HAYIRDA YARIŞINIZ

HAYIRDA YARIŞINIZ

Bir kardeşimizin arayıp sorması ve bu konuyu dile getirmemi istemesi üzerine ele aldım. Hayır yapmanın, her türlü hayırda bulunmanın ve bunu teşvik amacıyla insanlara söyleyip duyurmanın dinen bir mahzuru var mıdır?

Elbette riya ve gösteriş şirke yakın bir durumdur.

Evvela bu o kişiyle Allah arasında olan bir durumdur.

Üçüncü kişinin müdahale edip de bunun gösteriş olduğunu ima etmesi edebe de, dine de aykırı bir durumdur.

Sormazlar mı? Sen onun kalbini mi okudun? Niyet okuyucu musun? diye.

Veya iftirada bulunma gibi daha ağır bir durum içerisine düşmekten korkmuyor musun?

-Osmanlı paşalarından birisi diğerine; ne kadar borcunun olduğunu sorar;

O Paşa da başlar saymaya; Bakkala şu kadar, kasaba şu kadar diye…

Devreye giren Paşa; Hayır onu sormuyorum, Namaz, oruç gibi borçlar, der.

Diğeri ise; O borç benimle Allah arasında bir borç ve alış veriştir.

O’nu Allah soracaktır, der.

Hayır yapmayı teşvik eden o kadar âyet ve hadis mevcut ki; bunları görmeden, yapılan iyilik ve yardımları riya ve gösteriş olarak değerlendirmek ancak hayra mani olmak demektir.

-“Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.”[1]

Allah hayırda yarışmayı tavsiye etmektedir, mani olmayı değil.

-“Herkesin yöneldiği bir kıblesi vardır. (Ey müminler!) Siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”[2]

-“…İyi ve güzel işlerde birbirinizle yarışın…”[3]

-“Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.

“Onlardan kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur. İçine girecekleri Adn cennetleridir. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir.”[4]

“İyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın. Günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, Allah’ın cezası şiddetlidir.”[5]

“Ve Rabb’inin nimetini her fırsatta anlat.”[6]

“(Ey Mü’minler!) Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.”[7]

“Hayırda yarışanlar var ya, onlar öncüdürler ve Allah’a yakın olanlar işte onlardır”[8]

“Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar”[9]

Hz. Peygamber (s.a.s.) de “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır; malın en hayırlısı, Allah yolunda harcanandır; Allah yolunda harcananın en hayırlısı da insanların en çok ihtiyaç duyduğu şeyleri karşılayandır”[10]

-Su-i zandan sakınmalı.

Hele hele böyle bir zamanda, Türkiye ve dünya çapında, hassas bir durumda, toplumsal bir seferberliğin başladığı bir zamanda, mü’minlerin yaptıkları yardımları adeta başa kalkarcasına, bunu riya ve gösteriş olarak ifade etmek en az tabirle bağnazlık, kabalık ve cehalettir.

Böyle külli bir yardımlaşma, birlik ve beraberliğe vesile olacak, mağdurların mağduriyetlerini nisbeten de olsa gidermeye çalışmaya karşı muhalefet etmek, kısır ve dar görüşlülüktür.

Daha ötesini söyleyeyim mi?

İnanınız, düşmanın vurmadığı ve acıtmadığı darbeyi vurmak ve ihanet etmektir.

Allah’ın soracağı hesabı, kulun haddini bilmeden sorguya çekmesidir.

“Ey insan! Düşün! Sen alâ küll-i hal öleceksin! Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fânî dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme!”

MEHMET ÖZÇELİK/04-04-2020


[1] Zilzal.7-8.

[2] Bakara.148.

[3] Âl-i İmrân, 3/114.

[4] Fatır.32-33.

[5] Maide, 5/2.

[6] Duha. 11. Ayet.

[7] Âl-i İmrân, 3/92.

[8] Vakıa, 10-11.

[9] Bakara 3.

[10] Sahîh-i Buhârî, Hadîs No: 1226.

Loading

No ResponsesNisan 4th, 2020

TİNET VE KAREKTER

FİTNEYİ YAYMAK, VİRÜSÜ YAYMAKTAN TEHLİKELİDİR

TİNET VE KAREKTER

“De ki: “Herkes kendi şâkilesine (fıtrat halini almış karakter ve tıynetine göre düşünce ve) davranış ortaya koyacak (kendi mizaç ve meşrebine göre bir iş yapacak) tır. Bu durumda, kimin haklı ve hayırlı bir yol tuttuğunu en iyi bilen Rabbiniz Teâlâ’dır.”[1]

Batı medeniyeti, mim-siz medeniyettir yani deniyyet ve alçaklık üzerine bina edilmiştir.

Hedefi menfaattir.

Her şeyi menfaat üzerine bina eder.

Bu gün batı, dün ektiğini biçmektedir.

“Fransa’dan korkunç plan: Koronavirüs aşılarını Afrika’daki insanlar üzerinde deneyelim.

Fransız doktor Jean Paul Mira, katıldığı TV programında skandal ifadeler kullandı. Sunucu Camille Locht’ın koronovirüs teklifi geldi. Koronavirüse karşı geliştirecekleri aşıyı önce Afrikalılar üzerinde denenmesi gerektiğini açıklayarak Avrupa’nın gerçek yüzünü bir kez daha ortaya serdiler.

Mira, verem hastalığında başvurulan BCG aşısının Kovid-19’a karşı etkili olup olmadığına ilişkin yapılan araştırmayla ilgili, “Eğer kışkırtıcı olabilirsem, ilk önce bu çalışmayı maskelerin, tedavilerin ve yoğun bakımların bulunmadığı Afrika’da test edemez miyiz?” ifadesini kullanmış, AIDS tedavisinde daha önce Afrika’da “hayat kadınları” üzerinde denemeler yapıldığını söylemişti.[2]

Başta Cezayir olmak üzere kirli geçmişe sahip olan Fransız kalmak bu olsa gerek.

Bir asır öncede bu musibetle insanlar karşılaşmışlardı.

Batının ürünü olarak.

İnsanlığın ölümüne yatırılan para ve çaba, kurtuluşu için esirgenmektedir.

Ölüm ve tehdit için ayrılan devlet bütçeleri, sağlık ve insanlık için ayrılanların yüz katıdır.

-ABD’nin borcu tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Ülkenin borcu 22 trilyon dolara ulaşırken, 2018 yılında bütçe açığı 779 milyar dolar seviyesine gelmişti.[3]

Çünkü yatırımlarının büyük bölümünü silaha yatırmaktadır.

Dünyanın korsanlığını yapmaktadır.

-İspanyol gribi salgınında yaşananları o anlara tanıklık eden yaşlı adam anlattı: Salgından sonra insanlar suskunluğa bürünmüştü

1918-1919 kışında yaşanan İspanyol gribi olarak adlandırılan grip salgınında 500 milyon kişi hastalandı ve 50 milyon insan hayatını kaybetti. 1918 sonbaharında başlayan bu salgında kaybedilen insan sayısı 1. Dünya savaşında kaybedilenlerden daha fazlaydı. Kasım 1918’de sona eren savaşın, virüsün dünyaya yayılma şekli üzerinde önemli bir etkisi oldu. 50 milyon insanın ölümüne neden olan grip, insanlık tarihinde bilinen en büyük salgın oldu.[4]

**************

Dünya Korona virüsü ile çalkalanırken maalesef içimizdeki fitne tinetli, münafık yapılı insanlar tarafından dine olan hazımsızlıkları ve karaktersizlikleri depreşmekte ve toplumda fitne ateşini alevlendirmeye çalışmaktadırlar.

Fitne her dönemde olmuştur. Bizi Asırlardır yıkan Cemel ve Sıffin vakasında on binlerce insanın, iki tarafı sahabe olanların Şehit olmasına sebep olan nedir?

Adam öldürmekten daha dehşetli olan fitnedir.

Bugün de hala memleketimizde Fitne Ateşi yakanlar var.

Yüz yıllık kirli yüzlerini açık ederek…

Allah kahru perişan etsin. Zira bu durum Adam öldürmekten beterdir.

Kur’an bunun şiddetini belirtir.[5]

Fitne adam öldürmekten daha dehşetli, daha ağır, yaygın, salgın ve İspanyol gribi ve Koranadan daha da şiddetlidir.

Adam öldürmek değil, adamları öldürmek gibidir.

MEHMET ÖZÇELİK

04-04-2020


[1] İsrâ Suresi 84. Ayet.

[2] https://www.yenisafak.com/dunya/etoo-ve-demba-badan-irkci-fransiz-doktorlara-tepki-afrika-sizin-oyun-alaniniz-degil-3532799

[3] https://www.sabah.com.tr/fotohaber/ekonomi/abdnin-borclu-oldugu-ulkeler

[4] https://www.sondakika.com/haber/haber-ispanyol-gribi-salgininda-yasananlari-o-anlara-13082158/

[5] Bakara.191.

Loading

No ResponsesNisan 4th, 2020

TUZAK

TUZAK

Hayat hattı müstakim üzerine gitmemektedir.

Yani tek bir çizgi üzerinde değildir

Hayat kavşaklarla donatılmıştır, doludur.

Sıkıntı, hile ve tuzaklarda kavşaklarda bulunur.

Mutlaka kavşaklarda, yavşaklarda vardır.

Şeytan yoldan çıkarmayı hedefler. Bunun için de hileler ve tuzaklar kurar.

Asrımız tuzakların en yoğun olduğu asırdır.

Bütün asırların tuzaklarının final amaçlı devreye konulduğu asırdır bu asır.

Hz. Nuh kavmini düşündüren, sahabeyi korkutan bir hile ve tuzakların olduğu bir asırda yaşamaktayız.

-“Şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.”[1]

-“(Yahudiler) tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını bozdu. Evet, Allah en iyi tuzak bozucudur.”[2]

-“İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut (bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.”[3]

Şeytanın hilesi her ne kadar cüz-i bir irade, istikamet, tedbir, düşünme, danışma gibi ve Yaratana sığınma ile def olsa da ancak insan da zayıf ve bir çok zaaf sahibidir.

Zaafları çoktur.

Hırs, zenginlik, makam, güç, hakimiyet, dünya menfaatleri gibi yemlerdir.

Zira deveyi yâr’dan uçuran, bir tutam ottur.

Kuşu kapana kıstıran birkaç tanedir.

Elde etme ile aklı başından giden, gözü dönen, hırsı artan insan, sonu ve sonunu düşünmeden oyuna gelmektedir.

Bunu en çok tetikleyen ise insandaki hırs duygusudur.

Hırsla basamakları üçer beşer çıkmaya çalışırken, maalesef kişi kendisini yukarı da değil, aşağıda bulmaktadır.

****************   

2018’in sonunda, Çin’de ilk corona virüsü vakalarının patlak vermesinden tam on iki ay önce, SARS ve MERS virüslerinin örneklerini taşıyan Çinli bir bilim adamı ABD gümrük memurları tarafından yakalandı.

Kısa süre önce, olayla ilgili tutulmuş olan bir FBI raporu yayınlandı. Raporda şu ifadelere yer verilmişti:

“Yapılan inceleme sonrasında ele geçirilen küçük ilaç şişelerinin içerisinde bulunan materyallerin Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu hastalıklarına yol açan maddeler olabileceğine inanılmasına yol açtı.”[4]

-NASA, 11 Nisan’da Dünya’dan geçecek asteroitin tehlikeli olduğunu onayladı.[5]

Şeyy, acaba Yoksa başımıza taş mı yağacak?

-NASA tarafından yayınlanan bir haber bütün dünyanın dikkatini çekti. ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) kızıl gezegen Mars’a gönderdiği indirdiği sismik inceleme aracı InSight, 100’den fazla sesi kayıt altına aldığını bildirdi. NASA, kayıt altına alınan seslerin, insanların duyabileceği şekilde işleyerek yayınladı. İşte tüm dünyada olay olan haberin detayı….[6]

Hülasa; Ayrım noktasındayız.

Allah bu kadar insanı cehenneme odun ve kötülük olsun diye yaratmadı. Elbette cehenneme de kütük olacakları, cehennemde kütük olarak Cenabı Hakk yakacaktır. Cennete Ehil olmak, cennette ebedi kalmak, ebediyen orada barındırmak üzere nice Mobilya Masa sehpa, Tabiri caizse Salonu süsleyecek motifler olacaktır.

İnsanları da cennetin süsü olaraktan oraya gönderecek koyacaktır. Allah bu manada seçmektedir.

Virüslere dikkat edin, Evlerinizde kalın.

MEHMET ÖZÇELİK

03-04-2020


[1] En’am.121.

[2] Âl-i İmran.54.

[3] Nisa.76.

[4] https://www.milliyet.com.tr/galeri/son-dakika-dunya-bu-haberle-calkalaniyor-gizli-belgeler-ortaya-cikti-corona-virusu-6178639/6

[5] https://m.ensonhaber.com/teknoloji/nasa-tehlikeli-asteroit-hizla-dunyaya-yaklasiyor

[6] https://www.ahaber.com.tr/galeri/yasam/nasa-marsta-yeni-kesfini-duyurdu-100den-fazla-ses-1585424078

Loading

No ResponsesNisan 3rd, 2020

İŞTE GELDİK GİDİYORUZ

İŞTE GELDİK GİDİYORUZ

Bari izzetle gitmeli. Zillete düşmemeli.

Gerçek virüs imandan nasibi olmama virüsüdür.

Tedavisi olmayan virüs, imandan nasibi olunmayan virüstür.

Ahlaksızlık virüsüdür.

Doğuştan getirilen değerleri kaybettiren ve iflas ettiren virüstür.

Geçmişinden, değerlerinden, insanlığından uzaklaştıran virüs öldürücüdür.

Kâbil’in salıp asırlardır yayılan virüs, sâri virüstür.

Şeytanın etrafa üfleyerek saldığı salgın virüs , ebedi hayatı bitiren virüstür.

Allah’ın vahyine değil de, şeytanın vahyine kulak veren kimse virüslüdür.

İnsanlık tarihi boyunca devam eden iman ve küfür mücadelesi; virüs ve anti-virüs mücadelesidir.

Kıyamete kadar da devam edecektir.

Virüsler cehenneme, anti-virüsler cennete boşalacaktır.

Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.

Her türlü maddi manevi kirler virüstür.

Çin’den yayılan korona virüsü de kir ve pislikten yayılan virüstür.

Abdest ve gusül anti-virüstür.

-Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’den rivayet edildiğine göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:

“Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashab:

– Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:

“Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekat sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnad ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” buyurdular.[1]

*************    

Ezan okunmasına, Salâ verilmesine ve virüse karşı dua edilip manevi yönelişe tahammül edemeyen hayatı virüslü ve kendisi virüslü olan insanlar, virüse emredip ve de şeytanı çağırarak virüse gitmesini, şeytana da bunun ilacını bulmasını söyleyen ve de bunu televizyondan göstere göstere yapan Evanjelistlere ne diyeceklerdir?

-ABD’de Evanjelistler korona-virüs ayini yaptı: Sana gitmeni emrediyorum Covid-19.

Korona-virüsle mücadele ettiklerini iddia eden Evanjelist liderler, yaptıkları yayında koronavirüse “ülkeden gitmesini” emretti.

Adeta bir “şeytan çıkarma” ayininin düzenlendiği gösteride virüs “Seni Tanrı adına yargılayarak hakkındaki hükmünü icra ediyorum koronavirüs, tüm gücünü yok et, bu ulusun üzerinden defol, bunu bitirmeni emrediyorum!” cümleleriyle defedilmeye çalışıldı.[2]

Din özgürlüğü mü?

İnsan haklarımı?

Bilimsellik mi?

-İSPANYA  İMANA GELDİ, İZİN VERDİ..!!! TAM 500 YIL SONRA OKUNAN EZAN..!!!  BÜYÜLEYİCİ SES.

-Corona-virüs salgınının Avrupa’da en çok etkilediği ülkelerden biri İspanya. Bu güne kadar 2 binin üzerinde kişi coronavirüs nedeniyle hayatını kaybederken 35 binin üzerinde coronavirüs vakası bulunuyor. İspanya’daki Müslüman cemiyetleri, corona virüsüne salgınına karşı tüm çalışanlara destek vermek ve teşekkür etmek için cuma günleri balkon ve pencerelere çıkarak Ezan okumaya başladı.[3]

– KİLİSELERDE EZAN SESLERİ..!!! ALMANLAR BİLE İMANA GEDİ..!!! DÜNYA ŞOKTA..!!![4]

-“ EZANLAR OKUTULDU..!!! TÜM DÜNYA..!!![5]

-Japonlar da bu ilahi koroya iştirak etti ve kelime i tevhidi koro halinde terennüm ettiler.[6]

Ya bizdeki ezandan rahatsız olanlar hangi İspanyalılar?

-İTALYANLAR SECDEYE KAPANDI…!!! İŞİMİZ ALLAHA KALDI DEDİLER…!!![7]

Aşılamayan ve de aşısı olmayan ve bulunmayan virüs buna tahammülsüz olsa gerek!!!

Tıpkı ders anlatan başörtülü öğretmenden rahatsızlık duyan virüsler gibi.[8]

Dini değerlerle ve ya Âyet’lerle alay edenlere ise; bunlara Arap şairinin sözüyle cevab verip, bu kapsam alanına girmiş olan herkesi de kapsamış olacaktır;

“İza elkamte külle haven, ma vecedet fil-ardi haceren”

-“Her üren köpeğe bir taş atacak olursan, dünyada taş kalmaz.”

Aslında asıl virüs insanlık tarihi boyunca şeytanın etrafa salıp, sadece dünya hayatını değil, en önemlisi ebedi hayatı bitirip buna yakalanmış olanların öldürücü virüsleridir.

Aslında bu da bitişin ve tükenişin çırpınış ve feryadıdır.

Allah acil şifalar versin!!!

Hala şifa ve hidayet netice vermiyor, Korona-dan dünya ders çıkarırken ders alınmıyor, yüz yıllık kavgayı, dine saldırmayı, içerisindeki kanalizasyonu dışarıya çıkararak toplumu kokutmaya devam ediyorsa; o kişiye de yapılacak olan Nuh Peygamberin bedduasıdır.

-“ Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!”[9]

İşte geldik, gidiyoruz.

-“Bu hayat ve bu dünya bizi kovmadan evvel ve “Haydi dışarıya!” demeden, biz kemal-i izzetle, Allahaısmarladık deyip izzetimizle bu fani zevklerimizi bırakmalıyız.”[10]

MEHMET ÖZÇELİK

02-04-2020


[1] Müslim, Birr 59. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyamet 2.

[2] https://www.haber.com/abdde-evanjelistler-koronavirus-ayini-yapti-sana-gitmeni-emrediyorum-covid-19-283767/

[3] https://www.sabah.com.tr/dunya/2020/03/24/ispanyada-500-yil-sonra-ezan-sesleri-muslumanlar-coronaviruse-karsi-balkon-ve-pencerelerden-ezan-okumaya-basladi

[4] https://www.youtube.com/watch?v=UhONaHsvTLM

[5] https://www.youtube.com/watch?v=3cVcBN-FhAs

[6] https://youtu.be/uozlqHy4FeI

[7] https://www.youtube.com/watch?v=P6QIDqcIwJc

[8] http://www.tesbitler.com/2020/03/24/iste-yuz-yillik-virus/

[9] Nûh Suresi 26. Ayet.

[10] Risale-i Nur Külliyatı / Bediüzzaman/Emirdağ Lahikası.175.

Loading

No ResponsesNisan 2nd, 2020

İyilik Et, At Denize

https://youtu.be/WxPaJgN77Nk

Loading

No ResponsesNisan 1st, 2020

ANNEEEEEEE DİYECEKSİN

https://youtu.be/8O-auFnNMho

Loading

No ResponsesNisan 1st, 2020

TETİKLEYİCİ

TETİKLEYİCİ

“Gidince Allah’a her şeyi anlatacağım!!!”

“Sizi Allah’a Şikayet Edeceğim.”, diyordu Suriyeli mazlum çocuk.

2014 yılında Katil Esed’in attığı bombalarla yaralanan 3 yaşındaki Suriyeli çocuğun ölmeden önceki son sözleri, ‘Gidince Allah’a her şeyi anlatacağım’ demişti.

Belli ki dilekçe yerine ulaşmış.

Dilekçe taa arşa kadar çıkmış.

Karar da çıkmış.

Uygulamaya çoktan geçmiş.

Bu zulümde herkesin az çok payı vardı.

Adrese teslim ediliyor.

Mazlum ve masum ise zaten o şehitlik gibi büyük sevabını alır.

Korkup telaş etmesine bir sebep yoktur.

-Dünyaya gelecek olanı unutmayan Allah, gelmiş olanın feryadını hiç evet hiç unutur mu?

Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde yaşayan ve kocası ile birlikte koronavirüs nedeniyle tedavi altına alınan 8 aylık hamile kadın hayatını kaybetti. Bebeği ameliyatla kurtarılarak kuvöze alınan kadının kronik bronşit hastası olduğu öğrenildi.[1]

-Şam ile alakalı 1741-1762 yılları arasında geçen olayları kaydettiği günlüğünde Berber Bediri 1160 (1747) senesinde şöyle yazmıştır: “Bugünlerde çekirgeler arttı. Halka büyük
hasar verdiler… bütün bu olanlar zinanın, fasıklığın, kibirin, pahalılığın ve belalı insanların artmasından kaynaklanıyordu..

Askerler fahişelerle, fasıklarla beraber sokaklarda ve caddelerde gece gündüz açıktan dolaşmaktadırlar. Bir tek kişi bunlar hakkında bir tek şey söylemiyor. Doğruyu tavsiye eden de kötülükleri yasaklayan da yok.[2]

KISSADAN HİSSE: Serçe Allah’a küsmüştü.

Günler geçiyordu ve serçe hiçbir şey söylemiyordu.

İçine kapanmış derin bir hüzne boğulmuştu.

Artık Rabbine bir şey demiyor ve onunla konuşmuyordu!

Melekler merakla Allah’a serçeyi soruyorlardı ve her defasında Allah, meleklere “o gelecek” diye cevap veriyordu.
“Çünkü onun sesini duyacak tek kulak benim ve onun minik kalbindeki derdini anlayacak olan da tek benim” diyordu.
Bir zaman sonra serçe, kalbi hüzün, gözü yaşla dolu bir halde bir ağacın dalına kondu. Hiçbir şey söylemiyordu öyle sessiz sessiz bekliyordu.

Allah, serçeye seslendi.

Söyle bana! Canını sıkan ve kalbini hüzne boğan derdin nedir senin?

Melekler serçe ne söyleyecek diye ona bakıyordu.

Serçe mahzun biraz da sitemli ses tonuyla;

“Küçük bir yuvam vardı. Yorulduğumda dinlendiğim üşüdüğümde sığındığım. Kimseyi rahatsız etmiyordum ve kocaman Dünya’da ufacık bir yerdi kimsenin yerini dar etmiyordu. Sen onu da bana çok gördün neydi o zamansız fırtına? Esip yıktı yuvamı ve beni yuvasız bıraktı.”

Artık konuşamadı serçe sözleri boğazında düğümlendi. Sessizlik Arş-ı rahmanda yankılanıyordu ve melekler başlarını eğmiş Allah’ın vereceği cevabı bekliyordu.

Allah; “ sen, o yuvanda dinlenirken seni avlamak isteyen bir yılan yuvana doğru geliyordu, seni yılandan korumak için fırtınaya emrettim yuvanı yıksın diye böylece sen oradan uzaklaşarak yılandan kurtuldun.

Nice belalar var ki muhabbetimle senden uzaklaştırdım ve sen kuşatıcı muhabbetimi görmüyor geçici belalardan dolayı bana düşman oluyorsun. “ Serçenin gözleri doldu ve hüngür hüngür ağlamaya başladı ve onu çok seven Allah’ın şefkat ve merhametine hayran kaldı.

Utangaç bir sesle “ affet Allah’ım “ diyebildi sadece.

Ve gönül sözü Arş-ı İlahi’de yankılandı “Affet Allahım”

**************

Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, deniz kenarında, elinde bol miktarda yem olan bir Mecusi’yi, balıklara yem atarken görüp, ona sorar:
– Ne yapıyorsun böyle?
– Balıklara yem atıyorum, sevab kazanacağım.
– İyi ama senin sevab kazanman için, önce kelime-i şehadet getirip Müslüman olman, Allah’a ve Resulüne iman etmen lazım. Müslüman olmayan, iyilik etmekle sevab kazanamaz.
– Benim bu balıklara yem verdiğimi o bahsettiğin Allah görüyor mu?
– Elbette görüyor, Onun bilmediği, görmediği bir şey yoktur.
– Öyleyse, bu da bana yeter.
Birkaç yıl sonra, Cüneyd-i Bağdadi hazretleri hacca gider. Balıklara yem atan zatı tavaf ederken görür. Ona, (Burada ne işin var?) diye sorunca, o zat gülerek, (Gördü gördü yâ Cüneyd, O beni gördü) der. (Nasıl gördü?) diye sorunca şöyle der:
– Sen gittikten sonra içimde bir nur parladı, baktım balıkların hepsi kelime-i şehadet getiriyor, ağaçlara baktım, kelime-i şehadet getiriyor, ben de kelime-i şehadet getirmeye başladım. Rabbimiz beni gördü, O gördüğü için de buraya geldim. Sana bir de nasihatim var: Yâ Cüneyd, iyilik et, at denize, balık görmese de, Hâlık görür.

MEHMET ÖZÇELİK

01-04-2020


[1] https://www.yenisafak.com/gundem/8-aylik-hamile-kadin-koronaviruse-yenik-dustu-bebegi-ameliyatla-kurtarildi-3532192

[2] Sadullah Efendi’nin İlm- i Nücûm Kaynaklarından Tanzimat Ankarasına Bir Katkı. Gülçin Koç. Sh.5-6.

Loading

No ResponsesNisan 1st, 2020

ÇÖKÜŞ

ÇÖKÜŞ

Yüz yıl önce sadece Müslümanları değil, büün dinlere savaş açmak amacıyla kominizmi ihdas edip, bir asır boyunca toplum maddi manevi bir kavganın içerisine çekildi.

O günlerde dini devre dışı bırakmaya çalışanlar büyük kayıp verdirmekle beraber, bunda yeteri kadar ve netice alacak şekilde başarılı olamadılar.

Bir asırda dinler doğru yanlış yine kendilerini arttırarak topladılar.

Bu gün ise daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalınmaktadır.

Dinler kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır.

Bizde Fetö ile uygulamaya koyulurken, Irakta Kesnizani, Pakistan’da Tahir ül Kadri örgütü, Batıda ise binlerce akımların devreye konulmasıyla bu kontrol elde edilmeye çalışıldı.

Bunda da netice alacak ve sürdürülecek bir kontrol elde edilemedi.

Bugün korona virüs ile Müslümanların Kâbe’si kapatıldı, camilere cemaatlerin gitmemesi tavsiye edilirken ölüm gösterilip, sıtmaya razı edildi.

Umre seyahatleri durdu ve gelecek olan Ramazan ayı ve etkinlikleri korona tehlike ve tehdidi altında…

Dini Cemaatlerin toplanması durduruldu.

Hristiyanlığın merkezi olan Vatikanın bulunduğu İtalya bitirilmek üzere ve Papa ayrılarak, Tanrı ile halk arasından çekileceğini ifade etti ve kilisenin merkezi kontrol edildi.

İslam dünyasında alevi sünni- kavgası beklenirken İran’da Şialığın merkezi olan Kum şehri karantinaya alınıp ve hızla ölümler gerçekleşirken, dinin merkezlerine darbeler vurulmaya devam etmektedir.

Dini alanda bu yapılırken siyasette de dizayna gidilmektedir.

Bir yandan ekonomiler çökertilirken, diğer yandan yeni patronlar devreye girmektedir.

Ve milyarlarca insan evlere hapsedilerek dünya kontrol edilmeye çalışılmaktadır.

Koronavirüsle zenginliğin bir önemi kalmadı.

Ölüm zenginliği de bitirdi.

Yüz yıl önce kominizmin karşısına konulan materyalizmin çöküşü bir yandan gerçekleşirken, diğer yandan başka bir dijital ortama geçişin kapısı açılmış oldu.

Maddi ve manevi sınırlar kaldırılıp ve asırların pisliklerinin kanal ve de kanalizasyonları patlak verirken küresel, global ve tek dünya, tek merkez yoluna doğru bir gidişin önü açılmış oldu.

Coronavirüs tehdidiyle 65 yaş üzerindekileri devre dışı bırakarak geçmiş resetlenecek, köprüler yıkılacak.

Tıpkı bizde iki bin yılından sonra doğanların baba ve dedelerinin durumlarından habersiz, her şeyi toz pembe olarak düşünmeleri gibi.

Darbe ile devletleri devirmeye çalışanlar artık işi büyütüp genel bir darbe, dünya çapında bir ayaklanma ve isyana kapı açtılar.

-Korona su-i kast silahı mı?

Ekonomi ve dünya büyük şirketlerinin yüzlercesi ve de yönetim kadroları  el  değiştirdi.

-Yüz yıl önce Meşrutiyet, İttihad ve Terakki, Cumhuriyet: Bu üç devir büyük devrilişler, yıkılışlar, çökülüşlerle doludur.

Bu Türkiye’de böyle olduğu gibi dünyada da böyleydi.

Yüz yıl sonra bu gün aynı çökülüşler yaşanmaktadır.

Çıkanlar ve İnenler. İnişler ve Çıkışlar. Çöküşler ve Yükselişler.

“Allah’a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah’a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalblerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah’tan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah’tan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah’tan yana olanlardır.”( Mücâdele suresi 22.)

“Ve her kim Allah’a, peygamberine ve iman edenlere dost olursa, şüphe yok ki, ancak Allah’tan yana olanlar üstün geleceklerdir.”(Maide.56.)

“Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”(Fetih suresi.7.)

-“Doğrusu şeytanlar sizinle tartışmaları için dostlarına fısıldarlar, eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz siz müşrik olursunuz.”(En’am.121.)

Âyînedir bu ‘âlem her şey Hakk ile kâim

Mir’ât-ı Muhammed’den Allah görünür dâim.

“Nev-i insanî bir nefistir; dirilmek üzere ölecek. Ve küre-i arz dahi bir nefistir; bâki bir surete girmek için o da ölecek. Dünya dahi bir nefistir; âhiret suretine girmek için o da ölecek.”

“Bu senin etrafındaki kabristanın, yüz İstanbul, içinde vardır. Çünkü yüz defa İstanbul buraya boşalmış. Bütün İstanbul’un halkını buraya boşaltan bir Hâkim-i Kadîrin hükmünden kurtulup müstesna kalamazsın; sen de gideceksin.”

“Nasıl ki insan küçük bir âlemdir, yıkılmaktan kurtulamaz. Âlem dahi büyük bir insandır; o dahi ölümün pençesinden kurtulamaz. O da ölecek, sonra dirilecek veya yatıp, sonra subh-u haşirle gözünü açacaktır.”(Bediüzzaman)

Her nefis ölümü tadacaktır…”(Enbiya, 21/35)

Hak şerleri hayr eyler
Zan etme ki ğayr eyler
Ârif ânı seyr eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…

Sen Hakka tevekkül kıl
Tefvîz it ve râhat bul
Sabr eyle ve râzı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…

Kalbin Âna berk eyle
Tedbîrini terk eyle
Takdîrini derk eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…

Hallâk-ı Rahîm Oldur
Rezzâk-ı Kerîm Oldur
Fa’âl-i Hakîm Oldur
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…

Deme şu niçin şöyle
Yerincedir ol öyle
Bak sonuna sabr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…

Vallâhi güzel etmiş,
Billâhi güzel etmiş,
Tallâhi güzel etmiş,
Allah görelim netmiş,
Netmişse güzel etmiş…(
Erzurumlu İbrahim Hakkı)

MEHMET ÖZÇELİK

31-03-2020

Loading

No ResponsesMart 31st, 2020

PERDELER ALEMİ

PERDELER ALEMİ

Alemde her şey perdelerden müteşekkildir.

Settar isminin tecellisi olarak..

Labirent gibi…

İç içe…

“Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah’tır.”(Furkan.53.)

“(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.” (Rahmân Suresi 19.)

Soğanın katmanları arasındaki geçişi engelleyen zar gibi.

Ana rahminden dünyaya geçişteki zar misali.

Bazen ince, bazen kalın.

Bazen tül perde gibi, içeriden dışarıyı gösterirken, dışarıdan içeriyi göstermez.

Bazen kalın perde gibi, ne içeriyi dışarıya, ne de dışarıyı içeriye açmaz.

İnsanlar ve mahlukat arasındaki her şey perdelerle ayrılmış.

Şiddeti zuhurundan görünen Allah, perdelerle perdelenmiş.

Bazen gaflet perdesi gölge olur. Bazen küfür duvar örer. Bazen cehalet göstermez.

Etrafımızı maddi ve manevi perdeler kuşatmış.

Hukukullah.. Hukuku İbad.. Kanunlar.. Görünmez manevi birer perdedirler.

Emir ve yasaklar hakların hududunu ve hukukunu çizen manevi sınır perdeleridir.

Helallerle bazı perdeler kaldırılırken, haramlar ile araya perdeler ve sınırlar konulur.

Mâlikiyyet o perdelerle perdelenmiş.

Alemde on sekiz bin alemin ötesinde her bir insan bir alem, her bir nevi ve ferd bir alem olduğuna göre, kendi alemleri perdelerin pergelleriyle birbirinden ayrılmış, tasnif ve takdir edilmiş.

Kulaklarımızın önündeki perdeler tüm sesler dünyasını perdelemekte.

Gözümüzün önündeki perdeler de görüş açımızı sınırlamaktadır.

Hakeza, tüm duygular önüne başkasının dünyasına geçmeyi engelleyen perdeler konulmuştur.

Mesele perdelere takılmayıp, onları aşmaktır.

Zulmetmeden..

Kemâlat miracında yükselerek.

Marifette yol alarak.

Sahibine intisab edip, O’na dayanarak.

Marifet ve ilim ziyadeleştikçe bu perdeler açılmaktadır.

Allah kâinattaki perdelerin anahtarını insanın eline vermiş, aklına ve kalbine koymuştur.

*****************   

Sen büyük bir sırsın.

Sırrını damla ve damlalara söyleme.. Boğulurlar.

Nehirlere, ırmaklara ve çaylara da deme.. Onları sel alır, götürür.

Denize de deme.. O da taşıyamaz.

Okyanusa de.. O senin sırrını yüklenir.. Derinliklerinde taşır.

-Kâinatı bir tohum, yumurta ve çekirdekten yaratan,

İnsanı bir damla sudan var eden,

Bir Âdem’den insanlığı vücuda çıkaran,

Kısaca yokluktan ve bir noktadan koca kâinat kitabını yazan Kudrete,

Bunları tekrar nasıl yaratıl denilebilir mi?

Ve o Kudret bütün bunları tekrar bir noktaya sığdıramaz mı?

Bir tohumdan koca ağacı çıkartan ve o koca ağacı onun neslini devam ettirecek tohumları yerleştiren Zat, kâinatında sahibi olan Zattır.

MEHMET ÖZÇELİK

30-03-2020

Loading

No ResponsesMart 30th, 2020

DÜŞÜNDÜREN HİKAYELER

https://youtu.be/c0idBOxEm2w

Loading

No ResponsesMart 29th, 2020

DİJİTAL KİMLİK

DİJİTAL KİMLİK

Dijital kimlik. Ne Dersiniz olacak mı?

Google’ dan otomatik güncelleme yaptırdınız mı?

Günlük güncellemelerimiz ne kadar olacak?

Uyurken mi resetleneceğiz?

Günlük hafızanıza kaydolanlar Google’mı yedeklenecek?

Hastahaneler kalkacakmı yoksa dijital resetlenme yerine mi dönüştürülecek?

Uzaktan tahliller ile tedaviler hatta ameliyatlar robotlarla online sistemiyle yapılıp, ağrı ve sancılar ortadan kaldırılacaktır.

Okullar kapanıp, zihinler arası Bluetooth aktarımı yoluyla mı öğreneceğiz?

Dijital eğitim devreye girecek, Facebook gibi sosyal siteler artıp, revaç bulacak.

Beyne yerleştirilen çeviri programında, hangi firmanın çeviri programını kullanacağız?

Kütüphaneler kapatılıp veya yerlerine bulut sistemli dijital kütüphaneler kurulup, beyinler arası aktarım mı yapılacak?

Bulut sistemlerimiz kaç TB olacak?

Gıda sektörü ve toprağa Ekime ihtiyaç kalmayıp, gıda üreten fabrikalar kapanıp, yerine akü, şarz aletleri veya fişe bağlanarak mı bu ihtiyaçları gidereceğiz?

Gözlüklerin yerini göze yerleştirilen merceklerle gündüz dünyayı, geceleri de yıldızları mı seyredeceğiz?

Belki bu kadar uzatmaya ne gerek var, şuna robot mu olacağız, desene dediğinizi duyar gibiyim.

Tam robot değil.

Askerlerin yerine robotlar kullanılabilir.

Şu andaki insanların hayat standartları nasıl farklı ise, bu dijital ortamda da bu farklılık kendisini gösterecektir.

Cüz-i irade ve seçeneklerimizle birlikte, zenginliğimiz nisbetince yine farklılıklar olacaktır.

Tıpkı doğumlar kontrol altına alınacak, insanların nerede olduğu konum takip cihazıyla belirlenecek, suçlular çok rahat takip edilecektir.

5, 6, 7 G derken, G – ler arttıkça ulaşım farklı olacak.

Tıpkı deden hacca 6 ayda, sen 6 günde, senin çocuğun 6 saatte giderken, torunun bunu 6 dakikaya indirecektir.

Işınlama ile adeta Hz. Süleyman dönemi yaşanacaktır.

Ancak parayı veren ışınlanacaktır.

Koku sektörü dijital ortama taşınacak. Koku taşınacak, aktarımı ve paraya göre satışı yapılacak.

-Bundan on küsur yıl önce Microsoft’tan telefonuma bir mesaj gelmişti.

Mesajda yeni buluşlarla ilgili bir proje istiyorlardı.

Ben de kendilerine iki şey teklif etmiştim.

Biri kokunun nakli, diğeri ise cisimlerin nakli idi.

Bunu öğrencilerime anlatırken genişçe şöyle anlatılıyordum.

Kur’an-ı Kerim’de anlatılan Hz. Süleyman Peygamberin Yemende bulunan Belkıs’ın tahtını Filistin’e kimin getireceğini, çevresindeki danışmanlarına sorduğunda; onlardan bir İfrit -yani cinlerin atletik olanlarına verilen isimdir.-

-Kendisinin oturup kalkıncaya kadar gibi bir zamanda getirebileceğini söyledi.

İnsanlardan veziri ve aynı zamanda kendisinin akrabası olan Âsaf bin Berhiya ise;

-Kendisinin göz açıp kapayıncaya kadar gibi bir zaman içerisinde getireceğini söylemiş ve tahtıyla beraber Belkıs’ı Süleyman Peygamberin huzurunda hazır etmişti.

Bu işin basitçe de olsa teknolojisini öğrencilere uzunca anlatıyorum ancak özetle;

Bu ışınlama ilk defa 1947 yılında bir kaptan tarafından denizde ayrıştırma işlemi yapılıyor ve km’lerce öteye gidiliyor.

Ancak birleştirme işlemi yapılamayınca gemisiyle birlikte infilak ediyor.

-1950’lerde bizde ilk defa seslerin nakliyle babalarımız tanışmıştı.

Bizler 1970’ler de sessiz ve sadece görüntüyle tanışmıştık. Böyle bir videoyu ben gördüm. Görüntü var ancak ses yoktu.

1980’lerde tek kanallı, siyah beyaz bir televizyonla tanıştık.

İki binlerden itibaren yavaş, şimdi ise hızlı ve bundan sonra ise 5, 6/ G gibi internetlerle artarak tanışacağız.

KB’ları, MB’ları zor indirirken, şimdilerde GB’ları artık çok rahat indirmekteyiz.

Sırada TB’lar var.

Hologram bunun geçiş aşamasıdır.

-Bilgisayarınızın baş belası virüs olduğu gibi, yine virüs ve Hacker’lar devreye girecek ve onlara karşı Antivirüsler ve Koruyucu Kalkanlar devreye girecektir.

Artık savaş şekil ve yöntemleri de değişecek, insanların hard disklerine girilerek, sistemlerine müdahale edilecek.

Madde devri kapanıp, mana ve nur devri başlayacak.

Beden ve madde geride kalıp, her şey ilme ve bilgiye dayanacak.

Her şey derinin altına ve beyne yerleştirilen çiplerle kontrol edilip, yönlendirilecektir.

Artık damarlarımızda sadece kan değil, kontrol edici elementlerde dolaşacaktır.

Acaba Bill Gates bütün bunların neresinde olacak?

Telefonlar kalkıp, yerini dijital operatörler, direk beyne iletip, kişilerle bağlantı sağlayacak.

Nasıl tanımak ve tanınmak istersiniz?

Parmakla mı, gözlemi, yüz tanısıyla mı, yoksa sesle mi?

Kimlik, para gibi şeyler artık sanal tanıma yöntemleriyle devreye girecek.

Dünyanın yeni patronları kim olacak?

Bu patronlara hazır mısınız?

Aslında çok korkmayın, bütün bunların olması uzun zaman alır mı acaba diyebilirsiniz?

Hayır, zaten tüm bilgileriniz dijital ortamlarda, resimlerinizle beraber Google da, Facebook’da, Tweetar’da, WhatsApp’ta, vs. mevcuttur.

Gerekirse mutlu azınlık oluşturulup, sisteme adapte olamayanlar Corona gibi virüslerle devre dışı bırakılır, genç ve dinamik bir toplum oluşturulur.

Eset Suriye’de 1 milyon, Bush Irak’ta 1 milyondan fazla, Mao 60 milyonu ve Lenin 100 milyon civarında insanı öldürmüşken, yeni dönemin Fir’avunları neden 1 milyar insanı öldürme istek ve uygulamasında olmasın?

Hollywood tarafından çevrilen filmler bizleri buna hazırlayıp, alt yapısını mı oluşturuyor dersiniz?

İlâhi sahaya müdahaleye hazırlanan insanoğlu, insana olan hakimiyetini ve müdahalesini de devreye koymaya çalışıyor.

Korona bütün bunların gerçekleşmesi için bir operasyon muydu?

Niye olmasın?

İsli, sisli, puslu hava geçtikçe değişmiş olan taşlar yerine oturacaktır.

“Biz kitapta İsrail oğullarına şu hükmü de bildirdik: ‘Siz ülkede iki defa fesat çıkaracak ve açık zorbalıklar yapacaksınız. Onlardan birincisinin vâdesi geldiğinde, kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı sizin üzerinize musallat ederiz. Onlar sizi yakalayabilmek için evlerin aralarına bile girerek her tarafı didik didik edip araştırırlar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdür.

“Bunun ardından sizleri onlara galip getireceğiz, mallar ve çocuklarla size yardım edecek ve savaşçılarınızın sayısını arttıracağız.. İyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz, onu da kendi aleyhinize işlemiş olursunuz. Derken, sonraki taşkınlığınızın vakti geldiğinde, kederinizden suratlarınız asılsın, daha önce girdikleri gibi yine Mescide girsinler ve ele geçirdiklerini mahvetsinler diye başınıza  düşmanlarınızı musallat edeceğiz”[1]

-“ O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.”[2]


[1] İsra Suresi, 17/4-7.

[2] Bakara.205.

Loading

No ResponsesMart 29th, 2020

İŞTE SEN BUSUN!!!

İŞTE SEN BUSUN!!!

ACZİYETİNİ BİL VE ANLA!!!

Allaha dayanıp güvenen insan, kâinatın fevkinde bir kıymet ve güç alır.

Allah’a karşı acizliğini ve fakirliğini anlayan insan en güçlü ve en zengin insandır.

O’na intisab etmeyerek kendine güvenen insan ise, bir mikrop kadar bile bir kıymet ve gücü yoktur.

İşte dünyanın hali.

İşte sen busun.

Bir mikrop dünyayı dize getirdi.

Ekonomileri çökertti.

Sistemleri çökertti.

Yıllık bütçelerle oynadı.

Şımarıkça göklere yükselen, denizlerin derinliklerinde yüzen, dağların üstüne çıkıp dünyayı yol edinen bu aciz insan, evine hapsoldu.

Çıkarsan ölürsün!!!

Gücün kaç kuruş etmekte, zenginliğin kaç para etmekte…

Parça parça olduktan ve de eline parayı aldığında virüs geçeceği korkusunu yaşadıktan sonra.

Ey insan! Aslında sen O’nsuz bir HİÇ-sin, HİÇ Bir Şeysin…

O’nsuz sana bir mikrop, bir virüs bile değer vermiyor.

Kıymetin bir mikrop kadar bile yok.

Bir Ben Vardır Bende, Benden İçeri.

Ben bile bende değilim, benim değil.

Nelik dava ediyorsun ki!

Neyin davasını güdüyorsun ki?

Silkin ve de kendine gel.

Bu mikrop ilahi bir memurdur.

O’nsuz iş yapmaz.

Azrail bile O’nsuz iş yapıyor mu?

Belki bu virüs seni O’nun sahibine yönlendirmek içindir!

Uyarıp ikaz etmek içindir.

Sen kendinde değildin.

Kendine gel.

O’na gel.

Her şey; Minallah ve İlallah.

Her şey O’ndan yine O’na gitmektedir.

O’ndan geldik ve O’na gideceğiz.

Sen de O’ndan, mikrop da…

İşini yap ve mütevekkil ol.

Gururlanma!

Acziyetini bil ve anla!

Artık makro alemden mikro aleme, âfaktan enfüse, başkalarından kendine dön.

Dışarıda ve dışta değil, içeride ve içinde gez ve kal.

Kendini dağıtma toparla.

Virüs kendimizi kendimize döndürmek ve kendimize getirmek için gönderilmiş bir memuru ilahidir.

Dur ve düşün…

Virüsün her gün hayattan ayırdığı kişiler yüzlercedir. Dikkat et.

Azrail’in aldığı ise yüz binlerdir. Daha çok dikkat et.

Karun gibi deme;” Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).”[1]

-“Ey dünya zevkini düşünüp hastalıktan ıztırap çeken kardeşim! Bu dünya eğer daimî olsaydı ve yolumuzda ölüm olmasaydı ve firak ve zevâlin rüzgârları esmeseydi ve musibetli, fırtınalı istikbalde mânevî kış mevsimleri olmasaydı, ben de seninle beraber senin haline acıyacaktım. Fakat madem dünya birgün bize “Haydi, dışarı” diyecek, feryadımızdan kulağını kapayacak. O bizi dışarı kovmadan, biz bu hastalıklar ikazatıyla şimdiden onun aşkından vazgeçmeliyiz. O bizi terk etmeden, kalben onu terke çalışmalıyız.
Evet, hastalık bu mânâyı bize ihtar edip der ki: “Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla. Mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren.” Kalbin kulağına gizli ihtar ediyor.
Hem madem dünyanın zevki, lezzeti devam etmiyor. Hususan meşru olmazsa, hem devamsız, hem elemli, hem günahlı oluyor. O zevki kaybettiğinden hastalık bahanesiyle ağlama; bilâkis hastalıktaki mânevî ibadet ve uhrevî sevap cihetini düşün, zevk almaya çalış.”[2]

-“Evet, ibadet iki kısımdır: bir kısmı müsbet, diğeri menfi. Müsbet kısmı malûmdur. Menfi kısmı ise, hastalıklar ve musibetlerle, musibetzede zaafını ve aczini hissedip, Rabb-i Rahîmine ilticâkârâne teveccüh edip, Onu düşünüp, Ona yalvarıp hâlis bir ubudiyet yapar. “[3]


[1] Kasas Suresi 78. Ayet.

[2] Lem’alar. Bediüzzaman.209.

[3] Age.16.

Loading

No ResponsesMart 28th, 2020

TEHLİKELİ SENARYOLAR

TEHLİKELİ SENARYOLAR

DEVAM EDEN SAVAŞLAR

Üstte filler savaşırken, altta çimenler ezilmektedir.

Dünyanın güçlülerinin ve güç kavgasında, zayıflar ezilmektedir.

Eskiden yalancının mumu yatsıya kadar yanardı, artık çok sürmeden açığa çıkıyor.

Bir kirliliğin ve operasyonun olduğu kesin.

Kokuları çıkmaya başladı.

Vehbi Koç-un nüfus planlaması diğer adıyla çocuklar doğmasın, bize yer açılsın, göbeklerimiz küçülmesin temsilciliği sebebiyle avrupadan ödül aldı.[1]

-İtalya’da 2015 yılında yayınlanan belgeselde, Çin’in Wuhan’daki laboratuvarda SARS virüsü üzerinde gizli çalışmalar yaptığı ortaya konuldu. Geliştirilmeye çalışılan bu virüsün direk solunum yollarına saldırdığı kaydedildi.[2]

-“Merkel’e 8 yıl önce sunulan koronavirüs raporu ortaya çıktı: 7,5 milyon insan ölecek

Almanya’da Robert Koch Enstitüsü Başkanlığı’nda hazırlanan “Risk Analizi ve Halkı Koruma” başlıklı raporda “SARS-CoV” virüsünün mutasyona uğrayıp “pandemi” olacağı, tüm dünyayı etkileyeceği ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olacağı belirtiliyor.

Raporun detayları bu günü açıkça tasvir eder.[3]

-Rivayete göre; Yer yüzünde 108 milyar insan yaşadı ve 52 milyarını sivri sinekler öldürdü..[4]

-İsrail Sağlık Bakanı’ndan koronavirüs açıklaması: Eminim ki Mesih gelip bizi kurtaracak

İsrail Sağlık Bakanı Yaakov Litzman, dünyayı etkisi altına alan koronavirüs ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Mesih’in Hamursuz Bayramı’ndan önce gelmesi için dua ediyoruz. Eminim ki Mesih gelecek. Yakında özgürlük içerisinde çıkacağız ve Mesih bizi dünyadaki tüm dertlerden arındıracak” dedi.[5]

Yoksa orta doğudaki bütün kavgalar bunun için miydi?

-Coronavirüs bu pazardan dünyaya yayılmıştı! ‘Daha kötüleri yolda…’

COVID-19, dünya çapında yayıldı, ülkeleri harap etti ve küresel salgın ilan edildi. Virüs, ölümcül bir şekilde yayılmayı sürdürüyor. Henüz corona virüsü salgınının etkisi dünya çapında artmayı sürdürürken, uzmanlar “sırada ne var” sorusunu sormadan edemiyor. Bir sonraki salgın, corona virüsünden bile rahatsız edici olabilir.[6]

-İran Cumhurbaşkanı Hasan.Ruhani, “Hastalığın ilk dalgasını aşmayı başardık ancak önümüzde yeni bir dalga olabilir.” uyarısında bulundu..[7]

-25 Mart 2020 tarihi itibariyle; Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan Corona virüs (Covid-19) nedeniyle hayatını kaybeden kişi sayısı dünya genelinde 18 bin 919’a, virüs bulaşan hasta sayısı ise 423 bin 121’e yükselirken; 108 bin 619 kişi de tedavi edildi. Bu sayılara göre, son 24 saatte 2 bin 360 kişi yaşamını yitirirken; 41 bin 523 kişide koronavirüs tespit edildi..[8]

-2020 yılı için bazı kehanetler ve işaretlerde de bulunulduğu ifade edilmektedir.[9]

-İslam alimlerinde Ebubekir-i  Razi bir çok alanda olduğu gibi tıp alanında da büyük hizmetler vermiştir.[10]

KISSADAN HİSSE: 1957 yılında Sovyetler döneminde çekilen Özbek filminde İbn-i Sina’nın Veba salgını hakkında verdiği öğütler görülmeye değer nitelik taşıyor. Koronavirüs salgının dünyayı esir aldığı bu günlere ışık tutan bilgileri aktaran İbn-i Sina ”ellerimizi yüzümüzü sirkeli suyla yıkamalıyız” öğüdünü veriyor.[11]

MEHMET ÖZÇELİK

27-03-2020


[1] https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/mehmet-tezkan/vehbi-koc-yasasaydi-ne-derdi-2257141

[2] http://m.haber7.com/dunya/haber/2956707-2015-yilinda-yayinlanan-belgesel-gunumuze-isik-tuttu-cinliler-yeni-tip-virus-gelistirdi

[3] http://www.haber7.com/dunya/haber/2956228-merkele-8-yil-once-sunulan-koronavirus-raporu-ortaya-cikti-75-milyon-insan-olecek

[4] https://www.ahaber.com.tr/yasam/2020/03/24/dunya-tarihini-degistiren-kanli-komutan-anofel-52-milyar-insanin-olumune-neden-oldu

[5] http://www.haber7.com/dunya/haber/2956160-israil-saglik-bakanindan-koronavirus-aciklamasi-eminim-ki-mesih-gelip-bizi-kurtaracak

[6] http://www.haber7.com/foto-galeri/62016-coronavirus-bu-pazardan-dunyaya-yayilmisti-daha-kotuleri-yolda/p2

[7] https://www.ahaber.com.tr/galeri/dunya/son-dakika-iran-cumhurbaskani-hasan-ruhaniden-korkutan-koronavirus-coronavirus-aciklamasi-ikinci-dalga

[8] https://www.ahaber.com.tr/dunya/2020/03/25/son-dakika-dunya-genelinde-corona-virus-covid-19-salgininda-olu-sayisi-ne-kadar-oldu-25-mart-2020-corona-virus-vakalari

[9] https://www.ahaber.com.tr/galeri/yasam/corona-virus-kehaneti-baba-vangayi-bile-geride-birakti-salgini-15-sene-oncesinden-bilmis/6

[10] https://www.fikriyat.com/galeri/tarih/islam-tarihinin-en-basarili-tabibi-ebu-bekir-er-raziden-tavsiyeler/2

[11] http://video.haber7.com/video-galeri/159086-bir-ozbek-filmi-ibn-i-sinadan-veba-salgini-hakkinda-kiymetli-ogutler

Loading

No ResponsesMart 27th, 2020

SİSTEM ÇÖKTÜ

SİSTEM ÇÖKTÜ

Sistemler çöktü.

Daha önceden şaka olarak da olsa bir Milli Eğitim Bakanının; Yav, şu okullar olmasa Milli Eğitim Bakanlığı ne güzel idare edilir, sözü herhalde bu günlerde gerçek oluyor.  30 Nisan’a kadar daha uzatılmış olması ve okulların 2. Hafta öncesi ile beraber ki; ondan sonra da uzatılacağı ihtimali ile beraber, bu durumda;

Sistemin kendisini gözden geçirmesi, köklü bir sisteme geçiş yapması lazım.

Yüz yıldır bir türlü oturmayan ve herkes tarafından şikayet edilen bu sistem, akıl ve kalp odaklı ve de geçmiş birikimden istifadeyle geleceğe yürünmelidir.

Bu Türkiye için de öyle ve dünya için de öyledir.

Dünyadaki tüm sistemler çöktü.

Ekonomiler çöktü.

Sağlık sistemleri çöktü ve en azından tökezledi.

Eğitim sistemleri çöktü.

Siyasi ve yönetim sistemleri çöktü.

Toplum sekteye uğradı.

Yüz yıl önce baskı, korku, jandarma dipçiği, İstiklal mahkemeleri ve de Darağaçları ile yapılan inkılaplara karşı bugün bir virüs camileri kapatıyor, kiliseler kapanıyor, zikir-hane, medrese aktif değil.

Reform yapmadan, kan dökmeden, ihtilale teşebbüs etmeden toplum bir mikropla değiştirilebiliyor.

Özellikle Milli Eğitim bir asırdır rayından çıkmış; insan, zaman ve ekonomik bu kayıpları dijital ve de daha aktif bir yöntemle, eğitim ordusunu seferber ederek rayına oturtturabilir.

Milli Eğitim kendisini sorgulamalı, tüm kurumlar gibi.

Şuurlu, bilinçli, düşünceli, donanımlı, geleceği gören bir nesil yetiştirmeli.

Aklını Fen ilimleriyle, Kalbini de Din ilimleriyle donatmış bir gençliğe hava ve su gibi ihtiyaç var.

***************

1984 yılında Özal dönemi Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerlerdir.

Sayın Dinçerler gelen bakanlar içerisinde en büyük hizmeti yapan bir kişidir.

O zamana kadar atalarının maymundan geldiğini ifade eden bir eğitim sistemine ilk defa alternatif olarak derslerde aksinin de yani bir insandan ve Hz. Âdemden geldiğini ifade etmenin önünü açtı. Ve yine vesile olup;

Japonya’dan 60 pedagog istiyor ve Eğitim konusunda uzman bu heyet, Türk gençleri hakkında araştırma yapmak üzere ülkemize gelirler.

Ve gelen Pedagoglar Türkiye’nin 63 vilayetini geziyorlar. Tutmuş oldukları raporları Merhum Özal’a sunuyorlar.

O da onlara; Neticeyi soruyor. Aldığı cevap ise;

-“Sizin gençlerinizde millî şuur yok!”

Yani Sizde bilinçli ve şuurlu bir nesil kaybı var.

Bakan soruyor, ne yapabiliriz, diye.

Onlar diyorlar ki; Sizin bir Çanakkale’niz var ki, Bizim Hiroşima’mızdan daha büyük bir etki ve şok yapacaktır.

Biz çocuklarımızı küçük yaşta alıyor ve Hiroşima’yı gezdiriyoruz.

Ve bakın diyoruz, Eğer sizler okumaz ve çalışmayıp ilerlemezseniz sizi böyle gelir bombalar ve yok ederler.

Siz de çocuklarınıza Çanakkale’yi gezdirin, her bir metrekaresine binlerce bombanın düştüğü bir yer orası.

Bizim Hiroşima’dan yüzlerce kat daha etkilidir.

Şoklu eğitim yaptıklarını söylüyor.

Bunu uzunca şöyle dile getirirler:

“Biz” diyor, Japon eğitimci, “Okula başlayacak olan çocuklarımıza bir program uygularız. Önce onları en gelişmiş fabrikalarımıza götürür, robotların yaptığı makineleri gösteririz.

Makine yapan makineler karşısında hayret ve hayranlık içinde kalır masum yürekleri.

Anlayacakları bir dille, orada yapılanları açıklarız. Bu fabrikaların sadece Japonya’da yapılabildiğini, başka milletlerin bunu başaramadıklarını, okul öncesi çocuklarımıza anlatırız.

O küçücük çocuklar, duyduklarına hem şaşırırlar, hem de çok mutlu olurlar.

Bu geziler tamamlanır.

Çocuklar, saatte 250-300 km sürat yapan trenlere bindirilir. Bu araçların da sadece Japonlar tarafından yapılabildiği vurgulanır. Eğer kendileri de iyi ve düzenli çalışırlar ve Japon olduklarını unutmazlarsa, bunların daha lüks ve daha süratli olanlarını yapabileceklerdir.

Bu geziler zinciri, onlara Japon olmanın ne kadar önemli bir şans olduğunu kabul ettirir. Sonunda yolları, Nagazaki ve Hiroşima’ya düşürülür.

Orada, Japonların İkinci Dünya Savaşı sırasında başlarına gelen felaket anlatılır. “Bu çalışkan milletin düşmanları da vardır. Eğer daha çok ve daha dikkatli çalışmazlar ve iyi Japon olmazlarsa, kendilerinin de başına, bu bombaların daha beteri atılabilir. Çünkü eski düşmanlıklar, bütünüyle bitmiş değildir.”

Çocuklar, atom bombası atılmış şehirlerde yaşanan apacı hatıralarla sarsılırlar. Zira atom bombasından geriye, sadece on binlerce ölü, yaralı ve ot bile bitmeyen topraklar kalmıştır. Bu dehşetli gerçek, onları derinden derine etkiler.

Okul hayatında da, bu bilgi ve bilinç çerçevesi etkili bir biçimde genişletilir. Dolayısıyla bu gençlerin Japon olmaktan başka çareleri kalmaz.”

Japon eğitimci, atom bombası şerrinden, başarı sonucu çıkaran uygulamayı anlatırken, bizim etkili ve yetkili bir eğitimcimiz ağzından şu cümleyi kaçırıveriyor:

“-Keşke bizim de bir Hiroşima’mız, bir Nagazaki’miz olsaymış…”

Japon’un verdiği cevap çok ibretlidir ve bizim eğitimsiz eğitimcimizi kızartacak cinstendir:

“-Bildiğim kadarıyla, sizin yüz Hiroşima ve Nagazaki’den çok daha değerli bir yeriniz vardır.”

“-Neresidir Efendim?”

“-Siz oraya Çanakkale dersiniz. Eğer siz, Çanakkale’de dedelerinizin yaşadıklarını, çocuklarınıza tam manasıyla anlatabilseniz, sizin çocuklarınız da, milli ve manevi şuuru içinde yetişmekten başka yol aramazlar.”

*************

Fahrettin Paşa’nın birçok sıkıntıdan sonra Medine müdafaasını asla terk etmemesine ve teslim olunması için gerek Payitahttan ve gerekse en yakın arkadaşlarından teklif gelmesine rağmen teslim olmamış, zorla kendi askerleri bir hile ile onu teslim almıştı.

Daha sonra Malta adasına Sürgün edilip, bir yıl içerisinde de oradan kurtarılıp Afganistan’da Cihat için görevlendirildiği zaman hutbede, insanları Cihadave kıyama kalkmalarını söyler.

İşin garip tarafı ve 1970 yılından beri bizdeki sıkıntıyı da göstermiş olan; Gençlerden biri der ki; yahu bizleri cihada davet ediyorsun ama senin sakalın bile yok, Bıyığın bile farklı, der.

O ise gülüp tebessüm ederek, Nihayet yumuşak bir ifade ile; -Evlat- der, sakal sünnettir, Cihat ise farzdır, der.

Bugün bir kısım gencin manevi ve imani cihadı bırakıp, insanların ahiretlerini, ebedi hayatlarını, imanını Kurtarmak ve bununla yükümlü olurken; bunun önüne adeta kale ve set yapar gibi engel koyup, sünneti istemiyorsun diye bir gafletin ve bir cehaletin ve de bir körü körüne taassuptan başka bir şey değildir.

Eski zamanda Farzı Kifaye olan cihad, bugün Cihad-ı Manevi herkes için farzı ayındır.

MEHMET ÖZÇELİK

26-03-2020

Loading

No ResponsesMart 26th, 2020

İŞTE YÜZ YILLIK VİRÜS

İŞTE YÜZ YILLIK VİRÜS

Gerçek virüs bedendeki değil, Kafadaki ve Kalpteki virüstür.

Türkiye’de bulunan bu virüs, Kafadaki bu virüs 300 yılda giderilemeyecek, etkisini 300 yıl boyunca sâri bir şekilde nesilden nesile ulaştıracak bir illettir. Sadece dünyasını değil insanın ahiretini de bitirecek bir virüstür.

Milli Eğitim’de bu virüs bazen sâri olaraktan kendisini göstermektedir.

Medya dünyasında ve belli kesimlerde depreşmekte ve bu virüs kendisini göstermektedir. Öldürücü bir fonksiyon arz etmektedir. Hem kendisini öldürmekte hem de toplumu öldürmektedir.

Bir yandan Koronayı Sayın Erdoğan’a bağlayanlar, diğer yandan Koronadan ölenlerin 65 yaş ve üzerinde olması ve bunlarında AKP’ye oy vermesinden dolayı iyi olacağı ve bize yarayacağı denilerek yüz yıllık hastalıklı urların varlığını göstermektedir.

İşte o Koronadan daha tehlikeli virüslü bir nesne.

“Can Ataklı EBA’daki başörtülü öğretmenlere saldırdı.[1]

Eba-daki tesettürlü öğretmenin ders anlatmasından dolayı adeta hıncını, nefretini, cehaletini ortaya koymuş, Türkiye-deki bir asırlık kavganın ve zihniyetin devası olmayan hastalığını da göstermiş oldu.

Ve en acıklısı ise kin, nefret ve bozuk zihniyeti temsil eden eğitimdeki koronadır.

İşte korona dolayısıyla tatil edilip eba-dan yapılan ilk günkü Uzaktan Eğitim-de gösterilen ve doğru olmayan bozuk zihniyetin tezahürü;

“Bugün başlayan uygulamada derslerden önce EBA TV’de ‘Kilometre Taşları – Adnan Menderes’ adlı kısa animasyon izletildi. Bu kısa animasyonda eski Başbakan Adnan Menderes’in idamı da detaylı şekilde anlatıldı.

İşte alakasız o görüntü ve mesaj,[2]

Aslında bu bir asırlık eğitim sisteminin gerçek yüzünü yansıtmaktadır.

Toplumda belli bir kesimin ikide bir Cumhurbaşkanına Menderesi hatırlatması açık bir tehdidi göstermektedir.

Aslında ağzımız çok yandı. Ondan dolayı düşünmeden edemiyoruz.

Evet, İnsan düşünmeden edemiyor;

Böyle hassas bir zamanda bununla bir kaç nefret kusmuğunu kusup kokutanlar gibi, bir mesaj mı veriliyor?

Muğlak bir mesaj!

İzah edilmeliydi. İyi niyetle de veya bir yanlışı anlatma amacı da olsa, yersiz ve zamansız idi.

Diğer yandan aralarda gösterilen ilahilere karşı hazımsızlıkta bu virüsün devam ettiğini göstermektedir.

-Coronavirüs Türklere bulaşmıyor deniliyor. Çünkü kanları farklı.

Peki ya kanı değişik ve bozulmuş kan ise onlara da bulaşır mı?

Bu tesbiti virüs mü yapacak?

****************   

Milli Eğitim Bakanı okulların açılacağı ilk gün birinci dersin Teneffüsünün 40 dakika olacağını söyledi.

Güzel bir şey ancak şu anda okulların bile ne zaman açılacağı belli değilken böyle bir şeyi gündeme getirmekle bu durum bize gösteriyor ki;

Her gelen Milli Eğitim Bakanı maalesef problemin hep kenarında gezmekte, bir türlü içerisine girip de, içerisindeki problemlere el atıp çözme yoluna ciddi manada girmedi.

Hep dediğim gibi; Kaportayla, görüntüyle ve pansuman tedavisiyle uğraşıldı.

Hep nedense köklü değişime bir türlü cesaret edilemiyor. Tepki çekmemek için hep Milli Eğitim’in problemlerinin kenarında dolaşılıyor. Maalesef içine bir türlü girilemiyor.

Gerçekten ilk dersin 40 dakika olmuş olması problemi çözecek mi?

Yoksa göstermelik ve havayı yumuşatmak amaçlı mı?

Önemli meseleler ve o kadar ciddi durumlar varken; neden o ciddi mesele de bir çözüm bulunmuyor?

Şimdiye kadar ve öncesinde milyonlarca teklif gitti, milyonlarca öğretmenin göndermiş olduğu bir çok teklifler göz önüne alınmış olsa ve gerçekten uygulama alanına konulmuş olsa, Milli Eğitim’de önemli bir rahatlama olacaktır.

Milli Eğitim düzelmedikçe ve bu milletin bin yıllık değerleri, ruh ve samimiyeti ve de ideal insan yetiştirilmedikçe bu milletin baş örtüsüne, inancına ve değerlerine saldıracak insan eksik olmayacaktır.

MEHMET ÖZÇELİK

24-03-2020


[1] http://video.haber7.com/video-galeri/158697-can-atakli-ebadaki-basortulu-ogretmenlere-saldirdi

[2] https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/kok/2020/03/23/d_9934.jpg

https://m.ensonhaber.com/ic-haber/bakan-selcuktan-menderes-goruntulerine-yanit-geldi

https://videonuz.ensonhaber.com/mobil/video.html?v=176050

Loading

No ResponsesMart 24th, 2020