Mazisini Unutan Milletler Mazara Mahkûm Olur Murat Bardakçı: “Geçmişine bizim kadar küfreden başka millet yoktur. Nefret ediyorlar ya. Ulan senin büyükannen deden Osmanlı’ydı. Soysuz musun sen veya gökten zembille mi indin 1923’ten sonra?” Ne hazin bir gerçek! Bir millet düşünün ki; kendi dedesine “çağdışı”, kendi ninesine “cahil”, kendi tarihine “geri kalmışlık” yaftası yapıştırıyor. Adeta kendi […]
Kur’ân’ın Şevki ve Hüzünlü Sesi: Ruhun Terbiyesi ve Lehviyatın Mizanı “Kur’an’ın şevki ise: Ruh düşer heyecana, şevk-i maâlî verir. İşte bu sırra binaen, şeriat-ı Ahmediye (asm) lehviyatı istemez. Bazı âlât-ı lehvi tahrim edip, bir kısmı helâl diye izin verip… Demek, hüzn-ü Kur’anî veya şevk-i Tenzilî veren âlet, zarar vermez. Eğer hüzn-ü yetimî veya […]
Haçlı Ruhu, Gazze’de Nefes Alıyor: Zalimler İçin Yaşasın Cehennem Dünya bir kez daha zulmün gölgesinde suskun… Gazze, bir açık hava mezarlığına dönmüşken; çocuklar toprakla, anneler evlatsızlıkla, hastalar ilacsızlıkla, masumlar çaresizlikle sınanıyor. Bombaların sesini bastıramayan “insanlık”, sözüm ona “Birleşmiş Milletler”in onurunu yitirmiş suskunluğunda boğuluyor. Ve bu suskunlukta, Haçlı zihniyetinin kanlı parmak izleri yeniden beliriyor. Bugün, yalnızca […]
Kelâm ile Kelâmullah Arasındaki Fark: Vahyin Sonsuz Ufku “Hadîs der âyete: Sana yetişmek muhal! Hadîs ile âyeti muvazene edersen, bilbedahe görürsün; beşerin en beliği, vahyin de mübelliği, o dahi bâliğ olmaz Belâgat-ı âyete. O da ona benzemez. Demek ki lisan-ı Ahmedîden gelen her bir kelâm her dem onun olamaz.” Sözler. Lemaat “Hadîs der […]
İhanetin Gölgesinde Arınmak: Geçmişle Değil, Gelecekle Hesaplaşmak Korkum, ne mi? 50 yıl sürecek yeni bir süreç; FETÖ. PKK bitecek, Kemalizm bitecek ancak FETÖ gelecek 50 yıl için canlı tutulacak. Şimdiden Almanya ve Abd’den bu yönde destek ve toparlanma için küllî miktarda fonda ayrılmış vaziyette. 15 temmuz darbe hatta işgal girişiminde özetle cemaat için şöyle denildi; […]
Saklı Sayfalar: Tarihin Susturulan Hafızası Tarih; yalnızca geçmişin bir kaydı değil, aynı zamanda bugünün aynası, yarının ise haritasıdır. Ancak bu harita yanlış çizilmişse, bu ayna çarpıtılmışsa, bir millet kendine neyle bakar, nereye yürür? Ne yazık ki yüz yıllık tarihimiz hâlâ yerli yerine oturtulamamış, milletin vicdanıyla barışık bir şekilde anlatılamamış, hatta çoğu zaman anlatılmaktan bile korkulmuştur. […]
Her Nakışta Kudretin İmzası: Kalem-i Kudretin Sessiz İlânı ” Kalem-i kudrette ittihat, tevhidi ilan eder Eser-i itkan-ı sanat, fıtratın her köşesinde bilbedahe reddeder esbabının icadını. Nakş-ı kilkî ayn-ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarure reddeder vesaitin vücudunu.” Sözler. Lemaat Kâinatın sessiz ama etkili dili, tevhidi haykırır. Her varlık, her atom, her canlı; bir sanat eseri gibi […]
Cismin Ötesindeki Gerçeklik: Vücuda Dair Derin Bir Hakikat “Vücud, âlem-i cismanîde münhasır değil Vücudun hasra gelmez muhtelif envaını, münhasır olmaz, sıkışmaz şu şehadet âleminde. Âlem-i cismanî bir tenteneli perde gibi şule-feşan gaybî avâlim üzerinde.” Sözler. Lemaat. İnsanoğlu varlığı çoğu zaman yalnız gördüklerinden, dokunduklarından, ölçüp biçebildiklerinden ibaret saymıştır. Oysa varlık, sadece maddede değil; maddenin […]
RİBA: BİR UYGARLIK YALANI VE FELAKETİN KÖKÜ “Riba, İslâm’a zarar-ı mutlaktır Riba atalet verir, şevk-i sa’yi söndürür. Ribanın kapıları hem de onun kapları olan bu bankaların her Dem nef’i ise beşerin en fena kısmınadır, onlar da gâvurlardır. Gâvurlardaki nef’i en fena kısmınadır, onlar da zalimler. Her Dem zalimlerdeki nef’i en fena kısmınadır, […]
TEZKİR Mİ, TALİM Mİ? “Talim-i nazariyattan ziyade, tezkir-i müsellemata ihtiyaç var Zaruriyat-ı dinî, müsellemat-ı şer’î; kulûblerde hasıldır, ihtar ile huzuru, tezkir ile şuuru. Matlub da hasıl olur. İbare-i Arabî (*) daha ulvi ediyor tezkiri hem ihtarı. Onun için cumada hutbe-i Arabiye; zaruriyatı ihtar, müsellematı tezkir, maalkifaye olur onun tarz-ı tezkiri. Nazariyatı […]
SAVAŞ RUHLU BATI, SULH RUHLU İSLÂM “Savaşmadan rahat edemeyen bir medeniyetin vicdanı değil, sadece silahı vardır.” Tarihin sayfalarını karıştırdığınızda, karşınıza sürekli tekrar eden bir gerçek çıkar: Batı medeniyeti, yayılmak için savaşmayı, hâkimiyet kurmak için kan dökmeyi, zenginleşmek için işgal etmeyi bir yöntem değil, bir yaşam biçimi hâline getirmiştir. Romalardan Haçlılara, sömürgecilikten iki dünya savaşına, Irak’tan […]