Zamanın Kalbinde Bir Hakikat: İman, Hayat ve Şeriatın Tecdid Dönemleri “Âlem-i insaniyette ve İslâmiyette üç muazzam mesele olan, îmân ve şerîat ve hayattır. İçlerinde en muazzamı îmân hakîkatleri olduğundan…” “Evet, bu zamanda hem imân ve din, hem hayat-ı içtimâî ve şerîat, hem hukuk-u âmme ve siyâset-i İslâmiye için gayet ehemmiyetli bir müceddid ister. Fakat en […]
İRAN’DA SÜNNİLERİN DURUMU: TARİHÎ, SİYASÎ VE İLMÎ BİR TAHLİL “Hakkı üstün tutan bir millet, adaletle yükselir; mezhebi üstün tutan bir devlet, ayrılıkla çürür.” Giriş: Mezhepler Arasında Bir Coğrafya İran, coğrafî olarak İslam medeniyetinin kalbinde yer alırken, mezhebi yapısıyla da İslam dünyasının dikkat çeken merkezlerinden biridir. Şiîliğin devlet mezhebi olarak kabul edildiği bu ülkede, milyonlarca Sünni […]
GAZZE: ZULMÜN AYNASINDA İNSANLIK “Bir milletin yaşama hakkı, bombalara değil, vicdanlara emanet edilmelidir.” Giriş: Gözümüzün Önünde Bir Soykırım yüzyılın en kanlı dosyalarından biri, Gazze adını taşıyor. Sözde uygarlığın zirvesine ulaşmış bir çağda, insanların canlı canlı yakıldığı, yardım beklerken vurulduğu, çocukların un ve ekmek için sıraya girerken öldürüldüğü bir çağda yaşıyoruz. Sözde insan hakları savunucularının sustuğu, […]
İnsanın En Büyük Meselesi: İman ve Kudret Aynası Olarak Varlık Hayatımızın her anında karşılaştığımız sayısız hadise ve içinde bulunduğumuz dünya, bize daimi bir ibret ve düşünce kaynağı sunar. dahili ve harici gözlemlerimiz, her bir zerrenin ve her bir olayın ardında yatan muazzam bir kudretin, ilmin ve iradenin varlığını fısıldar. İnsanın cüz’i ilmi, iradesi, görmesi (basar) […]
Kıyamet Aynasında İnsan: Her Canlıda Bir Son, İnsanda Sonsuzluk Arayışı “Bir şahsın müddet-i ömründe başına geçen bir çok kıyamet çeşitleri geçmiştir. Beş altı senede bilittifak bütün zerratını değiştirmiş, belki bir senede iki defa tedricî bir kıyamet görmüş… Hem bazı envâ’-ı hayvanatta bazı vakitte bir kıyamet-i nev’iyye müşâhede ediyoruz. İnsanın bir şahsı, başkasının nev’i hükmündedir. […]
İnsanın Yolculuğu: Nutfeden Kudrete, Cesetten Hikmete “Bak, vücûd-u insan tavırdan tavıra geçtikçe acib, muntazam inkılabatı geçiriyor. Nutfeden alakaya, alakadan mudgaya, mudgadan azm ve lahme, azm ve lahmeden halk-ı cedide intikal, gâyet dakîk desâtîre tâbidir. Her bir tavrın öyle kavânin-i mahsusa, ve öyle nizâmât-ı muayyene ve öyle harekât-ı muttaridesi vardır ki; cam gibi altında kasd, irade, […]
Kudretin Gölgesinde Haşr: Zor Değil, Zorunludur “Fâil muktedirdir. Kudrette noksan yoktur. A’zam ve asgar ona nisbeten birdirler. Evet bir Kadîr ki; âlem bütün güneşleri, yıldızları, avâlimi, zerratı, cevahiri, gayr-ı mütenahî lisanlar ile azametine, kudretine şehâdet eder. Hiçbir vehim ve vesvesenin hakkı var mıdır ki, haşr-i cismanîyi O kudretten istib’âd etsin? ” Âsâr-ı Bediiye İnsanoğlunun en […]
Sınırsız Kudretin Sade Tecellisi: Ne Cüz’ü Zorlar Ne Küll’ü Zorlanır “Evet Kudret, hem basit, hem nâmütenahî, hem zâtî… Mahall-i taalluk-u kudret, hem vasıtasız, hem lekesiz, hem isyansızdır. Büyük küçüğe tekebbürü yok, cemaat ferde rüchânı yok. Küll cüz’e nisbeten kudrete karşı fazla nazlanması olamaz. ” Âsâr-ı Bediiye İnsan kudreti sınırlıdır. Elini uzatabildiği yere kadar ulaşır, aklı […]
“KÜN” Emrine İtaat: Kemâlin Çağrısı ve Kâinatın Secdesi “Her şeyin bir nokta-i kemâli var. Ve o noktaya bir meyli var. Muzaaf meyil ihtiyaçtır. Muzaaf ihtiyaç iştiyaktır. Muzaaf iştiyak incizabdır. Bunlar emr-i tekvinînin mahiyyât tarafından birer habb ve nüve-i imtisalidir. Mahiyat-ı mümkinatın mutlak kemâli, mutlak vücûddur. Hususî kemâli, isti’dadatını bilfiile çıkaran ona mahsus vücûddur. Bütün kâinatın […]
İçten Vurulan Millet: Hayim Naum Planı ve İslâmiyet’e Tuzak Kurulmuş Bir Asır “Hayim Naum o sırada Ankara’ya kadar da uzanarak planın muvaffakiyeti için gereken en mühim ve merkezî şahıs nezdinde –yani Mustafa Kemal yanında– emin bulunduğu tesirinin derecesini ölçmek istemiştir. Öyle ki bu tesir, ma’hud mevzuda Hayim Naum’dan daha heveskâr ve gayretli bir İslâmiyet düşmanına […]
Ruhsuz Zafer: Satveti Yitiren Bir Milletin Hikâyesi “Lozan Muahedesi’nden sonra, İngiltere Avam Kamarasında “Türklerin istiklalini ne için tanıdınız?” diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon’un verdiği cevap: “İşte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları maneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz.” Yani Mustafa Kemal ve İsmet’in verdikleri karar, Türk […]
Ceset Dağılır, Ruh Dağılmaz: Mevtin Gölgesinde Bir Hakikat “Gayet kat’î bir hads ile sabittir ki; cesed ruhla kaimdir. Ruh, binefsihi kaim ve hâkim olduğundan; cesed istediği gibi dağılsın, toplansın istiklâliyetine sebep vermez. Belki cesed, hanesi ve yuvasıdır. Libası ise bir derece sabit ve letafetçe ona münasib bir gılaf-ı latîfi var. Öyle ise mevtte bütün bütün […]
Akıl, Varlık ve Sonsuzluk Arasında İnsan: Fani Dünyanın Ötesi İnsanın akıl ve fikir meydanı, gerçekten de tarifi imkânsız bir muamma. Bazen “zerre içinde dönüyor, katre içerisinde yüzüyor, bir noktada hapsoluyor.” dedirten bir darlığa sahipken, bazen de “âlemi bir karpuz gibi eline alır ve kâinatı misafireten getirir, akıl odasında misafir eder.” Mesnevi-i Nuriye’den süzülen bu hikmetli […]