ŞEMAİL-İ ŞERİF TERCÜMESİ

ŞEMAİL-İ ŞERİF TERCÜMESİ
İmam Tirmizî’nin “Şemail-i Şerif”i, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ahlaki ve fiziksel özelliklerini, günlük yaşantısını, ibadetlerini ve davranışlarını detaylı şekilde anlatan en önemli hadis kitaplarından biridir. Bu eser, İslam dünyasında Peygamber sevgisini artırma, onu örnek almayı kolaylaştırma amacıyla kaleme alınmıştır. “Muhtasar Şemail-i Şerif Tercümesi” ise bu eserin daha anlaşılır ve öz bir şekilde Türkçeye kazandırılmış versiyonudur.

Şemail-i Şerif ve Özellikleri

1. Eserin Konusu:
Şemail-i Şerif, İmam Tirmizî’nin derlediği ve Hz. Muhammed’in şahsiyetini detaylı şekilde ele alan 397 hadisten oluşan bir eserdir. Peygamberimizin:

Fiziksel özellikleri (boyu, saçları, ten rengi, yüz hatları)
Giyim tarzı
Yeme içme alışkanlıkları
Ahlaki vasıfları (tevazu, cömertlik, merhamet)
İbadetleri ve dua şekilleri
gibi konuları içermektedir.

2. Neden Önemlidir?

Hz. Muhammed’in sadece dini bir lider değil, aynı zamanda bir insan olarak yaşamını örnek almayı sağlar.
Onun sünnetine bağlı kalmak isteyen Müslümanlar için bir rehber niteliğindedir.

Muhtasar Şemail-i Şerif Tercümesi’nin Özellikleri

1. Muhtasar Olması:
“Muhtasar” terimi, kısaltılmış ya da özetlenmiş anlamına gelir. Tercümede, eserin özü korunarak daha kolay anlaşılabilir ve pratik bir şekle getirilmiştir.

2. Dil ve Üslup:
Türkçe tercüme, hem akademik çevrelere hem de halkın anlayacağı bir dille hazırlanmıştır. Akıcı ve sade bir dil tercih edilmiştir.

3. Açıklamalar ve Dipnotlar:
Muhtasar Şemail-i Şerif tercümesinde, bazı hadislerin daha iyi anlaşılması için açıklamalar ve dipnotlar eklenmiştir. Peygamberimizin yaşadığı dönemin kültürel ve tarihsel bağlamına dair bilgiler de yer alır.

4. Sünnetin Önemi:
Tercüme, sadece Peygamberimizi tanıtmakla kalmaz; aynı zamanda onun sünnetini yaşama rehberi olarak sunar. Müslümanların günlük hayatında onun davranış ve alışkanlıklarını örnek almalarını teşvik eder.

5. Eğitim ve Maneviyat Kitabı:
Bu eser, İslam eğitiminde ve maneviyat yolculuğunda önemli bir kaynak olarak kabul edilir. Özellikle hadis derslerinde ve İslami ilimlerin öğretiminde sıkça başvurulan bir kitaptır.

İmam Tirmizî’nin Şemail-i Şerif’inin Önemi

İmam Tirmizî’nin bu eseri, İslam dünyasında Peygamber sevgisinin kökleşmesine büyük katkıda bulunmuş, bu konuda yazılan diğer eserler için temel bir kaynak olmuştur. Türkçeye yapılan tercüme ve muhtasar çalışmaları, eserin daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlamıştır. Özellikle dini hassasiyeti olan toplumlarda Peygamber Efendimizi tanıma ve anlama yolunda en değerli başvuru kaynaklarından biri olarak görülmektedir.
ŞEMÂİL-İ ŞERİF:
https://www.youtube.com/playlist?list=PLC4WlB02NHVUw-Y3bxE4sarm37ZuFkKHR

Loading

No ResponsesKasım 26th, 2024

TERÖRİST Mİ?

TERÖRİST Mİ?
Evet Terörist mi?
Çocuk, kadın, sivil demez öldürür.
Asker, polis demez, öldürür.
Okul yakar, hastane yakar, orman yakar, aileleri yıkar, köprü yıkar.
İç dünyası yıkık, harabeye dönmüş, içinde çakalların, ayıların, hınzırların, yarasaların, kısaca hayvanlar dünyasının en yırtıcı hayvanlarının dolaştığı dünyasında, o hayvanlarla dünyayı gezer, dünyayı hayvanlar alemine çevirir.
Tıpkı kendi dünyası gibi bir dünya oluşturur.
Terörist insanlıktan nasibi olmayan kimsedir.
Dünyanın ışığını söndürür.
Sönmüş ışığında yarasa misal.
Aç olan canavara sevgi ve muhabbet onun iştahını açar, birde döner dışının kirasını ister.
Teröriste merhamet, masum ve mazluma zulümdür.
Meleklerin insanın yaratılmasına taraftar olmadıkları tek gerekçe ve sebep, terör ve teröristtir.
Ecdadın affetmeyip, müsamaha göstermediği tek suç, terör ve teröristtir.
Terörist eşkıyadır.
Dün dağdaydı, bugün şehirde ve devlette yuvalanmış.
İninde dinleniyor, sininde gizleniyor.
Eşkıya ve Terörist dünyaya hakim olma çabasında, terör baronları tarafından.
Terörist sanal devletini, sanal dünyasını kurmuş, genişletme çabasında.
Terörist kendi paralel devletini paralı adamlarıyla, para vererek gerçek devleti pare pare etmeye çalışıyor.
Terör ve terörist birinci güvenlik sorunudur.
Gerçek dünyada da, sanal dünyada da.
Terör yavrularıyla büyüyor.
Gıda terörü ve teröristi.
Yavaş yavaş öldürüyor.
Sağlık terörü ve teröristi.
Tedavi adına yeni doğan yavruları öldürüyor.
Korona aşı tedavisi adına dünya nüfusunu uzun sürede azaltıyor.
Uyuşturucu terörü ve teröristi.
Nesillerin önünü kesiyor.
Ahlak terörü ve teröristi, toplumu içten çökertiyor.
Dolandırıcı terörü ve teröristi
Milletin alın terine ve cebine saldırıyor.
Terör her türlü saldırma mesleksizliğidir.
Toplumda oluşan ve oluşturulan delik ve gediklerden girerek toplumu çökertir.
Tıpkı bilgisayarlardaki açıklardan istifade ile sızan virüs gibi.
Terörist ıslahı mümkün olmayan bir virüs, kangrenleşmiş bir uzuvdur. tedaviye cevap vermeyen bir kanser urudur.
Terörist cehennem odunudur.
Zalime ve teröriste merhamet, mazluma ihanettir.
Adalet rahmetten daha üstün ve daha geniş ve kapsamlıdır.
Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatmış, adaleti de rahmetini kuşatmıştır.
Adaletsiz şefkat, şefkat değildir.
Adalet şaşar ve adaletten şaşılırsa, toplum dengesizleşip, haddi aşar.
“﴾71﴿ Gerçekleri inkâr etmiş olanlar gruplar halinde cehenneme sevk edilecek; nihayet oraya vardıklarında cehennemin kapıları açılacak; bekçileri onlara, “İçinizden, size rabbinizin âyetlerini okuyup duyuran ve böyle bir günle karşılaşacağınızı bildirerek sizi uyaran bir elçi gelmedi mi?” diye soracak; onlar da “Evet geldi” diyecekler. Ama inkârcılar için artık azap hükmü kesinleşmiştir.
﴾72﴿ Onlara, “İçinde ebedî olarak kalacağınız cehennemin kapılarından girin içeri!” denilecek. (Vaktiyle) ululuk taslamış olanların kalacağı (bu) yer ne kötü!
﴾73﴿ Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da gruplar halinde cennete sevk edilecek. Nihayet oraya vardıklarında cennetin kapıları açılmış olacak; bekçileri onlara, “Selâm size! Hoş geldiniz! Ebedî olarak kalmak üzere buyurun girin cennete!” diyecek.
﴾74﴿ Onlar da “Bize verdiği sözü yerine getiren ve cennetten bize dilediğimiz yerinde mesken kurabileceğimiz yurt bağışlayan Allah’a hamdolsun!” diyecekler. (Bunun için) çalışıp çabalayanların ecri ne güzel!
﴾75﴿ Meleklerin de rablerine hamd ile yüceliğini dile getirerek arşın çevresini kuşattıklarını görürsün. Böylece insanlar arasında doğruluk ve adalet ölçüsüne göre hüküm verilir ve şöyle denir: Bütün övgüler âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” Zümer Suresi. 71-75.
MEHMET ÖZÇELİK
26-11-2024

Loading

No ResponsesKasım 26th, 2024

RUHUN MEKULAT VE DİLLER ÂLEMİYLE BAĞLANTISI (YİYECEKLER VE LİSAN DÜNYASI)

RUHUN MEKULAT VE DİLLER ÂLEMİYLE BAĞLANTISI (YİYECEKLER VE LİSAN DÜNYASI)

BAK: https://www.youtube.com/watch?v=Bo39XoPpjCc 

Ruhun mekulat ve diller alemiyle olan bağlantısı.

Ruhun mekânlar ve diller âlemiyle olan bağlantısı, genelde tasavvuf ve metafizik düşünce sistemlerinde ele alınan derin bir konudur. Bu mesele, ruhun evrensel varoluşuyla, onun çeşitli boyutlarla olan ilişkisini anlamaya yönelik bir yaklaşımı içerir. İşte bu konuyla ilgili ana başlıklar:

1. Ruh ve Mekânlar Âlemi

Ruh, tasavvufi anlayışa göre maddeye bağımlı olmayan, ilahi bir latifedir. Bu sebeple mekânlar âleminden tamamen bağımsızdır; ancak aynı zamanda her yerde hazır ve nazırdır.

Berzah Âlemi: Ruhun ölümden sonraki durağı olarak bilinir. Ruh, bu âlemde bedensel kayıtlardan bağımsızdır.

Levhi Mahfuz ve İlahi Bilgi: Ruh, Levhi Mahfuz’daki bilgilere ve ilahi hakikatlere ulaşabilme potansiyeline sahiptir. Bu, ruhun kozmik düzenle olan bağlantısının bir ifadesidir.

2. Ruh ve Diller Âlemi

Dil, insanın varlıkla ve hakikatle ilişki kurma yollarından biridir. Ruhun diller âlemiyle bağlantısı şu şekilde açıklanabilir:

Evrenin İlahi Dili: Tasavvufta, evrendeki her şeyin Allah’ın isim ve sıfatlarını yansıttığı, bu yüzden her şeyin bir “dil” olduğu söylenir. Ruh, bu dilleri algılayabilen bir kabiliyete sahiptir.

Dil ve Ruhun İlahi Kaynağı: İnsan ruhu Allah’ın “Kün” (Ol) emriyle var olduğundan, dil ruhun varoluşsal temelini oluşturur. İnsan dillerindeki anlam arayışı, ruhun ilahi hakikati kavrama çabasıdır.

Evrensel Dil (Lisan-ı Hâl): Ruhun tüm varlıklarla sessiz bir iletişim kurduğu düşünülür. Buna “lisan-ı hâl” denir. Kelimelerle ifade edilemeyen duygular ve hakikatler, ruhun bu evrensel diliyle anlaşılır.

3. Tasavvufi Perspektifte Ruh ve Bağlantılar

İnsan-ı Kâmil: Ruh, Allah ile tam bir bağ kurarak kemale erdiğinde evrensel anlamda mekânlar ve diller âlemine nüfuz edebilir.

Vahdet-i Vücud: Bu anlayışa göre ruh, evrendeki her şeyle özdeştir ve tüm varlıklarla bağlantı kurabilir. Mekânlar ve diller ruhun bu özdeşliğin bir tezahürüdür.

Sonuç olarak, ruhun mekânlar ve diller âlemiyle olan bağlantısı, insanın varoluşunu anlamlandırma, hakikate ulaşma ve evrensel bilinci kavrama yolunda derin bir ilişkidir. Bu bağlantılar, sadece dünyevi değil, aynı zamanda uhrevi bir anlam taşır.

Loading

No ResponsesKasım 25th, 2024

RUHUN MÜBSİRAT ÂLEMİYLE BAĞLANTISI (GÖRÜNTÜLER DÜNYASI)

RUHUN MÜBSİRAT ÂLEMİYLE BAĞLANTISI (GÖRÜNTÜLER DÜNYASI)

BAK: https://www.youtube.com/watch?v=AKvN7DYKkRc 

Ruhun Mubsirat alemiyle olan bağlantısı.
Ruhun mübsirat âlemiyle olan bağlantısı, insanın görme duyusuyla hakikati idrak etmesi, varlık âlemini temaşa ederek Allah’ın isim ve sıfatlarını tanıması ve bu gözlemler yoluyla manevi kemale ulaşması anlamına gelir. Mübsirat âlemi, “görülenler âlemi” demektir ve insanın gözleriyle algıladığı maddi ve manevi güzellikleri, hikmetleri ve delilleri kapsar. Bu bağlantı, insanın hem fiziksel hem de ruhsal anlamda görme kabiliyetiyle kâinatı ve onun yaratıcısını tanımasına vesiledir.

Mübsirat Âlemi Nedir?

Mübsirat, Arapça’da “görme ile ilgili olan” anlamına gelir. Mübsirat âlemi, insanın gözleriyle algıladığı her şeyi kapsar:

1. Kainatın Manzaraları: Güneş, ay, yıldızlar, tabiat, hayvanlar ve diğer varlıkların görsel tecellileri.

2. İlahi Sanatın Delilleri: Gözle görülen her şeyde Allah’ın isimlerinin ve sıfatlarının yansımaları.

3. Manevi Güzellikler: İnsanın hakikati gözle görüp kalbiyle tasdik etmesi (örneğin, ibadet esnasında manevi bir derinlik yaşamak).

Ruh ve Mübsirat Âlemi Arasındaki Bağlantı

1. Kainat ve İlahi Sanatın Temaşası:

Mübsirat âlemi, insanın gözleriyle Allah’ın yarattığı düzeni, güzelliği ve hikmeti görmesini sağlar. İnsan, bu âlemdeki manzaralar aracılığıyla Allah’ın isim ve sıfatlarını tanır.

Cenab-ı Hakk’ın Cemali ve Celali:

> “O Allah ki, yedi kat göğü birbiriyle uyumlu olarak yaratmıştır. Rahman’ın yaratışında hiçbir kusur bulamazsınız. Gözünü çevir de bir bak; herhangi bir çatlak görebiliyor musun?”
(Mülk, 67:3)
Ruh, bu gözlemlerle Allah’ın Cemal (güzellik) ve Celal (azamet) sıfatlarını idrak eder.
-Son ve farklı bir telefon veya farklı bir araba modeli donanımlı oluyor da Allah’ın sanatı neden donanımlı, son model, kendi içinde güncellenen,70 yılda 70 kere farklı süreçlere girerek değişen bir şaheser olmasın

2. İnsan Fıtratı ve Kalbi ile Görme:

İnsan ruhu, sadece fiziksel gözleriyle değil, kalp gözüyle de mübsirat âlemine bakar. Gözle görülen hakikatler, insanın kalbinde iman ve tefekkür olarak yansır.

3. Tefekkür Yoluyla Görülenler:

Mübsirat âlemindeki her bir varlık, insan ruhuna tefekkür kapıları açar. İnsan, bu tefekkür sayesinde yaratılışın hikmetlerini kavrar:

> “Yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı ki, kendilerine ait akledecek kalpleri ve işitecek kulakları olsun?”
(Hac, 22:46)

4. Nimetlerin Farkındalığı:

Ruh, mübsirat âlemi sayesinde Allah’ın insana sunduğu nimetleri görüp şükreder. Gözle görülen her nimet, Allah’ın Rahman ve Rahim isimlerini hatırlatır.

5. Manevi Hakikatlere Ulaşma:

Mübsirat âlemi, insanı yalnızca maddi değil, manevi hakikatlere de yönlendirir. Örneğin, kainattaki düzen, Allah’ın varlığına dair delil sunar.

Mübsirat Âlemi ile Ruhun Gelişimi

Ruhun mübsirat âlemiyle bağlantısı, insanın manevi yükselişi için bir araçtır. Bu bağlantının ruh üzerinde etkisi şu şekilde özetlenebilir:

1. Allah’ın Ayetlerini Temaşa Etmek:

Kainattaki her bir varlık, Allah’ın ayetlerinden biridir. İnsan, gördüklerini temaşa ederek Rabbine yaklaşır.

> “Şüphesiz ki göklerde ve yerde müminler için ayetler vardır.”
(Casiye, 45:3)

2. Tefekkür ve İbret Alma:

Mübsirat âleminde tefekkür etmek, insanın ruhunun aydınlanmasını sağlar. Gözle görülen hikmetler, insanı ibret almaya ve yaratılışın derin anlamını kavramaya yönlendirir.
3. Cemal ve Celal Dengesini İdrak Etmek:

Ruh, kainatta görülen güzellikler ve azamet ile Allah’ın Cemal ve Celal sıfatlarını idrak eder.

4. Kalp Gözüyle Görmek:

Mübsirat âlemi, yalnızca fiziksel gözlerle değil, kalp gözüyle de algılanabilir. Bu bağlamda, manevi hakikatleri görme ve idrak etme insan ruhunu derinleştirir.

5. Zikir ve Şükür Sebebi Olmak:

Mübsirat âleminde görülen her şey, insanı Allah’a zikre ve şükre yönlendirir.

Ruhun Mübsirat Âlemi ile Bağını Güçlendirme Yolları

1. Tefekkür ve Şuur:
Gözle görülen her varlığı bir ilahi sanat eseri olarak değerlendirip yaratıcıyı tefekkür etmek.

2. Helal Güzelliklere Yönelmek:
Ruhun temiz kalması için helal ve meşru güzelliklere yönelmek önemlidir.

3. Günahlardan Kaçınmak:
Haram bakışlar, ruhun manevi duygularını köreltir ve mübsirat âlemiyle bağlantısını zedeler.

4. Kur’an Ayetleri Üzerinde Tefekkür:
Kur’an’ın, kainatın bir tefsiri olduğu bilinciyle hem gözle görülen ayetleri hem de ilahi vahyi birlikte anlamaya çalışmak.

5. İbadet ve Dua:
İbadet sırasında gözlerin Rabbine yönelmesi, ruhun mübsirat âlemindeki bağlantısını derinleştirir.

Sonuç:

Ruhun mübsirat âlemiyle olan bağlantısı, insanın görme duyusuyla Allah’ın varlık ve hikmetlerini idrak etmesi, kainatı bir tefekkür sahası olarak değerlendirmesi ve bu gözlemlerle manevi bir yolculuğa çıkması anlamına gelir. Gözle görülen her bir hakikat, insanın ruhuna iman, hikmet ve şükür olarak yansır. Bu bağın korunması ve güçlendirilmesi, insanın hem dünyada hem de ahirette manevi kemale ulaşmasına vesiledir.

Loading

No ResponsesKasım 25th, 2024

RUHUN MESMUAT ALEMİYLE BAĞLANTISI (SESLER DÜNYASI)

RUHUN MESMUAT ALEMİYLE BAĞLANTISI (SESLER DÜNYASI)

BAK: https://www.youtube.com/watch?v=xRvwiHP0lm0 

Ruhun mesmuat alemiyle olan bağlantısı.

Bir şeyin varlığını şeyin kaybıyla anlarız.
Allah hep farklılıklarını sıfatlarıyla anlatmaz mı?
İşitme sıfatı gibi.

Ruhun mesmuat âlemiyle bağlantısı, insanın işitme duyusuyla Allah’ın ayetlerini, hikmetlerini ve kainattaki ilahi düzeni idrak etmesi ve bu idrak yoluyla manevi gelişim sağlaması anlamına gelir. Mesmuat âlemi, işitilenler âlemi olarak hem Allah’ın kelamını hem de kainattaki seslerin ve ahenklerin hikmetini kapsar. Ruh, bu âlemden etkilenerek Allah’ın varlığına, birliğine ve sıfatlarına dair derin bir farkındalık kazanır.

Mesmuat Âlemi Nedir?

Mesmuat, “işitilenler” anlamına gelir. İnsanın işitme duyusuyla algıladığı her türlü ses, bu âlemin bir parçasıdır. Bu âlem;

1. Allah’ın Kelamını (Kur’an): İlahi vahyi ve mesajları,
2. Tabiat Seslerini: Yaratılışın ahengini ve kainattaki hikmetleri,
3. İlahi Hakikatlerin Tefekkürünü: Sesler yoluyla insan ruhuna yansıyan derin anlamları içerir.

Mesmuat âlemi, insanın ruhuna ilham veren ve onu Allah’a yaklaştıran manevi bir alan olarak, ilahi hikmetin ve kelamın yankılandığı bir sahadır.

Ruh ve Mesmuat Âlemi Arasındaki Bağlantı

1. Kur’an ve İlahi Kelam:

Allah’ın kelamı olan Kur’an, mesmuat âleminin en yüce tezahürüdür. İnsan ruhu, Kur’an’ı dinlediğinde, ayetlerin hakikati ruhunda bir yankı bulur:

> “İman edenler, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir ve O’nun ayetleri okunduğunda imanları artar.”
(Enfal, 8:2)

Kur’an’ın Ruh Üzerindeki Tesiri: Kur’an’ın sesli olarak tilaveti, ruhu teskin eder ve insana manevi bir güç kazandırır.

Allah’ın Hitabı: Mesmuat âlemi, Allah’ın kullarına hitap ettiği bir kapıdır. Bu hitabı dinlemek, insanın ruhunda tefekkür ve iman duygularını canlandırır.

2. Kâinatın Ahengi ve İlahi Hikmet:

Tabiat, Allah’ın bir nevi kitabıdır. Mesmuat âlemi, kainattaki seslerle insan ruhuna mesajlar iletir.

Kuşların Nağmeleri, Rüzgârın Hışırtısı: Allah’ın yaratılıştaki hikmetini ve sanatını hatırlatır.

> “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak siz onların tesbihlerini anlayamazsınız.”
(İsra, 17:44)

3. Tefekkür Yoluyla İlahi Mesajlara Ulaşmak:

Ruh, mesmuat âlemindeki sesleri dinlerken derin bir tefekkür hali yaşar. Örneğin:

Yağmurun Sesi: Rahmetin ve hayatın habercisidir.

Kainattaki Düzenin Sesleri: Ruh, bu düzeni dinler ve Allah’ın birliğini idrak eder.

4. İlahi Vahiy ve Manevi Algı:

Mesmuat âlemi, insanın sadece fiziksel kulaklarıyla değil, manevi duyularıyla da algılayabileceği bir sahadır. Ruh, Kur’an-ı Kerim veya zikirler yoluyla işittiği seslerden ilham alır ve huzur bulur.

5. Salihlerin ve Peygamberlerin Sesleri:

Peygamberlerin tebliği ve salihlerin öğütleri de mesmuat âleminin önemli bir parçasıdır. Ruh, bu sesleri işiterek hakikate yönelir.

Hadislerin Ruh Üzerindeki Tesiri: Peygamber Efendimizin (sav) sözleri, ruhu harekete geçirir ve insanı terbiye eder.

Mesmuat Âlemi ile Ruhun Gelişimi

1. Zikir ve Tesbihat:

Ruh, Allah’ın isimlerini anarak mesmuat âlemiyle daha derin bir bağ kurar. Zikir esnasında ruh, işitilen kelimelerin hakikatiyle nurlanır.

2. Helal Seslere Kulak Vermek:

Ruhun temiz kalabilmesi için meşru ve helal olan seslere yönelmek önemlidir. İlahi ve Kur’an tilaveti gibi sesler, ruhun manevi gelişimine katkı sağlar.

3. Günahlardan Kaçınma:

Manevi olarak kirli veya zararlı sesler (gıybet, kötü sözler, zararlı müzikler), ruhun mesmuat âlemiyle olan saf bağlantısını bozar.

4. İbadetlerdeki Seslerin Tesiri:

Namaz kılarken Kur’an’ın okunması, ruhun mesmuat âlemiyle daha güçlü bir bağ kurmasını sağlar. Müezzinin ezanı ise ruhun Allah’a çağrılması anlamına gelir.

Sonuç:

Mesmuat âlemi, insan ruhunun işitme yoluyla ilahi hakikatlere ulaşmasını sağlayan bir kapıdır. Kur’an tilaveti, zikirler, tabiatın sesleri ve kâinatın ahengi, bu âlemin en önemli unsurlarıdır. Ruh, bu sesler aracılığıyla Allah’a yakınlaşır, imanını güçlendirir ve manevi kemale doğru ilerler. Ancak bu bağlantıyı sürdürebilmek için insanın mesmuat âlemindeki helal ve haram ayrımına dikkat etmesi, tefekkür ve ibadetle bu bağı güçlendirmesi gerekir.

Loading

No ResponsesKasım 25th, 2024

SALATI TEFRİCİYE DUASI

SALATI TEFRİCİYE DUASI

SALATI TEFRİCİYE DUASI – 4444 KERE BU LİNKİ TIKLAYARAK DİNLEYİP, TAKİP EDEBİLİRSİNİZ.

1-SALAT-I TEFRİCİYE-4444
https://youtu.be/X3V4WwftuyY
https://t.me/c/2483578508/143

2-SALAT-I TEFRİCİYE-4444
https://youtu.be/FYNE2mVuMTM
https://t.me/c/2483578508/144

3-https://youtu.be/eXiXTtuGwdM

Bak. https://youtube.com/shorts/3wd9YAR2F8g?feature=share

Salât-ı Tefriciye (Salât-ı Nâriye olarak da bilinir), İslam dünyasında özellikle sıkıntılı zamanlarda, dileklerin kabulü ve hayırlı kapıların açılması için okunan bir salavattır. Bu salavat, Hz. Muhammed’e salat ve selam göndermenin faziletiyle birlikte, Allah’tan yardım ve kurtuluş istemek amacı taşır.

Salât-ı Tefriciye’nin Arapça Metni:

اللَّهُمَّ صَلِّ صَلاَةً كَامِلَةً وَسَلِّمْ سَلاَمًا تَامًّا عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذِي تُنْحَلُّ بِهِ الْعُقَدُ وَتَنْفَرِجُ بِهِ الْكُرَبُ وَتُقْضَى بِهِ الْحَوَائِجُ وَتُنَالُ بِهِ الرَّغَائِبُ وَحُسْنُ الْخَوَاتِيمِ وَيُسْتَسْقَى الْغَمَامُ بِوَجْهِهِ الْكَرِيمِ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ فِي كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ بِعَدَدِ كُلِّ مَعْلُومٍ لَكَ.

Türkçe Okunuşu:

Allahümme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezî tünhalu bihil ukadü ve tenfericü bihil kürabü ve tukdâ bihil havâicü ve tünâlü bihir rağâibü ve husnul havâtim ve yüsteska’l-ğamâmü bi vechihil kerîm. Ve alâ âlihi ve sahbihi fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma’lûmin lek.

Türkçe Anlamı:

“Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e, onun âline ve ashabına, kendisiyle düğümlerin çözüldüğü, sıkıntıların giderildiği, ihtiyaçların karşılandığı, arzuların elde edildiği, güzel sonların gerçekleştiği ve onun şerefli yüzü hürmetine yağmur talep edildiği tam bir salat ve eksiksiz bir selam eyle. (Bu salat ve selamı) her an, her nefes ve senin ilminin kapsadığı her şey adedince eyle.”

Faziletleri:

Sıkıntı ve kederlerin giderilmesi,
Dua ve dileklerin kabul edilmesi,
Bereket ve huzur getirmesi,
Manevi sıkıntılardan kurtulmaya vesile olması beklenir.
Genelde 4444 kere okunmasıyla meşhur olsa da, önemli olan ihlas ve samimiyetle okumaktır.

Loading

No ResponsesKasım 25th, 2024

KENZÜ’L-ARŞ DUASI

KENZÜ’L-ARŞ DUASI
Bak: https://youtu.be/53OqQRowUv4

• https://tesbitler.com/2024/11/24/kenzul-ars-duasi-2/ 

Kenzü’l-Arş Duası, İslam dünyasında faziletli ve anlam yüklü dualardan biri olarak bilinir. Kenzü’l-Arş, “Arş’ın Hazinesi” anlamına gelir ve bu dua, Allah’ın isimleriyle dolu kapsamlı bir yakarış olarak değerlendirilir. Duanın içinde Esmaü’l-Hüsna’dan (Allah’ın güzel isimlerinden) pek çok isim yer almakta ve Allah’a yakınlaşma, af dileme, dünya ve ahiret saadeti isteme gibi amaçlar taşımaktadır.

Kenzü’l-Arş Duası’nın İçeriği

Allah’ın isimleri ve sıfatları: Duanın birçok bölümünde Allah’ın 99 ismine (Esmaü’l-Hüsna) ve sıfatlarına vurgu yapılır.

Peygamberlere selam ve salavat: Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ve diğer peygamberlere selam ve dua edilir.

Rahmet ve mağfiret dileği: Dua, Allah’ın rahmet ve mağfiretine sığınmayı, günahların affını dilemeye odaklanır.

Dünya ve ahiret duaları: Dünya sıkıntılarından kurtulma, rızık genişliği, huzur ve ahiret mutluluğu talebi içerir.

Faziletleri

Kenzü’l-Arş Duası hakkında İslam alimleri farklı görüşler belirtmiştir. Genellikle şu faziletlerle anılır:

Kalp huzuru sağlar.

Maddi ve manevi sıkıntılardan kurtulmaya vesile olur.

Günahların affı için bir kapıdır.

Allah’ın rahmetine vesile olacağına inanılır.

Kaynak Değeri

Kenzü’l-Arş Duası, halk arasında yaygın olsa da hadis kaynaklarında kesin bir sahihlik iddiasıyla yer almaz. Ancak bu durum, duanın anlam ve içeriğindeki hikmetli ifadelerin değerini düşürmez. Allah’a samimiyetle yapılan her dua kabul için bir kapıdır.

Uygulama ve Tavsiyeler

Kenzü’l-Arş Duası, temiz bir kalple, abdestli bir şekilde okunması tavsiye edilir.
Gönülden gelerek, anlamını düşünerek okumak önemlidir.
Düzenli olarak okunduğunda manevi faydalar sağladığına inanılır.
Eğer bu duanın tam metniyle ilgili bilgiye ihtiyaç duyarsanız, paylaşabilirim.

@@@@@@@@

Kenzül Arş Duası Arapçası Okunuşu ve Anlamı
Kenzül Arş Duası Allah’u Teala’nın sırlı isimlerinin hürmetine yapılan bir duadır. Kenzül Arş Duası ‘nın Arapça Okunuşu ve anlamını okuyabilirsiniz. Halis bir niyetle Rabbimize Onun Yüce İsimlerini vesile kılarak dua etmeliyiz. Kur’an’da buyrulduğu gibi “…O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın…“(Araf-180)

Kenzül Arş Duası Sahih Midir? Kenzül Arş Duası Bidat Midir? Duada Şirk mi vardır?
Elbette ki Kur’an-ı Kerim Dışında hiç bir metin ve kitaba kesinlikle sahihtir denilemez. Ancak bazı sırlı dualar Allah’ın salih, veli kulları aracılığıyla ortaya çıkarılır ki bir dua illa hadis kitaplarında geçmesi şart değildir. Kaldı ki her insan kendince makbul bir dua edebilir. Ve başka insanlar da bu duayı yapabilirler buna bidat demek İslamı bilmemektir.

İmam Ali(k.v) tarafından tertip edildiği rivayet edilen dua Mecmuatul Ahzab kitabında geçmektedir. Ayrıca Bediüzzaman’ın Rumuzât-ı Semâniye risâlesi olan Yirmi Dokuzuncu Mektûb’un Sekizinci Kısmının İkinci ve Üçüncü remizlerinde de bu duadan bahsedilmektedir.

Bu duaya karşı çıkan hatta fütursuzca saldıranlar duada şirk olduğunu iddia etmektedir hatta Allah’ın isimlerinin vesile kılınmasına bile tahammülü olmayan bu kişiler duayı putperestlikle bağdaştıracak kadar ileri gitmişlerdir. Oysa Rabbimiz “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide 35) ayetinde buyurduğu vesileler nelerdir. Efendimizin(s.a) sahabelerin teberrük için sakalını almalarını bile yasaklamadığı tarihlerde sabitken Allahu Teala’nın İsimleri hürmetine dua etmek neden şirk olsun?!

Kenzül Arş Duası Türkçe Okunuşu
Bismillahirrahmanirrahim
Lâ ilâhe illellâhül melikül hakkul mübîn.
La ilâhe illellahül hakemül adlül metîn.
Rabbünâ ve rabbü âbâinel evvelîn.
La ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn.

Lâ ilâhe illellâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yumîtü ve hüve hayyül lâ yemûtü ebeden biyedihil hayru veileyhil masîru ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Ve bihî nesteînü ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.
Lâ ilâhe illellâhü şükran li ni’metih.Lâ ilâhe illellâhü ikrâran bi rubûbiyyetih.

Ve sübhânellâhi tenzîhen li azametih.
Es’elükellâhümme bi hakkısmikel mektûbi alâ cenâhı cibrîle aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikel mektûbi alâ cenahı mîkâîle aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikel mektûbi alâ cebheti isrâfîle aleyke yâ rab.
Ve bi hakkısmikel mektûbi alâ keffi azrâîle aleyke yâ rab.

Ve bi hakkısmikellezî semmeyte bihî münkeran ve nekîran aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmike ve esrâri ıbâdike aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî temme bihil islâmü aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî telekkâhü âdemü lemmâ hebeta minel cenneti fe nâdâke fe lebbeyte düâehü aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî şîtü aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî kavveyte bihî hameletel arşî aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikelmektûbî fittevrâti vel incîli vezzebûri vel fürkâni aleyke yâ rab. Ve bihakkısmike ilâ müntehâ rahmetike alâ ıbâdike aleyke yâ rab. Ve bihakkı temâmi kelâmike aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ibrâhîmü fecealtennâra aleyhi berden ve selâmen aleyke yâ rab.

Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ismâîlü fe necceytehû minezzebhı aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ishâku fe kadayte hâcetehû aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî hûdü aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî deâke bihî ya’kûbü fe ra dedte aleyhi basarahû ve veledehû yûsüfe aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî dâvüdü fe cealtehû halîfeten fil ardı ve elente lehül hadîde fî yedihî aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî deâke bihî süleymânü fe a’taytehül mülke fil ardı aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî eyyûbü fe necceytehû minel gammillezî kâne fîhi aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî îsebnü meryeme fe ahyeyte lehül mevtâ aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî mûsâ lemmâ hâtabeke
alettûri aleyke yâ rab.

Ve bihakkısmikellezî nâdetke bihî asîyetümraetü fir’avne fe
razaktehel cennete aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî benû isrâîle lemmâ câvezûlbahra aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihil hıdıru lemmâ meşâ alel mâi aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî muhammedün sallallâhü aleyhi ve selleme yevmel ğâri fe necceytehû aleyke yâ rab.

İnneke entel kerîmül kebîru. Hasbünellâhü ve ni’mel vekîl. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Ve sallallâhü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî vesellem.

@@@@@@@@@

Kenzül Arş Duası Anlamı:

Melik (kral), Hakk, Mübin Allah’tan başka ilah yoktur. Hakem, Adl ve Metin Allah’tan başka ilah yoktur. Bizim ve eski atalarımızın Rabbidir. Senden başka İlah yoktur. Sen arınıksındır. Ben zalimlerden oldum. Allah’tan başka ilah yoktur. Onun ortağı yoktur. Yönetim onundur. Övgüler onun içindir. Diriltir ve öldürür. O diridir ve ebediyen ölmez. Hayır onun kontrolündedir, dönüş onadır. Ve O her şeye gücü yetendir. Ve onunla yardım isteriz. İyilik yapmaya, kötülükten kaçmaya güç kuvvet sadece yüce ve her şeyi bilen Allah’tandır.

Nimetlere şükür olarak, ondan başka ilah yoktur. Rabblığının ikrarı olarak, ondan başka ilah yoktur. Yüceliğini arındırmak için, Allah noksanlıklardan arınıktır.

Ey Allahım! Ya Rabbi! “Cebrail’in kanadında yazılı ismin hürmetine, Mikail’in kanadı üzerinde yazılı ismin hürmetine, İsrafil’in alnında yazılı ismin hürmetine, Azrail’in avucunda yazılı ismin hürmetine, ve senin verdiğin Münker ve Nekir ismi hürmetine, ve kullarının sendeki sırları hürmetine, İslam’ı kendisiyle tamamladığın ismin hürmetine, ve Adem’in senden öğrenip cennetten indirildiği zaman kendisiyle sana seslendiği ve senin de kabul ettiğin ismin hürmetine,

Şit’in sana seslendiği ismin hürmetine, arşı taşıyan melekleri kendisyle güçlendirdiğin ismin hürmetine, Tevrat’ta, İncil’de, Zebur!da ve Furkan’da yazılı ismin hürmetine, kullarına rahmetini sonsuza kadar ulaştırdığın ismin hürmetine, sözlerin tamamı hürmetine,

İbrahim ateşe atıldığında hangi isminle sana seslendi de ateş soğuk ve selamet olduysa işte o ismin hürmetine, İsmail kesilirken hangi isminle seslendi de onu kesilmekten kurtardıysan işte o ismin hürmetine, İshak hangi isminle sana yalvardı da sen onun ihtiyaçlarını karşıladıysan işte o ismin hürmetine, Hud hangi isminle sana seslendiyse işte o ismin hürmetine, Yakup sana hangi isminle dua etti de sen onun gözlerini ve çocuklarını ona geri verdiysen işte o ismin hürmetine,

Davut hangi isminle sana seslendi de sen onu yeryüzüne halife yaptıysan ve demiri onun elinde yumuşattıysan işte o ismin hürmetine, Süleyman hangi isminle sana dua etti de sen onu yeryüzüne kral yaptıysan işte o ismin hürmetine, Eyyüb hangi isminle sana seslendi de sen onu içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtardıysan işte o ismin hürmetine,

Meryem oğlu İsa hangi isminle sana seslenip de onunla ölüyü dirilttiysen işte o ismin hürmetine, Musa hangi isminle sana seslendi de sen ona Tur’da hitap ettiysen işte o ismin hürmetine Firavunun karısı Asiye sana hangi isminle seslendi de sen onu cennette rızıklandırdıysan işte o ismin hürmetine, israiloğulları sana hangi isminle seslendiler de denizi geçirdiysen işte o ismin hürmetine,

Hızır hangi isminle seslendi de onu suda yürüttüysen işte o ismin hürmetine, Muhammed SAV sana mağarada hangi isminle seslendi de sen onu kurtardıysan işte o ismin hürmetine” senden istiyorum. Hiç şüphesiz sen cömertsin, büyüksün. Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. İyilik yapmaya da kötülükten kaçmaya da güç kuvvet sadece yüce ve büyük Allah’tandır. Allah efendimiz Muhammed’e, ailesine ve arkadaşlarına destek versin, güvenliklerini sağlasın! AMİN

@@@@@@@@

Loading

No ResponsesKasım 25th, 2024

RUHUN GELİŞİMİNDE BEDEN VE MADDE İLİŞKİSİ

RUHUN GELİŞİMİNDE BEDEN VE MADDE İLİŞKİSİ

BAK: https://www.youtube.com/watch?v=uXLfp9xijx8

Ruhun gelişiminde beden ve madde ile olan ilgi, alaka ve bağlantısı. Ruh ve beden ilişkisinin önemi.

Ruh ve beden arasındaki ilişki, insanın varoluşunun temel yapı taşlarından biridir. Bu ilişki hem fiziksel hem de metafiziksel bir bağ içerir ve ruhun gelişiminde beden ve maddenin önemli bir rol oynadığı kabul edilir. Ruh ve beden arasındaki bu bağlantı hem İslam tasavvufunda hem de diğer felsefi ve metafizik yaklaşımlarda detaylı olarak ele alınmıştır.

1. Ruh ve Bedenin Birlikteliği

Ruh ve beden, insanın dünyadaki varoluşunda birbirini tamamlayan iki farklı boyuttur. Ruh, ilahi bir nefha (Allah’ın üflemesi) iken, beden dünyevi ve maddi bir varlıktır.

Ruh Bedenle Tezahür Bulur: Ruh, beden aracılığıyla bu dünyada kendini ifade eder. Ruhun varlığı, bedenin hareketleri ve eylemleriyle açığa çıkar.

Beden Ruhun Aracı ve Taşıyıcısıdır: Ruh, beden olmadan bu dünyada varlık gösteremez. Beden, ruhun manevi ve ahlaki gelişimini deneyimlemesi için bir araçtır.

2. Ruhun Gelişiminde Beden ve Maddenin Rolü

Ruhun gelişimi, beden ve maddeyle olan etkileşiminden büyük ölçüde etkilenir. Ruh, beden aracılığıyla deneyim kazanır ve olgunlaşır.

a. Bedenin Ruh İçin Eğitim Alanı Olması

Nefis Terbiyesi: Ruh, bedenin arzularını (nefsin isteklerini) kontrol ederek manevi bir mertebe kazanır. Bu süreçte ruh, sabır, irade ve ahlaki değerleri öğrenir.

Dünyaya Ait Deneyimler: Beden, ruhun bu dünyadaki tecrübeleri yaşayarak gelişmesini sağlar. Sevgi, acı, fedakârlık gibi duygular beden aracılığıyla deneyimlenir.

b. Ruhun Maddenin Üzerindeki Etkisi

İradeyi Kullanma: Ruh, bedeni ve maddeyi kontrol ederek iradesini ortaya koyar. Örneğin, bir insanın ahlaki seçimleri ruhun gelişim seviyesini yansıtır.

Beden ve Ruh Dengesi: Ruh, bedeni disiplin altına aldıkça manevi mertebelerde yükselir.

c. Bedenin Ruhun Güçlenmesine Katkısı

İbadet ve Fiziksel Eylemler: Namaz, oruç ve diğer ibadetler beden aracılığıyla yapılan eylemlerdir, ancak ruhun gelişimine katkıda bulunurlar. Bu ibadetler, bedeni disipline ederken ruhu yüceltir.

Sağlık ve Ruhsal Denge: Sağlıklı bir beden, ruhun huzur içinde gelişmesini sağlar. Bedenin hastalıkları ve rahatsızlıkları ise ruhun sabır ve şükür gibi erdemleri geliştirmesine vesile olur.

3. Ruh ve Beden İlişkisinin Önemi

Ruh ve beden arasındaki ilişki, insanın hem dünyevi hem de uhrevi yolculuğunda önemli bir yere sahiptir.

a. Dünyevi Hayatta Ruh ve Bedenin Rolü

İnsanın Sınanması: Dünya hayatı, ruh ve bedenin birlikte sınandığı bir alandır. Ruh, bedensel arzularla mücadele ederek olgunlaşır.

Amellerin İfade Bulması: Beden, ruhun niyetlerini ve amellerini gerçekleştirme aracıdır. Örneğin, iyilik yapmak, yardım etmek gibi fiiller beden olmadan gerçekleşemez.

b. Uhrevî Hayatta Ruh ve Bedenin Rolü

İslam inancına göre, ruh ve beden ahirette tekrar bir araya gelecektir. Bu durum, bedenin de ruhun gelişiminde kalıcı bir öneme sahip olduğunu gösterir.

Beden, ahiret hayatında ruhun kazandığı manevi mertebeleri yansıtacaktır.

4. Ruh ve Beden İlişkisini Güçlendiren Unsurlar

a. İbadet ve Tezkiye (Arınma)

İbadetler, ruh ve bedenin uyum içinde çalışmasını sağlar. Namaz kılmak gibi fiziksel bir eylem, ruhun Allah’a yaklaşmasına vesile olur.

b. Nefs Muhasebesi ve Tezhib (Arındırma)

Ruh, bedenin arzularını kontrol altına alarak manevi olarak güçlenir. Bu süreç, ruh ve beden arasındaki dengeyi sağlamlaştırır.
c. Bedenin İhtiyaçlarına Dikkat

Sağlıklı bir beden, ruhun huzurlu bir şekilde gelişmesine olanak tanır. Dengeli beslenme, spor ve uyku gibi fiziksel ihtiyaçlara dikkat etmek, ruhun dinginliği için gereklidir.

d. Manevi Hedefler Belirleme

Bedenin dünyaya bağlı arzularını ilahi hedeflere yönlendirmek, ruhun kemale ermesine yardımcı olur.

5. Sonuç: Ruh ve Bedenin Uyumunun Önemi

Ruh ve beden, insanın dünyadaki yolculuğunda birbirini tamamlayan iki unsurdur. Ruh, ilahi bir öz taşıdığı için bedeni disipline ederek kemale ulaşmayı hedefler. Beden ise ruhun ihtiyaçlarını karşılayarak onun gelişimine hizmet eder. Bu ilişki dengeli bir şekilde sürdürüldüğünde insan hem dünyevi hem de manevi başarıya ulaşır.

Ruhun olgunlaşması, bedenin arzularını kontrol etmesine ve bu arzuları Allah’ın rızasına uygun şekilde yönlendirmesine bağlıdır.

Ruh ve beden, ahiret âleminde tekrar birleşerek bu dünyadaki tecrübelerin sonuçlarını yansıtacaktır.

Bu sebeple, insan ruh ve beden dengesine dikkat ederek hem bu dünyada hem de ahirette huzur bulabilir.

 

Loading

No ResponsesKasım 24th, 2024

RUHUN 18 BİN ALEMLE OLAN İRTİBATI

RUHUN 18 BİN ALEMLE OLAN İRTİBATI

BAK: https://www.youtube.com/watch?v=MJFT6XGesSM 

Ruhun 18 bin alemle olan ilgi, alaka ve irtibatı. Ve bu irtibatı sağlayan hususlar.

Tasavvufi ve metafizik perspektiften bakıldığında, ruhun 18 bin âlemle olan irtibatı, evrenin çok boyutlu yapısı ve ruhun bu boyutlarla olan derin ilişkisinin bir ifadesidir. Bu konu özellikle İslam tasavvufunda, insanın ilahi bir sır taşıdığına ve bu sır yoluyla her şeyle bir bağlantı içinde olduğuna işaret eder.

1. 18 Bin Âlem Nedir?

“18 bin âlem” ifadesi, İslamî literatürde tüm varlık boyutlarını, görünen ve görünmeyen âlemleri temsil eden sembolik bir ifadedir. Bu âlemler şunları kapsar:

Şehadet Âlemi: Gözle görülebilen, fiziksel dünya.

Gayb Âlemi: Gözle görülmeyen, metafizik boyutlar.

Berzah Âlemi: Ruhun ölümden sonra geçtiği ara boyut.

Arş ve Kürsi: İlahi düzenin en üst mertebelerini temsil eder.
Bu âlemler hem fiziksel hem ruhsal katmanları içerir ve insan ruhu, yaratılış itibariyle bu âlemlerin her biriyle ilişkili bir yapıya sahiptir.

2. Ruhun Âlemlerle İlgisi ve İrtibatı

Ruh, ilahi nefha (Allah’ın üflediği ruh) olduğundan, yaratılmış olan her âlemle bağlantı kurabilme yetisine sahiptir. Bu irtibat şu yollarla gerçekleşir:

a. Ruhun İlahi Kaynağı

İnsan ruhu Allah’ın “Kün” (Ol) emriyle yaratıldığından, Allah’ın yarattığı her şeyle bir bağ taşır.

Ruh, fıtratında 18 bin âlemin özünü taşır; bu öz, her bir âlemle irtibat kurmasını sağlar.

b. Tevhid ve Vahdet-i Vücut

Tasavvuf anlayışında tüm âlemler tek bir varlığın tezahürleridir. Ruh, bu vahdet içinde, tüm âlemleri kendi içinde barındırır ve onlarla irtibat kurabilir.

İnsan, Allah’ın halifesi olarak bu âlemler arasında bir bağ kuran köprü görevindedir.
c. Ruhun Mertebeleri

Ruhun, 18 bin âlemle irtibatını sağlayan hususlardan biri de ruhun farklı dereceleridir:

Nefs-i Emmare: Ruhun dünyevi isteklerle bağlantısı.

Nefs-i Mutmainne: İlahi huzura ermiş bir ruhun, gaybî âlemlerle irtibatı.

Ruh-i Sultanî: En yüksek mertebede ruh, evrenin tüm katmanlarıyla tam bir birlik içindedir.

3. İrtibatı Sağlayan Hususlar

Ruhun bu âlemlerle olan irtibatını güçlendiren veya sağlayan belirli manevi durumlar ve araçlar vardır:

a. İlahi Aşk ve Marifet

Allah’a olan aşk, ruhun her bir âlemle irtibat kurmasını kolaylaştırır. Bu irtibat, kişinin Allah’ın isim ve sıfatlarını tanıması (marifetullah) ile derinleşir.

İlahi aşk, insanın hem içsel hem dışsal boyutları keşfetmesini sağlar.
b. Zikir ve Tevhid

Zikir, ruhu arındırarak onu Allah’a ve dolayısıyla tüm âlemlere bağlayan bir araçtır.

“La ilahe illallah” zikri, ruhun âlemleri birleştiren tevhid sırrını anlamasına olanak tanır.

c. Ruhun Fıtratı ve İdraki

Ruhun yaratılışı gereği her âlemle bağ kurabilme yetisi vardır. Bunun için insan, kendi özüne (fıtratına) dönmelidir.

İdrak edilen her hakikat, ruhun bir âlemle daha derin bağ kurmasını sağlar.

d. Tasavvufi Seyrü Sülûk

Ruh, manevi yolculuk (seyrü sülûk) sırasında 18 bin âlemi aşama aşama deneyimler.

Bu yolculukta mürşidin rehberliği, ruhun âlemleri tanımasına ve onlarla irtibat kurmasına yardımcı olur.

e. Rüya ve İlham

Ruh, rüya yoluyla farklı âlemlerle iletişim kurabilir. Özellikle sadık rüyalar ve ilham, gaybî âlemlerden mesajlar almanın yollarıdır.

4. Sonuç: Ruh ve Kozmik Bütünlük

Ruh, 18 bin âlemin özünü taşıdığı için bu âlemlerle irtibat kurabilir. Bu irtibat, insanın kendi içindeki manevi yolculuğuyla derinleşir ve Allah’a olan yakınlık arttıkça daha da güçlenir.

İnsan, “Âlem-i Kübra” yani büyük bir âlem olarak görülür. Bu sebeple 18 bin âlem, insanın ruhunda bir potansiyel olarak bulunur.

Ruhun bu âlemlerle ilişkisi, insanın kendi varlığını ve evreni daha iyi anlamasına ve nihayetinde Allah’a yaklaşmasına hizmet eder.

Loading

No ResponsesKasım 24th, 2024

KENZÜ’L-ARŞ DUASI

KENZÜ’L-ARŞ DUASI
Bak: https://youtu.be/53OqQRowUv4

Kenzü’l-Arş Duası, İslam dünyasında faziletli ve anlam yüklü dualardan biri olarak bilinir. Kenzü’l-Arş, “Arş’ın Hazinesi” anlamına gelir ve bu dua, Allah’ın isimleriyle dolu kapsamlı bir yakarış olarak değerlendirilir. Duanın içinde Esmaü’l-Hüsna’dan (Allah’ın güzel isimlerinden) pek çok isim yer almakta ve Allah’a yakınlaşma, af dileme, dünya ve ahiret saadeti isteme gibi amaçlar taşımaktadır.

Kenzü’l-Arş Duası’nın İçeriği

Allah’ın isimleri ve sıfatları: Duanın birçok bölümünde Allah’ın 99 ismine (Esmaü’l-Hüsna) ve sıfatlarına vurgu yapılır.

Peygamberlere selam ve salavat: Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ve diğer peygamberlere selam ve dua edilir.

Rahmet ve mağfiret dileği: Dua, Allah’ın rahmet ve mağfiretine sığınmayı, günahların affını dilemeye odaklanır.

Dünya ve ahiret duaları: Dünya sıkıntılarından kurtulma, rızık genişliği, huzur ve ahiret mutluluğu talebi içerir.

Faziletleri

Kenzü’l-Arş Duası hakkında İslam alimleri farklı görüşler belirtmiştir. Genellikle şu faziletlerle anılır:

Kalp huzuru sağlar.

Maddi ve manevi sıkıntılardan kurtulmaya vesile olur.

Günahların affı için bir kapıdır.

Allah’ın rahmetine vesile olacağına inanılır.

Kaynak Değeri

Kenzü’l-Arş Duası, halk arasında yaygın olsa da hadis kaynaklarında kesin bir sahihlik iddiasıyla yer almaz. Ancak bu durum, duanın anlam ve içeriğindeki hikmetli ifadelerin değerini düşürmez. Allah’a samimiyetle yapılan her dua kabul için bir kapıdır.

Uygulama ve Tavsiyeler

Kenzü’l-Arş Duası, temiz bir kalple, abdestli bir şekilde okunması tavsiye edilir.

Gönülden gelerek, anlamını düşünerek okumak önemlidir.

Düzenli olarak okunduğunda manevi faydalar sağladığına inanılır.

Eğer bu duanın tam metniyle ilgili bilgiye ihtiyaç duyarsanız, paylaşabilirim.

@@@@@@@@

Kenzül Arş Duası Arapçası Okunuşu ve Anlamı
Kenzül Arş Duası Allah’u Teala’nın sırlı isimlerinin hürmetine yapılan bir duadır. Kenzül Arş Duası ‘nın Arapça Okunuşu ve anlamını okuyabilirsiniz. Halis bir niyetle Rabbimize Onun Yüce İsimlerini vesile kılarak dua etmeliyiz. Kur’an’da buyrulduğu gibi “…O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın…“(Araf-180)

Kenzül Arş Duası Sahih Midir? Kenzül Arş Duası Bidat Midir? Duada Şirk mi vardır?
Elbette ki Kur’an-ı Kerim Dışında hiç bir metin ve kitaba kesinlikle sahihtir denilemez. Ancak bazı sırlı dualar Allah’ın salih, veli kulları aracılığıyla ortaya çıkarılır ki bir dua illa hadis kitaplarında geçmesi şart değildir. Kaldı ki her insan kendince makbul bir dua edebilir. Ve başka insanlar da bu duayı yapabilirler buna bidat demek İslamı bilmemektir.

İmam Ali(k.v) tarafından tertip edildiği rivayet edilen dua Mecmuatul Ahzab kitabında geçmektedir. Ayrıca Bediüzzaman’ın Rumuzât-ı Semâniye risâlesi olan Yirmi Dokuzuncu Mektûb’un Sekizinci Kısmının İkinci ve Üçüncü remizlerinde de bu duadan bahsedilmektedir.

Bu duaya karşı çıkan hatta fütursuzca saldıranlar duada şirk olduğunu iddia etmektedir hatta Allah’ın isimlerinin vesile kılınmasına bile tahammülü olmayan bu kişiler duayı putperestlikle bağdaştıracak kadar ileri gitmişlerdir. Oysa Rabbimiz “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide 35) ayetinde buyurduğu vesileler nelerdir. Efendimizin(s.a) sahabelerin teberrük için sakalını almalarını bile yasaklamadığı tarihlerde sabitken Allahu Teala’nın İsimleri hürmetine dua etmek neden şirk olsun?!

Kenzül Arş Duası Türkçe Okunuşu
Bismillahirrahmanirrahim
Lâ ilâhe illellâhül melikül hakkul mübîn.
La ilâhe illellahül hakemül adlül metîn.
Rabbünâ ve rabbü âbâinel evvelîn.
La ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn.

Lâ ilâhe illellâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yumîtü ve hüve hayyül lâ yemûtü ebeden biyedihil hayru veileyhil masîru ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Ve bihî nesteînü ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.
Lâ ilâhe illellâhü şükran li ni’metih.Lâ ilâhe illellâhü ikrâran bi rubûbiyyetih.

Ve sübhânellâhi tenzîhen li azametih.
Es’elükellâhümme bi hakkısmikel mektûbi alâ cenâhı cibrîle aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikel mektûbi alâ cenahı mîkâîle aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikel mektûbi alâ cebheti isrâfîle aleyke yâ rab.
Ve bi hakkısmikel mektûbi alâ keffi azrâîle aleyke yâ rab.

Ve bi hakkısmikellezî semmeyte bihî münkeran ve nekîran aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmike ve esrâri ıbâdike aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî temme bihil islâmü aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî telekkâhü âdemü lemmâ hebeta minel cenneti fe nâdâke fe lebbeyte düâehü aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî şîtü aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî kavveyte bihî hameletel arşî aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikelmektûbî fittevrâti vel incîli vezzebûri vel fürkâni aleyke yâ rab. Ve bihakkısmike ilâ müntehâ rahmetike alâ ıbâdike aleyke yâ rab. Ve bihakkı temâmi kelâmike aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ibrâhîmü fecealtennâra aleyhi berden ve selâmen aleyke yâ rab.

Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ismâîlü fe necceytehû minezzebhı aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî ishâku fe kadayte hâcetehû aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî hûdü aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî deâke bihî ya’kûbü fe ra dedte aleyhi basarahû ve veledehû yûsüfe aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî dâvüdü fe cealtehû halîfeten fil ardı ve elente lehül hadîde fî yedihî aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî deâke bihî süleymânü fe a’taytehül mülke fil ardı aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî eyyûbü fe necceytehû minel gammillezî kâne fîhi aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî îsebnü meryeme fe ahyeyte lehül mevtâ aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî mûsâ lemmâ hâtabeke
alettûri aleyke yâ rab.

Ve bihakkısmikellezî nâdetke bihî asîyetümraetü fir’avne fe
razaktehel cennete aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî benû isrâîle lemmâ câvezûlbahra aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihil hıdıru lemmâ meşâ alel mâi aleyke yâ rab.
Ve bihakkısmikellezî nâdâke bihî muhammedün sallallâhü aleyhi ve selleme yevmel ğâri fe necceytehû aleyke yâ rab.

İnneke entel kerîmül kebîru. Hasbünellâhü ve ni’mel vekîl. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Ve sallallâhü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî vesellem.

@@@@@@@@@

Kenzül Arş Duası Anlamı:

Melik (kral), Hakk, Mübin Allah’tan başka ilah yoktur. Hakem, Adl ve Metin Allah’tan başka ilah yoktur. Bizim ve eski atalarımızın Rabbidir. Senden başka İlah yoktur. Sen arınıksındır. Ben zalimlerden oldum. Allah’tan başka ilah yoktur. Onun ortağı yoktur. Yönetim onundur. Övgüler onun içindir. Diriltir ve öldürür. O diridir ve ebediyen ölmez. Hayır onun kontrolündedir, dönüş onadır. Ve O her şeye gücü yetendir. Ve onunla yardım isteriz. İyilik yapmaya, kötülükten kaçmaya güç kuvvet sadece yüce ve her şeyi bilen Allah’tandır.

Nimetlere şükür olarak, ondan başka ilah yoktur. Rabblığının ikrarı olarak, ondan başka ilah yoktur. Yüceliğini arındırmak için, Allah noksanlıklardan arınıktır.

Ey Allahım! Ya Rabbi! “Cebrail’in kanadında yazılı ismin hürmetine, Mikail’in kanadı üzerinde yazılı ismin hürmetine, İsrafil’in alnında yazılı ismin hürmetine, Azrail’in avucunda yazılı ismin hürmetine, ve senin verdiğin Münker ve Nekir ismi hürmetine, ve kullarının sendeki sırları hürmetine, İslam’ı kendisiyle tamamladığın ismin hürmetine, ve Adem’in senden öğrenip cennetten indirildiği zaman kendisiyle sana seslendiği ve senin de kabul ettiğin ismin hürmetine,

Şit’in sana seslendiği ismin hürmetine, arşı taşıyan melekleri kendisyle güçlendirdiğin ismin hürmetine, Tevrat’ta, İncil’de, Zebur!da ve Furkan’da yazılı ismin hürmetine, kullarına rahmetini sonsuza kadar ulaştırdığın ismin hürmetine, sözlerin tamamı hürmetine,

İbrahim ateşe atıldığında hangi isminle sana seslendi de ateş soğuk ve selamet olduysa işte o ismin hürmetine, İsmail kesilirken hangi isminle seslendi de onu kesilmekten kurtardıysan işte o ismin hürmetine, İshak hangi isminle sana yalvardı da sen onun ihtiyaçlarını karşıladıysan işte o ismin hürmetine, Hud hangi isminle sana seslendiyse işte o ismin hürmetine, Yakup sana hangi isminle dua etti de sen onun gözlerini ve çocuklarını ona geri verdiysen işte o ismin hürmetine,

Davut hangi isminle sana seslendi de sen onu yeryüzüne halife yaptıysan ve demiri onun elinde yumuşattıysan işte o ismin hürmetine, Süleyman hangi isminle sana dua etti de sen onu yeryüzüne kral yaptıysan işte o ismin hürmetine, Eyyüb hangi isminle sana seslendi de sen onu içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtardıysan işte o ismin hürmetine,

Meryem oğlu İsa hangi isminle sana seslenip de onunla ölüyü dirilttiysen işte o ismin hürmetine, Musa hangi isminle sana seslendi de sen ona Tur’da hitap ettiysen işte o ismin hürmetine Firavunun karısı Asiye sana hangi isminle seslendi de sen onu cennette rızıklandırdıysan işte o ismin hürmetine, israiloğulları sana hangi isminle seslendiler de denizi geçirdiysen işte o ismin hürmetine,

Hızır hangi isminle seslendi de onu suda yürüttüysen işte o ismin hürmetine, Muhammed SAV sana mağarada hangi isminle seslendi de sen onu kurtardıysan işte o ismin hürmetine” senden istiyorum. Hiç şüphesiz sen cömertsin, büyüksün. Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. İyilik yapmaya da kötülükten kaçmaya da güç kuvvet sadece yüce ve büyük Allah’tandır. Allah efendimiz Muhammed’e, ailesine ve arkadaşlarına destek versin, güvenliklerini sağlasın! AMİN

Loading

No ResponsesKasım 24th, 2024

İSTİDAT VE LATİFELERİN İNBİSATI-3

İSTİDAT VE LATİFELERİN İNBİSATI-3

BAK: https://www.youtube.com/watch?v=BSHYdSNQuC4 

Risale-i Nur’da İnbisat konusu. Risale-i Nur’da inbisat konusu, Bediüzzaman Said Nursi’nin insanın manevi gelişimi ve Allah’a yakınlaşma süreciyle ilgili önemli kavramlarından biridir. İnbisat, kelime anlamı olarak “genişleme, açılma, ferahlama” demektir. Manevi anlamda ise insanın kalbinin, ruhunun ve latifelerinin (manevi duygularının) Allah’a ve yaratılış hakikatlerine karşı açılması, genişlemesi, kabiliyetlerinin ortaya çıkması anlamında kullanılır.
1. İnbisatın Manevi Anlamı Bediüzzaman, insanın yaratılış gayesinin Allah’a yakınlaşmak olduğunu vurgular ve bu yakınlaşma sürecinde kalp, ruh ve diğer manevi duyguların gelişmesi, genişlemesi yani inbisat etmesi gerektiğini ifade eder. İnbisat, kişinin iman ve tefekkür yoluyla Allah’a daha yakın hissetmesi, manevi bir ferahlık ve huzur bulması anlamına gelir. Bu genişleme, Allah’ın kainattaki sanatını, yaratılışın hikmetlerini ve varlıkların Allah’a işaret eden yönlerini daha derin bir idrak ile görebilme kapasitesidir.
2. İnbisatın Kalp ve Ruh Üzerindeki Etkisi Risale-i Nur’da, inbisatın insan kalbi ve ruhu üzerinde derin bir etkisi olduğu belirtilir. Kalp ve ruh, inbisat yoluyla dünyadan ve nefsani arzulardan uzaklaşıp Allah’a yönelmeye başlar. Kalp, Allah’ın sonsuz nimetlerini ve yarattığı güzellikleri inbisat sayesinde daha iyi idrak eder, her şeyi Allah’a ulaşma yolunda bir vesile olarak görmeye başlar. Bu ruhsal genişleme sayesinde insan, kainattaki varlıkların Allah’ı tesbih ettiğini ve her şeyin bir anlam ifade ettiğini daha derin bir şuurla idrak eder.
3. İnbisatın İman ve İbadetle Gelişmesi Bediüzzaman, inbisatın iman ve ibadet yoluyla gelişeceğini ifade eder. İman, Allah’a olan bağlılığı arttırır; ibadet ise bu bağlılığı kuvvetlendirir ve insanın kalbini genişletir. İnsan, ibadet ve tefekkürle inbisat ettikçe, Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerini daha derinden idrak etmeye başlar. İbadet, insanın içindeki kabiliyetleri geliştirir ve manevi anlamda genişleme sağlar. Bu durum, insanın Allah’a olan muhabbetini ve imanını güçlendirir; kalpte huzur, ferahlık ve sükûnet duygusunu arttırır. İbadet ile inbisat eden ruh, Allah’ın huzurunda olmanın verdiği bir genişlikle tatmin bulur.
4. Kâinat ve İnkişaf Bağlantısı Risale-i Nur’da kâinat, Allah’ın isim ve sıfatlarının tecelli ettiği büyük bir kitap olarak tanımlanır. İnsanın kainattaki bu güzellikleri tefekkür ederek inbisat etmesi, Allah’a olan yakınlığını artırır. İnbisat, kâinatın tefekkürü yoluyla gelişir. İnsan, kainattaki düzen, sanat ve güzellikleri görüp Allah’ın kudretini, ilmini ve hikmetini anladıkça, manevi olarak genişler ve Allah’a olan bağlılığı güçlenir. Böylece, insanın ruhu kâinatın güzellikleri ile beslenir ve bu genişleme (inbisat), insanın Allah’a olan kulluğunu güçlendirir.
5. İnbisat ve İnsanın Potansiyelinin Ortaya Çıkışı
Bediüzzaman’a göre insanın ruhunda büyük bir istidat (potansiyel) saklıdır. İnbisat, bu potansiyelin ortaya çıkması sürecidir. İnsan, inbisat ettikçe içindeki kabiliyetleri keşfeder ve yaratılış amacına uygun bir şekilde hareket eder. İnsanın ruhunda, iman, ibadet ve tefekkür yoluyla açığa çıkmayı bekleyen birçok kabiliyet bulunmaktadır. İnbisat, insanın manevi anlamda kemale ermesini sağlayarak, onu hakiki anlamda olgunlaştırır. Bu potansiyelin ortaya çıkmasıyla insan, Allah’ın kendisine verdiği özellikleri daha iyi anlar ve bu yetenekleri O’nun yolunda kullanır. Bu da insanın Allah’a yaklaşmasını, yaratılış gayesini gerçekleştirmesini sağlar.
6. İnbisatın Önündeki Engeller: Dünyevileşme ve Nefsani Arzular Bediüzzaman, dünya sevgisi, mal-mülk hırsı ve nefis arzularının inbisatın önündeki en büyük engeller olduğunu ifade eder. İnsan, kalbini dünya sevgisiyle doldurdukça, manevi genişlemesi zorlaşır ve dar bir alanda kalır. İnbisat için, nefsin arzularına ve geçici dünya sevgisine kapılmaktan kaçınılması gerektiğini belirtir. Çünkü bu dünyevi meşguliyetler, kalbin Allah’a yönelmesini engeller ve insanı manevi olarak dar bir alanda bırakır. İnsanın kalbinin ve ruhunun Allah’a yönelmesi için dünya sevgisinden sıyrılması ve ibadet, tefekkür ile kalbini Allah’a açması gerekir.
7. İnbisat ve İnsan-Allah İlişkisi İnbisat eden bir ruh, Allah’a olan sevgisini ve bağlılığını derinleştirir. İnbisat, insanın Allah ile ilişkisini güçlendiren ve manevi olgunluğa ulaşmasını sağlayan bir süreçtir. Risale-i Nur, Allah’a olan sevginin ve muhabbetin kalpte inbisat etmesini, kalbin bu sevgiyle genişleyip huzur bulmasını teşvik eder. Bu genişleme, insanı yaratılış gayesine uygun bir hayat sürmeye yönlendirir. Allah ile insan arasındaki bu yakınlık, insanın kendisini daha huzurlu ve güvende hissetmesini sağlar. İnbisat, insanın Allah’a teslimiyetini ve tevekkülünü artırır; böylece insan hayatın zorluklarını daha kolay aşar. Sonuç Risale-i Nur’da inbisat, insanın kalbinde, ruhunda ve manevi duygularında genişleme sağlayarak Allah’a daha yakın olmasını mümkün kılan bir süreç olarak ele alınır. İman,
İbadet, tefekkür ve dünya sevgisinden uzaklaşma gibi manevi yöntemlerle inbisat eden insan, yaratılış gayesine uygun bir hayat yaşar. Bu genişleme, insanın hem dünyada hem de ahirette huzurlu ve Allah’a yakın bir hayat sürmesini sağlar. https://kulliyat.risaleinurenstitusu.org/arama/Inbisat

 

Loading

No ResponsesKasım 23rd, 2024

İSTİDAT VE LATIFELER ÜZERİNE TESBİTLER-2

İSTİDAT VE LATIFELER ÜZERİNE TESBİTLER-2

BAK: https://www.youtube.com/watch?v=hH5xkzwDTEc 

5. İnsan Ruhunun Çok Yönlülüğü ve Latifelerin Çeşitliliği Bediüzzaman, insan ruhunun çok yönlü ve çeşitli latifelere sahip olduğunu belirtir. Her latife, Allah’ın farklı isim ve sıfatlarını anlamaya yönelik bir kapıdır. Bu latifeler, insanın manevi yolculuğunda bir rehber görevi görür. Örneğin, insanın vicdanı adalet ve merhamet duygusunu, kalbi ise sevgi ve Allah’a yönelişi temsil eder. İnsan bu latifeleri geliştirip doğru şekilde kullandığında, yaratılış gayesine uygun bir hayata ulaşır. İnsanın latifelerinin gelişmesiyle, Allah’a olan yakınlığı artar. 6. Risale-i Nur’da Terbiye ve İman Eğitimi Bediüzzaman Said Nursi’ye göre, insanın istidat, kabiliyet ve latifeleri, iman eğitimi ile en güzel şekilde gelişir. İman, bu potansiyellerin Allah’ın rızasına uygun bir hale gelmesini sağlar.
Risale-i Nur, iman hakikatlerini anlatarak, insanın yaratılışındaki sırları ve Allah’a yakınlaşma yollarını öğretir. Bu eserler, insanın ruhsal yönlerini keşfetmesine yardımcı olur ve istidatlarını geliştirir. Sonuç Bediüzzaman, insanın ruhunda Allah’ın isim ve sıfatlarını anlamaya yönelik güçlü bir potansiyel olduğunu belirtir. İstidat, kabiliyet ve latifeler, insanın bu potansiyeli ortaya koymasını ve Allah’a yaklaşmasını sağlar. İnsan, bu yönlerini geliştirdiğinde, hakiki kulluğa ve yaratılış amacına uygun bir hayata ulaşır. Risale-i Nur, bu yolda insana rehberlik ederek, insanın manevi yeteneklerini doğru bir şekilde kullanmasına yardımcı olur.
@@@@@@
Hatıratı kalb. İnsanda öyle bir latife, öyle bir halet vardır ki, o latife lisanıyla her ne sual edilirse-velev ki fasık da olsun-Cenab-ı Hak o latifeye hürmeten o matlubu yerine getirir.
O latife pek uzaktan bana göründü ise de teşhis edemedim. (Mesnevi-i nuriye)

 

Loading

No ResponsesKasım 23rd, 2024

İSTİDAT VE LATIFELER ÜZERİNE TESBİTLER-1

İSTİDAT VE LATIFELER ÜZERİNE TESBİTLER-1

BAK: https://www.youtube.com/watch?v=79Tu35dCu0w 

Risale-i Nur’da istidat, kabiliyet ve latifeler üzerine tesbitler. Risale-i Nur Külliyatı’nda Bediüzzaman Said Nursi, istidat (potansiyel yetenek), kabiliyet (geliştirilebilir yetenek) ve latifeler (manevi hisler ve duygular) üzerine derin tespitlerde bulunur. Bu kavramlar, insanın yaratılışındaki anlamı, manevi yolculuğunu ve Allah’a kulluğunu anlama açısından önemli bir yere sahiptir.
İşte Risale-i Nur’da bu kavramlarla ilgili bazı temel görüşler:
1. İstidat (Potansiyel Yetenek) Bediüzzaman’a göre insan, Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerini yansıtmak üzere yaratılmış bir varlıktır. İnsan ruhu, bu yansımaları ve tecellileri kabul etmeye açık bir potansiyelle (istidatla) donatılmıştır. İstidat, insanın yaratılışında var olan kabiliyetlerin potansiyel halidir. Bu potansiyelin geliştirilmesi ve hakikate yönlendirilmesi insanın iradesine bağlıdır. Said Nursi, her insanın bir cevher gibi olduğunu ve her insanın içinde Allah’a yaklaşmasını sağlayacak potansiyel yeteneklerin bulunduğunu söyler. Bu yeteneklerin geliştirilmesi, insanın yaratılış gayesine ulaşmasını sağlar.
2. Kabiliyet (Geliştirilebilir Yetenek) İstidat, içsel potansiyelken; kabiliyet, bu potansiyelin geliştirilmesiyle ortaya çıkan yetenektir. Kabiliyetler, eğitim ve tefekkürle (derin düşünme) ortaya çıkar ve insanın Allah’a daha yakın olmasını sağlar. Bediüzzaman, kabiliyetlerin doğru yöne yönlendirilmesini önemser. İnsanın kabiliyetleri Allah’a kulluk, O’na yakınlık ve hakikati anlamak için kullanılmalıdır. Kabiliyetlerin ahlaki ve manevi gelişimle geliştirilmesi gerektiğini ifade eder. Eğer kabiliyetler nefis (bencil arzular) veya şeytan tarafından yönlendirilirse, bu yetenekler insana zarar verebilir. Bu nedenle kabiliyetlerin terbiye edilmesi, Allah rızasına uygun bir şekilde geliştirilmesi önemlidir.
3. Latifeler (Manevi Hisler ve Duygular) Latifeler, insanın ruhunda bulunan ince, manevi duygular ve hislerdir. Bu duygular,
Allah’a yaklaşmak ve hakikati idrak etmek için yaratılmıştır. Her insan, latifelerini doğru şekilde kullanarak Allah’ın marifetine (O’nu tanımaya) ulaşabilir. Bediüzzaman’a göre insanın kalbi, aklı, vicdanı gibi latifeler Allah’a yöneldiğinde, insan yaratılış amacına uygun bir şekilde hareket eder. Bu latifeler, insanı hayvani ve dünyevi duygulardan ayırarak, manevi olgunluğa ulaştırır. Latifeler doğru bir şekilde kullanıldığında, insan Allah’ın tecellilerine açık hale gelir ve iman, ibadet, tefekkür yoluyla Allah’a yakınlaşır. Ancak bu latifeler nefsin etkisiyle dünya sevgisine veya menfi duygulara kapıldığında, insanın manevi olarak zayıflamasına yol açar.
4. İstidat, Kabiliyet ve Latifelerin Terbiye Edilmesi Bediüzzaman, insanın içindeki bu potansiyel yeteneklerin (istidat), kabiliyetlerin ve latifelerin doğru bir şekilde yönlendirilmesi gerektiğini söyler. Bu terbiye ve yönlendirme, kişinin iman ve ibadet yoluyla Allah’a yaklaşmasını sağlar. İstidat ve kabiliyetlerin gelişmesi, insanın marifetullah’a (Allah’ı tanımaya) ulaşması için bir vesiledir. İnsan, Allah’ı tanıdıkça latifeleriyle O’nu sever, kabiliyetleriyle O’na ibadet eder ve istidatlarıyla O’nu tefekkür eder. Bediüzzaman, bu yeteneklerin terbiye edilmesinde Kur’an’ın rehberliğini ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetini örnek gösterir. Kur’an ve sünnet, insanın ruhunu ve manevi yönünü geliştirir, kabiliyetlerini doğru yöne sevk eder.
http://kulliyat.risaleinurenstitusu.org/arama/Istidat

 

Loading

No ResponsesKasım 23rd, 2024

HZ. ADEMI CENNET’TEN ÇIKARAN ZİHNİYETİN DÜNYADAKİ UZANTISI

HZ. ADEMI CENNET’TEN ÇIKARAN ZİHNİYETİN DÜNYADAKİ UZANTISI

BAK: https://www.youtube.com/watch?v=wr6SAb_hQFI 
Tat alma duygusu olanla olmayanın durumu ne kadar farklı değil mi?
Birde bunun sürekli olduğunu düşünün.
Ve yine koronadan dolayı bu hastalığa yakalananlar koku alma duygusunu kaybettiler.
İşte günahlarda insanların sayısız bilemediğimiz bir çok duygularının kapanmasına sebep olmaktadır.
Adeta insan dışa açılan kapılarının kapanmasına sebep olmaktadır.
Bütün dış ve iç duyguları buna kıyas edin.
Onun içindir ki günah kalbe girince, kalbi siyahlandıra siyahlandıra ta nuru imanı çıkarıncaya kadar tesir eder.
Zira her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır.
-Hz. Âdem atamız hangi suçtan cennetten çıkarılıp dünyaya gönderildiyse, bugün dünyada işlenen benzer suçlarla da buradan gönderilmeye ve dünya sahnesinin kapatılmasına çalışılmaktadır.
-Atamız Âdem’i cennetten çıkartan zihniyet, bugün aynı şekilde, aynı minval üzere, aynı yöntemi uygulayarak, onun çocuklarını da dünyadan çıkartmak için her türlü çabayı gösteriyor ancak onların unuttukları bir şey var; Allah insanı dünyaya önemli üç temel esas için göndermiştir.
Bunlardan birisi; cennette tenasülün yokluğu, çoğalma ve çoğalmanın olması için gönderilmiştir.
İkincisi; cennette zıtlıklar yok mesela haram olsun, savaş olsun, ağıt gözyaşı, elem, keder, hüzün, olumsuzluklar orada yoktur. İnsan bu dünyada işte o istidat ve kabiliyetlerinin, aynen kışta tohumların toprağın altında kar ve yağmur ile pişmesi, oluşması, çatlaması, sümbül vermesi gibi adeta dünyanın bu kış ortamında da insanın duygularının açığa çıkması amacıyla gönderilmiş olmaktadır.
Yani Hz. Adem’e talim-i esma denilen eşyanın a’dan z’ye kadar her şeyinin öğretilmiş olması, tıpkı nasıl ki Hz. Âdem’in sulbünde kıyamete kadar gelecek son insan mevcuttur aynen onun gibi de Hz. Âdem’e talim edilen esmanın içerisinde daha binlerce yıl öncesinde olmayan kompüter veya bilgisayar, yapay zeka ve ona öğretilen o talim-i esma da vardır.
İşte bunun tahakkuk etmesi ve açığa çıkması için istidat ve kabiliyetlerin devreye girerek bunu gerçekleştirmesi için dünyaya gelmesi gerekti.
Aslında şeytan Cenab-ı Hakk’ın planına bilinçsiz ve şuursuz olaraktan alet olmuş oldu. Onun tezahürüne ve açığa çıkmasına vesile olmuş oldu.
Zahiren kendisi tamamen şer olan şeytan birçok hayırlarında bu manada istidat ve kabiliyetlerin adeta bir savaş alanında kahramanlarını ortaya çıkması gibi, zorluklarda güç ve güçlü durumların güçlüleri ortaya çıkarması ve gayretlerinin ortaya çıkması gibi bu dünya imtihanında da bu gibi durumlar ortaya çıkmış oldu.

Loading

No ResponsesKasım 23rd, 2024

İNSANIN SONSUZLUĞA UZANAN DUYGULARI

İNSANIN SONSUZLUĞA UZANAN DUYGULARI

BAK: https://www.youtube.com/watch?v=HpL3ImQYxF0 
İnsan sonsuza uzanan istidat ve kabiliyetlerle donatılmıştır. Kapsamlı duygularla donatılmıştır
Her bir esere o eserin mütehassısının usta gözüyle bakması ile, alakasiz ve bilgisiz birisinin bakması arasındaki fark, kabiliyet ve yetenek farkıdır
-İstidad; çekirdekler gibi gelişmeye ve geliştirilmeye müsait olan hususiyetler mânâsını taşır. Konuşmak, yazmak, resim yapmak, inanmak, sevmek, hoşlanmak, lezzet almak gibi sınırsız maharetler, insan ruhuna birer çekirdek gibi Allah tarafından bilkuvve konmuştur. İrade veya muhitin tesiriyle bunlar inkişaf ederler.

Allah Teâlâ Hazretlerinin (C.C.) insanlara ve sâir mahlûklara tevdi buyurduğu kabiliyet kuvvelerinin umumi ismidir. Kabiliyetler insan fıtratında nüve, yani tohum şeklinde bulunurlar. Şart ve mecrasını buldular mı fiili âleme intikal ederler ve gelişirler.

Cenâb-ı Hak diğer varlıkların ruhlarına da, onlara uygun istidatlar koymuştur. İstidadın kullanıldığı diğer mânâ ise, müsait olma durumu, gelişmeye müsait olma hâlidir: “Yangının genişleme istidadı var.” Bu kelime bazen “kabiliyet” mânâsında da kullanılmaktadır. (Bunun tersi de olabilir.)

Bununla birlikte, istidat ile kabiliyet arasında, çok ince bir mânâ farkından söz edilebilir. Şöyle ki:

Kabiliyet, dıştan gelen tesirleri alabilme gücü, kabul edebilme mânâsını taşır. Hâlbuki istidat, ruhta potansiyel olarak var olan, gelişmeye müsait maharetler ve hususiyetlerdir.

Meselâ; Allah her insanın ruhuna konuşma vasfı vermiştir. Çocuk bu hususiyetini, çevresindeki konuşmaları kabiliyetiyle alarak geliştirir ve onlar gibi konuşmaya başlar.

İnsan, sonsuz denilebilecek kabiliyetlerle bu dünyaya gönderilir. İnsanın mahiyeti bir tarla gibidir; iyilik ve kötülük tohumları bu tarlada beraberce bulunur.

Mesela, her insan hem cesur hem korkak; hem cömert hem cimri olabilecek kabiliyettedir. İnsan bunları doğru yahut yanlış şekilde yönlendirebilmektedir. İnsanlar arasındaki mertebe farklarının sırrı, işte burada yatmaktadır. Bu mertebeler beka âlemine de yansıyacak, insanların cennet veya cehennemdeki durumlarını tayin edecektir.
Mesela resim çizmeye kabil bir çocuk, resim eğitimi aldığı zaman, o kabiliyet gelişip büyür ve en sonunda o nüve, ağaç şekline dönüşür. Bütün tohumlar ve nüvelerin içindeki ince plan ve programlara istidat denilebilir. Mesela, kayısı çekirdeğinin içindeki kayısı ağacının ince programına bir cihetle kayısı istidadı denilebilir.
https://sorularlarisale.com/istidat-ve-kabiliyet-ne-demektir

Loading

No ResponsesKasım 22nd, 2024