KİRLİ ELLER VE KANAYAN COĞRAFYA: BİR DÖNÜŞ ÇAĞRISI
KİRLİ ELLER VE KANAYAN COĞRAFYA: BİR DÖNÜŞ ÇAĞRISI
Kâinat, Hâkim-i Mutlak olan Allah’ın kudret kalemiyle yazdığı muazzam bir şiirdir. Her bir atom, her bir yaprak ve feleklerde yüzen her bir yıldız, bu şiirin ahenkli birer mısrasıdır. Yaratılışın mayasında “nizam” vardır, “denge” vardır, “adalet” vardır. Fakat asırlardır bu ilahî senfoninin ahengini bozan, o kusursuz mısraların arasına kara lekeler süren bir “el” mevcuttur: İnsan eli.
Rûm Sûresi’nin 41. ayeti, bir şimşek gibi asırların karanlığını aydınlatarak şu hükmü verir: “İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu…” Bu beyan, sadece çevresel bir felaketi değil, insanın iç dünyasından başlayıp dış dünyasına sirayet eden manevi bir “iflası” haber verir.
İfsat: Fıtrata Savaş Açmak
Tarih şahittir ki, yeryüzündeki hiçbir hayvan, ihtiyacından fazlasını biriktirip diğerlerini aç bırakmamıştır. Hiçbir nehir, kendi yatağına ihanet edip zehir akıtmamıştır. Ancak insan, “emanet” olarak aldığı tabiata, “mülk” sahibi gibi davranmaya kalkıştığında “ifsat” (bozgunculuk) başlamıştır.
İfsat; sadece ormanların yanması veya denizlerin kirlenmesi değildir.
İfsat; faiz ile emeğin sömürülmesidir.
İfsat; genetiğiyle oynanmış tohumlarla neslin bozulmasıdır.
İfsat; mukaddesatın çiğnenip, heva ve hevesin putlaştırılmasıdır.
İnsanoğlu, kendi elleriyle inşa ettiği beton yığınlarını medeniyet zannederken, ruhunun nefes alacağı pencereleri kapatmıştır. Hırs, haset ve enaniyet (benlik) elleriyle yoğrulan bu çamur, bugün “medeniyet” maskesi altında insanlığa kan ve gözyaşı sunmaktadır. Ayetteki “kendi elleriyle” ifadesi, suçluyu uzaklarda aramayı meneder. Fail biziz, fiil bizimdir.
Musibet: İlahî Bir Tokat Mı, Şefkatli Bir İkaz Mı?
Ayetin devamı, yürekleri sarsan bir hikmeti fısıldar: “…böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.”
Demek ki, başımıza gelen kuraklıklar, salgınlar, zelzeleler ve içtimai buhranlar; kör bir tesadüfün veya sağır bir tabiatın işi değildir. Bunlar, bozduğumuz nizamın bize verdiği acı bir cevaptır. Hakikat-i halde bu musibetler, ilahî bir “ceza” olmaktan ziyade, gaflet uykusundan uyandıran rahmani bir “ikaz”dır.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, bu ince sırrı şöyle şerh eder:
> “Musibet, cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddimesidir.” (Risale-i Nur Külliyatı, Sünuhat, s. 48)
>
Allah, kullarına zulmetmez. Fakat kul, günahlarıyla ve fıtrata aykırı halleriyle kendi felaketini kendi hazırlar. “Tattırıyor” ifadesi ne kadar manidardır! Sanki Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Kendi hazırladığınız zehirli aşın tadına bakın ki, bal zannedip yuttuğunuz o günahların ne kadar acı olduğunu anlayasınız.”
Çıkış Yolu: Rücu (Öze Dönüş)
Peki, karada ve denizde bozulan bu düzen nasıl düzelir? Teknolojiyle mi? Daha sert kanunlarla mı? Hayır.
Ayetin sonundaki reçete tek kelimedir: “Dönüş yapsınlar diye…”
Islah, ancak “ifsat” eden elin, tövbe ile temizlenmesiyle mümkündür.
Dönüş; hırstan kanaate dönüştür.
Dönüş; benlikten kulluğa dönüştür.
Dönüş; eşyayı sömürmekten, ona “Allah’ın eseri” nazarıyla (mana-yı harfi) bakmaya dönüştür.
Tarihte Ad kavmi rüzgârla, Semud kavmi çığlıkla, Firavun suda boğulmakla “tattı” yaptıklarının acısını. Bugünün modern insanı da ruhsal bunalımlar, doyumsuzluk ve korku ile tadıyor. Çare, Nuh’un (a.s.) gemisine biner gibi, Kur’an’ın “Sırat-ı Müstakim” gemisine binmektir. Zira o geminin haricinde, ne dağların zirvesi ne de gökdelenlerin tepesi tufandan koruyabilir.
Son Kelam
Ey insan! Ellerine bak. O ellerle bir yetimin başını mı okşadın, yoksa bir masumun hakkını mı gasp ettin? O ellerle fidan mı diktin, yoksa fesat ateşi mi yaktın? Unutma ki, dünya senin ellerinle kirlendi; yine senin o elleri semaya açıp “Ya Rabbi!” demenle temizlenecektir.
MAKALENİN ÖZETİ
Bu makale; Rûm Sûresi 41. ayet ekseninde, dünyadaki ekolojik, toplumsal ve ahlaki bozulmanın (ifsat) temel sebebinin, insanın ilahî sınırlara riayet etmemesi ve fıtrata müdahalesi olduğunu vurgular. İnsanın “kendi elleriyle” yaptığı hataların neticesi olarak yaşanan felaketler ve krizler; esasen Allah’ın kullarına bir zulmü değil, onları gafletten uyandırmak ve asli yörüngelerine (kulluğa) döndürmek için verdiği şefkatli birer derstir. Makale, kurtuluşun ve ıslahın; ancak insanın hatalarını idrak edip, Rabbine yönelmesi (rücu/tövbe) ve hayatını ilahî nizama uydurmasıyla mümkün olacağını beyan eder.
KONUYLA ALAKALI VE MÜRADİFİ AYETLER
Mevzu ile irtibatlı, sebep-sonuç ilişkisini ve ıslahın şartlarını beyan eden diğer ayetler şunlardır :
1. Musibetlerin Sebebi:
> “Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.” (Şûrâ Sûresi, 30. Ayet)
>
2. İfsat Etmeme Emri:
> “Islah edildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır.” (A’râf Sûresi, 56. Ayet)
>
3. Nimetin Külfete Dönüşmesi (Toplumsal Kanun):
> “Allah, (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol geliyordu. Sonra onlar Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı.” (Nahl Sûresi, 112. Ayet)
>
4. Karakter ve Akıbet İlişkisi:
> “Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez…” (Ra’d Sûresi, 11. Ayet)
>
Hazırlayan: Mehmet Özçelik www.tesbitler.com
www.mehmetözçelik.com
O5/02/2026