HİLAFET-İ KÜBRA VE TALİM-İ ESMA
HİLAFET-İ KÜBRA VE TALİM-İ ESMA
![]()
İnsan ve İnsaniyet Kavramları Üzerine Bir Tahlil
![]()
Nisa Suresi 157. ayet. HZ. İSA İslam itikadında Hz. İsa’nın (a.s.) akıbetini belirleyen
![]()
Zülkarneyn ve Ye’cüc-Me’cüc meselesi
![]()
RİSALE-İ NURDA- T- LER- ASLI VE İZAHI – İNDİR –
![]()
Beşer Uykudadır, Mevt ile İse İnhilâl Eder I. Girizgâh: İnsan ve Perde-i Gayb ”Nâs nâimdir, öldükleri vakit uyanırlar” Bu müthiş ifade, hayat dediğimiz zahirî âlemin bir nevi gaflet uykusu, mevt (ölüm) ve sonrasının ise hakikî uyanış olduğunu tasvir eder.
![]()
GÖRÜNMEZ PUSUNUN HEDEFİNDEKİ İNSAN: SETR-İ AVRET VE ŞEYTANİ NAZAR İnsan, dünya sahnesine imtihan için gönderilmiş aziz bir yolcudur. Lakin bu yolculukta yalnız değildir hem muhafız meleklerin nezaretinde hem de kadim bir düşmanın, Şeytan’ın ve avanesinin tehdidi altındadır. A’raf Suresi’ndeki o şiddetli ikaz, “Sizin kendilerini göremeyeceğiniz yerden sizi görürler” hükmüyle, insanoğluna gaflet uykusundan uyanması için bir […]
![]()
ATEŞİ GÜLZÂRA ÇEVİREN SIR: TESLİMİYETİN RUHU Kâinatın mayası, varlığın esası ve kulluğun zirvesi tek bir kelimede gizlidir: Teslimiyet. Lakin bu teslimiyet, aciz bir “boyun eğiş” yahut iradesiz bir savruluş değildir. Bilakis, cüz-i ihtiyarinin hakkını verip, neticede Kudret-i Mutlaka’ya tam bir itimat ile dayanmaktır.
![]()
Ahiretin Kayıt Defteri O gün, âlem-i bakışın perdeleri aralanınca, herkesin önünde bir sandık—bir mahkeme değil, bir kayıt defteri duruyordu. Bu defter ne bir normal kâğıd ne de insanın kendi uydurduğu bir belgeydi; her satırı, zahiri ve derûnî hâllerin hatt-ı hakikîsiyle yazılmıştı.
![]()
EMANET-İ KÜBRA VE SIRR-I İLAHİ: “HEME EZOST” HAKİKATİ Kâinat, Nakkaş-ı Ezelî’nin kudret kalemiyle yazdığı muazzam bir kitaptır. Her bir satırı, her bir harfi, manalarla yüklüdür. Lakin bu kitabın içinde öyle bir “elif” vardır ki, bütün kitabın özeti, fihristesi ve çekirdeği onda saklıdır.
![]()
ŞEFKAT MADENİNİ SİYASETİN GİRDABINDA HARCAMAK: YIKILAN YUVALAR VE KAYBOLAN İZZET Kadın, kâinatın en nâzenin çiçeği, yaratılış ağacının en şefkatli meyvesi ve nesl-i beşerin (insan neslinin) en emin sığınağıdır. Cenab-ı Hak, o “şefkat madenlerini”, siyasetin gürültülü, kavgalı ve çoğu zaman menfaat üzerine dönen çarkları arasında ezilsinler diye değil; nesilleri terbiye etsinler, haneleri birer Cennet bahçesine çevirsinler […]
![]()
MAHŞER MEYDANINDA EBEDÎ BİR TEMAŞA: HAYAT KASETİNİN SEYRİ İnsan, şu kâinat kitabının en cami bir nüshası ve esma-i İlahiye’nin en parlak bir aynasıdır. Şu kısacık hayat-ı dünyeviyede, irade-i cüziyesiyle yazdığı, kader kalemiyle kayda geçen muazzam bir “hayat hikayesi” vardır. Lakin bu hikaye, mürekkebi kuruyup rafa kaldırılan cansız bir kitap gibi değildir. Bilakis, tohumun içinde ağacın […]
![]()
İMTİHANIN ZÂHİRÎ VE DAHİLÎ VECHESİ: ÖNCE MAL, SONRA CAN** Cenâb-ı Hak, insanın fıtratını ve zaaflarını en iyi bilendir. İnsanı imtihan ederken, ona en çok sevdiği, en çok bağlandığı ve kaybederken en çok zorlandığı şeyler üzerinden hitap eder. Kur’an-ı Kerim’de, imtihan ve fitne (deneme) Açısından “mal”ın “evlat” ve “can”dan önce zikredilmesi, insanın tabiatındaki öncelikleri ve zaafları […]
![]()
ÖRÜMCEK AĞINA TUTUNMAK: Madde ve Tesadüfün Çürük Temelleri İnsan, mahiyeti itibarıyla aciz ve fakir yaratılmıştır; bu yüzden dâima sığınacak bir Melce (sığınak) ve dayanak noktası arar. İman, insanı Kâinatın Hâlık’ına bağlayan kopmaz bir “Urvetü’l-Vuska” (sağlam kulp) iken; inkâr yolunu seçenler, ruhlarındaki bu boşluğu doldurmak için kendilerine hayali dayanaklar icat etmek zorunda kalmışlardır. Bugün gerek memleketimizde […]
![]()
RİSALE-İ NUR’DA- İ- LER- İZAHI- ASLI VE İZAHI – İNDİR –
![]()