Sahipsiz Kalmamak: İmanın En Derûnî Hâli İnsanın bir sahibi olması… Ne büyük bir şeref, ne yüce bir güven, ne derin bir huzur… Zira iman, yalnızca bir bilgi yahut kabul değildir; iman, güvenmektir, dayanmaktır, sığınıp teslim olmaktır. İman; insanın, bu uçsuz bucaksız kâinatta sahipsiz olmadığını bilmesidir. İman; insanın, dünya çölünde avare bir seyyah değil, bir Rabbin […]
KANALINI BULMAK: SU MU, KANALİZASYON MU? İnsan, bu cihan denilen geniş âlemde, aslında bir kanal arayıcısıdır. Çünkü her ruh bir yere akmak, bir mecrada yön bulmak ister. Kimi saf bir su gibi dağlardan doğar, berraklığını koruyarak denize ulaşır; kimi ise kirli bir lağım gibi nefsin bataklıklarına karışır. Ama her ikisi de akmak zorundadır. Zira durmak […]
Beş Göz İttifakı ve Gölgedeki İddia: Mossad Kontrolündeki Küresel İstihbarat Ağı 1. Giriş: Beş Göz’ün Aslı ve Esası Küresel istihbarat iş birliğinin en köklü ve gizli yapılarından (doğalarından) biri, İkinci Dünya Savaşı sonrasında temelleri atılan “Beş Göz” (Five Eyes) İttifakıdır. Bu ittifak, 1946’da ABD ve Birleşik Krallık arasında imzalanan UKUSA Anlaşması ile resmileşmiş, sonrasında Kanada, […]
Gazze’de Aranan Musa Firavun’un sarayında yankılanan o korku, bugün Gazze’nin yıkılmış duvarlarında yeniden dolaşıyor. Bir zamanlar Nil’in kıyısında “Bir Musa doğacak” diye erkek çocukları katleden zalim, bugün Akdeniz kıyısında aynı korkuyla doğmamış bebekleri hedef alıyor. O gün kılıçla, bugün füzeyle… O gün nehirde, bugün enkaz altında… Değişen sadece araçlar; zulmün özü, korkunun kaynağı aynı. Firavun, […]
Ateşle Oynayanlar: Zulmün Geri Dönüşü Cenâb-ı Hakk’ın değişmeyen bir kanunu vardır: Zulüm ile abad olanın, akıbeti haraptır. Bugün Filistin topraklarında, Gazze’nin yıkık duvarları arasında, dünyanın en eski zulmü yeniden hortladı. İsrail, mazlumların kanı üzerine kurduğu hâkimiyet sarayını, bir kez daha ateşle beslemekte; lâkin unuttuğu bir hakikat var: “Zulüm devam etmez, mazlumun âhı arşı deler.” Asırlar […]
Gazze Meselesi: Tarihin Aynasında İmtihan ve Vicdanın Zâhirî Cehennemi Tarih, sadece geçmiş vakaların kuru bir nakli (aktarımı) değil, aynı zamanda beşeriyetin fasılasız (kesintisiz) imtihanının büyük bir ibret vesikasıdır. Her devir, Firavun’un kudreti, Nemrud’un kibri ve nihayetinde zulmün her daim kendi zevalini (yok oluşunu) nasıl hazırladığının destanını yazar. Bugün, Filistin coğrafyasında, bilhassa Gazze’de yaşananlar da, insaniyetin […]
KALEMİN NAMUSU VE SİLAHIN SUSKUNLUĞU (Bir vicdan muhasebesi ve tarihe not) Kalemin namusu, silahın namusunu deldi. Zira kalem, vicdanın sesidir; silah, öfkenin. Kalem aklı temsil eder, silah nefsi. Kalem hakikati yazar, silah hakikati susturur. Bugün bir kez daha görüyoruz ki, tarihin en büyük savaşları, önce kelimelerle başlar; Ve yine kelimelerle biter. Silahın sustuğu yerde kalem […]
Kalemin Namusu, Silahın Zulmüne Galip Geldiğinde Tarih, iki zıt kuvvetin ebedî mücadelesine şahittir: Biri yıkan, diğeri yapan; biri kan döken, diğeri o kanı durdurmaya çalışan. Bu mücadelenin bir cephesinde kaba kuvvet, yani silah vardır; diğer cephesinde ise idrak, vicdan ve hakikat, yani kelâm ve kalem. Kalemin gücü, kelâmın gücünden, kelâmın gücü de kişinin kişiliğinden ileri […]
Dağdaki Gölge, Şehirdeki Sirayet: Yüz Yıllık Maskelerin Düşüşü Bir devleti ayakta tutan iki temel direk vardır: Biri zahirî (dış) kudreti, diğeri dahilî (iç) adaletidir. Tarih, kalelerin daima dışarıdan gelen hücumlardan ziyade, içeriden kemiren kurtlarla yıkıldığına şahittir. Bir bünyeyi en tehlikeli hâle getiren, görünen yara değil, kanı zehirleyen gizli iltihaptır. Türkiye’nin yakın dönemdeki güvenlik mücadelesi, bu […]
Celladına Âşık Olanlar Bazı milletler vardır ki, düşmanını bile tanımaz. Kendisine pranga vuran eli, dost zanneder. Kendini ezenin çizmesini medeniyet sayar. İşte o vakit akıl sürgüne, vicdan ise zindana düşer. Bir asırdır bu milletin bağrına saplanan hançer, yalnız dışarıdan değil, içeriden de kanatmaktadır. Bombalar gökten değil, zihinden yağmaktadır. Kimin dost, kimin düşman olduğu birbirine karışmıştır. […]
Nar (نار) ve Nur (نور) Arasındaki Fark: Zıtlık (Tezat) Bu ikili, varoluşun iki zıt kutbunu temsil eder: Biri yakıcılık ve yokluk, diğeri aydınlatıcılık ve varlıktır. **Nar (Ateş):** * **Lügat Manası:** Ateş, alev. * **Istılahî (Terminolojik) Manası:** Kelam ve tefsir ilminde “Nar,” genellikle Allah’ın *gazap* ve *celal* sıfatlarının bir tecellisi olarak *Cehennem* ve *azap* manasında kullanılır. […]
Allah (Vacibü’l-Vücud) Açısından Varlık ve Yokluk Allah’ın Zâtı, “Vacibü’l-Vücud”dur. Yani O’nun varlığı zâtîdir, kendindendir; var olmak için başka hiçbir şeye muhtaç değildir. O’nun varlığı ezelî ve ebedîdir; yokluk (adem) O’nun Zâtı için muhaldir (imkânsızdır). Bu açıdan bakıldığında, Allah ile “yokluk” arasında bir *muhtaçlık* veya *zıddiyet* irtibatı değil, bir *hâkimiyet* ve *fiil* irtibatı vardır. * **Yokluk, […]
Sözün Bittiği Yerde: Zulmün Gölgesinde Doğan İttihad-ı İslâm Sözün bittiği yer, kalemin sustuğu, gözyaşının kelâm olduğu yerdir. O yer; Gazze’nin, çocuk çığlıklarının, enkaz altında “Lâ ilâhe illallah” diyenlerin sesidir. Artık dünyaya seslenmenin bir faydası kalmamıştır. Çünkü insanlık vicdanını değil, menfaatini dinlemektedir. Yeryüzü bir kez daha Firavunların gölgesinde kalmıştır. Firavun değişmiş, ama zulmün rengi değişmemiştir. Musa’nın […]
Kanalizasyonun Patlaması: Dağdan Şehre İnen Eşkıya Her milletin tarihinde öyle devirler vardır ki, kir birikir, pas kalınlaşır, maskeler yıllarca cilâlanır da hakikat bir türlü görünmez. Fakat bir gün gelir, zamanın dişlisi dönmeye başlar; pası kazır, kiri döker, maskeyi yırtar. İşte Türkiye de o devrini yaşıyor. Yağan rahmet yağmurları yüzlerdeki boyaları giderip, gerçek yüzleri ortaya […]
Asırlık Prangalar ve Bir Milletin Uyanışı: Küllerinden Doğrulmanın Hikmeti Tarih; milletlerin sadece zaferlerini değil, aynı zamanda en derin imtihanlarını, en çetin mücadelelerini ve varlıklarını idame ettirme gayretlerini de kaydeder. Cihan şümul bir imparatorluğun bakiyesi üzerine kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti için geçen bir asır, sadece bir devlet inşa etme süreci değil, aynı zamanda hem dahilî hem […]