Zulüm Devam Ediyor, Ümmet Susuyor: Gazze’den Yükselen Son Çağrı İnsanlık tarihinin en uzun ve en acımasız kuşatmalarından biri, hâlen Gazze’de devam ediyor. Bir avuç insan, dünyanın gözü önünde, karadan, havadan ve denizden kuşatılarak kıyıma uğruyor. Bombaların altında can veren çocuklar, yıkılmış evlerin molozları altından çıkarılan bebekler, çadırlar içinde hayata tutunmaya çalışan yaşlılar… Ve en kötüsü: […]
İslâm’ın Kalbini Hedef Alan Plan: Merkezden Koparma ve Uhuvveti Tersine Çevirme “İkinci cereyan: Âlem-i İslâm’daki müstemlekatlarını kendilerine ısındırmak ve tam bağlamak için bu vatandaki kuvvetli merkeziyet-i İslâmiyeyi dinsizlikle ittiham etmekle bozmak ve âlem-i İslâm’ın irtibatını manen kesmek ve uhuvvetlerini bu millete adâvete çevirmek gibi bir planla şimdiye kadar bir derece muvaffak da olmuş. Eğer bu […]
Başlıksız Bir Liderlik Serüveni: Erdoğan’ın Siyasi Yolculuğu ve Hikmetli Dersler Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi serüveni, sadece bir şahsın yükseliş hikâyesi değil; aynı zamanda bir milletin yön arayışının, kimlik mücadelesinin ve kaderle buluşmasının modern bir izdüşümüdür. Belediye başkanlığından cumhurbaşkanlığına, oradan da dünya siyasetinde “oyun kurucu” bir figüre dönüşen bu yolculuk; kararlılığın, stratejinin, tevekkülün ve halk iradesine […]
İki Dehşetli Cereyana Karşı Tek Kale: Kur’an’la Yoğrulmuş Millet “Evet, hariçte iki dehşetli cereyana karşı bu kahraman millet, Kur’an kuvvetiyle dayanabilir. Yoksa küfr-ü mutlakı, istibdad-ı mutlakı, sefahet-i mutlakı ve ehl-i namusun servetini serserilere ibahe etmesini âlet ederek dehşetli bir kuvvetle gelen bir cereyanı durduracak ancak İslâmiyet hakikatiyle mezcolmuş, ittihat etmiş ve bütün mazideki şerefini İslâmiyet’te […]
İman Kalesini Terk Etmenin Bedeli: Türk Milleti ve Âlem-i İslâm’ın Kaderi “Bin seneden beri âlem-i İslâmiyet’i kahramanlığı ile memnun eden ve vahdet-i İslâmiyeyi muhafaza eden ve âlem-i beşeriyeti, küfr-ü mutlaktan ve dalaletten şanlı bir surette kurtulmasına büyük bir vesile olan Türk milleti ve Türkleşmiş onların din kardeşleri; eğer şimdi, eski zaman gibi kahramancasına Kur’an’a ve […]
İman Kalesini Terk Etmenin Bedeli: Türk Milleti ve Âlem-i İslâm’ın Kaderi “Bin seneden beri âlem-i İslâmiyet’i kahramanlığı ile memnun eden ve vahdet-i İslâmiyeyi muhafaza eden ve âlem-i beşeriyeti, küfr-ü mutlaktan ve dalaletten şanlı bir surette kurtulmasına büyük bir vesile olan Türk milleti ve Türkleşmiş onların din kardeşleri; eğer şimdi, eski zaman gibi kahramancasına Kur’an’a ve […]
Büyük Tehdit Altında Küçük Kavgalar: İslâm Birliğini Zedeleyen İmtihan “Haricî ve büyük bir düşmanın hücumu zamanında, dâhilî küçük düşmanlıkları bırakmak elzemdir. Yoksa hücum eden büyük düşmana yardım hükmüne geçer. Bunun için daire-i İslâmiyede eskiden beri tarafgirane birbirine mukabil, muarız vaziyetini alan ehl-i İslâm, o dâhilî düşmanlıkları muvakkaten unutmak, maslahat-ı İslâmiye muktezasıdır. ” Emirdağ Lâhikası 1 […]
Zamana Yazılmış İhtar: Şeair-i İslam’a Darbe Vuranlara Gelen İlâhî Tokatlar “Şeair-i İslâmiyeye ve siyaset-i İslâmiyeye darbe vuranlar on iki, on üç, on dört, on altı sene zarfında büyük darbeler yiyecekler diye bana ihtar edildi. Evvelki meselenin aksine olarak, geniş dairede vuku bulan o hâdisatı ve büyük cemaatlere gelen o tokatları, küçük bir dairede şahıslara gelecek […]
Zevkten Elem, Sabrın İçinden Rahmet Doğar: Nefisle Hesaplaşma ve Kader Terbiyesi “Bu sıkıntılı zamanda nefsim sabırsızlıkla beni taciz ederken bu fıkra onu tam susturdu, şükrettirdi. Size de faydası olur diye leffen takdim edilen bu fıkra, başımın yanında asılı duruyor. 1- Ey nefsim! Yetmiş üç sene, yüzde doksan adamdan ziyade, zevklerden hisseni almışsın. Daha hakkın kalmadı. […]
Zevkten Elem, Sabrın İçinden Rahmet Doğar: Nefisle Hesaplaşma ve Kader Terbiyesi “Bu sıkıntılı zamanda nefsim sabırsızlıkla beni taciz ederken bu fıkra onu tam susturdu, şükrettirdi. Size de faydası olur diye leffen takdim edilen bu fıkra, başımın yanında asılı duruyor. 1- Ey nefsim! Yetmiş üç sene, yüzde doksan adamdan ziyade, zevklerden hisseni almışsın. Daha hakkın kalmadı. […]
Allah’ı Bilmek: İnkâr Etmemek Değil, Kalben Tasdik Etmektir “Allah’ı bilmek, bütün kâinata ihata eden rububiyetine ve zerrelerden yıldızlara kadar cüz’î ve küllî her şey onun kabza-i tasarrufunda ve kudret ve iradesiyle olduğuna kat’î iman etmek ve mülkünde hiçbir şeriki olmadığına ve لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ kelime-i kudsiyesine, hakikatlerine iman etmek, kalben tasdik etmekle olur. …..Evet, […]
Lanet Etmekten Öte: Zalimlere Karşı Tavırda İlmî Ölçü ve Ahlâkî Denge “Haccac-ı Zalim, Yezid ve Velid gibi heriflere ilm-i kelâmın büyük allâmesi olan Sa’deddin-i Taftazanî “Yezid’e lanet caizdir.” demiş fakat “Lanet vâcibdir.” dememiş. “Hayırdır ve sevabı vardır.” dememiş. Çünkü hem Kur’an’ı hem peygamberi hem bütün sahabelerin kudsî sohbetlerini inkâr eden hadsizdir. Şimdi onlardan meydanda gezenler […]
Tekfirin ve Zemmin İnceliği: Hakkı Müdafaa Ederken Haddi Aşmamak “Madem zemmetmemek ve tekfir etmemekte bir emr-i şer’î yok fakat zemde ve tekfirde hükm-ü şer’î var. Zem ve tekfir, eğer haksız olsa büyük zararı var; eğer haklı ise hiç hayır ve sevap yok. Çünkü tekfire ve zemme müstahak hadsizdir. Fakat zemmetmemek, tekfir etmemekte hiçbir hükm-ü şer’î […]
Hüsn-ü Zan ve Âdem-i İtimad Arasında: Şahsî Ahlâk ile Sosyal Tedbirin Dengesi Giriş Mü’minin şiarı, kardeşi hakkında hüsn-ü zan etmektir. Ancak, hüsn-ü zanla safdillik, ihtiyatla suizan arasında çok hassas bir denge vardır. Bediüzzaman Said Nursî’nin ifadesiyle bu denge: “Hüsn-ü zan, fakat adem-i itimad” şeklinde formüle edilmiştir. Yani; Müslüman, muhatabı hakkında iyi niyetli düşünür ama tedbiri […]
Mühim ve mahrem bir mesele ve bir sırr-ı velâyet Âlem-i İslâmda Ehl-i Sünnet ve Cemaat denilen ehl-i hak ve istikamet fırka-i azîmesi, hakaik-i Kur’âniyeyi ve imaniyeyi, istikamet dairesinde, hüve hüvesine Sünnet-i Seniyyeye ittibâ ederek muhafaza etmişler. Ehl-i velâyetin ekseriyet-i mutlakası o daireden neş’et etmişler. Diğer bir kısım ehl-i velâyet, Ehl-i Sünnet ve Cemaatin bazı desâtirleri […]