SURET İNSAN, SİRET HAYVAN: MESH-İ MANEVİ VE MEDENİYETİN MASKELEDİĞİ YÜZLER
SURET İNSAN, SİRET HAYVAN: MESH-İ MANEVİ VE MEDENİYETİN MASKELEDİĞİ YÜZLER
İnsan, “ahsen-i takvim” sırrıyla, kâinatın en mükerrem ve en mükemmel misafiri olarak bu aleme gönderilmiştir. Lakin bu mükemmellik, sadece et ve kemikten müteşekkil olan cesette değil, o cesede giydirilen ruhun ve ahlakın ulviyetindedir. Şayet ruh, insaniyet makamından sukut ederse, geriye sadece “konuşan bir hayvan” kalır. İşte Kur’an-ı Kerim’in ve hakikat ehlinin dikkat çektiği dehşetli hakikat budur: Mesh-i Manevi.
Tarihin derinliklerinde, Cumartesi (Sebt) yasağını çiğneyen bir kavmin acı akıbeti, Kur’an’ın lisanıyla bizlere ders verilir. Onlar, Allah’ın emrine karşı “hile-i şer’iyye” yaparak, zahirde yasağa uyar görünüp hakikatte isyan ettiler. Balık avlamanın yasak olduğu gün, balıkların girmesi için havuzlar açıp, “Biz avlamadık, onlar girdi” diyerek akıllarınca Yaradan’ı kandırmaya kalkıştılar. Bu “taklitçi” zekâ, bu kurnazlık ve bu hırs, onların fıtratını bozdu. Cenab-ı Hakk’ın “Aşağılık maymunlar olun!” (Bakara, 65) emriyle, suretleri siretlerine (ahlaklarına) döndü. Zira maymun, hayvanlar içinde insanı en çok taklit eden, hırslı ve taklitçi bir mahluktur. Ceza, amel cinsinden geldi; taklitçi zekâ, taklitçi hayvana inkılab etti.
Bu hadise, sadece o zamana mahsus, tarihî bir vakıa mıdır? Haşa! Ayet-i kerime, bu cezayı “hem o zamankilere hem de sonradan geleceklere bir ibret (nekâl) ve müttakiler için bir öğüt” olarak tavsif eder. Demek ki “mesh”, yani suret değişimi, her asırda manen devam etmektedir.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, İstanbul’da bulunduğu yıllarda, kalb gözünün ve “âlem-i misal”in açılmasıyla dehşetli bir manzaraya şahit olur. Sokaklarda, çarşıda yürüyen, şık giyimli, “medenî” insanların yüzlerine baktığında; suretlerinin arkasındaki hakiki siretlerini görür. Kiminde yırtıcı bir kurt, kiminde sinsi bir yılan, kiminde hırslı bir ayı, kiminde ise şehvetperest bir maymun sureti müşahede eder. Öyle ki, bu korkunç manzaradan dolayı insan yüzüne bakamaz hale gelir.
Bu müşahede, bir hayal değil, manevi bir röntgendir. İnsanın ahlakı ne ise, ruhunun şekli de odur. Zalim bir insan, sureta insan görünse de manen bir canavardır. Hilekâr ve faizci bir insan, manen bir kemirgen veya yılandır. Heva ve hevesine köle olmuş, hayatı sadece yeme-içme ve tenasülden ibaret sanan “sefih medeniyet”in çocukları, manen maymunlaşmıştır.
Üstad Bediüzzaman, Sünuhat eserinde bu hakikati şöyle haykırır: “O heva ise şe’ni, insaniyeti derece-i melekiyeden dereke-i kelbiyete indirmektir, insanın mesh-i manevisine sebeb olmaktır. Bu medenîlerden çoğu, eğer içi dışına çevrilse kurt, ayı, yılan, hınzır, maymun postu görülecek gibi hayale gelir.”
Bugün sokaklarımızda, ekranlarımızda ve dahi aynalarımızda gördüğümüz suretler bizi aldatmamalıdır. Medeniyet, lüks elbiselerle, kozmetikle, estetikle “hayvaniyetin” üzerini örtmüş, vahşeti “modernlik” maskesiyle gizlemiştir. Ancak hakikat nazarıyla bakıldığında; hırs, şehvet, kin, hased ve zulüm ile kararmış ruhlar, o süslü elbiselerin içinde birer canavar gibi saklanmaktadır.
“İhbitû” emriyle cennetten dünyaya inen insan, şayet iman ve takva ile tekrar yükselmezse, bu sefer “kûnû kiradeten” (maymunlar olun) tokadıyla manen hayvandan daha aşağı (belhüm adâl) bir dereceye düşmektedir. Kurtuluş; suret-i insaniyeyi muhafaza etmekle değil, siret-i İslamiyeyi ve ahlak-ı Kur’aniyeyi kalbe nakşetmekle mümkündür. Yoksa mahşer meydanında perdeler açıldığında, kimin insan kimin hayvan olduğu dehşetli bir şekilde ortaya çıkacaktır.
MAKALE ÖZETİ
Kur’an-ı Kerim’de zikredilen “Ashab-ı Sebt” (Cumartesi yasağını çiğneyenler) hadisesi, ilahi emirlere karşı hile ve taklit yoluna gidenlerin “maymun” suretine çevrilerek cezalandırıldığını anlatır. Bu “mesh” (dönüşüm), fiziki olabileceği gibi, İslam âlimlerine ve Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman’a göre asıl dehşetli boyutuyla “manevi”dir. İnsanlar günahları, hırsları ve sefahatleri nisbetinde manen hayvanlaşırlar. Zahirde insan görünseler de, kalb gözüyle bakıldığında kimisi kurt (zalim), kimisi yılan (sinsi), kimisi maymun (taklitçi/şehvetperest) suretindedir. Modern medeniyet, bu manevi çirkinlikleri süslü kıyafetlerle örtse de, hakikatte insanlık, iman ve ahlaktan uzaklaştıkça “mesh-i manevi”ye uğramakta ve hayvani bir derekeye düşmektedir.
KONUYLA ALAKALI VE MÜRADİFİ AYETLER
* Bakara Suresi, 65-66. Ayetler: “Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, ‘Aşağılık maymunlar olun’ demiştik. Biz bunu, hem o zamankilere hem de sonradan geleceklere ibret verici bir ceza, müttakiler için de bir öğüt kıldık.”
* A’râf Suresi, 166. Ayet: “Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca onlara, ‘Aşağılık maymunlar olun!’ dedik.”
* A’râf Suresi, 179. Ayet: “Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.”
* Mâide Suresi, 60. Ayet: “De ki: ‘Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lanetlediği ve gazap ettiği, bir kısmını maymunlara ve domuzlara çevirdiği, tâğuta tapanlardır. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.'”
Hazırlayan: Mehmet Özçelik www.tesbitler.com
www.mehmetözçelik.com
O7/02/2026