SONSUZA UZANAN NUR
SONSUZA UZANAN NUR
Fâtır Suresi’nin 10. ayeti, iman ve amelin hayat içindeki en derûnî bağlantısını tasvir eden ve kelimelerin kudretini ve faaliyetin değerini açıkça ortaya koyarak, külli bir kulluk anlayışını gözler önüne serer.
I. Ayetin Gramatikal ve Derûnî Tahlili
1. “Yas’adu” Kelimesinin Manaları ve Yükselişin Mahiyeti
Ayette geçen:
kelimesindeki “yas’adu” (يَصْعَدُ) fiili, sâ-ayn-dâl (ص ع د) aslından gelir ve şu manaları ihtiva eder:
* Lügat Manaları:
* Yükselmek, çıkmak, yukarı doğru hareket etmek. (Merdiven çıkmak, dağa tırmanmak gibi zahiri yükselişler.)
* Değer ve mertebe açısından yücelmek. (Makam, rütbe gibi manevi yükselişler.)
* Ulaşmak, varmak. (Bir hedefe veya makama varmak.)
* Ayetteki Derûnî Mana: Buradaki yükseliş, maddi ve zahiri bir yer değişikliği değil, manevi ve kutsî bir mertebe kazanımıdır. Güzel sözlerin Allah’ın rızasına ve kabul makamına ulaşması, yücelmesi ve kayıt altına alınması demektir.
2. Yükseliş ve Varış Nasıl Gerçekleşmektedir?
Bu yükseliş ve varış, amel-i salihin (sâlih faaliyetin) kudretiyle gerçekleşir.
* Güzel Sözün (Kelimu-t-Tayyib) Mahiyeti: Kelimu-t-tayyib; Allah’ın tevhidini tasdik eden Kelime-i Tevhid (Lâ ilâhe illallah), zikir, dua, tefekkür, şükür, ilim ve hikmet içeren güzel sözler ile imanın ikrarıdır.
* Amel-i Salihin Faaliyeti: Ayette, sâlih amelin bu güzel sözleri Allah’a yükseltecek olan güç olduğu tasvir edilir. Sâlih amel, imanın hayat içindeki isbatı, kalbin tasdikinin pratikteki ön plana çıkmasıdır.
* Manevi Delil: Sözün doğruluğu, samimiyeti ve tesiri, ancak uygulamayla isbat edilir. Namaz kılmayanın “Allah* *büyüktür” sözü ile, sözünü hemen uygulayanın sözü arasında manevi bir fark vardır. Amel, sözü bir kuvvet olarak göğe çıkarır.
3. Neden ve Nereye Yükselme Gerçekleşmektedir?
* Neden Yükselme (Gaye): Yükselişin asli gayesi, kulluk vazifesinin eda edilmesi ve kulun acziyet ile fakrını itiraf ederek, Hâlık’ın rızasını ve rahmetini talep etmesidir. Allah, kulun bu samimi faaliyetini ve sözünü onurlandırmaktadır.
* Nereye Yükselme: Yükselişin istikameti, Allah’ın kabul makamına (İlâhî dergâh) ve kaderin kayıt altına alındığı yüce makamlara doğrudur. Ayetteki “İleyhi” (O’na), zatına layık bir yükselişin sınır tanımadığını ve nihai hedefin O’nun rızası olduğunu gösterir.
II. Etkisi ve İlâhî Amaç
1. Ferde, Topluma ve Dünyaya Olan Etkisi
| Etki Alanı | Derûnî (Ferdî) Etki | Zahiri (Külli) Etki |
|—|—|—|
| Fert | İman, Amel ile isbat edildiği için tahkiki imana dönüşür. İhlas ve tevazu faziletlerini güçlendirir. Kul, Hâlık’ı ile olan bağlantısının samimi olduğunu görür.
| Ferdin davranışları güzel olur, huzur ve vicdan rahatlığı sağlar. |
| Toplum | Güzel sözler ve salih ameller, toplumsal vicdanı ve ahlakı yükseltir. Emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker (iyiliği emredip kötülüğü nehyetme) faaliyeti güçlenir. | Toplumda güven, adalet ve fazilet hâkim olur. Zalimlerin zulmüne karşı manevi bir direnç oluşur. |
| Dünya | Kelimu-t-tayyib, dünyanın manevi boyutuna iyilik nuru yayarak, yeryüzündeki ilahi tecellilerin daha güzel **tasvir edilmesine katkı sağlar. | Külli olarak insanlığın İslami **faaliyetlerini güçlendirir ve manevi bir barış ortamına zemin hazırlar. |
2. Allah Bununla Neyi Amaçlamaktadır?
Allah’ın (Cenâb-ı Hakk’ın) bu kanunla amacı, kendi katında bir eksikliği gidermek değil, ancak kulunun kemalini (olgunlaşmasını) sağlamaktır:
* İman ve Amelin Bütünlüğünü İsbat: Kulluğun teorik (söz) ve pratik (amel) olarak bir bütün olduğunu göstermek.
* İnsanı Gafletten Kurtarma: İnsan nefsini yalnızca boş sözlere ve yalan **yanılmalara kapılmaktan alıkoymak.
* İhlas ve Samimiyeti Ödüllendirme: Sözü ve **faaliyeti bir olan kulu yüceltmek ve rızasına ulaştırmak.
III. Zıt Kavramlar ve Düşüşün Mahiyeti
1. Neden “Kelimu-t-Tayyib” ve “Amelu-s-Salih”?
Bu ikiz kavramın seçilmesi, hayatın ruh ve beden olarak iki temel boyutunu temsil eder:
* Kelimu-t-Tayyib (Güzel Söz): İmanın ifadesi, kalbin **derûnî inancı ve ruhun gıdasıdır.
* Amelu-s-Salih (Sâlih Amel): İnancın hayat ve beden üzerindeki uygulanışı, dışa vurumu ve pratik isbatıdır.
Bu ikisi arasındaki bağlantı olmazsa, söz değersiz bir iddia, amel ise ruhu olmayan bir faaliyet olur. Kur’an bu ikisini ayrılmaz bir bütün olarak sunarak, imanın mutlak kemalini amaçlar.
2. Kelime-i Habis ve Sû-i Amelin Durumu
Ayetin mefhum-u muhalifi ile düşünüldüğünde (zıt kavramla değerlendirme):
* Kelime-i Habis (Kötü Söz): Küfür, şirk, iftira, yalan, gıybet ve boş konuşmalar gibi sözler olup, imanın zıddını **tasvir eder.
* Sû-i Amel (Kötü Faaliyet): Günahlar, zulüm, ihmal ve Allah’ın emirlerine karşı gelen her türlü davranıştır.
Bu kötü sözler ve kötü **faaliyetler, manevi bir “düşüş” ve “alçalış”a sebebiyet verir. Kelime-i habis, amel-i sâlihin yokluğu sebebiyle yükselmek yerine kulun vicdanına ağırlık verir. Sû-i amel, o sözü tastik eder ve kulun manevi makamını aşağı çekerek, hüsrana ve ilahi azaba yaklaştırır.
3. Kelime-i Tayyib ve Sâlih Amel Arasındaki Farklar
Bu ikisi farklı olmakla birlikte, birbirini tamamlayan ve birbirine muhtaç olan iki **faaliyettir:
| Fark Açısı | Kelime-i Tayyib (Söz) | Sâlih Amel (Faaliyet) |
|—|—|—|
| Mahiyet | Fikirsel, ruhanî, düşünsel ve sözlü ifadelerdir. | Pratik, fiziksel, davranışsal ve bedensel **faaliyetlerdir. |
| Rol | Yükselişi gerçekleştirecek olan şeyin (güzelliğin) aslıdır. | Yükselişi gerçekleştiren kuvvet ve araçtır. |
| Makam | İmanın ikrarı ve tevhidin yüceliği makamıdır. | Kulluğun isbatı ve itaatin yerine getirilmesi makamıdır. |
Hülasa, Kelime-i Tayyib ruhtur, Sâlih Amel ise bedendir. Ruhsuz beden değersiz, bedensiz ruh ise bu dünyada eksiktir. Bütünlük, bu ikisinin birleşimiyle sağlanır ve ancak birlikte Allah’ın rızasına yükselirler.
Hazırlayan: Mehmet Özçelik www.tesbitler.com
26/11/2025
![]()

