Bataklığın Gizlenen Hakikati ve Zahiri Perdeler
Bataklığın Gizlenen Hakikati ve Zahiri Perdeler
Cemiyetin kalbinde açılan derin yaralar ve memleketin sinesinde zuhur eden ahlaki zaaflar, ekseriyetle zahiri gündemlerle perdelenmektedir. Dünyada da, kendi memleketimizde de asıl mücrim ustaca kendini gizlemekte veya dikkatleri kasıtlı olarak başka hedeflere sevk etmektedir. Hususi ve kısmi kesimler günah keçisi ilan edilerek, hakikatteki büyük ifsad şebekeleri gözden kaçırılmaktadır. Bu durum, nazarların asıl hedeften saptırılarak sadece vasıtalara odaklanmasını netice vermektedir.
Aynen her gün insanların hanelerine, sokaklarına ve zihinlerine akıtılan ahlaki kanalizasyonun pis kokusuna; yüzünü ekşiterek, mırıldanarak, burnunu kapayarak hatta zamanla o kokuya alışıp ilgisiz kalarak sessiz duranların, o lağımdan bir fare yahut yılan çıktığında kopardıkları feryat gibidir. Hâlbuki asıl tehlike, o farenin bizzat kendisi değil, onun üremesine ve beslenmesine zemin hazırlayan lağımın bizatihi kendisidir.
Akli ve Zahiri Açıdan Medyanın Tahribatı
Devletin televizyonları da dâhil olmak üzere, kitle iletişim vasıtalarının her gün durmaksızın neşrettiği ölüm, hırsızlık, gasp, kaza, şiddet ve ahlaksızlık haberleri; sanki bütün memleketin yegâne hakikati ve umumun müşterek meselesi gibi sunulmaktadır. Menfi hadiseler bu derece ön plana çıkarılırken, müsbet, sevindirici ve fazilet aşılayan haberler adeta hasıraltı edilmektedir.
Bunun neticesinde cemiyet, boşanmaların artmasından ve genç nüfusun düşmesinden haklı olarak şikâyet etmektedir. Fakat bu neticenin asıl menşei olan; ahlaksız diziler, aile mahremiyetini ifşa eden gündüz kuşağı programları ve hane içindeki zıtlıkları cemiyetin pazarına döken neşriyatlar görmezden gelinmektedir. Bilhassa “herkes böyle yapıyor” fikrini aşılayan, evlenmekten alıkoymakla beraber boşanmayı cihan şümul bir âdet ve normal bir hâdise haline getiren bazı şöhret sahiplerinin hususi hayatları, safi zihinlere bir zehir gibi zerk edilmektedir.
Bilimsel Açıdan Zihni Duyarsızlaşma
Psikolojik ve sosyolojik tedkiklerin isbat ettiği üzere, insan dimağı mütemadiyen menfi ve ahlak dışı telkinlere maruz kaldığında, zamanla bir duyarsızlaşma ve his iptali yaşar. Zihin, sürekli gördüğü ve işittiği kötülükleri yadırgamaz, beynin fıtri yapısı bu menfilikleri sıradanlaştırmaya başlar. Batılın devamlı surette ekranda tutulması, şuuraltında bir tahribat yaparak cemiyetin manevi direncini kırmaktadır. Bilimsel hakikatler açıkça göstermektedir ki; şiddet ihtiva eden ve ahlaki sınırları aşındıran muhtevalar, cemiyetin sinir uçlarını tahrip etmekte, cinayet ve boşanma gibi vakaları istatistiksel bir veriye indirerek merhamet hissini yok etmektedir.
Nakli ve Hikmetli Bakış: Bataklığı Kurutmak
Bu dehşetli tahribatın çaresi ve teşhisi hususunda, Risale-i Nur Külliyatı’ndan, İşarat eserinden iktibas edilen şu veciz ifade, meselenin kalbine işaret etmektedir:
“Batıl şeyleri tasvir, safi zihinleri idlâldir ve cerhdir. Ba’dehu cerh ve red ile tedavi ya olur ya olmaz.”
Hakikaten cemiyet zihnen ve kalben ağır bir şekilde yaralanmaktadır. Menfi tasvirlerin ve ahlaksız muhtevaların açtığı derin yaralara karşı, bilahare yapılan cılız tedavi gayretleri kafi gelmemektedir. Zira zehir damarlara bir kere nüfuz ettikten sonra, panzehir bulmak yahut hastayı kurtarmak her zaman muvaffakiyetle neticelenmeyebilir.
Bataklık kurutulmadan, yalnızca sivrisineklerle meşgul olunmaktadır. Bütün kabahat internete, sanal oyunlara yahut teknolojik aletlere yüklenirken, asıl müsebbipler mesuliyetten kaçmakta ve kaçınmaktadır. Ebeveynler, idareciler ve mürebbiler; derûnî bir muhasebe yapmak yerine, suçu cansız vasıtalara atarak kendilerini aklama hatasına düşmektedirler.
Konunun Özeti
Toplumdaki ahlaki çöküntünün, artan suçların ve ailevi yıkımların asıl sebebi, ekseriyetle gizlenmekte yahut dikkatler tali meselelere çekilmektedir. Medya vasıtasıyla hanelere akıtılan ahlaksızlık ve şiddet tasvirleri, zihinleri uyuşturmakta ve menfilikleri normalleştirmektedir. İnsanlar bataklığın neşrettiği manevi zehirlere alışıp sessiz kalırken, o bataklıktan çıkan münferit hadiselere (sivrisineklere) tepki göstererek asıl mesuliyetten kaçmaktadırlar. Çözüm, suçu vasıtalara atmak yahut sadece neticeleri tenkit etmek değil; batılın tasvirine mani olmak ve herkesin kendi mesuliyetini idrak ederek bataklığı kurutma gayretine girmesidir.
Mevzu ile Alakalı Ayet-i Kerimeler
• “İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nûr Suresi, 19. Ayet)
• “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) neticelerini (dünyada) onlara tattıracaktır.” (Rûm Suresi, 41. Ayet)
• “Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir beladan, fitneden sakının ve bilin ki Allah’ın azabı çetindir.” (Enfâl Suresi, 25. Ayet)
Hazırlayan: Mehmet Özçelik www.tesbitler.com
www.mehmetözçelik.com
http://kabedehacilarhuderallah.site
http://kabedehacilarhuderallah.com.tr/
http://kabedehacilarhuderallah.online/
mozcelik02@hotmail.com
09/06/2026
![]()