İSTANBUL’UN RUHUNDA KOPAN KIYAMET: SIRLAR, SURLAR VE HAKİKAT
İSTANBUL’UN RUHUNDA KOPAN KIYAMET: SIRLAR, SURLAR VE HAKİKAT
İstanbul; sadece taş ve topraktan ibaret bir şehir değil, tarih boyunca hakkın ve batılın, hilal ile haçın, nur ile zulmetin en çetin hesaplaşmalarına sahne olmuş bir “mana” beldesidir. Bugün zahirde görünen siyasi çalkantılar, casusluk ağları ve diplomatik entrikalar, aslında derûnî planda cereyan eden o kadim savaşın, ahir zamandaki en şiddetli yansımasıdır.
Zahiri İhanet ve “Sublime” Kodunun İşareti
İngiliz istihbaratı MI6 ve CIA gölgesinde dokunan ihanet ağlarının, devletin zirvesini “Sublime” (Yüce/Ulu) koduyla hedef alması, aslında düşmanın şuuraltındaki korkuyu ve hedefi faş etmektedir. Onlar, bu topraklarda “Yüce” olanı, yani İslam’ın izzetini ve devletin bekasını yıkmak istemektedirler. İçimizdeki gafillerin, ecnebi istihbaratçılarla “kriptolu” odalarda kurdukları tuzaklar, Bediüzzaman’ın; “Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi mukavemet güçleşti” feryadını ne acı bir surette doğrulamaktadır. Dün topla tüfekle Çanakkale’yi geçemeyenler, bugün “içerden” devşirdikleri zihinlerle, siber ihalelerle ve “lisans” adı altındaki modern prangalarla surlarda gedik açma peşindedir.
Bir belediye başkanının veya bürokratın adının ecnebi ajanlarla anılması, şahsi bir suçtan öte, bir zihniyetin iflasıdır. Dostunu ve düşmanını ayırt edemeyen, “ders verelim” derken dersini ecnebi mekteplerinden alan ferasetsizliğin, İstanbul gibi bir emanete nasıl ihanet ettiğinin resmidir.
Tarihin Tekerrürü: Sandukayı Tekmeleyen Çizme
Tarih, ibret almayanlar için tekerrürden ibarettir. Dün Osman Gazi’nin türbesine girip sandukasını tekmeleyerek “Kalk Osman!” diye bağıran Yunan komutanın kini neyse, bugün 15 Temmuz şehitlerine “zibidi” diyen, İsrail’den tebrik kabul eden, Batı’nın aferinine talip olan zihniyetin mayası odur. Suretler değişmiş, fakat mana aynı kalmıştır. Biri postalıyla, diğeri imza ve kararlarıyla ecdadın ruhunu muazzep etmektedir.
Sultan Süleyman’a, “İstanbul’a öyle bir pislik getirdin ki…” diye sitem eden Zenbilli Ali Efendi’nin feraseti, bugün manevi kirlenmişliğin, ahlaki yozlaşmanın ve “modernleşme” adı altında ruhunu kaybetmenin habercisi gibidir. İstanbul’un suyu kirlenir temizlenir; lakin zihinlere ve kalplere zerk edilen “ecnebi hayranlığı” ve “aşağılık kompleksi”, nesilleri zehirleyen asıl necis kaynaktır.
Manevi Fetih ve Ahir Zaman Müjdesi
Lakin yeise kapılmak, mümin ferasetine yakışmaz. Hadis-i şeriflerin ve ehl-i hakikatın beyanları, İstanbul’un kaderinde “İkinci bir Fetih” olduğunu müjdelemektedir. Nasıl ki Fatih Sultan Mehmed Han, maddi surları yıkarak şehri “Belde-i Tayyibe” kıldıysa; ahir zamanda Deccaliyetin, yani materyalist ve dinsiz felsefenin işgali altındaki zihinler de manevi bir fetihle aydınlanacaktır.
Rivayetlerin işaret ettiği üzere; İstanbul’un “tekbirlerle”, yani kılıçsız ve harpsiz fetholunması; ilimle, imanla ve Kur’an hakikatleriyle kalplerin yeniden kazanılması demektir. Melhame-i Kübra’nın dehşeti içinde, dostun düşman, düşmanın dost göründüğü bu karışık asırda, İstanbul yine İslam’ın kalesi olacaktır. Bugün yaşanan “casusluk” rezaletleri, “ihanet” çemberleri ve siyasi savrulmalar, gecenin en karanlık anıdır. Ve unutulmamalıdır ki, gecenin en karanlık anı, şafağın en yakın olduğu zamandır.
Milletin basireti, ecdadın duası ve kaderin hükmüyle; o “kriptolu” hesaplar bozulacak, “Sublime” olan hakikat, süfyan komitelerinin tuzaklarını yerle yeksan edecektir.
MAKALENİN ÖZETİ
Bu makale, İstanbul üzerinde oynanan güncel siyasi ve istihbarat oyunlarını (İngiliz istihbaratı, casusluk iddiaları), tarihi ve manevi bir perspektifle ele almaktadır. Yazıda şu ana fikirler işlenmiştir:
* İhanetin Sürekliliği: Günümüzdeki “casusluk” ve “yabancı iş birliği” iddiaları, tarihte Osmanlı’ya ve İslam’a karşı yapılan saldırıların (Yunan komutanın saygısızlığı, içerideki kurt benzetmesi) modern bir devamı olarak nitelendirilmiştir.
* Manevi Çöküş: Siyasi figürlerin yabancı güçlerle olan temasları ve manevi değerlere (şehitlere saygısızlık) yönelik tavırları, İstanbul’un maddi işgalinden daha tehlikeli olan “zihniyet işgali” olarak yorumlanmıştır.
* İlahi Müjde: Tüm bu karanlık tabloya rağmen, Hadis-i Şerifler ve İslam alimlerinin (Muhyiddin-i Arabî, Bediüzzaman) müjdeleri ışığında, İstanbul’un “manevi” ve “kansız” bir şekilde, tekbir ve imanla yeniden fetholunacağı, Deccaliyetin (maddeciliğin) yıkılacağı vurgulanmıştır.
* Sonuç: Batı’dan medet umanların hüsrana uğrayacağı, asıl galibiyetin ise Hakk’a tabi olanların olacağı belirtilmiştir.
**Nâdir bulunur tıynet-i kâmilde kusûr
Kem-mâyeden eyler (her) ne ki eylerse zuhûr
*** Koca Râgıb Paşa ***
Nadir bulunur yaradılışı halis olanlarda kusur.
Mayası bozuk olanlardan çıkar ne çıkarsa.
Bak:
https://tesbitler.com/index.php?s=%C4%B0stanbul+
https://sorularlaislamiyet.com/istanbul-kac-defa-fethedilecek
https://sorularlaislamiyet.com/kiyamet-alemetlerinde-hic-kan-akitmadan-bir-buyuk-sehir-veya-ulke-musluman-olacaktir-diye-bir-alamet
https://sahihhadisler.com/konu/detay/istanbulun-Fethi
İstanbulu ikinci fethi
Hazırlayan: Mehmet Özçelik www.tesbitler.com
www.mehmetözçelik.com
O6/02/2026