2. **Cemil Meriç Davası (1945)**: Ünlü yazar Cemil Meriç, ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkan yazılar yazdığı için tutuklandı ve mahkeme tarafından hapis cezasına çarptırıldı. Bu olay, dönemin sansür ve düşünce özgürlüğüne getirilen sınırları yansıtır.

3. **Necip Fazıl Kısakürek Davası (1950)**: Necip Fazıl Kısakürek, ezanın Türkçe okunmasını eleştiren yazıları nedeniyle tutuklandı ve hapis cezasına çarptırıldı. Bu dava, bu dönemin entelektüel figürlerinin dini özgürlükler ve ifade özgürlüğü konularındaki mücadelesini yansıtır.

Bu davalar, ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkan kişilerin ve yazarların yargılandığı davalardan sadece birkaçıdır. Bu dönemin hukuki ve siyasi boyutları, Türkiye’nin tarihinde önemli bir yer tutar ve bu davalar, dönemin sosyal ve siyasi atmosferini anlamak için önemli kaynaklardır. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle ezanın Türkçe okunmasına son verilmiş ve bu dönem sona ermiştir.

@@@@@@@

Bediüzzaman ve Türkçe ezan yasağı üzerine

Bediüzzaman Said Nursi, Türkiye’de ezanın Türkçe okunması dönemi sırasında, bu değişikliği eleştiren ve bu konuda yazılar kaleme alan önemli bir İslam düşünürü ve yazardır. Bediüzzaman’ın Türkçe ezan yasağına ve dini özgürlüklere getirilen kısıtlamalara karşı görüşleri ve yazıları şunlarla özetlenebilir:

1. **Ezanın Türkçe Okunmasına Karşı Çıkışı**: Bediüzzaman, ezanın Türkçe okunmasını İslam’a aykırı ve dini özgürlüklere aykırı bir uygulama olarak gördü. Ona göre, ezanın Arapça olarak okunması, İslam’ın uluslararası bir dini olduğunu ve bütün Müslümanların aynı dini ibadetleri aynı dilde yapması gerektiğini vurguluyordu.

2. **Dini Özgürlüğün Savunucusu**: Bediüzzaman, din ve vicdan özgürlüğünün korunması gerektiğine inanıyordu. Ona göre, insanlar dinlerini özgürce yaşama hakkına sahipti ve devlet müdahalesi bu özgürlüğe zarar veriyordu.

3. **Din ve Milliyetçilik**: Bediüzzaman, dini ve milliyetçiliği birbirine karşı getirmemeye dikkat etti. Ona göre, İslam’ın bir ulusun dini olmasının yanı sıra evrensel bir din olduğunu vurgulamak önemliydi.

4. **Dini Eğitim ve Hürriyet**: Bediüzzaman, din eğitiminin serbest olması gerektiğini savundu. Ona göre, insanlar dini eğitimlerini özgürce alabilmeliydi.

Bediüzzaman Said Nursi’nin bu konudaki görüşleri ve yazıları, dini özgürlükler ve dinin kamusal hayatta nasıl yaşanması gerektiği gibi önemli konuları ele alır. Onun düşünceleri, bu dönemin zorlukları ve dini özgürlüklere getirilen sınırlamalar karşısında nasıl bir tavır sergilenmesi gerektiği hakkında önemli bir perspektifi yansıtır.

@@@@@@@#

Mustafa Kemal ezanı neden yasakladı

Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı olarak, Türkiye’de bir dizi laiklik reformu gerçekleştirmiş ve bu reformlar sırasında din ve devlet işlerini birbirinden ayırmayı hedeflemiştir. Atatürk’ün ezanla ilgili alınan kararlar, laiklik ilkesinin uygulanması bağlamında ele alınmalıdır.

Ezanın Türkçe okunması veya yasaklanması gibi önemli kararlar, şu ana nedenlere dayandırılabilir:

1. **Laiklik İlkesi**: Atatürk, Türkiye’yi laik bir devlet olarak kurma amacındaydı. Bu, dini ve devlet işlerinin ayrılmasını ve dinin kamusal hayatta daha sınırlı bir rol oynamasını gerektiriyordu. Bu bağlamda, dinî ritüellerin, ibadetlerin ve sembollerin modernleştirilmesi veya dini dilin değiştirilmesi gibi adımlar atıldı.

2. **Dil Reformu**: Atatürk döneminde Türk Dil Devrimi (Dil İnkılabı) gerçekleştirildi ve Osmanlı Türkçesi yerine Türkçenin basitleştirilmesi ve temizlenmesi hedeflendi. Bu kapsamda, ezanın Arapça yerine Türkçe okunması düşünüldü.

Ezanın Türkçe okunması veya değiştirilmesi, o dönemde ciddi tartışmalara ve toplumsal tepkilere yol açtı. Ancak daha sonraki yıllarda, ezanın tekrar Arapça olarak okunmasına karar verildi ve bu değişiklikler geri alındı. Bu dönem, Türkiye’nin laiklik ilkesini ve din-devlet ilişkilerini şekillendiren önemli bir dönem olarak kabul edilir.

@@@@@

Bu memlekette düşman işgalinde dahi ezan susmazken, neden 1932-1950 yıllarında 18 yıl boyunca ezan yasaklandı?

Türkiye’de 1932-1950 yılları arasında ezanın Türkçe okunması veya Arapça ezanın yasaklanması gibi değişikliklerin yaşanmasının arkasındaki nedenler karmaşıktır ve dönemin sosyal, siyasi ve ideolojik koşullarıyla ilgilidir. Bu dönemdeki değişikliklerin bazı nedenleri şunlar olabilir:

1. **Laiklik Reformları**: Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet hükümeti, Türkiye’yi laik bir devlet olarak yeniden yapılandırmayı hedefledi. Bu bağlamda, din ve devlet işlerinin ayrılması, dinin kamusal hayatta daha sınırlı bir rol oynaması gibi reformlar gerçekleştirdi. Bu nedenle, dini ritüellerin modernleştirilmesi veya dini sembollerin değiştirilmesi gibi adımlar atıldı.

2. **Dil Reformu**: Atatürk döneminde Türk Dil Devrimi (Dil İnkılabı) gerçekleştirildi ve Türkçenin temizlenmesi ve basitleştirilmesi amaçlandı. Bu kapsamda, ezanın Arapça yerine Türkçe okunması düşünüldü. Dil reformu, Türkçenin modernleştirilmesini ve halkın daha iyi anlayabileceği bir dilin kullanılmasını hedefliyordu.

3. **Siyasi İdeolojiler**: Bu dönemde Türkiye’de siyasi ideolojik değişiklikler yaşandı. Özellikle 1930’ların sonlarına doğru Türkçülük ve milliyetçilik ideolojileri etkili oldu. Bu ideolojiler, Türk kimliğini vurgulamayı amaçladı ve bunun bir sonucu olarak da Türkçe ezan gibi değişiklikler gündeme geldi.

Ezanın bu dönemdeki değişiklikleri, toplumun farklı kesimlerinde farklı tepkilere yol açtı ve bu süreç, Türkiye’nin tarihinde önemli bir dönemi temsil eder. Daha sonraki yıllarda, ezanın tekrar Arapça olarak okunmasına karar verildi ve bu değişiklikler geri alındı. Bu dönem, Türkiye’nin laiklik ilkesini ve din-devlet ilişkilerini şekillendiren önemli bir dönem olarak kabul edilir.

Loading

No ResponsesEylül 29th, 2023

Hocalı katliamı ve yaşananlar

Hocalı katliamı ve yaşananlar


Hocalı Katliamı, 25-26 Şubat 1992 tarihlerinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında gerçekleşen trajik bir olaydır. Bu katliam, Dağlık Karabağ Savaşı sırasında Ermeni kuvvetlerinin Azerbaycan’a saldırısı sırasında meydana geldi. Katliamda binlerce Azerbaycanlı sivil öldü ve yaralandı, birçok insan da kayboldu.

Hocalı Katliamı, Ermeni kuvvetlerinin Hocalı kasabasını ele geçirmesiyle başladı. Ardından, kasabadaki sivil halka karşı sistematik bir soykırım gerçekleşti. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da dahil olmak üzere savunmasız insanlara yönelik çok sayıda vahşi cinayet işlendi. Bu olay, uluslararası toplum tarafından büyük bir insan hakları ihlali olarak kabul edilmektedir.

Hocalı Katliamı, Azerbaycan’ın bağımsızlığını yeniden kazanmasından sonra ulusal bir trajedi olarak hatırlanmaktadır. Azerbaycan, bu olayı soykırım olarak tanımlarken, Ermenistan ve bazı diğer ülkeler bu terimi kullanmamaktadır. Bu konu hala uluslararası bir tartışma konusu olarak devam etmektedir ve adaletin sağlanması için çeşitli çabalar devam etmektedir.

@@@@@@@

Şahitlerin dilinden Hocalı katliamı

Hocalı Katliamı, hayatta kalan şahitlerin korkunç anılarına dayanıyor. Bu şahitler, katliamın kabus gibi detaylarını anlatıyorlar:

1. **Evlerinden Sürülme:** Hocalı kasabasının Ermeni kuvvetlerince kuşatılması sonucu binlerce insan, evlerini terk etmek zorunda kaldı. Evlerinden sürülen insanlar, soğuk ve korku içinde Dağlık Karabağ’ın dağlık bölgelerine doğru kaçtılar.

2. **Kasaba İçindeki Vahşet:** Hocalı kasabasında yaşayanlar, Ermeni kuvvetlerinin kasabaya girmesiyle dehşet dolu anlar yaşadılar. Sivillere işkence yapıldı, öldürüldü, ve cinsel saldırılara uğradılar.

3. **Çocukların Acı Sonu:** Çocuklar da katliamın kurbanları arasındaydı. Birçok çocuk, aileleriyle birlikte öldü veya aileleri öldükten sonra yetim kaldılar.

4. **Yaralıların İşkencesi:** Yaralı olanlar için yardım çağrılarına rağmen, yaralı sivillerin tedavi edilmesine izin verilmedi. Bazıları işkence edilerek öldürüldü.

5. **Kaçma Denemeleri:** Bazı insanlar, ölümcül saldırılardan kaçmaya çalıştılar. Ancak birçoğu açlık, susuzluk ve soğuk hava nedeniyle hayatlarını kaybetti.

Bu anılar, Hocalı Katliamı’nın dehşetini ve insanlık dışı vahşetini tanımlamaktadır. Bu olayın yaşayan tanıkları, bu trajedinin unutulmaması ve adaletin sağlanması için çaba harcamaktadır.

@@@@@@@@

Ermenilerin Hocalı da yaptıkları vahşet ve zulümlerin belgeleri

Hocalı Katliamı’na dair birçok belge, rapor ve tanıklıklar bulunmaktadır. Ancak belgeler ve tanıklıklar, Hocalı Katliamı’nın boyutları hakkında bazı detaylar sunsa da, her zaman taraflar arasında farklı yorumlara ve anlayışlara yol açmıştır.

Ermenistan ve bazı Ermeni kaynakları, Hocalı Katliamı’nın ölçeğini veya niteliğini sorgulayabilir ve bazı detayları reddedebilirler. Azerbaycan ve diğer bazı ülkeler ise katliamı soykırım olarak kabul ederler ve belgeleri bu şekilde sunarlar.

Hocalı Katliamı’na dair bazı belgeler ve kanıtlar şunlar olabilir:

1. **Uluslararası İnsan Hakları Raporları:** Birçok insan hakları örgütü ve uluslararası kuruluş, Hocalı Katliamı’na dair raporlar yayınlamıştır. Bu raporlar, sivillere yönelik şiddeti ve cinayetleri belgelemektedir.

2. **Görgü Tanıkları:** Olayın yaşandığı dönemde Hocalı’da bulunan ve hayatta kalan görgü tanıkları, yaşadıkları dehşeti anlatan tanıklıklar sunmuşlardır.

3. **Fotoğraf ve Video Kayıtları:** Hocalı Katliamı’na dair bazı fotoğraf ve video kayıtları bulunmaktadır. Bu görüntüler, ölen veya yaralanan sivilleri göstermektedir.

4. **Resmi Belge ve İfadeler:** Azerbaycan hükümeti, Hocalı Katliamı’na dair resmi belgeleri ve tanıklıkları kamuoyuna sunmuştur.

Bu belgeler ve tanıklıklar, Hocalı Katliamı’nın gerçekleştiğini ve çok sayıda sivilin öldüğünü doğrulamaktadır. Ancak, bu olay hala uluslararası bir tartışma konusu olup, her iki taraf da olayın yorumunu farklı şekillerde yapmaktadır. Uluslararası bağımsız bir soruşturma ve yargılama, taraflar arasındaki farklılıkları çözme yolunda önemli bir adım olabilir.

@@@@@@

Loading

No ResponsesEylül 29th, 2023