HİSSE-38

HİSSE-38

13 YIL SONRA PİŞEN TAVUK…           Ben ünlü ….. tavukçusunun sahibiyim. Hergün yüzlerce pişmiş tavuk satan biriydim. Yaşlanınca çocuklarıma devrettim. 12-13 yıl kadar önce idi. Nar gibi kızaran tavuklar kömür etrafında dönmekteydi. Camın önünde küçük bir kız çocuğu belirmişti.       Pişen tavukları uzun uzun seyretti. 5 dakika geçti. Ama o gitmedi. Günlerden de cuma ve cuma namazına yaklaşık bir saat var idi. Çalışanlarıma seslendim. Bir tavuk sarın ve çocuğa sıcacık verin dedim. Çocuk aldı tavuğu koşarak gitti. Sonraki cuma günü aynı saatte yine gelmişti. Ben yine verdim, böyle birkaç hafta hiç konuşmadan geçti. Sonra bir hafta o koşarken tavuk ile düştüm bende gizlice peşine.       Uzakmış, belki 20 dakika sonra vardı evine. Tek katlı, eskice bir şeydi. Yanında da bir camii var idi. Hem Cuma namazını orada kılayım hem de çıkışta imam ile konuşayım dedim. Uzun uzun sohbet ettik. Cemaat olarak kirasını ödediklerini, babasız bu çocuğun annesinin de kanser hastalığı ile savaş verdiğini, ellerinden geleni yapıp çocuğu okutmak istediklerini söyledi. Meğer çocuk bırakmış okulu, kıyafet bulamamış, çanta alamamış.       Camii hocası ile bir olalım diye anlaştık. Önce kıyafetlerini aldık. Okula başlattık. Bir süre daha her cuma gelip tavuğunu aldı benden. Zarf da çıkıyordu tabii tavuk poşetinin içinden. O para ile çok dertlerini gördüler. Sonra bir cuma gelmedi. Ben gittim akşama doğru camii imamına sormaya.       O gün sabah annesi vefat etmiş. İkindi namazında ise defnedilmiş. Şimdi ne olacak? dedim. Ortada kaldı benim küçük yetimim. Sağolsun devletimiz korumaya aldı. Ben de bir daha görmedim. Geçen ay memleketim Erzurum’a gitmiştim. Taşhan Çarşıda hafif ama kalp krizi gibi bir şey geçirmişim.       Hastaneye götürmüşler beni. Oda da açtım gözlerimi. Sonra baktım baş ucumda bekleyen birisi. Dua ediyor sanki. Beyaz önlüklü genç bir kız idi. ‘’Geçmiş olsun Ahmet Amcam, çok şükür iyi olacaksın’’ dedi. Teşekkür ettim. Ama kimdi bilemedim. Eşim üç yıl önce vefat etmişti. Çocuklarımda haber edildi ise acaba taaa İstanbul’dan buradaki hastaneye gelmiş miydi ? Peki bu doktor kıyafetli genç kız kimdi?      O dedi ki: ‘’Tavukçunun önündeki kız çocuğuyum ben. Senin şu an geldiğin hastane benim ilk görev yerim ve nöbetim bitti. Ama şimdiye kadar senin uyanmanı bekledim.Ama meraklanma. Çocukların yolda. Hem ben varım burada. Ahmet Amcam, sen iyi olacaksın. Canı çekip alamayan ve okuyamayan daha çoook küçük kıza tavuk dağıtacaksın…alıntıYORUMSUZ…!Kurak geçen bir yaz mevsiminde cemaat Cuma namazını kıldıktan sonra Camii imamı ile beraber kurumaya yüz tutmuş mahsülleri kurtarma ümidiyle bozkıra yağmur duasına çıkar…Hacet namazları kılınır, dualar edilir, kurbanlar kesilir ama, gökyüzünden tek damla yağmur düşmez yeryüzüne!.Cemaat boynu bükük tekrar kasabaya geri döner,aradan bir kaç gün geçer ve bir Allah dostunun yolu kasabaya düşer…Kasaba halkı Allah dostunun kasabaya gelişini fırsata çevirmek ister.Yanına gelerek kendileri için yağmur duasına çıkmasını söyler,ancak bu velî yağmur duası yerine kasabayı beraber gezmeyi önerir halka…Birlikte sokakları ve evleri dolaşmaya başlarlar…3-5 evi dolaştıktan sonra damı çökük kapısı kırık bir eve rastlarlar,velî kapıdan içeri doğru seslenip hane halkını dışarıya çağırır…İçerden orta yaşlarda üzerindeki kiyafetleri yamalıklı bir kadın ve iki kız çocuğu çıkar…Allah dostu hâl hatır sorduktan sonra evin beyinin kalp krizi geçirip erken yaşta öldüğünü ve kadının da iki yetim kızıyla yalnız başına kaldığını öğrenir…Allah dostu kadın ile hasbihal ettikten sonra küçük kızlara kendisinden istekleri olup olmadığını sorunca;kızlardan birisi çatıları için kiremit diğeri de kendisi için yeni bir ayakkabı ister…Allah dostu hemen yanındaki cemaate evin damı için kiremit ve diğer kız için ayakkabı alınmasını buyurur…Kiremitler ve ayakkabılar geldikten sonra Allah dostu küçük kızlara “En çok ne için dua edersiniz, söyleyin bakalım dedenize” diye sorar!…Kızlardan birisi,“Yağmur yağdığında damımız eski olduğu için evimiz ıslanmasın diye Allah’tan yağmur yağdırmamasını isterim hep” der!…Diğer kız ise,“Ben de eski ayakkabım delik, ayaklarım yağmurlu havalarda ıslanıyor diye Allah’tan yağmur yağdırmamasını istiyorum hep” diye cevap verir…Allah dostu bu sözlerden sonra yanındaki cemaate dönerek,“Sadece Allah’ın kudretinde olan bir duayı etmeden önce;kendi kudretinizle birinin duasını yerine getirmediğiniz sürece duanız kabul olmaz eyy cemaat” diyerek meseleyi özetler…”Hem kimbilir belkide duanız;başka bir kulun duasını aşamıyordur…Hadi söyleyin bakalım ??En son ne zaman bir müşküle Hâl-Hatır sorup, bir ihtiyacını giderdiniz ??Son 60 yılın en kurak kışıymış…Hadi ordan spiker hanım..Doğru cümle şu; Biz son 60 yılın en bencil toplumuyuz…!!!Dün işi bıraktım.Benim maaşım iyiydi ama işyerindeki arkadaşa yapılan haksızlığa dayanamamıştım.Yeni evde almıştık. Bir dünya borç yapmıştık. Şimdi aynı maaşlı iş bulmam zor olacak galiba. Bugün bir şirkete iş için CV bıraktım ama “50 kişi başvurmuş beni mi alacaklar” diye aklımdan geçirdim.Hiç umutlu değildim.Eve giderken balık alayım dedim. 50 TL olunca 2 kg istedim. O sırada bir abla ile küçük kızı geldi. Balıkçıdan 20 TL’ lik balık istedi. Sonra vazgeçti.15 TL’lik istedi. Anladım ki parası çıkışmıyor. İstediği kadar alamıyor…Bir yalan geldi hemen aklıma. Dedim ki ablaya: ‘’İzin verirseniz ben ısmarlayayım. Bugün annemin vefat yıldönümü. Bende balık alıp dağıtıyordum. Herkese ısmarlıyorum. Nasibiniz varmış sizinde kardeşim. Kabul edin de bende sevineyim’’. Şaşırdı, olmaz dedi. Ama ısrar edince kabul etti…Az bekle ablacım dedim. Yan dükkandan salatalık malzeme aldım. Karşı fırından da sıcak ekmek alıp tekrar yanlarına vardım. O kız çocuğu ekmekleri taşımak için ellerini uzattı. Yüzünde çok büyük bir sevinç vardı. Elimi cebime attım. Son 120 TL param kalmış, onu da küçük kıza uzattım. Teşekkür edip gittiler…Balıkçı ‘’ Sağolasın kardeşim. Onların babaları geçen hafta vefat etmişti. Yaptığın çok makbule geçti’’. Ev almak için arabamı da satmıştım. O yüzden bayır yukarı yürümek zorunda kaldım. Minübüse binip gidecektim. Ama hiç paramın kalmadığını fark ettim. Olsun dedim yürüyerek eve gittim…Saat: 17.33… Telefonum çaldı. Bir bayan beni aradı. İşe alındınız Serdar Bey dedi. Hem de maaşım eskisinden 4.500 TL fazla idi…Saat: 21.45… Telefonum çaldı. Babam aramaktaydı: ‘’ Köydeki pek işe yaramayan tarlamızı bir işveren istiyor. Tavuk çiftliği kuracakmış. Şu kadar paraya anlaştık. Sen ne dersin? Tamam dersen satalım. Kısmetse o para ile senin ev borcunu kapatalım…’’Saat:02.03… Şükür namazımı kıldım. Duamı yaptım. Kısmetse bu Pazar günü o balıkçıdaki ablayı bulacağım. Ne ihtiyacı varsa alacağım. Bundan sonra onu ve kızını asla yalnız bırakmayacağım… Sonsuz şükrolsun sana Allah’ım…alıntı++Erzurum da sabah namazı vakti bir sarhoş cami avlusunda tövbe edip, “Allah’ım bana firdevs cenneti ihsan et!” diye dua ederken, caminin müezzini bunu duyuyor ve adama sesleniyor; “Ee bu ağızla mı?” Sarhoş, hışımla müezzine bakıp; “Senene oğlum senden mi istirem..” 

***************

İngiliz casusu Hemper;
“İSLÂM ‘ı NASIL YOK EDELİM”

10 sene İstanbul medreselerinde Arapça okudum  hafızlık yaptım.
Evlenme tekliflerini kabul etmedim gavurlugum ortaya çıkmasın diye !..
Beni devletim casusluk yapmak üzere görevlendirdi.
* * * * *
●Osmanlı’da gördüğüm 3 güzel ahlak yüzünden  casusluk yapmayacağımı söyledim !..
1-Edirne’den Kars’a giden bir Osmanlı vatandaşı elindeki kıymetli eşyalarını mahalle camisinin arka mahveline koyar 3 ay sonra gelir emanetlerin aynı yerden alır !..
2- İstanbul’un belirli semtlerinde hayır dibektaşları konulur buralara zenginler hayır hasenatini dibeğe bırakır,
Fakir, akşam evine dönerken bir ekmek parası alır diğerlerine dokunmaz !..
3-satin aldığı tarladan çift sürerken bir küp altın çıkar satan adama bir küp altını vermeye kalkar.
Ben tarlanın altını üstünü sana sattım deyip kabul etmez !..
* * * * *
●Bu üç sebepten casuslugu kabul etmedim.
Bakınız bu Hemper sözlerine nasıl devam ediyor Türkiye’yi bozmanın metotlarını şöyle sıralıyor !..
1- Evlilik dışı yaşamayı yaygın hale getirmek.
2-Boşanmaları yaygın hale getirmek.
3- İçki kumarı yaygın hale getirmek.
4-Faizle milleti borçlandırıp uyuşturmak.
5-Ezanı aslından farklı bir dile çevirmek.
6-“Sana ne ” fikrini ortaya atmak.
7-İyiliği emir, kötülüğü men etmeyi ortadan kaldırmak.
8-Hadis ve fıkıh ilmini ortadan kaldırmak.
9-Hadisleri zayıf- kuvvetli  diye ikiye ayırmak.
10- Hz Muhammedin İslam dini kastının yahudi ve hristiyanların cennete gidecegi fikri ortaya atmak.
11- Kur’an şeriatı deyip Hz. Muhammed’i devre dışı bırakmak.
12-Hadislere “uydurma” fikrini ortaya atmak.
13- Mezhepleri yok saymak.
İşte o zaman Türkiye yıkılabilir diye rapor vermiştir.
*Hangileri olmadı ki ?..
Alıntı

***************** 

  • Fransa, 400 Müslüman alimini toplayıp bir palayla kafalarını kesti; 1917 yılında Çad işgali sırasında.
  • Fransa 1852 yılında Cezayir’in Laghouat şehrine girdiğinde, nüfusunun üçte ikisini ateşle yakarak bir gecede yok etti.
  • Fransa, Cezayir’de 1960-1966 döneminde 17 nükleer test gerçekleştirdi ve belirlenemeyen kurban sayısı 27 binden 100 bine kadar çıktı. Etkileri bugün hala orada.
  • Fransa 1962 yılında Cezayir’den ayrıldığında, arkasına o dönemde Cezayir nüfusunun tamamı kadar mayın yerleştirmişti, 11 milyon mayın!
  • Fransa Cezayir’i 132 yıl işgal etti, Fransızlar geldiklerinden sonraki ilk 7 yılda bir milyon, gidişlerinden önceki son 7 yılda bir buçuk milyon Müslümanı yok etti.
  • Fransız tarihçi Jacques Gorki, Fransa tarafından Cezayir’de 1830’da gelişinden 1962’de gidişine kadar toplam öldürülen sayısının 10 milyon Müslüman olduğunu tahmin etti.
  • Fransa, Tunus’u 75 yıl, Cezayir’i 132 yıl, Fas’ı 44 yıl ve Moritanya’yı 60 yıl işgal etti
  • Fransa ünlü kampanyasında Mısır’a girince Fransız askerleri atlarıyla camiye girip ailelerinin gözü önünde özgür kadınlara tecavüz ederek camilerde alkol içerek çok sayıda camiyi at ahırına çevirdi.
  • Son olarak İslam terör dinidir, Peygamberimiz de terör peygamberidir diyorlar

Fransa’nın uygarlığını övmek ve hatta savunmak ve tüm siyah tarihini unutmak garip. Burası Fransa.

  • Onlara hikayelerini hatırlat.

Alıntı.

 

******

#KIRK #YAŞ #DUÂSI


Bir #Kur’an Kursu #muallim #anlatıyor:

Hafızlık yapan kızım bir gün sordu:
— Babacığım kırk yaşını geçtiniz değil mi?
— Evet, kırk dördü devirdik!
— Peki kırk yaş duasını okuyor musun?
— Kırk yaş duâsı da mı varmış?

Yüzüne bir tebessüm yayıldı ve ekledi:
— Bugün Hoca Hanım bize Ahkâf Sûresini açıkladı:

‎باسم الله الرحمن الرحيم

‎وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ إِحْسَانًا ۖ

Biz, insana anne babasına iyi davranmayı tavsiye ettik.

‎حَمَلَتْهُ أُمُّهُ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا ۖ

Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu!

‎وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلَاثُونَ شَهْرًا ۚ

Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır.

‎ حَتَّىٰ إِذَا بَلَغَ أَشُدَّهُ وَبَلَغَ أَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَ

Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der:

‎ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَىٰ وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ

Rabbim, bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin râzı olacağın salih amel(ler) işlememi bana ilham et.

‎ وَأَصْلِحْ لِي فِي ذُرِّيَّتِي ۖ

Neslimi de salih (doğru-samimi) kimseler yap.

‎ إِنِّي تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّي مِنَ الْمُسْلِمِينَ

Doğrusu ben tevbe edip sana yöneldim. Ve ben gerçekten müslümanlardanım.
(Ahkaf/15)

‎ أُولَٰئِكَ الَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَنَتَجَاوَزُ عَن سَيِّئَاتِهِمْ فِي أَصْحَابِ الْجَنَّةِ ۖ

İşte yaptıklarının en güzelini kendilerinden kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler, cennetlikler arasındadırlar.

‎ وَعْدَ الصِّدْقِ الَّذِي كَانُوا يُوعَدُونَ

Bu onlara vaad edilmiş olan, dosdoğru bir sözdür. (Ahkaf/16)

Hoca Hanım anlattı babacığım:

(Hocahanımın) Babası seksen yaşındaymış. Kırk yıldır bu duaya devam edermiş, sağlığı da gayet iyiymiş.

Harika sözleri ve değerli tavsiyesi için, kızıma çok teşekkür ettim, alnından öptüm v e Allah’a, onun vasıtasıyla bana öğrenmeyi nasip ettiği için, hamd ettim, böyle bir evlat verdiği için şükrettim.

Kızım dedi ki:
— Bu duâyı vird olarak, her zaman yap babacığım:

‎رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَىٰ وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَصْلِحْ لِي فِي ذُرِّيَّتِي ۖ إِنِّي تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّي مِنَ الْمُسْلِمِينَ .*

Rabbim,
Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi,
senin razı olacağın salih amel(ler) işlememi
bana ilham et.
Neslimi de salih (doğru-samimi) kimseler yap.
Doğrusu ben tevbe edip sana yöneldim. Ve ben gerçekten müslümanlardanım. (İktibas)

***************    

MEHMET ÖZÇELİK

Loading

No ResponsesOcak 20th, 2023

ZALİMLERE…

ZALİMLERE…

Tükürün,
Zalimlerin hayasız yüzüne.
Tükürün,
Askerimize kurşun sıkanların yüzüne.
Tükürün,
Güvenliğimizin simgesi olan polisimize kurşun sıkanların yüzüne.
Tükürün,
İhanet içerisinde olanların yüzüne.

Tükürün,

Hainlere piyon olanların yüzüne.

Tükürün,

Bu milleti haince vuranların yüzüne.

Tükürün,

Bu milletin önünde takoz olanların yüzüne.

Tükürün,

Karakterden mahrum olanların yüzüne.

Tükürün,

Milletin değerlerini bitirenlerin yüzüne.

Akif’in ifadesiyle;

“Ey bu toprakta birer nâş-ı perişan bırakıp
Yükselen, mevkib-i ervâh! Sakın arza bakıp

Sanmayın: Şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var
Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!

Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!
Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!

Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark’ın, tükürün!
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!

Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!

Tükürün Ehl-i Salîb’in o hayasız yüzüne!
Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!

Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:
Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!

Hele İ’lanı zamanında şu mel’ul harbin,
“Bize Efkar-ı umumumiyesi lazım Garb’ın”;

Oda ALLAHI bırakmakla olur herzesini,
Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini

Susturan aptalın idrakine bol bol tükürün
Yine hicran ile çılgınlıgın üstünde bu gün,

Bana Vahdet gibi bir yar-ı musaid lazım
Artık ey yolcu bırak, ben yanlız ağlayayım.”

 

***************

  

Hasta için en önemli olan husus teşhistir.

Ondan sonra tedavisi mümkündür.

Bediüzzaman’ın tesbitiyle; Bana zulmedenler, bu milletin kanını taşımamaktadırlar.

Bu kanı bulanık olanlar, her türlü gelişmelerden rahatsız olurlar.

Tarihteki kazıklı Voyvodalardan daha tehlikeli, Firavundan daha ileri, kısır ve kasır zihniyetlidirler.

Bu millete ihanet edenler, bu milletin kanını taşımamaktadırlar.

Elli yıldır bunları münafık yapılar içerisinde çokça gördük.

O nifak perdesi altında solanlar ve solduranlar çokça gelip geçtiler.

O kokmuşlar bu vatanı kokutanlardır.

 ************  

 Şeytandaki küfrün Müslümandaki yeni ve köklü versiyonu nankörlüktür.

İnançsızlığın yeni versiyonu; aktif ve faal olan ilahı, pasif ve her şeyi kendi haline bırakan ilah haline dönüşme halidir.

Batıl dinlerin ittihadı ve ittifakı.

Deizm olarak yutturulmaya çalışılan ise, onun yeni kılıfıdır.

Tıpkı muharref Tevrat’ta anlatılan; Hz. Davud’un Tanrı ile güreşirken yenmesi gibi veya Avrupalıların teknolojide ilerlemeleriyle; Ey Tanrım, sen 1.0 yaptın, biz ise 2.0 yapıyoruz, Fir’avunane gururu.

-Dinler arası diyalog olan üç ilahi dini bir din yapmanın yerine, bütün dinleri bir yapma, bir araya getirme çabası.

Hepsinden bir şeyler alıp, onları hak ve haklı gösterme düşüncesi.

Bir yandan da bütün ilahi kuralları kaldırarak, kuralsız ve kendi koydukları ve de kurdurdukları dini yaygınlaştırmaya çalışılmaktadır.

Ancak Cemil Meriç-in ifadesiyle; Bizdeki aydınlar (Buna dünya aydınlarını da ekleyebilirsiniz) din düşmanı değil, İslam düşmanıdırlar.

Bir tek tesettüre tahammülsüzdürler.

Aslında bir ilahı reddedenler, birçok ilahları da ihdas etmiş oldular.

Ne garip bir hal değil mi?

-”Rus polisi: “İslâm parça parça olmuş.”
Bediüzzaman: “Tahsile gitmişler. İşte Hindistan, İslâmın müstaid bir veledidir; İngiliz mekteb-i idadîsinde çalışıyor. Mısır, İslâmın zeki bir mahdumudur; İngiliz mekteb-i mülkiyesinden ders alıyor. Kafkas ve Türkistan, İslâmın iki bahadır oğullarıdır; Rus mekteb-i harbiyesinde talim ediyorlar.” İlâ âhir…
Yahu, şu asilzade evlât, şehadetnamelerini aldıktan sonra, herbiri bir kıt’a başına geçecek, muhteşem âdil pederleri olan İslamiyet’in bayrağını âfâk-ı kemâlâtta temevvüc ettirmekle, kader-i Ezelînin nazarında, feleğin inadına, nev-i beşerdeki hikmet-i ezeliyenin sırrını ilân edecektir.”
[1]

Bugün bu tahakkuk etmektedir.

Artık evlatlar diplomalarını almış, hizmet için hazır beklemekte ve ittihadı İslam’ın çekirdeğini oluşturmaktadır.

 

MEHMET ÖZÇELİK

18-01-2023

 

[1] Bediüzzaman. Tarihçe-i Hayat, s. 69-70.

Loading

No ResponsesOcak 18th, 2023

CEHENNEM ODUNCULARI

CEHENNEM ODUNCULARI

Tebbet Suresinde: “Ebu Leheb’in elleri kurusun, (yok olsun) zaten yok oldu ya.

Malı da, kazandıkları da kendisine bir yarar sağlamadı. (kurtarmadı)

(O) alevli bir ateşe girecektir.

Karısı da, odun hamalı (ve), Boynunda bükülmüş bir ip olarak (ateşe girecektir.)”

Dünyadan ebedi cehennemine odun taşıyanlar, aynı ateşi dünyayı da yakarak tutuşturmaktadırlar.

Onlar ateşin çocuklarıdırlar.

Dünyayı ve içindekileri ateşe vermektedirler.

Dünyaya besmelesiz gelenler ve hayatı besmelesiz olanlar yani nesli güdük.. kendi güdük.. zikri ve fikri güdük olanlar gelen nesillerin önünü tıkadıkları gibi, mevcutların gitmesi için de her türlü yatırımı yapmaktadırlar.

Ve bu dünyada da besmelesiz bir hayat sürerek ve sonuçta da besmelesiz bu dünyadan gidenler nesilleri, aileleri, kültürleri ve ekinleri yok etmektedirler.

“İnne şanieke hüvel ebter.”

“Asıl sonu kesik olan, senin düşmanın (sana buğzeden)dir.”

“Şüphesiz ki Allah’a ve Resul’üne eziyet verenlere Allah hem dünyada, hem ahirette lânet etmiştir. Onlara aşağılayıcı bir azab hazırlamıştır.”[1]

Hadiste:” “Şerefli ve kıymetli herhangi bir işe Allâh’ın ismiyle başlanmaz ise o iş hayırsızdır.”

Terörü besleyen ve ekibi dünyayı ateşe atıyor.

  1. dünya savaşının fitilinin ateşini yakıyor.

Dünya yakılmaktadır.

İlk Ukrayna- Rusya savaşı çıkınca şöyle bir tesbitte bulunmuştum;

Ukrayna ve Rusya’daki Yahudiler İsrail’e sevk edilmeye çalışılıyor.

Tıpkı İsraillin ilk kuruluşunda dünyanın farklı yerlerindeki Yahudilerin teşvik ve tehdit yolu kullanılarak İsrail’e yönlendirilmesi  gibi.

Şimdiki istatistiklere göre ise;

”23 yılın en yükseği: İsrail’e Yahudi göçü rekor kırdı.”[2]

Hadiste; “Sizin adınıza Deccâl’den başka şeylerden daha çok korkuyorum. Şayet Deccal ben aranızdayken çıkarsa, onun oyununu bozar, delillerini çürütürüm.

Eğer ben aranızdan ayrıldıktan sonra çıkarsa, artık herkes kendini ona karşı savunup korumalıdır. Zaten Allah Teâlâ mü’minleri onun kötülüklerinden koruyacaktır. Deccâl kıvırcık saçlı, patlak gözlü, (Câhiliye devrinde ölen) Abdüluzzâ İbni Katan’a benzeyen bir gençtir. Sizden onu gören Kehf sûresinin baş (ve son) tarafından onar âyet okusun. O Şam ile Irak arasındaki bir yerden çıkacak. Sağa sola her yana kötülüğünü yayacaktır. Ey Allah’ın kulları, imanınızı koruyup direnin!”

“Eğer o deccal benim zamanımda ortaya çıkarsa, ben ona delillerimle karşı koyarım..”

MEHMET ÖZÇELİK

6-1-2023

[1] Ahzâb Sûresi(33) 57. Ayet.

[2] https://www.rudaw.net/turkish/world/301220225

Loading

No ResponsesOcak 6th, 2023

YOLUMUZ VE YILLARIMIZ NASIL GEÇTİ?

YOLUMUZ VE YILLARIMIZ NASIL GEÇTİ?

Yıllardır Müslümanları siyasetle maişet derdi sürekli meşgul etmektedir.

Hem ahiretlerini ve hem de dünyalarını önemli çapta meşgul edip, ebedi hayatını düşünmeye ve ebedi hayatında lazım olacak şeyleri tedarik etmeye vakit bulamamakta ve onları alıkoymaktadır.

Adeta yaratılış gayesinin yerini; siyaset ve geçim derdi almıştır.

Herkesin dünyasında enflasyon, zamlar, maaşlar önemli yer işgal etmektedir.

Yani maddenin ve dünyanın işgali altındayız.

İş-Aş-Eş- üçlüsü ile uğraşırken ömür kayıp gidiyor.

“Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helâk eder. Bu hususta onların hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar. “[1]

(Dirilmeyi ve ahiret hayatını inkâr eden dehrîler (materyalistler), ölümü «dehr» denen sürekli zamana veya tabiata bağlayarak, onun dışında ve üstündeki hakîki müessiri, Allah’ı tanımadıklarını ifade ederler. Bunlara göre ölümü, gece ve gündüz, yani zaman hazırlar. Ruhları alan bir ölüm meleği yoktur. Bütün olaylar zamana dayandırılır. Ama onlar bu inancı beslerken zandan başka hiçbir delile sahip değillerdir.)

-Horozun bir ömür boyu söylediği düttürüden ibarettir.
Leyleğinki de laklaklardan ibarettir.
Allah için olmayan her şey laklak ve öttürmedir.
-Jübile kelimesi, Eski Musevi yasalarına göre elli yılda bir yapılması gereken genel serbest bırakma yılı kabul edilir.
Herhangi bir olayın ellinci yıl dönümü.
Katoliklere Papanın bazı fırsatlarla tam ve genel olarak günahları bağışladığı yıl.
Diğer bir ifadeyle kişinin elli yıl boyunca gidişatının nasıl olduğunun muhasebesini yapmasıdır.
Dünyadan el etek çekerek, kendisini ahirete vermesi veya geçmişi telafi etmeye başlaması anlamınadır.
İslami tabir, referans ve muhasebesi ile özetleyecek olursak;
“Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fani dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.”

-“  (Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri) bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir; âhiret yurduna gelince işte asıl hayat odur; keşke bunu bilselerdi!”[2]

-İnsanoğlu bir ömür boyu huzuru İslamın ve Kur’anın dışında aradı.

Bu bazen inançsızlık ve bazen de sefahet ve rezaletlerde.

Fakat bir ömür hayatını ve huzuru inançsızlık ve huzurda arayanlar, huzura yaklaştıkça ve alacakları dünya zevk ve lezzetleri onları bir türlü tatmin etmedikçe, huzuru İlahiye varmadan huzurun farkına varmış ancak bu onun bir ömrüne mal olmuştu.

Ömrünün sonunda farkında olmuştu.

İşte onlardan insaflı bir sanatçımız Münir Özkul’un itirafları;

Huzursuzluk, tek kelimeyle inançsızlıkta. Çünkü inanacak hiçbir şeyim yoktu. Ben o zamanlar bugün inandığım şeyleri inkar etmek istiyordum. Çünkü, yine o zamanlar bize şöyle telkinler yapılıyordu: “Müsbet kafalı olun. Görmediğiniz şeylere inanmayın. Herkesin kafası ve bilinci var. Bunun için de anlamadığınız şeye inanmayın.” Sonra ilkokul sıralarında da bu telkinleri destekleyen icraatlar yapıldı. Tam hatırlamıyorum, camiler mi kapatıldı, namaz mı yasaklandı, bir şeyler oldu yani… Ya da o zamanki biz gençlere mi öyle geldi bilemiyorum. Bütün bunların sonunda bizim kafamıza sokulan temel fikir şöyle oldu: Dindarlık ve inanç sahibi olmak gericiliktir. İnançsızlık ise ilericiliktir. Bu da ne demektir pek derinlemesine anlamamıştık ama içimizde beliren sonuç yorum oldu. Bunun tesiriyle hepimiz yavaş yavaş o yönde ve anlayışta yetiştik. Ve beni KÜÇÜK SAHNE’de tiyatro oyuncusu iken, bilinçli olarak “hiçbir şeye inanmıyorum” dedim. (1961) Ve böyle demeyi de, babamı geçmek zannettim. Somut olarak bunu buldum.

Bir sene bu mesleği, her şey bırakmak ve sadece ibadet yapmak istiyorum.”[3]

-Allahım! Yolumuzu ve Yılımızı hayırlı eyle. İnsanlığın hidayetine vesile kıl.

MEHMET ÖZÇELİK

04-01-2023

[1] Câsiye Suresi 24. Ayet.

[2] Ankebut. 64.

[3] https://www.yenisafak.com/foto-galeri/hayat/munir-ozkul-kimdir-filmleri-kac-yasinda-oldu-nereli-iste-munir-ozkulun-hayati-ve-cok-bilinmeyen-roportaji-2074276?page=23

Loading

No ResponsesOcak 4th, 2023

İLMİN CEHALETİ

İLMİN CEHALETİ

Varlıkların kendi kendilerini oluşturmaları ve tetikleyip meydana getirmeleri en safsata bir iddiadır.

Zincirleme olarak.

Ya zincirin ilk halkası?

Canlılar kendi kendilerini nasıl üretmektedir?

Yani canlılar veya canlı olmadan önceki canlı olma durumları nasıl kendi kendilerini canlı yaparlar?

Bunu tesadüfe verme tam bir körlüktür.

Anlatayım derken, havada kalmadır.

-Ne kadar garip değil mi?

Mesela; Picasso’nun yapmış olduğu bir tabloyu veya Picasso’nun kendisini taklit edecek resimdeki parçalar.

İkinci bir insan çıkmamışken ve çıkamıyor iken ve de çıkması zor olarak da düşünülüyor.

Bu durumda onu bu noktada eşsiz ve benzersiz olarak gören insanların; bu kainatı yaratan Yüce Allah için bir eş ve benzer aramaları, bir ortak bulmaya çalışmaları, O’na şirk koşup O’nun benzerini maddede, tabiatta vesaire de görmeleri ne kadar akıldan ve insaftan ve de vicdandan uzak olduğu anlaşılmaz mı?

************    

SENİN İLİM ADAMLIĞIN BATSIN

“İnsanlığı bilim kurtaracak! Bu virüs, bunu öğretti bize” diyor!

Bir uluslararası ilişkiler Profesörü!’ nün bu ifadesini yazar uzunca tenkid ediyor.[1]

Haklı elbette.

Klişeli ve kısır bir hat çizilerek toplumda aydınlar kendi karanlık dünyalarını aydınlatma ve aydın göstermeye çalışmaktadırlar.

Kalb onaylı zihin aydın bir zihindir.

Mücerred ve hazmedilmemiş bilgi, ham ve pişmemiş bir malzemedir, yemek değildir.

Sanatı devre dışı bırakıp, sanat ve eseri göğe çıkarıp hayrette kalan, sanatkara karşı dehşetli bir hata ve yanlış içerisine girmiş demektir.

Kendisini ve maddeyi aşamayıp, maddede boğulan bir insan, ilim adamı olamaz. Olsa olsa bilgi hamallığı yapmaktadır.

En fazla Google gibi.

Bu durum insanı ve ruhunu sükut ettirir.

“İnsanın efradı arasında cismen ve sureten ayrılık varsa da pek azdır. Amma mânen ve ruhen, aralarında zerre ile şems arasındaki ayrılık kadar bir ayrılık vardır. Fakat sair hayvanat öyle değildir. Meselâ, balık ile kuş, kıymet-i ruhiyece birbirine pek yakındırlar. En küçüğü, en büyüğü gibidir. Çünkü insanın kuvve-i ruhiyesi tahdit edilmemiştir. Enaniyet ile o kadar aşağı düşerler ki, zerreye müsavi olur. Ubudiyet ile de o kadar yükseğe çıkıyor ki, iki cihanın güneşi olur: Hazret-i Muhammed aleyhissalâtü vesselâm gibi.[2]

Tam bir körlük ve nankörlüktür.

Küfür ve inkarın yumuşatıcı hali nankörlüktür.

Nankörlük küfrün farklı versiyonudur.
Nankörlüğün küfür ve inkardan farkı, bağlantıyı koparmamak ve tamamen ipi çözüp serbest bırakmamaktır.
Yani tamamen ipsizleşmemektir.

Bu da göstermektedir ki; İnsan olmak ayrı, İnsan kalmak daha farklıdır.

Herkes İnsan olur ancak Herkes İnsan kalamaz.
İnsan olmak bir şeref ise, insaniyette kalıp, insaniyete mensub olmak şerefli bir varlık olmaktır.

MEHMET ÖZÇELİK

02-01-2023

[1] https://www.yenisafak.com/yazarlar/yusufkaplan/bilim-perestlik-yapmak-degil-dunyayi-cehenneme-ceviren-bati-uygarligini-sorgulamak-gerekiyor-2054733

[2] Bediüzzaman. Mesnevi-i Nuriye.170.

Loading

No ResponsesOcak 2nd, 2023

YAVUZ ADAM LAZIM

YAVUZ ADAM LAZIM

Bize Yavuz gibi biri lazım.

Çünkü karşımızda nice Cem Sultanlar ve Haçlı zihniyetinde insanlar var.

Yavuz olmasaydı bugün Anadolu çok daha analarla dolu olurdu.

Çokları yetim kalır.

Kısaca İran’dan çok daha beter olurdu.

-Dünyanın yıkılması için bir çılgın yetiyor.
Nitekim bir Sırp askerinden dolayı 1. Dünya savaşının patlak vermesi gibi.
Rus – Ukrayna savaşı bunun için başlatıldı.
Türk – yunan savaşı bunun için tahrik ediliyor.
Ortadoğu bunun için yakıldı.
Terör ihaleleri bunun için kuruluyor.

Suriye’nin yakılması, İran’ın onun üzerine yıkılması, Ortadoğu, İslam Ülkeleri ve özellikle Türkiye’nin bu ateşe ve girdaba çekilmesi yangını yaymak ve Müslümanları o ateşte yakmak içindir.

Esed bunun için beslenmektedir.

İran’ın elinde milyonların kanı var.[1]

– Sadr’ın çağrısı sonrası Irak’ta tansiyon düştü: Çok sayıda ölü ve yaralı var

Irak’ta Şii lider Mukteda Sadr’ın siyaseti bırakmasının ardından patlak veren olaylar büyüdü. Yeşil Bölge’de ABD büyükelçiliğinin yanına havan topu düştü, Sadr’ın askeri kanadı sokağa indi. BM ve Başbakan Kazımi, sükûnet çağrısı yaptı.”[2]

-”CHP’de mektup paniği! Esad’a tepki: Aramızda kalmalıydı.

CHP’liler Esad’a “tazminat ve Mehmetçiği Suriye’den çekme” vaatlerini içeren “özel mesajı” kimin basına sızdırdığını araştırıyor. CHP “Bu konular aramızda kalmalıydı” diyerek Esad rejimine tepki gösterdi.”[3]

-Pkk bu amaçla desteklenip, beslenmektedir.[4]

MEHMET ÖZÇELİK

23-12-2022

 

[1]  https://www.haber7.com/guncel/haber/3281201-iranli-savascilar-irak-ve-suriyeden-cekiliyor-turkiye-asli-guc-oldu

[2] https://m.haber7.com/dunya/haber/3254658-sadrin-cagrisi-sonrasi-irakta-tansiyon-dustu-cok-sayida-olu-ve-yarali-var

[3] https://www.haber7.com/siyaset/haber/3287828-chpde-mektup-panigi-esada-tepki-aramizda-kalmaliydi

[4] https://www.haber7.com/guncel/haber/3288311-bakan-soylu-11-maddede-ifsa-etti-pkklilar-chpli-belediyelere-boyle-alindi

https://www.yenisafak.com/gundem/belediyeye-sorgusuz-sualsiz-15-bin-kisi-ibb-teroristleri-ise-almis-3897355

https://m.haber7.com/guncel/haber/3288094-teror-elebasi-karayilandan-demirtas-aciklamasi-bizim-bir-parcamiz

 

Loading

No ResponsesAralık 23rd, 2022

ÖNÜMÜZDEKİ TEK ENGEL

ÖNÜMÜZDEKİ TEK ENGEL

FARZ-I AYN GÖREVİMİZ

BOYNUMUZUN BORCU ÖNÜMÜZDEKİ

ÖNÜMÜZDEKİ EN ÖNEMLİ AŞAMA

Bütün bunları ifadeden sonra, bunun İttihad-ı İslam olduğunu söyleyebilirim.[1]

Yüz yıldır bizi bağlayan, üç yüz yıldır bizi tökezleten, geçmişten alınan ilhamda, geleceğe gidilen ruh gücü ve atağının aşamasındayız.

Belki her şeyimiz bitti iddiası biraz fazla iddialı olur ancak aşmamız gereken, atlamamızın lüzumuna işaret ettiğim genel çerçeveyi çizmiş oluyorum.

Elbette içini çok önemli derecede doldurmak gerekecektir.

Bunun yeri ve tetikleyicisi ise Türkiye’dir.

Haçlı zihniyeti bunu çok iyi bildikleri içindir ki, üç yüz yıldır bütün yatırımlarını bu milleti özellikle içinden vurmak ve içinden bağlamak yolunu ön plana çıkarmışlardır.[2]

Bizim problemimiz dışta değil, içtedir. Mesela;

-” Tarihçilerin duayeni(!) diye yad edilen İlber Ortaylı bir kitabında Sultan Abdülaziz’in intihar ettiğini söylerken, diğer kitabında öldürüldüğünü iddia ediyor. Sultan Abdülhamid’i ise önce iftiracı sonra masum addederek nasıl bir tezada düşüyor?”[3]

Yalan söyleyen tarih ve yalancı tarihçi utansın.

Ümit varız. Ümidimizi yitirmedik. Bu ümidimizin başarısıdır geldiğimiz ve geleceğimiz durum.

İşte müjde;”İngilizler İslam’a koşuyor! 10 yılda yüzde 57 artış.

Birleşik Krallık’ta yapılan nüfus sayımına göre Müslümanların sayısı 10 yıl öncesine göre %57 arttı. Kuzey İrlanda’da “Dinim İslam” diyenlerin sayısı ise 2011 yılından bu yana %183 oranında artış gösterdi.”[4]

**************  

Bu milletin rejimle kodlarının uyuşmaması, giydirilen deli gömleğinin dar gelmesinin sebebi; Karahanlılar, (372 yıl hüküm sürmüş)Selçuklular (300 yıl- Uzun ömürlü olmayan Karahanlılar (840.1212) döneminde 300- den fazla İslam hukukçusu yetiştirilmiş.) ve Osmanlılar (624 yıl)döneminde yapılan tüm İslami kurum ve hizmetlerin bir çırpıda, sinsice ve millete danışılmadan, milletin rağmına, zorla ve zorbalıkla kabul ettirilmesidir.
Yani toplam 1296 yılda yapılanlar yıkılıp tahrip edilmiş, yerine geçmişten ve kökünden ve de değerlerinden kopuk bir devlet ve nesil ortaya çıkmıştır.
Bir seçimle gelinmemiştir. Millet iradesi yönetime yansımamış, korku ve tehditlerle, açlık ve kıtlıklarla, savaş ve darbelerle boğuşan bir dönem başlamıştır.
Azınlık çoğunluğa hakim kılınmış.
Maddi manevi kaynaklar kurutulmuş ve tıkanmıştır.
Efendimizin haber verdiği ve sahabenin dehşete kapıldığı o dehşetli dönem devreye girmiştir.
Ve hala dışarıdan ve gayri Müslimlerle mücadeleden çok, kendimizle kavgalı ve didişir hale gelmişiz.
Bu dönem kayıp asır ve kayıp nesiller dönemi olmuştur.
Yaralı bu vücuda eklenmeye çalışılan deri, vücutla uyuşmamış, sürekli tepki vermiştir.
Kendi değerlerine düşman kişiler türemiştir.

Artık vücut kendi yapılanmasını oluşturuyor ve kendine geliyor.

Kendi ayağa kalktığı gibi, İslam ümmetini de ayağa kaldırıyor.

Bunun tahakkuku ise, İttihad-ı İslamdır.

MEHMET ÖZÇELİK

22/12/2022

[1] Bak. https://tesbitler.com/2021/02/21/45-ittihad-i-islam/

https://tesbitler.com/2015/11/09/ittihad-i-islam/

https://www.youtube.com/watch?v=6BQhyQD1rs0

https://www.youtube.com/watch?v=AWf3b89KTOo

[2] https://youtu.be/8YjdgciB3gI 

[3] Bak. Derin tarih.ocak.2020.sh.10.

[4] https://www.haber7.com/dunya/haber/3285103-ingilizler-islama-kosuyor-10-yilda-yuzde-57-artis

Loading

No ResponsesAralık 22nd, 2022

İFSAD VE İSLAH

İFSAD VE İSLAH

Hayat iki zıddın birbiriyle olan mücadelesi ile başlamış ve dünya kapanana kadar da devam edecektir.

Siyahla beyaz, geceyle gündüz gibi birbirine zıt iki kavram; İfsad ve İslah.

Tıpkı şunun gibi ki; bir dedenin iki köpeği varmış. Biri siyah, biri beyaz.

Torun sormuş; dede acaba hangisi yener?

Dede cevaben; hangisini destekler, alkışlar ve beslersen o yener, demiş.

Tıpkı hayırla şer gibi.

Çünkü eşya zıddıyla bilinir.

Buradan hareketle;

“Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi.”[1]

Meleklerin insanın yaratılışına taraftar olmadığı tek husus; Fesad çıkarmaktır. Çünkü kan dökmek ve de bütün kötülüklere kapı açmak fesad ve ifsad iledir.

Meleklerin korktuğu durum işte bu ifsattır. Nitekim o korktukları durum hemen başlarına gelmiş ve Kabil kardeşi Habil’i öldürmüştür.

O günden bugüne devam etmektedir.

Ve fitne fesat adam öldürüp kan akıtmaktan daha dehşetlidir.[2]

Şerrin başı olan şeytan fitne ve fesadı fısıldar ve yayarken, Allah sulh ve islahı emreder.

“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.”[3]

Yüz yıldır, yurtta sulh cihanda sulh söylenirken kavga bitmemiş ve de 15 Temmuz-2016’daki darbede de Yurtta sulh komitesi adı altında sürdürülmüştür.

Nitekim;” Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, «Biz ancak ıslah edicileriz» derler.”[4]

“O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.”[5]

Yahudilerin yeryüzünde iki kere fesat çıkaracağı haber verilmektedir.

“Biz kitapta İsrailoğullarına, yeryüzünde iki kez fesat çıkaracaksınız ve büyüklendikçe büyükleneceksiniz diye hükmetmişiz’.”
Birincinin zamanı gelince üzerinize güçlü savaşçı kullarımızı gönderdik, evleri dahi köşe bucak aradılar. Böylece bu vaat gerçekleşmiş oldu.

Sonra onlara karşı size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; sayınızı daha da çoğalttık.”[6]

Ve Yahudi fesadından bahsedilmektedir.[7]

Birincisindeki bu destek zalim Calut’a karşı Talut’u imdatlarına yetiştirmiştir.[8]
Ancak ikincisinde cezalandırılacakları bildirilmektedir.

“Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine Mescid’e (Süleyman Mâbedi’ne) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler (diye, başınıza yine düşmanlarınızı musallat kıldık).”[9]
Hadiste;” “Sizler Yahûdîlerle muhakkak savaşacaksınız! Harp o kadar şiddetli olacaktır ki, hattâ taş: ‘Ey Müslüman! Şu arkamdaki bir Yahûdî’dir! Gel de onu öldür!’ diyecektir.”

“Yahûdîler sizinle savaşacaktır! Fakat netîcede siz onlara musallat kılınacaksınız! Öldürme o kadar şiddetli olacak ki, bir kaya parçası: ‘Ey Müslüman! Şu arkamda duran kişi bir Yahûdî’dir. Onu öldür!’ diye haber verecektir.”

“Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür!’ diye haber verecektir. Sadece garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”[10]

MEHMET ÖZÇELİK

16-12-2022

[1] Bakara.30.

[2] Bakara.191.

[3] Hucurat.10.

[4] Bakara. 11.

[5] Bakara. 205.

[6] İsra.4-5.

[7] https://tesbitler.com/index.php?s=Yahudi

[8] Bak. Bakara.246-253.

[9] Bakara.7. Ayrıca bak.(  Tefsirlerde, İsrailoğullarının ikinci musibete uğramalarının sebebi olan diğer fesat hareketlerinin, Hz. Yahya’yı öldürmeleri ve Hz. İsa’yı öldürmeye teşebbüs etmeleri olduğu belirtiliyor.)

[10] Müslim, Fiten, 80-82.  https://tesbitler.com/2017/10/13/garkad-agaci-abd/

Bak. https://sorularlaislamiyet.com/peygamber-efendimiz-asvin-yahudileri-oldurunuz-seklinde-bir-hadisi-var-mi

Loading

No ResponsesAralık 16th, 2022

AVAMIN DİNİ

AVAMIN DİNİ

Avamın dini, dinin avamlaşmasıdır.
Bir asırdır kimliğini kaybetmiş, kişilik arayışı içerisinde olan bir milletiz.Bir asırdır bu memlekette din, ya baskı altında tutuldu yada avama yani alt ve köylü tabakaya hasredildi.Başörtüsü içinde bu despot ve kısır uygulama yapıldı.Köylü, halktan biri veya yaşlı nene başını örtebilir ancak oda düzgün olmayacak, siyasi simge taşımayacak ve en önemlisi de yeni yetişen gençlere örnek teşkil etmeyecek.Ölüme yakın örtünecek.Devlet yönetiminde olup yetkisi olan veya başkasını etkileyecek durumda olan örtünmeyecek.Maalesef İslam okumamış kesime indirilerek, savunmasız bırakılarak, cahillik ve köylülükle itham edilerek, hep kaygan ve kaypak zemin oluşturup toplumu oraya çekerek tartışma ve kavga oluşturulmuştur.Öyle ki, dağ başındaki çobanla benim oyum bir olur mu?Benim oyum iki sayılmalı değil mi?Öyle ki, seviyeli ve medeni olmak, İslam’a hakarete ve soyunmaya bağlandı.

– Kara propaganda ile, başörtüsü ve dinin alanının açılmasını hazmedemeyip, tahammül edemeyenler, ‘Dinin anayasaya girmesi’, diyerek aslında kendi din-siz ve densizliklerini anayasaya taşımaktadırlar.Ve anayasayı kendi keyfi küfürleri ile uygulamaya çalışmaktadırlar.Torbadan çıkmış bu insanlar, Rusun zihniyetini taşımakta, (Her ne kadar Rus bu zihniyetten resmen ayrılsa da) batının sefalet ve rezaletini yaşamaktadırlar.Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değildir.Zalimler için yaşasın cehennem… 

Bütün bu hazımsızlık, kaybedilen kişilik ve kimliğin kaybından kaynaklanır.

MEHMET ÖZÇELİK

13-12-2022

Loading

No ResponsesAralık 13th, 2022

HİSSE-37

HİSSE-37

Henüz 25 inde var, yok..

Aklı yerinde olsa, görsen on numara delikanlı, Pırlanta gibi bir çocuk..

Elleri cebinde uzun süre bekledikten sonra

sırt üstü kafasının üzerine düştü.

Yanına gidip bir şeyin var mı dedim ama artık bir şeyi değil, hiç bir şeyi yoktu!

Kendisi de,

Ruhu da,

Varlığı da…

Herşeyi ile “DÜŞMÜŞTÜ”

O “düşmüştü” bir kere..

Düşürmüşlerdi ;

Pırlanta gibi çocuğu bonzai tuzağına

Ambulans çağırdım…

Çağırdığım ambulansta ki görevliler

önce ayakları ile dürttüler “insanlığı”

nefes alan hiçbir canlıya yapılmaması gereken bir şekilde, utanç duydum,

Ama çocuk “düşmüştü” bir kere,

Nabzına baktılar…

Sonra birbirlerinin yüzlerine…

Polis çağırdılar …

A4 kağıdına Tutanak tutuldu, bu kağıda gencecik bir ömre EX diye yazıldı..

Bir el atın da…

Cenaze aracına koyalım dediler….

El attık…

Telefonu çaldı…

Polis çıkardı cebinden…

-“baban çok kızacak” diye bir mesaj atılmıştı..

Ama o “düşmüştü” bir kere.

Mesaja cevap verilmeyince telefon ısrarla çaldı.

Arayan;

Annesiydi…

Ve polis cevap verdi.

Oğlunuz “DÜŞMÜŞ”

Taksici arkadaşlar haber verdi,

hastaneye gidiyoruz, acilen gelmeniz gerek..

Babası artık kızamayacak…

Annesi hep merakta kalacak….

Kendisi ise hep 25 yaşında…

Sentetik tuzağı met tuzağı avına bir can daha düşürdü..

Elleri cebindeydi…

Sırt üstü “DÜŞÜRDÜ”…

******************  

*Ünlü bir ateistin, iman yolculuğu….*

*Patrick Glynn, Amerikada Harvard ve Cambridge gibi dünyanın en ünlü iki üniversitesinden mezun olmuş çok önemli bir siyaset bilimcidir. Onunla yapılan röportajdan kesitler…*

Efendim, Polkinghorne gibi büyük fizikçiler Allah’ın varlığını savunuyor ve bunu çok makul ve ikna edici şekilde yapıyorlar.

Kitabınızda da bahsettiginiz bu ma’kul ve ikna edici delillerden kısaca bahse debilir misiniz?

*Evet, 20. yüzyılın başlarında Big-Bang (Büyük Patlama) teorisi kabul edildi ve bu teori, alemin bir başlangıç, yani yaratılış ânı oldugunu gösterdi.*

Bu kâinatın sonsuz olduğunu savunan materyalist görüşe önemli bir darbe oldu. 1970’lerde ise fizikçiler, enteresan ve düşündürücü bir hususu fark ettiler.

*Kainatın bütün fiziki dengelerinin, meselâ yerçekiminin veya atomu bir arada tutan nükleer kuvvetlerin, yaşanabilir bir âlem oluşması için en ideal değerlerde olduklarını buldular.*

*”Antropik Prensip” yani İNSAN İÇİN HAZIRLANMIŞ KÂİNAT ANLAYIŞI adı verilen bu şaşırtıcı buluş, içinde yaşadığımız kâinatın rastgele ortaya çıkmadiğı, insan hayatı için özel olarak yaratıldığı fikrine büyük bir delil oluşturdu.*

Yıllar geçtikçe bu prensibi destekleyen yeni deliller de ortaya çıkmaya devam ediyor.

*Biyolojide de, bir yaratılışın varlığım gösteren deliller var mı?*

*Elbette var! Bugün biyoloji dünyasına baktığınızda, yaratılış düşüncesine yaklaşan bir paradigma değişikliği görebilirsiniz.*

Biyolojinin 19. yüzyılda şekillenmiş paradigması, yani temel kabulleri sarsılıyor. Bu paradigmada en büyük pay Darwinizm’e ait. Bu teori, yeryüzündeki bütün hayatın şuursuz tabiat hadiselerinin eseri olduğunu öne sürmüştü.

*Oysa canlılığın detayları keşfedildikçe, karşımıza mükemmel, hassas ve yoğun bir programa dayanan sistemler çıkıyor.*

Bu sistemlerin gâyesiz sebeplerin ve rastlantıların ürünü olduğu düşüncesi giderek kabul edilemez hâle geliyor.

*20. YÜZYILIN BAŞLARINDA BİG-BANG (Büyük Patlama) TEORİSİ KABUL EDİLDİ ve BU TEORİ, ÂLEMİN BİR BAŞLANGICI, YANİ YARATILIŞ ÂNI OLDUĞUNU GÖSTERDİ. BU, KÂİNATIN SONSUZ OLDUĞUNU SAVUNAN MATERYALİST GÖRÜŞE ÖNEMLİ BİR DARBE OLDU.*

Sadece Darwin değil, Freud da sarsılıyor galiba?

Kesinlikle! Freud, insan psikolojisine materyalist bir açıklama getirmeye çalışmıştı.

Dahasi, dini inancın bir tür nevroz olduğunu ileri sürmüş, *insanların ancak ateist olduklarında sağlıklı bir psikolojiye sahip olabileceklerini söylemişti.* Ama deliller bunun
tam aksini gösteriyor.

*Psikolojik araştırmalar, dindar insanların psikolojik yönden çok daha sağlıklı ol duklarını gösteren verilerle dolu.* Freud’un, dinin modernleşme ile birlikte yok olacağı şeklindeki tahmini ise, tamamen boşa çıkmış durumda.

*Kitabınızda ruhun varlığına dair ölüm ve sonrası hakkında yaşanmış tecrübelerden deliller çıkarıyorsunuz, değil mi?*

Evet! Aslında benim ateizmden vazgeçmemi sağlayan sürecin, asıl bu konudaki delilleri incelemekle başladığını söyleyebilirim.

90’ların başında, uzun bir tatil döneminde, ölümün kıyısına gelen insanların tecrübeleri hakkındaki raporları inceledim. Bunların çoğu, ameliyatlar sırasında kalbleri duran, birkaç dakika gerçekten biyolojik bir ölüm yaşayan, ama sonra hayata dönen kişiler.

*Ölümle yüzleştikleri kısa süre hakkında anlattıklarında ise, büyük benzerlikler var. Hemen hepsi ruhlarının vücutlarından ayrıldığını, kendilerini dışarıdan gördüklerini belirtiyor.*

*Anlattıklarının hayal ürünü olması ise imkânsız; çünkü o sırada odada neler yaşandığına, doktorların kendilerini kurtarmak için neler yaptıklarına dair detaylı tariflerde bulunuyorlar ve bunları gözleriyle görmüş olmaları mümkün değil.*

Kitapta detaylı olarak anlattığım bütün bu deliller, insanın bir ruha sahip olduğunu gösteren önemli bir veri. Bir ruha sahip olmamız ise, ateizmin temel dayanağı olan materyalist felsefeyi yalanlıyor.

21. yüzyıla nasıl bakıyorsunuz? Bu deliller insanlığın düşüncesini nereye taşıyacak?

*20. yüzyılın büyük bölümüne egemen olan sekülerizm artık geçerliliğini yitirdi. Sekülerizmin objektif bir gerçeklik olduğu sanılıyordu.*

*Artık o, sadece farklı dünya görüşlerinden birisi haline geldi ve zemini de giderek eriyor. 21. yüzyıl, 20. yüzyıldan daha dindar olacak.*
**********

SENİN SÖZÜNDE DURMAMAN BENİ ÖLDÜRDÜ!!!
Kral soğuk bir havada sarayına gireceği zaman ihtiyar bir muhâfız görür sarayın girişinde.Kral  İhtiyar muhâfızın üzerinde ince bir elbise görünce  muhâfıza:
Üşümüyor musun?  diye sorar.
Muhâfız da:
Efendim! Üşüyorum ama beni soğuktan koruyacak ne elbisem ne de beni soğuktan koruyacak bir yer var, der.
O zaman Kral muhâfıza:
Biraz bekle hizmetçilerimle sana elbise göndereceğim,der.
Kral saraya girince muhafızı ve sözünü unutur.
Sabah olunca ihtiyar muhâfızın donarak öldüğünü görürler.
Muhafız bir kağıt parçasına şöyle bir not bırakmıştı.
Ey kral! Buz gibi gecede soğuğa tahammül ederek ayakta duruyordum. Tâki sen bana söz verdin. Sen bana sıcak elbise sözü verince benim bütün gücüm ve kuvvetim gitti ve  beni senin sözün öldürdü
?….

Başkalarına verdiğiniz söz onların tasavvurundan fazla olabilir.

**************  

Tıpkı Habeşistan’a göç eden Müslümanlar adına Habeş Kralı Necaşi ile konuşan Hz. Cafer’in şu sözleri gibi
 “Ey hükümdar! Biz öyle zihniyete sahip bir kavimdik ki. Putlara tapar, ölü hayvan eti yer, akrabalık bağlarına riayet etmez, komşularımıza kötülük ederdik, güçlü olanlarımız zayıfları ezerdi.”

 

 

Loading

No ResponsesAralık 11th, 2022

TEZATLAR ÜLKESİ

TEZATLAR ÜLKESİ

Hayırda da serde de ilk çığırı açan kazanır ve kaybeder.
Kabil kötü çığır açtı.
Habil iyi çığır açtı.
Asrımızın Kabili de Müslüm gündüz, Ali Kalkancı ve Fadime Şahin oldu.
Dün onların açtıkları yoldan, bugün başkaları gidiyor ve götürülüyor.
Bir şeye sebep olan, onu yapan gibidir.

– Bu millet azınlıkların kurbanı oldu.
Azınlıklara kurban edildi.
Zaten Müslüman bir memleket olmasına ve de çoğunluğu başörtüsü kullanmasına rağmen, adeta azınlıkları memnun etmek ve onlara benzetmek amacıyla her türlü gaddarca zulümler yapıldı.
[1]
Bu hakkın verilmesi konusunda da meclisteki azınlık, çoğunluğun zaten anayasal ve dini hakkı olan örtünmeyi hırçınlıkları ve zihniyetleri sebebiyle almaya ve vermemeye çalışmaktadırlar.
Bu ülke adeta bir asırdır azınlıkların oyunuyla tezatlar ülkesi haline getirildi.
İşin en garabet yanı da sapı bizden gibi görünenlerin buna çanak tutmasıdır.
Zihniyet değişmedikçe, uygulama da değişmez.
Aynı tas aynı hamam.
Sadece dellekler değişmekte…

Bu memlekette yapılan her şeye karşı çıkanlar, bu milletin kanını taşıyan kimseler değildir.

*****************   

ALLAH FIRSATÇILARA FIRSAP VERMESİN

Kısmetlerini kessin.

Neredeyse hiç bir zamanda olmayan fırsatçılık, şu son bir kaç senede olmaktadır.
Korona bahanesi fırsatçıların en büyük bahanesi oldu.
Ancak şunu hiç düşünmediler, güya kendilerini düşündükleri halde.
Kendi fahiş fiyatla satıp fiyatları arttırırken, komsusundan da fahiş fiyatla alarak kazancını kayba dönüştürmüş oldu.
Uyanık görünerek.
Af edersiniz, herkes birbirini kazıklama yoluna gitti.
Kazıkları bırakmayı düşünmedi.
Keser döndü sap döndü, gün geldi hesap döndü.
Üç beş fesatçının bozuk hesabı, toplumun hesaplarını da bozdu. 

“Ey îmân edenler! Karşılıklı rızâya dayanan ticâret olması hâli müstesnâ, mallarınızı, bâtıl (haksız ve harâm yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin! Ve kendinizi öldürmeyin! Allâh size karşı pek merhametlidir.”[2]

“(Öyle hakîkî er kişiler vardır ki) onlar, ne ticâret ne de alışverişin, kendilerini zikrullahdan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı kimselerdir. Onlar, kalblerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.”[3]

Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buğday satan bir adama rastladı. Satıcıya:

“Nasıl satıyorsun?” diye sordu.

Adam da kendince anlattı. O esnada Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve selleme:

“Elini onun (buğdayın) içine daldır!” diye vahy (işaret) edildi.

Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- de elini daldırdı ve buğdayın ıslak olduğunu gördü.

Bunun üzerine;“İnsanların görmesi için ıslak olanı üst tarafına koysaydın ya! Aldatan bizden değildir.” buyurdu.[4]

“Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin fitnesi maldır.”[5]

Hazret-i Ömer -radıyallâhü anh-, bir kimse methedildiği zaman, methedene, üç şeyi yâni: “Hiç sen onunla; komşuluk, yolculuk veya ticâret yaptın mı?” diye sordu.
Muhâtabı üçünü de yapmadığını söyleyince:
“Zannedersem, sen onun câmîde Kur’ân okurken başını salladığını gördün!” dedi.
Adamın da:
“Evet, yâ Ömer! Benim gördüğüm öyle idi.” ifâdesi üzerine Ömer -radıyallâhü anh-:
“O zaman medihte bulunma! Zîrâ ihlâs, kulun boynunda değildir.” buyurdu.[6]

“Tüccârlar kıyâmet günü fâcirler olacaklardır. Ancak dürüst ve doğrulukta bulunanlar müstesnâ…”[7]

Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem; “Üç kişi vardır ki, kıyâmet günü Allâh onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap da vardır.” ifadelerini üç defa tekrarladığını işiten Ebû Zerr -radıyallâhü anh-:

“Adları batsın, umduklarına ermesinler ve hüsrâna uğrasınlar, kimlerdir onlar yâ Rasûlallah!” diye sordu. 

Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

“Elbisesini (kibir ve gururundan dolayı kurula kurula) sürüyen, verdiğini başa kakan ve yalan yeminle malını pazarlayan!” buyurdu.[8]

“Malı piyasaya süren kazanmış, pahalıya satmak için bekleten ise, Allâh’ın lânetine uğramıştır.”[9]

“Doğru tâcir, kıyâmet günü Arş’ın gölgesindedir.”[10]

“Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tâcir, nebîler, sıddîklar ve şehitlerle beraberdir.”[11]

“İnsanlara öyle bir zaman gelir ki, kişi malı helâlden mi, haramdan mı aldığına hiç aldırmaz.”[12]

MEHMET ÖZÇELİK

11-12-2022

[1] https://tesbitler.com/index.php?s=Tesett%C3%BCr

[2] Nisâ. 4/29.

[3] Nûr, 24/37.

[4] Müslim, İman, 164.

[5] Tirmîzî, Zühd, 19.

[6] bk. Haraitiî, Mekarimu’l-ahlak, 1/185.

[7] Tirmizî, Büyû , 4; İbn Mace, Ticârât, 3.

[8] Müslim, Îmân, 171.

[9] İbn Mace, Ticârât, 6.

[10] İbn Mâce, Ticârât 1.

[11] Tirmizî, Büyû, 4.

[12] Buhârî, Büyû, 7, 23. Bak. https://sorularlaislamiyet.com/peygamber-efendimizin-ticaret-ve-ticaret-ahlakiyla-ilgili-hadisleri-nelerdir

Loading

No ResponsesAralık 11th, 2022

WWW.MEHMETÖZÇELİK.COM

Loading

No ResponsesAralık 10th, 2022

KÖKSÜZ OLUŞTURULAN DEVLET

KÖKSÜZ OLUŞTURULAN DEVLET

Yüz yıldır doğuda İsrail’in ve Ermenistan’ın kontrolünde sosyalist bir Kürt devleti kurulması planlanıyor.
Bu amaçla Türkiye’yi kontrol etmek ve iç meseleleriyle uğraştırmak isteniyor.
Pkk eliyle bu milletin elli yılı çalındı.
Bir kısmının dünyası karartılırken, bir kısmının da ebedi hayatı söndürüldü.
Bu bitecek ancak Fetö ile bu kavga sürdürülecek.
Uyuyan hücreler ve yüz yıldır gizlenen kripto üyeler ve B , C , D planları devreye konulacak.
Bütün bunlara rağmen ilahi emir ve destek ile yükseliş devam edecek.
Menfilikler biraz yaksa da bu millete gübre olacak. 

-İç ve dış kirli ortaklıklar hiç bu kadar açıkça devreye konulmamış ve bir araya gelmemişti. 

Türk solu Pkk ile yapamadığını, Avrupa ve Amerika sosyalistleri ile sürdürmeye, dışarıdan kan idhali yapmaya çalışıyor.

Türkiye’nin dış kolları ve güçleri harekete geçti.

-”Firari FETÖ’cü Önder Aytaç’tan itiraf: Kumpas kasetleri bizim işimiz.

Firari FETÖ’cü Önder Aytaç; MHP’li vekiller, Ahmet Mahmut Ünlü ve Deniz Baykal’a kaset kumpaslarını örgüt yöneticileri Mustafa Özcan, Mustafa Yeşil ve Temel Alsancak’ın organize ettiğini söyledi.”[1]

-Hala zemin kaygan.
Kaypak insanlar o zeminde geziyor.
Kirli suda yüzüyor.

-Yüz yıl önce İslam ülkelerine valiler atama oyunu, yüz yıl sonra bugün de aynı yola baş vurulmaktadır.

Mısıra atanan Sisi valisi gibi, Türkiye’ye de vali atama senaryo ve entrikaları sürdürülmektedir.

Gidenlerin, ölenlerin ve hatta kendi elleriyle getirip de götürdüklerinin yerine kendilerini temsil edecek, her dediklerine evet diyecek temsilciler atama çabası ve tehditleri içerisine gidilmektedir.

Savaş da dahil olmak üzere.

-Mısır kilit ülke.

Kilidin açılması Mısırın elindedir.

Yükselişimiz Arapların uyanmasındadır.

Güvenimiz Ermenilerle sulh iledir.

 

-Yanlış doğrudan daha hızlı yayılıyor.

Çünkü tahrip kolaydır.
Kendisine müşteri buluyor.  

-Hdp çekinmeden ve açıkça Pkk-nın arkasında duruyor.
Asker Pkk ile savaşıyor.
Ne yazıktır ki; bu milletin trilyonları bütçeden bu partiye ve bunun milletvekillerine gidiyor.

Gerçekten bu meclis, bu milleti temsil ediyor mu?
Veya ne kadar temsil ediyor?
Düşündürücü…

-Dünya tasfiyeye gidiyor.

Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal.

Bu bizim için söz konusu olduğu gibi, dünya için de söz konusudur.

Problemli dünyadan, tasfiyeli dünyaya doğru bir gidiş var.

Dünya birçok şeye hamile.

Doğum sancısı çekmekte.

Ölü doğanlarla, doğanların öldürüldüklerinin bir arada olduğu dünyaya doğru gidilmekte.

Ancak -Allah daha iyi bilir. Gaybı ancak O bilir.- dünya kapanışa doğru giderken, hakikatin doğumunu da gerçekleştirecektir.

Dünya doğuma yakın, doğum sancısında.

Gerek Türkiye’de ve gerekse de İslam dünyasında bir asırdır uygulanan uygulama azınlığın mutluluğudur. Mutlu azınlığı oluştu.

Irak’ta bir yandan da onların hırçınlıkları ile çoğunluğu bastırmaktır. Böylece mutlu azınlıkla, azınlıkları mutlu ederek, her türlü darbeye yol açmak o azınlığı zengin yaparak çoğunluğu fakir yapmak amaçlanmıştır ve başarılı da olmuştur. Bugün ise işler değişebilir ancak artık millet uyandı, oyunun farkına vardı fakat yine de onlar bu oyunu denemektedirler.  

Kim ile mi?

Öne sürdükleri mayın eşekleriyle…

İçte çıkarılmaya çalışılan kaos, market, gıda stokçuluğu, hastane aksaklıkları ve enflasyon ile…

-Bir insan Müslüman bir kişiden gördüğü hukuksuzluğa karşı hakkı savunmazsa, onu haksızlığa itmiş olur.
Ortada sözü ve sözleşmeyi, hukuku ve haklılığı, dini ve insani değerleri göz önüne almadan hissi davranıp hüküm vermek, haktan sapmaktır.
Kur’an’ın ifadesiyle, haktan udul etmektir.
Yani fısk ve fasıklıktır. 

MEHMET ÖZÇELİK

9-12-2022

[1] https://m.haber7.com/guncel/haber/3282966-firari-fetocu-onder-aytactan-itiraf-kumpas-kasetleri-bizim-isimiz

Loading

No ResponsesAralık 9th, 2022

RAHMANİYET SIRRI

RAHMANİYET SIRRI

Rahmaniyet yani Rezzakiyet hakikati neden bu kadar büyüktür?
Zira hidayete giden yol rızıktan geçer.
Rızkın kapısı ise hayattır.
Hayat her şeyin merkezidir.
Rızıkta hayatın merkezindedir.
Hepsinin ana merkezi ise hidayet ve marifettir.
Afrikalı çocuğa sorarlar.
Müslüman mısın, Hristiyan mısın?
Verdiği cevap düşündürücüdür;
Açım.
Şeytana da Allah; sen kimsin, ben kimim diye sormuş.
Sen Sensin ben benim cevabını vermişti.
Azaplar onu hizaya getirmemiş, inat ve inkarına devam etmişti.
Aç bırakınca da cevabında, Sen benim merhamet eden bir Rabbim, ben ise Senin aciz bir kulunum demişti.
“İkinci sualin: İbrahim Hakkı, “Cû’ İsm-i Âzamdır” demesinin muradını bilmiyorum. Zahiren mânâsızdır, belki de yanlıştır. Fakat ism-i Rahmân madem çoklara nisbeten İsm-i Âzam vazifesini görüyor. Mânevî ve maddî cû’ ve açlık, o İsm i Âzamın vesile-i vüsulü olduğuna işareten, mecazî olarak, “Cû’ İsm-i Âzamdır, yani bir İsm-i Âzama bir vesiledir” denilebilir.”[1]
Orucun emredilmesindeki hikmette budur, buradadır.
Yoksa bunca nimetleri verip, her duyguya sonsuz sofralar açan Allah, aç bırakmaktan elbet hoşnut olmaz.
Ancak açlık ile büyük hakikatlerin ortaya çıkmasını sağlamaktadır.
Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin.
Filipinler’in yüzde doksanı Müslüman ve yüzde onu Hristiyan iken, bugün yüzde onu Müslüman ve yüzde doksanı Hristiyan olmuştur.

Filipinleri Hristiyanlar midelerinden yakaladı.

Öyle ki; dinlerini bile aldılar.

Bir Afrikalının dediği gibi; Hristiyanlar memleketimize geldiği vakit onların ellerinde İncil, bizim ise toprak ve tapularımız vardı.

Onlar giderken bizim elimizde İncil, onların ellerinde ise topraklarımız ve tapuları vardı.

-Dünya ulvi alemleri temsil eden ruh ile, süfli alemleri temsil eden bedenin, arşı ve gerçek insaniyeti temsil eden kalp ile, hayvani alemleri temsil eden nefsin ve bedenin izdivaç ve nikah salonudur.
Yani cennetten çıkarılmanın hikmeti; cenneti temsil edip netice veren ruh, akıl, kalb, vicdan gibi yüce duygularla, ona zıt olan nefis, beden, his gibi duyguların imtizacıdır.
Buda ne iledir; Marifeti İlahiyye, Muhabbeti Rabbaniye, Ubudiyeti Sübhaniyye ve Marziyyatı Rahmaniyedir. 

MEHMET ÖZÇELİK

9-12-2022

 

[1] Bediüzzaman. Barla Lahikası.188.

Loading

No ResponsesAralık 9th, 2022

LUT KAVMİ VE LGBT

LUT KAVMİ VE LGBT

Lgbt-lik nasıl bir ruh hali, ruhi çöküntü, psikolojik yıkıntı ve nasıl bir kişilik kaybı ki; dönüşü olmayan, tedavisi neredeyse imkansız bir haldir ki, Allah onların içinde yaşayan sükut ve taraftarlığıyla, bir ev hariç hepsini helak etmiştir.[1]
Tan yeri ağardığında Ülkenin altı üstüne getirmiş, büyük bir deprem yaşanmış, onları korkunç bir ses yakalayıp, başlarına taşlar yağmıştır.

Biz nice kentleri(n insanlarını yaptıkları yüzünden) yok ettik. Azabımız, onları, ya (Lut kavminde olduğu gibi) geceleyin ya da (Şuayip kavmindeki gibi) öğlen uykusu sırasında yakalayıverdi.”[2]

-Araplarda yaygın bir alışkanlık olarak öğleden sonra uyumak vardı. Öğlen uykusu ifadesi bunun için belirtilmiştir.
Sodom Gomore adıyla taşlaşmış insanlar haline gelmişlerdir.
-Sodom ve Gomora, Eski Ahit’in Tekvin Kitabı’nda sözü edilen günâhkâr kentler. İsrail’de, Lut Gölü’nün güneydoğusundaki el-Lisan Yarımadasının güneyinde sığ suların altında kaldıkları tahmin edilmektedir. Admah, Tseboim ve Tsoar ile birlikte Kitabı Mukaddes’te adı geçen beş ova kentini oluştururlar.
Önemli olan buradan çıkarılacak mesajlardır.
Cenabı Hak Hicr süresinin 83. âyetin son cümlesinde, Lût kavminin yaşadığı inançsızlık ve ahlâksızlığı yaşayan kimselerin başına bu tür felâketlerin gelebileceğine işaret etmektedir.
Bu olaya kitabı mukaddeste de değinilmektedir.
Dünyada buna yöneliş, İslam dünyası ve memleketimize sıçrayan yakıcı kıvılcımlar ve bunu destekleyen bazı belediye ve bazı kurumlar…
Ne diyelim, bunu destekleyip ses çıkarmayacak susanları bizde, Allah onları meleklere havale ettiği gibi, bizde onları Allah’a havale edelim.
O Seriul Hisab, Ahkem-ül Hakimindir.
Kuran’da anlatılan kıssalar yaşanmadıkça kıyamet kopmaz.
Peygamberimiz kıyametin alametlerinden olarak; fuhşun yaygınlaşmasına da işaret eder.
-Kuran’da su sürelerde anlatılır.
En’am, Araf, Hud, Hicr, Enbiya, Hac, Şuara, Neml, Ankebut, Saffat, Sad, Gaf, Kamer. 13 sure.
-Lut Kavmi ile ilgili ayetler ise;
► Lut’u da (kavmine gönderdik.) Hani (Lut) kavmine: “Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir fuhşiyatı mı yapıyorsunuz?” demişti. (7/A’râf 80)
► “Şüphesiz ki sizler, kadınları bırakıp erkeklere şehvetle yaklaşıyorsunuz. Siz, aşırı giden taşkın bir toplumsunuz.” (7/A’râf 81)
► Kavmi: “Onları yurdunuzdan çıkarın. (Çünkü) onlar temizlenen insanlardır.” demek dışında bir cevap vermemişti. (7/A’râf 82)
► Hanımı hariç, onu ve ailesini kurtarmıştık. (Hanımı) geride (helak olanlarla) kalmıştı. (7/A’râf 83)
► Onların üzerine bir (azap) yağmuru yağdırmıştık. Suçlu günahkârların akıbetinin nasıl olduğuna bir bak! (7/A’râf 84)
► Ellerinin (ikram edilen yemeğe) uzanmadığını görünce garipsedi ve içine bir korku düştü. Demişlerdi ki: “Korkma! (Çünkü) biz Lut’un kavmine (görevli olarak) gönderildik.” (11/Hûd 70)
► İbrahim’in korkusu gidip, müjde hâli ağır basınca, Lut’un kavmi hakkında bizimle tartışmaya koyulmuştu. (11/Hûd 74)
► Elçilerimiz (melekler) Lut’a geldiğinde, onlar yüzünden kendini kötü hissetmiş, bir çıkar yol bulamamış ve: “Bu baş belası, sıkıntılı bir gündür.” demişti. (11/Hûd 77)
► (Misafirlerin geldiğini duyunca) kavmi koşar adımlarla ona gelmişti. Bundan önce de kötülükleri (âdet hâline getirecek kadar çokça) yaparlardı. Dedi ki: “Ey kavmim! İşte bunlar benim kızlarım, onlarla (evlenerek ilişki kurmanız) sizin için daha temizdir. Artık Allah’tan korkup sakının ve misafirlerin içinde beni rezil etmeyin. İçinizde hiç mi olgun/aklı başında bir adam yok?” (11/Hûd 78)
► Demişlerdi ki: “Andolsun ki, sende biliyorsun kızlarında hakkımız/gözümüz yok. (Aslında) sen, bizim ne istediğimizi de çok iyi biliyorsun.” (11/Hûd 79)
► Demişti ki: “Keşke size karşı bir gücüm olsa, ya da (misafirlerimi sizden koruyacak) bir güce sığınabilseydim.” (11/Hûd 80)
► (Melekler) demişlerdi ki: “Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Sana ilişemezler. Gecenin bir vaktinde, ailenle beraber yola çık ve içinizden kimse dönüp arkasına bakmasın. Hanımın hariç! (Çünkü) onların başına gelecek azap, onun da başına gelecektir. Onların (helak) zamanı sabahtır. Sabah yakın değil mi?” (11/Hûd 81)
► (Helak) emrimiz geldiğinde oranın altını üstüne getirdik ve tepelerine birbiri ardına dizilmiş, çamurdan pişirilmiş taşlar yağdırdık. (11/Hûd 82)
► (O taşlar) Rabbinin katında işaretlenmişlerdir. O (azabın bir benzeri, bu kavmin amelini yapan) zalimlerden uzak değildir. (11/Hûd 83)
► “Ey kavmim! Benimle yollarınızı ayırmış olmanız, Nuh Kavmi’nin, Hud Kavmi’nin ya da Salih Kavmi’nin başlarına gelenin bir benzerini sizin başınıza getirmesin. Ayrıca Lut’un kavmi de sizden uzak değildir.” (11/Hûd 89)
► “Lut ailesi hariç. Elbette, onların tamamını kurtaracağız.” (15/Hicr 59)
► “(Lut’un) karısı hariç. Onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.” (15/Hicr 60)
► Lut ailesine elçiler geldiği zaman: (15/Hicr 61)
► “Şüphesiz sizler tanınmayan bir topluluksunuz.” demişti. (15/Hicr 62)
► “(Hayır, öyle değil!) Bilakis, onların hakkında şüpheye kapılıp tartıştıkları (azabı) getirdik.” demişlerdi. (15/Hicr 63)
► “Sana hakkı getirdik. Ve biz, elbette doğru söyleyenleriz.” (15/Hicr 64)
► “Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar. Sen de peşlerine düş. Sizden kimse arkasına bakmasın. Emrolunduğunuz yere doğru devam edin.” (15/Hicr 65)
► Ona şu kesin hükmü bildirdik: “Sabah olduğunda bunların arkaları kesilmiş (kökleri kurumuş) olacaktır.” (15/Hicr 66)
► Şehir halkı (erkek misafirlerin şehre geldiğini birbirlerine müjdeleyerek) sevinç içinde geldiler. (15/Hicr 67)
► Dedi ki: “Bunlar benim misafirlerimdir. Beni utandırıp dillerine düşürmeyin.” (15/Hicr 68)
► “Allah’tan korkun ve beni rezil etmeyin.” (15/Hicr 69)
► “Biz seni toplumun işine karışmaktan alıkoymamış mıydık?” demişlerdi. (15/Hicr 70)
► Dedi ki: “İllaki bir şey yapacaksanız işte benim (evlenebileceğiniz) kızlarım!” (15/Hicr 71)
► Senin ömrüne andolsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı. (15/Hicr 72)
► (Derken) Güneş’in doğmasıyla onları bir çığlık yakalayıverdi. (15/Hicr 73)
► Oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. (15/Hicr 74)
► Şüphesiz ki bunda, basiret/feraset sahibi insanlar için (ibret alınacak) ayetler vardır. (15/Hicr 75)
► Orası hâlen bir yerleşim yolu üzerinde bulunuyor. (15/Hicr 76)
► Şüphesiz bunda, iman edenler için (dersler çıkarılacak) bir ayet vardır. (15/Hicr 77)
► Onu ve Lut’u âlemler için bereketli kıldığımız topraklara (taşıyarak) kurtarmıştık. (21/Enbiyâ 71)
► Ona İshak’ı, üstelik bir de Yakub’u ihsan etmiş ve her birini salih kimseler kılmıştık. (21/Enbiyâ 72)
► Onları emrimizle hidayete ulaştıran imamlar kılmıştık. Onlara hayırlı işleri yapmayı, namazı dosdoğru kılmayı ve zekâtı vermeyi vahyetmiştik. Onlar bize kulluk/ibadet eden kimselerdi. (21/Enbiyâ 73)
► Lut’a da hüküm/hikmet ve ilim verdik. Onu habis eylemlerde bulunan o şehirden (ve halkından) kurtardık. Şüphesiz ki onlar, fasıklar(dan oluşan), kötü bir kavimdiler. (21/Enbiyâ 74)
► İbrahim ve Lut’un kavmi de… (22/Hac 43)
► Lut Kavmi, gönderilen resûlleri yalanladı. (26/Şuarâ 160)
► Hani kardeşleri Lut onlara: “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti. (26/Şuarâ 161)
► “Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.” (26/Şuarâ 162)
► “(O hâlde) Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.” (26/Şuarâ 163)
► “Sizden (davetim karşılığında) bir ücret istemiyorum. Benim ücretim âlemlerin Rabbi olan (Allah)’a aittir.” (26/Şuarâ 164)
► “Siz insanlar arasından erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?” (26/Şuarâ 165)
► “Ve Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz. (Hayır, öyle değil!) İşin aslı sizler, haddi aşan bir topluluksunuz.” (26/Şuarâ 166)
► Demişlerdi ki: “Bu işe bir son vermezsen ey Lut, kesinlikle (buradan) çıkarılıp sürülenlerden olacaksın.” (26/Şuarâ 167)
► Demişti ki: “Ben, sizin bu yaptığınız işten nefret ediyorum.” (26/Şuarâ 168)
► “Rabbim! Beni ve ailemi bu yaptıklarından kurtar.” (26/Şuarâ 169)
► Onu ve tüm ailesini kurtardık. (26/Şuarâ 170)
► Geri kalanlar arasında (Lut’un eşi olan) yaşlı bir kadın hariç. (26/Şuarâ 171)
► Sonra diğerlerini yerle bir ettik. (26/Şuarâ 172)
► Üzerlerine (taş) yağmurları yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür. (26/Şuarâ 173)
► Şüphesiz ki bunda, (Allah’ın dostlarına yardım edip düşmanları helak edeceğine dair) ayet vardır. Onların çoğu mümin değildir. (26/Şuarâ 174)
► Şüphesiz ki senin Rabbin, (evet) O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz, (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir. (26/Şuarâ 175)
► Lut’u da (kavmine yolladık). Hani o kavmine demişti ki: “Siz göz göre göre bu fuhşiyatı mı işliyorsunuz?” (27/Neml 54)
► “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yanaşıyorsunuz? (Hayır, öyle değil!) Siz cahillik etmekte olan bir topluluksunuz.” (27/Neml 55)
► Kavminin cevabı yalnızca şu oldu: “Lut ailesini yurdunuzdan sürüp çıkarın. Çünkü onlar temiz insanlarmış.” (27/Neml 56)
► Karısı dışında onu ve ailesini kurtarmıştık. Onun geride (helak olanlarla kalmasını) takdir ettik. (27/Neml 57)
► Üzerlerine (taş) yağmuru yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür. (27/Neml 58)
► Muhakkak ki Lut da gönderilmiş resûllerdendir. (37/Saffât 133)
► Hani onu ve ailesini topluca kurtarmıştık. (37/Saffât 134)
► Geride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın hariç. (37/Saffât 135)
► Sonra diğerlerini yerle bir etmiştik. (37/Saffât 136)
► Siz sabah vakti onlara uğrayıp geçmektesiniz. (37/Saffât 137)
► Gece vakti de… Akletmez misiniz? (37/Saffât 138)
► Semud, Lut Kavmi, Eyke halkı da (yalanladı). Bunlar (helak olmuş) gruplardır. (38/Sâd 13)
► Âd, Firavun ve Lut’un kardeşleri de. (50/Kâf 13)
► Lut’un kavmi de uyarıcıları yalanladı. (54/Kamer 33)
► Hiç şüphesiz biz, onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Seher vakti, yalnızca Lut’un ailesini kurtardık. (54/Kamer 34)
► Katımızdan bir nimet olarak… Şükreden kimseyi de aynı şekilde mükâfatlandırırız. (54/Kamer 35)
► Andolsun ki (Lut), (şiddetli) yakalayışımızla onları uyarmıştı. Onlarsa uyarılara şüpheyle yaklaşmışlardı. (54/Kamer 36)
► Andolsun ki, onun konuklarını da arzulamışlardı. Biz de gözlerini silip (kör ettik). “Tadın azabımı ve uyarımı!” (dedik.) (54/Kamer 37)
► Andolsun ki kesinleşmiş bir azap, erken vakitte onları bastırdı. (54/Kamer 38)
► Tadın (bakalım) azabımı ve uyarımı! (54/Kamer 39)

*************

– HUD SURESİ 81: (Melekler) dediler ki: Ey Lût! Biz Rab’binin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen, gecenin bir kısmında ailenle (yola çıkıp) yürü. Karından başka, sizden hiçbiri geride kalmasın. Çünkü onlara gelecek olan (azap), şüphesiz ona da isabet edecektir. Onlara vâdolunan (helâk) zamanı, sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi?
82. Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine
(balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık.
83. (O taşlar): Rab’bin katında işaretlenerek (yağdırılmıştır).
Onlar zalimlerden uzak değildir. 

***********  

«Biz orada İslâmlardan, yalnız bir tek ev bulduk!” (Zariyat.36 )

فَمَا وَجَدْنَا ف۪يهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَۚ

“Nice memleketler var ki biz onları helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi.” (Araf Suresi 4) 

MEHMET ÖZÇELİK

02-12-2022

[1]  https://tesbitler.com/2015/07/01/lut-kavmi-geri-geliyortarih-tekerrur-ediyor/

[2] Araf.4, Bkz. Enam.6/10, araf.7/97-98, 22/45, 28/58.

Loading

No ResponsesAralık 2nd, 2022