46-TEĞABUN SURESİ-MEHMET ÖZÇELİK

Loading

No ResponsesMayıs 4th, 2019

İSLAMCILIK VE İSLAMCI YAZARLAR ÜZERİNE

İSLAMCILIK VE İSLAMCI YAZARLAR ÜZERİNE

İslamcı. İslamcılık tabirleri; islamın siyasallaştırılan yüzü.

Slogan ifade.

Modernist bir düşünce tarsi.

İnkilapçı, darbeci, harici ruhu.

Siyasal İslam.

İslam’ın içinden ziyade dış görünümü.

Ruhdan ziyade maddesi.

Nefsin sloganı, nefsi slogan.

Uyandırma tarzı.

Ayrıştırma aracı.

İran ve mısır yapımı.

İslam’ın yüzde birine yüzde doksan dokuz himmeti sarfetme.

Radikal İslam. Ilımlı İslam ve İslam’ı sulandırma faaliyeti.

Siyasi İslam.

Bütün ve küll, İslam’ın cüz ve parçası.

İçi tam doldurulmamış zahir ve zahiri ideoloji.

Selefiliğin kılıfı.

İran ve humeyni rüzgarının umut esintisi.

Aydın ve akademisyen olmanın giydirilmiş deli gömleği.

Tekke ve medrese yerine inşa edilen kurul ve kurum, farklılaşma akımı.

Gerektiğinde Mücahit, gerektiğinde mutait.

Farklı dil ve din yapısı.

Oluşturulan düşmanla cihat.

Nefsinden önce nefisleri ıslah faaliyeti.

İsmail Kara-nın tesbitiyle;

“İslâmcılık düşüncesi ve dini hareketlerin yükselişi ve gerileyişi ile cihad kavramının güçlenmesi ve zayıflaması arasında çok yakın bir alaka var. Bu sadece Türkiye’de değil bütün İslâm dünyasında böyledir. Genel bir değerlendirme yapacaksak şunu söyleyebiliriz: Muhalif ve radikal damarların kuvvetli ve canlı olduğu dönemlerde cihad yükseliş gösterir, sertleşir, küfre, emperyalizme, zalim yöneticilere karşı gür bir ses olur; baskı dönemlerinde veya uyum ve entegrasyonun hâkim çizgi olduğu zamanlarda cihad sloganları zayıflar, sönükleşir veya küfürle/kâfirle değil de bir hadiste belirtildiği üzere insanın kendisiyle, nefsiyle mücadele etmesine, mücahedeye dönüşür.

-Türkiye’de de bir şekilde bu iki çizgiyi takip edebiliriz. II. Meşrutiyet ve Millî Mücadele yıllarında cihad kavramı çok yükselişte idi, kâfirlere, işgalcilere, sömürgecilere karşı en güçlü silahtı. Onlarca risale, yüzlerce makale, binlerce yazı ve haber var o dönemde yazılmış ve yayınlanmış. Tek partili yıllarda artık canlı bir kavram değildir, kullanılması meşru da değildir. 60’lı yıllarda radikal ve entelektüalist İslamcılığın, ardından muhafazakâr-İslamcı siyasetin yükselişi ile birlikte cihad da tekrar canlanacak. Bu yükselişi sağlayan yayınların, kitap ve yazıların önemli bir kısmı Müslüman Kardeşler’den ve Cemaat-i İslami’den yapılan tercümelerdir.

Bence bu dönem 12 Eylül’le bitmiştir fakat İran devriminin de getirdiği hareketlilikle 80’li yılların ortalarına kadar bir şekilde devam edecektir. “

-Tatmin etmeyici bir kelime islamcılık.

Sanki İslam’ı dejenere aleti gibi kullanılmaktadır.

İslam’ı yeni ve yeniden anlama çıkışı.

Bir arayışın tezahürü.

Bir tepki çıkışıdır.

İslam devletini oluşturma çıkışı.

-Bu konuda bir yazı kaleme almıştım.[1]

-Bir tesbitte:” İslâmcılık anlayışı Mevdûdî’den Seyyid Kutub’a, Pakistan’dan Mısır’a, Mısır’dan da Türkiye’ye geçmiştir. Kimi komplo teorilerine göre 1960’lı yıllarda komünizm tehlikesine karşı Seyyid Kutub gibi Müslüman yazarların bazı kitapları MİT sayesinde Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Türkiye’de modern İslâmcı düşünce, Namık Kemal ve Said Halim gibi son-emperyal ve ön-ulusal devletler çağının önemli yerli Müslüman düşünürlerinin birikimine yabancı olarak bu tercüme edebiyattan beslenmiştir. Ulus-devletinin totaliter tabiatından dolayı bu tür bir ithal İslâmcılığın Mısır ve özellikle Türkiye gibi Batı’nın doğrudan siyasî sömürgeciliğine uğramamış seküler Müslüman ülkelerde “devrimci” olarak işlemesi hayli zordu.
Türkiye’de İslâmcılığın bitişinde bu mikro sebep yanında makro sebep de rol oynamıştır. 1991’de Soğuk Savaş devriyle birlikte küresel İslâmcılığın bitişi, Türkiye’de zaten organik zemini olmayan İslâmcılığın da sonunu hazırlamıştır. AKP iktidarı, siyasî İslâm’ın geldiği bu yol ayırımında sorulan kritik bir sorudan doğmuştur. Dava, araç mı amaç mı, rejim mi siyaset mi, gerçekten bir “İslâm devleti” mi, yoksa seküler bir
devlette söz sahibi olacak “Müslümanların hükümetini” mi kurma davasıdır? Seküler bir düzende kültürel ve ekonomik hakları azamî ölçüde sağlayarak Müslümanlar dâhil herkes için azamî adaleti gerçekleştirmek mümkün olamaz mı? Zannediyorum AKP’nin bu vizyon değişikliği, özünde devlet tasavvuruna taalluk etmektedir.” [2]

-İslamcı yazarlara baktığımızda zaman zaman sarsıldıklarını, kayıp savrulduklarını görmekteyiz.

Nitekim bir çok zikzaklar çizen Ali Bulaç o islamcı söylemi içerisinde farklı çizgiler çizmiştir.

Çünkü bu islamcılık, dini islamcılıktan ziyade, siyasi islamcılık üzerine bina edilmektedir.

İSLAMCI YAZAR VE YAZARLAR

İslami yazar ifadesi hep bana soğuk gelmiştir. Bir slogan, içi doldurulmayan, lafız ağırlıklı, manada yetersiz  bir ifade.

Mesela kaht-ı rical yani adamın olmadığı dönemde bazıları kurtarıcı gibi görülüp bağlanıldı.

Mesela Atasoy Müftüoğlu ne kadar istikameti bulmuştur?

Çünkü nurculuğa saldırırken, nurculuğu fetöyle eş değerde tutarak, ölçüsüzce ve ölçüsüzlükle, ölçü kurmaya çalışmaktadır.

Neo nurculuk diye uydurduğu amerikancı nurculuk konusunda, Abd aleyhinde en fazla kimin konuştuğunun farkında değil.

Nasipsiz bir insan Atasoy Müftüoğlu…[3]

 -Bu zat kültürlü ancak İrfan sahibi biri olmadığını bu olumsuz ve ayrımcı tavrıyla göstermiş oldu.

Onun hakkında Mustafa Özcan şu tesbitte bulunur:

-“Sünni mezhepleri tutanları tarihin derkenarına hapsederken aksine muhibbi olduğu İran için bir şey demiyor. Herhalde ‘devrim yaptılar ve zafer elde ettiler bu kadarı da haklarıdır’ diyor olabilir.”

“Berlusconi gibi Atasoy Müftüoğlu da Kaddafi’ye sahip çıkıyor ve Kaddafi’nin batılılara Afrika’yı dar ettiğini söylüyor. Kaddafi’ye kilitlenmiş vaziyette. Kaddafi Batı’ya direniyormuş. Afrika merkezli işler görüyormuş. Allah aşkına Mübarek, Ali Abdullah Salih ve Bin Ali ile dörtlü fotoğrafına hiç mi bakmadı?”[4]

 Deli saçması gibi sağa sola saldıran bu zat, belliki bir yerlerden itibar ve alkış bulmaya çalışıyor.

Egosunu hizmet yerine hezimetleriyle tatmin etmeye çalışıyor.

-İran devriminin ilk yılında oraya gittiğini söyleyen bu zat, belliki kurtuluşu orada aradı. İran devrimini model gördü, heyecanlandırdı.

Teessüfle ifade edeyim ki, Adıyaman’daki islamcı?! Bir vakıf bunun konuşmasına müsaade etmiş, kendi haklarındaki ve eteklerindeki eski kirliliklerinin dökülmesine yol açmış oldular. [5]

Belliki  birlik beraberliğe muhtaç olunan bir zamanda 1970- lerin İran ve humeynici kafası depreştirilmeye çalışılıyor.

Patavatsız ve ölçüsüz çıkışlarıyla, 1970 -lerde kendisine sahip çıkılan bu zat, belliki hala 70- lerde kalmış, ötesine geçememiş.

-Bediüzzaman’ın Emirdağ lahikasında var dediği, -ABD İslam’ın garantisidir-, sözü tamamen asılsız, mesnetsiz ve de tutarsızdır.

Belliki yarım yamalak kulaktan duydugu şeyleri bile ifadeden aciz kalmaktadır.

Taş atacağına aklı varsa Bediüzzaman-dan istifade etsin.

Basiretsizliğini 15 temmuzun seyrini değiştiren Halisdemire saldırısıyla göstermiş bu meczup…[6]

-Gerçekten insanların hayatının sonuna kadar kendisini koruması güç bir durumdur.

Ve de, başta istikameti elde etmemiş bir insandan da bundan başkası beklenmez.

Ömer Halisdemir-e saldıranlarla aynı noktada birleştiğinin şuurunda değil.

Yaşlılıktan mı acaba?

İstikametsizlikten mi?

İrfansız Kültürlülükten mi?

Benim üzüntüm bu patavatsız kişiyi Adıyamanda islamcı?! bir derneğin davet edip, konuşturmasıdır.

Her zamanda söylediğim gibi, bu zamanda en büyük hizmet şerlerin ve şerlilerin defedilmesidir.. Kirlerinin temizlenmesidir.

MEHMET ÖZÇELİK

27-04-2019


[1] http://www.tesbitler.com/2015/01/03/i-s-l-a-m-c-i-l-i-k/

[2] NOTLAR KURAM VE DÜŞÜNCE DERGİSİ-SAYI 3 YIL 1 YAZ 2015. H.B. Aybakır. Sh.12.

[3] http://www.reddiyeler.com/detay.asp?haberID=607

https://www.google.com/amp/s/sehidim.wordpress.com/2011/10/07/atasoy-muftuoglu-roportaji-uzerine%25E2%2580%25A6/amp/

[4]https://www.risalehaber.com/esnemeden-kosan-adam-11379yy.htm

https://www.google.com/amp/s/sehidim.wordpress.com/2011/10/07/atasoy-muftuoglu-roportaji-uzerine%25E2%2580%25A6/amp/
https://www.google.com/amp/s/www.risalehaber.com/service/amp/atasoy-muftuoglu-omer-halisdemir-ve-said-nursiye-saldirdi-342697h.htm

[5] http://www.ekrangazetesi.com/haber/16755/atasoy-muftuoglu-13-nisan-cumartesi-gunu-adiyamanda-farkindaligin-dilini-anlatiyor.html

[6] https://mobile.twitter.com/uzunabdurrahman/status/1070697190887211008

https://www.google.com.tr/search?q=site:https://risalehaber.com+Atasoy+M%C3%BCft%C3%BCo%C4%9Flu+&cad=h

Loading

No ResponsesNisan 29th, 2019

AĞIR BİR İMTİHAN

AĞIR BİR İMTİHAN

Evet gerçekten ağır bir imtihan fetö mağduru olmak.

Hadi insanın onlarla bir bağlantısı olsa neyse.. Haydi bütün bu kirlilikler ortaya çıkmış olmasına rağmen hala ona sahiplenmiş olduğundan dolayı ceza almış ve hapiste kalmış olsa, birçok mağduriyet yaşamış olsa neyse…

Ama onunla hiçbir bağlantısı olmadığı, maddi ve manevi destekçisi bulunmadığı halde, bununla beraber fetöcü olarak yaftalanmak belki de en az 2 yıl boyunca ölümlerden dönmek, görevinden alınarak 2 yıl mağdur olmak, atlet satıp onun bunun bahçesinde çalışmaya kadar giden mağduriyetler.

Bu da yetmiyormuş gibi hastalıkların depreşmesi, kalp hastalığından dolayı ölümcül hali yaşamış olması, hakikaten zor bir imtihan…

İşin en kötü tarafı da hain olarak yaftalanmak, öyle görülmek, en yakın dostu tarafından terk edilmek, daha önce evinin gölgesinde durup da sigara içen öğretmenlerin, sonrasında onun evinin gölgesine bile yanaşmayarak, evinin önünde sigarasını bile içmeden onu terketmek, o kişinin onlarla irtibatı olmadığını bildiği halde yine ondan uzak durmak,- ola ki ben de onun gibi bir mağduriyet yaşar mıyım diye- böyle bir tehlike düşüncesi içerisinde en sevdiği insanlardan uzak olmak, ömür boyu yaftalanmak ve torunları, çocukları, çevresi, yakınları, akrabaları, tanıyanları tarafından farklı bir gözle görülmekten daha büyük bir imtihan varmıdır?

Bir de bunu düşünün ki; kendi çocuğunun da içeriye girmiş olması, bununla beraber düşünün ki; torunun da babasını aramış olması, ne kadar hazin bir hal, gerçekten kendi sıkıntısı bir yana, çocuğun sıkıntısı, torunun sıkıntısı ve aile çevrelerinin hepsinin sıkıntısı, maddi sıkıntı başlı başına bir sıkıntı ama manevi sıkıntı altında bir eziklik hissederekten sıkılmak hakikaten acı bir durumdur.

Her ne kadar vicdanı rahat olsa da onlarla ilgisi olmadığını bilse de böyle bir ağır imtihanın altında dayanabilmek hakikaten güç bir imtihan.

Bir de kendisinin yüzünden yiğeninin kazandığı imtihanda kendisinin bu sorgusunun bitmemesinden dolayı, yiğeninin göreve alınmaması…

Bunlar yetmiyormuş gibi bir de Adalet mekanizmasında bulunan insanların, hakimlerin, savcıların adeta karşısındakini cürmü-meşhut gibi gayet suçlu görmesi, hepsini aynı kefeye koyarak aynı şekilde değerlendirmiş olması, belki de dinleme durumuna dahi gitmemesi ve hepsini içeriye atmış olmanın vermiş olduğu gururu ile; -ben buraya gelen herkesi içeriye attım, hiç kimse kalmadı-, demesi …

Bunlar da hakikaten taşınılması güç bir imtihan, ağır bir imtihan.

Kişi kendisinin bu duruma düştüğünü bir düşünsün!

Buna rağmen emekliliği dolmuş olmasına rağmen ancak mağdur olmanın vermiş olduğu acıyı her şeyin üzerinde bir acı olduğu için bundan Berat etmek istemesi, kendisini temize çıkartmaya çalışması, Tabiri caizse emekli olup o yaftayı üzerinde taşımak istememesi, -Bak gördün mü, demek ki onlarla irtibatı varmış ki, hemen emekliye ayrıldı- gibi çeşitli isnadlardan korunmak için 2 yıl maddi sıkıntı çekmesi. Ancak o manevi sıkıntının ağırlığı o maddi sıkıntıyı da unutturduğu içindir ki, kendisini temize çıkartmak için çaba gösterip, her türlü sıkıntıya göğüs germesi…

-Kendi kendine;Hain miyim gerçekten, ben eğer hain olmuş olsa idim; 15 Temmuz’da dışarıya ilk çıkanlardan olmazdım.

Hain olsaydım her şeyimi feda ederek, o zorluklar içerisinde niye dışarıya çıkaydım? Hain olmuş olsaydım o kendisine darbe yapılan Erdoğan’ı desteklemek amacıyla, neden seçimlerde ona oy verdim? Eğer hain olmuş olsam, her gittiğim yerde onun aleyhinde propaganda yapar, onu kötüler ve herkesi ona düşman olarak yönlendirirdim! Sırf vatanıma, milletime, inancıma zarar gelmesin diye, geçici de olsa, olmadığı halde bu ağır ithamları adeta kabul eder hale gelir oldum.

-İndirilen ezan uygulaması, müzik uygulaması, araba uygulamaları ile adeta hiç alakası olmadığı, bir dakika dahi, bir saniye dahi konuşmadığı halde ancak 45 defa sinyal vermiş olması, bir kelimelik mesaj gitmemiş olmasına rağmen hakim rahatlıkla ihanet kategorisine koyabiliyor, suçlu olarak değerlendirebiliyor. Devlet bu konuda tedbir alması gerekmez miydi? Yani bu ulaşımlarını, bu tehlikelerin önüne bir güvenlik uygulaması olaraktan buna önlem alınamaz mıydı?

Devlet bugün gerçekten bu gibi insanların, mağdur olanların hakikaten korunması diğer mağduriyetlerin önüne geçmesi için ve yine fetö’ye koz vermemek için ne yapıyor? Hukuku hızlandırıyor mu?

By Lock kullanan insanları gizlemek için adeta 500000 insanı da içerisine çeken, kendisini onlar içerisinde gizleyen fetö’nün bu oyununu boşa çıkartmak gerekmez mi? Mağdur olanların elinden tutulması gerekmez mi? Alt tabaka olan ibadet tabakasına biraz daha yanaşıp, içerisinde samimi olanlar kazanılamaz mı?

-Fetö’den uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmadığı herkesce malumdu. Kendisine kefil olunan arkadaşlardan birisi esnaflığı bildiği için esnaflık yaparken, diğeri ise böyle bir imkana sahip olmadığından mağduriyetler yaşadı. İç çamaşırı sattı, başkasının bahçesinde çalıştı.

Her yere sızmış olan fetö’nün, balla beslenen Feto’nün ekmeğine yağ sürmemek amacıyla devlet hassas davranmalı, mağdur olanlara yaklaşmalı, onları himaye etmelidir.

Eğer devlet köklü çözümler almazsa, kendisini ileride bekleyen büyük tehlikeler var. Zira by Lock ile büyük bir imkanı yakalayan, Litvanya’dan gidip servırdan listeleri alan devletin ancak hassas davranarak içerisinden gerçek suçluları ayırması lazım. Zira fetö gerçek suçluların içerisine katmış olduğu yüzbinlerce insan ile gerçek darbe yapanları gizlemeye çalışmıştır.

-Onlarca defa idamla yargılanan insanlar bugün dışarıda gezmektedirler. CHP’nin de girişimi ile fetö’nün elebaşları olan insanların da affedilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuş, onlar da aynı Ergenekon sanıkları gibi aynı akibete uğrayacakları şimdiden görülmektedir.

Geçici tedbirler, pansuman tedbirleri değil, köklü tedbirler alınmalıdır. Mesela darbe yapanların yapmalarının önüne geçmek için idam tekrar getirilmeli, darbeye teşebbüs edenler idam edilmelidir. Başörtüsü serbestliğine yönetmeliklerle değil, devletin garantisi altında, Kanun ile garanti altına alınmalıdır.

Mağdur olan ve edilenler, fetönun kıskacından kurtarılmalıdır.

Hain olarak ölen ve öleceklerle, ihanetten uzak kalanlar aynı kefeye konulmamalıdır.

Adalet zedelenmemelidir…

MEHMET ÖZÇELİK

21-03-2019

Loading

No ResponsesNisan 29th, 2019

MÜNAFİKUN SURESİ-MEHMET ÖZÇELİK

Loading

No ResponsesNisan 28th, 2019

CUMA SURESİ-MEHMET ÖZÇELİK

Loading

No ResponsesNisan 27th, 2019

KÜRT SOSYALİZMİ

KÜRT SOSYALİZMİ

1970’lerin Türk solve sosyalistleri bugün Kürt sol ve Sosyalist leri tarafından iktidara taşınmaya, Ermeni Yahudi PKK el birliği ile aynı zamanda fetö perdesi altında sol ve sağ birleştirerekten bir Sosyalist devlet kurulma yoluna gidiliyor. İyi Parti’nin şemsiyesi altında farklı kesimlerin bir araya getirilerek Meral akşener’in bir kısım farklı kesimleri de bir araya getirmek suretiyle adeta Kürt sosyalisti iktidarı getirilmeye çalışılıyor. Bu pastadan bir yandan Yahudiler, bir yandan Amerika, bir yandan Ermeni pastadan payını almak için her türlü gayreti, fedakarlığı yerine getirmektedir.

-Gerçekten tehlike büyüktür, tehlike münafıkane bir şekilde yerine getirilmektedir. Maalesef masumane şekilde, bilmem ne kadar HDP -ye insan oy veriyor, aynı zamanda bu parti Meşru bir parti diyerekten adeta kör olup görmeyerekden Erdoğan düşmanlığı, kör olası bazı insanların gözünü kör etmesi neticesinde adeta açık ve net olduğu halde dağ eşkiyasının HDP-yi istediği gibi kullanarak sosyalist bir düşünce içerisinde, ateist bir düşünce içerisinde, ermeni bir yapı içerisinde olduğu açık ve net iken, kör olasıca gözler, basiretsiz olan bu gözler adeta bunu görmemekte, Erdoğan düşmanlığını sürdürmektedir.

-Yıllardır aynı noktaya ateş açan, oklarını savuran insanlar; Erdoğan düşmanlığını o kadar büyütdüler ki, gerçekten kendi kirliliklerini, kendi cinayetlerini, ihanetlerinin üzerini çok rahatlıkla örtmeye çalıştılar.

Ahmak dost olan saf gibi görünen ama hakikaten ihanetin içinde olan insanlar ise kör olup görmediler. Bu körlüklerini aynı şekilde Erdoğan düşmanlığı içerisinde örtbas etmeye çalıştılar.

Bilinmelidir ki; Ahmak dost, akıllı düşmandan daha fazla zarar verir.

-Türkiye-nin hizmetini ve büyümesini her türlü entrikalarla engelleyen batı, bunda başarılı olamayınca arkasında bulunan 20 küsür devlet ve içteki ihanet şebekeleri ile beraber bugün belediyelere taşınmakta, devletin farklı kesimlerinde bulunan Kripto fetöcüler münafıkane yapılar devreye girerek gizli el ile sosyalizmi, sol zihniyeti iktidara taşımaya çalışmaktadırlar.

-Ne kadar hazindir ki 50 yıl önce komünizmle Mücadele Derneği kurup inançsızlıkla mücadele ettiğini o perde altında yürüten fetö, bugün PKK’yı destekleyerek sol-Sosyalist- Kürt sosyalizmi desteklemek suretiyle gizli olarak iktidara taşımaya çalışmaktadır.

Ve bunu Müslüman olduğunu söyleyen insanlar yine kör olası Erdoğan düşmanlığı gözlerini kör etmesi neticesinde böyle bir Kürt sosyalizmine PKK’ya ve Haçlı zihniyetine destek olmaktadırlar.

-Pkk-Hdp ve ona oy verenleri masum ve de meşru gösterenlerin, ‘PKK terör örgütü değildir’ diyen Fransız parlamenterden farkı yok hatta daha da menhus ve menfurdur.[1]

HDP- ye şu kadar oy veriliyor, meşrudur diyenler, komünizm derneğine mesrumu diyecek, kurulu olan genelevlere meşru ve mubahmı diyecek, içki fabrikaları vs.?

-Binler veyl olsun bu zihniyet ve bu zihniyeti besleyip destekleyenlere…[2]

-İnsaniyet dünyasında deccaliyet, İslam dünyasında süfyaniyet ve mehdiyyet bir süreçtir.

Bu mücadele kıyamete kadar devam edecek, taraflar yerini alacaktır.

-Kominist partisi Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu Leningrada mı veya rusyaya mı kazandığı için gidecek yoksa anıtkabire mi?

Ve neden?

*************

-At izinin İt izini karıştığı şu zamanda; bir yandan milliyetçi olduğunu ve 1970 öncesinden beri birbiriyle mücadele edenler kavgayı bıraksalar neyse de, kendi davasını –ne kadar bir davaysa- ayaklar altına alıp düşmanla ortaklık yapmakta, soğan ve patatese memleketi ve değerlerini satan, kör olup da kısır ve kıt kalarak bin yıl önce ecdadının yaptığı on binleri alan camileri görmeyerek, Çamlıca camiini zaid gören zaidlerin sol yarık ağızlarıyla konuşmaları gibi, gerçekten sayılamayacak derecede yüzlerde kirlilik ve lekelilikler artık gizli kalmamaktadır.

-ABD’nin kanlı Ortadoğu planını 12 yıl önce anlatmış.

NATO eski komutanı Wesley Clark, 11 Eylül saldırılarının ardından ard arda iç karışılıklara boğuşan ülkelerin nasıl bir karmaşanın içerisine sürekleneceğini 12 yıl önce katıldığı bir televizyon programında anlattığı görüntüler yeniden gündem oldu. Son dönemde Suriye, Libya ve özellikle Sudan’da yapılan gösteriler yıllar önce ülkeleri yok etmek için yapılan bir planın sonucu olduğunu gözler önüne serdi.[3]

Rus düşman gösterilerek Nato-ya üye yapılan Türkiye, natonun kucağına oturtulmuş, her on yılda bir darbe yapılarak ileri gitmesi engellenmiş, durdurulmuş, islam dünyasına yönelmesi engellenmiştir.

Sağı, solu, fetöyü hep nato çatısında teşkilatlandırarak darbe yapan nato ve dolayısıyla onu kontrol eden Abd; hep -bizim çocuklar başardı- demiş ancak 15 Temmuz Fetö başarısızlığını hazmedemeyerek her yönden saldırmaya başlamıştır.

15 Temmuz nato ve dolayısıyla abd ile aramızdaki kırılma noktasını oluşturmaktadır.

Bizi savunmak için kurulup üye olduğumuz nato, bizim için 80 yıldır hep savrulma olmuştur.

Bir yandan pkk/pyd- yi silahla destekleyerek, diğer yandan içte pkk-ya belediyelerde yer açarak ve en büyük silah olarak kullandığı patates ve soğandan tutunda, doları arttırarak saldırısını devam ettirmektedir.

Fetömü devlete sızdı yoksa yüz yıllık Ergenekon ve fetöye Erdoğan’mı sızdı?

Sol Ergenekon ile sağ fetö ayağı derin devlet tarafından kendisini garantiye almak amacıyla korunuyor ve kullanılıyordu.

Bugün CHP’nin başında Kılıçdaroğlu’nun kalması sağlanıyor yoksa onun himayesi ve koruması altındakiler deşifre olabilir.

Yüz yıldır gizli ve aldatmakla iş görenler, yüzlerindeki maskelerin düşmesiyle bunu açıktan sürdürmektedir.

Yüz yıllık gizli dinsiz komite, derin devlet kendisini koruma çabası içerisine girdi.

Yüz yıldır Türkiye insanı aldatmakla yönetildi.

MEHMET ÖZÇELİK

26-04-2019


[1] https://m.youtube.com/watch?v=iK08zUbWyGk

[2] https://m.facebook.com/watch/?v=331029434216277&_rdr

[3] https://www.yenisafak.com/video-galeri/dunya/abdnin-kanli-ortadogu-planini-12-yil-once-anlatmis-2192682

Loading

No ResponsesNisan 26th, 2019

HAYATIN NERESİNDEYİZ? HAYATTAMIYIZ?

HAYATIN NERESİNDEYİZ? HAYATTAMIYIZ?

RUHUMUZ

İster müslim ister gayri-müslim, ister ferden ferda ister toplu, ister cemaat, dernek vesaire olsun, insanlar kendi dünyalarına baksınlar, ne ile mesguller?

Dünyaları dünyayla mı, ukbaylamı, Rabbiylemi, yoksa gündelik, ceviz kabuğunu doldurmayan, basit şeylerle mi meşgul edilmektedir.

Birde buna bir ömrü düşünün!

Ne kadarı işe yaramaktadır.

************

“Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. “[1] 

Ne büyük bir hakikattirki, insan yoktan var oluyor ve o vardan nice varlar var oluyor ve o varlar kendi varlığından ve de varlıkların ve varlık sahibinin varlığından haberdar oluyor.

-“ Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.”[2]

-Ve nefaḣtu fîhi min rûhî – Ruhumdan ona üfledim.

Ve nefahtu… Ben Üfledim-hayat verdim-Canlandırdım.Var edip varlığımdan ve varlığından haberdar ettim. Varlıklarla iletişimini sağladım. Varlıkları onun varlığından haberdar ettim.

Bir üfürükle insan oldu.

O üfürüğün ya sahibi?

O üfürük hiç yok olur mu?

Ebediyetten geri kalır mı?

-Min ruhi. Ruhumdan.

Minallah.. Taraf-ı ilahiden.. İlahi canibten…

-Heme ost değil, Heme ezost.

Herşey O değil ancak herşey O’ndandır.

O’nun ruhu hayatın kaynağı.

Herşeyin esası.

O’nunla beraber devam edecek olan, O’nun ruhuna nisbi ve sübuti olarak sahip olan insan.

Kendi ruhumuzla vahidi kıyasi, ölçü birimi olarak anlamaya çalışacağımız ezeli ve ebedi ruh sahibini anlamaya çalışan bir insan ruhu.

Ruhum sana hayran, sana kurbandır efendim.

Bir ruh değil, bütün ruhlar sana fedadır efendim.

Hayatını devam ettiren ve ettireceğine ruhlar aleminde söz veren ulvi ruhlar ile, bu emaneti yüklenip ancak taşımaktan aciz kalıp pörsüyerek sönen süfli ruhlar.

Geldiği yere dönen ve dönebilenlerle, dönemeyip yolda kalan, dökülüp sönen ruhlar.

-” Misafir ve Devesi:

Bir kimse devesine binerek bir zata misafir gitse, gittiği yerde kendisi karşılanıp eve dâvet edilir, devesi ise ahıra alınır. Deve eve giremez. Fa­kat ahırda -sahibinden dolayı- büyük bir ihtimam ve bakım görür.

Deveye yapılan bu bakım ve ihtimam da bir cihette misafire yapılmış demektir ve onun ayrıca teşekkürünü mucip olur.

Bizler de bu dünyaya misafir olarak gelmiş bulunuyoruz. Diğer hayva­nat ise bizim devemiz mesabesindedir.

Cenâb-ı Hak, bütün hayvanları bir cihette bizim için bakıp besliyor ve terbiye ediyor. Bu bakım ve terbiyeden dolayı da ayrıca hamd ve şükürde bulunmamız lâzım gelmektedir.” (M. Kırkıncı)

-“ Hayatın Kıymeti ve Gayesi:

Hayatının son dakikalarını yaşadığını bilen bir kimseye, bütün servetini verdiği takdirde ömrünün bir ay daha uzayabileceği söylense, elbette ki hiç tereddüt etmeden bütün servetini verecektir. Demek ki, bir ömür boyu kazanılan servet, bir ay ömre mukabil gelemiyor.

O hâlde, hayatımızın kıymetini bu misâle göre ölçüp, ona göre değer­lendireceğiz.

Bir günü dünyalara değen ve göz, kulak, dil, akıl gibi küçük bir cihazı dahi kâinatla değişilmeyen insan hayatı, elbette ki ebedî saadetin kazanıl­ması için verilmiştir. Dünyevî işlerimiz ise, beşeriyet itibariyle ferdî veya içtimaî hayatımızın devamı için yapmamız gereken birtakım faaliyetlerdir. Bu faaliyetler, hayatın gayesi olamaz.

“İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesidir.” hakikatı­nın işaretiyle, insanı elma ağacının başındaki bir elmaya teşbih ettiğimizde, şu hakikat kendini güneş gibi gösterir: Bu meyve sadece kendini beslemek için yaratılmamıştır ve bu meyvenin ağaç ötesi bir gayesi olacaktır.

Aynı şekilde, kâinat ağacının başında duran insanın da kâinat ötesi bir gayesi olacaktır. Böyle bir insanın yaratılışının gayesi, İman-ı billâh, Mârifetullah, Muhabbetullah ve Cenâb-ı Hakk’a kulluk etmek gibi ulvî maksatlardan başka ne ile izah edilebilir?” (M. Kırkıncı)

MEHMET ÖZÇELİK

25-04-2019


[1] Nahl. 78.

[2] Hicr.28,29.

Loading

No ResponsesNisan 25th, 2019

SEÇİMİN ARDINDAN –YORUMSUZ-

SEÇİMİN ARDINDAN –YORUMSUZ-

-”CHP‘li Ekrem İmamoğlu, HDP‘nin tutuklu eski genel başkanı Selahattin Demirtaş ile ilgili skandal açıklamalara imza attı. Selahattin Demirtaş’ın terör örgütü PKK‘nın çizgisinde yürüttüğü siyaset ve teröristbaşı için “Başkan APO’nun heykelini dikeceğiz” gibi skandal sözleri daha dün gibi hatırlanırken İmamoğlu, Demirtaş için “Gerçekten de barışçıl, uzlaşmacı ve evrensel değerleri öne çıkaran dili vardı.” ifadesini kullandı.”[1]

-”CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Ekrem İmamoğlu‘nun mazbata alması sonrası yaptığı Twitter paylaşımında Gezi terörizmine gönderme yaptı. Kaftancıoğlu, paylaşımında “Gezi Parkına da bahar gelmeye başlamış. Gezi’nin güzel gözlü çocuklarına selam olsun.” ifadelerini kullandı.”[2]

-Khk ile atılanların tekrar kazanıp görev verilmemesini hukuki ve ahlaki bulmayanlara cevabım şudur;

Bir hata yapılmışsa, hata devam ettirilip değiştirilmesinmi? Hatada ısrarmı edilmeli? Sürdürülmelimi? Hukuk ve ahlakın tanım ve ölçüsünün yapılması lazım.fazilet olan yanlışı sürdürmek değil, yanlıştan dönmektir.

-Çürüyen soğanlar:[3]  Balıkesir’in Edremit ilçesinde stoklanan ve satılamayan soğanlar ortaya çıktı. 31 Mart seçimleri öncesi piyasadaki soğanları iktidarı zorda bırakmak için stoklayanlar ve suni olarak soğan fiyatının yükselmesine neden olan fırsatçılar deşifre oldu. Rantçılar tarafından depolarda çürümeye terk edilen soğanlar, seçimin bitmesiyle birlikte piyasaya sürüldü.[4]

-Bae-nin oyunu. Çoklu oyun.

Türkiye’ye yönelik 4 ayaklı kaos planı da açığa çıkartılmıştı.[5]

-Dün Esenyurt’ta yakalanan iki BAE ajanının, Ortadoğu’nun kiralık katili olarak anılan Muhammed Dahlan’a yakın olan Z.H ve S.S.’nin Birleşik Arap Emirlikleri hesabına ajanlık yaptıkları tespit edildi.[6]

 -Haber7.com yazarı Taha Dağlı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 2 günlük performansını kaleme kaldı. İBB’nin verilerinin kopyalatmaya çalışan İmamoğlu’nun bu hamlesindeki tehlikeye dikkat çeken Dağlı, “kaşla göz arasında o veriler, başkalarının eline geçmesin?” dedi.[7]

-Ankara’da yönetimin 25 yıl sonra CHP’ye geçmesinin ardından Kılıçdaroğlu’nun Mansur Yavaş’a ilk talimatı “heykel yap” oldu.[8]

-Ekrem.de 300 den fazla heykel yapacağını söylemişti.

Kimmiş mürteci, kısır düşünceli, milletin malını çar çur edenler belli.

Allah bu zihniyete fırsat vermesin.

Millete hizmet değil, riyakarlık.

-Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını aldığı 17 Nisan tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Müdürlüğü’nden; web sitelerinin videolarının hazırlanma işi, medya bakım destek ve güncelleme işi, grafik hazırlama gibi işlemler için İstanbul Dijital Medya Ticaret A.Ş’ye 13 milyon 629 bin TL’lik bir fatura kesildiği iddia edildi.

*HDP’li Siirt Belediye Başkanı Berivan Helen Işık, mazbatasını alır almaz ilk iş olarak operasyonel jandarma birlikleri ile kamu kurumlarının bulunduğu Tillo ilçesinin suyunu kesti. Siirt Belediyesi’ni arayan vatandaşlara ‘heyelan nedeniyle arıza var’ denildiği ve suyun ne zaman verileceğinin söylenmediği öğrenildi.

HENDEK OLAYLARINDA DA AYNI ŞEY YAŞANMIŞTI.[9]

-Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan çok sert bir açıklama yaptı. Davutoğlu “Cumhurbaşkanı’nın seçimlerin birinci derecede tarafı olarak seçim ortamının gerektirdiği yoğun ve çoğu zaman da sert siyasi polemiklere girmek durumunda kalması, devlet geleneğimiz içinde toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede durması gereken Cumhurbaşkanlığı kurumunun toplumun en az yarısı ile psikolojik bir kopuş yaşamasına yol açmaktadır” ifadelerini kullandı.

Bu insanlar gerçekten sadece vefasız değil, aynı zamanda basiretsiz insanlar.

Kimden yana olup, kimin ve de kimlerin ekmeğine yağ sürdüğünün şuurunda değiller.

-1970 lerin ahmak dostları bugün tekrar diriltilmeye çalışılıyor.

Sadece bununla kalınmayıp teröristle aynı kabine konulup, PKK ve ona oy verenler masum ve meşru gösterilmeye ve kabule zorlanıyor.

Basiretli olunmalı. Küfre pirim verilmemeli. Şahıs kindarlığı altında çok zokalar yutturuluyor.

Açıkçası dindar olduğunu söyleyen şahıs ve partiler kire ve çamura değil, kana bulastırılıyor.

PKK ya maddi manevi destek olanların Allah belasını versin..

-Kuran-ı Kerime El Basarak Göreve Başlayan CHP’li Bolu Belediyesi 65’den fazla temizlik işçisini Bugün İşten Çıkardı bir işçi intihara kalkıştı.[10]

-PKK’ya teşekkürünü unutmadık.[11]

-Seçim sonrası PKK’dan CHP’ye talimat!: Açık açık ilan edin.

Terör örgütü PKK elebaşı Duran Kalkan, CHP’nin HDP desteğiyle kazandığını söylerken işbirliğinin daha ileriye taşınmasını istedi. Kalkan, “HDP ve CHP’nin ittifakı daha fazla geliştirip alternatif yönetim örgütlemesi gerekir. Sandıkta halklar, toplum, emekçiler bir araya geldi. CHP yöneticileri bu gerçeği iyi görmeliler” dedi. [12]

MEHMET ÖZÇELİK

24-04-2019


[1] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/04/18/ekrem-imamoglu-selahattin-demirtasi-ove-ove-bitiremedi

[2] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/04/18/canan-kaftancioglundan-skandal-gozler

[3] https://www.facebook.com/kavuncueysan/videos/437462660343489/

[4] http://video.haber7.com/video-galeri/138633-firsatcilarin-secim-oyunu-desifre-oldu-mallar-ellerinde-patladi

[5] http://m.haber7.com/dunya/haber/2853225-turkiyeye-karsi-atilan-her-adimin-arkasinda-o-cikiyor/?detay=2

[6] http://m.haber7.com/guncel/haber/2853189-yakalanan-casuslar-dahlanin-adami-cikti

http://m.haber7.com/guncel/haber/2853082-baeli-ajanlar-casusluk-sucundan-tutuklandi
http://m.haber7.com/dunya/haber/2853138-ajanlari-yakalandi-bae-ve-suudi-arabistan-harekete-gecti

[7] http://m.haber7.com/guncel/haber/2853265-imamoglunun-2-gunluk-performansi

[8] http://m.haber7.com/siyaset/haber/2853239-kilicdaroglundan-yavasa-ankara-icin-ilk-talimat-heykel-yapin

[9] http://m.haber7.com/siyaset/haber/2853491-hdpli-belediyenin-ilk-isi-askerin-suyunu-kesmek-oldu/?detay=2

[10] https://www.facebook.com/1204145549699086/posts/2242302752550022/

[11] https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=582095202297766&id=277812196059403

[12] http://www.haber7.com/guncel/haber/2854043-secim-sonrasi-pkkdan-chpye-talimat-acik-acik-ilan-edin

Loading

No ResponsesNisan 24th, 2019

SEÇİLMİŞ RUHLAR

SEÇİLMİŞ RUHLAR

Seçkin ruhlar… Seçilmiş ruhlar… Üstün ve geldiği yere yakışan ve yükselen ruhlar.

-Evren sürekli hareket halindedir.

Mekan, cisim, zaman, hareket…

Zaman bir sayactır. Hareketin madde üzerindeki sayımıdır.

Eşyanın var oluş sürecidir.

Eşya zaman şeridine takılmıştır.

Başlangıcı olan zamanın sonuda vardır.

Gelecek zamana pi sayısı konularak sonsuza aday kılınabilir.

Sonsuz olmaz, namzet olur.

Buda bil-fiil değil, bil-kuvve olmuş olur.

*****************

Bilgi dört terimle soruşturulur.

Hel-Mıdır, Ma- Nedir, Eyyü- Hangisidir, ve Lime-Niçindir.

Hz. Ali-nin ifadesiyle, eğer bu sorular olmasaydı, ilim olmazdı.

-Boşluk, kendisinde bir şeyin yani varlığın yer tutmadığı mekana denir.

-Evrenin dışında zaman, mekan ve cisim yoktur.

Olmuş olsaydı bunlar da yaratıcı gibi sonsuz olurdu.

-O vardı hiçbir şey yoktu.

O’nun var olup da var etmesiyle varlıklar vücuda çıktılar.

-Cisimde canlılığın mahiyeti denilen şey nefistir.

Nefis cisim değildir.

-Kainat Allah’ın kontrolündedir.

-Hâkim Allah’tır.

Eşya mahkumdur.

*********************     

İnsanı bir gemiye benzetecek olursak; Geminin motoru kalp, dümeni akıl, pusula Kur’an, buhar kazanı nefis, yolcular organlarımız, geminin iskeleti vücut yapımız, kaptan ruhumuz, hep birlikte uzay okyanusunda yüzmektedir.

-İnsan dünyaya 40 yaşında olarak gelip öylede sabit kalsaydı, ne eşyayı nede kendisini tanıyamaz ve anlayamazdı.

Ve bu tekamül ve gelisimide yakalayamazdı.

Herşey Heme ost değil, Heme ezosttur.

Yani herşey O değil, O’ndandır.

Minallah ilallah.

Herşey O’ndan yine O’nadır.

**************

Çok yükseklerden süzülüp gelen gururlu ve nazlı bir güvercin sana kondu.

Ruh bedene hayat vermek ve onu yönetmek üzere kendi kutsal aleminden gururlu ve nazlı bir güvercin gibi süzülerek dünyaya inip ten kafesine konuk oldu.

-Yücelerden sana gururlu, nazlı

Bir güvercin indi, bülbül avazlı

Elçisi mi Rabb’in, yoksa nuru mu?

Hayatın esrârı hep onda gizli.

-İsteksiz olarak seninle ilişki kurduysa da, herhalde senden ayrılması ona ağır gelecek ve acıyla kıvranacaktır. Ruh kendi ana yurdunda mutlu bir hayat sürerken, isteksiz olarak dünyaya inip, bedenle ilişki kurduktan sonra ona alıştı ve artık ondan ayrılmak istemedi. Ne var ki ölümle birlikte bedenden ayrılmak Ruha çok acı gelecektir.

İndiği haneyi zamanla tanır alışamaz. Önce soğuk davranır. Nihayet benimser. Ten kafesini ayrılırken bu kez ağlar kıvranır.

-Letafet mi güzel madde mi iyi

Ne arar kafeste bilmem ki neyi

Özgürlüğü tadan bu zavallı kuş 

Nasıl sevdi hayret bu viraneyi…

-İnerken Allah’a verdiği sözü

unutup kirlenmiş tertemiz özü

Hatırlamaz olmuş ana yurdunu

Şimdi melül mahzun, solgundur yüzü…

-Kendi aleminden ne kadar ırak

Şimdi beden ona geçici durak

Bitek olsa hani yine gam değil

Kupkuru bir iklim topraksa çorak…

-Ruhmu cesed ve nefsi terbiye etti yoksa nefis ve beden mi ruhu bozdu?

-Ulvi alemlerden gelip de süfli alemde bulunan nefisle evlenen ruhun durumu şuna benziyor;

-Bir beldenin soylu olan birisi, o beldede bulunan bir çingene ile evlenir. O çingene her sabah buna mükellef sofrasını hazırlar ancak bir türlü kocası ile oturup da kendisi yemez. Birgün bu durumu öğrenmek üzere çıkıyor gibi yapan o soylu kişi, karısının durumunu gözetlemeye başlar.

Bakarki karısı mutfağın muhtelif yerlerine tabakları koymuş, almış olduğu yiyecekleri o tabakların karşısına geçerek; Allah rızası için biraz yiyecek, Allah rızası için biraz yiyecek, diyerek sermiş olduğu mutfağa boş tabakları bu şekilde dilenerek, dilenme neticesinde her birine koyar. Ondan sonra geçer ve sofranın başında oturup yemeye başlar.

-Elbetteki herkes kendi tiynetinin gereğini yapacaktır. Tin suresinde de buyurulduğu gibi; nefis ya ala-yı illiyyine çıkacak, geldiği yere gidecek ya da esfel-i safiline düşüp nefsin bulunduğu yere düşecektir.

Böylece ruhun önünde iki yol var; ya nefis gibi sefil bir duruma düşecek, onun peşini takip edecek, onun yolunda gidecek veya o nefsi alarak sonsuzluk alemlerin de gezdirecek, kendisine tâbi kılacaktır.

İnsan bu iki sınavla karşı karşıyadır.

-Sefih ve rezil birisi hocaya sorar; hocam cennette bana ne kadar huri verilecek?

Hoca adama sorar; evladım senin evlenecek çağa gelmiş kızın var mıdır?

O da, -evet hocam- der.

Peki, onu bir öküz istiyor, verir misin der.

Hocam öyle şey olur mu, der.

Bunun üzerine Hoca yine taşı gediğine koyar ve;

-Elbette Allah da cennette bulunan hurilerini öküzlere vermez…

-Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değildir…

MEHMET ÖZÇELİK

20-04-2019

Loading

No ResponsesNisan 23rd, 2019

43-SAF SURESİ-MEHMET ÖZÇELİK

Loading

No ResponsesNisan 20th, 2019

KÂİNAT BENDE

KÂİNAT BENDE

Kâinat mı ben de yoksa ben mi kâinattayım?

Hz. Ali’nin: “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, ama en büyük âlem sende gizlidir.”

Nokta olan insan, dev kâinatı kara nokta ve girdap gibi içine almakta ve yutmakta hatta karnı bile ağrımamaktadır.

Ana karnından dünyaya bakıp değerlendiren çocuk gibi. Alemi ve alemleri, tüm kainat ve evreni aynen o çocuk gibi değerlendirmekte, bunlara anahtar deliğinden bakmaktadır.

Kâinatta nokta olan bu insan, sahilde bir kum, okyanusta bir damla olan insan vüs’ati nisbetinde anlamakta ancak idrak ve ihata edememektedir.

Sınırlı hesap makinasına sahip olan bu insan, sınırsız ve sonsuz rakamlarda işlemleri yapmakta zorlanmaktadır.

Madden bu hesapların içerisinden çıkamayan insan, sanal alemde buna çözüm üretmeye çalışmaktadır.

İnsan ruhu bu alemlerde seyahat etmeye müsait olarak yaratılmıştır.

Bedeni peşine katan ruh, duygularıyla bu alemleri keşfetmekte, aklıyla anlamakta, kalbiyle yerini harita gibi tesbit etmekte, göz penceresiyle seyredip, kulakla dinlemekte, konuşarak iletişim kurmakta, elle kucaklayıp ve ayaklarıyla mesafeleri katederek adeta duygularıyla hulâsa olan alemleri tafsil etmektedir.

Allah ile alem arasında en kapsamlı irtibat noktasıdır.

Kâinat insan noktasında cem edilmiştir.

Alem bizde gizlidir.

Bizler alemde dağınık halde bulunmaktayız.

Kenzi Mahfinin anahtarı olan insan, kendiside bilinmez bir kenzi mahfidir.

-Kâinat ilahi bir kitap, Rabbani bir hitaptır. Ve ilahi bir lafızdır.

Manası insanda mündemiç ve gizlidir.

İnsan onu okumak ve keşfetmek için var edilmiştir.

-İnsanın ilham kaynakları son nefesine kadar açıktır

Ancak imanındaki ve amelindeki zafiyet, fikrindeki sönüklük, yeme içmelerindeki haramiyet, işlediği günahlar o kanalları tıkamakta ve sekteye uğratmaktadır.

-Yavuz’un hocası İbni Kemal bir gün öğrencilerine ders verirken kendisinde bir gurur hisseder. Bunu farkeden öğrencisi hocasına sorar;

Hocam, dünyamızın kâinat içerisindeki yeri nedir.

Hoca da, böyle bir soru mu olur. Elbette hiçtirler.

Mesela Hocam, olacak olursa ne gibi olabilir.

İbni Kemal; dünyamızın kâinat içerisinde bir kum tanesi kadar olduğunu söyler.

Bunun üzerine öğrencisi adeta taşı gediğine koyarak hocasına şöyle der;

Hocam, o noktanın içerisinde kendinizin yerini gösterir misiniz?

-Terkte visal vardır. Maddeyi terk ile manaya vusul gerçekleşir.

– Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk”

-Ana karnından geldik pazara/ Kefen aldık girdik mezara.

-Kıssa: “Nefsin Adi Bir Bahanesi

Bir talebe, okula gitmediği takdirde sınıfta kalacağını bildiği için, okuluna muntazam devam ediyor ve derslerine çalışıyor. “Kaderim nasılsa öyle olur.” deyip okula devam etmeme cihetine gitmiyor.

Aynı talebe, namaz mevzuuna gelince: “Kaderimde varsa kılarım.” deyip kadere yapışıyor ve namazdan kaçıyor. Bu hâl, namaz kılmamak için nefs-i emmâre tarafından uydurulmuş adi bir bahaneden başka bir şey değildir.

Dünyaya Sığmayan İnsan

Farz-ı muhal olarak, bir insan Karadeniz’den çok daha büyük bir balık görse, bu balığın o denizin çok fevkinde diğer bir denize ait olduğuna derhal hükmedecektir.

Aynı şekilde, insanın istidatları da dünyaya sığmamakta ve bu dünya insanı tatmin etmemektedir. O hâlde bu insan balığı âhireti göstermektedir ve oraya namzeddir.

İnsandaki akıl, hafıza, göz, kulak, dil gibi terazilerle, bunların tarttıkları şeyleri mukayese ettiğimizde, terazilerden birinin tartılan şeylerden daha kıymettar olduğunu görürüz. Yani, insanın herhangi bir aletiyle kazandığı dünyevî zevk ve lezzetler, o âletin kıymetine değmiyor.

Demek ki bu teraziler yalnız bu fâni işler için verilmemiştir. O hâlde bunların yüzünü ebedî âleme çevirmemiz lâzımdır.” (M. Kırkıncı)

MEHMET ÖZÇELİK

18-04-2019

Loading

No ResponsesNisan 19th, 2019

İNSAN PROJESİ

İNSAN PROJESİ

“İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.”[1] İnsan projesi uzun zaman aldı.

Zaman şeridinin yaratılıp, insanın o seride ve halkaya takılması uzun zaman aldı.

Hem alt yapısının yapılmasının lüzumu hemde son model özelliğe sahip olması, onun en sonda vücuda çıkmasına sebep oldu.

Anılmaya değer bir varlık değilken anılır oldu.

Kıymet buldu, kıymetlendirdi.

-10 yaşında olan 11 sene önce yoktu.

60 yaşındaki 61 sene öncesinde yoktu.

Ve şu anda olmayanı bir düşünün? Daha vücuda çıkmadı.

Birde yaratmanın son bulup, yaratılmayacakları düşünün?

Ezeli olan bir yaratıcının varlığında bugün var olduk.

Gerçi sonsuzun içerisinde hangi noktada olursak olalım, her noktaya da aynı uzaklıktayız demektir.

Geç kalınmış değil ancak proje ve oluşum bize göre uzun zaman almıştır.

Geç-lik ve erken-lik zaman şeridine ve bize göredir.

Benim olmamam bir kayıp olurdu ancak – haşa- Allah’ın olmaması her şeyin kaybı olurdu.

İyi ki O var imiş. Aksini düşünmek ise her şeyi bitirmektir ve yok etmektir.

-Beni yaratmak mecburiyetindemi?

Elbette hayır.

-Yaratmasaydı itiraz hakkım olur muydu?

Hak bir alacaktan ileri gelir. Benim O’ndan bir alacağım yokki hakkım olsun.

Hem olmayan bir şey nasıl itiraz etsin ve kimi kime şikayet etsin?

-Beni ihtiyaçtan veya çalıştırmak için mi yarattı?

Elbette hayır. Zaten sayısız melekleri ve iş yapacak varlıkları var.

Zaten işleri yapmayada ve onlarada  ihtiyacı yok.

O bir emirle yapar. –Ol- der her şey oluverir.

-“Emanet Mermiler

Bir asker, kendisine sayı ile teslim edilen mermileri, kumandanın izin vermediği yerlere boşuna harcadığında ceza gördüğü gibi, onları düşman askeri yerine kendi silâh arkadaşlarına karşı kullandığı takdirde ise cezası kat kat ziyade olur.

İşte, bizim ömrümüzün her bir saati veya dakikası da Allah tarafından sarfedilecek saha belirtilerek verilmiş birer mermi hükmündedir. Bu emanet mermileri malâyânî şeylere ve İslâm’ın nehyettiği sahalar­da kullanmaktan, kat’iyyetle içtinâb etmemiz icab etmektedir.

Yukarıda verilen mermi misâlini genişleterek, göz dürbününe, ceset el­bisesine ve insandaki sair cihazlara tatbik edebilirsiniz…

Başıboş Değiliz

Yüz tane koyunu olan bir adam, bunları başıboş bırakmayıp, bir çoban tutmak suretiyle onları hem başkalarının tarlasına girmekten menediyor ve hem de hırsız ellerden ve kurtlardan muhafazaya çalışıyor.

İnsanlar, değil koyunlarını, tavuklarını dahi başıboş bırakmıyorlar.

Tavukların başıboş olmayacağını bilen bir insan, nasıl oluyor da ken­disinin başıboş olduğunu zannedebiliyor?

Ve yine, tavuklarına hassasiyet gösteren insan, nasıl oluyor da Hakîm-i Zülcelâl’in, insanları başıboş bıra­kacağına ihtimal verebiliyor? “(M.Kırkıncı)

MEHMET ÖZÇELİK

18-04-2019


[1] İnsan.1.

Loading

No ResponsesNisan 18th, 2019

HER ŞEY BENDE GİZLİ

HER ŞEY BENDE GİZLİ

Ben..benim..beni..bana aid..benimle..benimki..benimse?..

Benden sorulur..benim alanım..ben yoksam oda yok..benle var oldu..

Beni benden sorman ben ben degilem
Bir ben vardir bende benden içeru.

Öz..özüm..öze aid..özle..

Hadiste;Kendini bilen, Rabbini bilir.

Ben alemde bir noktayım..alem bende bir noktadır.

Hadis-i Kudside: Ben gizli bir hazine idim, mahlukatı yarattım taki kendimi bileyim ve bildireyim.

Nokta olan ben, sonsuz olan Rabbe ayna..

O kendisinde ve kendisi O’nda…

O’nun en büyük projesi olan Ben…

Hadis-i Kudside: Ben yer ve göğe sığmam, mümin kulumun kalbine sığarım.

Kâinata sığmayan, ezeli ve de ebedi olan Rab, insanda mündemiçtir.

Enede bulunan Rabb..

Ene ile bilinen bir Rab..

Madde ve manasıyla enede cem olmuş bir varlık..

Kâinatın iki yüzü, tek yüz olan enede..

Ben vary a ben…

İşte o ben..

Her şeyi yutan denizlerdeki girdap ene.

Semadaki yıldızları yutan kara delik ene..

Vahid-i kıyasi olan ene.

Tam bir ölçü birimi..

Sonsuzu ölçen, -tabiri caizse- tartan ve takdir eden bir ene..

Ene-Ben ve Benlik;Şeytanı çıldırtan..ağır gelen..kontrolden çıkaran..saptıran ve sapıtan..sonradan görmüş..kaliteyi ortaya çıkaran..Ayrıştıran iyot..Sahibine dost değil rakip olan..esfele atan..kararan ve karartan..Rabden kaçan..varı yok eden..şımarık..ayyaş.. kopuk.. kömür.. zulmet..

Ene-Ben ve Benlik;A’laya yücelten,Rabbe dost olan ene..yola koyan..ebede namzet kılan..ebedi nura makes..Rabbe kaçan..Her şeyi tanıyan ve varlık siciline kaydeden..Yokluktan vücuda çıkmaya ve çıkarmaya vesile..mütevazi..değerler manzumesi.. elmas..nur..

Seni sen yapan ben…

Bendeki sen..

Sendeki ben..

Sen-li ben-li..

Kolkola senle ben..

Minallah..İlallah..

O’ndan yine O’na giden ben ve sen…

O’nda kendini bulan Ben..

-“Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!”[1]

Yevme lâ yenfe’u mâlun ve lâ benûn illâ men etâllâhe bi kalbin selîm.

O gün, ne mal fayda verir, ne oğullar ancak Allah’a selîm bir kalb ile varan başka.”[2]

-Sanma ey hâce ki senden zer-u sîm isterler. 

“Yevme la yenfe’u”da “kalb-i selîm” isterler.

Berzah-i havf u recâdan geçe gör nâ-kâm ol. 

Dem-i âhirde ne ümmîd ü ne bîm isterler. 

Unutup bildiğini ârif isen nâdân ol. 

Bezm-i vahdetde ne ilm u ne âlim isterler. 

Âlem-i bî-meh ü hurşîd ü felekde hergiz. 

Ne mühendis ne müneccim ne hakîm isterler. 

Harem-i ma’nîye bîgâneye yol vermezler. 

Âşinâ-yı ezelî yâr-ı kadîm isterler. 

Sâkin-i dergeh-i teslîm-i rızâ ol dâim. 

Ber-murâd itmeğe hizmetde mukîm isterler. 

Dergeh-i fakra varıp dirliğini arz etme. 

Anda hergiz ne sipâhî ne zaîm isterler. 

Âşık ol şerbet-i vasl ister isen kim âşık. 

Çâresiz derd arayıp renc-i elîm isterler. 

Ni’met-i zâhire dil-beste olan gürsineler. 

Müzd nân-pâreye cennât-i na’îm isterler.

Kible-i ma’nîyi fehm eylemeyen kec-revler. 

Sehv ile secde edip ecr-i ‘azîm isterler. 

Ezber et kıssa-i esrâr-i dili ey Rûhî. 

Hâzır ol “bezm-i ilâhî”de nedîm isterler.

-” Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi. “[3]

-Sanma şâhım / herkesi sen / sâdıkâne / yâr olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyâr olur
Sâdıkâne / belki ol / bu âlemde / dildâr olur
Yâr olur / ağyâr olur / dildâr olur / serdâr olur. Yavuz Sultan Selim Han.

-Ene O’na yârdır.

O Eneye Serdar ve Sertaçtır.

MEHMET ÖZÇELİK

31-03-2019


[1] Fecr.27-30.

[2] Şuara. 89.

[3] Saffat.84.

Loading

No ResponsesNisan 16th, 2019

HERŞEY İFŞA OLUYOR

HERŞEY İFŞA OLUYOR

Ahiret ve hesap günü her şeyin fâş olulp, ifşa olduğu gündür.

Allah bu ahirzamanda insanların ve toplumların kirlerini ortaya döküyor.

Allah insanlara fırsat veriyor ta ki içlerindeki gerçek niyeti fiiliyatlarıyla ortaya döksünler.

-Fransa ve avrupanın gizlemeye çalıştığı tüm kir ve lekeleri ortaya çıkıyor.

-Fetönün elli yıllık oyunu açığa çıkıyor.

-Keşke bu insanlar ölmeden pislikleri ortaya çıksa. Tıpkı, Kimse kızmasın kendimi yazdım, diyen Hasan Cemal.in yalanları gibi…

-Ve de; “ÇÖLAŞAN EVRAKLARI SATIYORMUŞ:

DPT’de grup başkanı iken Emin Çölaşan da DPT’de uzman yardımcısı olarak çalışıyordu. Bir ara baktık ki bizim bütün evraklar Cumhuriyet gazetesinde çıkmaya başladı. Evrakları kimin verdiğini bulamıyorduk. Bunun için ben bir teklifte bulundum. Bir tane gizli evrakı, var olan 4 dairemize birer harfini değiştirerek verelim. O zaman evrakları kimin sızdırdığını kolaylıkla buluruz. Evrakları dağıttık, ertesi gün Cumhuriyet gazetesinde Sosyal Planlama’ya gönderdiğimiz evrak yayınlandı. Sosyal Planlama Daire Başkanı Nevzat Yalçıntaş’a evrakın kendi dairesinden çıktığını söyledik. O da evrakın akışından hangi şubeden çıktığını tespit etti. Evrakları Çölaşan’ın çıkardığı tespit edildi. Cumhuriyet gazetesinin sahibi de Çölaşan’ın evrakları para karşılığı sattığını itiraf etti…”[1]

PKK’ya 1 milyar dollar,

Suriye’de Ayn el-Arab savaşının ilk günlerinden itibaren PKK ile yakın ilişki kurmaya başlayan BAE ve Suudi Arabistan’ın bugüne kadar terör örgütüne 1 milyar dolar kaynak aktardığı ortaya çıktı.

PKK’ya giden silah ve cephanelerde BAE ve Suudi Arabistan imzası.”[2]

-“Yunan Themanews isimli internet sitesi, CHP’li belediye başkan adayı için “Ekrem İmamoğlu: İstanbul’u fetheden Yunan” başlığını attı. İmamoğlu’nun Trabzonlu olduğunu ve kökenlerinin Pontus olduğunu yazan haber sitesi, “Pontus kökenleri taşıyan ve Yunanca konuşan Konstantinapolis’in yeni belediye başkanı Ekrem İmamoğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en güçlü olduğu ve kendi adayı Binali Yıldırım’ı desteklediği İstanbul’un fatihi oldu” ifadelerini kullandı.”[3]

-Yunanistan basını zevkten dört köşe: Ayasofya’nın intikamı alındı.

-Türkiye’deki yerel seçimleri takip eden Yunan basını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İzmir, Ankara ve İstanbul’u kaybettiğini belirterek “Ayasofya’nın intikamı” manşetleri attı.

İstanbul’un henüz belirlenmeyen İBB başkanını CHP’den olduğunu belirten Yunan basını, “Türkler Ayasofya’nın intikamını aldı” şeklinde manşetler attı.[4]

-Sürekli kendisini gündemde tutarak Türkiye-yi suçlu göstermeye çalışan Ermeniler, yaptıkları zulümleri gizlemeye çalışsalar da tarih onları yalanlamaktadır.[5]

-Ermeni Patrik Genel Vekili Ateşyan, Tunceli’nin yüzde 90’ı belki dönme Ermeni’dir dedi.[6]

-Aram Ateşyan: Türkiye’de binin üstünde gizli ermeni var.[7]

FETÖ tutukluları tercihini CHP’den yana yaptı,

Fetullahçı Terör Örgütü üyelerinin de tutuklu bulunduğu Sincan ve Silivri Ceza İnfaz Kurumları yerleşkelerindeki cezaevlerinde en fazla oy CHP’ye çıktı.[8]

-Bu yapı samimi ve idealist olmayıp, münafık bir yapı olduğunu her vesile ile göstermiştir.

-FETÖ’nün Jandarma’daki imamlarından Orhan B., askerlerle ankesörlü telefondan haberleşme talimatının 2006 yılında verildiğini anlattı. Şüpheli B., FETÖ karşıtı askerlere kumpas kurularak uygunsuz görüntülerinin kayda alındığını ve internet sitesinde yayımlanarak ihraç edilmelerinin sağlandığını belirtti.[9]

-Kripto fetoculer devrede.

-Dağdan gelen destek gayet açıktır, gizlenmemiştir.[10]

-PKK İSİM VERMEDEN MİLLET İTTİFAKINA YENİ MESAJ GÖNDERDİ

PKK sözde yöneticisi Ronahi Serhat; “Türkiye ve Kürdistan halklarına” diyrerek yaptığı açıklamada seçimlerde açık bir şekilde desteklediği Millet İttifakına ve terör örgütü yandaşlarına “Bu iktidar yıkılmalı” mesajı gönderdi. Terör örgütü PKK “Bu yerel seçim sonuçlarıyla her şey hal olmuyor.” diyerek terörist başı Öcalan’ın serbest bırakılması için başlatılan açlık grevleri ve tutuklu olan teröristlere destek olunması çağrısı yaptı. [11]

İşte gör, PKK ağzı Yahudi ağzı,

-Vadedilmis toprakların piyonları.[12]

-Kim kime verdiğinin hesabını ve sorgusunu yapsın. Neymiş bedeli görsün. İşte İşte Chp’nin gerçek yüzü ! Torbalı belediye başkanı İsmail Uygur’un ilk icraatı , Torbalı Meydanında bulunan Şehit Ömer Halisdemir’in resmini sökmek oldu ! Bir mesaj bu değilmi?[13]

-Davutoğlu-nun tercihi neticesinde eğer mit müsteşarı Hakan Fidan milletvekili olup görevinden alınarak, yerine başka birinin tayin edilmesi halinde 15 temmuz işgal ve darbesi başarılı olabilirdi.

Erdoğan’ı başarılı kılan genelde uygun yere uygun kişileri atamasıdır.

Davutoğlu çok büyük yanlış yaptiydi.

Erdoğan’ın müdahalesiyle yanlıştan dönüldü.

-İnançlı insanların elleri ve dillerinin bağlanması menfi insanların ve Adnan Oktar gibilerin gelişip büyümesine ve de taraftar bulmasına neden oluyor.

-”Dersim Tunceli bölgesi çok karışık bir halde eşkiya hareketleri ile çalkalanıyordu. Hükümet askeri bir kuvvetle oraya giderek tertibat yapmasını Mare­şale bildirmiş. Erzurumda da askerlerin isyan ettiğini, subayların Bayburt a kaçtıklarını duymuştuk. Mareşal beni çağırtarak şu emri verdi.
«— Erzurum-daki piyade alayını Tunceli harekâtına götürmek bahanesi ile burava istedim. Yarından itibaren her gün bir taburu gelecek. Çavuşlar kumandasında yola
çıkarıldılar. Buradaki alaydan hazırlanan bir bölükle bir makinalı tüfek ve bir dağ topunu yarın sabah emrinize alarak Erzurum yolunun şehre girdiği cirit meydanının
beşyüz metre kadar kuzeyinde bağlar arasındaki çukurlara gizlice yerleştireceksiniz. Başka bir tabur mızıka takı­mı ile gelenleri cirit meydanında karşılayacak. Ben de sonra gelirim. Erzurum dan gelecek tabur isyan eder ateş patlarsa siz üzerlerine ateş, açarak onları İMHA edeceksiniz. Eğer birşey yapmayıp dize gelirlerse sizin vazifeniz bitmiş olacak. Yani ve öbür gün’ ‘gelecek olan taburlara karşı da aynı tertibi kullanacaksınız ariladmızmı… ?»
«— Anladım efendim…” [14]

-”Tunceli bölgesi ötedenberi bir şekavet yatağı idi.
Meşrutiyet in ilânından sonra bölgedekiler şakiliği bir hayli artırmışlar, bunun sonunu getirmenin de zamanı gelmişti.”[15]

*”İTTİHAT ve TERAKKİ cemiyeti iktidarı ele aldığı vakit Ahmet İzzet Paşa gibi değerli bir kumandanı kenara çekerek Enver Bey i General olarak Onun yerine geçirmesi geııç ordu mensuplan arasuıda fena KARŞILANMADI.
Enver in hamiyetine, vatanperverliğine, muntazam çalış­masına ve CESARETİNE bir diyecek yoksa da memleket idaresi için tecrübesi yok. Anadoluyu ve Arap ülkelerini
bilmez. Kendisi kısa bir süre için de olsa Genelkurmay ikinci Başkanlığı veya Bakan yardımcılığı gibi büyük devlet iş­lerinde bulundurularak devlet idaresinde yetiştirilmiş olsaydı hem kendisi hem de devlet bilinen akibete uğramazdı.”
[16]

-Türkiye’de hırsızdan daha çok, hırsıza yardım eden var. Hırsızda ondan destek ve güç almakta ve hırçınlık yapmaktadır. İşte o destek;

-O da kapıyı açık bırakmasaydı, açık bırakırsan böyle olur, hırsızı günaha sokuyorlar. Çaldırmasaydın…

-Oda yetmiyor. Bu seferde; -Neyse çalmışsa çalmış, artık o onun olsun.. elinden alınmasın. Geri ona teslim edilsin..

-Peki, üstüne birde üstün sahtekârlık madalyası verilsin mi?

-Evini ve de seni soyarlarsa  öyle mi diyeceksin? Hırsızı affedip, kendini mi suçlayacaksın? Kendini mi hesaba çekecek ve çektireceksin yoksa hırsızı mı?

-Hırsızın hiç mi kabahati yok?

-Ters ve tersine çalışan bir kafa.

-Dayıdan değil, ayıdan yana alınan tavır.

Pisliği pislikle temizleme yöntemi.

Suça ortak olma mantığı.

-Yapacaksan, önce hırsızın bu bahanelerle kaçmasını engelle, mahkemeye teslim et ve cezalandır, ondan sonra tedbiren ders çıkar ve sorgula.

MEHMET ÖZÇELİK

12-04-2019


[1] Prof.Dr. Ekrem PAKDEMİRLİ – ÖZAL’IN MİRASI.

[2] https://www.yenisafak.com/dunya/pkkya-1-milyar-dolar-3466237

[3] http://m.haber7.com/dunya/haber/2850959-skandal-ifadeler-ekrem-imamoglu-istanbulu-fetheden-yunan

[4] http://m.haber7.com/dunya/haber/2848262-yunanistan-basini-zevkten-dort-kose-ayasofyanin-intikami-alindi/?detay=1

[5] https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=10218560775473328&id=1314454657

[6] https://www.internethaber.com/tuncelinin-yuzde-90i-donme-ermenidir-527098h.htm

[7] https://www.youtube.com/watch?v=zsjRanbZyt4

[8] https://www.yenisafak.com/secim/silivrideki-feto-tutuklulari-tercihini-chpden-yana-yapti-3464510

[9] https://www.yenisafak.com/gundem/ankesor-talimati-2006da-3454180

[10] http://video.haber7.com/video-galeri/137372-saadet-partisi-sanliurfa-adayi-cevheri-dag-pkk-bize-destek-veriyor

[11] http://www.haber7.com/guncel/haber/2849371-teror-orgutu-pkkdan-millet-ittifakina-yeni-mesaj/?detay=1

https://www.yenisafak.com/secim/melih-gokcek-80-bin-oyun-nasil-calindigini-anlatti-3465181

[12] https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=2395977240455009&id=1589450981107643

[13] https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=1319513611529268&id=137849273029047

[14] 10 YIL SAVAS 1912 -1922 V E ,S O N R A S I»-Emekli Orgeneral F A H R E T T İN ALTAY.Sh.44-45.

[15] Age.46.

[16] Age.77.

Loading

No ResponsesNisan 14th, 2019

MÜMTAHİNE SURESİ-MEHMET ÖZÇELİK

Loading

No ResponsesNisan 14th, 2019