KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE

KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE

Evet, gerçekten -Kimin eli kimin cebinde bellidir…

Kim Kimle ve kiminle?

Asır kirli ittifakların asrı.

Kirli insanlar, kendilerince temiz iş yapmak için kirlerini ortak noktada ortaya dökmektedirler.

Bu ittifak dünya ittifakına kadar uzanmıştır.

-“CHP’nin şebbihası.

Tek seferde şehit edilen 33 Mehmetçiğin acısı bütün tazeliği ile yaşanırken, CHP, Esed’e desteğini skandal boyutundan ‘vatana ihanete’ taşıdı. CHP’li Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, “Orada terör örgütleri destekleniyor. Rusya ve o (Esed), terör örgütlerine karşı mücadele ediyor. Onun için bizi vuruyorlar” dedi.”[1]

-HDP, CHP’yi savcılığa şikayet edip seçimde verdikleri oyları geri istedi

HDP, her isteğini yerine getiren CHP’ye “Birlikteliğimizi artık gizlemeyelim, açık oynayalım” diye ısrar ederken, ittifak Bolu’da trajikomik bir noktaya vardı. CHP’li Belediye Başkanı Tanju Özcan’a kızan HDP Bolu İl Başkanı İbrahim Yolci savcılığa başvurarak, “CHP, 31 Mart’ta verdiğimiz 4 bin oyu iade etsin” dedi.”[2]

-“İran‘ın bir üst düzey komutanı daha Suriye‘de öldürüldü. İran devlet televizyonu, Ferhad Debiriyan‘ın Şam‘da öldürüldüğünü açıkladı ancak nasıl öldüğüne dair bilgi paylaşmadı..[3]

-“Fransızlardan çarpıcı iddia! “Esad rejimi Hafter’e paralı asker gönderdi” Video

Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Monde çarpıcı bir iddiayı gündeme taşıdı. Gazetenin askeri kaynaklara dayandırdığı habere göre Esad rejimi Libya’daki silahlı güçlerin lideri darbeci general Hafter’in saflarında savaşması için paralı asker gönderdi.”[4]

-“Menfaat üzerine dönen siyaset canavardır.”(Bediüzzaman)

-“MENFAATİ ESAS TUTAN SİYASET CANAVARDIR

Menfaat üzere çarhı kurulmuş olan siyaset-i hâzıra, müfteristir, canavar.

Aç olan canavara karşı tahabbüb etsen, merhametini değil, iştihasını açar.

Sonra döner, geliyor; tırnağının, hem dişinin kirasını senden ister.”[5]

-…Meclisten biri dedi:

“Neden Şeriat şu medeniyeti (HAŞİYE) reddeder?

Dedim:

“Çünkü, beş menfî esas üzerine teessüs etmiştir. Nokta-i istinadı kuvvettir. O ise, şe’ni tecavüzdür. Hedef-i kasdı menfaattir. O ise, şe’ni tezahumdur. Hayatta düsturu cidaldir. O ise, şe’ni tenazudur. Kitleler mabeynindeki rabıtası, âheri yutmakla beslenen unsuriyet ve menfî milliyettir. O ise, şe’ni böyle müthiş tesadümdür. Cazibedar hizmeti, heva ve hevesi teşcî’ ve arzularını tatmin ve metalibini teshildir. O heva ise, şe’ni insaniyeti derece-i melekiyeden, dereke-i kelbiyete indirmektir. İnsanın mesh-i manevîsine sebep olmaktır. Bu medenîlerden çoğu, eğer içi dışına çevrilse, kurt, ayı, yılan, hınzır, maymun postu görülecek gibi hayale gelir.

“İşte, onun için bu medeniyet-i hâzıra, beşerin yüzde seksenini meşakkate, şekavete atmış; onunu mümevveh (hayalî) saadete çıkarmış; diğer onunu da, beyne beyne (ikisi ortası) bırakmış. Saadet odur ki, külle, ya eksere saadet ola. Bu ise, ekall-i kalîlindir ki, nev-i beşere rahmet olan Kur’ân, ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder.

HAŞİYE: Bizim muradımız, medeniyetin mehasini ve beşere menfaati bulunan iyiliklerdir. Yoksa, medeniyetin günahları, seyyiatları değil ki; ahmaklar, o seyyiatları, o sefahetleri mehasin zannedip, taklit edip, malımızı harap ettiler. Medeniyetin günahları, iyiliklerine galebe edip, seyyiatı hasenatına râcih gelmekle, beşer, iki harb-i umûmî ile iki dehşetli tokat yiyip, o günahkâr medeniyeti zîr ü zeber edip, öyle bir kustu ki, yeryüzünü kanla bulaştırdı. İnşaallah istikbaldeki İslâmiyetin kuvveti ile, medeniyetin mehasini galebe edecek, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek, sulh-u umûmîyi de temin edecek.”[6]

Kıssadan Hisse:

*”Efsane Wimbledon tenisçisi Arthur Ashe, AIDS’den ölmekteydi. Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu: “Neden Tanrı böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?” Arthur Ashe buna şu cevabı verdi: “Tüm dünyada… 50 milyon çocuk tenis oynamaya baslar, 5 milyon tenis oynamayı öğrenir, 500,000 profesyonel tenisi öğrenir, 50,000 yarışmalara girer, 5,000 büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya ‘Neden ben?’ diye hiç sormadım. Ve bugün sancı çekerken, Tanrı’ya ‘Niye ben?’ mi demeliyim?” Mutluluk insanı tatlı yapar. Zorluklar güçlü yapar. Hüzün ise insan yapar. Yenilgi mütevazı yapar. Başarı
insanı ışıldatır, ama yalnız Tanrı yolumuza devam etmemizi sağlar. Tanrı’ya asla “Niye ben?” diye sormayın… Ne olacaksa olacak… O’nun kendine has usulleri ve her işinde çeşitli hikmetleri vardır… Siz inancınızı koruyun.”

MEHMET ÖZÇELİK

08-03-2020


[1] https://www.yenisafak.com/gundem/chpnin-sebbihasi-3528644

[2] http://www.haber7.com/siyaset/haber/2950408-turk-siyasetinde-esi-benzeri-gorulmemis-komedi-turkiye-bunu-da-gordu-oylarimizi-geri-verin

[3] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2020/03/07/iranli-general-ferhad-debiriyan-suriyede-olduruldu-resmi-aciklama-geldi

[4] https://www.ahaber.com.tr/video/dunya-videolari/fransizlardan-carpici-iddia-esad-rejimi-haftere-parali-asker-gonderdi-video

[5] Sözler, Lemaat, s.791.

[6] B. S. N. Tarihçe-i Hayatı, İlk Hayatı, s. 143

Loading

No ResponsesMart 8th, 2020

ŞEYTAN HAKKINDA..

Loading

No ResponsesMart 7th, 2020

SİNSİCE

SİNSİCE

Sinsice faaliyet sürdürülmektedir.

Alttan alta toplumun altı oyulmaya ve insanlar tahrik edilmeye çalışılmaktadır.

Meclisteki Chp- li vekilin Cumhurbaşkanına ağır hakareti bu amaca matuftur.

Suriye- ye Bahar kalkanı ile vurulan darbeyi hazmedemeyenler, hazımsızlıklarını saldırgan tavırlarıyla mecliste başlatarak göstermektedirler.

-Günler öncesinden dile getirilen darbe söylentileri boşuna değil.

İçi doldurulmaya çalışılıyor.

O da Sinsice…

Hazmedemeyenler Suriyelilere saldırarak Esed-in yaptığına ortak olmaktadırlar.

Zamanı gerçekten manidardır.

Sinsice bir çıkıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Kılıçdaroğlu’nun yeri Esed’in yanıdır” sözü yabana atılamaz.

Esed destekçileri Kılıçdaroğlu’nu neden Şam’a davet etti?”[1]

Kayseri-deki Suriyeli aileye saldırı çirkin yüzünü bir daha göstermektedir.

-“ Melikgazi ilçesine bağlı ve yaklaşık 200 hane Suriyelinin yaşadığı Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde bazı evlere, işyerlerine ve araçlara kimliği belirsiz kişi ve kişilerce zarar verildi. Mahallede yaşayan Suriyeliler tedirgin.”[2]

Ajitasyonlu bir  propagandadır.

Eski günlere dönme sevdalıları devrededir.

Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal. (Bediüzzaman)

-“Bu güruh-u mücahidîn ve bu yüksek meclisin ef’ali taklid edilir. Kusurlarını millet ya taklid veya tenkid edecek; ikisi de zarardır. Demek onlarda hukukullah, hukuk-u ibadı da tazammun ediyor. Sırr-ı tevatür ve icmaı tazammun eden hadsiz ihbaratı ve delaili dinlemeyen ve safsata-i nefis ve vesvese-i şeytandan gelen bir vehmi kabul eden adamlarla, hakikî ve ciddî iş görülmez.
Şu inkılab-ı azîmin temel taşları sağlam gerek. Şu meclis-i alinin şahsiyet-i maneviyesi-sahip olduğu kuvvet cihetiyle-mânâ-yı saltanatı deruhte etmiştir. Eğer, şeâir-i İslâmiyeyi bizzat imtisal etmek ve ettirmekle mânâ-yı hilafeti dahi vekaleten deruhte etmezse, hayat için dört şeye muhtaç, fakat an’ane-i müstemirre ile günde laakal beş defa dine muhtaç olan şu fıtratı bozulmayan ve lehviyat-ı medeniye ile ihtiyacât-ı ruhiyesini unutmayan bu milletin hacat-ı dîniyesini meclis tatmin etmezse, bilmecburiye mana-yı Hilafeti, tamamen kabul ettiğiniz isme ve lafza verecek. O manayı idame etmek için kuvveti dahi verecek. “[3]

****************

Şeyy, afedersiniz, mecburiyetten dolayı, ramazanda meyhanemiz kapalıdır misali, kanlı saldırılardan bir müddet geri kalıp, çok aktif olarak katılamayacak olan ancak gönlüyle ve her seyleriyle Esed’in yanında olan İran mazeret dilekçesinde;

İdlib’in çözümü konusunda İran Rusya kardeşiyle, Suriye oğluyla ve göstermelik nifak perdesi arkasında Türkiye ile bir araya gelip de çözümde bulunamayacaktır.

Zira o kanlı eliyle Corona virüsünün çözümüyle uğraşmaktadır.

Şimdilik şununla idare edin,

“İdlib’de Beşşar Esed rejimi saflarına 400 unsurluk takviye güç gönderen İran destekli yabancı teröristler, Türk silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) hedefi olmamak için minibüslerle intikal etti.

.”Halihazırda, İran Devrim Muhafızları, Kudüs Tugayı, Nüceba Hareketi, Bakir Tugayı, 104. Tugay ve 4. Fırka’ya bağlı Gays güçlerinden oluşan askeri unsurlar, İdlib ve Halep kırsalında rejim saflarında savaşıyor.”[4]

-“ Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?”[5]


[1] http://video.haber7.com/video-galeri/157029-esed-destekcileri-kilicdaroglunu-neden-sama-davet-etti

[2] https://www.kayserianadoluhaber.com.tr/haber/kayseride-suriyeli-gerginligi-55176

[3] Beyanat ve Tenvirler. Bediüzzaman. 129-130.

[4] https://www.cnnturk.com/dunya/iran-destekli-gruplar-idlibe-400-terorist-daha-gonderdi.

[5] Nisâ Suresi 75. Ayet.

Loading

No ResponsesMart 5th, 2020

DEMİRDEKİ SIR

Loading

No ResponsesMart 5th, 2020

ASIR NİFAK ASRI

ASIR NİFAK ASRI

Gerek içte ve gerekse hariçte en büyük faaliyet, nifak ve münafıklık üzerine gösterilen faaliyetlerdir.

Bir ömür gizlenen nifak, zamanı geldikçe tüm yapılan zahiri müsbet faaliyetlere fazlasıyla darbe vurmaktadır.

Nifak faaliyetleri bitmemiş, devam etmektedir.

-“Masonlar mallarını CHP’ye devretti.

Atatürk’ün 1935’te ‘kökü dışarda’ olduğu gerekçesiyle kapattığı mason derneği, tüm menkul ve gayrimenkullerini CHP’ye devrederek yeraltına indi. On yıl boyunca faaliyetlerini gizlice yürüten masonlar, 1945’te İsmet İnönü’nün devreye girmesiyle derneklerine yeniden kavuştu.”[1]

-Mecliste her ne kadar ilk defa oluyor değilse de, gerçekten Türkiye-nin bir asırlık hırçın, muzip ve mızıkçı yüzünü bir defa daha göstermiş oldu.

Milletvekillerinin mahalle kavgası gibi birbirlerine yumrukla girmesi tam bir utanç tablosunu göstermektedir.

Meclis toplumun maalesef iç ve dış yüzünü yansıtmaktadır.

Dağdaki eşkiyanın savunucuları orada, milyonları öldürüp 12 milyon insanı süren Esedi savunanlar orada, bu memlekete darbe yapıp münafıkane rol oynayan fetönün darbesine tiyatro diyenler orada…

Buna rağmen iyi ki bu millet ayakta…

Merhum Osman Yüksel Serdengeçti ilk defa döner kapı yapılan meclisin kapısından girip zorlanınca;

Döneklik kapıda başladı, demişti.

Acaba sakın Esedi bombalamanın ve kayıp verdirmenin bahanesi olmasın!?

-Ben kâhin değilim ancak şunu diyebilirim ki; Sayın Cumhurbaşkanımız yarın Rusyaya gidip Putin-le savaşın durup, tampon bölgenin oluşturulması görüşünü tekrar edecek.

Ancak kabul edilmeyecektir.

Sebeb ise; Rusya denizlere açılan boğazının kapanmasını istemez, Esed gibi bir kuklayı ve yumurtlayan tavuğu kaybetmek istemez.

Esed bitmemek için bitirme yolunu seçmiş.

Batı 1 milyon Müslümanı başka türlü öldüremezdi.

Esed 1 milyon kişiyi öldürdü ve 12 milyon insanı göçe zorladı.

PKK-yı destekleyip himaye eden, Hatay amanoslarda lojistik destek veren Esed 13 sene boyunca apoyo Şam’da ağırladı.

Hz. Ali’yi Hristiyanlıktakı evlat inancı gibi Allah olarak gören nuseyrilerin İslam ve ehli sünnetle bir bağları yoktur.

Baasın lideri olan Esedde onlar için papa gibi Allah’ın vekili ve Allah’ın onda hukuk etmiş halidir.

Böyle bir virüs batı için korona virüsünden daha etkilidir.

Türkiye-nin bir asırlık problemi dışta değil, içtedir.

Ancak içteki kabuktan çıkıp dışa açıldıkça, içteki içten çökecektir.

MEHMET ÖZÇELİK

04-03-2020


[1] https://www.yenisafak.com/gundem/masonlar-mallarini-chpye-devretti-3526664

Loading

No ResponsesMart 4th, 2020

TELEGRAM ARŞİVİ

 

ARŞİV-SESLİ ESERLER-MAKALELER

1- SON NOTLAR

2-LİNKLER VE NOTLAR

3-İSLAMİ-SEÇİLMİŞ PDF KİTAPLAR VE MATERYALLER

4-TESBİTLER

5-CHATGPT ARAŞTIRMA-YAZI VE VİDEOLARIM

6-KURAN DENİZİNDEN DAMLALAR-TEFSİR-VİDEO

7-TEFEKKÜR DÜNYASI-VİDEO

8-CELALEYN TEFSİRİ – KUR’AN DENİZİNDEN DAMLALAR ( TEFSİR )

9-MEHMET ÖZÇELİK-VİDEO-SES-PDF-TÜM ÇALIŞMALARIM.www.tesbitler.com-www.mehmetözçelik.com

10-RADYO SOHBETLERİ VE SESLİ ESERLERMP3

11-TARİHTEN SAYFALAR

12-TESBİTLER-PDF

 

  

 

 

 

 

Loading

No ResponsesMart 4th, 2020

TELEGRAM ARŞİVİ

ARŞİV-SESLİ ESERLER-MAKALELER

1- SON NOTLAR

2-LİNKLER VE NOTLAR

3-İSLAMİ-SEÇİLMİŞ PDF KİTAPLAR VE MATERYALLER

4-TESBİTLER

5-CHATGPT ARAŞTIRMA-YAZI VE VİDEOLARIM

6-KURAN DENİZİNDEN DAMLALAR-TEFSİR-VİDEO

7-TEFEKKÜR DÜNYASI-VİDEO

8-CELALEYN TEFSİRİ –

9-KUR’AN DENİZİNDEN DAMLALAR ( TEFSİR )

10-MEHMET ÖZÇELİK-VİDEO-SES-PDF-TÜM ÇALIŞMALARIM.www.tesbitler.com-www.mehmetözçelik.com

11-RADYO SOHBETLERİ VE SESLİ ESERLERMP3

12-TARİHTEN SAYFALAR

13-TESBİTLER-PDF

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Loading

No ResponsesMart 4th, 2020

OYUN BÜYÜK

OYUN BÜYÜK

Durum gösteriyor ki, 2020 yılı ağır, zor ve zorlu geçecek.

Ancak şimdikilerin aksine sonuca varılacak, çözüme kavuşulacak inşallah.

Kararan gecelerin sabahı yakın olur.

Bugün Türkiye ilk defa kabuğunu kırmış, kabuğunu atmış, özünü dışa vurmuştur.

İpin ucunun puştun elinde olduğunu görmüş, o puştun peşine düşmüştür.

İdlib bunun merkezidir. İlk adımıdır.

-“İdlib’de İran destekli çok sayıda terörist öldürüldü.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye’nin İdlib kentinde düzenlediği operasyonlarda İran destekli 21 teröristin öldürüldüğü bildirildi. İdlib’de operasyonlar aralıksız devam ediyor. TSK’ya ait İnsansız Hava Araçları, 26 Suriye rejim askerini daha öldürdü.”[1]

-“Şeyh Subhi Et-Tufeyli’den Hizbullah ve İran’a sert Suriye sözleri.

Suriye topraklarında yaşanan son gelişmeler, akıllara Hizbullah’ın ilk genel sekreteri ve sözcüsü Şeyh Subhi Et-Tufeyli’nin 2014’te verdiği bir röportajı hatırlattı. Bundan altı yıl önce Lübnan kanalı MTV’ye konuşan ve Hizbullah’ın bir infaz timine dönüştüğünü söyleyen Tufeyli, röportajda İran ve Hizbullah’ın Suriye’ye girmesini de sert bir şekilde eleştiriyor. Tufeyli, Suriye rejimine destek vererek Hizbullah ve İran’ın Sünni-Şii fitnesine sebep olduklarını belirtirken, Suriye’de masum çocukları öldüren Hizbullah üyelerinin şehit olmayacaklarını, cehenneme gideceklerini söylüyor. Şeyh Tufeyli, ayrıca Hizbullah’ın ve İran’ın Suriye’de devreye girmesinin ve o bölgede sürekli insanların ölmesinin en çok İsrail’e yarayacağını anlatıyor.”[2]

-Zulme rıza zulüm, küfre rıza küfürdür.

Bu gün Suriye ve İran-a meyledip tasvib eden ve edecek olanlar bir değil, bin kere düşünsünler.

Suriye-de 21. Asrın zulmü sergilenmektedir…

Esad, İran ve Rusya tarafından…

İsraile ve batıya hizmet edilmekte ve de ikinci bir haçlı seferi sürdürülmektedir.

Milyonları öldürmenin hiçbir cihetle meşruluğu söz konusu olamaz.

Milyonları sürgüne yollamanın hiçbir mazereti olamaz…

Bunların hepsi mi terörist?

Anasının karnında, bebek, yaşlı, kadın hepsi mi terörist?

Oyun çok büyük ve de derin…

Cemel ve Sıffin vak’asından çok daha büyük bir oyun…

Fitne ateşi sürekli harlanmakta, içimizden ve dışarıdan devamlı ve münafıkane buna benzin taşınmaktadır.

Geçmişten günümüze Rusya-nın en az bir asırdır yoğunlukla en büyük hedefi sıcak denizlere açılmak; Böl- Parçala- Yut- politikasını izlemektedir.

Yuttuğu Türk Cumhuriyetlerini yüz yıl sonra sindiremeyip ancak yıpratıp kustu.

Abd ve batı ise; -Böl- Parçala- Yönet politikasını sürdürmektedir.

Menfaat esası üzerine tüm politikalarını sürdürmektedirler.

İdlib-de ne işimiz var, diyen ahlaksız ve beyinsizlere, işte aşağıdaki resme baksın, onlar Çanakkale’de ne işimiz var, dediler mi?

Yani kör ol, ümmetin derdiyle dertlenme, derdinle kıvran ve çözüm arama.

Bu zihniyet bu millete yüz yılı kaybettiren zihniyettir.

Avrupa’daki kardeşlerimiz, Resmi yazı yazdılar: TSK saflarında savaşmak istiyoruz.

Maşallah… Binlerce tebrikler.

Ancak biz öldük mü?

Biz daha ölmedik…

İnşaallah bu musibetler İslam dünyasının ittifakına ve ittihad- ı İslam- a vesile olur.

MEHMET ÖZÇELİK

02-03-2020


[1] http://www.haber7.com/dunya/haber/2948148-idlibde-iran-destekli-cok-sayida-terorist-olduruldu

[2] http://video.haber7.com/video-galeri/156649-seyh-subhi-et-tufeyliden-hizbullah-ve-irana-sert-suriye-sozleri

Loading

No ResponsesMart 2nd, 2020

MASONLAR MI ?

MASONLAR MI ?

Türkiye-nin iki yüz yıllık tarihinde yıkıcı önemli rol oynayan münafık bir yapıdır.

Kirliliğini gizlilikten içinde ve de piyon ve maşalarla yürütür.

Her alanda kendisini temsil eden bir alet bulundurur.

İşini daha çok yer altından yürütür.

Yüz yıldır Türkiye-nin yönetiminde aktif rol oynar.

Ayağa kalkamamamızda ve de darbelerde en büyük ve birinci aktördür.

Ekonomide dünyayı kontrol etme çabalarını, dünyayı tek bir din etrafında birleştirme düşüncesiyle kontrol etmek ister.

Dünya ve ahireti kendi kontrolünde bulundurma çabasındadır.

Maddeyi kontrol edip de, manayı ve dini kontrol etmemek elbette ki eksik kalır.

Bu akıl İngiliz menşeli bir akıldır.

Bu günlerde darbe söylentileri tamamen mason kaynaklıdır.

Sevda ve heveslerini depreştirmekte, bir yerlere, piyon ve maşalarına mesaj vermektedirler.

Yüz yıllık bu vatan toprakları masonlar tarafından sürüldü ve ekimi yapıldı.

Darbelerle bu budamaları yaptılar. Kendilerince ayrık otlarını temizlediler, açığa çıkmayarak işlerini yürüttüler.

Darbeler ve faili meçhuller bunun bir göstergesidir.

Darbeler şimdiye kadar Atatürkçülük maskesi altında yürütülürken artık bunun demode olması sebebiyle yarım asırdır besledikleri mason kaynaklı Fetö ile, dini bir akım olarak sürdürdüler.

Şeytan hep soldan gelirken, bu sefer sağdan gelmiş oldu.

Bunda başarılı olamayınca bu sefer bunu kullandığı tüm iç ve dış birimlerine yayarak iç kargaşa ve kaos çıkartma, güçsüz düşürüp diz çökertme yoluna gidecektir.

Türkiye bir asırdır kuvvetli ve kurumsal olarak masonluğun ve masonların kıskacındadır.

Bu konuda daha önceleri de yazmıştım.[1]

Yeni Şafak gazetesinin bundan iki yıl önce başlattığı fetö ve masonluk ilişkisini yazı dizisiyle ele almıştı.[2]

27 Mayıs Milli Birlik Komitesi Genel Sekreteri Şükran Özkaya’nın arşivinden çıkan orijinal resmi belgeler, FETÖ’nün masonlarca kurulduğunu gösteriyor. 1991’de Özal’a sunulan rapora göre Gülen, Kasım Gülek ve Yaşar Tunagür’ün yanısıra 21 kişilik icra heyetinin 14’ü mason.[3]

Bugünde yerinde ve zamanında ve de isabetli olarak masonluğu geçmişten günümüze ele almış olması, masonların devrede olduğu ve devrede olanları harekete getirmesi zamanında dikkatleri çekmesi yerinde olmuştur.

“Masonların hedefi milletleri dinsizleştirmek.

Masonluğun başlıca siyasi rolü, kendi yayınlarında açıkça ‘dinle mücadele’ olarak tanımlanıyor. DP Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı, 1951 tarihli Meclis konuşmasında, bir mason yayınından şu cümleleri aktarıyor: Her mason, lâikliğin bir misyoneridir. Masonlar çocuklarını dinden uzak tutmalılar.”[4]

Necip Fazıl’ın çıkarttığı bir dergi olan, Büyük Doğu’nun yirmi dokuzuncu sayısında; “Lozan’ın İçyüzü” diye yazılan makalede de belirtildiği gibi;

Din öldürülecektir.

Türk milletini İslâmiyet ve din cihetinden öldürmek kararıdır.[5]

-“Masonlar Tevrat’a bağlı zararlı tarikatlardır.

İstiklal Savaşı gazisi ve Demokrat Parti Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı, Meclis kürsüsünde masonlara karşı önemli mücadele verdi. Tevrat dini, dinsizlik veya yeni bir dine tapan bu gizli tarikatın milletin maneviyatını mahvedeceğini belirten Yiğitbaşı, “Mason Derneği’nin temiz Türk yurdunda yaşaması çok tehlikelidir” diyor.

…2013 yılında zehirlenerek kanser yapılıp öldürülen Aytunç Altındal, Gerçek Hayat dergisine 2007’de verdiği mülakatında, “Biliyorsunuz Masonların bir lafı var. ‘Din adamları bizim kadar ahlaklı değildir. Gerçek ahlakı biz temsil ederiz’ diyorlar. Ben yıllardır Masonların aslında ahlaksızlığı temsil ettiklerini söylüyordum. Son örnek bu oldu. Yıllardır söylüyoruz, ahlakmış, toleransmış, hoşgörüymüş, cart curtmuş, dinlere açıklarmış, hepsi palavra. İşte gördük” diyerek tepkisini dile getirmişti.

…Milli Güvenlik Kurulu 1. Hukuk Müşaviri ve başdanışmanı Mustafa Ağaoğlu’nun mason olduğunu gizlemeyenlerden olduğunu dile getiren Aytunç Altındal, “Türkiye’de ‘Kelebek Sevenler Derneği’ kursanız, orada bir suiistimal olsa derhal Cumhuriyet Savcıları el koyar. Sokakta kestane satan adama “Gel buraya, sen vergini verdin mi” diyor bu devlet. Burada bedeli 7 milyon dolar olduğu öne sürülen bir suiistimal var. Cumhuriyet Savcıları niye üstüne gitmiyor, belli değil” diyerek bu tehlikeli cemaatin gücüne dikkatleri çekmişti.

…Masonların bir başka yüzünü ifşa eden Aytunç Altındal, Masonların ahlâksızlığı temsil ettiklerini söylüyor. Yerli ve yabancı pek çok filmde kabalist sembollerini gördüğümüz masonların tek dünya devleti ve tek din hedeflediklerini, bunun için de dinlere ve ahlâkî değerlere saldırdıkları dikkatlerden kaçmaz. Her türlü iffetsiz sahnenin yer aldığı filmler ile müzik kliplerinde aynı sembol ve iffetsizliği sürekli gözlere sokuluyor. Bunların en son örneklerinden biri, geçtiğimiz Ramazan ayında Tel Aviv’de gerçekleştirilen Eurovision şarkı yarışmasında yaşandı. Dünyanın en karanlık cemaatinin kadını olan Madonna’nın sahne gösterisi tümüyle masonik semboller ve mesajlarla doluydu.”[6]

-“Türkiye’yi Masonlar yönetti.

Cumhurbaşkanları, Meclis başkanları, bakanlar, bürokratlar ve akademisyenlerden pek çok üst düzey yetkili masonlar tarafından devşirildi. Dokuz başbakan ile birkaç dışişleri bakanı hariç hepsi masondu.

Makamlarda masonlar olunca şüphesiz tayin ve terfiler de onlar tarafından yapılıyordu. Mesela Ecevit İngiliz locasına mensup bir masondu. Dokuz başbakan hariç geri kalanı ile birkaç dışişleri bakanı hariç hepsi masondu. Mustafa Kemal’in çevresi yani kabine üyelerinden yaverine, doktorlarından hizmetindekilere kadar hemen hepsi masonlardan oluşuyordu.

Kenan Evren bir masondu, gladyonun Türkiye masası X’in şefi mason Orgeneral Turgut Sunalp’e Milliyetçi Demokrasi Partisi’ni (MDP) kurdurmuş. Hâkeza yakın dönemin siyasetçilerinden Demirel masondu, kabinesinin büyük çoğunluğunu masonlardan seçti.

Başbakanlığının sonuna gelmeden evvel istihbarat ve emniyet teşkilatlarına masonlarla ilgili tespit raporu hazırlamaları talimatı veren ve Türkiye’deki mason hükümranlığını çok iyi bilen merhum Başbakan Adnan Menderes, 1959’da Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek ile görüşmesinde şu cümleleri kurar: “Üstümde Celal Bayar (Cumhurbaşkanı), altımda Medeni Berk (Başbakan yardımcısı) var. Bunların ikisi de 33. dereceli masondur. Ben iki değirmen taşı arasına sıkışmış buğday tanesi gibiyim!” Bir başbakanın bu karanlık cemaatin karşısındaki çaresizliği aslında gerçek bir Türkiye fotoğrafıdır.

…MAH/MİT Demokrat Parti Raporu

Demokrasi hiçbir zaman umurlarında değildi. Demokrasi onlar için amaçlarını gerçekleştirme araçlarından biriydi. Millî unsurların enerjilerini koltuk mücadelesinde tükettirip, iktidar koltuklarına hep kendileri oturdular. Kendileri oturmasa da oturttuklarının muktedir olmasına izin vermediler. Bu durumla ilgili olarak “1950-1960 arası DP oy çokluğu ile iktidara gelince, millî iradeyi temsil ettiklerini ve onun temsilcisi olduğunu, her şeyi yapabilecekleri kanısını taşımakta idiler” denilen MAH raporu, geçtiğimiz yıllarda “dağdaki çobanla benim oyum eşit olamaz” diyen Aysun Kayacı’nın nereden beslendiğini şu cümlelerle gözler önüne seriyor: “Millet soyut bir varlık ve mânevî bir kurumdur. Her an iradesi yanlış yönlendirilebilir. Millî irade anlamsız, sosyal bir gerçekle alakası yoktur. Millet iradesi, halk iradesi olabilir mi? Kişisel irade toplamı, kolektif irade olamaz. Oy kullanmayan, oy hakkı olmayan kitle vardır. Bir cahille, bir eğitimlinin iradesi bir midir?”[7]

-“Masonik suç örgütü

İsrail’in istihbarat örgütü Mossad’a bilgi sızdırmakla da suçlanan Adnan Oktar’ın masonluğa kabulünde İtalya Dışişleri eski Bakanı Franco Frattini aracılık etmişti. İtalyan Büyük Locası Büyük Üstadı Pilloni, Oktar’a “33. derece mason diplomasını” takdim etmiş, Oktar da üstadına, “Emrinizdeyim” demişti.

…5 Temmuz işgal girişiminden bir süre öncesine kadar masonik terör örgütü FETÖ’yü destekleyen, FETÖ elebaşı mason Fetullah Gülen gibi kendini mehdi ilan eden masonik suç örgütü elebaşısı Adnan Oktar, locaya girişini canlı yayınlayıp masonluk tarihinde bir ilke imza atmıştı. Yardımcısı Oktar Babuna mahkemeye verdiği ifadede “Adnan Oktar 33. derece mason ve loca kurma yetkisi var” dedi.

…MASONLAR GİBİ MUSTAFA KEMAL’İN ARDINA SIĞINDI

Önce dindar bir kişilik profili çizen Oktar, ağına düşürdüğü bir kızla basılarak tutuklanmıştı. Masonların ve Kemalistlerin yaptığı gibi, kurduğu vakıf üzerinden Mustafa Kemal’in ardına sığınan ve Mustafa Kemal’in resminin altına ‘izindeyiz’ yazan gazete reklamı ve duvar ilanları ile bir kez daha dikkatleri üzerine çeken Oktar, ardından televizyon kanalı kurmuştu.

Milli İstihbarat Teşkilatı MAH’ın 1972 tarihli Gülen Örgütü Raporunda belirttiği hedeflerine erişmek için “her kesimi kullandığı, direkt emirleri CIA, MOSSAD’dan alarak stratejilerine uygun hareket ettiği tarafımızca tespit edilmiştir” ifadelerinde olduğu üzere, dış istihbarat örgütlerinden emir aldığı, bu kapsamda ABD ve İsrail’e sık sık giderek görüşmeler yaptığı, bizzat kendi kayıtlarında görüldü.

…Türkiye’nin ünlü kan dolandırıcısı olarak da tanınan Adnan Oktar’ın yardımcısı Ahmet Oktar Babuna, çete lideri Adnan Oktar’ın 33. derece Mason, Loca kurma yetkisinin bile olduğunu anlattı.”[8] 

MEHMET ÖZÇELİK

01-03-2020


[1] http://www.tesbitler.com/index.php?s=mason

[2] https://www.yenisafak.com/ekonomi/fetonun-patronlari-masonlar-saldirida-3333467

https://www.yenisafak.com/yazarlar/bulentorakoglu/fetonun-mason-imamlari-ve-bylock-2033985

https://www.yenisafak.com/gundem/iste-fethullah-gulenin-masonluk-belgeleri-2110900

https://m.sabah.com.tr/gundem/2015/03/30/iste-fethullah-gulenin-masonluk-belgeleri/amp

[3] https://www.yenisafak.com/gundem/fetoyu-masonlar-kurdu-3527392

[4] https://www.yenisafak.com/gundem/masonlarin-hedefi-milletleri-dinsizlestirmek-3526907

[5] http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/emirdag-lahikasi/nihai-vesika/277

http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/emirdag-lahikasi/gizli-anlasmanin-entrikasi/278

[6] https://www.yenisafak.com/gundem/masonlar-tevrata-bagli-zararli-tarikatlardir-3527066

http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/arama/mason

[7]  https://www.yenisafak.com/gundem/turkiyeyi-masonlar-yonetti-3527228

[8] https://www.yenisafak.com/gundem/masonik-suc-orgutu-3527563

Loading

No ResponsesMart 1st, 2020

İÇİMİZDEKİ HAÇLILAR

İÇİMİZDEKİ HAÇLILAR

Bin yıl önceki hariçten gelen haçlı saldırıları, bu gün içten ve dıştan haçlı sevdalılar ile birlikte saldırmaktadır.

Tarih bir daha tekerrür etmektedir, zulümde…

İdlibdeki Esed-in bu zulüm ve katliamı, 922 yıl önce yani 1098 yılında haçlılar tarafından da yapılmıştı.

Esedin haçlı zihniyetinden farkı nedir?

“Arap ve Frenk vakanüvislerin anlatılarına göre, İdlib’teki insanları üç gün boyunca kılıçtan geçiren Haçlı ordusu Müslümanların cesetlerini yemişti.

Frenk komutanların ertesi yıl Papaya gönderdiği mektuplarda da doğrulanan kıyımdan sonra, haçlılar, Arap destan edebiyatında sıklıkla yamyamlar olarak betimlenmeye başlandı.

Suriye o dönemde de tıpkı bugünkü gibi siyasi çekişmelerle parçalanmıştı.

Bugün de İdlib’in kent ve köyleri acımasızca hedef alınıyor. Eylül 2018’deki Soçi Mutabakatından bu yana, İdlib’te yaklaşık 2000 sivil öldü. Ocak 2019’dan bu yana ise şehirden kaçanların sayısı 2 milyona ulaştı.

İdliblilerin mezar taşları dahi rejim güçlerince tarumar ediliyor. Yaşananlar, İdlib’in haçlı istilasındaki dehşetini hatırlatıyor.”[1]

O gün haçlıların avrupaya yaptığı o hizmeti, bu gün Esed İsraile yapmaktadır.

-İçimizdeki haçlı sevdalılarından olan Fetö-de şöyle demişti;

“Haçlının ülkenizi işgal etmesi, çok tehlikeli değildir; çünkü sizin ve onların arasında kırmızı çizgiler vardır. Bir kere onlar, sizin kadınlarınıza kızlarınıza ilişmezler, mâbedinize ilişmezler; ilişmemiş Haçlılar.” dedi. .[2]

“Sırçadan yapılmışız gibi parçalar bizi kader.

Ve yapışmaz bir daha asla kırıklarımız…”

O günlerde İdlib için söylenen bu söz, bu günü görür gibiydi.

-Bugün Esad ve İran israilin hedeflerine hizmet etmektedir.

Milyonlarca insanı göçe zorlarken, israilin arzı mev’ud olan topraklarının boşaltılmasına hizmet etmekte ve önünü açmaktadır.

On milyonlarca insanı öldüremez ancak o kadar insanı göçe zorlayıp, o toprakları boşaltmış olur.

Vadedilmiş toprakların sahipsiz olmasıyla israilin kucağına bu topraklar verilmektedir.

Arzı Mev’udun yol taşları döşenmektedir.

Armegedon yani Tanrı kıyamete zorlanmaktadır.

-İdlib-de 36 Şehid verdik. Allah hepsine rahmet eylesin. Makamları âli olsun.

Milletimizin başı sağolsun. Dünya cihetiyle kayıp hepimizin kaybıdır.

Ancak onlar bu hayatı verip ebedi hayatı kazandılar.

Kaybedenler düşünsün!!!

MEHMET ÖZÇELİK

29-02-2020


[1] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/hacli-mezaliminden-esed-katliamlarina-idlib/1749464

[2] https://www.yeniakit.com.tr/haber/gulen-haclilarin-ulkenizi-isgal-etmesi-kotu-bir-sey-degildir-204887.html

https://www.picuki.com/tag/Araplar%C4%B1nG%C3%B6z%C3%BCndenHa%C3%A7l%C4%B1Seferleri

Loading

No ResponsesŞubat 29th, 2020

61-ZUHRUF SURESİ

Loading

No ResponsesŞubat 29th, 2020

İKİNCİ ŞAH İSMAİL VAK’ASI

İKİNCİ ŞAH İSMAİL VAK’ASI

Evvela 33 şehidimize ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Suriye’de  yüzde on yüzde doksanı kovuyor.

Dünya bu zulme ortak oluyor.

1502 yılında, Şah İsmail Safevi devletinin alanını taa doğumuzu kapsayacak derecede yaygınlaştırma çabalarını  Yavuz Sultan Selim durdurarak, Şianın yayılma politikasını engellemiş oldu.

Beş yüz yıl sonra bu gün aynı zihniyet İran destekli Esat eliyle sürdürülmeye çalışılıyor.

Nuseyri yani Şiiliğin bir kolu bugün yayılmacı bir faaliyet içerisindedir.

Kadın, çocuk, yaşlı demeden milyonları öldürmekte bir beis görmemekte, imha etmektedir.

Milyonlar sürgünde ve yolda.

Hayat bitmiş.

İnsanlık bitmiş.

Suriye insanlığın insanlığını kaybettiği, imtihan edildiği mekan.

Köpeğinin ölümüne ağlayanlar, milyonların ölümüne suskun.

Esed’in babası Hafız Esad 2 Şubat 1982- de 40 bin kişiyi öldürmüş, 800 bin Hamalı da mülteci durumuna düşmüştü.

Atasözünde boşuna denilmemiş; Otu çek köküne bak, diye…

82 milyon Türkiye tükürse Esad o tükürükte boğulur.

Ancak arkasında İran ve Rusya her türlü desteği vermektedir.

İran bu zulme ortak olmaktadır.

Rusya ise, ayıdan post Rustan dost olmaz gerçeğini bir kere daha göstermiş oldu.

Bir yandan katil Esedi koruyan Rusya ayısı, öbür yanda o ayının dayısı olan münafık İran, öbür tarafta ABD ve Batı domuzunun beslediği PKK ve YPG, belki de en önemlisi içimizde bulunan ihanet şebekesi Ortadoğu’daki ateşe benzinle karşılık vermekte, yangını yaygınlaştırıp sürdürmektedir.

Suriye meselesi Ahmet Davutoğlunun heyecanla uyguladığı politikasının, beceriksiz ve kof bir sonucudur.

Bu millete attığı kazıktır.

Eğer içinde sinsi bir plan yoksa, oyuna getirilmiş, Büyük Ortadoğu planının maşası olmuştur.

Allah bu milletin ve ordusunun yar ve yardımcısı olsun.

-“Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!”

Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler.”[1]

MEHMET ÖZÇELİK

28-02-2020


[1] Nuh.26-27.

Loading

No ResponsesŞubat 28th, 2020

SORULAR VE CEVABLARI

Loading

No ResponsesŞubat 27th, 2020

HASTALIK HİÇ BU KADAR GÜZEL OLMAMIŞTI

HASTALIK HİÇ BU KADAR GÜZEL OLMAMIŞTI

İbrahim gençti. Daha lise çağında bir genç.

Sınıfta sürekli aykırı hareketleri ve gereksiz ve alakasız soru ve sözleriyle öne çıkıyor, çıkmaya çalışıyordu.

Sabretmek bazen zorlaşıyordu.

Kendisini ve ailesini öğrendiğimde bu durumun genellikle aile ortamından kaynaklandığını gördüm.

İmam Hatip öğrencisi profilini vermiyordu.

Dağıtımda onun kısmetine de burası düşmüştü.

Hem onun açısından, hem de diğer öğrenciler açısından uyum sağlamak kolay değildi.

Aykırı duruşla beraber, aykırı bakışlarda eksik olmuyordu.

Zamanla, hee o mu, o yapar, normaldir, havalarına giriliyordu.

Ancak böyle farklı ailede yetişmesiyle beraber, ölçüsüz de olsa, kötü niyetli değildi.

İçindekini dobra dobra, tartmadan ve hesap etmeden söylüyordu.

Kendisi  bundan pek de rahatsız olmuyordu, başkaları olsa da…

Bir gün bizim İbrahim-i derste görmeyince, nerede olduğunu sordum.

Hasta olduğunu söylediler.

Diğer hafta okula gelmiş ancak hastalığı hala devam etmekteydi.

İbrahim her zamanki yerinde değil, kenarda, sakin ve de masum bir şekilde oturmaktaydı.

İbrahim-e baktığımda, eski İbrahim-i onda göremedim.

Adeta hareketli, hırçın, atak İbrahim gitmiş, yerine sakin, masum ve de yüzü nurlu, melek gibi bir İbrahim gelmişti.

Kendisi kimseye dokunmuyor, belli ki kendisine de dokunulmasını istemiyordu.

Geçmiş olsun İbrahim, dedim.

Olgun ve ağır bir şekilde, -Sağol hocam-, dedi.

Sima bu kadar mı değişirmiş!

Hastalık bir insanı bu kadar mı melekleştirip, saflaştırırmış!

Hastalık İbrahim-e çok yakışmıştı.

Neredeyse hiç iyi olmayıp, böyle kalmasını temenni edecektim.

Sınıf özel dil sınıfıydı.

Sınıfa İbrahim-in hatırına bir de çay ikram ettim.

Bu durumu, kendisine hastalığın çok iyi yakıştığını, bir insana hastalığın bu kadar mı yakışacağını söylediğimde tebessüm etmişti.

Bazen ailenin ve de okulun terbiye edip dizginleyemediğini, gözle görülmeyen bir mikrop çok daha iyi başarıyordu.

Hastalığın hastaya kazandırdığından dolayı, hastalığı sevmiştim.

-“İnsanların hayat-ı ictimâiyesine en kuvvetli medâr olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyânda olan hissiyâtlarını ve ifrâtkâr bulunan nefis ve he­vâlarını tecâvüzâttan ve zulümden ve tahrîbâttan durduran ve hayat-ı ictimâiyenin hüsn-ü cereyânını te’mîn eden, yal­nız cehennem fikridir. Yoksa cehennem endişesi olmazsa, el-hükmü li’l-gālib kaidesiyle o sarhoş deli­kanlılar, hevesâtlarının peşinde bîçâre zayıflara, âcizlere dünyayı cehenneme çevireceklerdi. Ve yüksek insaniyeti, ayet süflî bir hayvaniyete döndüreceklerdi.”(Bediüzzaman. Gençlik Rehberi)

MEHMET ÖZÇELİK

26-02-2020

Loading

No ResponsesŞubat 26th, 2020

İNSAN BU

İNSAN BU

İnsan cüzlerden müteşekkil…

Kalbini çıkarınca sen sen değilsin.

Aklını çıkarınca sen sende değilsin.

Ruh çıkınca ölüsün.

Diğer organlar çıkınca yarım ve eksiksin.

Vicdan çıkınca manen hiçsin.

Duygular çıkınca proğramsız boş bir bilgisayar kasasısın.

Sen alemden süzülmüş cüzleri barındıran bir külsün.

-Ben bile kendinden haberdar değilken, ben bile kendimi bilmiyor iken, kendim ile ilgili bir şeye vakıf değil iken, beni bilen benden haberdar olan, beni yaratan bir yaratıcının olduğundan dolayı hakikaten ne kadar şükretsem, ezelden ebede ne kadar hamd etsem elbette ki azdır.

Geçmişte beni unutmayan ve bu gün de unutmayıp hayatımı idame ettiren bir Rabbim; Elbette ki bundan sonra da unutmayacağı kesinlik kazanmaktadır.

Binler şükür olsun o beni unutmayan, hiçbir şeyi unutmayan Rabbe …

Beni unutmadığı gibi yukarıya doğru anne ve babamı da unutmayan, aşağıya doğru ailemi, çocuklarımı da unutmayıp onlar ile beraber bütün sevdiklerimle olan irtibatı kuran bir Rabbim, o bağlantımı tesis eden bir Allah’ım, bana ne kadar ehemmiyet verdiğini ve benimle beraber sevdiklerim ile olan ilgi ve alakayı ne kadar önemsediğini de göstermiş olmaktadır.

Denizin en derinliklerindeki en küçük bir canlıyı unutmayan, mikroskobik canlıların hayatını var edip devam ettiren, uzayın en derinliklerinden haberdar olup orada tasarruf eden bir Allah; kainatın ana merkezinde olan ve her şeyin kendisi için yaratılmış olduğu bu insanı neden unutsun? Niye unutsun? Nasıl unutsun ve unuttursun?

MEHMET ÖZÇELİK

25-02-2020

Loading

No ResponsesŞubat 25th, 2020