ALLAH KİMLERİ SEVER

[1] https://www.youtube.com/watch?v=Xtz4V9W8JI0

https://www.youtube.com/watch?v=zuxqyhHfQ80

[1] Al-i İmran.76, Tevbe.4,7.

[1] Al-i İmran.134,148, Maide.13,93.

[1] https://youtu.be/cYOFiE-l1DY

https://youtu.be/3-OFevLnkzM

[1] Al-i İmran.146.

[1] https://youtu.be/cYOFiE-l1DY

[1] Al-i İmran.159.

[1] https://youtu.be/rkNrTDmBtSk

https://youtu.be/180rKTKhSUs

https://youtu.be/bjEPjkeYn2E

https://youtu.be/gSpD42E-_Pw

https://youtu.be/7qi3d9YEtwE

https://youtu.be/v55AXTEUAag

https://tesbitler.com/index.php?s=adalet

[1] Maide.42, Hucurat.9. Mümtahine.8.

[1] https://tesbitler.com/2020/04/16/vucudun-kalkani-temizlik/

https://tesbitler.com/2020/03/19/temizlik-mi-kirlilik-mi/

[1] Tevbe.108.

[1] Saf.4. https://tesbitler.com/2022/09/05/cihat-ruhu/

[1] Al-i İmran.140, Şura.40.

[1] Nisa.36, Lokman.18, Hadid.23.

[1] Nisa.107.

[1] Nisa.148.

[1] Maide.64, Kasas.77.

[1] Maide.87, A’raf.55.

[1] En’am.141, A’raf.31.

[1] Enfal.58.

[1] Nahl.23.

[1] Hac.38.

[1] Kasas.76.

[1] Rum.45.

Loading

No ResponsesNisan 6th, 2023

DEĞİŞTİRİLEN DEĞİŞİK KOTLAR

DEĞİŞTİRİLEN DEĞİŞİK KOTLAR

Bu memlekette, bu milletin ana kotlarıyla barışık olmayan, daha da ötesi düşman olan bir zümre var.

Bu zümre beklenmektedir ve desteklenmektedir.
Ve maalesef yine bu millete karşı kullanılmaktadır.
Muzır olan bu ayrık otları sulanır gübrelenmektedir.

*Hala anlaşılmadı mı ya hu!

Mesele bir seccade meselesi değil.
Bir hıncın, hınçlıları temsilin bir ifadesi.
Arifin fikri ne ise, zikri de odur.
Geçmiştekiler az mı geldi anlamak için, yoksa anlayışımız mi azaldı anlamak için?
Anlamak için daha ne yapılması lazım?
Göze soka soka gösterildiği halde…
Dıştakiler içtekilerden güç alıyor.
Dışarıda yani batıda Kuranı yakıp Müslümanlara saldıranlar, gerçekten içimizdeki bir kısım densiz ve beyinsizlerden güç ve destek buluyor.
“Mûsâ tayin ettiğimiz vakitte buluşmak üzere kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Mûsâ dedi ki: “Ey rabbim! Dileseydin onları ve beni daha önce helâk ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir; onunla dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin.”[1]

– Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?

2020’deki ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump’a rakip olan Joe Biden, bir konuşmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmek için muhalefete destek verilmesi gerektiğini söylemişti.

Biden, “Bence ona (Erdoğan’a) çok farklı bir yaklaşım uygulamalıyız. Muhalif liderleri desteklediğimizi açıkça göstermemiz lazım. Eğer onları desteklersek, onları daha cesur davranmaya itersek, Erdoğan’ı yenebilirler. Darbeyle değil, seçimle” demişti.

-Bundan daha açık ve net bir ifade olur mu?

Sahiplerine atfedilir.
“Dünyada en büyük ahmak odur ki, dinsiz serserilerden terakkiyi ve saadet-i hayatiyeyi beklesin. Böyle ahmaklardan mühim bir mevkiyi işgal eden birisi demiş ki: “Biz Allah Allah diye diye geri kaldık. Avrupa top tüfek diye diye ileri gitti.”

**************

-Dünya maddi manevi bir değişim içerisinde.

Biz bundan hariç kalamayız.

Dünyanın değişimi bizim üzerimizden oynanmaktadır.

Doğumu yaşıyoruz.

Doğum kâinat çapında bir olay.

Hiç de kolay olmuyor.

Ölüm de öyle.

O da kolay olmuyor.

Hele hele zulüm ile abat olunan bir ölüm ise.

Akıbeti berbattır.

Zulümle elde edilenleri geriye bırakmak hiç de kolay değil.

Biz doğuyoruz, batı ölüyor.

Biz doğuyoruz, onlar batıyor.

-“Fe-inne me’a-l’usri yusrâ(n). İnne me’a-l’usri yusrâ(n)

Her zorlukla beraber bir kolaylık ve her kolaylıkla beraber bir zorluk vardır.”

– “Ve tilkel eyyamu nudaviluha beynen nas.”

“Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.”[2]

MEHMET ÖZÇELİK

04/04/2023

[1] A’raf. 155.

[2] Al-i İmran.140.

Loading

No ResponsesNisan 5th, 2023

NE KADARDA AZ…

NE KADARDA AZ…

Arapçada kalil az, kıllet manasınadır.

İsmi mevsul yani birleştirici olan Ma kelimesiyle beraber kullanıldığında hayret ve taaccübü ifade ile; ne kadar da az… manasını vermektedir.

Kur’an-ı Kerim’de şu şekillerde kullanılmaktadır.

Bir zamanlar biz İsrâiloğulları’ndan, “Yalnız Allah’a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin” diyerek söz almıştık. Sonra, içinizden küçük bir kesim dışında, sözünüzden döndünüz; hâlâ da sırt çevirmektesiniz. Bakara Suresi – 83

Yahudiler “Kalplerimiz perdelidir!” dediler. Aksine, inkârları sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir; o yüzden çok az inanırlar. Bakara Suresi – 88

Mûsâ’dan sonra İsrâiloğulları’nın ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” dediklerinde o, “Üzerinize savaş farz kılındığında savaşmayacağınızdan korkarım” cevabını verdi. “Yurtlarımızdan ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldığımız halde Allah yolunda savaşmayıp da ne yapacağız?” dediler. Üzerlerine savaş farz kılınınca da, içlerinden azı müstesna, yüz çeviriverdiler. Allah zalimleri iyi bilmektedir. Bakara Suresi –246

Tâlût askerleriyle birlikte ayrılıp sefere çıkınca, “Allah muhakkak sizi bir nehirle imtihan edecek; kim ondan içerse benden değildir, -eliyle bir avuç alan müstesna- ondan tatmayan da bendendir” dedi. İçlerinden pek azı dışındakiler ondan içtiler. Kendisi ve onunla beraber inananlar nehri geçince “Bugün Câlût’a ve askerlerine karşı bizim gücümüz yok” dediler. Allah’a kavuşacaklarını umanlar ise, “Nice az birlik vardır ki, Allah’ın izniyle sayıca çok birliği yenmişlerdir, Allah sabredenlerle beraberdir” dediler. Bakara Suresi –249

Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden saptırıyorlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “işittik ve karşı geldik; dinle, dinlemez olası, râinâ” diyorlar. Eğer onlar “Dinledik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet” deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat inkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.Nisa.46

Kendilerine güven veya korku veren bir haber geldiğinde onu yayıyorlar. Hâlbuki onu Resûlullah’a ve aralarından yetki sahibi kimselere götürselerdi, içlerinden haberin mana ve maksadını çıkarabilenler şüphesiz onu anlarlardı. Size Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz. Nisa.83

Münafıklar Allah’a oyun etmeye kalkışıyorlar. Hâlbuki Allah onların oyunlarını kendi başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı da pek az hatıra getirirler. Nisa.142

Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve “Kalplerimiz kılıflanmıştır” demeleri sebebiyle… Dahası inkârları sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur. Pek azı müstesna artık iman etmezler. Nisa.155

Ahidlerini bozdukları için onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar. Kendilerine bildirilenlerden (Tevrat) önemli bir kısmını da unuttular. İçlerinden pek azı hariç olmak üzere onlardan daima bir hainlik görürsün. Sen yine de onları affet, hoş gör. Çünkü Allah iyilik edenleri sever. Mâide Suresi – 13

Rabbinizden size indirilene uyun; O’nu bırakıp da başka önderlerin ardından gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! A’râf Suresi – 3 

Doğrusu sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçim vasıtaları verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz! A’râf Suresi -10

“İnananları tehdit edip Allah yolundan alıkoyarak ve onu eğri göstermek maksadıyla her yolun başında oturmayın. Düşünün ki, siz az sayıdaydınız, sonra O sizi çoğalttı. Bozguncuların sonunun nasıl olduğunu da düşünün!” A’râf Suresi.86

Yapıp ettikleri karşısında artık az gülsünler, çok ağlasınlar! Tevbe Suresi – 82

Yûsuf şöyle dedi: “Her zaman yaptığınız gibi yedi sene ekin ekeceksiniz. Sonra yemek için ayıracağınızdan ibaret olan az bir miktar hariç, hasat ettiğiniz ürünü başağında iken bırakın (böyle saklayın). Yûsuf Suresi – 47

Sonra bunun ardından yedi kıtlık yılı gelecek ve o yıllar, saklayacaklarınızdan az bir miktar (tohumluk) hariç, biriktirdiklerinizi yiyip bitirecektir. Yûsuf Suresi – 48

O gün Allah sizi çağıracak ve siz, (dünyada) çok az kaldığınız zannı içinde O’na hamdederek çağrısına uyacaksınız.” İsrâ Suresi – 52 

Ve ekledi: “Şu benden üstün kıldığına bak! Yemin ederim ki eğer beni kıyamete kadar yaşatırsan, az bir kısmı dışında, onun neslini peşime takacağım!” İsrâ Suresi – 62 

Hatta seni yerinde sağlam tutmasaydık neredeyse -biraz da olsa- onlara kayacaktın! İsrâ Suresi – 74

Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için neredeyse sana dünyayı dar etmişlerdi. Ama senden sonra kendileri de fazla kalamayacaklar! İsrâ Suresi – 76

Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: “Ruh rabbimin emrindendir ve size pek az bilgi verilmiştir.” İsrâ Suresi –85

Sizi kulaklar, gözler ve akıllarla donatan O’dur. Ne de az şükrediyorsunuz! Mü’minûn Suresi – 78

Allah, “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye sorar.

“Bir gün veya günün bir bölümü kadar kaldık; işte, saymakla görevli olanlara sor” derler.

Allah buyurur: “Pek kısa bir süre kaldınız; keşke bunu (dünyada iken) bilmiş olsaydınız!” Mü’minûn Suresi – 112-114 .

Peki darda kalan kendisine yalvardığı zaman imdadına yetişen, sıkıntısını gideren ve sizi yeryüzünün yöneticileri yapan kim? Allah’tan başka bir ilah mı? Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz! Neml Suresi – 62 . 

 Oysa biz, bolluk içinde azmış nice şehir halkını helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oraların pek azında oturulabildi; hepsi bize kalmıştır. Kasas Suresi – 58

Onlara kısa bir süre hayatın nimetlerini tattırır, sonra da onları çok ağır bir azaba katlanmaya mecbur bırakırız. Kmân Suresi -24 .

Sonra ona düzgün bir şekil vermiş ve ruhundan ona üflemiş; sizi kulak, göz ve gönüllerle donatmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz! Secde Suresi -9 .

Onlara şunu söyle: “Ölümden veya öldürülmekten kaçsanız bile bu kaçış size bir fayda vermeyecektir. Kaçıp kurtulmanız halinde de bundan çok az ­faydalanabileceksiniz.” Ahzâb Suresi – 16

 İçinizden engelleyicileri ve size karşı nekeslik (cimrilik) içinde arkadaşlarına, “Bize katılın” diyenleri Allah çok iyi bilmektedir. Zaten bunların pek azı savaşa gelir. Tehlike yaklaştığında ölümden dolayı kendinden geçip gözü kaymış kimse gibi sana baktıklarını görürsün, tehlike geçince de hayra karşı nekeslik içinde size sivri dillerini uzatırlar. Bunlar gerçekte iman etmemişlerdir, Allah da onların yaptıklarını geçersiz saymıştır. Bunu yapmak Allah için çok kolaydır.

Düşman birliklerinin hâlâ çekip gitmediklerini zannederler. Düşman bir daha geldiğinde ise size ait haberleri uzaktan almak üzere çöllerde dağınık yaşayan bedevîlerin arasında bulunmayı arzularlar. Zaten aranızda da bulunsalardı savaşa çok az katılırlardı.Ahzâb Suresi – 18-20.

İnsanın başına bir sıkıntı geldi mi rabbine yönelip O’na yalvarır; sonra rabbi ona katından bir nimet verince, daha önce yalvardığını unutarak yolundan saptırmak için Allah’a eşler koşmaya kalkar. De ki ona: “İnkârcı tutumunla biraz eğlenedur bakalım! Gerçek şu ki sen ateşi boylayacaklardan birisin! Zümer Suresi – 8

Görenle görmeyen bir olmaz, iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapan ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar kıt düşünüyorsunuz! Mü’min Suresi – 58

Biz azabı biraz hafifleteceğiz, kuşkusuz siz de hemen eski halinize döneceksiniz. Duhân Suresi – 15

Ele geçirmek üzere ganimetlere doğru hareket ettiğinizde, savaştan geri duranlar, “Bırakın bizi, size katılalım” diyecekler. Onlar, Allah’ın hükmünü değiştirmek istiyorlar. De ki: “Asla bizim peşimize takılamayacaksınız, Allah sizin için daha önce böyle buyurdu.” Bunun üzerine de “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Oysa onlar (işin hakikatini) kavramakta güçlük çekiyorlar. Fetih Suresi – 15 .

Onlar gecenin az bir kısmında uyurlardı. Zâriyât Suresi – 17

Gördün mü o yüz çevireni;

Azıcık verip sonra keseni!

Gaybın bilgisine sahip de onunla mı görüyor? Necm Suresi – 33-35 . 

De ki: “Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!” Mülk Suresi – 23-

O bir şair sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

O bir kâhin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz! Hâkka Suresi – 41-42

Geceleyin -birazı dışında- namaza kalk! Gecenin yarısında bu vakti biraz öne veya biraz ileri de alabilirsin. Kur’an’ı tane tane, hakkını vererek oku. Müzzemmil Suresi – 2-4

Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz süre tanı. Müzzemmil Suresi – 11

Siz de (dünyada) yiyin için, biraz daha faydalanın! Şüphe yok ki suça batmış durumdasınız!

Hakkı yalanlayanların o gün vay haline! Mürselât Suresi – 46-47 .

MEHMET ÖZÇELİK

05-04-2023

Loading

No ResponsesNisan 5th, 2023

ASIRLIK PLAN VE OYUN

ASIRLIK PLAN VE OYUN

Türkiye üzerine oynanan oyun, asırlık bir oyundur.

Yüz yıl önce Türkiye’yi şekillendirenler, yüz yılın bitiminde sözleşmeyi imzalamak üzere, direnişleri de kırma çabası içerisinde, iç ortaklarıyla bunu sürdürmektedir.

“Barzani 2015’te ABD’yi ziyaret etti. O dönem Biden, Obama’nın yardımcısıydı. Biden’ın o görüşmedeki sözü, ‘Merak etme ikimizin de ömrü Kürt devletini görmeye yetecek’ şeklindeydi.”[1]

“PKK’nın umudu Kılıçdaroğlu ve seçim! Teröristler vali olarak atanacak.”[2]

-“Yedili Masa’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı bir program sonrasında ayakkabı ile seccade üzerinde poz vermesi büyük tepki toplamıştı. Söz konusu görüntü ve tepkiler üzerine CHP’den açıklama geldi. Açıklamada, ”Bu tür durumlara yönelik hassasiyeti herkes tarafından bilinen Sayın Genel Başkanımız ve İl Başkanımızın, ortaya çıkan bu talihsiz durum nedeniyle çok üzgün olduğunu belirtmek isteriz” ifadelerine yer verildi.”[3]

Ancak bu düşünce hiçbir zaman için değişmedi, değişmezde, yüz yıldır hep aynı kaldı.

Mesele zihniyette.

Bu adamların hassasiyetleri ancak bu kadardır.

– Bu seçimin en önemli ayağı ve muhalefetin oy devşirme vaatleri, hukuksuzluk üzerinedir.

O da FETÖ ve PKK’dan içeri girenlerin, hukukçuların, kayyum atanan belediye başkanlarının tekrar göreve atanma vaatleridir.[4]
– Şimdiye kadar iki ortakla yönetilememiş ve her seferinde bir çok sıkıntılara sebep olmuş koalisyon karla hükümetler devrilmişken, içinde PKK’nın da olduğu yedili koalisyona hiç mi hiç devlet yönetilemez.Belli ki mesele devleti yönetmek değil, sayın Erdoğan’ı devirip, kaos ve kargaşa oluşturmak.“En uzun koalisyon 3.5 yıl sürdü.
Cumhuriyet tarihinde bugüne kadar 20 koalisyon kuruldu. Tek başına çoğunluğu sağlayamayan partilerin uzlaşma çabalarının ilki 1961’de CHP-AP arasındaydı ve 7 ay sürdü. Son koalisyon 3.5 yıl süren DSP-MHP-ANAP ortaklığıydı.”[5]

-Bizim problem ve sıkıntımız hariçte değil, dahildedir.

Zaten bitmiş ve tükenmiş olan batı bunu çok iyi bilmektedir.

Kendilerini madden ve manen ayakta tutamayan İncil tahrif edilmiş, medeni olmayan[6] ve de iki binlik inancın yıkılışı bir üfürük iledir.[7]

MEHMET ÖZÇELİK

1-4-2023

 

[1] https://m.yeniakit.com.tr/foto-galeri/eski-tuggeneral-aman-dikkat-diyerek-uyardi-o-gorusmede-soz-verildi-turkiyeyi-isgal-icin-hareketlendiler-49885/2

[2] https://www.haber7.com/guncel/haber/3313573-pkknin-umudu-kilicdaroglu-ve-secim-teroristler-vali-olarak-atanacaklisteler-hazir 

[3] https://www.yenisafak.com/gundem/kilicdaroglunun-fotografina-chpden-aciklama-geldi-seccade-fark-edilememistir-4519799

[4] https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/kilicdaroglunun-danismani-recep-cengizden-fetoculeri-sevince-bogan-khk-aciklamasi-4519610

[5] https://www.google.com/amp/s/www.yenisafak.com/amphtml/gundem/en-uzun-koalisyon-35-yil-surdu-2165371

[6]https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=pfbid02eC1oxUhQm5Kx4ZBD1XBntcPqfyqXtoWpjtDEJJQvHx1UvQX12g43yst4jdPuFJEPl&id=100001837561240&mibextid=Nif5oz

[7] https://tesbitler.com/2016/09/27/dehsete-kapildim/

https://tesbitler.com/2018/09/05/vatikan-ve-papalik/
https://tesbitler.com/2015/01/03/hristiyanligin-dogum-sancilari/
https://tesbitler.com/index.php?s=hristiyan

https://www.takvim.com.tr/yazarlar/emin_pazarci/2012/03/19/basbakani-da-oldurmeye-calisan-organizasyon

https://www.tevhidhaber.com/barnabas-incili-ve-viktorianin-ihtihari-48262h.htm

 

Loading

No ResponsesNisan 1st, 2023

PÖRSÜMÜŞ RUHLAR

PÖRSÜMÜŞ RUHLAR

Bütün sırlar, sonsuzluğun sırları ruhta saklıdır.

Yan güç kuvvetleri olan; kalp ve akılla beraber.

Ruh; ana server.

Kalb; hard disk.

Akıl; arşiv.

Vicdan; bul-ma-karar verme-son-hüküm-onay.

Duygular; çalıştıran programlar.

Vücut ve beden; kasa.

Pörsümüş ruhlar, kaybetmiş, tükenmiş ruhlardır.

Elektrik ve enerjiyi kaybeden bilgisayarın sönüp kapanmasıyla her şeyin karanlığa gömülmesi.

-Beden almakla tatmin olurken, ruh vermekle…

***************   

Bizler günlük ve gündelik patates, soğan, domates, peynir ve et fiyatlarıyla uğraşırken, batı haçlı bizleri bir yüz yıl daha şekillendirme ve hayatımıza, düşünce ve inançlarımıza ipotek koyma peşinde.

Büyük düşünmek gerek.

İnsan nisyanla malul.

Çok çabuk unutuyoruz.

Önemsemediğimiz küçük şeyler büyüyünce çok rahat üstesinden geliyoruz, biraz pahalı ve ağır olsa da.

Dünya büyük bir değişimin ve inkılabın eşiğinde.

Dünya doğumda.

Ölümler ve değişimler doğumun sancılarıdır.

***********  

Dağdaki eşkıya yönetime talip.

Dağdan gelen, bağdakini kovuyor.

Bağdan buldukları ortaklarıyla…

“Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkâr;

Katır mühürdar oldu, eşek defterdar!” Ziya Paşa

**********  

Şerrin def’i, hayrın celbinden evladır.

Kuranda hayra mâni olan şeyler şunlar olarak sıralanır, bunların def’i gerek;

Kötülük yapmak- Zulüm etmek- Yalan söylemek- Fuhuş yapmak- Haksız yere mal edinmek- İsraf etmek- Kendini beğenmek- İçki ve kumar gibi kötü alışkanlıklar edinmek- Kişisel çıkarları için başkalarına zarar vermek- Anne-babaya karşı gelmek ve onlara saygısızlık yapmak..

*************  

Gerçek güç, güçte mi?

Güç bedende olsaydı; öküz dünyaya hâkim olur, deve hükmeder, fil herkese söz geçirirdi.

Denizde sadece köpek balıkları gezer, köpekler üremeleriyle koyunlardan daha çok olurlardı.

Ormanda çakallar aslanlara galip gelir, kartallar saraylarda yaşar, bülbüller susardı.

Varsın tilkiler aldatmakla, yalan ve dolanla iş görsünler.

Onlar tınnetlerinin gereklerini yapmaktadırlar.

“De ki: “Herkes kendi mizaç ve karakterine göre iş yapar.” Rabbiniz kimin doğru bir yol tuttuğunu çok iyi bilmektedir.”[1]

“Onlara dedim ki: «Rabbinizden bağışlanma dileyin! Çünkü O, günahları çokça bağışlayıcıdır.»

Bağışlanma dileyin ki üzerinize bol bol yağmur yağdırsın.»

Mallarınızı, evlatlarınızı çoğaltsın, size bağlar, bahçeler versin, sizin için ırmaklar akıtsın.»[2]

MEHMET ÖZÇELİK

29-03-2023

[1] İsrâ Suresi – 84.

[2] Nuh.10.12.

Loading

No ResponsesMart 29th, 2023

BAŞ KALDIRI

BAŞ KALDIRI

Bugün gerek muhalefet eden veya devlete karşı baş kaldıranlara bakıldığında görülmektedir ki; geçmişte dedeleriyle de aynı problem yaşanmıştır.

Bugün de torunları tarafından tekrar edilmektedir.

Bunun örnekleri gayet çoktur.
Tarih tekerrür ediyor.
Abdülhamid ve Erdoğan benzerliği ile ilgili bu konuda binlerce yazılmış makale ve belge mevcuttur.[1]

Yalnız Merhum Abdülhamid Han kan dökülmesin diye, feragat etti, teslim oldu, adeta devleti teslim etti.

Erdoğan ise, bu konuda pes etmedi ve geri çekilmedi.

Tıpkı Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail’e karşı tavrı gösterdi.

Olması gerekeni yaptı.
“II Abdülhamid’in 4. kuşak torunu Orhan Osmanoğlu, dedesinin damadı, paşaları ve dönemin şairleri ve din adamları tarafından anlaşılamadığını ileri sürdü. Dedesi için “Yalnız adamdı, sahip çıkılmadı” diyen Osmanoğlu, “31 Mart Vak’asında ve tahttan indirildiği zaman bugünkü zamana benziyor. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başına gelenlere benziyor” dedi.”[2]

-Mesela;
“Meral Akşener’in Diyarbakır Erganili bir vatandaşla sohbet ederken dile getirdiği “Benim babamın ailesi de Diyarbakır’dan Yunanistan’a gönderilmiş. Küçük Kadıköy ve Büyük Kadıköy Kadı Hanlı diye iki köy var oralı.”[3]

Mesela;

“Dedesi Cemal Paşa Osmanlı Devleti’nin yıkımına sebep olurken torunu Hasan Cemal Türkiye’yi bölmeye ant içen HDP ile kol kola hareket ediyor. HDP Danışma Kurulu üyesi Hasan Cemal, HDP’den aldığı teklifle milletvekili olmaya hazırlanıyor.”[4]

-Atatürk diyor ki, “Layıkız dedik, dinle ilişiğimizi devlet olarak kestik. Cumhuriyetiz dedik, rejimimizi tehlikeye düşürmemek için saltanat devrini kötüledik, kazanılmış büyük zaferleri bile birkaç satırla geçiştirmeye başladık. Latin harflerini aldık, yeni kuşakları binlerce yıllık geçmişinin hazinesinden yoksun bıraktık.”[5]
Aynı çaba bugünde sürmekte ve sürdürülmektedir.

-Dün olduğu gibi bugün de, Kürtler üzerinden sosyalist fakirlik edebiyatı yapanlar,[6] yapılanları görmeyen nankörlerdir.[7]

MEHMET ÖZÇELİK

26-03-2023

[1]Bak. https://www.haber7.com/yazarlar/ahmet-anapali/2256904-100-yillik-iftira-ve-sultan-abdulhamid-erdogan-benzerligi-1
https://m.haber7.com/yazarlar/ahmet-anapali/2258840-100-yillik-iftira-ve-sultan-abdulhamid-erdogan-benzerligi-2

[2] https://www.google.com/amp/s/www.cnnturk.com/amp/turkiye/ii-abdulhamidin-torunu-erdoganin-basina-gelenler-dedemin-tahttan-indirildigi-zamana-benziyor

[3] https://youtu.be/7cth3gTezyo

https://m.haber7.com/guncel/haber/3312570-toptancidan-carpici-aciklamalar-6li-masanin-hdp-ile-isbirligi-aksenerin-hdp-tutumu

[4] https://m.haber7.com/siyaset/haber/3312409-teklif-geldi-hasan-cemal-milletvekili-adayi-oldu

[5] Atatürk’ün Fikir Kaynakları, Milliyet 15 Kasım 1974. https://m.star.com.tr/yazar/abdulhamid-erdogan-benzerligi-yazi-1144315/

[6]https://m.haber7.com/siyaset/haber/3312552-hdpli-ahmet-turkun-tehditlerine-kurt-gazeteciden-tokat-gibi-yanit

[7] https://tesbitler.com/2021/08/13/allah-kor-eder-nan-koru/

Loading

No ResponsesMart 26th, 2023

YENİ BİR YÜZ YIL İÇİN

YENİ BİR YÜZ YIL İÇİN

Türkiye’de sosyalist ve Ermenilerin yapmak istedikleri hedefleri; Mısırda iktidarda olan Kral Faruk’u devirmek için Abdu-n Nasırın İhvan-ı Müsliminle ortaklık yaparak Kral Faruk’u devirmesiyle ilk yaptığı iş; 40 bin İhvan-ı Müslimini idam ettirmesidir.

Bugün yeni yüz yılın, önceki yüz yıl gibi olmayacağını söyleyenler, yüz yıldır birçok kimsenin memnun olmadığı cumhuriyet yönetimini yıkarak, yerine sosyalist- Kürt -Ermenistan özerk bir devlet kurmaktır.

Arkasından 40 binle sınırlı kalmayacak, milyonların hayatını karartmak ve gelecek yüz yılı şimdiden ipotek altına almaktır.

Oysa yanlışlar dıştan ve tepeden inme ile değil, içten gelişerek düzeltilir.

Türkiye’de darbelerde uzun süre başarılı olunamaması, nitekim 28 Şubat için; bin yıl devam edecek diyenlerin daha ölmeden, bu düşünce ve uygulamalarının ölmesi temelde destek bulamaması, alt yapıdan kabul görmemesindendir.

Başta Peygamberimiz olmak üzere, peygamberlerin sistemi gönüllere girerek, alttan toplumu kazanma yoluna gitmeleridir.

Uzun yıllar İhvan-ı Müsliminin başarısız olmamasının en önemli sırrı; tepeden darbe ile devleti ele geçirmek ve ondan sonra devleti yönetmek.

Mesela; Mısır’da merhum Mursi’nin askerin başına getirdiği Sisi tarafından idam edilmesi ibretli ve düşündürücüdür.

***********   

Bir yandan yüz yıl önce İngiliz ve haçlı devletlerinin sömürge valiliği olarak yönettiği devletimizin biten sözleşmesini yenileme çabası içerisine girmişlerdir.

Sözleşmenin yenilenmeme telaşından dolayı içte ve dışta her türlü senaryo ve entrikaları düşünmektedirler.
O da ölümüne.
En kötü ihtimalle, benim olmayan ve de olmayacak olan bu devlet, bu milletinde olmasın.
Bu hesap ile, yüz yıldır gizledikleri kripto ermeni azınlıkların silahlı ve siyasi kollarını devreye koyarak özerk Kürt- sosyalist- Ermeni devletini kurmak ve böylece bir yüz yıl daha bu milleti birbirleriyle kavgalı hale getirerek, birbirleriyle uğraştırmaktır.
Malı da götürmek.
Gelişmeyi engellemek.
Zenginlikleri işlemez hale getirmek.
Allah bu millete basiret versin.
Bizans artıklarına, yunan tohumlarına, ermeni ve İran acem oyunlarına fırsat vermesin.
Yeni bir yüz yılın arifesindeyiz.
Allah korusun, Treni bir kaçırırsak, bir yüz yıl daha beklemek ve avunmak zorunda kalırız.

*************

Yüz yıl önce ve yüz yıl sonra.

Chp yüz yıl öncesinde Kemalizm ile tüm toplumu kucaklayamadı. Sürekli kavga ortamı oluştu ve oluşturuldu.

Milletin bin yıllık birikimi olan dil-din-ezan-namaz-hilafet gibi inkılaplarla geçmişinden ve değerlerinden koparıldı.

Bugün ise sol ve sosyalist kesime kayan Chp, birçok şaibeli kesimleri içerisinde barındırıp ve de yüzde beş sosyalist kesimin hakim olduğu bir ideolojiyi millete dayatmaya çalışmaktadır.

 

MEHMET ÖZÇELİK

26-03-2023

Loading

No ResponsesMart 26th, 2023

DÜZELE

DÜZELE

Herkes bir şeyleri değiştirme peşinde.

Pkk ve hdp cumhuriyeti değiştirip, yerine sosyalist bir ermeni-kurt devleti kurma peşinde.
Görünümü Kürt, koku ermeni devletçiği.
İsrail, İran, Ermenistan ve Yunanistan özellikle bunlar mega idea, büyük İsrail, imparatorluk kurma sevdasında.
Ancak cumhuriyet, cumhurun gerçekten katılmış olduğu bir yönetim oldukça en doğru ve isabetli yönetim şeklidir.
Ancak yanlışları hariçten değil, içten geliştirerek düzeltme yoluna gidilmelidir.
Aksi takdirde mevcut olan cumhuriyette kaybolup, aranan hale gelir.
Tıpkı yumurtanın içerisindeki civciv, kendi içinde tekâmülünü sağlayarak kabuğunu kırmasıyla hayata başlamış olur.
Aksi takdirde hariçten müdahale o civcivin hayatının sonu olur.
Yüz yıllık azınlık zihniyeti verip devşirecek, kanun tanımaz, inanç ve değerlerden kopuk, sosyalist ve tam serbestlik içerisinde tüm lgbt gibi şaibeli gruplara kapıları açmayı vadediyor.
Dünya insanının hafızası resetlenip, sıfırlanmak ve yeni, farklı bir insan türü ve yaşayışı tasarlamak isteniyor.
İlahi gücün kontrolündeki doğallıktan alarak, kendi inisiyatifinde kontrolü sağlayacağı tek bir dünya yönetim sistemi tasarlanıyor.
Tıpkı firavun gibi ilahlık taslayarak; ey tanrım, sen 1.0 yaptın, bak biz 2.0 ve ötesini yapıyoruz.
Kendi tabirlerince şeytanca sına; tanrıya kafa tutmak; Adem topraktan, ben ise ateştenim. Ateş topraktan üstündür.
Sen sensen, bende benim.
Ben olmasam….

Hiçbir şey olmaz.

Sen de olma.

-Yıkıluptur bu cihân sanma ki bizde düzele.
Devleti, çarh-ı deni verdi kamu mübtezele
Şimdi ebvab-ı saadette gezen hep hazele
İşimiz kaldı heman merhamet-i lemyezele. III. Mustafa.

MEHMET ÖZÇELİK

25-03-2023

Loading

No ResponsesMart 25th, 2023

BİZANS ARTIKLARI

BİZANS ARTIKLARI

Hala kuyruk acısından dolayı Ayasofya’[1] yı hazmedemeyenler, kirli emellerini sürdürmekte ve onların kuyruğuna takılanlar da onlarda bu kuyruk acısını, onlarla birlikte bir kan davası olarak devam ettirmektedirler.

Bu insanlar bu toprağın mahsulü ve ürünü değillerdir.

Başkalarının ekip sürdüğü, tohumlayıp gübrelediği kimselerdir.

Buna rağmen buna ses çıkarmayıp peşinden gidenler de kendilerini kontrol etmelerinde yarar vardır.

Memleketimizde yüz yıldır ekilen bu ayrık otları; bugün asıl ve asil ürünlerin yerine geçmeye hazırlanmaktadırlar.

Kan depreşti.[2]

– Biz yabancılardan dönme yoluyla, yanımıza ve tarafımıza döndürdük.

Onlar ise bizden kendilerine yandaş devşirdiler.

Eğitim sistemini istedikleri gibi şekillendirip, biçimlendirdiler.

Kendi müfredatımızı ne kadar yapabildik ki?

Önce beyinleri göç ettirdik. Daha sonra dumura uğrattık, tozlandırdık, paslandırdık.

1949 Amerikan Fulbright konseyi, oluştu.

Memleketlerin işgalinden önce, zihinler işgal edildi.

 

KISSADAN HİSSE-1-:

Zamanın birinde bir oduncu, ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş. Yaratana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılanı vurmaya kıyamamış.

Yılan da duygulanmış, dile gelmiş.

Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, ben de sana bir iyilik edeceğim demiş. Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş.

Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve oduncuya uzatmış.

“Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim. “

Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş. Hiç kimseye olan biteni anlatmamış, ailesi dâhil. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş. Yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış.

Gel zaman git zaman, oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Bir kaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış.

“Git kör kuyunun başına ve oğlum olduğunu söyle, yılan sana altın verecek” demiş.

Oğlu inanmamış ama gitmiş, yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış.
Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın
getirmiş. Oğlan önce inanmadığı hikâyenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, kim bilir daha ne kadar altın var kuyudan içeride demiş… Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş.

Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış.

Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor. Yılan o arada görünmüş ki, kuyruğu yok ve kanlar içinde…

Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılan yaralı…

Hatalı olan oğlum olmalı demiş ve yılandan özür dilemiş. Tekrar dost olalım demiş…

 

Yılan ise acı acı gülümsemiş. Çok isterdim ama… Sende bu evlât acısı… Bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız.

 

KISSADAN HİSSE-2-:

Karganın biri her gün kilisenin çanına pislermiş. Papaz ne yaptıysa yakalayamayınca çanın bulunduğu yere bir bardak şarap koymuş.

Karga şarabı içip sızınca yakalamış.

Sonra demiş ki: Müslüman olsan şarap içmezsin, Hristiyan olsan çana sıçmazsın.    Söyle bana sen nesin?

MEHMET ÖZÇELİK

25-03-2023

[1] https://tesbitler.com/index.php?s=ayasofya

[2] https://tesbitler.com/2023/02/09/kan-uyusmazligi-depremde-de-depresti/

Loading

No ResponsesMart 25th, 2023

RAMAZAN VE ORUÇ ÜZERİNE…

RAMAZAN VE ORUÇ

https://youtu.be/XlskREIGEcU

https://youtu.be/uQ5J0Of7XKs

https://youtu.be/CUNH_-EBwbM

https://youtu.be/HyESvuge-6Q

https://youtu.be/GNiUwLUe-wQ

https://youtu.be/CMi9fx4R0wM

https://youtu.be/rh-5TBJHmD0

https://youtu.be/VsvAvVT_WUw

https://www.youtube.com/watch?v=gQD6j3zVJnU

https://www.youtube.com/watch?v=k5QB9aOCT9k

https://www.youtube.com/watch?v=TwvKQUjtAqI

https://www.youtube.com/watch?v=_tgij0s9-Vk

https://www.youtube.com/watch?v=UFhp77PAFkQ

https://www.youtube.com/watch?v=i7cfX2yEZns

https://www.youtube.com/watch?v=hIhOEHTLpcs

https://www.youtube.com/watch?v=7vfqzJvmA5Q

https://www.youtube.com/watch?v=HKvGXuc1SA0

https://www.youtube.com/watch?v=xrowlLRUNmQ

https://www.youtube.com/watch?v=cMWsjC18Iso

https://www.youtube.com/watch?v=sZylCJbbuCI

https://tesbitler.com/index.php?s=Ramazan

https://tesbitler.com/page/2/?s=Ramazan

https://tesbitler.com/2020/04/22/ramazan-uzerine-tv-sohbetlerim/

 

 

 

Loading

No ResponsesMart 25th, 2023

İSLÂMÎ VE MİLLİ ŞUUR

İSLÂMÎ VE MİLLİ ŞUUR

 Mileli sadıkadan, illet ve zillet ittifakına.
Doğu ve güneydoğuyu Türkiye’den ayırıp, özerk bir devlet adıyla; Kürt. Ermeni. Sosyalist bir devlet kurmak.
Yüz yıllık hayal.
Ortaklarda hazırken, zillet ittifakı içerisinde tam zamanı deyip, talandan mal kaçırmak.
Olmayacak bir şey değil.
Anlamamak saflığın ötesinde, ahmaklık olur.
Sadik-ı ahmak yani ahmak dost.
Akıllı düşmandan daha büyük zarar verir.
24 milyon metrekareden 780 bine gelindiği düşünülürse, yapılan hesaplarda daha iyi anlaşılır.
Daha yüz küsur sene öncesinde topraklarımız, vatanımız 5 milyon metrekare idi.
Oyun büyük.
Piyon çok.
Oyuncu da saha dışındaki kaçak ve içteki kaçıklarda az değil.
Ama milletin sillesi hep zor zamanlarda şiddetli olmuştur.
İşte Çanakkale.
Ya o ruh?

-“Eski Başbakanlarımızdan Turgut Özal, ilk seçildiği yıllarda, dönemin Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler’i toplantı yapmak üzere çağırır ve kendisine ‘Ben bu ülkeyi ayağa kaldırmak, ileri devletler seviyesine getirmek istiyorum. Bunun için, işe ilk önce eğitimle başlamamız gerektiğini de biliyorum. Şimdi bu konuda bir çalışma yapalım ve bu işi başarmış devletleri inceleyip, onlardan yardım ve destek alalım’ der. Dinçerler, Japonya’dan bu konuda uzmanlaşmış bir heyet çağırır. Onlardan Türkiye için bir eğitim programı hazırlamalarını ister. Japonya üniversitelerinden gelen bu heyet, inceleme yapmak üzere bir ay zaman isterler. Anadolu’nun çeşitli illerinde araştırma yapıp bir rapor hazırlarlar. Bu heyet bir ay sonra Turgut Özal ve Vehbi Dinçerler’e raporlarını sunarlar. Bu raporda açıkça şunlar yazılmaktadır: “Türklerde millî şuur eksikliği vardır. Bu yüzden bu toplumdan bir şey olmaz”

Bu rapor Turgut Özal ve Vehbi Dinçerler’i iyice sarsar. Turgut Özal, Japon heyetine ‘Peki sizler Japon halkına nasıl millî şuur veriyorsunuz’ diye sorar. Bir Japon profesör söz alıp şunları söyler: “Bizler çocuklarımızı üç yaşındayken anaokullarına göndeririz. Çünkü insanda kişilik gelişimi 0-6 yaşına kadar tamamlanmaktadır. Bizler çocuklarımızın kişilik gelişimlerine çok önem verir, iyi bir Japon olmaları için onları uygulamalı eğitimden geçiririz. Bu eğitimin içerisinde millî şuur eğitimi de vardır. Millî şuur eğitimini bizler şöyle yaparız: Her Japon çocuğunu bir gün sabahtan, bize atom bombası atılan Nagazaki ve Hiroşima kentlerine götürürüz. Zira bizler o yerleri ilk günkü hâliyle korumaktayız. Yaşanan dehşet, tüm canlılığıyla orada saklı tutulmaktadır. Bu dehşeti gören küçük Japonlar iyice sarsılırlar. Aynı çocukları, öğleden sonra da robotlarla çalışan fabrikalara götürür, uçaktan hızlı giden trenlere bindiririz. Şu an ülke olarak geldiğimiz teknolojiyi gösteririz onlara. Bu teknoloji karşısında da bir şok daha yaşatırız. Ertesi gün öğretmenler okullarında, bir gün önce yapmış oldukları geziyi çocuklarla değerlendirmeye alırlar ve onlara şunu derler: ‘Eğer tembel ve kötü bir Japon olursanız düşmanlarınız gelir, topraklarınıza saldırırlar ve neyiniz var, neyiniz yoksa siler ve halkınızı öldürürler. Fakat iyi bir Japon olup çok çalışıp ülkenize hizmet ederseniz, bizlerin yapmış olduğu hızlı trenlerden ve robotlarla çalışan fabrikalardan daha iyisini yapar, ülkenizi güçlü ve ileri devletler seviyesine getirirsiniz. Böyle yaparsanız düşmanlarınız size hiçbir şey yapamazlar’ Bu konuşma üzerine Vehbi Dinçerler: ‘Peki bizim atom bombası atılmış bir yerimiz yok ki, biz bunu nasıl yapacağız?’ diye sorar. Japon profesör sözüne şöyle devam eder: ‘Sizin bizden daha geniş ve zengin bir tarihiniz var. Anadolu’nuzun her yeri bir Nagazaki ve Hiroşima… Sizler değil misiniz yedi düvele meydan okuyan? ‘Çanakkale Geçilmez’ dedirdiğiniz bir Çanakkale Savaşları tarihiniz var. Metre kareye 12000 merminin düştüğü, dünya savaş tarihinin en büyük ve en çetin savaşlarının yaşandığı bir Çanakkale Savaşı’nız var. Sizler de çocuklarınızı o büyük savaşların yapıldığı yerlere götürerek, buraları göstererek bu millî şuur eksikliğinizi tamamlayabilirsiniz’ der.”

-Ya o şuur olmazsa?
Azledilirsiniz!!!
Nasıl mı?

-İSTİFA ETTİRDİK

Mehmet Akif Ersoy her sabah namazı için Sultanahmet camiine gelir. Her gelişinde de yaşlı bir adamı kendisinden önce gelmiş görür. Ne kadar erken gelirse gelsin bu durum değişmez. Yaşlı adam mutlaka ondan önce gelmiş olur. Ancak bu yaşlı pir-i fani ve bu nur yüzlü adam hiç durmadan ağlamakta ve gözyaşı dökmektedir. Bundan sonra Mehmet Akif şöyle anlatıyor:

Bu yaşlı insanın bir gün yanına sokuldum ve niçin durmadan ağladığını sordum ve ona Cenab-ı Hakkın rahmetinin enginliğini anlattım. Amâ o yine de ağlamasına devam etti. Bana; derdimi tazeleme git dedi .Ben yine de ısrar ettim. Çaresiz kaldı ve yine gözyaşları içinde bana şunları anlattı.

Ben dedi 2. Abdülhamit zamanında orduda binbaşıydım.ve ailem çok zengindi. Kışladan ayrılamıyordum. Ancak bir gün anne ve babamın ard arda vefat haberlerini aldım.

Ailede benden başka işlerimizi yürütecek kimsede yoktu. Çiftlikler, dükkanlar, mağazalar ortada kalmıştı. Hemen sadarete bir dilekçe yazdım ve istifa etmek istediğimi bildirdim. Sadaretten gelen cevap menfiydi. İstifam kabul olmamıştı. Ben ikinci, ardından da üçüncü bir müracatta müracatta bulundum. Ama her defasında aynı cevapla karşılaştım.

Bunun üzerine hünkara müracata karar verdim. Bu karararımı sadarete bildirdim. İsteğim kabul edildi. Durumumu hünkara yüz yüze olarak anlattım. Elimden geldiğince mazeretimin meşruluğunu ispata çalıştım. Hünkar istifa talebimden hoşlanmamıştı. Yüz ifadesinden bunu anlamak hiçte zor değildi. İsteksiz bir işaretle elinin tersi ileri git dedi, seni istifa ettirdik dedi.

Ben sevinerek huzurundan ayrıldım.

Eve döndüm. O gece rüyamda Osmanlı ordusu tabur tabur, bölük bölük geliyor ve EFENDİMİZE(sav) teftiş veriyordu. Bu ordu idi ki kısa bir süre sonra bütün cihana karşı kavga verecekti ve bu ordunun teftişini bizzat Efendimiz (sav) yapıyordu.

Yanında 4 büyük halife olduğu halde sevgili Peygamber Efendimizin önünden geçen bölük ve taburları teftiş ederken ondan bir adım geride edep ve terbiye içinde boynu bükük Abdülhamid’de bulunuyordu. Derken benim taburda geçmeye başladı. Ancak tabur dağınıktı. Başlarında kumandanları yoktu.

Peygamber EFENDİMİZ bunu görünce Abdülhamid cennet mekâna: Bu birliğin kumandanı nerde diye sordu? O da talebi üzerine istifa ettirdik dedi.

İşte o esnada Peygamber EFENDİMİZ beni bütün ömür boyu ağlatacak şu sözü söyledi: “Senin istifa ettirdiğini bizde istifa ettirdik ” dedi.

-Şimdi Söyle; bunu duyduktan sonra ben ağlama yayımda kim ağlasın?

Ve Mehmet Akif diyor: Yaşlı adam ağlamasına, inlemesine devam etti. Derdi büyüktü. Sessizce yanından uzaklaştım.

Zaten başkada yapabileceğim bir şey yoktu. Zira bu pir-i fan-i tesellisini EFENDİMİZ den bekliyordu.”

MEHMET ÖZÇELİK

21-03-2023

 

 

Loading

No ResponsesMart 21st, 2023

SİYASETTE ÖLÇÜ NE VE NASIL OLMALIDIR?

SİYASETTE ÖLÇÜ NE VE NASIL OLMALIDIR?

Siyasete atılacak kişi evvela dürüst olmalı.

Yalan söylememeli.
Topluma güven vermeli.
İnançlı olmalı.
Milli ve manevi duyguya sahip olmalı.
Tarihini bilmeli ve sevmeli.
Vatan sevgisi olmalı.
Bu milletin kanını taşımalı ve bu toprakların ürünü olmalı.
Umumu kucaklamalı.
Adil olmalı.
Liyakatli olmalı.
Mesleğinin erbabı olmalı.
Toplumun menfaatini, kendi menfaatinden öne almalı, öncelikli olmalı.
Hain olmamalı.
Göbekten ve kafadan dışa bağımlı olmamalı.
Başkalarının ekip sürdüğü, büyütüp aşıladığı ayrık otlarından olmamalı.
Açık ve net olmalı.
Kendisini dev aynasında görmemeli.
Alkışlara kapılmamalı.
Danışmanlarını iyi seçmeli.
Yüzde ve bazen binde birken, hayallere kapılıp düşmana koz vermemeli.
Gerçekçi olmalı.
Adıyamanlı Dursun Çavuş,[1] Kırşehirli Osman Bölükbaşı ve Osman Yüksel Serdengeçti’nin hayatlarına bakmalı.
Hayalle gerçekleri birbirinden ayırmalı, gerçekleri görmelidir.
Bilmelidir ki, geçmişin çöplüklerinde atıklarda var, bahçelerinde güllerde…
Mutlaka ve mutlaka bir hedefi, ideali, projesi olmalı.
Seçmenine ümit ve umut olmalı.
Şerre alet olmamalı.
Aklını kullanmalı, kalbinin onayına sunmalı, vicdanını dinlemeli.
Kimi temsil edip, kimin seçilmesi yönünde harekette bulunmaktan ziyade, kimi temsil etmeyeceğini, kimi temsil etmemesi gerektiğini, kimin bu milleti idare etmeyip, başa gelmemesi gerektiğini bilmeli ve ona göre hareket etmeli.
Seçmenden kimi seçip oy vereceğine ve daha önemlisi, kime oy vermemesi gerektiğini, kimin iktidara gelmemesini bilmesi ve ona göre oyunu kullanmalıdır.
Oyunu heder etmemeli, boşa çıkarmamalıdır.
Zira verilmeyen ve neticesiz kalıp boşa çıkarılan her bir oy, şer odak ve ortaklarına verilmiş demektir.
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz misali; icraatta bulunacak, kendisini temsil edecek kişileri tercih etmelidir.
Mümin bir delikten iki kere ısırılmış, hakikatince, önceki aldatıcı vaad ve yalanlara tekrar kapılmamalıdır.
Vereceği kişi ve temsil ettiklerinin geçmişlerini irdelemeli, körü körüne hareket etmemelidir.
Patates, soğan, domates, peynir oyun ve aldatmacalarına gelmemelidir.
Evliya ile eşkıyayı ayırmalıdır.
Bir kereden ne olur, önemli değil, dememelidir.

Bu işin büyük bir sorumluluk ve vebali olduğunu bilmelidir.

MEHMET ÖZÇELİK

21-03-2023

 

 

[1] Tesbitler – islam bilgi arşivi » Blog Archive » EĞER BENİ SEÇERSENİZ… OYUNUZA TALİBİM.. (CUMHURBAŞKANLIĞINA ADAYIM)

Loading

No ResponsesMart 21st, 2023

OSMANLIYI YIKAN MASONLARDI

OSMANLIYI YIKAN MASONLARDI 

Şimdiye kadar hakkındaki şaibeli durumlardan en çok bahsedilip yazılan ilklerden birisi de masonluktur.

Bu konuda çok yazıldı, çok anlatıldı, gizli bir örgüt olmasıyla…[1]

Yine belgeler ışığında bir kısım faaliyetleri ile ilgili iktibaslardan özetle;

 

İttihat ve Terakkinin büyük çoğunluğu ve hâkim gücü masonlardı.

Osmanlıyı yıkıp, kuruluşunda rol oynamaması elbette ki düşünülemez.

-Osmanlıyı yıkan masonlar, Hindistan’da da yaptıkları gibi, evvela oranın üst düzey insanlarını ele geçirip, güç elde eder ve istediklerini kolayca yapıp yaptırırlar.

-“Asırlarca Garb’ın karşısında yıkılmaz bir kale halinde duran Türk devletini zaafa düşürmek, parçalamak ve sonra da yutmak için, Garplılar bir taraftan misyonerler vasıtasıyla türlü türlü mektepler açarak Hıristiyan çocuklarına ihtilal fikirlerini aşılarken, diğer taraftan da siyonist Yahudiler vasıtasıyla, kemâle ermiş insanları, açtıkları mason localarında yaldızlı sözlerle modern ve milliyet duygularından, yani Müslümanlık ve Türklük ’ten soyarak kendi emellerine uygun bir hale getiriliyordu. Mason teşekküllerine giren devlet adamları gözü kapalı bu ağ içinde yürüyorlardı. Mason biraderlerden aldıkları ilham ile yanlış düşünceler, yanlış tedbirler hem devleti, hem Müslümanlığı, hem Türklüğü düşürüyordu. Ana unsur olan Türk milletinin ve onun din kardeşleri olan diğer İslâm unsurlarının istikballeri için hiçbir şey düşünülmüyordu. Yabancı kaynaklardan gelen şüpheli ve zararlı birtakım cereyanlar kolaylıkla bir ideal mahiyetini alıyordu.

.. Karabekir Paşa’ya göre Osmanlı İmparatorluğu’nun hızla çözülmesine yol açan süreç tam da Masonların istediği gibi işledi. II. Meşrutiyetin Osmanlı’yı özgürlüğüne kavuşturduğu yolundaki iyimser havayı yansıtan bu resim kısa bir sürede kan, barut ve acıya bulanacaktı.”[2]

-ATATÜRK’ÜN 10 yıl boyunca DEĞİŞMEZ İÇİŞLERİ BAKANI olan ŞÜKRÜ KAYA masonluğu tescilli BİR MASON ÜSTADIYDI.

“Dinler işlerini bitirmiş, vazifeleri tükenmiş, yeniden uzviyet ve hayatiyet bulamayan müesseselerdir.” 3 Aralık 1934 tarihli TBMM tutanağında bulunan İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya ait bu pozitivist/ateist ifade, Masonlara ait Tesviye dergisinde yayımlanmış bir belgeyle daha da manidar hale geliyor.

Tam 8 Mason üstadının kaleme aldığı bir başka kaynaktan Şükrü Kaya’nın İçişleri Bakanı iken ve Mason Localarını kapattığı söylenen Gazi Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı iken Mart 1930 tarihinde -müstakbel Başbakan Hasan Saka, yine Gazi devrinin değişmez Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras) “biraderler” ile birlikte- Yüksek Şura tarafından 33. dereceye layık görüldüğünü ve merasim-i lazıme ifa edildiğini (gerekli Mason törenini yaptıklarını) öğreniyoruz.[3]

Daha neler ve neler…

Mesela yine Gazi Cumhurbaşkanı, İsmet Paşa Başbakanken, devrin TBMM Başkanı Kâzım Paşa’ya (Özalp) 1930 Haziran’ında İstanbul’da toplanan Yüksek Şura tarafından 33. derece verilmiş ve aynı merasim-i lazıme ona da yapılmış (ve bu paşamız da Selanik’te iken 3. dereceyi almış)! O kadar ki, Masonluğa düşman sanılan Mahmut Esat Bozkurt’un hıncı- nın Mason olmak için başvurduğu locadan red cevabı alması olduğunu aynı kitabın 124. sayfasının 1 nolu dipnotundan öğreniyor ve doğrusu laik(!) devletlularımızın tarikatlara kan ağlatırken bir başka tarikat olan Masonluğa bu candan teveccühleri karşısında gözlerimiz yaşarıyor! Me- ğer biz Cumhuriyeti ne sanmışız!

….“Bir zamanlar ben de Mason olmuştum” demişti Mustafa Kemal. Peki Kemalist propagandanın maharetiyle neden ‘Mason düşmanı’ gibi gösterildi? Masonların Ankara’daki lokaline her yıl ne kadar yardımda bulunuyordu? Nutuk’ta sarf ettiği hangi sözler Mason Akaidinin esaslarındandı?

…M. Kemal’in Masonluğun aleyhinde olduğu iddiası, 1940’larda, maksadlı olarak Masonluk aleyhdarları tarafından ortaya atılmış ve bu uydurmayı, -milliyetçi ve dine hürmetkâr görünmek isteyen- Millet Partisi Lideri Yusuf Hikmet Bayur dahi desteklemişti.  

…..M. Kemal’in Masonluk aleyhinde mevsûk hiçbir ifadesi, hatta imâsı bile gösterilemez. Bilakis!

Mesela Nutuk’unda sarf etmiş olduğu aşağıdaki sözler, Mason Akaidinin başlıca eseslarındandır ve Anderson Nizâmatı’nın bilhassa Allah ve dinle alakalı 1. mükellefiyeti ile Michel André (Chevalier de) Ramsay’nin 1737

Nutku’ndaki fikirlere tekabül etmektedir:

“Efendiler, bütün beşeriyetin tecrübe, mâlumat ve tefekkürde teâlî ve tekemmülü[yle], Hıristiyanlıktan, Müslümanlıktan, Budizmden sarf-ı nazar ederek basitleştirilmiş ve herkes için anlaşılacak hâle konulmuş “ÂLEMŞÜMÛL SÂF VE LEKESİZ BİR DÎN”in teessüsü ve insanların şimdiye kadar kavgalar, levsiyat, kaba arzu ve iştahlar arasında bir sefâlethânede yaşamakta olduklarını kabul ederek bütün vücudları ve zekâları zehirleyen ufûnet tohumları- na galebe etmeye karar vermesi gibi şerâitin husûlünü müstelzim olan bir “CİHÂNŞÜMÛL İTTİHÂDÎ HÜKÛMET” tahayyülünün tatlı olduğunu inkâr edecek değiliz.”[4]

-Dün devletleri değiştirmek için darbe yapanlar, bugün kişiler üzerinde darbe yapmaktadırlar.

Dün vermeden elindekini sömürdüğü insanlara, bugün verip besleyerek sömürmektedir.

Masonluğun hedefinde küresel tek bir devletin yönetimi vardır.

Bu aynı zamanda Yahudi hayalidir.

Tahrif edilmiş Tevrattaki ifadeyle; Allah insan olarak sadece yahudileri yaratmıştır. Onun dışındakileri öldürecek, sürecek ve kolunu kıracaksın.

MEHMET ÖZÇELİK

19-03-2023

 

 

 

 

[1] Tesbitler – islam bilgi arşivi » Arama sonuçları » mason

[2] Derin tarih.Haziran.2015.sh.60.

[3] Türkiye’de Hür Masonluk Tarihi, İst. 1951, Tan Matbaası, s. 117.

[4] Nutuk, MEB: 1981, 1/713.)   (Sayı: 11, Nisan 1994).Agd.sh.61 ve devamı.

 

Loading

No ResponsesMart 19th, 2023

NAR-I İRAN-İRAN ATEŞİ

NAR-I İRAN-İRAN ATEŞİ

Süper devletlikten siper devletliğe kadar gelen İran, Osmanlının yanması için çok kolay devreye konulmuş bir ateş küresi olmuştur.

Nitekim bizde farklı kana sahip bir kesimin; ‘zulüm 1453’ de başladı’ demesi gibi; İran’da da bir kesim; ‘Keşke İran Müslüman olmasaydı yani süper devlet olan Sasani imparatorluğunu devam ettirseydi’ demektedir.

Hz. Ömer’e olan düşmanlıkları da; Hz. Ömer’in komutanı Sa’d bin Ebi Vakkas tarafından fethedilmesidir.

İran kökü derinlere uzanan derin siyasi bir devlettir.

Geçmişinde İslam’a hizmeti varken özellikle 1500 yıllarından itibaren Safevi devleti ile ve Şeyh iken Şahlığa soyunan Şah İsmail’le, medrese eğitimi görmüş Haşhaşi Hasan Sabbah’ın krallığı ile ve de Fransa’da imam olarak yaşarken batının desteğiyle Şahı devirip yerine geçen İmam Humeyni ile İran; İmparatorluğuna dönme yoluna girmiştir.

Batı İran’ı bizi kontrol için ve geçmişte yirmiden fazla bizle savaştırarak, ateşiyle yakmıştır.

Aynı yakıcılığını bugün yayılmacı politikasıyla sürdürmektedir.

İran; Azerbaycan’a karşı Ermenistan’ı desteklerken, PKK’nın Haşhaşi Hasan Sabbah’ın yerine ikame edilmesiyle bize yardım etmemesi, kendisini tek rakipsiz görmesindendir.

İran yeni bir Şahlığa soyunmuştur.

Batıdan ziyade, İslam ülkelerine problem olmuştur.

Bu konuda birçok makale yazdım ve video çektim.[1]

***************  

İran üzerine yapılan tesbitlerden bazı iktibaslar:

-İran, Afganistan, Türkistan ve Mavera-yı Hazar, satranç taşları gibidir. Onlarla dünyaya egemen olmak için oynanır. Curzon.

-1901’de İran’da bulunan İngiliz diplomat Harding, Rusların Kaçar idaresi üzerinde etkili olmaya başladıklarını Londra’ya rapor etmiştir. Harding, Londra’ya gönderdiği raporda; “Ruslar İran’ı kendi evleri olarak biliyorlar” demiştir.[2]

-“İngiltere, 1891’de İran ile ilişkileri düzeltmeye çalıştığı sırada Osmanlı hâkimiyetindeki Bahreyn Adası’na da el atmıştır. Necid Sancağı ve Basra Körfezi’ni kontrol altında tutmak için civardaki şeyhler ile ikili anlaşmalar yapıp

Osmanlı Devleti’ne karşı kullanmıştır.[3]

-“Curzon, 1903’te dışişleri bakanı Lansdowne’ye gönderdiği yazıda; “Biz Basra Körfezi’nde yeni deniz üsleri ve istihkâmlar kurmalıyız. Burada tam olarak kontrolü sağlamalıyız” demiştir (Nasır 1363: 317). Aynı yıl Basra Körfezi ile ilgili bir kararın yayınlanmasını sağlamıştır. Kararda; “İngiltere haricinde hiçbir devlet Basra Körfezi’nde askeri üs tesis etmeyecektir. İngiltere’nin askeri ve mali görevlileri her liman ve adayı kontrol edebilecektir. Hindistan dâhil İngiliz tüccarları körfezin her yerinde ticaret yapabileceklerdir” denilmiştir (Mahmud 1328: VIII/119). İngiltere, bunun yolunu İran’a daha fazla borç para verip karşılığında körfezin bütün gümrük gelirlerini teminat olarak almakta bulmuştur. İran’ın birçok şehrinde açtığı konsolosluklar eliyle işleri idare etmiş, müzakerelerin başından itibaren Rusya’nın dikkatini Türkistan ve Afganistan’dan İran’a çekerek stratejik mücadele sahasını kendisi belirlemiştir.[4]

-“Hablel-Metin gazetesinin 5 Kasım 1905 tarihli nüshasında, İngiltere ile Rusya arasında İran’ın taksimini içeren gizli görüşmelerin, anlaşmanın imzalanmasından iki yıl önce bilindiğine dair bir haber çıkmıştır. Haberde; “…İngiltere ve Rusya dışında başka bir ülkenin Orta Asya’ya nüfuzunun olmaması için İran, bu iki ülkenin nüfuz rekabetine sahne olmuştur.”[5]

-İran’ın bu günde ayakta durmak ve Ortadoğu’da yaygın hale gelip Şiiliği ihraç etmek için Rusya’yı hep arkasına almıştır.

-Şah İsmail’den bu yana İran hiçbir zaman için yayılmacılığını ve kuyruk acısını hiç mi hiç unutmadı, sürdürdü ve de sürdürmektedir.

-İran’daki Şia Hz. Aliye değil, Sasani imparatorluğundan Safevi devletine uzanmaktadır.

-“İranlılar millî bir devlet kurmaya çalışıp becerememişlerdi ama millî bir İslam anlayışı meydana getirme yolunda önemli mesafeler aldılar. Bunun içindeki birtakım inançları İranlılar geliştirdiler. Bunlar İslami değil, İranî inançlardır. 12 İmam inancı da bunlardan biridir. Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Zeynelabidin ve oğulları diye devam eder silsile. Dikkat edilirse bunlar Şehrbanu’nun soyundan gelirler. İran Şahının kızı orada belirleyici faktör. Sonrasında gelen imamlarla İranlıların inanış biçimi oluşmuştur. Onlarda 12 İmama iman ve masum olduklarını kabul etmek iman esaslarından İnanışlarının temelinde tutarlılık yok.

Bir de İran’ın kendine mahsus bir başka inancı vardı: Mehdi! Gelecekte kurtarıcı olan esrarengiz şahsiyet. Bu eski bir İran inanışıdır ve Avesta’da da vardır. Mehdi’ye atfedilen birtakım vasıflar var. Bunlara baktığımızda hepsinin İranî özellikler taşıdığını görürüz. Mehdi kıyamete yakın bir zamanda son kurtarıcı Zerdüşt’ün soyundan olacak, İsfahan’da bir minareye inerek gelecek, birine baktı mı hemen onu Müslümanlaştıracak (yüreğini ele geçirecek ve bu yöntemle Müslüman edecek), savaşlarda bir bakışlarıyla düşmanlarını kahredecek… Bu özelliklerin hepsi İranî inanıştan vasıflar taşır.”[6]

-“Bugünkü Şia’da başlıca iki temayül var: Daha dar zihniyette olup, dünya Şii olsa her problem hallolur diye düşünen din adamları ve onların etki çevrelerinden meydana gelen gruplar. Bir de yine Şii olmakla beraber İran’ın zengin irfan geleneğinden beslenerek olaylara mezhepçiliğin dar penceresinden bakmak yerine daha geniş vizyonla bakabilenler. Mesela bir yönden İmam Humeyni ve tâbileri ile diğer yönden Ali Şeriati ve öğrencileri bu ikinci grupta yer alan kimselerdir. Bugünkü İran’ın siyaseti ise ilk gruptakiler ile ikinci gruptakilerin fikirlerine meyletmek arasında gidip gelmektedir. Ahmedi Nejad sonrası ibre, ikinci gruptakilere doğru dönmüş gibi gözüküyor.”[7]

-Dünden bugün İslam ülkelerine kimliği belirleyen hariciler yani dış ülkeler olmuşlardır. Bu siyaset alanında olduğu gibi, din ve dil alanında da olmuştur.

“Genel anlamda Rıza Şah’ın 1925’ten 1941’e kadar süren saltanatı merkezileşme etrafında şekillenen otoriter politikalara sahne olmuştu. Eş zamanlı olarak Türkiye’de de Kemalist devrimler geleneksel toplumsal yapı- da 19. yüzyılda başlamış olan dönüşü- mü radikal politikalarla hayli hızlandırmıştı. Türkiye’dekine benzer şekilde İran’da da İslam öncesi İran tarihine yapılan vurgularla daha seküler ve İslam dünyasının kalanından farklılığı öne çıkarılan bir kimlik inşa edilmeye çalışıldı. Bunun için yine Türkiye’de yapılanlara benzer olarak İslam öncesi İran tarihine dair yabancılar ve İranlılar tarafından yapılan tarihî ve arkeolojik çalışmalar teşvik edilmiş, müzeler inşa edilmiş ve ders kitaplarına bu eksende bir tarih anlayışı hâkim olmuş.”[8]

MEHMET ÖZÇELİK

19-03-2023

[1] Tesbitler – islam bilgi arşivi » Arama sonuçları » iran

[2] İRAN’IN TAKSİMİ GÖRÜŞMELERİNDE İNGİLTERE’NİN RUSYA’YA KARŞI DİPLOMATİK MANEVRALARI (1907) Yılmaz KARADENİZ.sh.5.

[3] Bkz M. Mahmud, a. g. e VIII, s. 111.Age.

[4] Mahmud 1328: VIII/120).Agd.

[5] Bkz. Hablel-Metin 12, Şumare: 45, s. 3.agd.

[6] Derin.tarih.eylül.2015.sh.67.

[7] Agd.83.

[8] agd.96.

Loading

No ResponsesMart 19th, 2023

BEYAZ SAYFA YENİ SAYFA

BEYAZ SAYFA YENİ SAYFA

Dünya beyaz ve yeni bir sayfaya gebe.

Dalgıçlar boğulacakları zaman kendilerini dibe atıp sıçrayarak yukarıya çıkar.

Dünya maddi manevi dibe vurmuş durumda.

Yüzeye çıkışı yakındır.

Diğer yandan da temizleme ve temizlenme işlemi sürmektedir.

-Mesela; İran muhalif ve darbeye teşebbüs eden bütün dindar, farklı ırk ve siyasileri kullanmış ve desteklemiştir.

Baas hakimiyeti oluşturulmaya çalışılıyor.

Türkiye batıya yamanmaya; İran ve Ermeni’ye yem edilmeye çalışılıyor, Kürtlerin üzerinden oynanan oyunlarla.

Mehmet Ali Paşa’dan Mithat Paşaya, Talat Paşadan İttihat ve Terakkideki mason komitelerine kadar; Şii- Ermeni ortak hakimiyeti sağlanmaya çalışılıyor, iki asır boyunca…[1]

-“Tehlike büyük! Altılı masa yeni ’15 Temmuz’ları hazırlıyor.”[2]

-Şeyh iken Şahlığa soyunan Şah İsmail ile, Yavuz Sultan Selim’in mücadelesi; bugün Sayın Erdoğan ve Yedili masa arasında cereyan ediyor.

-Kemal Kılıçdaroğlu: Bölgeyi gezdim gördüm tek çare İMF’den borç almak”

Belli ki birileri birilerine büyük bir diyet borcu var.
Bu ise; Cumhurbaşkanı olunması için onca yapılan destek ve desteklemelerin faturası!

-Körü körü bir saplantı var.

-“CHP’den CHP zihniyeti itirafı: ’35 yıldır bir şey yapmıyoruz halk yine bizi seçiyor’

Ana muhalefet olmayı kendine şiar edinmiş CHP’nin bu zihniyeti CHP Zonguldak İl Başkan Yardımcısı Nezih Anıl tarafından açıkça ilan edildi. Anıl, katıldığı yerel bir televizyon kanalının programında, “Halk memnun. 35 yıldır aynı şeyleri kataloğa koyuyoruz hiçbirini de yapmıyoruz halk yine bizi seçiyor” ifadelerini kullandı.[3]

************  

Savrulduk…

Dağıldık…
Siyaset bizleri savurup dağıttı.[4]

-” Zalimlerin yanında olmayın; sonra ateş sizi de yakar. Allah’tan başka dostlarınız olmadığına göre bir yerden yardım da göremezsiniz!”[5]

-ABD’nin başına Biden ve ekibi gelmeden önce yaptıklarına ve söylediklerine istinaden şu tesbiti yapmıştım;

Dünya karışacak yani karıştırılacak.

Armegedon’u[6] yani Tanrıyı kıyamete zorlamak için dünyada fitne savaşları başlatacağı kanaati bende kuvvet kazanmıştı.

Şu anda bunlar oldu ve de olmaya devam etmektedir.

Uzun sürüp ve bu arada da NATO’yu ve üyelerini içine çekmeye çalıştığı; Rusya- Ukrayna savaşı.

Suriye’den askerini çekeceğini söyleyen önceki Başkan Trump çekmemiş veya çekememiş ve Biden döneminde de devam etmektedir.

Görünen o ki; Cennetten çıkarılmamıza sebeb olan günah gibi, dünyadan çıkarılıp, dünyanın kapatılmasına da sebeb yine günahımız olacaktır.

MEHMET ÖZÇELİK

17-03-2023

[1] https://www.youtube.com/watch?v=EmNV6z_P0PA&t=8s

https://www.youtube.com/watch?v=QvxjxY0xH6s

https://www.youtube.com/results?search_query=ak%C5%9Fenerin+ermeni+dedelerinin

Tesbitler – islam bilgi arşivi » Arama sonuçları » iran

Tesbitler – islam bilgi arşivi » Blog Archive » İKİNCİ ŞAH İSMAİL VAK’ASI

Tesbitler – islam bilgi arşivi » Blog Archive » HERKES ŞAHIN PEŞİNDE

Tesbitler – islam bilgi arşivi » Blog Archive » ABD- İRAN YAPIMI FİLM DEVREDE

Tesbitler – islam bilgi arşivi » Blog Archive » YÜZ YILLIK VE ASIRLIK HESAP

Tesbitler – islam bilgi arşivi » Blog Archive » İRAN İÇ TEHDİDİ VE ŞİA

[2] https://www.haber7.com/guncel/haber/3309890-tehlike-buyuk-altili-masa-yeni-15-temmuzlari-hazirliyor

[3] https://www.yenisafak.com/gundem/chpden-chp-zihniyeti-itirafi-35-yildir-bir-sey-yapmiyoruz-halk-yine-bizi-seciyor-4515619

[4] https://m.haber7.com/yazarlar/zekeriya-say/3308861-bay-kemale-namaz-kildiran-hayat

[5] Hud.113.

[6] Tesbitler – islam bilgi arşivi » Blog Archive » ARMEGEDON

Loading

No ResponsesMart 17th, 2023