Perdenin Kapanışı: İmtihan Sahneden Çekilirken “Vaktâ ki meclis-i imtihan kapandı. Tecrübe vakti bitti. Esma-i hüsna hükmünü icra etti. Kalem-i kader, mektubatını tamamıyla yazdı. Kudret, nukuş-u sanatını tekmil etti. Mevcudat, vezaifini îfa etti. Mahlukat, hizmetlerini bitirdi. Her şey, manasını ifade etti. Dünya, âhiret fidanlarını yetiştirdi. Zemin, Sâni’-i Kadîr’in bütün mu’cizat-ı kudretini, umum havârık-ı sanatını teşhir edip […]
Ruhun Sonsuz Yolculuğu: Fânî Bedene Sığmayan Bir Hakikat “Madem Fâtır-ı Zülcelal, insanı câmi’ bir âyine ve küllî bir ubudiyetle ve ulvi bir mahiyetle yaratmıştır. Her fertteki hakikat-i ruhiye, yüz binler suret değiştirse izn-i Rabbanî ile ölmeyecek, yaşayarak geldiği gibi gidecek. Öyle ise o şahs-ı insanînin hakikat-i zîşuuru ve unsur-u zîhayatı olan ruhu dahi Allah’ın emriyle, […]
Kâinatın Sekeratı: Büyük İnsanın Veda Vakti “Evet, nasıl ki insan küçük bir âlemdir, yıkılmaktan kurtulamaz. Âlem dahi büyük bir insandır, o dahi ölümün pençesinden kurtulamaz. O da ölecek, sonra dirilecek veya yatıp sonra subh-u haşirle gözünü açacaktır. Hem nasıl ki kâinatın bir nüsha-i musağğarası olan bir şecere-i zîhayat, tahrip ve inhilalden başını kurtaramaz. Öyle […]
Varlığın Derin Sırrı: Ruhlar ve Kanunlar “Ruha bir derece müşabih ve ikisi de âlem-i emirden ve iradeden geldiklerinden masdar itibarıyla ruha bir derece muvafık fakat yalnız vücud-u hissî olmayan nevilerde hükümran olan kavanine dikkat edilse ve o namuslara bakılsa görünür ki eğer o kanun-u emrî, vücud-u haricî giyse idi o nevilerin birer ruhu olurdu. Halbuki […]
Kâinatın Diliyle Konuşan Emirler: İlâhî Dengenin Altı Anahtarı Kâinat, sessiz görünen fakat her an konuşan büyük bir kitaptır. Onun her harfi bir hikmettir, her satırı bir hakikati fısıldar. Bediüzzaman Said Nursî, bu ilâhî kitabın altı anahtar kelimesini şöyle sıralar: şeffafiyet, mukabele, muvazene, intizam, tecerrüd ve itaat. Bunlar yalnızca felsefî terimler değil, kâinatın ruhuna işlenmiş emirlerdir. […]
Ölen Dünya ve Dirilen Ebediyet: Fâniden Bâkiye Açılan Kapı İnsan gibi, dünya da doğar, yaşar ve ölür. Bu hakikat, yalnız ilahî kitapların değil, kâinat kitabının da satır aralarında yazılıdır. Bediüzzaman Said Nursî’nin veciz ifadesiyle: “Evet dünya, öldükten sonra âhiret olarak diriltilecektir. Dünya harap edildikten sonra, o dünyayı yapan Zât, yine daha güzel bir surette onu […]
Görünenin Ötesi: Tenteneli Perdenin Ardında Gizlenen Hakikat İnsan gözle görür, kulakla duyar, elle tutar ve kalple inanır. Ancak tüm bu his ve duygular, maddi dünyanın kalın perdeleri ardında kısıtlıdır. Bediüzzaman Said Nursî’nin ifadesiyle: “Şu âlem-i maddiyat ve şehadet ise, âlem-i melekût ve ervah üstünde serpilmiş tenteneli bir perdedir.” Bu söz, bizi bir hakikatin eşiğine getirir: […]
Maddenin Gölgesi, Mananın Nuru: Asıl Olan Nedir? “Bi’t-tecrübe, madde asıl değil ki vücud ona münhasır kalsın ve tabi olsun. Belki madde, bir mana ile kaimdir. İşte o mana, hayattır, ruhtur.” Sözler. 29. Söz ********* İnsanlık tarihi boyunca göz, elle tutulanı, kulak duyulanı, akıl ise hesaplananı merkeze aldı. Maddi dünya, zahirde bütün varlığın kaynağı ve hedefi […]
Görünmeyen Âlemin Şahitleri: Melâike, Cânn ve Ruhaniyat “Şu nihayetsiz feza-yı âlem ve şu muhteşem semavat, burçlarıyla, yıldızlarıyla zîşuur, zîhayat, zîruhlarla doludur. Nârdan, nurdan, ateşten, ışıktan, zulmetten, havadan, savttan, rayihadan, kelimattan, esîrden ve hattâ elektrikten ve sair seyyalat-ı latîfeden halk olunan o zîhayat ve o zîruhlara ve o zîşuurlara, şeriat-ı garra-yı Muhammediye aleyhissalâtü vesselâm, Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan […]
Cehennem Gibi Cennet, Cennet Gibi Cehennem: Kalbin Hali Âlemi Nasıl Yansıtır? “Hatta Cehennem-i cismanî, ârif olan mü’min için asiye kâfirin Cehennem-i manevîsine nisbeten Cennet gibidir.” (Mesnevî-i Nuriye, s. 228) Dünya ve âhiret, zıt kutuplarla örülmüş bir imtihan sahnesidir. Ateşle suyun, zulmetle nurun, Cennetle Cehennem’in hakikati yalnızca maddî boyutla sınırlı değildir. Bazen görünürdeki bir ateş, içinde […]
İman ve Küfür: Ebediyetin Çekirdekleri “iman, manevî bir cennetin çekirdeğini taşıyor. Küfür dahi manevî bir cehennemin tohumunu saklıyor. Nasıl ki küfür, cehennemin bir çekirdeğidir. Öyle de cehennem, onun bir meyvesidir. Nasıl küfür, cehenneme duhûlüne sebeptir; öyle de cehennemin vücuduna ve icadına dahi sebeptir.” Sözler. 28. Söz. ******** Çekirdekte Saklı Hakikat: İman Bir Cennet […]
Cismaniyetin Sırrı: Maddede Tecelli Eden Mana “Cismaniyet, en câmi’, en muhit, en zengin bir âyine-i tecelliyat-ı esmâ-i İlâhiyedir. Bütün hazâin-i rahmetin müddeharâtını tartacak ve mizâna çekecek âletler, cismaniyettedir.” — Sözler, 27. Söz Madde Ruhsuz Değil, Mana Yüklüdür İnsan bedeni çoğu zaman sadece fiziksel varlığımız olarak değerlendirilir. Etten, kemikten, kandan ibaret bir yapıya endekslenir. Ancak Kur’anî […]
Zaman Üstü Bir Yolculuk: Şeriatın Evrensel Hakikati ve Mezheplerin Hikmeti “Asırlara göre şeriatlar değişir. Belki bir asırda, kavimlere göre ayrı ayrı şeriatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtemü’l-Enbiya’dan sonra şeriat-ı kübrası, her asırda, her kavme kâfi geldiğinden muhtelif şeriatlara ihtiyaç kalmamıştır. Fakat teferruatta, bir derece ayrı ayrı mezheplere ihtiyaç kalmıştır.” – Sözler, 27. Söz Şeriat: İnsanlığın […]
Emirle Var Olmak, Kanunla Sürmek: Tabiatın Sessiz Şahitliği İnsan aklı, dış dünyaya baktığında şaşırtıcı bir düzenle karşılaşır: Güneş doğar, yıldızlar sükût içinde döner, çiçekler mevsiminde açar, bebekler doğar, yapraklar düşer. Her şey bir ölçü, bir kanun, bir intizam içinde işler. Ve bu düzen, hakikatte bize seslenir: “Ben kendiliğimden var değilim; bir irade, bir kudret, bir […]
Dört Kanatlı Yükseliş: Acz, Fakr, Şefkat ve Tefekkür Tarîkı “Cenab-ı Hakk’a vâsıl olacak tarîkler pek çoktur… O tarîkler içinde, kāsır fehmimle Kur’an’dan istifade ettiğim; acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür tarîkıdır.” – Sözler, 26. Söz Hakikate Ulaşan Yolların Özü İnsan, yaratılışı itibariyle hem meçhulata açık hem de mutlak bir hakikati arayan bir yolcudur. Her […]