Zamanın Müceddidi Kimdir? Asrın Tecdid İhtiyacı ve Risale-i Nur’un Misyonu “Senin müceddid hakkındaki mektubunu hayretle okuduk ve Üstadımıza da söyledik. Üstadımız diyor ki: Evet, bu zaman hem iman ve din için hem hayat-ı içtimaiye ve şeriat için hem hukuk-u âmme ve siyaset-i İslâmiye için gayet ehemmiyetli birer müceddid ister. Fakat en ehemmiyetlisi, hakaik-i imaniyeyi […]
Gençlik Bir Rüzgar, Pişmanlık Bir Fırtına: Gidenin Ardından Ağlayanlar “Hem nev-i insanın ekseriyetini teşkil eden ihtiyarlardan ve hastalardan sorunuz. Elbette ekseriyet-i mutlaka ile esefler, hasretler ile “Eyvah gençliğimizi bâd-i heva, belki zararlı zayi ettik. Sakın bizim gibi yapmayınız!” diyecekler. Çünkü beş on senelik gençliğin gayr-ı meşru zevki için dünyada çok seneler gam ve keder […]
Gençlik Nimet mi, Tuzak mı? “Gençlik gidecek. Sefahette gitmiş ise hem dünyada hem âhirette, binler bela ve elemler netice verdiğini ve öyle gençler ekseriyetle sû-i istimal ile israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere veya taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere veya manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz; hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. Elbette […]
Gerçek Lezzet Nerede? – Hayatın Tadını İmanla Bulmak Kastamonu Lâhikası’nın Hikmetli Düsturundan Hayata Dair Derin Bir Tefekkür “Hayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz. ” Kastamonu Lâhikası Giriş: İnsan, yaratılışı gereği zevk arar, huzur peşindedir. Her bir adımında saadeti, her bir tercihte rahatlığı gözetir. Fakat ne gariptir […]
Zehirli Balın Ardındaki Hakikat – İman Olmazsa Hayat Neden Azaba Dönüşür? Kastamonu Lâhikası Ekseninde Hayatın Hakiki Lezzeti ve Akıl İmtihanı “Hayat ise eğer iman olmazsa veyahut isyan ile o iman tesir etmezse; hayat, zâhirî ve kısa bir zevk ve lezzetle beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyade elemler, hüzünler, kederler verir. Çünkü insanda akıl […]
Gençlik, Ebedî Bir Yatırımdır – Nimetin Şükrü ve Sorumluluğu Üzerine Derin Bir Düşünce Kastamonu Lâhikası Işığında Gençliğin Kıymeti ve Akıbeti “Bir gün yanıma parlak birkaç genç geldiler. Hayat ve gençlik ve hevesat cihetinden gelen tehlikelerden sakınmak için tesirli bir ihtar almak istediler. Ben de eskiden Risale-i Nur’dan meded isteyen gençlere dediğim gibi onlara dedim ki: […]
Tahribat Zamanında En Büyük İbadet: Takva ile Kurtuluşun Yolu Kastamonu Lâhikası’ndan İman, Takva ve Amel-i Salih Üzerine Derin Bir Muhasebe “Bugünlerde Kur’an-ı Hakîm’in nazarında imandan sonra en ziyade esas tutulan takva ve amel-i salih esaslarını düşündüm. Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek ve amel-i salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def’-i şer, […]
Açlık Fitnesi ve İlahî Terbiye – Nimetteki Hikmeti Unutmanın Bedeli “Endişeli Sual: Bu âhir zaman fitnesinde açlık, ehemmiyetli bir rol oynayacak. Onunla ehl-i dalalet, bîçare aç ehl-i imanı derd-i maişet içinde boğdurup hissiyat-ı diniyeyi ya unutturup ya ikinci, üçüncü derecede bırakmaya çalışacak diye rivayetlerden anlaşılıyor. Acaba her şeyde hattâ kaht azabında ehl-i iman ve masumlar […]
Hizmetin Değeri Âhirette Ölçülür – Sabır, İhlas ve Beklenti Üzerine Bir Muhasebe “Bizlerle pek çok alâkadar bir zat çok defa dehşetli şekva ediyor ki: “Ben adam olamıyorum, gittikçe fenalaşıyorum, manevî hizmetlerimin neticelerini göremiyorum.” diye meded istiyor. Ona yazıyoruz ki: “Bu dünya dârü’l-hizmettir, ücret almak yeri değildir. A’mal-i salihanın ücretleri, meyveleri, nurları berzahta, âhirettedir. O […]
Unutkanlığın Hikmet Yönü: Haram Nazarın Hafıza Üzerindeki Tesiri “Risale-i Nur talebelerinden bir genç hâfız, pek çok adamların dedikleri gibi dedi: “Bende unutkanlık hastalığı tezayüd ediyor, ne yapayım?” Ben de dedim: Mümkün oldukça nâmahreme nazar etme. Çünkü rivayet var. İmam-ı Şafiî’nin (ra) dediği gibi: “Haram nazar, nisyan verir.” Evet, ehl-i İslâm’da nazar-ı haram ziyadeleştikçe hevesat-ı […]
Ağaçla Başlayan İmtihan: Cennet ve Dünya Arasında Bir Yangın İnsanlık tarihinin ilk sayfası bir ağaçla başladı. Kur’ân’ın beyanına göre Hz. Âdem ve Hz. Havvâ, Cenâb-ı Hakk’ın “şu ağaca yaklaşmayın” emrine muhalefet ettiklerinde, cennetten dünyaya gönderildiler. Bu yasak, sadece bir meyveden uzak durmak değil, aynı zamanda Allah’ın iradesine teslim olma sınavıydı. Ne gariptir ki, insanın dünyadaki […]
Ebedî Hayatın Gölgesinde Fâniliğin Isırıkları “Evet, hadsiz hayat-ı uhreviyeye nisbeten muvakkat ve fâni, kısacık hayat-ı dünyeviyenin zararları, sineklerin ısırması gibidir. Hayat-ı ebediyenin zararları, ona nisbeten yılanların ısırmasıdır.” Kastamonu Lâhikası İnsan, yaratılışı gereği hem dünya ile hem de ahiret ile irtibatlı bir varlıktır. Fakat çoğu zaman, göz önünde olan dünya hayatı, kalbi ve aklı meşgul eder; […]
Sadık Rüyalar ve Kaderin Şeffaf Aynası “Rüya-yı sadıka, kader-i İlahînin her şeyi ihata ettiğine bir hüccet-i kātıa hükmünde. Üstadımız binler tecrübe ile gördüğü gibi aynen bu vakıa dahi bizlere şuhud derecesinde kat’î ispat etti ki hâdisat, vücuda gelmeden evvel mukadderdir, malûmdur, muayyendir. Kader-i İlahînin mizanıyla geliyor diye bu rükn-ü imanîye bize gayet latîf ve kat’î […]
Büyük Kazanç Büyük Sadakat İster: Risale-i Nur’un Talebe Ahlakı “Risale-i Nur kendi sadık ve sebatkâr şakirdlerine kazandırdığı çok büyük kâr ve kazanç ve pek çok kıymettar neticeye mukabil fiyat olarak, o şakirdlerden tam ve hâlis bir sadakat ve daimî ve sarsılmaz bir sebat ister. Evet, Risale-i Nur on beş senede kazanılan kuvvetli iman-ı tahkikîyi, on […]