İNSAN BOZMASI BİR HAYVAN

İNSAN BOZMASI BİR HAYVAN

 

NATO’ya girmeye çalışan İsveç sadece teröre hamilik yapmakla kalmıyor aynı zamanda terörü besliyor.

Onunla da yetinmeyen İsveç, Kur’an-ı Kerim-in yakılmasına müsaade ediyor. Engellemeye çalışanlara zorbalık yaparak, terörün her nevini korumaya devam ediyor.

Aslında bu durum bir savaş sebebidir.

Belki buna bazıları; İt ürür kervan yürür, diyebilir.

Veya, her üren köpeğe bir taş atarsan, dünyada taş kalmaz da diyebilir.

Veyahut da; katranı kaynatsan olur mu şeker, soyuna tükürdüğümü soyuna çeker, diyerek soyu bozukta diyebilirsiniz.

Hem südü, hem suyu, hem de kanı ile tümü bozuk deyip susarak es de geçebilirsiniz.

Ancak hangisini derseniz deyin; ortada ne insanlıkla, ne dinlere saygıyla, ne de hukuk ve insan haklarıyla hiçbir ilgisi yoktur.

Bu bir çöküşün, bitişin, iflasın göstergesidir.

Komünist Rusya bile buna şiddetle tepki gösterdi.

Bu gelmekte ve doğmakta olan İslam güneşini söndürmek için üflemeye çalışan, yarasa gibi ışıktan rahatsız olan insan bozması ve bozuntusu, hayvandan aşağı varlıkların ahmakça bir işidir.

Zira hayvanlar içinde bile nice mübarek hayvanlar var ki, kendilerine rahmet okutmaktadırlar.

-Daha önce de Kur’an-ı Kerimi yakan birisi, daha ahirete gitmeden yanmış, diğeri kaçarken arabasıyla takla atmış, yaralanmıştı.

– Bu adice tavır iki milyar Müslümana büyük bir hakarettir.

-İşte bir rüya ile bile yüz binlerinin hayatı değişebiliyor.

Hidayete erip, Müslüman oluyor.

Hakikati rüyada bile görüyor.[1]

Hakikat; görenedir görene.

Köre ne?

– Her şeyi yakan ateşin ve de ateşten yaratılan şeytanın da bir suluk işi var.

Her şeyi yiyen ateş, su tarafından yenilmektedir.

Batılın hakikat karşısındaki durumu da aynen bunun gibi, elektrik düğmesine bir dokunmak iledir.

 

************  

Başta ABD, İngiltere ve İsrail dünyayı boşu boşuna karıştırmıyorlar.

Mutlaka çok iyi bildikleri bir şeyler değil, çok şeyler var.
Bunlar normal tabirle, manyak ve cahil değiller.
Dünyayı çok iyi bilen, Devletleri çok iyi test eden insanlar.
İşte bizden çok daha iyi bildikleri iki şey var;
Biri kendi maddi manevi çöküşleri.
Diğeri ise, İslam’ın ve İslam aleminin maddi ve manevi yükselişi.
Yani İslam güneşinin doğuşu.
Kendi ışıklarının ve oyunlarının sönüşü ve bitişiyle hakikatin görünüşü.
İnşallah oda çok ileride değil, çok yakında tahakkuk edecektir.

 

************* 

 

Bizler hayatta yapılan zerre kadar iyilik olsun, kötülük olsun; karşılıksız kalmayacağına imanımız gibi inanırız.

Er ya da geç.

Biz mahkemelerin Allah’ın Hak isminin bir tezahür yeri, bir tecelli yeri olduğuna inanırız. Öyle ki şeriatın kestiği parmak acımaz deyip hatta kendimiz Ceza’nın bize uygulanmasını isteriz. Ta ki ahirete taalluk eden hususlar burada ve temizlenmiş olsun. O mahkemeler ki Orada yanlış bir şey olduğu zaman haksızlık bile edilse; Beşer zulmeder. Kader adalet eder, deriz. Kadere yine de teslim oluruz, başımıza gelen her bir musibet de mutlaka bunda bir hayır vardır deriz.

Şerrin de, hayrında yaratıcısı Allah’tır, diye inanırız.
Nitekim ayette, umulur ki hayır gördüğünüzde şer ve şer gördüğünüzde hayır vardır, hakikatine ibret ve hikmetle bakar, her şeyde bir hikmet ve bir hakikat, bir gerçek. bir adalet ararız.

Cenabı Hakk’ın hiçbir zaman için kullarına zulmetmeyeceğine imanımız gibi inanırız.

 

*********** 

 

Dünya bir çok olaylara gebedir.

İnsanlar dünyanın başına gelen bunca olaylardan kendisine ders çıkarmalıdır.

Bir insanı korona, deprem, sel gibi felaketler düşündürmüyor, ibret ve ders aldırmıyorsa onu ancak ölüm ve kabir paklar.

İnsanoğlu çabuk unutuyor başına gelenleri.
Olmamış gibi.
Az-mış gibi azarak ve azıtarak.
Daha ne ve neyi bekliyorsa!

– “Onlar Ki Verir Lâf ile Dünyaya Nizâmât

Bin Türlü Teseyyüp Bulunur Hânelerinde” Ziya Paşa.

 

*********** 

 

BİR KISSA VE HİSSE:

 

O karanlık günlerde, Yunan Başbakanı Venizelos ve İngiliz Başbakanı Lloyd George, yeni yeni silahları ve taarruz plânlarıyla İslâmiyet’in son ordusu ve son kalesine hücuma hazırlanıyorlardı.

Bediüzzaman ise bir Cuma gecesi, Ayasofya’da sabahlara kadar kurtuluşumuz ve zaferimiz için yaptığı ibadetlerde:

“Yâ Rabbi!..

Senin askerlerin daha çoktur, bu mel’unlara fırsat verme!..” diye dua ediyordu.

Sabahleyin erken saatlerde Süleyman Ayaz Efendi, Divanyolu’ndan Bediüzzaman’a gazeteler ve sabah çorbasını getirdi. Gazeteler, Yunan Kralı I. Aleksandros’u kendi maymununun ısırdığını, maymunu ise öldürdüklerini yazıyordu.

Gazeteyi okuyan Bediüzzaman sevinç içinde tebessüm ederek, “Süleyman bir kalem getir de bu hayvana bir mersiye yazalım,” dedi.

Bediüzzaman, gazetenin kenarına şu mersiyeyi yazmıştı:

“Vemâ ya’lemu cünude Rabbike illâ Hû”

“Rabbinin ordusunu ancak kendisi bilir…”

İşte o cünuttan bir gazi-şehid,

Nev-i hayvandaki maymun-u said.

Ey maymun-u meymun, müminleri memnun,

Kâfirleri mahzun,

Yunanı da mecnun eyledin.

Öyle bir tokat vurdun ki,

Siyaset çarkını bozdun.

Lloyd George’u kudurttun,

Venizelos’u geberttin.

Mizan-ı siyasette pek ağır oturdun.

Ki, küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini

Bir hamlede havaya fırlattın…

Başlarındaki maskelerini düşürüp, maskara ederek

Bütün dünyaya güldürdün.

Cennetle mübeşşer olan hayvanların isrine gittin

Cennette saidsin, çünkü gazi, hem şehidsin…”[2]

 

MEHMET ÖZÇELİK

29-06-2023

[1] https://www.haber7.com/dunya/haber/3335682-o-ruyayla-her-sey-degisti-hristiyan-cemaat-lideri-takipcileriyle-birlikte-musluman-oldu

[2] https://www.zaferdergisi.com/makale/11600-bediuzzamanin-duasi-ve-maymuna-mersiyesi.html

Loading

No ResponsesHaziran 29th, 2023