Toplumu Ayakta Tutan Beş Temel Direk: Kurtuluşun Anahtarı “Bu milletin ve bu vatanın hayat-ı içtimaiyesini anarşilikten kurtarmak ve büyük tehlikelerden halâs etmek için beş esas lâzımdır ve zarurîdir: Birincisi, merhamet. İkincisi, hürmet. Üçüncüsü, emniyet. Dördüncüsü, haram helâli bilip haramdan çekinmek. Beşincisi, serseriliği bırakıp itaat etmektir.” Tarihçe-i Hayat.301 Bir milletin en büyük serveti; ne toprağı, […]
Her Şey Dönüyor, Her Şey Değişiyor: Faaliyet İçinde Tecelli Eden Ulûhiyet “Bilmüşahede gözümüzle görünen ve muhit ve daimî ve muntazam ve dehşetli ve semavî ve arzî olan bütün mevcudatı çeviren ve tebdil ve tecdid eden ve kâinatı kaplayan faaliyet-i müstevliye hakikati görünmesi ve o her cihetle hikmet-medar faaliyet hakikatinin içinde tezahür-ü rububiyet hakikatinin bilbedahe hissedilmesi […]
Âlem Bir Ayna, Her Şey O’nu Gösteriyor “Ve kâinatı, serbeser her vakit taze taze ve ayrı ayrı cilveleri ve nakışları göstermek için daima değişen ve tazelenen ve hadsiz âyinelerden terekküp eden bir âyine-i ekber suretine çevirir. Ve bu kıyasla görmek ve işitmek, ihtiyar etmek ve konuşmak sıfatları dahi her biri birer kâinat kadar Zat-ı Akdes’i […]
Sessiz Zincirler: İngiltere’nin Müstemlekat Nazırlığı ve Sömürgeciliğin Derin İzleri Tarih, yalnızca olayların kronolojik bir sıralaması değildir; aynı zamanda insanlığın sınandığı bir vicdan terazisidir. 19. ve 20. yüzyıl boyunca dünyanın birçok coğrafyasında atılan İngiliz adımları, yalnızca siyasi ve ekonomik bir hakimiyeti değil, aynı zamanda ruhlara vurulan görünmez zincirleri temsil eder. Bu zincirlerin merkezi ise “Müstemlekat Nazırlığı” […]
Geliş ve Gidiş Arası: İnsanın Yolculuğu Gelirken ne getirdik ki, Giderken onu götürelim? İnsanlıktan ve insanlığa mensub olmakdan gayrı! Çıplak geldik, çıplak da gidiyoruz. Giydiğimiz iman ve ibadet elbisesiyle beraber. Gelirken getirdiğimiz sermayeyi, giderken, ne ettiğimiz sorusuyla ve sorgusuyla karşı karşıya kalarak. Gelirken ebenin elindeydik, giderken ğassalın eline düştük. Önce doğdu dediler, sonra öldü. Rahmetten […]
Konuşan Dünya: Yüz Bin Ağızla Söylenen Bir Hakikat “Küre-i arz bir kafadır ki yüz bin ağzı vardır. Her bir ağzında, yüz bin lisanı vardır. Her lisanında, yüz bin bürhanı var ki her biri çok cihetle Vâcibü’l-vücud, Vâhid-i Ehad, her şeye Kadîr, her şeye Alîm bir Zat-ı Zülcelal’in vücub-u vücuduna ve vahdetine ve evsaf-ı kudsiyesine ve […]
Kuşların Dili: Sessiz Âlemin Söylenen Hakikati “Şimdi kuşlara bak! Onların söyleşmeleri ve cıvıldaşmaları, bir Sâni’-i Hakîm’in intak ve söyletmesi olduğuna delil-i kat’î ise hayret verir bir tarzda birbirine o seslerle müdavele-i hissiyat ve ifade-i maksat etmeleridir.” Sözler.738 Sabahın erken vaktinde bir bahçeye girin. Sessizlik değildir sizi karşılayan… Kuşların ahenkli sesi, cıvıltıların melodisi sarar her […]
Çiçeklerin Sessiz Daveti: Kudret Sofrasının Güzellikleri “Şimdi çiçeklere, meyvelere bak! Bunların gülümsemeleri ve tatları ve güzellikleri ve nakışları ve koku vermeleri; bir Sâni’-i Kerîm’in, bir Mün’im-i Rahîm’in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tatlarla her nev’e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir.” Sözler.738 Gül açar… Sessizdir. Ama gönle […]
Suyun Sessiz Secdesi: Irmaklardan Okunan İlâhî Kudret “Şimdi bak çeşmelere, çaylara, ırmaklara… Yerden, dağlardan kaynamaları tesadüfî değildir. Çünkü onlara terettüp eden âsâr-ı rahmet olan faydaların ve semerelerin şehadetiyle ve dağlarda bir mizan-ı hâcetle iddiharlarının ifadesiyle ve bir mizan-ı hikmetle gönderilmelerinin delâletiyle gösteriliyor ki bir Rabb-i Hakîm’in teshiriyle ve iddiharıyladır. Ve kaynamaları ise onun emrine heyecanla […]
Her Şeyin Üzerinde Sanatkârın Mührü: Güzellikte Hikmetin Dili “ اَلَّذٖٓى اَحْسَنَ كُلَّ شَىْءٍ خَلَقَهُ sırrınca her şeye, o şeyin kabiliyet-i mahiyetine göre kemal-i mizan ve intizam ile biçilip hüsn-ü sanat ile tertip edilip en kısa yolda, en güzel bir surette, en hafif bir tarzda, istimalce en kolay bir şekilde (mesela, kuşların elbiselerine ve her vakit […]
Duyguların Anahtarı: Kâinatın Kapılarını Açan İnsan “Gözlere kâinat bostanındaki manevî çiçekleri toplayan şuâat-ı ayniye gibi zâhirî ve bâtınî bütün duyguların, ayrı ayrı âlemlere her biri birer anahtar olmaları, yine o Sâni’-i Hakîm, o Fâtır-ı Alîm, o Hâlık-ı Rahîm, o Rezzak-ı Kerîm’in vücub-u vücudunu ve vahdet ve ehadiyetini ve kemal-i rububiyetini güneş gibi gösterir.” Sözler.725 İnsan, […]
Kâinatın Sessiz Duaları ve Cevap Veren Kudret “İstidat lisanıyla bütün tohumlar tarafından ve ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla bütün hayvanlar tarafından ve lisan-ı ıztırarî ile bütün muztarlar tarafından edilen duaların makbuliyetidir. İşte bu nihayetsiz duaların bilmüşahede kabul ve icabeti, her biri vücuba ve vahdete şehadet ve işaret ettikleri gibi mecmuu büyük bir mikyasta bilbedahe bir Hâlık-ı […]
Hayat: Esmâ-i İlâhiyenin Aynası ve İlahi Bir Tiryak “Evet, hayat tek başıyla bir Hayy-ı Kayyum’u bütün esma ve şuunatıyla bildirir. Çünkü hayat, pek çok sıfâtın memzuç bir macunu hükmünde bir ziya, bir tiryaktır. Elvan-ı seb’a, ziyada ve muhtelif edviyeler, tiryakta nasıl ki mümtezicen bulunur. Öyle de hayat dahi pek çok sıfâttan yapılmış bir hakikattir. O […]
Hayatın Sırrı: Samediyet Aynasında Bir Yolculuk “Hayy-ı Kayyum olan Zat-ı Vâcibü’l-vücud, hayatı pek çok kesretle ve mebzuliyetle halk edip neşir ve teşhir eder. Ve her şeyi hayatın etrafına toplattırıp ona hizmetkâr eder. Çünkü hayatın vazifesi büyüktür. Evet, samediyetin âyinesi olmak kolay bir şey değil, âdi bir vazife değil.” Sözler.743 Giriş Hayat… Sessiz bir tohumun çatlayıp […]
Ey Kendini İnsan Bilen İnsan! Kendini Oku” – İnsan Olmanın Şuuru Üzerine Bir Tefekkür “Demek, nasıl esmada bir ism-i a’zam var, öyle de o esmanın nukuşunda dahi bir nakş-ı a’zam var ki o da insandır. Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku… Yoksa hayvan ve camid hükmünde insan olmak ihtimali var.” Sözler.755 Giriş İnsan […]