Fitne 1. Kelimenin Aslı ve “Neden Fitne Denilmiştir?” Suali Arapça lügatlerde “F-T-N” (fetene) kökünden türeyen fitne, asıl mana itibarıyla; “Altın ve gümüş gibi kıymetli madenlerin, sahtesinden ve cürufundan (kirinden) ayrılması için ateşe atılıp eritilmesi” demektir. Bu kelimenin Kur’an’da ve İslami lügatte kullanılmasının hikmeti şudur: Nasıl ki ateş, altının saf olanını sahte olandan ayırırsa; fitne de […]
DÖNÜŞ O’NADIR 1. Eynel Mefer: “Kaçış Nereye?” (Çaresizlik ve Acziyet) Bu ifade, Kıyamet gününde insanın içine düşeceği dehşeti ve Allah’ın huzurundan başka sığınacak hiçbir yerin olmadığını anlatır. İnsan tabiatı gereği zorluktan kaçmak ister, ancak o gün zahiri ve maddi kaçış yolları kapalıdır. • Ayet: Kıyamet Suresi, 10. Ayet: “O gün insan, ‘Kaçacak yer neresi!’ diyecektir.” […]
Maddenin Laboratuvarı, Mananın Terakkisi: Varlığın İlahi Hikmeti İnsan aklını ve imanını derûnî bir muhasebeye sevk eden en büyük hakikat, madde ile mana arasındaki zahiri **zıtlığın ardındaki ilahi uyumdur. Varlığın aslı ve gayesi manadır; ancak madde, o mananın varlığını ve terakkisini sağlayan bir vasıta, bir alan ve bir laboratuvardır. **I. Ene ve Enaniyet: Mutlakı Ölçme Şablonu […]
SONSUZA UZANAN NUR Fâtır Suresi’nin 10. ayeti, iman ve amelin hayat içindeki en derûnî bağlantısını tasvir eden ve kelimelerin kudretini ve faaliyetin değerini açıkça ortaya koyarak, külli bir kulluk anlayışını gözler önüne serer. I. Ayetin Gramatikal ve Derûnî Tahlili 1. “Yas’adu” Kelimesinin Manaları ve Yükselişin Mahiyeti Ayette geçen: kelimesindeki “yas’adu” (يَصْعَدُ) fiili, sâ-ayn-dâl (ص ع […]
Marifetullahın Aslı ve Yanılma Noktası Bediüzzaman Said Nursi, Allah’ı (Cenâb-ı Hakk’ı) tanıma (marifet) yolunda insan aklının düştüğü iki farklı bakış noktasını tasvir etmektedir. 1. Malûm ve Mâruf Ünvanıyla Bakış (Zahiri Bakış): > “Cenab-ı Hakka malûm ve mâruf ünvanıyla bakacak olursan, meçhul ve menkûr olur. Çünkü, bu malûmiyet, örfî bir ülfet, taklidî bir sema’dır. Hakikati ilâm […]
Vecizelerin Tek Tek İzahı ve Şerhi 1. En Büyük Muallim ve Rehber Metin: “Hâlıkımız, bize en büyük muallim ve en mükemmel üstad ve şaşırmaz ve şaşırtmaz en doğru rehber olarak Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’ı tayin etmiş. Ve en son elçi olarak göndermiş.” (Asa-yı Musa – 38) • İzah ve Hikmet: İnsanın yaratılış gayesi büyük, hayatı […]
KUSS BİN SAİDE’ NİN MEŞHUR HİTABESİ Kuss bin Sâide, İyâd kabîlesinin reisi olup Îsâ -aleyhisselâm-’ın dîninde, muvahhid ve şâir bir insandı. Onun, Ukâz Panayırı’nda, aralarında Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in de bulunduğu bir cemaate yaptığı ve bi’set-i Nebî’den bahseden şu meşhur hitâbesi pek ibretli ve hikmetlidir: “Ey insanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız! Yaşayan […]
Zalûm (çok zalim), Cehûl (çok cahil) ve Lekenûd (çok nankör) sıfatları. I. Ahzâb Suresi: Emanet ve İnsanın Zalûm/Cehûl Olması Emanetin yüceliği ve insanın o ağır vazifeyi üstlenmesi hakkındaki ayette zalûm ve cehûl sıfatları geçmektedir: > Ahzâb Suresi, 72. Ayet > “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten çekindiler ve […]
VE ONA İKİ DE YOL GÖSTERMEDİK Mİ? Kur’ân-ı Hakîm’de insan nefsine hitaben kullanılan “zalûm” (çok zalim), “cehûl” (çok cahil) ve “lekenûd” (çok nankör) gibi mübalağalı (aşırı) sıfatlar, insanın derûnî yapısındaki külli potansiyeli ve zıt kutupları tasvir eden, hikmetli ve ibretli vurgulardır. Bu ifadeler, insanın mutlak kemale yönelme açısı ile esfel-i sâfilîne (aşağıların aşağısına) düşme tehlikesini […]
Vecizelerin Tasviri ve Şerhi 1. Birinci Hasaret: Sevilenlerin Kaybı ve Günahların Baki Kalması Metin: “O kadar sevdiğin mal ve evlâd ve perestiş ettiğin nefis ve heva ve meftun olduğun gençlik ve hayat zayi’ olup kaybolacak, senin elinden çıkacaklar. Fakat günahlarını, elemlerini sana bırakıp boynuna yükletecekler.” (Sözler, 28. Söz) • İzah: İnsanın tabiatında dünyaya, gençliğe ve […]
Tarihin Kırılma Anında Bir Gün: 26 Kasım 2025 ve Hakikat Aynası Tarih, sadece rakamların birbirini kovaladığı bir takvim yaprağı değil; milletlerin kaderinin, vicdanların imtihanının ve hak ile batılın mücadelesinin kayda geçtiği canlı bir şahittir. Önümüzde duran 26 Kasım 2025 tarihli gazete manşetleri, sadece o güne ait havadisleri değil, aynı zamanda bir devrin ruhunu, cemiyetin vicdan […]
FIRAT’IN KIYISINDAKİ İHANET ŞANTİYESİ: KARKAMIŞ RAPORLARI Gaziantep’in Karkamış ilçesinde, Fırat Nehri’nin hemen yanı başında yürütülen kazılar, zahiri (dış) planda bir arkeolojik merak gibi görünse de, batini (iç) planda, İngiliz İstihbaratının Osmanlı’nın güney cephesini çökertme hazırlığıdır. 1911-1914 yılları arasında, T.E. Lawrence ve hocası David Hogarth ile Leonard Woolley’in yürüttüğü bu çalışmalar, bölge halkı ve Osmanlı makamları […]
CÜBBENİN ALTINDAKİ HANÇER: İNGİLİZ SİYASETİNİN DERÛNÎ YÜZÜ VE TARİHİ İBRET “Bir nehirde iki balık kavga ediyorsa, bilin ki oradan az önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir.” Tarih, feraset sahibi gözler için sadece geçmişin bir tasviri değil, istikbalin de pusulasıdır. Asırlardır İslam coğrafyasının bağrına bir zakkum ağacı gibi kök salan, görünen yüzünde (zahiri) “medeniyet, ilim ve […]
SİNSİ BİR GÖLGENİN İZİNDE İngiliz Misyoner–İstihbarat Ağının Osmanlı Topraklarındaki Derin Kökleri** Tarih, milletlerin sadece savaş meydanlarında değil, zihinlerde, mefkûrede ve içtimaî yapıda yürütülen gizli mücadelelere de şahittir. Bu gizli mücadelelerin en maharetli, en sinsi ve en derin hatlı olanlarından biri, asırlarca Britanya İmparatorluğu’nun “görünmeyen eli” olarak işleyen misyoner–istihbarat mekanizmasıdır. Dünyanın birçok coğrafyasında İngiliz siyasetinin iz […]
İhtiyarlar Risalesi’nden Gurbet ve Vuslat Nurları İnsan yaşlandıkça, dünyanın fani yüzü solmaya başlar. Dostlar birer birer “asli vatan” tarafına göç ederken, geride kalan ruh, zahiri alemde büyük bir kimsesizlik hisseder. Bediüzzaman, bu gurbet halini ve o halin içindeki manevi teselliyi şöyle ifade eder: 1. Gurbet İçinde Gurbet ve Dostların Ayrılığı Bediüzzaman, Altıncı Rica’da, dostlarının çoğunun […]