KUR’AN BİZE YETER

KUR’AN BİZE YETER

Fitnenin ayak sesleri.

Masumane görülen sinsice bir hareket.

Asrın olmasa da zamanımızın en büyük musibeti, Kuran bana yeter, bu Kur’an-da var mı?

Her önüne gelene, Kur’an-ın bu ayetinden ne anlıyorsun?

Oysa kanun bana yeter, hakim, savcı ve avukata ve de onlarca hukuk kitabı yazmaya ne gerek var, demeye benziyor.

Anayasa bana ve bize yeter. Ve de her önüne gelene bu kanundan ne anlıyorsun, bunu yorumla, diyor muyuz?

Bir mühendislik işini mühendise sorup yardım almadan işe giriyor muyuz?

Peygamberimizin teşrii yani kanun koyuculuğu, helal ve haram sayıcılığı bir hakikattır. O’na itaat, Allah-ı sevmenin şartı ona uymaktır.

O Zat kendi heva ve hevesinden konuşmamaktadır.

İnsanlar bilgi, alt yapı ve kişilik bakımından ne kadar gelişmişlerdir ki, o ezeli ve ebedi hitabı ne kadar kavrayabilmektedirler.

İlahiyat camiasında problemli olan görüşler 3,5 kişiye dayandırılmaktadır. Fazlur Rahman, Ali Şeriati, Mutezile ve onların zamanımızdaki çömezleri olan isimleri önemli olmayan öncesi ve sonrasıyla problemli olan insanlardır.

-Evvela sahabeyi devre dışı bırakanlar, daha sonra Kur’an bize yeter diyerek Peygamber Efendimizi devre dışı bırakacaklardır.

Sonrasında ise; Kur’an-ın tarihselliği adıyla Kur’an tartışmaya açılacak, Şia-nın iddiası olan Kur’an-ın 17 bin âyet olduğu uydurulacaktır.

Zira bize sağlam rivayet yoluyla gelen hadisler ravileriyle birlikte inkar edilmektedir.

Böylece bugün hadislerdeki rivayeti ve ravileri inkar edenler, yarında rivayet ve raviler yoluyla gelen Kur’anı inkar edecek ve sorgulayacaktır.

-“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allahın vadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.” [1]

Onlarda bizler gibiydiler diyerek bulundukları ve ümmetin asırlarca değer verdikleri o yüksek makamdan indirilecek, her türlü tezyifte bulunacaklardır.

“Gayet müthiş mağrur insanlardır ki mezhepsizliklerini, müçtehidîn-i izama müsavat davası altında neşretmek istiyorlar ve dinsizliklerini, sahabeye karşı müsavat davası altında icra etmek istiyorlar.”[2]

Kur’an-ı Kerimde Peygamber Efendimizin hüküm koyuculuğu, helal ve haram kılıcılığı açıkça ifade edilmektedir.

-“Allah ve Resulü herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, hiçbir erkek veya kadın müminin, o konuda başka bir tercihte bulunma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse, besbelli bir sapıklığa düşmüş olur.”[3]

-“Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”[4]

-“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin. Peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer Allah’a ve âhiret gününe iman ediyorsanız, aranızda herhangi bir konuda ihtilafa düşerseniz, onu Allah’a ve Elçisine götürün. Böyle davranmanız, daha iyidir ve sonuç itibariyle daha güzeldir.”[5]

-“Peygamber size her ne getirirse onu alın, sizi neden menederse ondan da sakının.”[6]

-“Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, ezilip büzülüp kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.”[7]

-“Kim Resûlullah’a itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.”[8]

-“Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Kur’ân’ı ve Resûlullah’ın öğütlerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!”[9]

“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin. Peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer Allah’a ve âhiret gününe iman ediyorsanız, aranızda herhangi bir konuda ihtilafa düşerseniz, onu Allah’a ve elçisine götürün. Böyle davranmanız, daha iyidir ve sonuç itibariyle daha güzeldir.”[10]

-“O nefsani bir arzudan dolayı konuşmaz, O ancak vahyedilmekte olan bir vahiydir.”[11]

-HAKKASURESİ:
42. Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
43. O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.
44,45. Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı mutlaka onu kudretimizle yakalardık.
46. Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik.
47. Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.”

-“Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde, mü’minlerin sözü ancak ‘işittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.”[12]

-“Allah’a ve Resulüne itaat edin ki merhamet olunasınız”[13]

-“Öyleyse Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir.”[14]

-“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”[15]

“Haberiniz olsun! Bana Kitab (Kur’an) verildi ve onunla birlikte onun bir misli / gibisi (sünnet) dahi verildi.” [16]

“Sakın herhangi birinizi -karnı tok-, koltuğuna kurulmuş olup, kendisine emir veya nehiylerimden biri gelip de ‘Biz, onu bilmeyiz; Allah’ın kitabında ne bulursak ona uyarız.’ derken görmüş olmayayım,”[17]

“Şunu iyice belleyin ki, muhakkak ki Allah’ın Resulü’nün haram kıldığı da Allah’ın haram kıldığı gibidir.” [18]

“Bana, Kur’ân-ı Kerim ve onun bir misli (hüccet olmada eş değer bir benzeri) daha verilmiştir. Karnı tok vaziyette koltuğunda oturarak, ‘Sadece şu Kur’ân’a sarılınız; içinde helal olarak gördüğünüz şeyleri helal sayın, haram olarak gördüğünüzü de haram kabul edin.’ diyecek bazı kimselerin gelmesi yakınlaşmıştır. Şüphesiz Allah Resûlünün haram kıldığı şey, Allah’ın haram kılması demektir.”[19]

Mehmet ÖZÇELİK

20-10-2017

[1] LOKMAN 31/33.

[2] Risale-i Nur – Sözler.554.

[3] Ahzab.36.

[4] Al-i İmran.50.

[5] Nisa, 4/59.

[6] Haşir, 59/7.

[7] Tevbe, 9/29.

[8] Nisâ, 4/80.

[9] Enfâl, 8/20.

[10] Nisa, 4/59.

[11] Necm 3,4.

[12] Nur 51.

[13] Al-i İmran 132.

[14] Maide 92.

[15] Enfal 46.

[16] Ebu Davud, Sünnet, 6.

[17] Ebû Dâvûd, Sünnet, 6.

[18] Tirmizî, ilim, 10.

[19] Müsned:4/130-133, Tirmizi, İlm, 2660 nolu hadis.

Loading

No ResponsesEkim 20th, 2017