YÜZ YILLIK HESAPLAŞMA: MASKELER VE HAKİKATLER

YÜZ YILLIK HESAPLAŞMA: MASKELER VE HAKİKATLER
Yazan: Mehmet Özçelik

Tarih, sadece geçmişte kalmış hadiselerin bir yığını değil, bugünü inşa eden ve yarına ışık tutan bir ibret levhasıdır. Bin yıldır İslam’ın sancaktarlığını yapmış, i’la-yı kelimetullah davasını cihan şümul bir gaye edinmiş bu aziz millet, son bir asırdır sinsi ve derin bir mücadelenin tam ortasındadır. Bu mücadele, zahirde siyasi veya askeri görünse de, hakikatte “İman ile Küfrün”, “Yerli ile Yabancının”, “Bizden olan ile içimize sızanların” mücadelesidir.
Şu sarsıcı tesbitde; 1923’ten 1945’e kadar İngiliz, sonrasında ise Amerikan hegemonyası altına giren bir yapının varlığı, milli hafızamızda derin yaralar açmıştır. “Milli bir derin devlet yoktur” sözü, devletin kılcal damarlarına kadar sızmış, suret-i haktan görünen lakin kalbi başka diyarlara bağlı bir zümrenin ifşasıdır. Bu zümre, iddia edildiği üzere, Selanik’ten gelen ve devletin kilit noktalarını tutan, milletin değerlerine yabancı bir azınlığın tahakkümüdür.
Bu tahakküm, sadece bürokraside değil, cemiyetin “kültür ve sanat” damarlarında da kendini göstermiştir. Öyle bir algı inşa edilmiştir ki; “sanatçı” denildiğinde, inancından kopuk, maneviyattan nasipsiz bir profil zihinlere kazınmıştır. Kenan İmirzalıoğlu’nun yaşadığı hadise, bu vahim tablonun en net tasviridir. Bir hayranının, “Artistlerin çoğu namazla niyazla işi olmuyor” şeklindeki hayreti, bu milletin evlatlarının, kendi kültür elçilerine ne kadar yabancılaştırıldığının isbatıdır. Oysa İmirzalıoğlu’nun “Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz” cevabı, bu suni ayrışmaya vurulmuş hikmetli bir tokattır.
Sanat camiasını parıltılı ışıklarla süsleyenlerin, perde arkasında nasıl bir ahlaki çöküntü içinde oldukları, ardı ardına patlak veren taciz ifşalarıyla gün yüzüne çıkmıştır. Güç ve şöhreti, masum insanlar üzerinde bir baskı aracı olarak kullanan Raffi Portakal gibi isimlerin ve nice kurumun karıştığı bu rezaletler, maneviyatsızlığın getirdiği kokuşmuşluğun tezahürüdür.
Lakin mesele sadece ahlaki yozlaşma ile sınırlı değildir. “İçimizdeki İsrailliler” gerçeği, Gazze’deki soykırım ile bir kez daha faş olmuştur. Türkiye pasaportu taşıyan, bu topraklarda doğup büyüyen ama kalbi Siyonizm için atan 4 bin kişinin, Gazze’de masumları katletmeye gitmesi, ihanetin vardığı boyutu gözler önüne sermektedir. İnsani yardım için yola çıkan aktivistlerin, İsrail zindanlarında “Türkçe bilen” askerler tarafından sorgulanması, darbedilmesi ve “Türkiye aleyhine konuşmaya” zorlanması, düşmanın uzakta değil, yanı başımızda, hatta içimizde olduğunun en acı delilidir. O “Türkçe konuşan” askerler, sadece bir lisanı değil, bir milleti çalan, sureti bizden ama sireti düşman olanlardır.
Hülasa; bugün yaşadığımız hadiseler, yüz yıllık bir perdenin yırtılmasıdır. İngiliz istihbaratıyla bağlantılı olduğu belgelerle ortaya dökülen Esma Esed’den, Gazze’de soykırım yapan Türkiye pasaportlu Siyonistlere kadar hepsi aynı zincirin halkalarıdır. Artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Bu millet, bin yıllık irfanıyla, dostunu da düşmanını da tanıma ferasetine sahiptir. Maskeler düşmüş, hakikat tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Mücadele çetindir, lakin zafer, mutlak surette Hakk’a tabi olanlarındır.

MAKALENİN ÖZETİ
Bu makale, Türkiye’nin son yüzyılında yaşanan olayları, “İman-Küfür” ve “Yerli-Yabancı” mücadelesi ekseninde ele almaktadır. Oktay Sinanoğlu’nun “Milli bir derin devlet yoktur” tespitiyle başlayan yazı, devlet kademelerine sızdığı iddia edilen Selanik asıllı yapının etkilerine dikkat çekmektedir. Sanat camiasındaki ahlaki yozlaşma ve “dindar sanatçı olamaz” algısının yanlışlığı, Kenan İmirzalıoğlu örneği ve taciz skandalları üzerinden işlenmiştir. Ayrıca, Gazze’de İsrail saflarında savaşan Türkiye pasaportlu Siyonistler ve aktivistleri Türkçe sorgulayan İsrail askerleri, “içimizdeki düşman”ın somut delilleri olarak sunulmuş; yüz yıllık maskelerin artık düştüğü vurgulanmıştır.

KONUYLA ALAKALI VE MÜRADİFİ AYETLER

1. Mâide Suresi, 51. Ayet:
“Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”
2. Münâfikûn Suresi, 4. Ayet:
“Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır, onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın! Nasıl da haktan çevriliyorlar!”
3. Bakara Suresi, 11-12. Ayetler:
“Kendilerine, ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.”

Hazırlayan: Mehmet Özçelik www.tesbitler.com
www.mehmetözçelik.com
O6/02/2026