Fecr-i Sadık ve Beşeriyetin İstikbali: Güneşin Doğuşu Yakın mı? “Hem de İslâmiyet güneşinin tutulmasına, inkisafına ve beşeri tenvir etmesine mümanaat eden perdeler açılmaya başlamışlar. O mümanaat edenler çekilmeye başlıyorlar. Kırk beş sene evvel o fecrin emaresi göründü. 71’de fecr-i sadıkı başladı veya başlayacak.” “Ey Cami-i Emevî’de kardeşlerim! Ve yarım asır sonraki âlem-i İslâm camiindeki […]
Siyaset Mi Dine Hizmet Edecek, Yoksa Din Mi Siyasete? “Bu vatanda şimdilik dört parti var: Biri Halk Partisi, biri Demokrat, biri Millet, diğeri İttihad-ı İslâm’dır. İttihad-ı İslâm Partisi: Yüzde altmış yetmişi tam mütedeyyin olmak şartıyla, şimdiki siyaset başına geçebilir. Dini, siyasete âlet etmemeye belki siyaseti dine âlet etmeye çalışabilir. Fakat çok zamandan beri terbiye-i […]
Müsbet Hareket ve Sorumluluk Bilinci: Vazifemiz Neydi? “Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlahîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlahiyeye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz. ” Emirdağ Lâhikası 2 Giriş Bediüzzaman Said Nursî’nin, özellikle fitne zamanlarında ve sosyal çalkantıların […]
Kur’an ve Vatan Aleyhindeki Üç Tehlikeli Cereyan: Sessiz Tahribatın Şifreleri “Şimdi Kur’an, İslâmiyet ve bu vatan zararına üç cereyan var: Birincisi: Komünist, dinsizlik cereyanı. Bu cereyan yüzde otuz kırk adama zarar verebilir. İkincisi: Eskiden beri müstemlekatların, Türklerle alâkalarını kesmek için Türkiye dairesinde dinsizliği neşretmek için ifsad komitesi namında bir komite. Bu da yüzde […]
Zamanın Cihadı: Kalemle, Sabırla ve Sadakatle “Asıl mesele bu zamanın cihad-ı manevîsidir. Manevî tahribatına karşı set çekmektir. Bununla dâhilî asayişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Ve cihad-ı maneviyenin en büyük şartı da vazife-i İlahiyeye karışmamaktır ki “Bizim vazifemiz hizmettir, netice Cenab-ı Hakk’a aittir; biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz.” Emirdağ Lâhikası 2 Her çağın bir cihadı […]
Zamanın Cihadı: Kalemle, Sabırla ve Sadakatle “Asıl mesele bu zamanın cihad-ı manevîsidir. Manevî tahribatına karşı set çekmektir. Bununla dâhilî asayişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Ve cihad-ı maneviyenin en büyük şartı da vazife-i İlahiyeye karışmamaktır ki “Bizim vazifemiz hizmettir, netice Cenab-ı Hakk’a aittir; biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz.” Emirdağ Lâhikası 2 Her çağın bir cihadı […]
Irk Üzerinden Değil, İman Üzerinden Birlik: Siyasete Kur’ânî Bir Bakış “Milletçilere gelince: Eğer bu partide sırf İslâmiyet esas olsa Demokrat Partiye yardım ettiği gibi muhalif ve muarız olmayarak iktidara gelmesine çalışmaz. Eğer bu partide ırkçılık ve Türkçülük fikri esas ise birden hakiki Türk olmayan bu vatandaki ekseriyetin ancak onda üçü Türk’tür, kalan kısmı da […]
Siyasetin Kıblesi: Irkçılık mı, İslâmiyet mi? “Bu vatanda şimdilik dört parti var: Biri Halk Partisi, biri Demokrat, biri Millet, diğeri İttihad-ı İslâm’dır. Zararları ve tehlikeleriyle beraber, bu zevk hatırı için her millet cüz’î küllî bu fikre iştiyak gösteriyorlar. Şimdiki terbiye-i İslâmiyenin zafiyetiyle ve terbiye-i medeniyenin galebesiyle ekseriyet kazanarak başa geçerse, ekseriyet teşkil etmeyen ve […]
SOKAK ÇOCUKLARI VE SOKAĞIN ÇOCUKLARI Dün dağa çıkıp da dağdan inenler, bugün dağdan inip bağdakilerini kovmaktan bahsediyorlar. Sokak çocukları, sokağın çocukları, evin ve memleketin gerçek sahiplerini sokakla tehdit ediyorlar. Terbiye bu ya. Hayatı sokakta kazanıp sokakta sürdüren sokak kültürlü sokak çocukları; devlete ve devlet kademelerine sokaktan yükseleceklerini sanıyorlar. Sokak terbiyesiyle yetişen de ancak bu kadar […]
MASKELERİN DÜŞTÜĞÜ ASIR: BİR MİLLETİN İMTİHANI Tarih, milletlerin hem şahsiyet kazandığı hem de şahsiyetini kaybettiği dönemeçlerle doludur. Türkiye, özellikle son yüz yılda bu iki sınavı da aynı bünyede yaşadı. Hilafet gibi küresel bir idarenin merkezinden, Batı’nın yön verdiği bir taşraya dönüşen bu millet, uzun yıllar kimliksizlik girdabında debelendi. Erdoğan’ın varlığı, sadece bir siyasi figür değil, […]
Zerreden Yıldıza: Tevhidin Açık Penceresi “Zerrelerden yıldızlara kadar her şeyde bir pencere-i tevhid var ve doğrudan doğruya Zat-ı Vâhid-i Ehad’i sıfâtıyla bildiren âyetleri yani delâletleri ve işaretleri var. ” Emirdağ Lâhikası 2 Bediüzzaman Said Nursî’nin Tefekkür Dünyasında Bir Yolculuk Giriş: Görmek İçin Bakmak Yeter mi? Göklerde yıldızlar, yerde çiçekler, içimizde zerreler… Hepsi gözümüzün önünde duruyor. […]
Zerreden Yıldıza: Tevhidin Açık Penceresi “Zerrelerden yıldızlara kadar her şeyde bir pencere-i tevhid var ve doğrudan doğruya Zat-ı Vâhid-i Ehad’i sıfâtıyla bildiren âyetleri yani delâletleri ve işaretleri var. ” Emirdağ Lâhikası 2 Bediüzzaman Said Nursî’nin Tefekkür Dünyasında Bir Yolculuk Giriş: Görmek İçin Bakmak Yeter mi? Göklerde yıldızlar, yerde çiçekler, içimizde zerreler… Hepsi gözümüzün önünde duruyor. […]
Mes’uliyetin Mahiyeti: Kimse Başkasının Günahını Taşımaz “Birisinin hatasıyla başkası mes’ul olamaz. Kardeşi de olsa aşireti ve taifesi de olsa partisi de olsa o cinayete şerik sayılmaz. Olsa olsa o cinayete bir nevi tarafgirlikle yalnız manevî günahkâr olup âhirette mes’ul olur, dünyada değil.” Emirdağ Lâhikası 2 Kur’ân ve Risale-i Nur Perspektifinden Adalet ve Ferdî Sorumluluk Giriş: […]
Kur’an’da Bin Kur’an: Her Ayette Sonsuz Hitap ve Derinlik “Kur’an’a mahsus bu nükte yani cüz, küll gibi aynı maksadı göstermesi maksadıyla Kur’an müşahhas bir fert olduğu halde, çok efradı bulunan bir küllî gibi ilm-i mantıkça tarif edilir. Demek Kur’an’da, bin Kur’anlar var ki şahs-ı küllî olmuş. Hem öyle de lâzım gelir. Çünkü hadsiz ve gayet […]