Kur’ân’ın Sonsuz Ufku: Medeniyetin Üstünde Bir Medeniyet “Fenn-i tehzib-i ruh ve riyazat-ül kalb ve terbiyet-ül vicdan ve tedbir-ül cesed ve tedvir-ül menzil ve siyaset-ül medine ve nizamat-ül âlem ve fenn-ül hukuk vesaire.. Lüzûm görülen yerlerde tafsil… Ve lüzûm olmayan veya ezhânın veya zamanın müstaid veya müsaid olmadığı yerlerde birer fezleke ile kavaid-i esasiyeyi va’z ederek, […]
Kur’ân’ın Yedi Kaynaktan Parlayan Mucizesi: Kelâmda Sonsuzluk Nakşı “İ’caz-ı Kur’ân yedi menabi’-i külliyeden tecellî ve yedi anasırdan terekküb eder. Birinci Menba: Lâfzın fesahatından, nazmın cezaletinden, mânânın belâğatından, mefhumların beda’atından, mazmunların bera’atından, üslûbların garabetinden tevellüd eden nakş-ı acîbdir.” Âsâr-ı Bediiye Kur’ân; sadece bir kitap değil, kelâm-ı ezelîdir. O, insanın değil, Âlemlerin Rabbi’nin sözüdür. Beşerî […]
Dürbünle Hakikati Arayanlar: Akıl Yolculuğunun Hududu ve Hikmeti Giriş: Akıl, Arayış ve Sınırlar Tarih boyunca insanlık, varoluşun sırrını, hayatın gayesini ve hakikatin mahiyetini anlamak için akıl dürbününü semaya çevirmiştir. Bu dürbün bazen Yunan felsefesinin merceğinden, bazen Hind ve Çin’in mistik yollarından, bazen de İslam coğrafyasının parlak mütefekkirlerinden geçerek hakikate ulaşmaya çalışmıştır. Ancak şu da bir […]
İnançla Siyaset Arasında Ezilen Hakikat: Tarafgirliğin İhaneti “-Kim fâsık siyasetdaşını, mütedeyyin muhalifine, sû’-i zan bahaneleriyle tercih etse, muharriki siyasetçiliktir. Hem umumun mal-ı mukaddesi olan dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslekdaşlarına daha ziyade has göstermekle, kavî bir ekseriyette dine aleyhdarlık meyli uyandırmakla nazardan düşürmek ise, muharriki tarafgirliktir.” Âsâr-ı Bediiye > “Kim fâsık siyasetdaşını, mütedeyyin muhalifine, sû’-i zan […]
Şeytan ve Siyaset: Üfleyen Avrupa, Oynayan Doğu “Dedim: اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَ السِّيَاسَةِ Evet İstanbul siyaseti İspanyol gibi …. bir hastalıktır. Fikri hezeyanlaştırır. Biz müteharrik-i bizzât değiliz. Bilvasıta müteharrikiz. Avrupa üflüyor, biz burada oynuyoruz. O tenvim ile telkin eder. Biz kendimizden hayal edip, esammane tahribimizde eser-i telkini icra ederiz. Mademki menba’ Avrupa’dadır. Gelen […]
İns Suretindeki Şeytanlar ve Siyasetin Sinsi Hatları ” اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجٖيمِ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ Herbir zamanın insî bir şeytanı vardır. Şimdi beşerde insan suretinde şeytanın vekili olan ruh-u gaddar, fitnekârane siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan el-hannas, altı hutuvatıyla âlem-i İslâmı ifsad için: İnsanlarda ve insan cemaatlerindeki habis menba’ları ve tabiatlarındaki […]
Ateşe Sokan Ameller: Unutulan Hakikatler Kur’an’ın nazil olduğu ilk yıllarda indirilen sûrelerden biri olan Müddessir Suresi, insanoğlunun en temel zaaflarını ve ahiret hesabına dair gafletini çarpıcı ifadelerle gözler önüne serer. 42 ila 47. ayetler, cehenneme girecek olan kimselerin kendi dilleriyle verdikleri itirafları taşır. Bu ayetlerde sadece cehennem tehdidi değil, aynı zamanda bu akıbetin dünya hayatındaki […]
KİLİT AÇILDI – DÜĞÜM ÇÖZÜLDÜ: Yeniden Dirilişin Şafağı Tarihin kadim dehlizlerinde yankılanan bir ses, Anadolu topraklarında bir kez daha yankı buluyor: “KİLİT AÇILDI – DÜĞÜM ÇÖZÜLDÜ.” Bu sözler, sadece kuru bir siyasi açıklama değil; bin yıllık kardeşliğin, acıların ve umutların yoğrulduğu bu coğrafyanın derinliklerinden yükselen bir feryat, bir davettir. Kadim ruhun, Malazgirt’ten Kudüs’e, İstiklal Harbi’nden […]
Adaletin Kıyameti: İlâhî Mizan Unutulursa Ne Olur? “Had ve ceza, emr-i İlahî ve adalet-i Rabbâniye namına icra edildiği vakit; hem ruh, hem akıl, hem vicdan, hem insaniyetin mahiyetindeki latifeleri müteessir ve alâkadar olurlar. …Eğer beşer çabuk aklını başına alıp adalet-i İlahiye namına ve hakâik-i İslâmiye dairesinde mahkemeler açmazsa, maddî, manevî kıyametler başlarına kopacak, anarşistlere, ye’cüc […]
Silahların Sessizliği, Vicdanların Yankısı: Leyla Zana’nın Gözyaşı, İkrime’nin İmanı ve Yeni Bir Dil Arayışı Giriş: Sönmeye Yüz Tutmuş Bir Ateşin Ardındaki Hikmet Tarihler 2025’i gösterdiğinde, bir miladın sessiz işaret fişeği PKK’nın silah bıraktığı Casene Mağarası bölgesinden yükseldi. Terör örgütü PKK’nın onlarca yıllık kan ve gözyaşıyla şekillenen yolculuğunda, sembolik de olsa “silahların yakılması” gibi çarpıcı […]
Silahın Susturulması: Bir Asrın Yorgunluğu ve Milletin Direnişi “Ve hak geldi, bâtıl zail oldu. Zira bâtıl yok olmaya mahkûmdur.” (İsrâ, 81) Tarihin en derin yaralarından biri olan terör, bugün bir milat yaşıyor. Sadece bir örgütün değil; arkasındaki karanlık akılların, küresel vesayet odaklarının ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak isteyen haçlı zihniyetinin de perdesi aralanıyor. PKK terör örgütü, 50 […]
Bin Bir İsm-i İlâhî: Kâinatı Tenvir Eden Kudret Güneşleri “Bin bir ism-i İlahînin, kâinata müteveccih olan o esmadan her biri bir âlemi ve o âlem içindeki âlemleri tenvir eder bir güneş hükmünde ve sırr-ı ehadiyet cihetiyle, her bir ismin cilvesi içinde sair isimlerin cilveleri dahi bir derece görünüyordu. ” Sikke-i Tasdiki Gaybî Her sanatkâr, sanatında […]
Kâinatın Satırlarında Yazılı İlâhî Mektuplar ” تَاَمَّلْ سُطُورَ الْكَٓائِنَاتِ فَاِنَّهَا ٭ مِنَ اْلَمََلاِ الْاَعْلٰى اِلَيْكَ رَسَٓائِلُ Yani: “Sahife-i âlemin eb’ad-ı vâsiasında Nakkaş-ı Ezelî’nin yazdığı silsile-i hâdisatın satırlarına hikmet nazarıyla bak ve fikr-i hakikatle sarıl. Tâ ki mele-i a’lâdan uzanan şu selasil-i resail, seni a’lâyı illiyyîn-i tevhide çıkarsın.” Âsâr-ı Bediiye İnsan, çoğu zaman kendini dar […]
Gonca Gibi Âlemler ve Gönle Açılan Nur Kapısı “Üveys-i Karanî’nin اِلٰهٖى اَنْتَ رَبّٖى وَ اَنَا الْعَبْدُ وَ اَنْتَ الْخَالِقُ وَ اَنَا الْمَخْلُوقُ وَ اَنْتَ الرَّزَّاقُ وَ اَنَا الْمَرْزُوقُ … الخ münâcat-ı meşhuresi nevinden, bütün mevcudat-ı zevi’l-hayat, Cenab-ı Hakk’a karşı aynı münâcatı ettiklerini ve on sekiz bin âlemin her birinin ışığı, birer ism-i […]
Tevhid Merdiveni: Vahdetü’l-Vücud’un Zevkî Derinliği “SUAL: VAHDETÜ’L-VÜCUDU NASIL GÖRÜYORSUN? Elcevap: Tevhidde istiğraktır. Ve nazara sığışmayan bir tevhid-i zevkîdir. Esasen tevhid-i rububiyet ve tevhid-i ulûhiyetten sonra tevhidde zevken şiddet-i istiğrak, vahdet-i kudret, yani; لَا مُؤَثِّرَ فِى الْكَوْنِ اِلَّا اللّٰهُ sonra vahdet-i idare, sonra vahdetü’ş-şühud, sonra vahdetü’l-vücud, sonra yalnız bir vücûdu, sonra yalnız bir mevcudu görünceye […]