MÜCADELE SURESİ-MEHMET ÖZÇELİK

Loading

No ResponsesMart 16th, 2019

ÇÖKEN DEĞERLER

ÇÖKEN DEĞERLER

Kayseride bir hafta sonu Aktara gittim. Bitkisel ilaç satan bir yer.

İçeriye girdiğimde toptancı olduğunu sonradan öğrendiğim adamın birisi, hararetle dükkan sahibine şunları söylüyordu.;

-Geçen hafta birisine Kıskayı (Soğanın iç bölümü-Arpacık soğanı-ekmek için)  8 milyona verdim almadı. Bak şu anda bir hafta içerisinde 12 milyon oldu.

Bu artacak,zamlanacak. Gel sana bunu ben 12 milyondan vereyim, sen de 20 milyona satarsın. İyi de kâr edersin, diye ısrarla adama 12 milyondan almasını söylüyordu.

O sırada onların bu ateşli davranışlarına vakıf olunca; -daha da zamlanacak- sözüne karşı kendisine dönerek;

Şimdiye kadar ne değişti, piyasayı sen mi belirliyorsun, dolar mı arttı, ne kadar arttı, ne oldu birden bire bu %50 zam, %100 zamlı yapmanın sebebi nedir? diye peşpeşe hesap sorar gibi sorunca adam bana dönerek;

-Sen nerelisin, dedi.

Belliki niyeti lafı değiştirmekti.

Memleketimi söyleyince, mesela sizin memlekette bu kıska bitince komşu memleketten getiriliyor ve oda zamlı oluyor, dedi.

-Tamam da buna ne zam biniyor? Ne oldu? Ne değişti? Dedim.

Adam cevap veremeyince, mahçup olduğunu anladı ve hemen oradan sırra kadem bastı.

-Çok yazık ve hem de çok yazık ki; bu milletin berduşu bile söz konusu vatan olunca seve seve canını vermeye koşuyorken;

Fakat mala ve dünyevi üç beş kuruş menfaata gelince değersizleşmeye başlıyor ve değerini kaybedip çökertiyor.

PATATES SOĞAN PATLICAN…

Vurulan bizmiyiz, patlıcan mı?

Mesele beka yoksa soğan mı?

Dün Din-le ve Vatanla vuranlar,

-Medet Patates- diyen insan mı..?

Dışta cinayet, içte ihanet.

Müslümanı öldürürken namert.

Bugün uyuyup uyanmayanlar,

Ahirette umar mı şefaet…

Zulüm adalet külahı giymiş.

Adalet zulümü seyre gitmiş.

Mazlumlar kan akıtıp ağlarken,

İnsanlık bitip, nereye gitmiş?

Patlıcan tahta çıktı, insan indi.

Zalim kol gezerken, müslüman sindi.

Zalim zulmi ile tedhiş ederken,

Müslüman patatesi dert edindi..

***************   

Ne kadar hazin degil mi?

Hristiyan biri Endonezya’da 2 camide cuma namazında müslümanlardan 49 kişiyi öldürüp, bir o kadarda 48 kişiyi kişiyi yaralıyor, Kılıçdaroğlu ne diyor ve kimi suçluyor.

“CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Yeni Zelanda’da Müslümanlara yönelik saldırı hakkında konuşurken “İslam dünyasından kaynaklanan terör” ifadesini kullandı.”[1]

Bizim problemimiz dıştan değil, iç problemidir.

Dağınıklığımız düşmana güç veriyor.

-“ Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!”

«Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlâksız, nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler).» [2]

-“Allah’ın mescidlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir? Aslında bunların oralara ancak korka korka girmeleri gerekir. Böyleleri için dünyada rezillik var, âhirette de onlar için büyük azap vardır.”[3]

MEHMET ÖZÇELİK

15-03-2019


[1] http://m.haber7.com/siyaset/haber/2842145-kilicdaroglu-islam-dunyasindan-kaynaklanan-teror

[2] Nuh.26-27.

[3] Bakara.114.

Loading

No ResponsesMart 15th, 2019

HİÇ…

HİÇ

-Nihilizm, hiçlik, hiççilik, her şeyin boş olduğu düşüncesi.

-Materyalizmin zıddı.

-İsrafı teşvik eden medeniyet, israfla iflas edince hiçliği öne sürmeye başladı.

-İbrâhim Edhem, Şakîk’e soruyor: “Siz şükrü nasıl anlarsınız?” Şakîk de: “Allah verince şükrederiz, vermeyince sabrederiz: diyor. İbrâhim Edhem: “Bu senin dediğini Horasan’ın köpekleri de yapıyor. Onlar da verilince şükrediyor, verilmeyince sabrediyorlar” diyor. “Peki o zaman size göre şükür nasıldır?” diye sorulunca şu karşılığı veriyor: “Biz verilince infâk ederiz, verilmeyince şükrederiz.”

-Bizde yüz sene önceki Tevfik Fikret iç dünyasını dışa kusar;

Her şeref yapma, her saadet piç.
Her şeyin ibtidası ahiri hiç.
Din şehid ister, asüman kurban,
Her zaman her tarafta kan, kan, kan!
…………………..
Kahramanlık, esası kan vahşet,
Beldeler çiğne, ordular mahvet.
Kes, kopar, kır, sürükle, ez, yak, yık,
Ne “aman” bil, ne “ah” işit, ne “yazık”
…………………..
İşte hürriyet-i hakikiyye:
Ne muharip, ne harb-u istila,
Ne tasallut, ne saltanat, ne şeka
Ne şikayet, ne zulm-ü istibdad
Ben benim, sen de sen, ne Rab, ne ibad. (Tevfik Fikret’in ‘Eski Tarih’ adlı manzumesinden.)

-M. Akif onu tanımlıyor;

Serseri: Hiçbirinin mesleği yok, meşrebi yok;
Filozof hepsi; fakat pek çoğunun mektebi yok.
Şimdi Allah’a söver… Sonra biraz bol para ver;
Hiç utanmaz, Protestanlara zangoçluk eder!

-Haramın azabı var, helalın hesabı var.

-İNSAN dünyayı öylesine sever ki, MEZAR kazan bile birgün ÖLECEĞİNE inanmaz..İmam Gazali.

-Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:
-Kimsin?
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.” Dudak büküp önemsemediklerini görünce, bu defa Hoca sormuş:
– Sen kimsin?
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş gene Nasrettin Hoca.
– Herhalde vali olurum.
– Daha sonra?
– Vezir
– Daha daha sonra ne olacaksın?
– Bir ihtimal sadrazam olabilirim.
– Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş: “Hiç.”
– Daha niye kabarıyorsun be adam! Ben şimdiden, senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: “Hiçlik makamında!”

-İnsan suresi-1-:”İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?”

-Bir Hiç uğruna bu kadar kavga gerekir mi?

Ne gerek var?

-Hz. Ebu Bekir (R.a),Birgün Bir Ceviz İçin Kavga Eden Çocukların Arasına Girer..
Durun İkinizede Ben Pay Edeyim Der ;
Cevizi Kırar Ve İçi “BOŞ” Çıkar, Çocuklara Döner ;
Biliyormusunuz Der, Uğruna Dövüştüğünüz “DÜNYA” Bu İşte…!!!

-Devrin valisi emrindeki yöneticiler ile atının üstünde şatafat içinde girer şehre…

-Yol kenarlarında insanlar iki büklüm el pençe divan selamlar valiyi…
Bütün bu şatafatlı itaat gösterileri arasında valinin gözleri, bir sokağın köşesinde yere çökmüş olan ve etrafındaki hiçbirşey ile ilgilenmeyen bir adama takılır…

Perişan kılıklı, saçı sakalına karışmış bu adamın olduğu yere sürer atını vali…

Atının üstünden inmeden,vakur ve sert bir ses tonu ile bağırır adama,

 – “Behey adam, herkes benim şehre gelisimi el pençe karşılarken sen kimsin ki yerinden bile kıpırdamıyorsun? “

Perişan kılıklı adam istifini hiç bozmadan,sakallarının ve uzun saçlarının arasından belli belirsiz gözüken gözlerini valiye çevirerek :

– “Ben hiçim” der…

Vali daha da hiddetlenir,

– “Ne demek hiç, senin bir adın, şanın ünvanın yok mu bre adam” der…

– “Senin var mı? ” der bu kez adam…

Vali iyice şaşırır ama cevaplar, ”Gafil adam, nasıl tanımazsın, ben valiyim” der.

Adam aynı ses tonu ile sorar yine…

– “Peki daha sonra ne olacaksın?”

– “Sadrazam olacağım.” der vali…

– “Peki daha sonra?”

– “Padişah olacağım…”

– “Peki ya daha sonra?”

Kısa bir an duraksar vali ve;

– “Hiç” der…

Sadece gülümser perişan kılıklı adam…

-Ben senin ulaşacağın o son noktadayım, der.

-“Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.” Hz. Mevlana.

MEHMET ÖZÇELİK

15-03-2019

Loading

No ResponsesMart 15th, 2019

ZOR AMA GENEDE…

ZOR AMA GENEDE…

Chp –nin şimdiye kadar yaptığı uygulamaları ve geçmiş sicili dolayısıyla iktidar olması zor değil, imkânsızdır.

Ancak başarılı olması için kendisine bazı tavsiyelerimdir;

-Bu milletten çaldıklarını tekrar bu millete iade etsinler.

-Geçmişte yaptıklarından özür dilesinler.

-Kaldırdığı halifeliği geri getirsinler.

-Yaptıkları İnkilapları milletle beraber sorgulasın.

-Atatürkü koz olarak kullanmasın.

-Sahte imza ile kapattığı Ayasofyayı geri açsın.

-Bu milletin değerlerine, -Ezan, Namaz, Tesettür, dini yaşantı gibi inançlarına- gerçekten, lafta olmaksızın karışmasın.

-İçiyle dışı bir olsun.

-Pkk- Ypg- Fetö gibi şaibeli gruplara sahip çıkmasın.

-Çoğunluğu azınlığa feda etmesin.

-Dış güçlerin oyun alanından çıksın.

-Dış güçlere karşı, hükümetle ortak hareket etsin, düşmana koz vermesin.

-Fakirlik edebiyatı yapmaktan vaz geçsin.

-Laf değil, proje üretsin.

-Kendisini isbat etsin.

-Bir asırlık kavgayı bıraksın.

-İnançlı kesimle barışsın.

-Oturduğu koltuklarına yapışmasın, başarısız olduklarında makamlarını terketsinler.

-Geçmişlerine sadık kalsınlar.

-En önemlisi İttihad-ı İslamın oluşmasına katkıda bulunsunlar.

-Hayali ve muhali mi söylüyorum yoksa?

-Çok mu zor?

-Siz bilirsiniz….

-O halde iktidar da muhal ve hayaldir.

-Darbelerden meded ummaya devam…

MEHMET ÖZÇELİK/14-03-2019

Loading

No ResponsesMart 14th, 2019

NE KADAR VARIM ?

NE KADAR VARIM ?

Sanki ezelden beri var gibiyiz. Varız gibi kendimizi düşünmekteyiz.

Oysa 80-100 sene önce yoktuk.

Sadece biz değil, öncemiz olan ailemiz, sonramız olan neslimiz de yoktu.

Ve de ölümle buradan ayrılacaklar.

Şimdi ise öncekiler gittiler, bizlerde gideceğiz, bizden sonrada gidişler devam edecek.

Ya olmasaydık?

-Birde sanki herşeye Mâlik gibiyiz.

Oysa bizim olmayan tüm bu şeyler tekrar bizden alınacaktır.

Bizim olsaydı bizde kalır ve de vermezdik.

Bir hayat boyu kazandıklarımız burada kalmakta, üzerine titrediğimiz vücudumuz çürümeye terk edilmektedir.

O halde biz neye sahibiz, neyin sahibiyiz.

Bizler Bir Zata mensubiyetle ayakta durmakta, yokluğa düşmekten kurtulmaktayız.

Akıl gerçekten bunları taşımaktan ve tartmaktan aciz kalmaktadır.

-Bir anlık kendinizden başlayarak her şeyin yok olduğunu, diğer yandan da Var edici bir Zatın var etmesiyle varlığa çıktığınızı düşünün…

Yok olmanın yakıcılığı sadece sizin münferit ateşiniz değil, aynı zamanda tüm dostlarınızın ve de hem cinslerinizin yanıklığı da sizleri yakacaktır.

-Sınırlı hayatımız, sınırsız ihtiyaçlarımızın peşinden gitmektedir.

-Yavaş yavaş açılıyoruz.. Alıştıra alıştıra. Birden yüklenilmiyor. Taşıyamayız. Altında eziliriz.

-Bir anlık Allah’ın varlığının zıddını düşünmek bile dehşete kapılmak için yeterlidir.

“Cenâb-ı Hakkı bulan neyi kaybeder? Ve Onu kaybeden neyi kazanır?”; yani, “Onu bulan herşeyi bulur. Onu bulmayan hiçbir şey bulmaz, bulsa da başına belâ bulur”

**************

Ben hemen hemen her şeyi kontrol ediyorum.

Her şeyin üstesinden gelebiliyorum ama bazen oluyor, öyle oluyor ki kendime bile hakim olamıyorum. Bu da şunu gösteriyor ki; her şeyi emrime veren fakat benim de kendisinin emrinde olduğum, benim üzerimde olan bir güç var ve o güç işte beni kontrol ediyor, işte asıl kontrol mekanizması…

O güçte kendisi başkası tarafından kontrol edilmeyen, kendisinin her şeyi kontrol ettiği o güç, o kontrol mekanizmasını bana vererek, sınırlı da olsa bir yandan kısa kolumla beraber uzun şeylere uzanabilecek, bir kontrol gücüne beni sahip ediyor.

*****************

İnanmak mı inanmamak mı?

Sıkıntılar inanınca mı oluyor?

Oysa olmayan ve boş şeyden sıkıntı duyulur yani yokluktan ve inançsızlıktan…

Zafiyet ve cahillikten…

-Beyin- zihin- hafıza- akıl…

Hepsi O’nu anmak ve anlamak için verilmiştir.

-İki kişi aynı şekilde kendisine iyi veya kötü bakandan etkilenmez.

Kimi ilgisizdir önemsemez, diğeri hemen etkilenir.

Önemsemeyen için bu durum bir seviye değildir.

Yaratılışını, varlığını önemsemeyen insan elbette kendisi de önemsenmez.

-Ses frekansı.. Ölçülebilirlik..

Herşey madde değildir.

15 milyar yıldır yaratılma devam ediyor.

Bizde o zincirin bir halkasıyız.

Nerdeyiz? Neredeyiz?

Zincirlerin bağlantısı gibi, Bilgi aktarımı. Bluetooth gibi.

Beyni etkileme..

Beyni Resetleme…

Beyni-hafızayı-birikimi Yönlendirme…

Nereye mi?

Ana hard diske…

***************

-İnsaniyet Nimeti

Birçok hastalıklarla musibetzede olmuş ve her an binlerce ıstırap çeken bir insana, “bu ıstıraplı insaniyet yerine sıhhatli bir kedi olmayı” isteyip is­temediği sorulsa, bu teklifi derhal reddedecektir. Kedi denilince, ağzındaki rızkını da beraber düşününüz.

Demek ki o insan, o hâli için de yine Cenab-ı Hakk’a şükür ile mükellef­tir. Tâ ki, küfür ve isyan ile insaniyet nimetini ebediyen kaybetmesin.

-İnsanın Kıymeti

Bir adamın binlerce ağacı, yüzlerce hayvanı ve bir tane de çocuğu olsa, bu zat ağaçlarının ve hayvanlarının tamamını istediği anda kesebileceği ve hiçbir ceza görmeyeceği hâlde, çocuğunun bir parmağını dahi kesemez.

İşte insanın kıymetine bu misalle bir derece bakabilirsiniz.

-Şükür Vazifemiz

Hayvanlarla insanların müşterek olarak istifade ettikleri birçok nimetler vardır. Hayvanlar da bizim gibi, bu küre-i arz üzerinde seyahat ediyorlar, havayı teneffüs ediyorlar, güneşten faydalanıyorlar, sesleri işitiyorlar.Bu gibi nimetlerin nimet olduğunu hayvan bilmemekte, insan ise bil­mektedir.

Demek ki, şükür, insanın fıtrî vazifesidir. O hâlde, bu vazifeyi ifa etmeyen insanlar, bu cihetle de hayvandan çok aşağı düşüyorlar.

-İnsan ve Yükü

Terazinin bir kefesine deve olmakla yük taşımak, diğer kefesine de in­san olmakla ibadet etmek konulsa ve seçme ihtiyârı bize bırakılmış olsa idi, hangisini seçecektik? Elbetteki insanlığı…

O hâlde, deve yükünü taşırken, biz niçin ibadetimizi yapmıyoruz?..”(Mehmet Kırkıncı Merhumdan)

MEHMET ÖZÇELİK

11-03-2019

Loading

No ResponsesMart 11th, 2019

İSLAM DÜNYASININ İMTİHANI SİYASET

İSLAM DÜNYASININ İMTİHANI SİYASET

14 asırdır İslam dünyasının kaybettiği en büyük alan, en çok kaybettiği hal ve durumlar siyaset alanıdır.

Diğer alanlarda ne kadar kazanırsa da, siyaset alanında kazandıklarını neredeyse tamamen kaybetmektedirler.

-Kirli ittifakın ayak sesleri ile ağız sesleri birleşti ve bir araya geldi

-Peygamberimiz; Fakirlik küfre yakındır, buyuruyor.

Chp- de her sloganında, proje üretmek yerine 1970- lerde olduğu gibi, fakirlik edebiyatı yapmaktadır.

Ancak bununla beraber yapılan projelere de anayasa mahkemesine başvurarak veya gezide yapılanların durdurulmasını söyleyen terör taraftarı insanlara taraf olarak, fakirlik edebiyatı yapma alanını sürekli açık tutmaya çalışmaktadır.

Bu da gösteriyor ki, proje üretememekle beraber, fakirliğin bitmesi, Chp- yi de bitirecektir.

Chp her zaman fakirliğe yakındır.

-Türkiye CHP-İYİ Parti-HDP-Saadet arasındaki ittifakla, kirli siyasetiyle 1970-lere dönüyor.

-Adil Öksüz’ü kurtarma girişimi.

PKK uzantısı HDP ile ittifak kuran CHP, FETÖ’nün beyin takımını kurtarmak için de harekete geçti. 15 Temmuz ihanetini Akıncı Üssü’nden yöneten Adil Öksüz dahil, örgütün beyin takımını sivil olarak tanımlayan CHP, bunların“darbe yapabilecek kabiliyette olmadığını” iddia edip, Anayasa Mahkemesi’nden (AYM) hainlerin affını istedi.[1]

-HDP’nin Adıyaman Twitter hesabı “bizi zulüm birleştirdi” mesajıyla Saadet Partisi’yle yapılan ittifakı iyice gün yüzüne çıkardı.[2]

-Saadet Partisi’nin, terör örgütü PKK’nın uzantısı HDP ile ortaklığının elebaşı Abdullah Öcalan’ın talimatıyla oluşturulan Demokratik İslam Kongresi’nin 22 Şubat’ta Şanlıurfa’daki toplantısında kurulduğu ortaya çıktı.[3]

-FETÖ ve PKK’dan ‘Millet İttifakı’na oy talimatı!

Terör örgütleri, siyasi uzantıları HDP’nin içinde yer aldığı millet ittifakına açık açık destek veriyor. FETÖ elebaşı Pensilvanya’dan, PKK’lı terörist başları ise Kandil’den üyelerine ‘Millet İttifakı’na oy verin ve hatta oy toplayın’ talimatı verdi.[4]

-(Apo Sırrı‟ya dönerek) Sen Adıyaman‟dan bilirsin. Aslında Türkmenlerin tarihine daha çok yoğunlaşmanız lazım. Babai isyanları çok önemlidir. Bu bir Selçuklu ayrışmasıdır. Kurmançiler da Türkmenler de sınıf olarak en altta kalanlardır. Solcular, tarihi milliyetçilere bıraktılar.
– Sırrı: Babai isyanları bu ülkede resmi tarihte en az incelenen olaydır. Baba İshak da biliyorsunuz Adıyamanlıdır.”[5]

İşte gezinin ayak sesleri ezana saldırıyla gelmeye başladı. Ona tarafımdan şiirli cevap;

ARZDAN SEMAYA EZAN

Şu ezanlar ki deldi, zulmeti geçti

Zulmetli kafalar, zulmeti seçti

Hırlamayla susmaz ezanlar

Horlamayla durmaz ezanlar.

Şu ezanlar ki yükseldi semaya

Hastalıklı kalpler düştü ezaya

Gök gürültüsü gibi yayılırken fezaya

Ezan dar geliyor bu zekaya…

Bu dünyası dar dünya

Sahibine ar dünya

Ona ezansız dünya

Hayvanlara yar dünya…

Doğarken kulağına okundu

Yaşarken kafasına dokundu

En son musallaya konunca

Ezana birde sala kondu.

MEHMET ÖZÇELİK

10-03-2019


[1]https://www.yenisafak.com/gundem/adil-oksuzu-kurtarma-girisimi-3450599

[2]http://www.haber7.com/siyaset/haber/2840408-hdp-her-seyi-acik-etti-twitterdan-saadet-paylasimi/?detay=2

https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/03/10/saadet-partisi-adiyamanda-hdpkk-ile-el-ele

[3] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/02/27/hdp-saadet-partisi-ittifakinda-abdullah-ocalanin-talimati-desifre-oldu

[4] https://www.ahaber.com.tr/webtv/gundem/feto-ve-pkkdan-millet-ittifakina-oy-talimati

[5] İŞTE İMRALI‟DAKİ GÖRÜŞMENİN TUTANAKLARI-Sh.8.

Loading

No ResponsesMart 10th, 2019

TÜRKİYEDE BEKA MESELESİ YOK MU?

TÜRKİYEDE BEKA MESELEMİ YOK

 MU?

Türkiye-de Beka meselesi var mı?

Türkiye asırlardır stratejik ve coğrafi açıdan önemli bir merkezde bulunduğundan dolayı hiç bir zaman başı ayıkmamış, uğraşmış ve uğraşılmıştır.

Tehlike geçmişten günümüze her zamanda olmuştur.

Ancak her on senede bir Türkiye-de, her yüz senede bir ortadoğuda haritaların, iktidar ve yönetimlerin değişmesi ve de değiştirilmesi sebebiyle, yüz sene önce getirilen ancak yine getirenler tarafından miadı dolması sebebiyle götürülenlerin yerine yeni piyonlar ve kuklalar yerleştirilmeye çalışılmaktadır.

Bizler bugün böyle hassas bir zaman ve zeminde bulunmaktayız.2006 yılındaki alınan Bop projesi ve aynı zamanda Abd-ye tevdi edilen Irak-Suriye-İran yıkımı devreye konulmuş ve de devam etmektedir.

Haritalar çoktan hazır hale getirilmiştir.

-Türkiye’nin Beka problemi yoktur deme halinde; o halde 50 yıldır PKK ile ordumuz, askerimiz çelik- çomak mı oynuyor?

-Peki Amerikalıların binlerce Tırın üzerindeki PKK’ya teslim etmiş olduğu o silahlar acaba parkta çocuklar için oyuncak oynasınlar diye mi oraya getirildi, konuldu?

-Ve PKK’nın sadece Türkiye’yi değil, aynı aynı zamanda Suriye ve çevresini, Türkiye’nin boğaz yollarını tıkamaya çalışması ve 20 küsür Devleti’nde PKK’ya destek olması acaba bu bir hayal ve hayal ürünü bir oyuncak mı?

-Beka meselesi yoksa 15 Temmuz neydi?

Bitmeyen darbeler, darbe senaryoları ve 28 Şubat…

15 Temmuz gerçekleşseydi; Kıbrıs’taki 50.000 İngiliz ordusu, Doğu sınırlarındaki YPG ve PKK hazır bekleyen bu zihniyet ve düşmanın işgali ile beraber terör örgütlerinin işgali ne ile izah edilebilir?

-Aynı zihniyet 15 Temmuzdan önce de Türkiye’nin Beka meselesinin olmadığını ve bu kadar terör örgütlerinin mevcudiyeti, terör olaylarının oluşumu, şehitlerin verilmesi yani bu kadar görünür açık ve zahir olaylara rağmen beka meselesi olmadığını söylemek, düşmana yol açmaktır ve onunla ortaklık yapmaktır.

-Dün Fetö’nün;Haçlılar sizin kızlarınıza, kadınlarınıza dokunmaz, onlar iyi insanlardır darken, bugün Kılıçdaroğlu da PKK’yı ve aynı zamanda YPG yi saldırmayacak insanlar olarak göstermeye çalışması gayet düşündürücüdür.

Aynı zihniyet, aynı kaynaktan beslenmektedir.

-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 31 Mart yerel seçimleri öncesi içerideki teröristlere kucak açtığı gibi, Türkiye’yi dışarıdan tehdit eden teröristlere de kol kanat gerdi. Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında “Türkiye’nin beka sorunu yok, ABD’nin desteklediği teröristler bize saldırmaz” dedi.

– Yine kadrolaşmanın mimarı Moğultay ve Oktay.

Başbakan Erdoğan kadrolaşma ile ilgili DYP-CHP koalisyon dönemini örnek gösterdi. O dönemin Adalet Bakanları Mehmet Moğultay ve Seyfi Oktay, 5 bin kişilik kadrolaşma gerçekleştirdiklerini itiraf etmişlerdi.

-15 Temmuzda 5 bine yakın hakim ve savcı görevinden alındı.

Yoksa 15 Temmuzun temeli o zamanda mı atılmıştı?

Moğultay: ‘Ben CHP’lileri işe almayacağım da MHP’lileri mi alacağım’ dedim.

-PKK-pyd-fetö, ABD, Ermenistan, vs tehlikeler var iken, nasıl beka tehlikesi görmezden gelinebilir!

-Belediye seçimleriyle hükümeti güçsüzleştirerek, saldırma amaçlıdır.

Nitekim PKK elemanlarına verilen belediyelerin akibeti ortadadır.

Amaç sistemi sorgulama amaçlıdır. Zayıf düşürme hedeflidir.

-15 Temmuza tiyatro diyen bir zihniyet için elbette beka sorunu olmaz.

Bir zihniyetin bekasına, memleketin bekası feda edilmektedir.

Bu savunma dışlama amaçlı değil belki, bi- tarafane hareketin, tarafı muhalifi iltizam olduğunu bilip, bilinçli hareket etmektir.

-Noam Chomsky, “1787’de ABD Anayasa Konferansı’nda James Madison’ın vurguladığı şekilde ABD, zengin azınlığı çoğunluktan korumak ilkesi üzerine kurulmuştur” demektedir.

Türkiye- ye ne kadar da benziyor, değil mi?

*****************   

İnsan nisyan ile maluldür.

Geçmiş zaman olur ki; hayali ölüme ve cehenneme değer.

Geçmiş zaman olur ki, hayali dahi yakıyor.

-Orta yaşta olanlar yani 1970 ve öncesini gören insanlar, hayatı daha iyi kıyaslayabilirler.

Nice zorluklardan geldik ve gördük.

İşte çok örneklerinden bir kaç enstantane;

-1970-lerde Kayseri-de benzin olmayınca 175 km mesafede olan Yozgat-a benzin almaya gidiliyor. Oraya benzinin geldiği duyulunca o kadar yol katediliyor.

-Her önüne gelen bulduğu kuyruğa giriyor. Mutlaka lazım olan ya tüp, şeker, çay, pirinç gibi bir çok ihtiyaç kuyruğu.

Öylelerden birisi, bilmediği bir kuyruğa girmiş ancak kuyruk çok uzun.

Bir hile yoluna gidip, karşı bakkala pirinç geldiğini yüksek sesle bağırıyor.

Bir anda tüm kuyruktakiler yerlerini bırakıp karşı bakkala kuyruğa giriyorlar.

Bu sefer kendi de şüpheleniyor.

Acaba gerçekten geldi mi?

-Kayseri-den doğu seyahatine giden bir kaç arkadaş yolda gördükleri her benzinliğe giriyor, bulabilirlerse bir kaç litre alabiliyorlar.

Kesinlikle depo doldurulması söz konusu değil.

Bu Kayserili ya.. Onunda yolunu buluyor.

Bir petrol istasyonuna yakın yerde arabayı durdurup, bir arkadaşlarını bidonla petrole gönderiyorlar.

Petrolde o bidonu doldurmaya teşebbüs edildiğini görünce, hemen arabayı çalıştırıp bidon yerine, alabildiği kadar depoya benzin alıyorlar.

MEHMET ÖZÇELİK

09-03-2019

Loading

No ResponsesMart 9th, 2019

FETİH SURESİ

Loading

No ResponsesMart 9th, 2019

ALÇAKÇA SÖYLENEN ALÇAK SÖZLER

ALÇAKÇA SÖYLENEN ALÇAK SÖZLER

Firavun’un ruhu Mısır’da. Mısır hala Firavun’un maddi manevi hakimiyetini sürdürmektedir.

Firavun’un ruhu Ortadoğu’da gezmektedir.

Firavun yaşamasa da yaşatılıyor.

-Şeytan çetele tutuyor.

Bizi çok iyi tanıyor.

Şirket kurmuş.

Fişleme yapıyor.

Organizeli çalışıyor.

Hile yollarının hepsini biliyor.

Şerri kadar hayrada kapılar açıyor. Şerre düşmemek şartıyla…

İnsanın ayağını kaydırmak için her türlü alçakça sözleri insanların geçtiği yolların ortasına döküyor ve dikiyor. Cazip gösterip, dikeni gül diye gösteriyor.

******************  

Bizdeki aydın, özürlü aydın.. Hastalıklı aydın.. Karanlık zihniyetin karanlıktaki, karanlık aydınlarıdır…

İstikameti olmayan aydın gerçek aydın değildir.

Kendi içinde netleşmeyen, fikrinde durulmayan aydın, yaralı ve özürlü aydındır.

-Üstün Dökmen, “Nasıl bir pilot sarhoş olmama, bir hiristiyan psikolog haç takmamalı ise; Rehberlik Öğretmeni de Başörtülü biri olmaz! Meslek icra edilirken ‘İnşallah, Maşallah, hayırlısıyla’ gibi cümleler sarf edilmemelidir”

Bunlar küçük işlere mi yoksa acaba büyük işlere mi giriyor?

Belki de özür grubuna giriyordur.

Belki de alçakta söylenmiş alçak sözlerdir.

***************

Laikliği yıkan il İzmirdir. Çünkü içi boş olan zihniyet neticede çökmüş oldu.

Fetö- de chp yi bitirdi, gömdü ve de cenaze namazını kıldı.

-Nato Erdoğan ve Atatürkü hedef tahtası yapınca, Atatürkçülerden Erdoğana saldırı sarhoşluğundan Atatürkü de hedef tahtasına oturttular.

***************

Mustafa İslamoğlu’na neden hiç Allah deyince ”Celle Celaluhu”, peygamberin ismi anıldığında Salavat getirmiyorsunuz? diye sorulduğunda; ben yalakalığı sevmiyorum diyor.

Tam yalakaca söylenmiş bir söz…

Peygamberimizi aşırı sevmeyi tenkid edenlere sormak lazım;

Ya hu, Peygamberimiz Mecnunun sevdiği ve her şeyi göze aldığı bir Leyla kadar da mı değildir?

İnsanlar o zatı aşkından dolayı seviyorlarsa, sevmeyenler kendi duygusuzluğunu sorgulasınlar.

********************

TV terör saçıyor.

Menfi olan Tv-ler söyledikleriyle dağdaki teröristten daha çok zarar veriyor.

Hiç müsbet verecek haberleri olmadığından olsa, veya niyetteki bozukluktan veyahut da toplumun kalbinde ve aklında yaralar açmak amacıyla hep kaos oluşturacak, bulandırıcı, üzücü ve nefret edici haberlerle dop dolu.

Devlet Tv-leri bile maalesef hep kavgalar, kazalar ve üzücü haberlerle ihbarda bulunuyor.

Toplumdaki bulanıklık, Tv-lerin bulanıklığıdır.

******************

”Kuş havadayken gölgesi de yerde kuş gibi uçar görünür.

Ahmağın biri o gölgeyi avlamaya kalkmış ve takati tükeninceye kadar koşmuş. Çünkü o gölgenin havadaki kuşun gölgesi olduğundan, o gölgenin aslı ve sahibinin nerede bulunduğundan haberi yokmuş. O ahmak gölgeye ok atar ve gölgeye ok ata ata okluğu bomboş kalırmış.

Okluk, onun ömrü imiş ve kendisi bunları boş yere ata ata, ömür okluğunu gölge avı peşinde tüketmiş. Ve böylece bir ömür yok yere tükenmiş.”Mevlânâ.

MEHMET ÖZÇELİK

08-03-2019

Loading

No ResponsesMart 8th, 2019

GİZLİ KOMİTE

GİZLİ KOMİTE

Bu memlekette Nihat Erim başbakan olacağından habersizdi.

Kenan Evren darbe olup kendisinin Cumhurbaşkanı olacağından haberi yoktu.

Kemal Kılıçdaroğlu soru üzerine Halk partisinin başına Genel başkan olmayacağını söylerken, Deniz Baykalın kaset olayı ile birden bire başkan oluyor. Başkan olacağından habersizdi.

Milletvekillerini de söylemiyorum.

Tansu Çiller hesapta yokken birden bir süprizle ortaya çıktı.

Turgut Özal hakeza….

Kısaca bu millet kendisinin bulduklarından ziyade, kendilerine sunulanlarla idare ediliyor.

Kendisinin bulup getirdikleri ise ya idam ediliyor, ya da al aşağı edilmek için her türlü entrikalar yapılıyor.

-Yazmış olduğu “Ayasofya” isimli şiiri yüzünden tutuklanarak Ankara Ağır Ceza
Mahkemesi’nde yargılanan Osman Yüksel Serdengeçti’ nin kendini müdafaa
ederken:
“Müddei umumi(savcı) tepeden verilen emirlere göre hareket ediyor.
Ayasofya`nın tekrar cami haline yetirilmesinde benim ne gibi hususi maksadım
ve menfaatim olabilir? Ayasofya’yı kiraya mı vereceğim, yoksa imamı mı
olacağım? Beni bu yazıdan dolayı Türk savcıları değil, Yunan savcıları itham etsin.
Böyle bir yazıyı yazdığımdan dolayı kendimi müdafaa etmekten utanıyorum .” savcıya ağa babalarını soruyor, işaret ediyor.

-Geçtiğimiz Şubat’ta mason locasının önemli üstatlarından kabul edilen Celil Layıktez’in Bugün Gazetesi’ne verdiği bir demeç var. Orada diyor ki,”Abdülhamit’i tahttan biz masonlar indirdik!”
Devam ediyor: “Selanik’teki Hareket ordusu’nu organize eden İttihat Terakki, Emmanuel Karasu’nun başkanı olduğu locada organize oluyordu.”[1]

Türkiye’nin gayr-i resmi biçimde Amerikan hâkimiyetine girişi 11 Haziran 1944’tür.[2]

-Jacgues Derrida:”27 Mayıs’ın Arkasında Tümüyle ABD’nin Çıkarları Vardı…”

-Menderes “uçak kazası”ndan (Şubat 1959) kurtulmasaydı, -o bir kaza değil,
suikasttır- 27 Mayıs olmayacaktı. Bu tamamen Menderes’e yönelik bir infaz projesidir. Menderes içimizdeki Amerikan etkisine veya Amerikan varlığına karşı çıktığı için hayatını kaybetti…
Böyle bir infazı meşru göstermek için hukuk dışı, insanlık dışı kanlı bir senaryo yazıldı. Türkiye 27 Mayıs nifakı ile ateşe atıldı. 27 Mayıs diğer darbeleri de doğurdu.
Çünkü yapı aynı; Amerikancı bir yapı…
Türkiye’nin potansiyeline uygun olarak büyümesine engel olan, Türkiye’yi dizginleyen, kanını emen bir yapı…
[3]

-“20 Ağustos 1960’da Amerika’nın isteği yerine getirilirken 7200 kişi -dile kolay- ordudan atılmıştır.
Bunlar arasında sadece yaşlı subaylar, askerler değil genç subaylar da vardı Ve gerçekten mesleğini kusursuz olarak yapan, çeşitli takdirnameler almış, her zaman her bakımdan üstleri tarafından takdir edilmiş, birçoğu çok kabiliyetli, gerçekten bu orduda şerefli hizmetlerine devam etmesi konusunda hiçbir problem olmayan kimseler bilinçli olarak milli ve yerli çizgide oldukları düşünülerek tasfiye edilmişlerdir.”[4]

Orduda darbenin taşları düzülüyor.

-“Örnek gösterilebilecek bir kumandandı ve milli, yerli bir kimseydi. 1 Haziran’daki (1977) operasyonla Ersun Paşa ve kendilerinden kuşkulanılan 800 subay ordudan atıldı.”[5]

-“12 Eylül’ün ağır faturalı bir darbe olmasının sebebi, 12 Eylül öncesinde resmi rakamlarla 5500, gerçek rakamlarla 7500 kişinin hayatını kaybettiği bir süreç yaşanmıştı. Ama 12 Eylül’den sonra işin bu tarafı “bitirilmiş”ti. 28 Şubat’ta ise muhtıra verildikten sonraki dönemde darbenin kirli çamaşırlarıyla ilgili dönem başlıyor. Bu bağlamda söylüyorum, 28 Şubat’ın sert darbe kapsamında oluşunu; verdiği hasar
anlamında söylüyorum”[6]

-“Vietnam Savaşı 1973’te de tamamlandığına göre şöyle bir feci manzara ortaya çıkıyor. 5 milyon Vietnamlı 56 bin Amerikan askerinin öldüğü bir savaş…
Savaşı JFK’in asker çekme kararını aldığı 1963’ün sonundan itibaren sona erse yani savaş on yıl kadar önce bitmiş olsa, on yıl bu insan kaybının dörtte üçü olmayacak. 5 milyon Vietnamlı, 56 bin Amerikan askerinin dörtte üçünün yaşadığını düşünün. Burada silah tüccarlarının etkisi var, başka menfaati olanların etkisi var ama Amerikan derin devletini yönetenler için hep savaş, savaş, savaş..”[7]

 -“Kenan Evren anılarında, “Biz zaten 1978 Mart ayında ihtilale karar verdik” diye yazdı.[8]

-“Ocalan’la ilgili olarak, 12 Mart döneminin savcısı Baki Tuğ tam ceza verilecekken MĐT tarafından kendisine “bizim adamımızdır” yazan bir kağıt geldiğini ve uzun süre ceza almak yerine 3 aylık cezayla kurtarıldığını Uğur Mumcu’ya söylüyor. Uğur Mumcu o kağıdı Baki Tuğ’dan alamadan hunhar bir suikasta kurban gitti. Bu da onun bir takım şeyleri çözmüş olmasıyla alakalı, yani sisteme temel anlamda muhalif olmayan, ama zaman zaman eleştiriler yapabilen bir insanın dahi hayatının tehlikede olabileceğini burada görüyoruz.”[9]

-“Özal’ın, kendisine yönelik suikast sonrasında “Açıklayamam” cümlesi ibretlidir.[10]

-“Mesut Yılmaz “Cumhurbaşkanı Kenan Evren”in özel arzusuyla Özal’ın ilk kabinesine yerleştirilmiş bir kişiydi. Elmanın içine yerleştirilen kurt misali! Bunu tamamen böyle düşünün. Daha sonra Özal’ın da siyasal hatalarıyla birlikte Mesut Yılmaz geldi, ANAP’ı aldı Özal’ın elinden ve statükocu bir ANAP yaptı.
Gizli İktidar’ın kurgusu böyleydi. Hadise aynen budur. Ama dediğim gibi bu süreçte Özal’ın da siyasal hataları oldu.
Özal döneminde Türkiye’nin çıkarlarına yarayan işler yapmaya başlayan ANAP kısa süre içerisinde devre dışında bırakıldı. Kısa sürdü bu dönem. 1983’ün sonundan 1989’a kadar sürdü. Özal Çankaya’ya kaçtı -bu tabiri özellikle kullanıyorum- ve Çankaya’da bir yalnızlık yaşadı. Sonra tekrar siyasete dönmek istedi ama ömrü vefa etmedi.

1988 Haziran’ında Özal’ın yaşadığı suikast olayının perde arkasını aydınlatmak için hiç kimsenin parmağını dahi kıpırdatmamış olmasının temelinde Amerika eksenli Gizli İktidar gerçeği vardır…”[11]

-“Herkesi bir defa, bazılarını her zaman aldatabilirsiniz. Ama herkesi, her zaman
aldatamazsınız.” Abraham Lincoln

-“Emekli Oramiral Örnek’in günlüğünde belirtildiği üzere darbeye 3 Aralık 2003 tarihinde niyet edilmişti.[12]

Sonrasında da muhtıra ve benzerleriyle de devam etti.

15 Temmuz 2016 da bu durum zirve yaptı.

Bediüzzaman eserlerinde; Gizli Zındıka komitesi, ifsad komitesi, süfyani komite, ecnebi menfaati hesabına ve bu millet ve bu vatanın pek büyük zararına çalışan bir gizli komite, Gizli bir komitenin desisesiyle safdil bazı hocalar…,Eskiden beri müstemlekatların, Türklerle alakalarını kesmek için Türkiye dairesinde dinsizliği neşretmek için; ifsad komitesi namında bir komite, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid’akaranesi, Şimdiye kadar gizli komiteden, siyaseti dinsizliğe ve zındıkaya alet edenler, istibdad-ı mutlakla Nurcuları ezdiler, dinsiz komite, Mason komitesi[13] ifadelerini çok kullanıp, bu gizli komiteye dikkat çeker.

-Soros 17 milyon lira aktardı.

Gezi iddianamesinde birçok ülkede kadife devrimler peşinde koşan George Soros ve kurucusu olduğu Açık Toplum Vakfı da var. Vakfın 2008-2017 yılları arasında 136 derneğe 17 milyon lira aktardığı tespit edildi. Soros’un Osman Kavala’nın yöneticisi olduğu Anadolu Kültür A.Ş’ye, çeşitli STK’lara dağıtılmak üzere 13 milyon 526 bin dolar verdiği daha önce biliniyordu.

Soros’un fonladığı dernekler arasında çok sayıda LGBT derneklerinin olması dikkat çekiyor. Toplumun genetiğiyle oynanmasına yönelik bir proje olarak görülen derneklere Açık Toplum Vakfı tarafından binlerce liralık fon akışı sağlandı.[14]

-“Thornburg diyor ki: “Türkiye, Avrupa’nın stratejik Doğu kalesi ve Ortadoğu’nun Kuzey kalesi olmaktan daha önemli olarak Amerikan çıkarlarının büyük bir önem kazandığı yerde bulunmaktadır.”[15]

-“Belçika, Hollanda, Amerika, Japonya Dünya’nın geri kalmış bölgelerini, daha da geri kalmaları pahasına sömürü yarışına geçmişlerdir.”[16]

-“İMF ve Dünya Bankası, birlikte çalışırlar ve her ikisi de ABD Emperyalizmi’nin, İkinci Dünya Savaşı sonrası Dünya Düzeni’nin kurumlarıdır. Daha sonra bunlara ABD’nin bir başka kurumu eklenir: AID..”[17]

-Deaşlılarla mücadele ettğini söyleyen işte Abd;

“DEAŞ ABD üslerine taşınıyor.

ABD, bir yandan Türkiye’nin operasyonunu engellemek için Suriye’nin kuzeyinde ‘Avrupa gücü’ konuşlandırmaya uğraşırken bir yandan da DEAŞ’lıları kamyonlarla Suriye’deki askeri üslerine taşıyıp korumaya alıyor. DEAŞ’lılardan bazısı sabotaj eylemleri için Türkiye sınırına, üst düzey isimler ise sahte pasaportlarla başka ülkelere sevk edilecek.”[18]

-Cesur adam şeytanın suratına. Bakmaya Cesaret edip. Ona şeytan olduğunu söyleyen adamdır. Amerika başkanı James Garfield.

-Türkiyenin kuruluşundan bu güne Masonlar gayet etkili olarak idare ve yönetimde etkin rol oynamışlardır.[19]

-NATO Türkiye ve Ortadoğu’da yani Türkiye de darbe yapmak, Türkiye’yi ve İsläm ülkelerini kontrol etmek için kuruldu.

Ali Bulaç’ın ‘PKK, NATO’ya müracaat ederse NATO Güneydoğu’yu işgal edebilir’

Gerekçesi de NATO’nun yeni konsepti gereği “kriz bölgeleri”ne müdahale edebilmesiymiş.[20]

-27 Mayıs 1960 darbesini yapanların ilk açıklamasında; “Bütün ittifak ve taahhütlerimize sadığız. NATO’ya inanıyoruz ve bağlıyız. CENTO’ya bağlıyız.”

-TRT’de yayınlanan korsan bildiride:

“Yurtta Sulh Konseyi BM-NATO ve diğer tüm uluslararası kuruluşlarla oluşturulmuş yükümlülükleri yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır.” 

-28 Şubat zulmü yaşatılmaya çalışılıyor.[21]

-Şimdilerde de mevcut hükümetin daha doğrusu Erdoğan-ın başarısız olması için eski yol arkadaşları kirli ittifak ve vefasızlık yaparak adeta Telli Babaya gidip tel bağlayacaklar.

-Erdoğan-ın Gül-den farkı, eski ve eskimiş, eskide kalmış gömleğini birinin çıkarırken, diğerinin eski gömleğiyle ve eski gömleklilerle iş yapmasıdır.

Gül gömleğini çıkarmayanları toplamaya çalışmaktadır.

Yani eskiye dönme sevdasıdır.

Babacanla da yenileri eskilerle birleştirme oyununu sürdürmektedir.

Davutoğlu-nun da biriktirdiklerini –ne kadar kaldıysa?- eklemek istiyor.

-Saadet de 70- lere dönüyor, hala geride ve geriden geliyor.

PKK- ya oy vermek, dağa eşkıya avlamaya giden askere geri dön, PKK’yı rahat bırak ve daha ötesi,dağı yönettiğin gibi gel şehride idare et, demektir. Nitekim buda yapılmış ve hemen hemen bugün hepsinin yerine kayyum atanmıştır.

-Hem dünyada ve hem de Türkiye ve islam dünyasında Deccalizim ve süfyanizmin son devreleri ve de islamın üçüncü devresi olan şeriat yani siyaset yani yönetim ve idare dönemi başlamış ve mücadelesi devam etmektedir.

MEHMET ÖZÇELİK

03-03-2019


[1] Tamer Korkmaz – Amerikan Iktidarinin Sonu.Sh.3.

[2] Age.4.

[3] Age.5.

[4] Age.6.

[5] Age.10.

[6] Age.11.

[7] Age.19.

[8] Age.26.

[9] Age.27.

[10] Age.28.

[11] Age.35.

[12] Bak.Age.40.

[13] http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/arama/komite

[14] https://www.yenisafak.com/gundem/soros-17-milyon-lira-aktardi-3449419

[15] Oltadaki balık Türkiye.M.E.Değer.12.

[16] Age. 21.

[17] Age.117.

[18] https://www.yenisafak.com/dunya/deas-abd-uslerine-tasiniyor-3446939

[19] https://m.youtube.com/watch?v=V9JmIhz4Bv8

-Yüzyılın itirafı: https://m.youtube.com/watch?v=VtCs3-qLNAI

https://www.google.com/amp/s/m.yeniakit.com.tr/amp/haber/247109/abdli-yahudi-bankaci-rockefellerden-yuzyilin-itirafi-iste-turkiye-uzerinde-oynanan-kirli-oyunlar

[20] https://www.google.com/amp/s/m.yeniakit.com.tr/amp/haber/94302/paralel-yazar-ali-bulac-pkkya-yol-gosterdi

[21] http://video.haber7.com/video-galeri/135886-biliyorum-cok-zulme-ugradiniz

Loading

No ResponsesMart 4th, 2019

BU MEMLEKET PKK VE DESTEKÇİLERİNE TESLİM EDİLEMEYECEK KADAR BÜYÜKTÜR

BU MEMLEKET PKK VE DESTEKÇİLERİNE TESLİM EDİLEMEYECEK KADAR BÜYÜKTÜR

Bu memleket Pkk-ya destek olan CHP- ye teslim edilmeyecek kadar büyüktür.

Albaylığa kadar yükselmiş ve terfi etmiş, Ordu’nun elemanı olan Dursun Çiçek şimdi CHP’de 2 dönem temsil edilmekte, Ergenekon’dan içerde yatmış ve bu insan PKK ile yıllarca Güya savaşmış olmasına rağmen bugün;- Eğer HDP kriterlerimize uyarsa onları da aday gösteririz.- diye onlarla ortaklık yapma konusunda kapıyı açık bırakmak da, onlara yanaşmaktadır.

Bu nasıl zihniyet, Bu nasıl vatanseverlik?

-CHP bu memlekette başta PKK olmak üzere HDP-ye sahip çıkmış ve zahiren 100 Yıllık bir muhalif gibi görülen Fetö’cülere de darbe yapmasından dolayı sahip çıkmış, maalesef darbeye maruz kalanları ise kontrollü darbe diyerek mağdur olanları darbeci göstermiştir.

CHP-deki bu zihniyet nedir?

Onun için bu memleket pkk-ya, darbecilere destek olan CHP-ye bırakılmayacak kadar yüksektir, büyüktür, zengindir, köklüdür, tarihi olan bir devlet ve millettir.

-Yıllardır hep yenilmiş olmasına rağmen CHP hala koltuk sevdasındadır.

Erdoğan’a Tek Adam diyen Kılıçdaroğlu maalesef onca yenilmiş olmasına rağmen hala koltuğuna dört elle sarılmakta, bir türlü terk edememektedir. Demek ki çok sıcak!

-HDP- yi dolayısıyla PKK’yı meclise taşıyan CHP- ye ek olarak, İyi partide şimdi Pkk-nın temsilcisi Hdp-yi yani PKK’yı belediyeye yani beldelere taşıyor.

-HDP ile ortaklık yapıp onları iktidara taşıyan, belediye başkanı adayı seçen ise Chp-dir.

-PKK İTİRAFÇISI KADIN: DAĞA HDP YOLUYLA GİTTİM.[1]

..HDP nın desteğiyle PKK’ya katıldığını itiraf eden terörist şöyle konuştu.

Gaziantep’te terör örgütü PKK/KCK’ya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yakalanan F.Y. isimli terörist, “HDP ve DBP gibi siyasi partiler, ‘Kobani’deki sivil halka yardım’ adı altında Türkiye’de yardımlar ve paralar topladılar.” dedi.[2]

-CHP- ye Mahalle muhtarlığı bile teslim edilemez.

-Eski CHP Milletvekili Emekli Kurmay Albay Dursun Çiçek’in, “AK Parti’yi iktidardan indirin bakın onları nasıl yargılıyoruz göreceksiniz’ diyen başsavcılar var” açıklaması büyük tartışma yarattı.

Bunların tinetinde ve mayasında darbe var.

CHP bitmedikçe, darbelerde bitmeyecektir.

CHP- ye evliya giren, darbeci çıkar.

Vallahi CHP ve HDP- PKK ile iç içe, PKK ile kucak kucağa, PKK ile aynı meşrebi, davayı, düşünceyi paylaşmaktadır.[3]

-Kemal Kılıçdaroğlu-nun Baykal kasediyle başa geçmesi, pkk-ya zemin hazırlamak için miydi?

Gayr-ı meşru olan Pkk-yı meşrulaştırmak için miydi?

Nitekim Kılıçdaroğlu sürekli arkadaşlar dediği ve her türlü maddi manevi destekte bulunduğu ve de Pkk-lı belediyelerin elden çıkmasıyla, Chp tarafından pkk-lı olan kişilerin aday gösterilmesi bunun delilidir.

– CHP İzmir adayı Tunç Soyer’den PKK’ya destek!

PKK’yı açık açık desteklemekten kaçınmayan CHP’nin İzmir belediye başkan adayı Tunç Soyer’in bir skandalı daha ortaya çıktı. Tunç Soyer’in 25 HDP’li belediyeye kayyum atanmasının ardından yaptığı “Darbeye karşı asıl şimdi tankların üstüne çıkılmalı. Sur’a bizi almıyorlar, bir şey yapamamak bizi kahrediyor. HDP’nin yanındayım” şeklindeki açıklamalar teröre verdiği desteği gözler önüne seriyor.[4] 

-CHP, İyi Parti ve HDP ittifakına Kandil’den destek!

CHP, İyi Parti ve HDP arasında 31 Mart 2019 yerel seçimleri için gizliden gizliye yürütülen kirli ittifaka terör örgütü PKK’dan destek geldi. KCK’nın sözde Yürütme Konseyi Üyesi Xebat Andok “AKP-MHP’ye kaybettirmeyi temel strateji olarak belirlemek, bu faşist iktidarı yenilgiye uğratıp, iktidardan düşürmek için her türlü çabanın içinde olmak, bu doğru bir stratejidir. ” dedi.[5]

-Elbette Pkk-ya destek olunca, şehit de kim oluyormuş!?

-CHP’li vekilden şehit babasına küfür![6]

 -Chp-ye milliyetçi yada muhafazakar olarak giren insan, ani değişimle adeta kendini dini ve dindar muhalifi görüyor.

Nasıl bir yapıysa?

-“CHP ve İyi Parti ittifakının Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş bir televizyon programında sokak hayvanlarına işkenceyle ilgili düşüncelerini paylaştı. Ancak sokak hayvanlarına en fazla eziyeti konuya “Dini yönden yaklaşanların” yani dindarların yaptığını ileri sürdü. Yavaş, açıklamalarıyla muhafazakar kesimi hedef aldı.”[7]

Bu sayısız örneklerden biri…

-Her dönemde Terör ve terörist olmasına ragmen; Ahir zamandaki Yecüc ve Mecüc ifade edilmesi, burada Terör ve terörizm şirketleşme haline gelecek, terör ihale ile yapılacak, nerede darbe yapmak istiyorsunuz, Nereyi yıkalım, Nereyi yakalım, kimi vuralım, diyerek bir derece şirketleşmiş olduğu halde, terör devlet politikası, şirket politikası, adeta bir işletme olarak kendini gösterecektir.

Yecüc Mecüc terörün şirketleşmiş halidir

Buna kimler destek olmaktadır?

Bu millet iradesiyle kesinlikle ve kesinlikle CHP-yi iktidar yapmaz. Hatta Öyle ki;

Bu zihniyet değişmedikçe, bunların başına Erdoğan da gelse bu CHP yine kazanamaz.

-Bu şaibeden kurtulmadıkça, bu milletin değerlerine sırt dönmekten vaz geçmedikçe, bu milletin değerlerine kulak vermedikçe, başarısız olmaya, Yenilmeye devam edecektir, her zaman için tek adam diyen CHP.

-CHP darbelerden hep umut bekledi, ümidi oldu, darbelerden sonra gelebilirim, İktidar elde edebilir, koltuğu elde edebilirim, dedi. Artık gittikçe o kapıda kapandı. Böylece CHP’nin tamamı artık milletten kopuk bir vaziyette olduğu da tescillenmiş oldu.

-Muhalefetliğini yapamayan bir parti olan CHP, iktidarlığı nasıl yapabilir ki?

-Eski asker ve ergenekon davasından içeride yatan, ‘HDP’LiLER, CHP’DEN ADAY GÖSTERİLSİN’ diyen Chp-li Dursun Çiçek;”, “Onları iktidardan indirin bakın biz onları nasıl yargılıyoruz diyen başsavcılar var”[8] diyerek Chp- deki 1960 yılından beri sürdürülen darbe zihniyetini, daha doğrusu zihniyetsizliğini göstermiş oldu.

Bu bir asker. Pkk- nın şimdiye kadar neden bitmediği çok iyi anlaşılıyor, değil mi?

-Bu zihniyet onlarda yeni değil. İçindeki Chp-ye oy verdirme niyetini mensuplarına verme emri ve kendisinin de 1967 yıllarında 5 bin tl yardımda bulunan Fetö-Chp ortaklığı.[9]

– CHP-li bir milletvekili HDP ile ortaklık yapacak mısınız sorusuna, onlarla bir gönül bağlarının olduğunu söylemektedir.

Aslında CHP kendisini HDP den farklı görmemektedir.

Sadece gönül bağı değil, kafa ve gövde bağıyla da gayet sıkı birlikleri söz konusudur.

Yani askerimize, polisimize, memleketimize kurşun sıkan dağ eskiyasıyla şehirden hatta meclisten ortaklığını ve temsilciliğini sürdürmektedir.

-İhanet eden PKK ile işbirliği yapanlar görevden alınabilsin. Rahatlıkla müdürler atanabilip, ehliyetsiz olanlar alınabilsin. Aynı şekilde öğrencilerden okuyamayacak statüde olanlar tamamen okuldan atılsın.

Böylece başkanlık sistemi tamamen ehliyetli projeleri bir şekilde Milli Eğitim’de de uygulansın.

-ODTÜ skandal afişleri tasvib etmediğini söylüyor. dürüst ve samimi ise engel olsun, ihraç etsin, meydan vermesin.

-PKK ile mücadelede gerçekten ciddi misiniz.

Adam mecliste, okulda..

600 kadar kişi PKK’lı diye alındı ve geri bırakıldı!

Dağdaki eşkıya ile mücadele ederken, ana ve yavru partiler siyasallaştılar.

Bu neyin nesi?

İşte Adıyaman kömür köyünde muhtarın ortaklığı, kızının çatışmada ölmesi..

-Dün yüz yıl önce ermenilere vadedilen doğu, bu gün onun tohumu olan Pkk-lılara vadedilmektedir.

*******************   

Ezan Türkçe okunmalı’ diyerek büyük tepki çeken CHP’li Öztürk Yılmaz, kendisini disipline sevk eden partisine itiraz ettiğinde ‘aman şimdi zamanı değil’ cevabını aldığını söyledi.

Yılmaz, kendisini disipline sevk eden CHP’ye de tepki göstererek “keşke beni disipline sevk edenler, ‘camileri ahır yaptınız’ diyenlere cevap verselerdi” şeklinde konuştu.[10]

-“CHP’li Öztürk Yılmaz’ın Musul Başkonsolosu’yken ABD’nin Kuzey Irak’taki askeri üs alanı içinde bulunan Ishık Üniversitesi’nde FETÖ’cülerle bir araya gelen Yılmaz’ın, 15 Temmuz’dan 3 ay önce de CIA ve İsrail ile görüştüğü ortaya çıkmıştı.

İsrail ve ABD’den döner dönmez yakın çevresine “Erdoğan başkan olamayacak, sizin bilmedikleriniz var” diyen Öztürk Yılmaz’ın bu sözleri sarf etmesinden sonra 15 Temmuz darbe girişiminin yaşanması dikkat çekmişti. Yılmaz’ın hain kalkışmadan günler öncesinde ettiği bu sözler, darbe girişiminin işaretini verdiği şeklinde yorumlanmıştı.”[11]

-“Allah’ı da, Sultan’la birlikte tahtından indirdik.

Bizim mâbedlerimiz fabrikalardır.”[12]

-Aman sakın ha…

Bunların cımbızla Chp-nin içinden çekilmiş bir ifade ve uygulama olduğunu düşünmeyiniz.

Bu milyonlarca uygulama ve düşüncelerden sadece birisi…

40 yıllık Kâni, olur mu yani.

Chp zihniyeti bin yıl geçse de değişmez.

İşte her zaman yaptıkları o hile ve kurnazlığın son örneği;

Gürsel Tekin’in ‘cuma vakti’ kurnazlığı!

Kapalıçarşı önünde kepenk indirmiş dükkân fotoğrafları paylaşan CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in oyunu çabuk bozuldu. Cuma vaktinde Kapalıçarşı’ya gidip kapalı bir dükkanın önünde fotoğraf çeken Tekin’e, dükkanın sahibinden yalanlama geldi.”[13]

Yani eskiden yalancının mumu yatsıya kadar yanarken, Chp-nin mumu ikindi de söndü.[14]

-Chp tarihiyle ve yaptıklarıyla yüzleşip bu milletten özür dilemedikçe ve uygulamalarıyla güven vermedikçe, sittin sene Chp değişmez, bu millete güven telkin edemez.

Tıpkı Baykalın çarşaflı bir kadın ile poz verirken, diğer yandan mensuplarının çarşafı yırtıp protesto etmelerindeki tezat gibi.

Chp-nin kaderiyle Türkiye-nin kaderi aynıdır;

Türkiyeyi hala azınlıklar yönetmekte, özgürlüğüne kavuşmuş değildir.

Chp-yi de içindeki azınlıklar yönetmekte ve o da özgür değildir.

CHP de azınlığın çoğunluğa hakimiyeti değişmedikçe, 500 senede geçse CHP değişmez.

Dürüstlerse Pkk ile arasına mesafe koysunlar.

Dürüstlerse bu milletin değerlerine hakaret edip saldırmasınlar.

Dürüstlerse Tek şef dönemindekileri uygulamayacağız desinler.

-Sayın Erdoğanın yüz yıllık tozu silkelemek olan Chp için söyledikleri boşuna değildir.

-“8 şehidimizin sorumlusu PKK. Onun perde arkası da HDP ve CHP… Terörle mücadelede, ekonomik savaşta CHP hep karşımızda. Bunun adı muhalefet değil, hatta fırsatçılık bile değil, alçaklıktır.

-“CHP, en kritik dönemlerde Türkiye‘nin yeminli düşmanlarıyla aynı safta yer alıyor”

-Gezi olaylarında vandallarla mücadele ediyoruz, CHP’yi onların yanında görüyoruz. FETÖ ile mücadele ediyoruz. CHP’yi, onların yanında görüyoruz.
Atatürk Havalimanı‘na iniyoruz, meğer 2-2.5 saat önce Bay Kemal oraya geliyor ve tanklar öncülüğünde bindiriliyor bir otomobile, Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine gidiyor ve darbeyi kahvesini yudumlayarak izliyor. Sen böyle bir adamsın, korkaksın, ürkeksin, ne millisin ne yerlisin.

– Terör örgütlerinin üzerine yürüyoruz, CHP’yi yine karşı safta görüyoruz. Uluslararası alanda ülkemizin şerefinin, haysiyetinin, itibarının müdafaası için var gücümüzle çalışıyoruz, CHP’yi yine yeminli düşmanlarımızın diliyle bize saldırırken suç üstü yakalıyoruz. Ama artık milletim yutmuyor. ‘Hangi yüzle sen buraya geldin?’ demeye başladılar.

– Türkiye, 1960 darbesinin ardından IMF‘nin pençesine düşmüş ve AK Parti’ye kadar da kurtulamamıştır. İlk IMF anlaşmasının altında darbe yönetiminin başı Cemal Gürsel’in, onu takip eden 4 anlaşmanın altında da devrin İnönü’nün imzası vardır.

– (1940’lı yıllara ait kupürleri göstererek) İnönü’yü görüyorsunuz, elindeki bayrak Türk bayrağı değil, Amerika bayrağıdır. Bunların geçmişi hep böyle. Dün neydi ki bugün ne olacak. Bunu elinde niye taşıyor. Bu bir teşekkürname. Şu anda güneyimizde ABD’nin kokartlı komandoları teröristlerle yan yana. Kim onlar? PYD, YPG, PKK. Bunlar kiminle kol kola. CHP ve HDP ile kol kola. Bunlara karşı mücadeleyi veren ise benim Mehmedim.[15]

-“Cumhuriyet gazetesinin 6 Mart 1933 tarihli nüshasında çıkan haberi okuyalım:

“Atina- Türkiye sefiri Enis (Tulça) Bey bugün Yunan Hariciye Nazırı Mihalokopulos’u ziyaret ederek İsmet Paşa’nın Yunan harp malulleri sandığına 300 Türk lirası hediye ettiğini bildirmiştir. Mihalokopulos İsmet Paşa Hazretlerinin bu nezaketine hararetle teşekkür etmiş…”[16]

-Chp Boraltandır, Dersimdir, Darbelerdir.

-Habertürk Gazetesi yazarı Murat Bardakçı, TBMM’de İHA ve SİHA’lara sokak ağzıyla dil uzatan CHP’li Abdüllatif Şener’e tepki gösterdi. Bardakçı, Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ’ı hatırlatarak ‘bu zihniyet o zihniyet’ dedi.[17]

-İşte belgeleriyle Chp.[18]

*******************   

 -Kemal Pilavoğlu, Ticani tarikatının mümessilidir.

Ankarada farklı bir kıyafetle sokaklarda dolaşmaya başlar.

Meclise gidip orada ezan okudu.

İlk defa Kırşehirde bir heykeli kırdılar.

Bizim zamanımızda ihtilale zemin hazırlayan Aczimendi, Ali Kalkancı ve Fadime Şahin gibi…

Sonra bir adam Ulustaki heykele tırmanarak elindeki balyozla heykele vurmaya başladı.

İtfaiye bu adama su sıkrak onu oradan indirdi.

Bunun üzerine Celal Bayar-ın tazyikiyle Atatürkü koruma kanunu çıktı.

Kemal pilavoğlu bu zemini hazırladı, bir provakasyon olarak. Veya ona hazırlattırıldı.

Pilavoğlu ne gariptir ki, 1950 yılında Halk parti listesinden birinci sıra adaydır.

Acaba kendisine vaadde mi bulunulmuştu?

Hak namına batıla alet olan bir kişi.

Ne hazin değil mi?

Kirli ve şaibeli işlerin partisi…

Bir amaç da Demokrat partisini yıpratmaktı.

Aczimendi de böyleydi, Fetö de böyleydi.

Bunlarda Demokratın devamı olan Özal-ı ve Erdoğan-ı yıpratmak içindi.

Chp hep darbelerden meded ummuş ve o yolda onun taşlarını oluşturmuştur.

-“Eskilerin lüzumsuz keyfî kanunları ve su-i istimalleri neticesiyle, belki de tahrikleriyle zuhur eden Ticanî meselesini ve ağır cezalarını dindar Demokratlara yüklememek ve âlem-i İslâm nazarında Demokratları düşürmemenin çare-i yegânesi kendimce böyle düşünüyorum:
Nasıl ezan-ı Muhammediyenin (a.s.m.) neşriyle Demokratlar on derece kuvvet bulduğu gibi, öyle de, Ayasofya’yı da beş yüz sene devam eden vaziyet-i kudsiyesine çevirmektir. Ve âlem-i İslâmda çok hüsn-ü tesir yapan ve bu vatan ahalisine âlem-i İslâmın hüsn-ü teveccühünü kazandıran, bu yirmi sene mahkemeler bir muzır cihetini bulamadıkları ve beş mahkeme de beraatine karar verdikleri Risale-i Nur’un resmen serbestiyetini dindar Demokratlar ilân etmelidirler. Tâ, bu yaraya bir merhem vurmalı. O vakit âlem-i İslâmın teveccühünü kazandıkları gibi, başkalarının zâlimane kabahati de onlara yüklenmez fikrindeyim.”[19]

-Katranı kaynatsan olur mu şeker/ Cinsi batasıca mutlaka cinsine çeker” 

Hacı hacıyı Mekkede, Hoca Hocayı Tekkede, Deli deliyi Dakkada bulurmuş..

-Chp, “Martın Sonu Bahar” diyecek sloganında.

Benden bir cevap;

BAHAR NEYİNE…

Bahar bilmez iken/ Mart sonu neyine….  

Çiçek açmaz iken/ Bahar neyine….

Ömrü kışta geçti/ Bahardan ümitli….

Baharları bitirirken/ Kimden ümitli?

Darbelerden meded umdu/ Darbelerle vurdu….

Derbeder etti/ Yurdu dağdar etti…

Sermayeyi tüketti/ Ser kalmadı…..

Hayrı tüketti/ Hayrı kalmadı….

Mehmet ÖZÇELİK

02-03-2019


[1] https://m.habervaktim.com/news_detail.php?id=557165

[2] https://www.google.com.tr/amp/m.haber7.com/amphtml/dunya/haber/2762833-pkkli-teroristten-itiraf-hdp-para-toplayip

[3] http://m.haber7.com/siyaset/haber/2827372-tunc-soyerden-iyi-parti-binasinda-hdp-mesaji

https://m.habervaktim.com/news_detail.php?id=558052

[4] http://video.haber7.com/video-galeri/134164-chp-izmir-adayi-tunc-soyerden-pkkya-destek

https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/01/28/tunc-soyer-gercegi-tunc-soyer-hdpnin-adayi
https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/01/27/tunc-soyerin-babasi-meshur-iskenceci-nurettin-soyer
https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/01/28/chpnin-kadikoy-adayi-serdil-dara-odabasi-pkk-destekcisi-cikti

[5] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/02/03/chp-iyi-parti-ve-hdp-ittifakina-kandilden-destek

[6] https://www.ahaber.com.tr/webtv/gundem/chpli-vekilden-sehit-babasina-kufur-iste-o-skandal-sozler

https://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/belgesel-kusagi/degismeyen-chp
https://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/belgesel-kusagi/chp-tarihi

[7] http://video.haber7.com/video-galeri/134007-mansur-yavastan-dindar-insanlara-iftira

[8] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2018/09/15/darbeci-zihniyet-hortladi-chpli-dursun-cicekten-skandal-aciklamalar

[9] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2018/09/15/chpli-eski-baskanin-skandal-videosu

https://www.yeniakit.com.tr/haber/fetullah-gulen-chpye-bagis-yapmis-48709.html
https://www.internethaber.com/chpye-bagis-makbuzu-fethullah-gulenin-mi-759218h.htm

[10] http://www.haber7.com/siyaset/haber/2755664-ozturk-yilmazdan-turkce-ezan-icin-yeni-aciklama

[11] https://www.habervaktim.com/haber/554560/chpli-ozturk-yilmaz-cia-ile-ne-konustu.html

[12] Refik Ahmet Sevengil – eski Chp Tokat milletvekili.Uyanış Dergisi, 15 Ağustos 1929.

[13] http://www.haber7.com/ekonomi/haber/2717737-gursel-tekinin-cuma-vakti-kurnazligi

[14] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2018/09/22/chpnin-cuma-saskini

http://www.haber7.com/siyaset/haber/2718292-bin-liralik-gomlekle-kriz-tellalligi

[15] https://www.sabah.com.tr/gundem/2018/10/08/baskan-erdogandan-kemal-kilicdarogluna-korkaksin

[16] http://www.mustafaarmagan.com.tr/yazilar/yeni-safak/inonu-gazilerimize-degil-yunan-harp-malullerine-300-lira-yardim-etmis/

[17] http://m.haber7.com/siyaset/haber/2750984-bardakcidan-senere-bu-zihniyet-iste-o-zihniyet

[18] https://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/belgesel-kusagi/degismeyen-chp

https://www.ahaber.com.tr/webtv/programlar/belgesel-kusagi/chp-tarihi

[19] Emirdağ Lâhikası Kalbe İhtar Edilen İçtimai Hayatımıza Bir Hakikat. 387,396, Tarihçe-i Hayat Sekizinci Kısım: Isparta Hayatı.537.

Loading

No ResponsesMart 3rd, 2019

RAHMAN SURESİ-MEHMET ÖZÇELİK

Loading

No ResponsesMart 2nd, 2019

KRAL ABDULLAHTAN MEKTUP VAR

KRAL ABDULLAHTAN MEKTUP VAR

Abdullah 1921-1923 arasında İngiliz mandası altındaki Filistin’in bir parçası, 1923’ten sonra da bağımsız bir emirlik olan Doğu Ürdün’ün emiri ve nihayet 1946’dan sonra tam bağımsız olan Ürdün’ün kralı olmuştur.

Kral Abdullah anılarında çocukluğundan itibaren yaşadıklarını ana hatlarıyla aktarmaktadır. Hicaz ve İstanbul’daki çocukluk yılları, babası Şerif Hüseyin’in Mekke
emirliği ve kendisinin Osmanlı Medis-i Mebusanı’ndaki Mekke mebusluğu, Asîr’de Osmanlı Devleti’ne isyan eden Seyyid İdrisî’yi bastırmaya yönelik askerî harekât, 1916’daki büyük Arap İsyanı, Haşimî-Vehhâbî mücadelesi ve Ürdün Devleti’nin doğuşu, bu hatıratın ana başlıklarından bazıları.[1]    

-1916 İsyanı esnasında bir Arabın Abdullah’a “kızıl suratlı” Lawrence’ın kendi yanlarında ne işinin olduğunu sorması, bazı Arapların İngilizlerle yakın temasa duyduğu öfkeyi yansıtır. Kral Abdullah’ın 1951 yılında bir Filistinlinin suikastı neticesinde can vermesi de kaderin garip bir tecellisidir.[2]

-Arapların en büyük hastalığı, rahatına düşkünlükleri ve yöneticilerine itaatsizlik edip ayaklanmalarıdır. Bunun en bü­yük göstergesi Hz. Osman dönemindeki isyandır. O günden sonra Araplar içinde fitneler baş göstermiş ve gerilemenin yolları açılmıştır.
Arapların bir düşmanı da, Arap olmayan Müslüman kardeşlerinin kavmiyetçilik hastalığıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Ümmetimin hakları basık burunlu, döğülmüş demir gibi dümdüz suratlı bir kavim tarafından yenmedikçe kıyamet kopmaz.

Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesinin ve Osmanoğulları sülalesinin tamamının ortadan kaldırılmak istenmesinin asıl amacı, cumhuriyet ilan edebilmekti. Sultan V.
Murad’ın cinnet geçirdiği günlerde hükümet, Osmanoğullarımn ileri gelenlerini bir ziyafete davet etmişti. Ziyafetin maksadı bunları bir şekilde öldürmekti. Sultan II. Abdülhamid, olayı önceden haber aldığı için yemeğe katılmamış, dolayısıyla plan başarıya ulaşmamıştı.
Bu planı kuranların başında Sadrazam Ahmed Midhat Paşa vardı. Plan başarıya ulaşsaydı, eski Mekke emiri Şerif Abdülmuttalib b. Galib halife ilan edilecekti.[3]
Aynı plan, Türkiye’de cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından uygulanmış ve Osmanlı hanedanı üyeleri ülkeden kovulmuştur.[4]

-Cumhuriyet inkılâbı, Midhat Paşa zamanından beri Türk gençliğinin gördüğü bir rüyaydı. Türkler dünyanın her tarafına yayılan sınırlarıyla büyük bir devlete, ancak hilafeti gasp ettikten sonra sahip olduklarının farkında değillerdi. Hilafeti üzerlerinden atınca Arapları da doğal olarak göz ardı etmişlerdi. Bugün Türklerin çok daha düzenli yepyeni bir devletleri var, ama padişahın aynı zamanda halife olduğu zamanlara ait şöhret ve etkilerinin yanında bugünkü devletlerinin esamisi bile okunmaz. Geçmişte büyük bir devletleri vardı, bugünse küçülüp gittiler. Demek ki, bir şey asıl karakterinden ayrılırsa bozuluyor!

Bugün bizler, yani Arap milleti, başsız yahut çok başlı bir vücuda benziyoruz. Başı olmayan vücut şaşkındır, nereye gideceğini bilemez. Çok başlı vücut da hangisini takip edeceğini bilemez, yine yolunu şaşırır.[5]

-`İnsanlar Abdülhamid’in zalim olduğuna inanıyorlar. Ama yanlış biliyorlar. Abdülhamid zalim değil, sadece çok dikkatli bir hükümdardı. Tahttan indirildikten sonra anlaşıldı ki Abdülhamid görevi boyunca sadece bir defa idam cezası vermiş­ti. Geri kalan mahkûmlar en fazla ömür boyu hapse mahkûm edilmişlerdi.[6]

-`Bence Sultan Abdülhamid İslâm dünyasmın son büyük sultanıydı. Onun tahttan indirilmesinden sonra meydana gelen olaylar, Kufe ve Mısırlıların Hz. Osman’a yaptıklarından sonra meydana gelenlere benzer. Hz. Osman nasıl fitne ile Müslümanlar arasındaki sınır idiyse, Abdülhamid de bu çağ­da insanlarla fitne arasındaki perdeydi. Bu perde yırtılınca fitneler ortaya çıktı. Bütün işleri çekip çeviren ve baki kalan yalnız yüce Allah’tır.[7]

-İttihatçıların dar görüşlülükleri yüzünden hilafet ve saltanat idaresini kendilerince meşrutî bir millî hükü­mete çevirmeleri ve Müslüman Arap hükümranlığını Batı ruhuyla işlenmiş zorba bir yönetimle değiştirmeleri yüzünden Araplarla Türkler arasındaki bağlar koptu.[8]

-İttihat ve Terakki hükümeti bundan sonra Arap vilayetlerine hiçbir ilgi göstermedi. Tek önem verdikleri husus, bir kısım İngiliz askerini Mısır’da, bir kısmını Irak’ta muhasara altında tutmaktı. Böylece, bu askerlerin batı cephelerinde savaşma imkânı bulmalarını önlemek istiyorlardı. Batı cephesi savaşın esas kızıştığı yerdi, orayı kazanan savaşı da kazanmış sayılacaktı.
Türkler kışı Mısır’a saldırı hazırlığı yaparak geçirdiler.
Kafkas cephesine de büyük miktarda asker sevk etmişlerdi. Irak’ta düzenli ordu bırakmadılar ve burası için yedek askerlere güvendiler.

İngilizler Basra’ya saldırınca karşılarında hiçbir mukavemet görmediler ve Basra düştü. İngiliz ordusu Kurne’ye doğ­ru ilerlemeye başladı. Araplar,Irak vatandaşlarından oluşan düzenli orduların Türk bölgelerini savunmak için gönderildiğini fark edince şaşkına döndüler. Çünkü bu askerlerin kendi bölgelerinde savaşacaklarını düşünmüşlerdi.[9]

-İngiltere’nin Mı­sır başkonsolosluğunda görevli Doğu İşleri Sekreteri Mr. Storrs’tan bir mektup getiriyordu. Mektupta şunlar söyleniyordu:
Osmanlı Devleti, Büyük Britanya ile kadîm dostluğunu rafa kaldı­rıp Britanya’nın düşmanı Almanya’nın safına geçm iş olduğundan, Britanya da Türkiye ile arasındaki kadîm dostluk bağlarını koparma hakkım kendinde görmektedir. Siz ve saygı değer babanız, Arapların tam bağımsızlığa kavuşmalarıyla sonuçlanacak girişim hakkında
önceden sahip olduğunuz görüşünüzü muhafaza ediyor musunuz?
Eğer siz ve saygıdeğer babanız hâlâ bu görüşteyseniz, Büyük Britanya Arap Ayaklanmasını desteklemek için kendisine ihtiyaç duyulan her alanda yardım etmeye hazır olduğunu bildirir.
Pek tabiî ki bu mektup beni rahatsız etti. Çünkü varlığı anlaşılırsa, güvenilmez birisinin eline geçerse ya da mektubu getiren kişi kendisini satıp ağzından bir şeyler kaçırırsa mektubun bizi çok tehlikeli yerlere götüreceği kesindi. Bu yüzden, gelen adama “Kendini tehlikeye atıyorsun ve üstelik bu yaptığın haddini aşmaktır. Eğer bir elçi olmasaydın, buraya gelişine hiçbir şekilde sevinemeyecektin” dedim ve mektubu babama arz ettim. Babam gülerek “Mektubun ulaştığını ve hâlihazırda Arapların haklarını talep etmek için yeterince hazır olmadığı­mızı bir mektupla bildir” dedi ve adamı güler yüzle ve güvenle geri gönderdi. Dediğini yaptım, adam mektubu alıp gitti.

McMahon arasındaki meşhur yazış­malar gerçekleşti. Yazılanlar özetle şunları ifade ediyordu:
Büyük Britanya bağımsızlık savaşında Arapların Türkleri ve Almanları Arap bölgelerinden çıkarmak için ihtiyaç duydukları her şeyi temin edecekti.[10]

-Rahmetli kardeşim Faysal vasıtasıyla Suriye bölgesindeki Arap gruplarıyla haberleşmeye başladık. Ayaklanmanın başlayacağı zamanı belirleme işi Araplara bırakıldı.

Yaz gelince emirliğin yönetimi yine Taife taşındı. Bu arada, Emir Faysal Suriye’den, Emir Ali de Medine’den gelmiş­lerdi. Taifte herşey olması gerektiği gibi planlandı ve sonraki kış geçince ayaklanmanın başlatılmasına karar verildi. Ardından Emir Faysal Suriye’ye, Emir Ali Medine’ye döndü.
O süre boyunca Arap kamuoyu ayaklanmaya hazır hal geldi. Çünkü denizden gelen gelirler kesilmiş, herşeyin fiyatı yükselmiş ve bolluktan eser kalmamıştı. Ayrıca kamuoyu şunu da fark etti ki Araplar Osmanlıların emrinde savaşa devam etseler bile bunun tek sonucu olacaktı: İster Türkler ve Almanlar ister Fransızlar ve İngilizler galip gelsin, Araplar yine başkaları tarafından yönetilecekti. Dolayısıyla, Arap Ayaklanmasını başlatmak ve böylece savaş boyunduruğun dan ve başkalarının hükmüne boyun eğme çaresizliğinin sonuçlarından kurtulmak gerekiyordu.”[11]

-“Cidde’deki İngiliz donanması Osmanlı kışlalarına yapılan saldırılarda sindirme maksatlı atışlarla Araplara destek veriyordu.”[12]

-“Aysa vardıktan bir hafta sonra, Kuzey Ordusundan yirmi beş bin kişilik bir hecin süvari birliği ile Yüzbaşı Lawrence geldi. Lawrence’ı, demiryollarının tahribinde gerekli teknik çalışmaları idare etmesi amacıyla Melik Faysal göndermişti.
Kendisinin tutucu aşiretler arasındaki olumsuz tesirini bildiğim için gelişine pek sevinmedim. Vehhâbî akidesine bağlı îbn Lüey bir keresinde bana şöyle demişti: “Almanlar Türkleri etki altına aldı diye Türklerle savaşıyorsunuz. Peki ya bu adam kim oluyor? Almanlar Türklerin dostuysa, bunlar da sizin dostunuz, o halde ne diye savaşıyorsunuz?”
Nahis ez-Züveybî de şöyle demişti: “Şu kızıl surat da kim oluyor ve ne maksatla buraya geldi?” Lawrence’ın demiryolunu tahrip etmek için geldiğini ve bir mühendis olduğunu, aynı zamanda dostumuz ve müttefikimiz İngiltere’yi temsil etti­ğini ve durumun kendilerinin zannettiği gibi olmadığını söylerek durumu izah ettim. Düşmanlarımıza karşı birlikte hareket etmek üzere anlaştık. O dönemde bizim düşmanımız Türkler, onların düşmanı Almanlardı. Bu şeyhlere şöyle dedim: “Düşmanımızın içine düşmesini ümit ettiğimiz hale düştüğünü görmemiş olsalar, İngilizler bize silah, erzak ve para yardımı yapar mıydı? Bunu ancak cahiller umar.”[13]

-“Vadi’l-Harmâ’daki Şerif Halid b. Lüey’i yola getirmek için, idarem altındaki Doğu Ordusuyla Taife dönmem emredildi.
Vehhâbî inancını benimseyen sözkonusu şerif, Harmâ kadısı­nı kovmuş ve suçsuz insanları katletmiş, aynı zamanda ana baba bir kardeşi olan Şerif Buaycân’ı da kendi bozuk inancını benimsemediği için öldürmüştü. Bunlar yetmezmiş gibi, Hicaz Haşimî krallığına bağlı olan ve Vehhâbîliği kabul etmeyen aşiretlere baskınlar yapmaya başlamıştı.”[14]

-“Vehhâbîlik tam bedevilere has bir inançtır. Mezhebin kurucusu Muhammed b. Abdülvehhab [1703-1792], fikirleri için en uygun ortamı bedevilerde bulmuştur. İlk zuhur ettiği zaman birçok şehri dolaşmasına rağmen başarılı olamayınca Necid’e gitmiş ve aradığına orada kavuşmuştur.”[15]

-“Ne üzücüdür ki Vehhâbîler peygamberliğin hakkını vermez ve kıymetini takdir edemezler. Onlar, bir peygamberin yapıp yapamayacaklarını unutmuş gibi görünerek Hz. Peygamber (s.a.v.)’i diğer insanlara benzetirler. Oysa Hz. Peygamber hakkında şu ayet [Nur 24/63] nazil olmuştur: “Onun duasını içinizden herhangi birinin duasıyla bir tutmayın.
Böyle yaparsanız hiç farkına varmadan amellerinizi boşa çı­karmış olursunuz.” Allah Teala, kulu ve resulü olan Hz. Peygamber’in duasını, insanların birbirlerine ettikleri duadan ayrı tutmuştur.[16]

-“Eğer ben ve beraberimdekiler, Arap devrimi ve milliyetçi ayaklanmanın bu şekilde sona ereceğini bilseydik hiçbir şekilde devrime karışmaz ve devrim taraftarlarıyla ilişkimizi keserdik. Bugün mukaddes bölgeler ne yazık ki, yağma, hırsızlık, soygun, baskın ve kan dökücülükle geçimini sağlayan bir sülalenin eline geçmiş durumdadır. Etraflarında da, Suriye, Mısır ve Irak’tan gelen beş para etmez kimi insanlar var. Yusuf Yasin (meşhur bir Nusayri), Fuad Hamza (herkesçe bilinen bir Dürzi) ve Hafız Vehbe (Kuveyt’i satan bir tüccar) gibi kişiler siyasetçi ve yönetici olmuşlardır. Oysa bunlar herşeylerini bizim gerçekleştirdiğimiz devrim sayesinde elde ettiler.”[17]

-“Savaş biter bitmez, vaktiyle İttihat ve Terakki ile yaptıkları anlaşma sebebiyle Türklere hizmet etmiş olan bazı Araplar, bu bölgelere geri dönüp Arap Ayaklanmasına katıldılar ve dizginleri ellerine alıp Suriye ve Irak’ın bağımsızlığı için çalış­tılar. Daha sonra [16 Mayıs 1916’da] Sykes-Picot Anlaşması imzalandı ve buna bağlı olarak manda yönetimleri kuruldu.
Araplar bu anlaşmayla mücadele ettiler ve Suriye’nin sınırlarını başından sonuna kadar belirleyen ve hiçbir şekilde bozulması mümkün olmayan bir millî ant imzaladılar. Derken Fransız müdahalesi ile Kral [Faysal] ülkeden çıkarılıp bayrak gönderden indirildi ve Suriye kıymetli ve yüce merkezini kaybedip yolunu şaşırdı. Ardından da bilindiği gibi şöyle taksim edildi: Suriye ve Lübnan Fransız mandasına, Filistin ve Doğu Ürdün İngiliz mandasına bırakıldı. İşte tek bir ülkenin değişik bölgeleri arasındaki sınırlar bu şekilde ve bu sebeple, yani manda yönetiminin gerçekleşebilmesi için çizildi.

Sonra da Haşimî sülalesinin Hicaz’dan ayrılmasıyla [1924] sonuçlanan Vehhâbî hareketi ortaya çıktı.”[18]

-“Beni, kardeşim Faysal’ın Irak kralı olması için çalışmaya sevk eden, Doğu Ürdün’e gitmemi ve Hasenî ile Suriye birli­ğine hazırlık yapmak maksadıyla çalışmamı sağlayan da Mr. Churchill’dir. Kendisi, rahmetli babam ile İbn Suud arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi için bütün gayretini göstermiştir. Ben bu sözlerimle, Araplarla birlikte çalışan sözkonusu büyük lider ve halkı hakkında kalbimde gizlemiş olduğum duygularımı ifade ediyorum.
Ey Araplar! Bilmelisiniz ki İngiltere ile işbirliğine eğilimli olmamız gerekiyor. Çünkü dikkat edin, bütün büyük uluslar onlara karşı çıkmaktan aciz kalmışlardır. İngiltere hiç kimseye hak etmediği değeri vermez. İngiltere yalancı, korkak ve tembellerle işbirliği yapmaz. İngiltere politikalarını duygularıyla hareket ederek ya da herhangi bir anlaşma veya savaşta kendisine yapılan yardımlara bakarak oluşturmaz. Tam tersine İngilizler sabırlı ve istikrarlı bir millettir ve ancak güçlülere saygı duyarak onları kendilerine katmak isterler. Başarısızlığı sevmedikleri gibi, ondan uzak dururlar. Şu halde siz de
güçlü, uyanık, sözünün eri ve dikkatli olun ki İngiltere yanı­nızda yer alsın ve dostluğunu sizinle paylaşsın.
Sözlerimin sonunda Britanya’ya, Krala ve lider Churchill’e saygı, hayranlık ve en iyi dileklerimi sunuyorum.”[19]

****************   

“Kurtuluş Savaşı öncesi ve sonrasında Arap-Kürt liderleri İngiliz İstihbarat Servislerince kullanıldılar.”
“1919 yılında 10 Temmuz günü Lord Curzon’a gönderilen gizli telgrafta da Kürtlerin
manda istedikleri bildirilmekteydi. İngilizler bölgede bir Kürt Devleti kurdurmak istiyorlardı
.
“Bölge bir petrol bölgesiydi, İngilizler Kürtlerle bu nedenle ilgileniyorlardı. Bu amaç
Sevres Antlaşması ile gerçekleşiyordu. 1925 yılında Musul Sorunu da bu yüzden patlak
vermiştir.”
“70’li yıllarda da Irak’taki Kürtler, ABD tarafından destekleniyorlardı.”[20]

-Irak ve Suriye her dönemde hatta Hz. Aliden bu yana fitnenin oynandığı mekan olmuştur.

“Hz. Ali döneminde Haricî ve Şiîler’in yurdu haline gelen Irak’a girerek beyat alan Muaviye, Şam’a dönmek üzere yola çıkmamıştı ki, Haricîler Kufe’de ayaklanmalara başladılar. Üstelik ilk karşılaşmalarında Suriye ordusunu mağlup eden Haricîler, muhalefetlerinde ne kadar kararlı olduklarının ve kendi bildiklerini okuyacaklarının da
mesajını verdiler. Bu yenilgi karşısında Muaviye, Kufe halkına yaşadıkları şehirdeki her karmaşadan onları sorumlu tutacağını, içlerindeki asileri dizgin altında tutmalarını aksi takdirde başlarına geleceklerin sonuçlarına katlanacaklarını kesin ve keskin bir dille ifade etti.”[21]

-“İnsanlarla arasındaki ilişkiler konusunda hassas olan Muaviye, “İnsanlarla aramda koparmadığım bir bağ vardır; onlar ipi gerdiklerinde ben gevşetirim, onlar ipi gevşetirse ben gererim” diyerek bu husustaki denge anlayışını yansıtmıştır.”[22]

-“Muaviye, iktidara gelmek için en önemli adım olarak Arab’ın üç dahisini yanına çekmiştir. Bunlar, Amr b. el-Âs, Mugîre b. Şu’be ve Ziyad b. Ebîh’tir. Eğer bunlar olmasaydı, Muaviye hilafeti elde etmeye muvaffak olamayacaktı.”[23]

Maalesef siyaset ve riyaset durumu insanların davranışlarını çok rahat değiştiriyor. Bu Muaviyede olsa…

-“Muaviye b. Ebî Süfyan, gerek iktidara uzanış sürecinde ve gerekse kararlı, bilinçli adımlarla elde ettiği iktidarı süresince, kendi kişilik özellikleriyle de bütünleştirdiği belli başlı siyaset ilkelerini, riyaset metodlarını kullanarak muhaliflerini veya muhalif olarak gördüğü kimseleri yolundan atmayı, önündeki engelleri kaldırmayı hedeflemiştir.”[24]

-`Muâviye, Hz. Osman’ın ardından Medine’de halife seçilen Hz. Ali’ye, Hz. Osman’ın öldürülmesi konusunda ilgisiz kaldığını ve suç ortağı olduğu isyancıları ordusunda barındırdığını ileri sürerek biat etmedi.`[25]

-`Muâviye ülkede siyasî istikrarı sağladıktan sonra uzun süreden beri durmuş olan fetihleri yeniden başlattı. Bu fetihler üç ayrı cepheye yöneliyordu. Sûriye bölgesi askerî Bizans egemenliği altındaki Anadolu ve Ermenistan topraklarına, Irak bölgesinde hazırlanan askerî birlikler genelde Horasan Hint topraklarına, Mısır’da hazırlanan askeri birlikleri de Kuzeybatı Afrika ve Afrika’nın içlerine seferler düzenlemeyi başarmışlardı. Bütün bunlara bakacak olursak görürüz ki Muâviye sadece bir hanedan, sülâle müessisi değil, aynı zamanda Hz. Ömer Hilafetini ikinci olarak yeni baştan kuran bir devlet başkanıdır.[26]

-Mekke’nin etrafında 12 bin dağ vardır.

.Kabe 11 defa yapılmış, 18 defa sel gelmiştir.

-Cebeli kabeden taşları alınmış Kabe’nin, her bir taş için ayrı bir fetva alınmış.

Arafat altı suyla dolu bir vadi.

-“Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.`[27]

Mekkeyi ve Kabeyi bekleyen sıkıntılar var. Ebabiller beklemede…

MEHMET ÖZÇELİK

01-03-2019


[1] Kral  Abdullah –  Osmanlı’ya Neden İsyan Ettik-M. Suat Mertoğlu.Sh-8.

[2] Age.8-9.

[3] Age.9.

[4] Age.30.

[5] Age.31.

[6] Age.33.

[7] Age.34.

[8] Age.52.

[9] Age.103.

[10] Age.110-111.

[11] Age. 112-114.

[12] Age. 119.

[13] 146-7.

[14] 160.

[15] 166.

[16] Ahzâb 33/57-58,167.

[17] Age. 168.

[18] Age.240-1.

[19] Age. 257-8.

[20] Oltadaki balık Türkiye.M.E.Değer.3.

[21] Muaviye b. Ebî Süfyan’ın Muhaliflerini Bertaraf Etme Yöntemleri.M. Y. Gömbeyaz.5.

[22] Age.6.

[23] Age.9.

[24] Age.29.

[25] YA’KÛBÎ’NİN TÂRÎHU’L-YA’KÛBÎ VE İBNÜ’L-ESÎR’İN EL-KÂMİL Fİ’T-TÂRÎH’İNE GÖRE EMEVÎ HALİFELERİNİN KİŞİLİKLERİ/HAZIRLAYAN YERNAR MAZHEN/13/

[26] Age/14.

[27] Araf 133.

Loading

No ResponsesMart 1st, 2019

HRİSTİYANLIK VE KADIN

HRİSTİYANLIK VE KADIN

”Ateizmin kaynağı bizzat Roma Kilisesi olup özellikle de son 400 yılın ilk öncü Hıristiyan kökenli Ateistlerinin hep bu kiliseden çıktıkları görüldü.”

-”Papaz Vanini ateistliğini ilan ettiği zaman (1614) ne Darvin, ne Kari Marx, ne Engels, ne de günümüzün modası “Doğa Tapıcısı” yeşiller ve çevreciler vardı.

-İlginçtir ki, Avrupa’da cinsel hayatı ve genelevleri de Roma Kilisesi yönlendirmişti.
Volter’in yazdığına göre Paris’teki genelevler, bizzat Katolik Kiliseleri tarafından “sağlık” denetiminde genelevlerinin daha temiz ve kızlarının da daha sağlıklı olduklarını duyuran ilanlar veriyorlardı.!
-Vatikan, “Ateizme karşı birlikte mücadele” yemi ile “Dinler arası Diyalog” oltasını Türkiye ve İslam alemine attı. Fakat, Papa 2. Jean Paul’ün “dürüst ateistler de cennete gider” sözü hem ateizmin kaynağının kim olduğunu hem de bu oltanın ne anlama geldiğini bir kez daha ortaya koydu.”[1]

-“1965 yılında tamamlanan 2. Vatikan Konsili’nde alınan hararlar çerçevesinde Vatikan, başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu’da ve Türki Cumhuriyetler-deki Hıristiyanlaştırma faaliyetlerine hız verdi. Kendi yayın organlarında “Müslüman Kürtleri” savunur pozlarında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ağır hakaretler yağdırmaya başladı.”[2]

-“Roma Kilisesinde kadınlara bakış. “Mizogonizm” denilen evlilik düşmanlığı
kapsamındadır. Hıristiyanlığın ilk yüzyılında Roma Kilisesinin iki kurucusundan biri Aziz Paul tarafından formülüze edilen kurala göre evlilik din adamlarının kesinlikle uzak durmaları gereken bir kurumdur. Hatta şöyle söylenmiştir: “Evlenmektense yakılarak ölmek evladır.”[3]

-“15. yüzyılda bu kez ebe kadınların “Büyü” ve “Sihirle” uğraştıklarını öne sürerek yaklaşık 2 milyon kadını “Cadı” oldukları gerekçesiyle diri diri yaktırdı ve bu dul kadınların kendilerine kocalarından kalmış olan malları ve arazilerini gasp etti.”[4]

*Vatikan’da ‘taciz’ zirvesi: Papa 190 piskoposu çağırdı.

Dünya genelinden 190 piskopos ve prelates, kiliselerde rahiplerin çocuklara, rahibelere ve yetişkinlere cinsel tacizde bulunmasına bir çözüm bulmak üzere bugün Papa Fransis’in çağrısı üzerine Vatikan’da toplandı. Papa, burada yaptığı açıklamada, “Kilise mensuplarının, ‘çocukları cinsel istismarı’ belasıyla başa çıkmalıyız” dedi.[5]

Papa’nın en yakın adamı ‘cinsel taciz’den suçlu bulundu.

Papa’ya en yakın isimlerden Vatikan Ekonomi Bakanı ve Avustralya Kardinali George Pell, Melbourne’de görev yaptığı dönemde iki erkek çocuğa cinsel tacizde bulunmaktan yargılandığı davada suçlu bulundu.[6]

Fıtrata aykırı bir düşünce ve inanç sağlıklı yürümez.

-Fritz,T.C asla bir Türk ve İslam devleti olmadı. Evet olmadı çünkü yeni devleti ve resmi ideolojiyi tesis edenler hep gizli Yahudiler ve gizli Ermeniler idi.[7]

-Ord. Prof. Fritz Neumark, 1933 yılında Hitler’in zulmünden kaçarak 1933’te Türkiye’ye gelir. İstanbul Üniversitesi İktisat ve Hukuk fakültelerinde uzun yıllar dersler vermiştir.  1900 – 1991 yıllarında, bir grup öğrencisiyle Boğaziçi’nde geziye çıkan, İstanbul Üniversitesi profesörlerinden Alman asıllı Prof. Fritz Neumark öğrencilerinden birinin “ Avrupalılar biz Türkleri – Osmanlı’yı neden sevmez, Hocam?  Alman asıllı Prof. Fritz Neumark Sualine şu cevabı verir; Çok samimi olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı, Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hristiyanların hücrelerine sinmiştir. Sebeplerine gelince;  1- Müslüman olduğunuz için sevmez. Ama ola ki laik olmak şöyle dursun, Hristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam eder. 2- Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındadırlar; Tarihten Türk çıkarılırsa ortada tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir. 3- Avrupa’nın pazarı idiniz. Şimdi Avrupa’yı Pazar yapmaya başladınız. 4- En az 400 yıl Avrupa’da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz. 5- Selçuklular Anadolu’yu, Osmanlılar ise Orta Avrupa ve Balkanları Haçlı Ordularına mezar ettiler. 6- Sizi silah ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hâkimiyet sağladılar. Önce giyiminizden hayat tarzınıza kadar; ahlaki değerlerinizi yıpratmaya başladılar, sonra da kendi içinizde sizi bölmeye başladılar. 7- Selçuklu ve bilhassa Osmanlı, İslamiyet uğruna her şeyini feda etmeseydi, İslamiyet bu gün belki sadece Hicaz’da varlığını devam ettirebilirdi. Kaldı ki Vehhabiliği kuranlar da İngiliz Dominyon Bakanlığının adamlarıdır. Batı, her yerde İslamiyet’i sapık inançlara kanalize etti. Ama Osmanlı, Asr-ı Saadet’i devam ettirdi. 8- İfade ettiğim sebeplerden kilise size kin kusmaktadır. 9- Ben Türkiye’ye geldiğimde iki üniversiteniz vardı. Şimdi (o zaman) 19 üniversite var. Osmanlı zamanında ise her yerde bir medrese vardı. Tarihinize bakın! Her medresede ilim tedrisatı vardı. İlk denizaltıyı Osmanlı’nın yaptığını çoğunuz bilmiyorsunuz belki de ama Avrupa bunu biliyor. 10- Sizler, gerçek hüviyetinize, kimliğinize döndüğünüz zaman Avrupa’nın refahı ve medeniyeti yıkılır. Ama bu şartlar da siz Türklerin öz kimliğine dönmesi çok zor..[8]

-Kıssa: Hocayla Papaz bir gün sohbet etmek üzere anlaşırlar.

Karşılaştıklarında hoca nezaketen papaza; Nasılsınız, Çoluk çocuk nasıl, diye sorunca papaz;

-Ya hu bir de hoca olmuşsun.

Bilmiyor musun ki, papazlar böyle basit şeyler yapmaz, evlenmezler.

Onlar yücedirler.

-Taşı gediğine koyan Hoca; Hayrettir hem de çok hayrettir ki; kendinize yakıştıramadığınız evliliği ve çocuk sahibi olmayı, Allaha nasıl yakıştırıyorsunuz?

İsa Allahın oğludur, diyorsunuz?

MEHMET ÖZÇELİK

27-02-2019


[1] VATİKAN VE TAPINAK ŞÖVALYELERİ-AYTUNÇ ALTINDAL.Sh.12-13.

[2] Age. 21.

[3] Age.32.Bak. Bilinmeyen Vatikan II.Aytunç ALTINDAL.sh.3.

[4] Age. 35.

[5] https://www.yenisafak.com/dunya/vatikanda-taciz-zirvesi-papa-190-piskoposu-cagirdi-3447779

[6] https://www.yenisafak.com/dunya/papanin-en-yakin-adami-cinsel-tacizden-suclu-bulunu-3448580

[7] https://m.youtube.com/watch?v=zdhBB816nbY

[8] https://gerceklerleyuzlesin.wordpress.com/2012/07/13/osmanliyi-anlamak-kolay-degil/

Loading

No ResponsesŞubat 27th, 2019

YARATILMIŞSAN BİN SEBEBİ VAR

YARATILMIŞSAN BİN SEBEBİ VAR

Eğer yaratılmışsan bir sebebi var…

Eğer var isek bin sebebi var…

Nedir acaba?

Hiç düşündün mü?

Hiç düşündük mü?

İstersen bir düşün…

Nedir?

Yaratılmışsan var bir sebebi…

Allah yaratmışsa var çok sebebi…

Boğulmadasın anlarken bir sebebi…

Nasıl anlarsın çok sebebi?

Allah ezelidir hem de ebedi…

Ancak anlaşılabilir sonsuzda son sebebi…

Sonu olmayanın olur mu hiç son sebebi?

Eğer yaratılmışsan var bin sebebi…

İnsan alemi idrak yani ihata ederken, Allahı idrak ve ihata edemez. İman ve marifetle varır O’na.

Gözler O’nu idrak ve ihata edemezken, O gözleri idrak ve ihata eder.

-Yaratılmışsan değil ölüm onun sebebi.

Ölüm de ölecek.

Kalan insan olacak.

Ölüm yok eden değil, taşıyandır.

Nakliye aracı.

-Ölüm nedir?

Hayatın hafif uykusundan, derin uykuya geçiş halidir.

-Tolstoy şöyle der:” En kof ceviz bile kırılmak ister. Olgun yemişler tutunamaz ağaca. Öyleyse kabuğum kırılacak diye hayıflanmamalıdır insan. Toprağa düşmemek için çırpınmamalıdır meyve. Düşün! Bir şeyin geldiği yere dönmesi kadar sevindirici ne olabilir? Tohumun ağaca, ağacın tohuma dönüşümünden başka bir şey değildir hayat. Yani ölüm… Fakat insanlar ölüyü kefenledikleri gibi ölümü de kefenlemişlerdir. Ve kefenlenen her şey öldürücüdür. İnsana düşen, tüm libaslarından soyup öylece seyretmektir ölümü. Yani hayatı… Herkesin ağzında gevelediği; “ya öl, ya ol” diye bir söz vardır. Oysa kimse bilmez olmakla ölmenin aynı şey olduğunu. Ölümle savaşmak öldürür hayatı. Çünkü bu hayatla savaşmak demektir. İşte gerçek ölüm budur. Bu hakikati anlamayan kimse, yaşamı ölümle, ölümü de yaşamla kirletir. Böylece bulandırır suyu ve su içilmez hale gelir.”

-İnsanı ölüm öldürmüyor, hayatın başına gelenler öldürüyor insanı.

-”Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur, diyor Mevlânâ.

-Ölüm ile ayrılık farkı 50 dirhem, ayrılık farkı 160 Gr kadar.

-İlahi nefhadan bir üfürüktür insan.

Ezeli olmayıp Ebediyeti elde etmiş olması o İlahi nefhadan yani ayetteki;- ve nefahtü Fihi min Ruhi – ,-Ben ona ruhumdan üfledim-,

Üzerinde bir hakikatı insan kendisinde taşımış olmasından dolayıdır. İnsan bu noktada ebede namzettir. Ondan dolayı Cenab-ı Hak ebedi olarak onu var edecek, kendisine ait olan ve özellikle beraber insanı da Ebediyete götürecektir. Tıpkı Hz Musa zamanında Samirinin, Cebrail’in atının ayağının bastığı yerden bir toprak alaraktan; öten, konuşan, bağıran bir buzağı yapması gibi, bir hayatı ve bir canlılığı taşıması..

-Beni yoktan var ettin, varlığımdan ve varlığından, varlıklarından haberdar ettin.

Demek ki; binlerce sebebe binaen var ettin.

İyi ki varsın, var edensin…

“O’nu bulan her şeyi bulur. O’nu bulmayan hiçbir şey bulmaz. Bulsa da başına belâ bulur”

MEHMET ÖZÇELİK

25-02-2019

Loading

No ResponsesŞubat 25th, 2019