KİM KİMİ TEMSİL EDİYOR

  • KİM KİMİ TEMSİL EDİYOR

 

-Türkiye’de doku uyuşmazlığı var.

Bu topraklar başkaları tarafından sürülmüş.
Farklı kanlar depreşiyor.
Tohumlar ithal, genetik yapısı bozulmuş ve Gdo’lu.
Görüşler harici ve ithal.
Geçmişe bizleri bağlayan köprüler kaldırılmış.
Köprünün yeri, suyun kanalı değiştirilmiş.
Suyumuzda, havamızda, gıdamızda ilaçlı.
Yabancı ve yalancı aşı vurulmuş, yabani kalınmış.
Kontrol bizde değil, başkalarının elinde.
Uzaktan kumandayla işler yürütülüyor.
Kendimizden uzak, başkalaştık.
Gündelik kaldık.
Günde kaldık.
Kısırlaştık.
Kalıplaştık.
Kabuğumuzu bir türlü kıramadık, kabukta ve kışırda kaldık.
Kandırıldık.

-Toplumların gaflet, cehalet, dalâlet ve de ilgisizliklerinin artması ve yaygınlığı nisbetinde zulüm ve yangınlarda artıyor.

Ta ki dünyayı uyuduğu derin uykudan uyarmak için.
Uyarmak için en dehşetli yollar deneniyor.
Zalim Allah’ın kılıcıdır. Onunla intikam alır, sonra dönülür ondan da intikam alınır, hakikati tahakkuk ediyor.
“Zâlim, yeryüzünde Allah’ın adâletidir. Allah onunla (başkalarından) intikam alır. Sonra (döner), ondan da intikamını alır.”[1]
“De ki: ‘Allah’ın azâbı size ansızın veya açıkça gelirse, zâlimlerden başkası mı yok olur!”[2]
Mazlum ve masum ise büyük mükafatını alır.
Yapılan hata ve ihmaller kadere fetva verdiriyor.
Beşer zulmeder, kader adalet eder, hakikati devreye giriyor.
Musibet geldiğinde sadece zalimlere has kalmıyor, özel olmuyor.[3]

-İsrail’in Gazze’deki vahşeti, insanlığa karşı bir vahşet ve dehşeti simgeler.

Zulme rıza zulüm, küfre rıza küfürdür.[4]

Türkiye’deki hukukun düştüğü nokta, azımsanmayacak ve de küçümsenmeyecek bir hal. Terörist başıyla görüşme ve ona olan destek hali. 

**************  

 Gerek memleketimde ve gerekse de bulunduğum memlekette kimin aday olacağını ve kim olduğunu detaylı ve bilinçli olarak bilmiyorum.

Onun için kimin kazanacağından daha önemlisi; kişiliği ve temsil ettiği temsiliyet durumu beni ilgilendirir.
Çünkü onunla yatıp kalkacak, tabiri caizse onun düdüğünü öttürecek.

Tıpkı süper vali rolüyle baş rolde oynayan Behzat Ç, birdenbire aday gösterildiği partisinin düdüğünü daha ilk toplantısında, beyanatında gerçek rengini ve kimliğini ve de kişiliğini belli etmiş oldu.[5]

Maalesef nisyan ile malul olan insan oğlu bunları çabuk unutup aldanıyor.

-Kimin kazanacağından ziyade, kimin kaybettirmeye çalıştığı unutulmamalıdır.

Sağda ve dindar görünen bir parti hayali kazanımlarla yola çıkarken aslında bilinçsizce sağın kaybetmesine, sol ve menfi insanların kazanmasına hizmet etmektedirler.

-Evet, kimin kazanacağından daha önemlisi, kimin kazanmayacağıdır.

Bu bir şuur ve anlayış işidir.

Kişinin kendi şahsi ihtirası yüzünden inançlı insanlara kaybettirirken, menfi ve muhaliflere kazandırmaktadır.

Saadet Partili Hasan Damar partililere yaptığı konuşmada ‘AK Parti’ye İstanbul’u kaybettiren biziz ve kaybettireceğiz hiç başka şansları yok’ dedi.[6]

Dün Saadet partisinin yaptığını, bugün Fatih Erbakan yapmaktadır.

Tarih unutmuyor.

Böylece önceki seçimlerde olduğu gibi, İstanbulu kimin kazanıp kazanamadığı ve de kime kaybettirdiği de değil, kimin kime kazandırdığı yıllarca silinmez bir iz ve yara olarak kalacaktır.

-Bir insan kimi temsil ediyorsa, onun da horozluğunu yapar, onun borusunu öttürüp, borazanlığını yapar.

Eğer bir evliya bile olsa eşkıyanın temsilciliğini ve savunuculuğunu yapıyorsa, ister istemez temsiliyet itibarıyla oda eşkıya olur.
Hatta bir eşkıya evliyanın temsilciliğini ve taraftarlığını yapıyorsa bu hal ve tavır onu eşkıyalıktan uzaklaştırıp evliyalığa yakınlaştırır.
İnsan temsil ettiği ve taraf ve de taraftar olduğudur, denilse yanlış olmaz.
Bunu şunun için temsil getirdim; bir sanatçı oynadığı baş rol filminde güzel rolde oynayabilir.
Gene kendisinde ve düşüncesinde tasvip etmediğim bir durum sezmiştim.
Bu kişi bir siyasi partinin belediye başkan adaylığını üstlenir üstlenmez hemen ilk becerisi ve belki de en büyük projesi olarak İmam Hatiplere saldırmak oldu.
Oysa Belediye Başkan adayı olacak olan kişinin projelerini ortaya koyması ve yapacaklarını sıralaması gerekmez mi?
Belli ki alanı da olmadığı ve söyleyecek sözü de bulunmadığından dolayı, geriye temsil ettiği partinin yüz yıllık söylemlerini ve saldırılarını savunmak kalmış oluyor.
Zaten onun içinde bir seviye ve birikime gerekte yok.
Ucuz davalar ve iddialar.
Çünkü babadan oğula geçen, belli bir kesimi muhafaza etmek için ucuz muhalefette bulunmak yeterli oluyor.
Yapmaya değil, yıkıma ve yıkmaya dönük faaliyetler.
Ben gelince onların yaptığından daha fazla şunu yapacağım değil de, gelince onun yaptıklarını kaldırmaya yönelik faaliyetlerde bulunacağım, ucuz ve basit siyaset uygulanmaktadır.
Siyasette hep vitrine oynanmaktadır.
Arka senaryo hep gizlenmekte, gösterilmemektedir.
Kişilerde ya görememekten veya körü körüne görmek ve bilmek istememe saflığını sürdürmektedir.
Zira benzerlerinin yapmadıkları vaatleriyle, olmayan icraatları ortadadır.

*************** 

Türkiye’de yüz yılı aşkın bir süredir hâkim olan güç, hem maddi alanda ve hem de manevi alanda kısır zihniyetlere mahkum edilmesidir.

-1970 yıllarının çay, şeker, tuz, tüp, ilaç, VS kuyrukları yok ancak onu geri getirecek kafa ve kafadarlar mevcut.

Türkiye’nin her alanda gelişmesini istemeyen çok küçük hâkim bir azınlık hüküm sürmeye çalışmaktadır.
Gelir kaynakları ise, bu milletin bin küsur yıllık Maneviyatına ve değerlerine saldırmak olmuştur.
Kaypak zeminden nemalanan namlı ve namlananlar ve de namını sürdürmeye çalışanlar bunun başını çekmektedir.

-Karanlıktaki aydın hazımsızlığı ve hastalığı ve de geçirdiği travmalar bu neyi temsil ettiğinin bir göstergesidir.[7]

-CHP’li eski bakan ve Milletvekili Fikri Sağlar, yerel seçimlerin kaybedilmesi durumunda Türkiye’nin bir İslam Cumhuriyeti’ne dönüşeceğini iddia etti. Sağlar, “Bu seçimlerin ne olacağından daha çok sonucunun Türkiye’nin aleyhine olacağı, belki de Türkiye Cumhuriyeti’nin İslam Cumhuriyeti’ne dönüşmesinde son çıkış yolu olacağı düşüncesindeyim” dedi.[8]

Karanlıktaki aydınlarda kan yine İslam’a ve Müslümanlara saldırmakla depreşmeye başladı.[9] 

Oysa bilmedikleri şu ki, “İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez; gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar. “

“Herkes kendi şekline (hüviyetine, karakterine) göre amel eder.”[10]

****************

Dem partisi dağdaki eşkıyaya yakın, onunla ortak, CHP’de Dem partisine yakın, onunla müttefik.[11]

Oysa samimi olsalar bu milletin askerini, polisini ve halkını öldüren bu insanların silahı bırakıp, kendileri meclise dahi girmişken, onlar vaz geçmeleri halinde neden toplumun içine girmesin?

Bizler yüzlerce yıldır gayrı Müslimlerle çok rahat yaşamışız. Eğer onlar teröristliği sürdürmek istemiyorlarsa, bu kanlı pis işten vaz geçer, kendileri dağda ölürken, kendilerini dağa sürenlerin rahat içerisinde olduklarını görürler.

Dünyanın hangi devletinde terör savunucuları, bu milletin meclisinde terörü ve teröristi savundukları gibi bulunmaktadır?

-Türk ordusuna işgalci diyenlerle ve terör örgütünü destekleyip temsil edenlerle beraber olanlar ne olmuş olur?

Ve karşılamada ayaklarının altına kırmızı halı serenler kimi ve neyi temsil etmiş olurlar.
Artık her şey açığa çıktığı içindir ki, oyunlarda gizliden değil, açıktan oynanıyor.[12]

-Bir kısım solcular dağda kan kusarken, diğerleri şehirlerde kin ve nefret kusmaktadır.[13]

-Kim terörün neresinde duruyor? Karşısında mı, yanında mı yoksa arkasında mı?

-Askerimiz dağda eşkıya ile hayatını ortaya koyarak mücadele ediyor.

Allah yardımcıları olsun.
Son dönemlerde içte bulunan örgütler yakalanıp, çökertiliyor.
Oda ne kabarık dosyalarla.
Meğer içteki terör dıştaki ve dağdakinden az da değilmiş.
Zaten dağdaki eşkıya içtekiler tarafından desteklenmemiş olsa idi varlığını sürdüremezdi.
Meclisten bile destek aldığı düşünülürse, en büyük terörün iç kaynaklı olduğu görülecek ve anlaşılacaktır.

****************

Bütün dönen bu oyunları ve tarihi tecrübeyi göz önünde bulundurarak derim ki;

Beni birinci derecede kimin seçileceği ilgilendirmiyor.

Önemli olan kimin seçilmeyeceğidir.
Buda ne ile olur.
Hayırda ittifak, şerde ihtilaf.[14]
Gelecek olanda başarı, inanç, ahlak, beceri, proje gibi özelliklerle donatılmış olması güzel de;
Kim gelmemeli, Kime verilmemeli, kimin ekmeğine yağ sürmemeli, Kime muhalefet etmeli konularını düşünmelidir.
Yani hayrın celbinden ziyade, şerrin def’i esas alınmalıdır.
Yani ateist, sefih, sosyalist, sol zihniyetli, denenmiş, toplumun inanç ve değerlerinden kopuk, yerli olmayan, batı sevdalısı, gelişime kapalı, bilinmeyen, kökü bereketsiz, köksüz, şaibeli olmamalı.

*************

Çünkü zihniyet hiç değişmedi ve değişmiyor. Bin sene geçse de. 

Darbe sevdalısı Zülfü Livaneli gibi.

Bahçeli ise cevabında;” MHP Genel Başkanı Bahçeli, Zülfü Livaneli’nin skandal açıklamalarına, “Millete gerici demek küfürdür. Millete gerici demek Türkiye’ye geriden bakmaktır. Millete gerici demek su katılmamış bir soysuzluktur” diyerek sert tepki gösterdi.”[15]

Nitekim Ebu Cehil zamanımızda gelseydi yine Ebu Cehil olurdu. Veya zamanımızdaki Esed o asırda olsaydı yine aynı kalırdı.

İsra 84. ayette de ‘Her insan kendi Tinet ve karakteri doğrultusunda amel eder, harekette bulunur’, buyuruluyor.

****************

Kimseye oy vermeme düşüncesi ne İslamidir ne insani. Ne millidir ne vicdani.

Güya dini hassasiyet gösteriyormuş gibi davranıp, hiç kimseye vermeme ve bir de günaha ortak olmama düşünce ve telkini doğru ve isabetli bir görüş değildir.
Daha ötesi, tarafsız görünmekle muhalif taraf olan zıt, ters ve menfi tarafa taraftar olmuş olmaktadır.
Buda zulme rıza zulüm, küfre rıza küfürdür hükmünü doğurmuş olur.[16]
Birde fıkhi bir konu olan ehven-i şer yani iki veya daha fazla kötülük arasında en az kötülüğü seçmek anlamına gelir. Bu, bazı durumlarda, daha büyük bir kötülüğü önlemek için tercih edilir.
Biri kafa kesiyor, diğeri parmak kesiyor.
Elbette evla olanı hiç kesmeyip birde katkı sağlayandır.
Hikmeti hükümeti bilmiyoruz.
Hatta biri insanın hem dünyasına ve hem de ahiretine zarar verirken, bir diğeri senin ahiretine zarar vermediği gibi katkıda bulunurken, dünyana da yeterli ve istediğin gibi olmasa da bir katkı sağlıyor.
Unutulmamalıdır ki, bir İslâmî hüküm olarak, def’i şer, celbi nef’a racihtir.
Yani şerri defedip kovmak, hayrı yerine getirmekten daha üstün ve önceliklidir.
Zira kötülüğü defetmekle otomatikman hayır gelmiş olur.
Birde biz Şeyh-ul İslam, Diyanet İşleri Başkanı ve Hoca seçmiyoruz.
Devlet adamında aranması gereken iki husus vardır, Salahat ve Maharet.
Bu millet kökü bereketsiz ve kısır zihniyetlerin beceriksizliğinden çok çekti.
Birde iğneyi kendimize batıralım.
Biz ne kadar ve neye layık durumdayız.
“Nasıl olursanız öyle yönetilirsiniz” sözü, toplum değişimi için önemli bir ilkedir. Bir toplumda daha iyi bir yönetim şekli istiyorsak, öncelikle kendimiz daha iyi insanlar olmalıyız.
Bir toplumda dürüstlük ve adalet yaygınsa, liderleri de dürüst ve adil olma eğiliminde olacaktır.
Bir toplumda yozlaşma ve bencillik yaygınsa, liderleri de yozlaşmış ve bencil olma eğiliminde olacaktır.
Bir toplumdaki insanlar bilinçli ve sorumluysa, iyi ve adil liderler seçme ve onları sorumlu tutma konusunda daha başarılı olacaklardır.
Bir toplumdaki insanlar cahil ve sorumsuzsa, kötü ve yozlaşmış liderler seçme ve onları sorumlu tutma konusunda daha az başarılı olacaklardır.
Bir toplumda insanlar birbirine karşı saygılı ve hoşgörülü ise, liderleri de birbirine karşı saygılı ve hoşgörülü olma eğiliminde olacaktır.
Bir toplumda insanlar çevreye duyarlıysa, liderleri de çevreye duyarlı olma eğiliminde olacaktır.
Bir toplumda insanlar barışçıl ve uzlaşmacı ise, liderleri de barışçıl ve uzlaşmacı olma eğiliminde olacaktır.

Özetle;”Şerr-i cüz’î için hayr-ı kesiri tazammun eden emri terk etmek, şerr-i kesiri işlemek demektir. Ehven üş şerri ihtiyar elzemdir.”


MEHMET ÖZÇELİK

18-02-2024

[1] Bk. Keşfu’l-Hafâ, 2/64.

[2] En’âm 6/47.

[3] Bak. Enfal. 28.

[4] https://video.haber7.com/video-galeri/261554-soykirimci-israil-ordusu-cocuklari-oldurmek-icin-yiyecek-kutularina-patlayici-koyuyor

Tıpkı zalimin zulmüne örtak olan hukuk kılıfına bürünen hukukçu görünenler gibi

https://www.haber7.com/guncel/haber/3384900-35-barodan-1330-apocu-avukat-teroristbasi-icin-gorusme-talebi

[5] https://video.haber7.com/video-galeri/260436-chpnin-etimesgut-adayi-erdal-besikcioglunun-imam-hatip-hazimsizligi-buyuk-bir-travma

[6] https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/ak-partiye-biz-kaybettirdik-2193840

[7] https://youtu.be/rihtBJpsGdI?si=uxZyPEobXEwrhBM7

https://video.haber7.com/video-galeri/261735-namik-kemal-zeybekten-skandal-aciklamalar-imam-hatipleri-kapatacagiz

https://video.haber7.com/video-galeri/261159-chpli-buyukcekmece-belediye-baskan-yardimcisi-basortulu-kadina-saldirdi

[8] https://video.haber7.com/video-galeri/261822-chpli-fikri-saglar-secimleri-ak-parti-kazanirsa-turkiye-islam-cumhuriyetine-donusur

[9] https://tesbitler.com/2023/02/09/kan-uyusmazligi-depremde-de-depresti/

https://tesbitler.com/2023/12/14/kan-ayni-kan/

[10] İsra.84.

[11] https://www.haber7.com/siyaset/haber/3380145-chpden-28-subat-davasindan-tutuklu-komutanlara-ziyaret

https://www.yenisafak.com/gundem/kelime-i-tevhide-suc-duyurusu-28-subatta-bile-olmamisti-4592186

https://video.haber7.com/video-galeri/260573-turkiye-sehitlerine-aglarken-chpden-erdal-besikciogluna-davullu-zurnali-karsilama

[12] https://www.haber7.com/siyaset/haber/3382508-umit-ozdagin-danismani-mason-dernegi-uyesi-cikti

https://www.haber7.com/siyaset/haber/3382508-danisman-ve-yardimcilar-mason-dernegi-uyesi-iddiasi

[13] https://www.haber7.com/guncel/haber/3385477-iste-bakan-yusuf-tekini-hedef-alan-egitim-senin-teror-karnesi

[14] https://tesbitler.com/2024/01/27/serde-ittifak-serli-ittifak/

[15] https://www.haber7.com/siyaset/haber/3383246-bahceliden-zulfu-livaneliye-sert-tepki-su-katilmamis-bir-soysuzluktur

[16] https://tesbitler.com/2023/10/27/zulme-riza-zulumdur/

Loading

No ResponsesŞubat 21st, 2024