Fitne
Fitne
1. Kelimenin Aslı ve “Neden Fitne Denilmiştir?” Suali
Arapça lügatlerde “F-T-N” (fetene) kökünden türeyen fitne, asıl mana itibarıyla; “Altın ve gümüş gibi kıymetli madenlerin, sahtesinden ve cürufundan (kirinden) ayrılması için ateşe atılıp eritilmesi” demektir.
Bu kelimenin Kur’an’da ve İslami lügatte kullanılmasının hikmeti şudur:
Nasıl ki ateş, altının saf olanını sahte olandan ayırırsa; fitne de (ister bir bela, ister bir bolluk, isterse sosyal bir kargaşa olsun) insanın içindeki cevheri ortaya çıkarır. Mümin ile münafığı, sadık ile yalancıyı, sabırlı ile sabırsızı birbirinden ayıran bir “elek” ve bir “mihenk taşı” vazifesi gördüğü için bu durumlara “fitne” denilmiştir.
2. Kur’an-ı Kerim’de Fitne Kelimesinin Geldiği Manalar ve Ayetler
Kur’an-ı Kerim’de fitne kelimesi tek bir manada kullanılmaz; siyak ve sibaka (bağlama) göre farklı vecheleri vardır:
A) İmtihan ve Deneme Manasında
İnsanın hayır veya şer ile, bolluk veya darlıkla denenmesidir. Burada maksat, kulun şükür mü yoksa isyan mı edeceğinin tezahür etmesidir.
“Biliniz ki mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir (fitnedir) ve büyük mükâfat Allah’ın katındadır.”
(Enfâl Suresi, 28. Ayet)
B) Şirk, Küfür ve Dinden Döndürme Baskısı Manasında
İslam’ın ilk yıllarında müşriklerin Müslümanlara yaptığı işkence ve baskı “fitne” olarak adlandırılmıştır. Çünkü bu baskı, onları dinlerinden döndürmeyi amaçlayan bir ateştir.
“…Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür…”
(Bakara Suresi, 191. Ayet)
C) Fesat, Karışıklık ve İç Savaş (Herc ü Merc) Manasında
Toplumun huzurunu bozan, hak ile batılı birbirine karıştıran eylemlerdir.
“…Eğer bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmezseniz) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.”
(Enfâl Suresi, 73. Ayet)
D) Azap ve Ceza Manasında
İnsanın işlediği günahın neticesi olarak ateşe maruz kalmasıdır.
“(O gün görevliler onlara şöyle derler:) ‘Tadın fitnenizi (azabınızı)! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur!'”
(Zâriyat Suresi, 14. Ayet)
3. Fitnenin Müradifleri (Eş ve Yakın Anlamlıları)
Kur’an ve sünnet lisanında fitne ile mana yakınlığı olan kelimeler şunlardır:
• İmtihan / İbtila: Denemek, sınamak, zahmet vermek. (Fitne’nin en yaygın müradifidir).
• Mihnet: Zahmet, eziyet ve sıkıntı.
• Fesat: Düzenin bozulması, kargaşa (Fitnenin sosyal boyutu).
• Herc ü Merc: Toplumsal kaos, insanların birbirine girmesi.
• Dalalet: Doğru yoldan sapma/saptırma.
4. Hayatın İçinden Örneklerle Tasvir ve İzah
Fitne kavramını günümüz hayatı ve insan psikolojisi üzerinden şu üç örnekle daha net tasvir edebiliriz:
Örnek 1: Varlık ve Makam ile İmtihan (Altın ve Ateş Analojisi)
Bir insan düşünelim; fakirken son derece mütevazı ve dindardır. Ancak eline büyük bir servet veya yüksek bir makam geçtiğinde (fitne/imtihan ateşiyle karşılaştığında) karakteri değişir, kibirlenir veya zulmetmeye başlar.
• İzah: Burada mal ve makam bir “ateş” vazifesi görmüş, o kişinin içindeki “hamlığı” veya “bozukluğu” ortaya çıkarmıştır. İşte bu yüzden mal bir fitnedir; kişinin cevherini faş eder.
Örnek 2: Bilgi Kirliliği ve Sosyal Medya (Fesat Manası)
Günümüzde sosyal medya üzerinden yayılan asılsız bir haberin, toplumda insanları birbirine düşürmesi, kimin doğru kimin yanlış söylediğinin anlaşılmaz hale gelmesi bir “fitne”dir.
• İzah: Ayette geçen “Fitne uykudadır, uyandırana lanet olsun” hadis-i şerifinin işaretiyle; durgun suyu bulandırmak, insanların kalbine şüphe tohumları ekmek, kardeşliği bozmak fitnedir. Çünkü bu durum, hakikatin görülmesini engeller.
Örnek 3: Fikir ve İdeoloji Karmaşası (Saptırma Manası)
Genç bir zihnin, batıl felsefeler veya yanlış inançlar (dogmalar) ile karşılaşıp, inancında şüpheye düşmesi, doğru ile yanlışı ayırt edemez hale gelmesi manevi bir fitnedir.
• İzah: Burada fitne, o kişinin kalbini ve aklını işgal eden, istikametini bozan bir “sis” gibidir. Risale-i Nur’da beyan edildiği üzere, ahir zamanda en büyük fitneler, ilim ve fen suretinde gelen şüphelerdir ki, bunlar imanın esaslarına hücum eder.
Hülâsa
Fitne; ister bir musibet olsun, ister bir nimet; insanın ve toplumun “kalitesinin test edildiği” her türlü hadisedir. Hayatın akışı içinde karşılaştığımız her zorluk veya her imkan, “Bakalım bu kul, bu ateşin içinden saf bir altın olarak mı çıkacak, yoksa yanıp kül mü olacak?” sualinin cevabıdır.
✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧✧ ✧ ✧ ✧
Risale-i Nur Külliyatı’nın müellifi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, ahir zaman fitnesini diğer İslam âlimlerinden farklı bir nazar ve metod ile ele almıştır. O, meseleyi sadece siyasi kargaşalar veya fiziki savaşlar üzerinden değil; iman, itikat ve ahlak temellerine yapılan derûnî ve dahilî taarruzlar üzerinden tahlil etmiştir.
Risale-i Nur Külliyatı’nın muhtevasından süzülen “Fitne-i Ahir Zaman”ın hususiyetlerini, kaynaklarıyla ve günümüz hayatına bakan vecheleriyle arz ediyorum:
1. Fitnenin Mahiyeti: İman Kalesini İçten Yıkmak
Risale-i Nur’a göre ahir zaman fitnesinin en korkunç tarafı; topla tüfekle değil, fen, felsefe ve medeniyet suretinde gelerek kalpleri ve akılları şüpheye düşürmesidir. Geçmiş asırlardaki inkâr, cehaletten kaynaklanıyordu ve ilimle izale edilebiliyordu. Fakat bu zamanın fitnesi, ilim ve fenden gelen bir yanılma ve inat üzerine bina edildiği için tedavisi çok daha müşkül bir hal almıştır.
Bu fitne, müminin sadece dünyasını değil, ebedî hayatını tehdit eder.
İktibas:
“nev-i beşerin en büyük meselesi Cehennemden kurtulmaktır. Ve kâinatın pek çok ehemmiyetli ve muazzam ve dehşetli bir hakikati Cehennemdir ki, bir kısım o ehl-i şuhud ve keşif ve tahkik onu müşahede eder. Ve bir kısmı tereşşuhatını ve gölgelerini görür, dehşetinden feryat ederler, “Bizi ondan kurtar” derler.”
(Asa-yıMusa. 45)
• Hayattan Misal: Günümüzde gençlerin, “bilimsel” görünümlü ateist veya deist akımların tesiriyle, Kur’an’ın cihan şümul hakikatlerine karşı şüphe duyması, bu “fennî fitnenin” en bariz örneğidir.
2. Fitnenin Kaynağı: “Ene” ve “Tabiat” (Enaniyet ve Tabiatperestlik)
Külliyat’ta fitnenin merkezi; insanın enesini (egosunu) kabartması ve tabiatı yaratıcı zannetmesi olarak tarif edilir. Tabiat fikri, Allah’ı unutturan bir perde yapılmıştır. Ahir zaman fitnesi, insanlara “kendine güven”, “sen her şeyi yapabilirsin” telkinleriyle gelerek, onları acz ve fakrını bilen bir kul olmaktan çıkarıp, adeta kendine tapan birer firavunçuğa dönüştürür.
İktibas:
“Şu asırda enâniyet o derece dizgini eline almış ki, çok insanlar birer küçük Firavun ve birer küçük Nemrut hükmüne geçmişler.”
(Mektubat, 28. Mektup, Altıncı Kısım)
• Hayattan Misal: Sosyal medya ve modern psikolojideki narsist yaklaşımlar, sürekli “ben” vurgusu, insanın kendi heva ve hevesini ilah edinmesi, Risale-i Nur’un haber verdiği “enaniyet fitnesi”nin ta kendisidir.
3. Fitnenin Silahı: Sefahat ve Hissiyat (Günahların Cazibesi)
Ahir zaman fitnesi, insanları zorla değil; cazibedar hevesat ile, yani günahları süslü göstererek avlar. Buna “medeniyet-i sefihane” denir. İnsanların aklını değil, hevasını ve nefsinin arzularını tahrik ederek, gafletle ahireti unutturur.
İktibas:
“Bu asrın bir hassası şudur ki, hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı bakiyeye bilerek tercih ettiriyor. Yani, kırılacak bir cam parçasını baki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş.”
(Kastamonu Lahikası, Sayfa 73)
• Hayattan Misal: Faiz, kumar, müstehcenlik gibi haramların “moda”, “özgürlük” veya “yaşam tarzı” adı altında normalleştirilmesi; insanların sabah namazına kalkamayıp, dünyevi bir menfaat veya eğlence için geceler boyu uykusuz kalabilmesi bu tercihin canlı bir tasviridir.
4. Fitneye Karşı Koyma Metodu: “Şahs-ı Manevî”
Bediüzzaman Hazretleri, bu kadar dehşetli ve organize bir fitneye (hücuma) karşı, ferdî olarak direnmenin imkânsız olduğunu beyan eder. Fitne, bir şahs-ı manevî (tüzel kişilik/komite) halinde hücum ettiği için, müminlerin de bir şahs-ı manevî oluşturarak; yani cemaat ruhuyla, ihlasla ve uhuvvetle mukabele etmesi gerektiğini isbat eder.
İktibas:
“Zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası, ne kadar hârika da olsalar, cemaatın şahs-ı manevîsinden gelen dehasına karşı mağlûb düşebilir.”
(EmirdağLahikası-1.39. Mektup)
Hülâsa ve Tesbit
Risale-i Nur penceresinden bakıldığında; fitne-i ahir zaman, sokaktaki savaştan ziyade, zihinlerdeki ve kalplerdeki savaştır. Bu savaşın zırhı ise “Tahkiki İman”dır (sarsılmaz, delilli iman).
Hazırlayan: Mehmet Özçelik www.tesbitler.com
26/11/2025
![]()

