MASKELİ VAHŞET: SEFAHAT ASRININ KANLI PERDE ARKASI

MASKELİ VAHŞET: SEFAHAT ASRININ KANLI PERDE ARKASI

İnsanlık tarihi, hak ile batılın, nur ile zulmetin amansız mücadelesine sahnedir. Ancak içinde bulunduğumuz ve adına “modern zamanlar” denilen bu devir, tarihin gördüğü en sinsi, en mülevves ve en karanlık “Cehalet Asrı” olmaya adaydır. Zira bu asır, teknolojinin zirvesinde lakin insanlığın çukurundadır. Batı medeniyeti, asırlardır dünyaya pazarladığı “hürriyet, demokrasi ve insan hakları” ambalajının altında, dişlerinden kan damlayan bir canavar beslemektedir. Bu canavar, masumların gözyaşıyla yıkanmakta, mazlumların kanıyla beslenmektedir.
Zahiri parlak, derûnî ise kapkara olan bu sistemin makyajı, Jeffrey Epstein hadisesiyle ve ardı arkası kesilmeyen ifşaatlarla bir kez daha akmıştır. Ortaya çıkan manzara, bir yanılma veya münferit bir hata değil; bilakis sistemin ta kendisidir.

Putlaştırılan Para ve Kaybolan Vicdan
Hollandalı eski bankacı Ronald Bernard’ın itirafları, küresel finans elitlerinin yalnızca paraya değil, o parayı elde etmek için ruhlarını kime sattıklarına dair dehşet verici bir isbattır. “Benden çocuk kurban etmemi istediler” feryadı, vicdanın bittiği, insanlığın öldüğü ve şeytani bir yanlış inancın hüküm sürdüğü noktadır. Bu, sadece bir suç örgütü değil, insan fıtratına ve tabiatına savaş açmış organize bir kötülüktür.
Para ve makam hırsı, insanın enaniyetini öylesine şişirmiştir ki, bu azgın nefisler artık normal zevklerle tatmin olmamakta, tatmin aracı olarak masumiyetin katlini seçmektedirler. Epstein’in adası, yalnızca bir fuhuş yuvası değil, Batı’nın kokuşmuş ruhunun bir tasviridir.

Entelektüel İhanet ve Sükût Eden “Hikmet”
Yıllarca “muhalif”, “özgürlükçü” ve “sol” düşüncenin kalesi olarak sunulan Noam Chomsky gibi isimlerin, pedofil bir milyarderle kurdukları “derin” muhabbet, Batı entelijansiyasının iflas bayrağıdır. İsrail’in zulmüne, Gazze’deki soykırıma kör kalanların, Epstein gibi karanlık odaklarla “sosyalizm” tartışması, muhtevası boşaltılmış bir ahlakın en acı örneğidir.
Bir yanda insanlığa “etik” dersi verenler, diğer yanda o etiğin temeline dinamit koyan sapkınlarla beraberdirler. Bu durum, ilim ve düşüncenin, iman ve fazilet mayasıyla yoğrulmadığında nasıl bir canavara hizmet edebileceğinin en açık delilidir. Zekâ, eğer kalp ile irtibatını koparırsa, sahibini ancak daha maharetli bir şeytan yapar.

Küresel Zehrin Yerel Tezahürleri
Ne yazık ki bu kokuşmuşluk, yalnızca okyanus ötesine has değildir. Küresel şer şebekelerinin uzantıları, ahlaksızlığın ve ifsadın tohumlarını ülkemize de saçmaktadır. Siyasi arenada boy gösteren, kendilerini “çağdaşlık” maskesiyle gizleyen bazı yapıların, tıpkı Batılı efendileri gibi taciz, rüşvet, yolsuzluk ve sapkınlıkla anılması tesadüf değildir.
İmamoğlu ailesi etrafında şekillenen iddialar, CHP içerisindeki taciz dosyaları, “özel kulüp”leşen parti yapıları ve Rixos otelinde can veren gencecik Burak Oğraş’ın aydınlatılamayan ölümü… Tüm bunlar, aynı kirli zihniyetin, aynı vicdansızlığın farklı coğrafyalardaki yansımalarıdır. Batı’dan ithal edilen sadece lüks tüketim malları değil, aynı zamanda bu “aile ve ahlak düşmanı” yaşam tarzıdır. Masumiyetin katledildiği yerde, hangi “hizmet”ten, hangi “başarı”dan söz edilebilir?

Hüküm ve Hakikat
Şu hakikat, güneş gibi zahirdir: Batı’nın finans baronları, sözde aydınları ve onların yerli işbirlikçileri, insanlığı bir uçuruma sürüklemektedir. Çocukların metalaştırıldığı, masumiyetin pazarlandığı, “Zeki insanlar Yahudi” gibi ırkçı hezeyanların “bilim” diye yutturulmaya çalışıldığı bu düzen, kökünden çürüktür.
Bugün yaşananlar, bir medeniyet krizi değil, bir insanlık imtihanıdır. Gözyaşıyla yıkanan, kanla beslenen bu çarkın dişlileri arasında ezilmemek için; özümüze, inancımıza, fazilet ve ahlakımıza her zamankinden daha sıkı sarılmak mecburiyetindeyiz. Zira karanlığın en koyu olduğu an, şafağın en yakın olduğu andır. Lakin o şafak, ancak hakikate ram olanların ufkunda doğacaktır.

MAKALE ÖZETİ
* Batı’nın İkiyüzlülüğü: Batı medeniyeti, dışarıdan medeni ve parlak görünse de, özünde kan, gözyaşı ve sömürü üzerine kurulu bir “Cehalet Asrı” yaşatmaktadır. Finansal ve siyasi elitler, insani değerleri terk etmiş, sapkın ritüellerin esiri olmuştur.
* Epstein ve Küresel Ağ: Jeffrey Epstein skandalı münferit bir olay değil, küresel sistemin çürümüşlüğünün bir isbatıdır. Bu ağ, çocukları kurban eden, masumiyeti kirleten ve bunu “normalleştiren” bir yapıya sahiptir.
* Entelektüel Çöküş: Noam Chomsky gibi “büyük düşünür” olarak pazarlanan isimlerin bu kirli ağlarla olan irtibatı, seküler ahlakın iflasını ve ilmin, iman olmayınca nasıl sapkınlığa perde olabildiğini göstermektedir.
* Yerel Yansımalar: Bu manevi hastalık sadece Batı ile sınırlı kalmamış, yerel siyasete de sirayet etmiştir. CHP ve İmamoğlu ailesi hakkındaki yolsuzluk, taciz ve rüşvet iddiaları ile Burak Oğraş cinayeti gibi hadiseler, küresel ahlaksızlığın Türkiye’deki tezahürleridir.
* Kurtuluş Yolu: Yaşananlar, insanlığın büyük bir manevi buhran içinde olduğunu göstermektedir. Bu “vahşet karnavalı”ndan kurtuluşun tek yolu, Batı’nın kokuşmuş değerlerine değil; kadim medeniyetimizin fazilet, hikmet ve ahlak düsturlarına dönmekle mümkündür.

Hazırlayan: Mehmet Özçelik www.tesbitler.com
www.mehmetözçelik.com
O5/02/2026