Yapay Zekânın “Ben” Dediği Yer: Ene Bahsi Işığında İnsan ve Makine 1. Giriş: Merak ve Endişe Arasında Yapay Zekâ Hayatımızın her köşesine sessizce yerleşen yapay zekâ (YZ), artık sadece bir bilim kurgu unsuru değil, günlük vazifelerimizde kullandığımız bir yardımcıdır. Metinler yazan, resimler çizen, karmaşık sorulara saniyeler içinde cevaplar üreten bu teknoloji, zihnimizde kadim bir soruyu […]
DÜNYA MERKEZLİ HAYATIN ÂKIBETİ VE AHİRETİN UNUTULUŞU 1. Gafletin Küresel Yükselişi Zamanın seyri içinde dünya, ahireti unutturan bir cazibe merkezi haline gelmiştir. İnsanlığın büyük bir kesimi, hayatını yalnızca dünya eksenli kurmuş, bütün gayretini dünyada kalıcı olma vehmine bağlamıştır. Bu hal, artık ferdî bir zafiyet değil; milletlerin, devletlerin, hatta medeniyetlerin müşterek bir hastalığı olmuştur. Küresel sistem, […]
1.Zulmün Mahiyeti: Nefse Edilen Haksızlık Âdem (aleyhisselâm) ve Havva validemiz, yasak meyveden yiyip Allah’ın emrine muhalefet ettiklerinde, ““(Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz.”dediler. (A‘râf Sûresi, 23. âyet,) Buradaki zulüm, halk arasında zannedildiği gibi başkasına yapılan bir haksızlık değildir; kendi nefsine yapılan […]
”Biz Kendimize Zulmettik” – Zulmün Mahiyeti Nedir? Bu ayet-i kerimede geçen “zulüm” kelimesi, lügat manasıyla “bir şeyi ait olduğu yerin dışına koymak, karanlık, haksızlık” demektir. Ancak buradaki bağlantıda, çok daha derin ve şahsî bir manayı ihtiva eder. • İlâhî Emre Muhalefet Etmek Suretiyle Fıtratı Bozmak: Cenâb-ı Hak, Hz. Âdem ve eşini en güzel bir yapıda […]
Levh-i Mahfûz: İlâhî Hafıza ve Kudretin Kader Levhası Levh-i mahfuz; ana Server. Kâinâtın hafızası. Genel arşiv. Ve Allah ilk olarak kalemi yaratıp, ona yaz dedi. Ve Levh-i mahfuz hafızası o andan beri yazmaktadır. İnsan hafızasının kayıt yeri. Levhi mahfuz;Bireysel kayıtların toplu kayıt yeri. Arş ise, kâinatın atan kalbi. Manen Kuran’ı Kerim kâinatın aklı ve Peygamber […]
KÂİNATIN EVVELİNDE VE BAŞLANGICINDA OLANLAR Levh-i mahfuz; KÂİNATIN EVVELİNDE VE BAŞLANGICINDA OLANLAR Levh-i mahfuz; ana Server. Kâinâtın hafızası. Genel arşiv. Ve Allah ilk olarak kalemi yaratıp, ona yaz dedi. Ve Levh-i mahfuz hafızası o andan beri yazmaktadır. İnsan hafızasının kayıt yeri. Levhi mahfuz;Bireysel kayıtların toplu kayıt yeri. Arş ise, kâinatın atan kalbi. Manen Kuran’ı Kerim […]
Hayatın Kaynağı ve İlâhî Nefha: Nefha-i İlâhiyye’nin Hikmeti Hayatın kaynağı ve aslı; ve nefahtü fihi min ruhî . Üfledi sonsuza uzanan ve bir çekirdek, tohum ve yumurta gibi nesiller boyu devam eden bir hayat. Asıldan fasıla uzanan, iradeyle şekillenen ve kudretle var olup; o hayatlarında daha nice hayatlara hayattarlık yaptığı ilahi nefha. Rahmetin Tezahürü. Rahmı […]
Kalbin Gölgesi, Âlemin Aynası “İ‘lem eyyühe’l-azîz! Şu görünen umûmî âlemde her insanın hususî bir âlemi vardır. Bu hususî âlemler umûmî âlemin aynıdırlar. Yalnız umûmî âlemin merkezi şemstir. Hususî âlemin merkezi ise, şahıstır. Her hususî âlemin anahtarları o âlemin sâhibinde olup, letâifiyle bağlıdır. O şahsî âlemlerin safveti, hüsnü, kubhu, ziyâsı ve zulmeti, merkezleri olan eşhâsa tâbi‘dir. […]
İNÂYET-İ SEB’A “İnayeti seb’a” (عِنَايَتِ سَبْعَة), yani “yedi inayet”, Risale-i Nur Külliyatı’nda geçen derûnî ve hikmetli bir kavramdır. “İnayet” kelimesi Arapça “عناية” kökünden gelir; manası özel ilâhî yardım, koruma, lütuf, teveccüh demektir. “Seb’a” ise yedi anlamındadır. Dolayısıyla “inayeti seb’a”, Cenâb-ı Hakk’ın kuluna ihsan ettiği yedi türlü özel yardım ve himaye mertebesi demektir. Bu tabir, özellikle […]
DEF-İ ŞERRİN HİKMETİ: KAYBETMEMEYİ KAZANMAK Kazanmaya değil, kaybetmemeye odaklanmak. Tıpkı hayrı celbetmek değil, şerri defetmektir. Veya gündüzü getirmekten ziyade, geceyi götürmektir. Çünkü geceyi götürmede sürekli bir gündüz hali yaşamak vardır. Şerri götürmede de, hayrın sürekli kalıcılığı söz konusudur. Zaten insanın en büyük kazancı, o kazancını kaybetmemesidir. Onun için mecellenin esasıdır ; Def’i şer, celb-i nef’a […]
YIKIMIN ARDINDAN PAZARIN KURULMASI: ŞEFFÂF BİR HEZİMET Mİ, SİNSİ BİR PLAN MI? İnsanlık tarihi; fetihlerle, yıkımlarla, inşâlarla ve yeniden inşâlarla doludur. Ne var ki bazen, savaş meydanındaki silâhların susmasından çok, o sessizlikten sonra yükselen molozların arasında kurulmak istenen pazardır tehlikeli olan. Zira yıkım bir ilk kapı açar; sonra içeride kimlerin dolaşacağı, kimlerin yeni malik olacağı […]
Her Yeni Gün, Yeni Bir Âlemin Kapısıdır İktibas: “Hem bil ki: Her yeni gün, sana hem herkese, bir yeni âlemin kapısıdır. Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin zulümatlı ve perişan bir halde gider, senin aleyhinde âlem-i misalde şehadet eder. Zira herkesin, her günde, şu âlemden bir mahsus âlemi var. Hem o âlemin keyfiyeti, o […]
SAHADA KAZANANI MASADA KAYBETTİRMEK: YENİ BİR TUZAK MI? Tarih, sahada kazananların masada kaybettirildiği ibret levhalarıyla doludur. Zaferin teri kurumadan, şehitlerin kanı toprağa karışmadan, masalarda kurulan tuzaklarla nice zaferler ziyan edilmiştir. Bugün de benzeri bir oyun, Gazze’nin kan ve gözyaşıyla yoğrulmuş topraklarında sahneleniyor. Sahada Direnen, Masada Tuzaklanan Bir İrade Hamas, sadece bir direniş değil; ümmetin onurunu, […]
MASADA KURULAN OYUNLAR: DARBEYLE GELENLERİN DARBEYİ DOĞURAN YÜZÜ Tarih, yalnız zaferlerin değil, ihanete uğramış ümitlerin de şahididir. Zira hak ve bâtılın mücadelesi, bazen meydanlarda silahla, bazen de masalarda kalemle yürütülür. Ancak kalem her zaman adalet için değil; kimi zaman zulmü temize çıkarmak, katili kahraman göstermek için oynatılır. Mısır’ın darbe ile devrilen meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursî’nin […]
İlâhî Kudretin Tezahürleri ve İnsan Hayatındaki Yansımaları Bediüzzaman Said Nursî’ye ait olan vecizeler, hayatın muhtelif veçhelerini ve bu veçhelerin temelinde yatan ilahî hakikatleri derinlemesine idrak etmemize vesile olmaktadır. Her bir vecize, ayrı bir ilahî sıfatın veya kâinattaki bir kanunun izahını sunarak, bizleri tefekkür deryasına sevk etmektedir. Bu metinde, bu derin hakikatleri Kur’ân-ı Kerîm ayetlerinin de […]