8-BİR KAÇ BİÇARE GENÇLERE

Loading

No ResponsesŞubat 27th, 2021

56-YARATILIŞIN GAYESİ-1

Loading

No ResponsesŞubat 26th, 2021

57-YARATILIŞIN GAYESİ-2-

Loading

No ResponsesŞubat 26th, 2021

54-ÂHİRETİ ALLAHTAN SORUYORUZ-2

Loading

No ResponsesŞubat 25th, 2021

55-ÂHİRETİ ALLAHTAN SORUYORUZ-3

Loading

No ResponsesŞubat 25th, 2021

52-BİZE HALIKIMIZI TANITTIR

Loading

No ResponsesŞubat 24th, 2021

53-ÂHİRETİ ALLAHTAN SORUYORUZ-1-

Loading

No ResponsesŞubat 24th, 2021

KUŞATMA FAALİYETİ

KUŞATMA FAALİYETİ

Adım adım kuşatma faaliyeti içerisinde; çevremiz çakallar tarafından kuşatma altına alınmaya çalışılmaktadır.

Türkiye bahanelerle, büyümesi engellenmek amacıyla çevresindeki devletler tarafından sürekli taciz ediliyor.

Yunanistan rahatsız ediyor. Hırçın bir çocuk gibi.

İşte PKK’lılar, fetö rahatsız ediyor. Şer odakları tarafından besleniyor ve destekleniyor.

Menfaat odakları aynı platformda bir araya geliyor ve getiriliyor.

Bir yandan da çevresindekilerle kavgalı gösterilip, yalnızlaştırılmaya çalışılıyor.

Savaş ve kavga canlı tutulmaya çalışılıyor.

Yüz yıl önceki piyon ve kuklalar yenileriyle değiştirilmeye çalışılıyor.

Etrafımızdaki çakallar hep av peşinde.

İsrail, Diyarbakır ve Gaziantebe kadar Arzı Mev’ud yani vadedilmiş topraklar peşinde.

Yunan, Megalo İdea kısaca Yunanistan’ın Bizans’ı en parlak dönemine geri getirme ideolojisi içerisinde, Egeyi ve Kıbrıs’ı ele geçirme sevdasında.

Ermeni, Büyük Ermenistan hayali içerisinde doğuyu alma peşinde.

-“Ermenistan işgalinden kurtarılan Terter’de skandal bir harita bulundu. Terter’deki bir karakolda bulunan skandal haritada; Türkiye’nin doğusu, Azerbaycan’nın güney toprakları, Suriye, Irak ve İran’ın kuzeyi Ermenistan toprakları gibi gösterildi.”[1]

Abd, orta doğunun petrollerini, Akdeniz’in enerjisini elde etmek için Türkiye’yi elde etme ve kontrol amacıyla terörü ve teröristleri besleme ve destekleme peşinde..

Rusya, sıcak denizlere inmek için asırlardır fitne ve oyun içerisinde, terör ve teröristlerle ittifak içinde.

İran, eski Sasani imparatorluğuna ve Safevi Devletine geri dönmek için İsrail ve Abd ile anlaşmalı, danışıklı dövüşü sürdürerek Şiayı yayma ve yayılmacı politika peşinde.

Sosyalist ve materyalist bir kısım ve kendisini kürt gösteren az bir kesim kürtler, şaşkınlık içerisinde, sağa sola çekilerek, hayallere kurban edilmekte.

Araplar ellerindeki gücü kaybetmemek için kurtlarla ve çakallarla iş birliği içerisinde.

Suriye azınlık hakimiyetini sürdürmek için, çoğunluğu azaltmaya çalışmakta.

**************  

En önemlisi ise, bu kuşatmanın içten sürdürülmesidir.

İçteki piyonları öne sürerek, kendileri adına konuşup saldırtarak, içten zayıflatmak taktiği oynanmaktadır.

O da yıllardır.

Dost suretinde görünerek ve gösterilerek…

-Ümit Özdağ’a ‘parti kurmayın sokağa dökülün’ çağrısı yapan Enver Altaylı neyi amaçlıyordu?

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, Enver Altaylı’nın kendisine gelip ‘partiyi kapatacaklar’ dediğini, sonradan ‘parti kurmayan sokağa dökülün’ önerisinde bulunduğunu anlattı. Enver Altaylı’yı CIA adına Türkiye’de görev yapan Ruzi Nazar’ın yetiştirdiğini vurgulayan Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi, ‘sokağa dökülün’ çağrısının neden kritik olduğunu yazdı.”[2]

***************   

Ne hazin bir tecellidir ki; 16 tane şehit veriyoruz, O Şehitlerin hesabı sorulmuyor, onun karşılığında PKK’lıların nasıl öldürüldüğü, gerçekten o şehitleri onların mı öldürdüğü, bunun doğru mu olup; belki, acaba, gerçekten PKK mı yaptı diyerek adeta katil affedilmeye, meşrulaştırılmaya ve savunmaya çalışılırken, şehit olanlar maalesef göz ardı ediliyor.

Ne kadar Hazin bir tecellidir ki; hem içeride hem de dışarıda Amerika belki-ler ile, acaba-lar ile, adeta pkk-yı temize çıkartmak için her türlü yola başvuruluyor.

Şehitlerin şehadetinin üzerini örtmek, perdelemek amacıyla suç tamamı ile hükümete yüklenmeye çalışılıyor.

Devleti yıkmaya çalışan ve masum 6 binin üzerinde çocuk, kadın, yaşlı demeden herkesi öldürdüğü halde, hala PKK’yı temize çıkartma faaliyetleri devam etmektedir.

-Dünyada insan eti yiyen yamyamlarda dahi, devletin asker ve polisi dağdaki eşkıya ve ortaklarıyla savaşırken, o devletin meclisinde onları temsil edip savunan ve devletten maaş ve 57 milyon 550 bin TL bütçeden para alan bir yer var mıdır??!!!

Ve bu gizlenmeden ve açıkça yapılmaktadır.

Üniversite ve devlet kurumlarında faaliyet göstermektedirler.

-“Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!”

Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; (ve de öldürürler)sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler.”[3]

-“Aç canavara karşı tahabbüb, merhametini değil, iştahasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister.”[4]

****************  

Lozanda[5] başlayan kuşatma yeniden güncellenmeye çalışılmaktadır.

-Boğaziçi Üniversitesindeki oyun dış destekli ve Üniversite içindeki piyon ortaklığıdır.[6]

-Devletin en üst kademesinden İç İşleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu 15 Temmuz’da Abd’nin işin içinde olduğunu dile getirdi.

‘Fetö Abd ile yaptı’ ve Pkk’ya 50 tır silah ne olduğunu ve kimin yanında olduğunu ve bu milleti nasıl yüzüne gülüpte arkadan hançerlediğini göstermiyor mu?

Hani Pkk’yı terörist olarak tanımışlardı?

Yetmedi mi?

Ya Türkiye’den kaçan teröristler nerede barınmakta?

Neden Nato darbe yapanları bize iade etmedi?

Hemen cevap vermeye çalışan elçi, bunun Nato ortaklığına uygun olmadığını söylerken, Nato ortaklarının dünden bugüne darbelerin içinde olduklarını kendilerine çok iyi yakıştırmış olsalar gerek.

-Kıssa: Alimin birine sormuşlar; Sizin Peygamberiniz, dünya öküz ve balığın üzerindedir, diyor, doğru mudur? denilince bu alim zat cevaben;

Vallahi dediği doğrudur ancak dünyanın altında pek öküzün olduğunu düşünmüyorum ancak üstünde çok öküzlerin var olduğunu biliyorum, demiş.

MEHMET ÖZÇELİK

24-02-2021


[1] https://www.yenisafak.com/dunya/ermeni-isgalinden-kurtarilan-terterde-skandal-harita-turkiyenin-sehirlerini-de-kattiklari-planlari-ortaya-cikti-3591948

[2] https://www.haber7.com/guncel/haber/3025749-umit-ozdaga-parti-kurmayin-sokaga-dokulun-cagrisi-yapan-enver-altayli-neyi-amacliyordu

[3] Nuh.26,27.

[4] Mektubat, Bediüzzaman. s. 456.

[5]https://www.facebook.com/656108373/posts/10158964195138374/   

[6] https://www.superhaber.tv/hesabim-bogazici-gerceklerini-aciklamamam-icin-kapatildi-haber-325355

Loading

No ResponsesŞubat 24th, 2021

51-İHTİYARLAR RİSALESİ-2

Loading

No ResponsesŞubat 23rd, 2021

50-İHTİYARLAR RİSALESİ-1-

Loading

No ResponsesŞubat 23rd, 2021

49-HASTALAR RİSALESİ-3

Loading

No ResponsesŞubat 22nd, 2021

48-HASTALAR RİSALESİ-2-

Loading

No ResponsesŞubat 22nd, 2021

47-HASTALAR RİSALESİ-1-

Loading

No ResponsesŞubat 22nd, 2021

46-TESETTÜR RİSALESİ-AİLEDEKİ YANGIN

AİLEDEKİ YANGIN

Allahın Rahim ve Vedud isimlerinin tam tecelli ve tezahürü kadında olmaktadır.

Bir sözde; Kadın anlaşılmak için değil, yaşanmak içindir.

Yaşanacak kadını buldunsa, onu anlamaya çalışma.

-Örtü nasıl olmalıdır?

Örtüyü örten örtüye başka bir örtü gerekmeden…[1]

-2001 yılından bu yana Türkiye’deki boşanma istatistikleri ele alındığında en fazla boşanma olayının 2018 yılında yaşandığı görüldü. TÜİK verilerine göre 2018 yılında 142 bin 448 çiftin geçinemeyip boşandıkları belirlendi. Yapılan araştırmalara göre; 2001 yılındaki boşanma sayısı 91 bin 994 olarak kayıtlara geçerken bu rakam 2017 yılında da 128 bin 411 oldu. 2016 yılında boşanan çift sayısı 126 bin 164, 2015 yılında ise 131 bin 830 olarak kayıtlara geçti.

Aydın’da ise 2018 yılında 7 bin 734 çift evlenirken, 2 bin 677 çift ise evliliklerini bitirerek boşandı. Karacasu ilçesinde ise 109 çift evlenirken, 65 çift ise boşandı.

-Ailedeki bu yangın, yakıcı bir yangındır.

Çatıyı sarmaktadır.

-”Benimle görüşen ekserî dostlardan, kendi ailevî hayatlarından şekvâlar işittim. “Eyvah!” dedim. “İnsanın, hususan Müslümanın tahassungâhı ve bir nevi cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Bu da mı bozulmaya başlamış?” dedim. Sebebini aradım. Bildim ki, nasıl İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla din-i İslâma zarar vermek için, gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesâtıyla sefahete sevk etmek için bir iki komite çalışıyormuş.

…Bu zamanda aile hayatının ve dünyevî ve uhrevî saadetinin ve kadınlarda ulvî seciyelerin inkişafının sebebi, yalnız daire-i şeriattaki âdâb-ı İslâmiyetle olabilir. Şimdi aile hayatında en mühim nokta budur ki, kadın, kocasında fenalık ve sadakatsizlik görse, o da kocasının inadına, kadının vazife-i ailevîsi olan sadakat ve emniyeti bozsa, aynen askeriyedeki itaatin bozulması gibi, o aile hayatının fabrikası zîr ü zeber olur. Belki o kadın, elinden geldiği kadar kocasının kusurunu ıslaha çalışmalıdır ki, ebedî arkadaşını kurtarsın. Yoksa, o da kendini açıklık ve saçıklıkla başkalara göstermeye ve sevdirmeye çalışsa, her cihetle zarar eder. Çünkü hakikî sadakati bırakan, dünyada da cezasını görür. Çünkü nâmahremlerin nazarından fıtratı korkar, sıkılır, çekilir. Nâmahrem yirmi erkeğin on sekizinin nazarından istiskal eder. Erkek ise, nâmahrem yüz kadından, ancak birisinden istiskal eder, bakmasından sıkılır. Kadın o cihette azap çektiği gibi, sadakatsizlik ithamı altına girer, zaafiyetiyle beraber; hukukunu muhafaza edemez.”[2]

*Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi için 2011 yılında imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme tartışmaları devam ederken; AK Parti’nin son MYK toplantısında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a boşanma raporu sunuldu. Raporda, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği 2014’ten bu yana boşanma davalarındaki sayılar da yer aldı. Rakamlara göre, 2014 yılında 202 bin 17 boşanma davası açılırken, bu sayı her yıl arttı. 2015’te 205 bin 871, 2016’da 212 bin 945, 2017’de 223 bin 194, 2018’de 246 bin 921 boşanma davası açılırken, geçtiğimiz yıl bu rakam 248 bin 640’a kadar çıktı.

*Tecavüz ile ilgili bir araştırmada;

*İslam Hukukunda Tecavüz Suçu.
Tecavüz suçu, İslam hukukunda ayrı bir suç olarak işlenmemiş ve hadd cezası  ile cezalandırılan zina suçu içinde yeralır. İslam Hukukunun ana kaynağı olan Kuran’da, tecavüz suçunun da içinde yer aldığı zina, topluma yönelik bir suç olarak nitelendirilmiş ve hadd cezası ile cezalandırılır.

-İslam hukukunda genel olarak suçlar had, kısas ve tazir ile cezalandırılan suçlar olarak
üçe ayrılır. Ancak Udeh, suçları toplumun genelini ilgilendiren ve had cezası gerektiren
suçlar ile bunun dışında kalan suçlar şeklinde ikili bir ayrıma gitmiştir.[3]
– Irza geçme suçunun yer aldığı cinsel suçlar, tarihsel gelişim içinde çoğunlukla genel
ahlak ve kurulu aile düzeni adına cezalandırılırlar. Bu nedenle, yasalarda cinsel suç
deyimi yerine genel ahlak, genel adap, aile düzeni gibi başlıklar kullanılır. Can, s.
475,481.Günümüzde, bu suç topluma karşı işlenen suç kavramından çıkarılarak, kişiye
karşı işlenen suçlar arasında değerlendirilmektedir.[4]

– Avcı, zina suçunda korunan değerin karma bir nitelik gösterdiğini yani amacın neseb,
genel ahlak ve aile ile kamu düzeninin korunması olduğuna işaret eder. Mustafa Avcı,
“Osmanlı Hukukunda Suçlar ve Cezalar”, İstanbul 2004, s. 163. Zina suçu, İslam
hukukunda ammeye karşı işlenen bir suç olarak görülmektedir. Çünkü zina fiili ile
toplumun temeli olan aile kurumu temelden sarsılmaktadır. Böyle bir fiilin cezasız
kalması fuhuşu resmileştirerek, toplumun geleceğini tehlikeye sokar. [5]

-“İslam hukukunda, Hanefi mezhebi dışında tüm mezhepler tecavüz suçuna had cezası
uygulanmasını kabul ederler. Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre kadının
tecavüze uğradığı kesinleşirse tecavüz fiilini işleyen kadınla evlense dahi recm cezası ile cezalandırılır. Hanefi mezhebi ise, bu durumda29 tecavüz fiiline verilen cezada had cezasını uygulamamıştır.

29 Örneğin kadının kendisine tecavüz eden erkekle evlenmesi halinde Hanefi mezhebine
göre, evlilik had cezasını ortadan kaldırır. Oysa diğer mezhepler, böyle bir durumda
kadının iddiasını kanıtlaması durumunda erkeğe yine de had cezası uygulanaması
gerektiğini kabul eder.[6]

* Zina eden kadın ve erkeklerin kimlerle evlenebileceklerini bildiren ayet şöyledir:

“Zina eden erkek ancak, zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. Bu, mü’minlere haram kılınmıştır.”[7]

Bu ayetten şunlar anlaşılmıştır:

a)Zina etmekte ısrar eden erkeklerle kadınların bu ısrarları devam ederken mü’min olmaları zordur.

b)Zina eden erkeklerle zina eden kadınlar, tabiatları icabı birbirleriyle evlenmeyi tercih ederler.

c)Zina fiilini devem ettirmek isteyen kadın ve erkeklerin salih insanlarla evlenmeleri caiz değildir.

d)Zina eden kadın ve erkekler bu fiillerinden tamamen pişman olup tövbe ettikten sonra, mekruh olmakla birlikte, salih insanlarla evlenebilirler. ‘Helal sayma veya hafife alma gibi küfür delili olmayarak zinası tespit olunmuş, önceden de başından hiç nikah geçmemiş ise, iffet sahibi müminlerin bunları nikahlamaları tahrimen mekruh, fakat nikahları sahih olur’[8]

*Bir Kıssa:

-1940’ların sonuna doğru Amerika’da bir olay cereyan ediyor. Zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra bir kadın yanında bir çocukla mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor.

Ölüden DNA testi yapılamayan bir dönem dünya için. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor.

Dönemin İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendiriliyorlar. İlk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiğinden bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu aksi olursa kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar.

Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizlemiyor.

Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücün de buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor.

Ebû Hüreyre’den (r. A)  rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur:

– Toprak her insanı çürütür. Ancak kuyruk sokumu kemiği çürümez. İnsan ondan yaratılmıştır ve yeniden yaratılması da ondan olacaktır.(La edri)

MEHMET ÖZÇELİK

21-02-2021


[1] http://www.tesbitler.com/index.php?s=TESETT%C3%9CR

[2] BEDİÜZZAMAN. LEMALAR. 203-204.

[3] Udeh, İslam Ceza Hukuku ve Beşeri Hukuk,1990, C. I, s. 79-85.

[4] Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara 2009, s. 57-58.

[5] Nevin Ünal Özkorkut, Türk Hukuk Tarihinde Zina, Ankara 2009, s. 74-75.

Bak. Osmanlı Hukukunda Tecavüz Suçu. Belkıs Konan. Sh.4.

[6] Sonbol, a.g.m., s. 214. Bak.Age.7.

[7] 24.Nur-3.

[8] Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, C: 5, S: 551-552.

Loading

No ResponsesŞubat 21st, 2021

44-MU’CİZAT-I ENBİYA-8

Loading

No ResponsesŞubat 21st, 2021