CÜBBENİN ALTINDAKİ HANÇER: İNGİLİZ SİYASETİNİN DERÛNÎ YÜZÜ VE TARİHİ İBRET
CÜBBENİN ALTINDAKİ HANÇER: İNGİLİZ SİYASETİNİN DERÛNÎ YÜZÜ VE TARİHİ İBRET
“Bir nehirde iki balık kavga ediyorsa, bilin ki oradan az önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir.”
Tarih, feraset sahibi gözler için sadece geçmişin bir tasviri değil, istikbalin de pusulasıdır. Asırlardır İslam coğrafyasının bağrına bir zakkum ağacı gibi kök salan, görünen yüzünde (zahiri) “medeniyet, ilim ve keşif” maskesi taşıyan, lakin hakikatte kan, gözyaşı ve fitne tohumları eken bir yapının anatomisini çıkarmak, bugün her zamankinden daha elzemdir. Bu yapı, üzerinde güneş batmayan imparatorluk iddiasıyla yola çıkıp, İslam aleminin üzerine kara bir kabus gibi çöken İngiliz devlet aklıdır.
Dr. Berna Çaçan Ongun’un kaleme aldığı ve İngiliz arşivlerinin tozlu raflarından hakikatin gün yüzüne çıkarıldığı Misyoner İstihbaratçılar eseri, bu sinsi oyunun isbatı niteliğindedir. Kitabın muhtevası, bizlere “arkeolog, seyyah, doktor veya din adamı” kisvesi altında Osmanlı topraklarını arşınlayanların, aslında birer “istihbarat neferi” olduğunu haykırmaktadır.
İlim Kılıfına Saklanan İhanet
İngiliz siyasetinin en bariz vasfı, düşmanlığını mertçe meydanlarda değil, sinsice perde arkasında yürütmesidir. 19. yüzyıldan itibaren Anadolu ve Ortadoğu coğrafyasına yayılan İngiliz ajanları, ellerinde kazma kürek, dillerinde “tarih ve arkeoloji aşkı” ile gelmişlerdir. Lakin Gertrude Bell’in Babil’de, Arabistanlı Lawrence’ın çöllerde aradığı şey antik taşlar değil; petrol yatakları, aşiretlerin zaafları ve devletin stratejik damarlarıydı.
Dr. Ongun’un eserinde de temas edildiği üzere; Babil’in tozlu höyüklerinde çalışan o “masum” arkeologlar, aslında Irak’ın bugünkü parçalanmış siyasi haritasını çizen mühendislerdi. Agatha Christie gibi edebiyat dünyasının meşhur simalarının dahi bu gölge oyununun bir parçası olması, kurulan tuzağın ne denli külli ve cihan şümul olduğunu göstermektedir.
Kaleyi İçten Çökertmek: Sahte Din Adamları ve Fitne
İngiliz siyasetinin en tehlikeli ve tahripkar faaliyeti, kaleyi dışarıdan toplarla dövmek değil, içeriden kurt gibi kemirmektir. Tarih şahittir ki; Müstemlekat Nazırlığı (Sömürge Bakanlığı) nam-ı diğer “Kölelik Bakanlığı” bünyesinde yetiştirilen casuslar, sarık sarıp cübbe giyerek Müslümanların arasına karışmıştır.
Topal Mollalardan, Hempher’lara; yakın tarihimizde ise suret-i haktan görünerek milleti sırtından vuran FETÖ ve Kesnizani gibi yapılara kadar uzanan bu silsile, aynı aklın ürünüdür. Amaç gayet açıktır: Dini tahrif etmek, yanlış inançları (dogmaları) yaymak ve Müslümanı Müslümana kırdırmaktır. William Jowett’in Malta merkezli kurduğu matbaalarda basılan ve tahrif edilmiş metinlerle zihinleri bulandırma çabası, bu projenin bir parçasıdır. Charles Dickens’ın misyonerler için kullandığı “gittikleri her yeri daha kötü hale getiren baş belaları” ifadesi, bu tahribatın Batılı bir kalemden dahi itirafıdır.
Dün Malta, Bugün Filistin
Dün Malta’yı bir fitne üssü olarak kullanan, Doğu Akdeniz’den Mısır’a kadar uzanan bir istihbarat ağı ören İngiliz aklı, 1948’de Filistin’in bağrına İsrail hançerini saplayan elin ta kendisidir. Yetmiş küsur yıldır sönmeyen bu ateşin çırası, o günkü İngiliz siyaseti tarafından yakılmıştır. Afrika’dan Asya’ya kadar sömürdüğü milletlerin kanı üzerine kurduğu refah, masumların ahı ile lekelidir.
Sonuç ve Bakış (Nazar)
Bugün karşımızda duran tablo şudur: İngiliz derin devleti, oyununu hiçbir zaman mertçe oynamamıştır. Tabiatı gereği sinsi ve karanlıktır. Misyoner İstihbaratçılar kitabının ortaya koyduğu vesikalar, sadece birer tarihi belge değil, aynı zamanda birer uyarı levhasıdır.
Bizlere düşen; bu hadiselere sadece bir tarih okuması olarak değil, bir basiret ve feraset dersi olarak bakmaktır. Zira suretler değişse de niyetler ve yöntemler değişmemiştir. Dün “arkeolog” maskesiyle gelenler, bugün başka maskelerle aramızdadır. Bu zakkum ağacının köklerini kurutmak, ancak tarihi hakikatleri bilmek ve bu sinsi oyunlara karşı uyanık olmakla mümkündür.
✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧ ✧✧ ✧ ✧ ✧
ÇÖLÜN ALTINDAKİ İNGİLİZ AKLI: BELL VE LAWRENCE’IN GİZLİ DOSYASI
İngiliz emperyalizmi, “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk” hayalini kurarken, İslam beldelerini sadece askeri güçle değil; dilini, kültürünü, zaaflarını ve aşiret yapılarını çok iyi bilen, “ilmî araştırma” kılıfına bürünmüş ajanlarıyla işgal etmiştir. İşte o iki kritik isim ve faaliyetlerinin esası:
1. GERTRUDE BELL: “Irak’ın Taçsız Kraliçesi” ve Sınır Çizen Kadın
Tarih sahnesinde bir seyyah, fotoğrafçı ve arkeolog olarak tanıtılan Gertrude Bell, hakikatte İngiliz istihbaratının Ortadoğu masasındaki en kilit ismidir. Yerel halkın ona verdiği isimle “El-Hatun”, çadır çadır gezerek aşiret reislerinin şecerelerini çıkarmıştır.
* Arkeoloji Maskesi Altında İstihbarat: Bell, 1900’lerin başında Kudüs, Suriye ve Mezopotamya’da yaptığı kazılarda sadece antik taşları incelememiştir. Asıl faaliyeti; hangi aşiretin kime düşman olduğunu, su kuyularının yerlerini ve bölgenin demografik yapısını (tabiatını) Londra’ya raporlamaktır.
* Irak’ın Yapay Sınırları: Birinci Cihan Harbi sonrasında kurulan masada, bugünkü Irak’ın sınırlarını cetvelle çizen kişi odur. Sünni, Şii ve Kürt nüfusu, İngiliz menfaatlerine göre öyle bir harmanlamıştır ki, bu topraklarda fitne ateşi hiç sönmemiştir.
* Kral Yapan Kadın: Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ı Irak Kralı olarak tahta oturtan siyasi aklın arkasındaki isimdir. Bunu yaparken halkın hayat tarzına ve inançlarına duyduğu sahte saygıyı bir silah olarak kullanmıştır.
2. T.E. LAWRENCE: “Arabistanlı Lawrence” ve İhanet Mühendisliği
Thomas Edward Lawrence, İngilizlerin “böl-parçala-yönet” siyasetinin sahadaki en tesirli uygulayıcısıdır. Oxford’da arkeoloji eğitimi almış, Karkamış (Gaziantep-Suriye sınırı) kazılarında sözde Hitit kalıntılarını aramıştır. Lakin asıl aradığı, Osmanlı’yı arkadan vuracak damarlardır.
* Karkamış İstasyonunda Casusluk: 1911-1914 yılları arasında Karkamış’ta, Almanların inşa ettiği Bağdat Demiryolu hattını nazar (gözlem) altında tutmuştur. Burada Arapçayı mükemmel derecede öğrenmiş, yerel kıyafetlerle halkın arasına karışarak Osmanlı aleyhine menfi propagandalar yapmıştır.
* Hicaz Demiryoluna Sabotaj: Osmanlı’nın can damarı olan ve Müslümanların Hac yolculuğunu kolaylaştıran Hicaz Demiryolu’nu havaya uçurarak, İslam birliğine ve Müslümanların mukaddes yolculuğuna en büyük darbeyi vurmuştur.
* Sahte Vaatler ve Hüsran: Şerif Hüseyin ve oğullarını “Büyük Arap Krallığı” vaadiyle kandırıp Osmanlı’ya karşı kışkırtmıştır. Ancak İngiliz siyasetinin tabiatı gereği, savaş sonunda Araplara hürriyet değil, manda (sömürge) rejimi reva görülmüştür. Lawrence, yazdığı “Bilgeliğin Yedi Sütunu” (Seven Pillars of Wisdom) adlı eserinde bu faaliyetlerini tasvir ederken, ihanetin boyutlarını da itiraf etmiştir.
Tarihi Bir Hakikat ve İbret Tablosu
Dr. Berna Çaçan Ongun’un Misyoner İstihbaratçılar eserindeki vesikaların da teyit ettiği üzere; bu şahıslar basit birer maceraperest değildir. Onlar, Londra’daki “Kölelik Bakanlığı”nın sahadaki elleridir.
* Yöntemleri: Önce dili ve kültürü öğrenmek, sonra güven kazanmak, ardından aykırı (zıt) fikirler aşılayarak içeriden çökertmek.
* Hedefleri: Osmanlı mülkünü parçalamak, halifelik bağını koparmak ve yeraltı kaynaklarını sömürmektir.
Bugün o topraklarda yaşanan acıların müsebbibi, o gün “dost” ve “bilim insanı” görünümüyle gelen bu İngiliz ajanlarıdır. Tarih, bu sinsi planları unutanlar için tekerrürden ibarettir.
Bak
https://tesbitler.com/index.php?s=%C4%B0ngiliz+
Hazırlayan: Mehmet Özçelik www.tesbitler.com
26/11/2025
![]()

