“İnsani Yardım” Maskesi Altında Cani Planlar: Zalimler İçin Yaşasın Cehennem! Tarih boyunca zalimler daima mazlumların kanı üzerinden medeniyet kurma iddiasında bulundu. Ancak her yalanın bir ömrü, her zulmün bir vakti vardır. Bugün Gazze’de yaşananlar, tarihin gördüğü en alçakça planlardan biri olarak hafızalara kazınıyor. “İnsani yardım” adı altında kurulan sözde vakıflar, danışmanlık şirketlerinin hazırladığı “sürgün planları” […]
Eğer Ölümü Öldürebilirsen, Konuş! “Ey gafil! Eğer ölümü öldürebilirsen; zevâli dahi dünyadan izâle edebilirsen; ve acz ve fakrı beşerden kaldırabilirsen; ve katıü’t-tarîklik yapmak için zîhayatın hususan insanın ebede giden yolunu seddedecek bir çare bulmuşsan; dinden istiğna ve dinin şeairini terketmeğe insanları dâvet edebilirsin. Yoksa ey sersem! Sus!.. Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın dediğini dinle.” Nur’un İlk Kapısı Her […]
İman Sarayı ve Kapalı Kapılar: Hakikatin Değerini Anlamak “Bir saray var. O sarayın yüzer kapalı kapıları var. Bir tek kapının açılmasıyla, o saraya girilebilir. Öteki kapılar da açılır. Eğer bütün kapılar açık olsa, bir-iki tanesi kapalı olsa, o saraya girilemez diye söylenemez. İşte hakâik-i îmâniye o saraydır. Herbir delil, bir anahtardır, isbat ediyor, kapıyı […]
Hakiki Rehber: Kur’an ve Sünnet Mizanında Hayat “İşte ey şeytanın desiselerine müptela olan bîçare insan! Hayat-ı diniyenin ve hayat-ı şahsiyenin ve hayat-ı içtimâiyenin selâmetini dilersen; ve sıhhat-i fikir ve istikamet-i nazar ve selâmet-i kalb istersen; muhkemât-ı Kur’âniye’nin mîzanlarıyla ve Sünnet-i Seniyye’nin terazileriyle a’mâl ve hâtıratını tart ve Kur’ân’ı ve Sünnet-i Seniyye’yi rehber yap ve اَعُوذُ […]
Bir Dosyanın Kapanışı: Emeklilikten Ebediyete Bugün itibariyle çok şükür 65 yaş dolayısıyla öğretmenlik mesleğinden emekli oldum. Hamdolsun. Memura bir evrak için gittiğimde tüm görev süresince bana ait olan klasörü gostererek; Hocam, her şey tamam, şu dosyanızı da arşive kaldıracağız, başka iş kalmadı, dedi. Bir an sonrasına gittim. Artık okulla işim bitmiş, dosyam da kaldırılmıştı. […]
Sesin Yolculuğu: Havanın Sırrı ve Radyoların Hikmeti “Hava unsurunun yüksek ve ehemmiyetli bir vazifesi اِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ âyetinin sırrıyla, güzel ve manidar ve imanî ve hakikatli kelimelerin kalem-i kaderin istinsahıyla ve izn-i İlahî ile intişar etmesiyle bütün küre-i havadaki melâike ve ruhanîlere işittirmek ve arş-ı a’zam tarafına sevk etmek için kudret-i İlahî kaleminin mütebeddil […]
İki Yol Arasında Değil, Bir Yoldayız: Bu Topraklarda Ya İman Ya Hiçlik Var “Küfür ile iman ortası yoktur. Bu memlekette İslâmiyet’e karşı komünist mücadelesi ortası olamaz. Sağ ve sol, ortası üç meslek icab ettirir. Eğer İngiliz, Fransız deseler hakları var. Sağ İslâmiyet, sol komünistlik, ortası da Nasraniyet diyebilirler. Fakat bu vatanda küfr-ü mutlaka karşı iman […]
İffetin Bedeli ve İzzetin Tercihi: Kadın, Maişet ve Ubudiyet Dengesi “Fıtraten kadın, zaafı için maişet noktasında bir yardımcıya muhtaçtır. O ihtiyaç için şimdiki terbiye-i İslâmiyeden ders almayan; serseriliğe, tahakküme alışanlardan o küçük bir iaşesi hatırı için tahakkümler altına girip riyakârane kocasının rızasını tahsil etmek yolunda hayat-ı dünyeviye ve uhreviyesinin medarı olan ubudiyetini ve ahlâkını bozmak […]
Nimet mi, Nıkmet mi? Radyonun Dili, Kalbin Yönü “Evet beşer, hakikate muhtaç olduğu gibi bazı keyifli hevesata da ihtiyacı var. Fakat bu keyifli hevesat, beşte birisi olmalı. Yoksa havanın sırr-ı hikmetine münafî olur. Hem beşerin tembelliğine ve sefahetine ve lüzumlu vazifelerinin noksan bırakılmasına sebebiyet verip beşere büyük bir nimet iken büyük bir nıkmet olur. Beşere […]
Zerrelerdeki Zekâ: Kör Tesadüf mü, Kudret-i İlâhiye mi? “Demek bu bir avuçtaki hava zerreleri, yalnız ve yalnız bütün kâinatı ihata eden bir ilim ve iradenin, sem’ ve basarın sahibi bir zatın ve hiçbir şey ona ağır gelmeyen ve en büyük şey, en küçük şey gibi kudretine kolay gelen bir Kadîr-i Mutlak’ın kudreti ve iradesi ve […]
Kendi Âlemini Taşıyan İnsan: Her Hayat Bir Kâinattır “Evet, herkesin bu âlemde birer âlemi var, birer kâinatı var. Âdeta zîşuurlar adedince birbiri içinde hadsiz kâinatlar, âlemler var. Herkesin hususi âleminin ve kâinatının ve dünyasının direği kendi hayatıdır. Nasıl herkesin elinde bir âyinesi bulunsa ve bir büyük saraya mukabil tutsa herkes bir nevi saraya, âyinesi içinde […]
Zulümden Doğan Adalet: Kaderin Sessiz Fakat Kesin Konuşması “Konuşan Yalnız Hakikattir Risale-i Nur’da ispat edilmiştir ki: Bazen zulüm içinde adalet tecelli eder. Yani insan bir sebeple bir haksızlığa bir zulme maruz kalır, başına bir felaket gelir, hapse de mahkûm olur, zindana da atılır. Bu sebep haksız olur, bu hüküm bir zulüm olur. Fakat bu […]
Suyun Sessiz Hutbesi: Kâinatta Dolaşan Bir “Mübarekât” Lisanı “Herkesin hususi dünyasındaki gibi benim de hususi dünyamın ikinci unsuru olan su unsuru dahi küllî bir lisan olarak bütün zerratı ile hususan zîhayatların menşelerine ve yaşamalarına hizmetleri noktalarında trilyonlar, katrilyonlar adedince اَلْمُبَارَكَاتُ kelime-i mübarekesini lisan-ı hal ile kâinatta neşrediyor. Çünkü suyun katrelerinin gördüğü vazifeler, hususan […]
Temsilin Gücü: İslâm’ı Yaşamak, İslâm’ı Yaymaktır “Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tabileri elbette cemaatlerle İslâmiyet’e girecekler. Belki küre-i arzın bazı kıtaları ve devletleri de İslâmiyet’e dehalet edecekler.” Emirdağ Lâhikası 2 Tarih boyunca hakikatler sözle anlatılmıştır; fakat hakikatlerin kalplerde yer etmesi ve gönülleri fethetmesi, en çok da onların […]
Kâinatın Lisanı: Her Şeyde O’nu Gösteren Bir Âyet Var “Evet Cenab-ı Hak, bu kâinatı insana lâzım ve lâyık her şeyi içinde halk etmiş bir misafirhanedir. Ziyafetler nevinde bazı zaman ve asırlarda gizli kalmış nimetlerini dua-yı fiilî olan telahuk-u efkârdan ileri gelen taharriyat neticesinde ellerine ihsan eder. Buna karşı şükür etmek lâzım gelirken, bir küfran-ı nimet […]