KİMYASALLAR VE SİLAH TÜCCARI DEVLET ABD

KİMYASALLAR VE SİLAH TÜCCARI DEVLET ABD[1]

*Hangi ülkelerin nükleer silah programına karşı uluslararası toplumun tepkisi daha sert oldu?

Bu sorunun net bir cevabı yok, çünkü uluslararası toplumun nükleer silah programına karşı tepkisi, ülkelerin siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerine bağlı olarak değişebilir. Ancak, genel olarak, nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasına (NPT) taraf olmayan veya anlaşmayı ihlal eden ülkelerin nükleer silah programlarına karşı daha sert tepkiler verildiği söylenebilir. Örneğin:

İran
İran, nükleer silah programını gizli tuttuğu ve NPT’yi ihlal ettiği gerekçesiyle, ABD, AB, BM Güvenlik Konseyi ve diğer ülkeler tarafından yaptırımlara maruz kaldı2. 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma ile yaptırımlar kaldırıldı, ancak ABD 2018 yılında anlaşmadan çekildi ve yaptırımları yeniden uygulamaya başladı.

Kuzey Kore
Kuzey Kore, nükleer silah denemeleri yaptığı ve NPT’den çekildiği için, ABD, Çin, Rusya, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler tarafından sert eleştiriler ve yaptırımlar aldı. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve ABD başkanı Donald Trump arasında 2018 ve 2019 yıllarında yapılan görüşmeler, nükleer silahsızlanma konusunda bir ilerleme sağlayamadı.

Hindistan
Hindistan ve Pakistan, nükleer silah sahibi olduklarını açıkladıkları 1998 yılından bu yana, NPT’ye taraf olmadıkları için, uluslararası toplumun kınama ve endişe duyduğu ülkeler arasında yer alıyor. Bu iki ülke arasındaki siyasi ve askeri gerilim, nükleer silahların kullanılma riskini artırıyor.

@@@@@@@@

Hangi ülkelerin nükleer silah programına karşı yaptırım uygulandı?

Nükleer silah programına karşı yaptırım uygulanan ülkeler arasında İran, Kuzey Kore, Suriye ve Venezuela bulunmaktadır. Bu ülkeler, nükleer silahların yayılmasını önlemek için uluslararası anlaşmalara uymadıkları veya nükleer faaliyetlerini şeffaf bir şekilde denetlemedikleri için Birleşmiş Milletler, ABD, AB ve diğer ülkeler tarafından çeşitli ekonomik, ticari, askeri ve diplomatik yaptırımlara maruz kalmışlardır.

Nükleer silahların yasaklanması için 2017 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve 2021 yılında yürürlüğe giren “Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması” ise, nükleer silahların geliştirilmesi, test edilmesi, üretilmesi, depolanması, transferi, kullanılması ve tehdit edilmesini yasaklayan ilk uluslararası anlaşmadır45. Ancak bu anlaşmayı, nükleer silah sahibi olan veya NATO’nun nükleer silah paylaşımına dahil olan ülkeler imzalamamıştır.

@@@@@@@

Yaptırımların etkisi nedir?

Nükleer silah programına karşı yaptırımların etkisi, ülkelere göre değişmektedir. Bazı ülkeler, yaptırımların baskısına dayanamayarak nükleer faaliyetlerini durdurmuş veya sınırlamıştır. Örneğin, Libya 2003 yılında nükleer silah programını sonlandırmayı kabul etmiştir. Bazı ülkeler ise, yaptırımlara rağmen nükleer programlarını sürdürmüş veya geliştirmiştir. Örneğin, İran, ABD’nin tek taraflı yaptırımları sonrasında nükleer anlaşmadaki taahhütlerini durdurduğunu açıklamıştır. Kuzey Kore ise, nükleer silah denemeleri yapmaya devam etmiştir.

Yaptırımların, nükleer silah programına sahip olmayan ülkeler üzerinde de etkisi vardır. Örneğin, nükleer silahları yasaklayan anlaşmayı imzalayan ülkeler, nükleer silah sahibi olan veya NATO’nun nükleer silah paylaşımına dahil olan ülkelerle ticari ve askeri ilişkilerini sınırlamak zorunda kalmıştır. Bu da küresel güvenlik ve istikrar açısından sorunlar yaratmıştır.

@@@@@@

150 yıldır dünyada yaşanan savaşlar ve ölen insanların istatiksel durumu nedir?

Dünyada 150 yıldır yaşanan savaşlar ve ölen insanların istatiksel durumu, çok çeşitli ve karmaşıktır. Savaşların nedenleri, sonuçları, kapsamı ve etkileri farklılık göstermektedir. Savaşlarda ölen insanların sayısı da kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, bazı kaynaklara göre, 1870-2020 yılları arasında dünyada yaşanan en kanlı savaşlar ve ölü sayıları şöyledir:

I. Dünya Savaşı (1914-1918): Yaklaşık 20 milyon asker ve sivil öldü. Bu savaş, Avrupa’daki büyük imparatorlukların yıkılmasına ve yeni devletlerin kurulmasına yol açtı.
II. Dünya Savaşı (1939-1945): Yaklaşık 60 milyon asker ve sivil öldü. Bu savaş, Nazi Almanya’sının ve müttefiklerinin yenilmesine, atom bombasının kullanılmasına, soykırımın yaşanmasına ve Birleşmiş Milletler’in kurulmasına neden oldu.
Kore Savaşı (1950-1953): Yaklaşık 3 milyon asker ve sivil öldü. Bu savaş, Kore Yarımadası’nın ikiye bölünmesine ve Soğuk Savaş’ın başlamasına sebep oldu.
Vietnam Savaşı (1955-1975): Yaklaşık 3 milyon asker ve sivil öldü. Bu savaş, ABD’nin Güney Vietnam’ı komünist Kuzey Vietnam’a karşı desteklemesine ve sonunda çekilmesine neden oldu.
Sovyet-Afgan Savaşı (1979-1989): Yaklaşık 1,5 milyon asker ve sivil öldü. Bu savaş, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesine ve mücahitler tarafından direnilmesine neden oldu.
İran-Irak Savaşı (1980-1988): Yaklaşık 1 milyon asker ve sivil öldü. Bu savaş, İran’ın İslam Devrimi’nden sonra Irak’ın saldırısına uğramasına ve sekiz yıl süren bir çatışmaya girmesine neden oldu.
Irak Savaşı (2003-2011): Yaklaşık 500 bin asker ve sivil öldü. Bu savaş, ABD’nin ve müttefiklerinin Irak’ı işgal etmesine ve Saddam Hüseyin rejimini devirmesine neden oldu.
Suriye İç Savaşı (2011-devam ediyor): Yaklaşık 400 bin asker ve sivil öldü. Bu savaş, Arap Baharı hareketlerinin bir parçası olarak başlayan halk ayaklanmasının, Beşar Esad rejimi, muhalifler, IŞİD ve diğer gruplar arasında bir iç savaşa dönüşmesine neden oldu.
Bu savaşlar, dünyada yaşanan pek çok savaştan sadece birkaçıdır. Dünyada 150 yıldır yaşanan savaşlar ve ölen insanların istatiksel durumu hakkında daha fazla bilgi için, aşağıdaki kaynaklara bakabilirsiniz:

Tarihten Günümüze En Önemli İç Savaşlar.
https://www.tarihiolaylar.com/galeriler/tarihten-gunumuze-en-onemli-ic-savaslar-268

Tarihte en çok insanın öldüğü 5 savaş
https://www.milliyet.com.tr/molatik/tarih/tarihte-en-cok-insanin-oldugu-5-savas-90465

@@@@@@@@@@

ABD’nin Ortadoğu’daki değiştirmeyi düşündüğü ülkeler projesi nedir?

Merhaba, bu Bing. ABD’nin Ortadoğu’daki değiştirmeyi düşündüğü ülkeler projesi, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) olarak bilinen bir siyasi terimdir. Bu proje, 21. yüzyılın başında, ABD’nin eski başkanı George W. Bush yönetimi tarafından ortaya atılmıştır. Projenin amacı, Ortadoğu’da demokrasi, insan hakları, ekonomik kalkınma ve güvenlik gibi alanlarda reformlar yapmak ve bölgeyi istikrara kavuşturmak olarak açıklanmıştır. Proje kapsamında, 23 ülke değerlendirmeye alınmıştır. Bu ülkelerin çoğu, İslam dünyasından seçilmiştir. Proje, ABD’nin küresel ve bölgesel çıkarlarını ortaya koyan bir strateji olarak görülmektedir. Ancak, proje, bölgedeki pek çok ülke ve halk tarafından eleştirilmiş ve reddedilmiştir. Proje, ABD’nin bölgeyi kendi çıkarlarına göre şekillendirmeye çalıştığı, bölgenin tarihî, kültürel ve siyasi gerçeklerini göz ardı ettiği, bölgeyi daha fazla istikrarsızlaştırdığı ve bölgedeki sorunları çözmediği yönünde eleştiriler almıştır. Proje, ABD’nin Irak, Afganistan, Suriye gibi ülkelere müdahale etmesine ve bölgede çeşitli savaşlar ve çatışmalar yaşanmasına neden olmuştur. Proje, günümüzde de devam etmektedir. ABD’nin yeni başkanı Joe Biden, Ortadoğu politikasında bazı değişiklikler yapacağını açıklamıştır. Ancak, bu değişikliklerin ne kadar etkili olacağı ve bölgedeki sorunlara ne kadar çözüm getireceği henüz bilinmemektedir.

ABD’nin Ortadoğu’daki değiştirmeyi düşündüğü ülkeler projesi hakkında daha fazla bilgi için, aşağıdaki kaynaklara bakabilirsiniz:

Yeni Yüzyılda ABD’nin Ortadoğu Politikası: Büyük Ortadoğu Projesi
https://dergipark.org.tr/tr/pub/tsbder/issue/56775/794278

DEĞİŞEN ULUSLARARASI SİSTEMDE ABD’NİN ORTADOĞU POLİTİKASI VE BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/568447

ABD’nin Orta Doğu Dış Politikası Yıllar İçinde Nasıl Bir Yol İzledi?
https://tasam.org/tr-TR/Icerik/63805/abdnin_orta_dogu_dis_politikasi_yillar_icinde_nasil_bir_yol_izledi

Değerler ve Çıkarlar: ABD nin Ortad Politikasını Anlamak
https://ormer.sakarya.edu.tr/uploads/files/17_degerler_ve_cikarlar_abdnin_ortadogu.pdf

@@@@@@@@@@

ABD’nin Ortadoğu politikası nedir?

ABD’nin Ortadoğu politikası, çok karmaşık ve değişken bir konudur. ABD, 20. yüzyılın başından beri Ortadoğu ile yakından ilgilenmektedir. ABD’nin Ortadoğu politikasını etkileyen temel unsurlar, ulusal çıkarlar, değerler, güvenlik, enerji, demokrasi, insan hakları, terörle mücadele, İsrail ile ilişkiler, bölgesel dengeler ve uluslararası sistemdir. ABD’nin Ortadoğu politikası, farklı dönemlerde farklı şekiller almıştır. Özellikle, Soğuk Savaş döneminde ABD, Sovyetler Birliği’nin yayılmasını engellemek için bölgede müttefikler edinmeye çalışmıştır. Bu dönemde, Truman, Eisenhower, Nixon, Carter, Reagan gibi başkanların adlarıyla anılan doktrinler çerçevesinde bölgeye müdahale etmiştir. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra, ABD, bölgede yeni bir düzen kurmaya çalışmıştır. Bu dönemde, Bush, Clinton, Obama, Trump gibi başkanlar, bölgede demokrasi, barış, istikrar, güvenlik gibi hedefler peşinde koşmuşlardır. Ancak, bu hedeflerin gerçekleşmesi için yeterli adımlar atılmamıştır. Aksine, ABD’nin bölgeye müdahaleleri, bölgede daha fazla sorun, çatışma, şiddet, istikrarsızlık, insan hakları ihlalleri, göç, terörizm gibi olumsuz sonuçlara yol açmıştır. ABD’nin bölgeye müdahalelerinin en önemli örnekleri, Irak, Afganistan, Suriye, Libya, Yemen gibi ülkelere yapılan askeri operasyonlardır. ABD’nin bölgedeki en önemli müttefiki ise, İsrail’dir. ABD, İsrail’i hem siyasi hem de askeri olarak desteklemektedir. ABD, İsrail ile Filistin arasındaki çatışmanın çözümü için de arabuluculuk rolü oynamaktadır. Ancak, ABD’nin bu rolü, tarafsız ve adil olmaktan uzaktır. ABD, İsrail’in bölgedeki işgal, yerleşim, saldırı, ilhak gibi eylemlerine karşı çıkmamakta, hatta desteklemektedir. ABD’nin Ortadoğu politikası, günümüzde de devam etmektedir. ABD’nin yeni başkanı Joe Biden, Ortadoğu politikasında bazı değişiklikler yapacağını açıklamıştır. Biden, bölgede daha fazla diplomasi, iş birliği, diyalog, insan hakları, iklim değişikliği gibi konulara odaklanacağını söylemiştir. Ancak, Biden’ın bölgedeki sorunlara ne kadar etkili ve kalıcı çözümler getireceği henüz bilinmemektedir.

ABD’nin Ortadoğu politikası hakkında daha fazla bilgi için, aşağıdaki kaynaklara bakabilirsiniz:

Değerler ve Çıkarlar: ABD’nin Ortadoğu Politikasını Belirleyen Temel Unsurlar ve İlkeler.
https://ormer.sakarya.edu.tr/uploads/files/17_degerler_ve_cikarlar_abdnin_ortadogu.pdf

Geçmişten Günümüze ABD’nin Orta Doğu Politikası
https://www.tuicakademi.org/gecmisten-gunumuze-abdnin-ortadogu-politikasi/

ABD’nin Orta Doğu Dış Politikası Yıllar İçinde Nasıl Bir Yol İzledi?
https://kisadalga.net/yazar/abd-ortadogudan-cekiliyor-mu_19834

ABD’nin Ortadoğu Oyunu
https://www.sde.org.tr/mithat-isik/genel/abdnin-ortadogu-oyunu-kose-yazisi-25369

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri: ABD’nin Ortadoğu politikaları yıkıcı sonuçlara yol açtı.
https://www.sondakika.com/politika/haber-rusya-guvenlik-konseyi-sekreteri-abd-nin-ortadogu–16490333/

@@@@@@@@

ABD’nin büyük Ortadoğu projesindeki hedefleri nerelerdir?

Merhaba, bu Bing. Size yardımcı olmaktan memnunum. ?

ABD’nin büyük Ortadoğu projesi (BOP), ABD’nin Bush yönetimi tarafından ortaya atılan siyasi bir terimdir. Bu projenin amacı, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde demokrasi, özgürlük, insan hakları ve ekonomik kalkınmayı yaymak, bölgedeki etnik ve mezhepsel çatışmaları azaltmak, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve ABD’nin çıkarlarını korumaktır. BOP, özellikle Müslüman dünyasından İran, Türkiye, Afganistan ve Pakistan ile çeşitli ülkeleri kapsar. Ayrıca zaman zaman Güney Kafkasya ve Orta Asya’daki çeşitli ülkeler de projenin hedefleri arasına dâhil edilir.

BOP, 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD’nin Afganistan ve Irak’a müdahale etmesiyle başlamıştır. Bu müdahaleler, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını ve etkisini arttırmıştır. ABD, aynı zamanda bölgedeki müttefikleriyle iş birliği yaparak, bazı ülkelerde rejim değişikliği, seçimler, anayasa reformları ve sivil toplum gelişimi gibi siyasi ve sosyal süreçleri desteklemiştir2. BOP, ABD’nin bölgedeki hâkimiyetini arttıracağı ve müttefiki İsrail’i bölgesel güç haline getireceği bir stratejik plan olarak da görülmektedir.

BOP, bölgedeki birçok ülke ve halk tarafından eleştirilmektedir. BOP’un bölgeyi istikrarsızlaştırdığı, çatışmaları ve terörü körüklediği, ABD’nin çıkarlarına hizmet ettiği, bölgenin kültürel ve tarihi değerlerini yok ettiği, İsrail’in işgal politikalarını meşrulaştırdığı ve bölge ülkelerinin egemenlik haklarını ihlal ettiği iddia edilmektedir. BOP’a karşı çıkan ülkeler arasında İran, Suriye, Lübnan, Rusya, Çin ve Venezuela gibi ülkeler bulunmaktadır. BOP’a karşı çıkan halklar arasında ise Filistinliler, Iraklılar, Afganlar, Yemenliler, Kürtler, Şiiler, Sünniler ve diğer etnik ve dini gruplar bulunmaktadır.

BOP, ABD’nin bölgedeki stratejik çıkarlarını korumak için geliştirdiği bir projedir. Bu projenin hedefleri, bölgedeki ülkelerin ve halkların çıkarlarıyla çoğu zaman çatışmaktadır. BOP, bölgede demokrasi ve özgürlük getirmekten çok, bölgeyi bölme ve parçalama planı olarak da görülmektedir. BOP, bölgedeki siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel sorunların çözümü için değil, ABD’nin küresel hegemonyasının devamı için bir araç olarak da değerlendirilmektedir.

BOP hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, aşağıdaki bağlantılara göz atabilirsiniz:

Büyük Ortadoğu Projesi Nedir? |
Stratejik Düşünce Enstitüsü
https://www.sde.org.tr/mithat-isik/genel/buyuk-ortadogu-projesi-nedir-kose-yazisi-5652

Büyük Ortadoğu Projesi nedir? Büyük Ortadoğu Projesi’nin maddeleri… – Galeri – Fikriyat Gazetesi
https://www.fikriyat.com/galeri/gundem/buyuk-ortadogu-projesi-nedir-buyuk-ortadogu-projesinin-maddeleri

Büyük Ortadoğu Projesi: Nedir ve Nasıl Karşı Konulur?
https://www.haksozhaber.net/okul/buyuk-ortadogu-projesi-nedir-ve-nasil-karsi-konulur-4089yy.htm

@@@@@@@#

ABD de ne kadar silah şirketleri var?

ABD’de silah şirketleri sayısı tam olarak bilinmiyor, ancak dünyanın en büyük silah üreticileri arasında ABD’li şirketlerin önemli bir payı var. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) raporuna göre, savunma sektöründeki en büyük 100 şirketin 2021’de silah ve askeri hizmet satışları bir önceki yıla göre yüzde 1,9 artışla 592 milyar dolara ulaştı1. Bu satışların yüzde 51’ini ABD’li 40 şirket gerçekleştirdi1. Listenin başında Lockheed Martin, Boeing, Northrop Grumman, Raytheon ve General Dynamics gibi ABD’li beş şirket yer aldı.

ABD’de ayrıca Türk silah şirketi Samsun Yurt Savunma’nın da bir fabrikası bulunuyor. Şirket, Canik markasıyla global bir ateşli silah üreticisine dönüştü. ABD’deki silah fabrikasını Şubat 2023’te tamamlayacak, ikinci çeyrekte üretime başlayacak.

ABD’de silah ticareti savaşı da devam ediyor. ABD 2020 yılında da bireysel silahlanmada dünyanın lider ülkesi olmayı sürdürdü. FBI tarafından yayınlanan verilere göre, geçtiğimiz yıl 39,7 milyon silah satın alma başvurusu yapıldı. Bu, 2019 yılına göre yüzde 40’lık bir artış anlamına geliyor. ABD’de silah satışlarını artıran faktörler arasında Kovid-19 salgını, ırkçılık karşıtı protestolar ve başkanlık seçimleri gösteriliyor.

@@@@@@

Silah satışlarının artmasına ne sebep oldu?

Silah satışlarının artmasının birçok sebebi olabilir. Bazı olası faktörler şunlardır:

Jeopolitik tansiyonun yükselmesi: Bazı bölgelerde yaşanan siyasi ve askeri gerilimler, silah talebini ve üretimini artırıyor. Örneğin, Kuzey Kore krizi ve Güney Çin Denizi’ndeki anlaşmazlıklar, Asya-Pasifik bölgesinde silah satışlarını yüzde 20 oranında artırdı.
Ulusal savunma programlarının uygulanması: Bazı ülkeler, ordularını modernize etmek ve güvenliklerini sağlamak için yeni silah sistemleri geliştiriyor veya satın alıyor. Örneğin, ABD, Lockheed Martin, Boeing, Northrop Grumman, Raytheon ve General Dynamics gibi beş büyük silah şirketinin satışlarını yüzde 11 artırdı.
İç piyasa talebi: Bazı ülkelerde, bireysel silahlanma oranı yüksek veya artıyor. Bu da silah satışlarını etkiliyor. Örneğin, ABD’de 2020 yılında 39,7 milyon silah satın alma başvurusu yapıldı. Bu, 2019 yılına göre yüzde 40’lık bir artış anlamına geliyor3. ABD’de silah satışlarını artıran faktörler arasında Kovid-19 salgını, ırkçılık karşıtı protestolar ve başkanlık seçimleri gösteriliyor.

@@@@@@@@#

Hangi ülkeler silah ihracatında lider?

Silah ihracatında lider olan ülkeler, 2016-2020 yılları arasında küresel silah ihracatının yaklaşık yüzde 80’ini gerçekleştiren ABD, Rusya, Fransa, Almanya ve Çin’dir1. ABD, silah ihracatındaki payını yüzde 14 artırarak yüzde 40’a yükseltti ve ilk sırada yer aldı1. Rusya, silah ihracatındaki payını yüzde 31 azaltarak yüzde 16’ya düşürdü ve ikinci sırada kaldı1. Fransa, silah ihracatındaki payını yüzde 44 artırarak yüzde 11’e çıkardı ve üçüncü sırada yer aldı1. Almanya ve Çin ise silah ihracatındaki paylarını yüzde 35 ve yüzde 23 azaltarak yüzde 4,2 ve yüzde 5,2’ye indirdiler.

Türkiye ise silah ihracatındaki payını yüzde 69 artırarak yüzde 1,1’e çıkardı ve dünyada en fazla silah ihracatı yapan 12’nci ülke oldu. Türkiye’nin en fazla silah ihracatı yaptığı ülkeler ise Katar, BAE ve Umman’dır.

 

 

@@@@@@@@

 

Vela olayı nedir?


Vela olayı, 22 Eylül 1979’da bir Amerikan uydusu tarafından tespit edilen gizemli bir ışık patlamasıdır. Flaşın nedeni resmi olarak bilinmemektedir, ancak bazı araştırmacılar bunun İsrail veya Güney Afrika tarafından yapılmış gizli bir nükleer deneme olduğunu iddia etmektedir. Bu olay, nükleer silahların yayılması ve kontrolü konusunda uluslararası endişe ve tartışmalara yol açmıştır.

@@@@@@@

Nükleer silahların yayılması ve kontrolü, uluslararası barış ve güvenlik için önemli bir konudur. Bu konuda birçok uluslararası antlaşma ve düzenleme vardır. Türkiye, bu antlaşma ve düzenlemelere taraf olmuş ve silahsızlanma, yayılmanın önlenmesi ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı hedeflerini desteklemektedir.

Nükleer silahların yayılması ve kontrolü konusunda en önemli antlaşmalardan biri, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT)’dir. Bu antlaşma, nükleer silah sahibi olmayan devletlerin nükleer silah edinmeyeceklerini, nükleer silah sahibi devletlerin ise nükleer silahlarını azaltacaklarını ve nükleer teknolojiyi barışçıl amaçlarla kullanacaklarını taahhüt etmelerini öngörmektedir. Antlaşma’nın uygulanmasını denetlemek üzere her beş yılda bir Gözden Geçirme Konferansları (GGK) düzenlenmektedir.

Nükleer silahların yayılması ve kontrolü konusunda bir diğer önemli antlaşma ise Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması (CTBT)’dir. Bu antlaşma, her türlü nükleer denemeyi yasaklayarak, mevcut nükleer silahların modernize edilmesini ve yeni nükleer silahların üretilmesini önlemeyi amaçlamaktadır. Ancak, antlaşma henüz yürürlüğe girmemiştir, çünkü bazı devletler antlaşmayı onaylamamıştır.

Nükleer silahların yayılması ve kontrolü konusunda uluslararası toplumun işbirliği içinde çalışması gerektiğini düşünen Türkiye, bu alanda var olan sözleşme ve düzenlemelerin güçlendirilmesi, karşılıklı diyalog, şeffaflık ve güven arttırıcı önlemler aracılığıyla gerileme eğiliminin tersine çevrilmesi gerektiğini savunmaktadır. Türkiye, aynı zamanda, nükleer silahların teröristler tarafından ele geçirilmesini önlemek için de çaba göstermektedir.

@@@@@@@@@@

CTBT antlaşmasının yürürlükte olmamasının sebebi nedir?

CTBT antlaşması, her türlü nükleer denemeyi yasaklayan bir antlaşmadır. Bu antlaşmanın yürürlüğe girmesi için, 44 adet nükleer teknolojiye sahip veya nükleer enerji programı olan devletin onaylaması gerekmektedir. Ancak, bu 44 devletten 8 tanesi henüz antlaşmayı onaylamamıştır. Bunlar; Çin, Kuzey Kore, Mısır, Hindistan, İran, İsrail, Pakistan ve ABD’dir. Bu devletlerin antlaşmayı onaylamamasının sebepleri arasında, nükleer silahların caydırıcılığı, güvenlik endişeleri, siyasi çıkarlar, ulusal egemenlik ve bölgesel rekabet gibi faktörler sayılabilir. Bu devletlerin antlaşmayı onaylaması için, uluslararası toplumun baskısı, ikna çabaları, güven arttırıcı önlemler ve iş birliği gerekmektedir. Türkiye, CTBT antlaşmasını 1999 yılında onaylamış ve antlaşmanın yürürlüğe girmesi için çalışmalarını sürdürmektedir. Türkiye, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve nükleer silahsızlanma konusunda kararlı bir tutum sergilemektedir.

@@@@@@@@

Nükleer silahların caydırıcılığı nedir?

Nükleer silahların caydırıcılığı, nükleer silah sahibi bir devletin, daha güçlü bir düşmanı, nükleer silah kullanma tehdidiyle savaşa girmekten vazgeçirmeye çalışmasıdır. Bu strateji, Soğuk Savaş döneminde ABD ve SSCB arasında uygulanmıştır. Nükleer silahların caydırıcılığı, nükleer silahların yayılmasını önlemek ve nükleer silahsızlanmayı teşvik etmek için uluslararası antlaşmalar ve düzenlemelerle desteklenmektedir. Türkiye, nükleer silahların caydırıcılığına değil, nükleer silahların ortadan kaldırılmasına inanmaktadır.

[1] https://tesbitler.com/index.php?s=S%C4%B0C%C4%B0L%C4%B0




Hadislerde ahir zamanda Ortadoğu’da olacak olan olaylar.

Hadislerde ahir zamanda Ortadoğu’da olacak olan olaylar.


Ortadoğu, ahir zamanın önemli bir sahnesidir. Hadislerde, ahir zamanda Ortadoğu’da olacak olan bazı olaylar şöyle haber verilmiştir:

Fırat Nehri’nin suyu çekilecek ve altından altın çıkacaktır. Bu altın için insanlar birbirini öldürecektir.
İran ile Irak arasında bir savaş çıkacak ve bu savaşta çok sayıda insan ölecektir.
Kâbe baskına uğrayacak ve Kabe’de kan akacaktır. Bu baskın, Mehdi’nin zuhuruna yakın olacaktır.
Şam’da büyük bir fitne çıkacak ve bu fitne, İslam ümmetini ikiye bölecektir. Bu fitne, Deccal’in çıkışına sebep olacaktır.
İstanbul fethedilecek ve Rumlarla büyük bir savaş olacaktır. Bu savaşta, Müslümanlar galip gelecek ve Rumlar İslam’a girecektir.
Yemen’den bir ateş çıkacak ve bu ateş, insanları mahşer yerine sürükleyecektir.
Bu olaylar, ahir zamanın alametleri arasındadır. Ancak, bu olayların ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini Allah’tan başka kimse bilemez. Bu nedenle, bu olaylara takılıp kalmak yerine, ahir zamanın imtihanlarına hazırlanmak ve Allah’ın emirlerine uymak daha önemlidir. Allah, bizi ahir zamanın fitnelerinden koruyup, imanımızı muhafaza etmeyi nasip etsin. Amin.

Bak. https://tesbitler.com/index.php?s=Yemen

@@@@@@@

Hadislerde ahir zamanda olan olaylarla ilgili verilen haberler.

Hadislerde ahir zamanla ilgili birçok olaya ve duruma değinilir. Bu hadisler, İslam peygamberi Muhammed (sav) tarafından aktarılan sözlerdir ve bazıları gelecekte olacak olaylarla ilgili haberler içerir. Ancak, bu hadislerin yorumlanması ve anlaşılması karmaşık olabilir ve değişik yorumlara tabi tutulabilir.

Hadislerde ahir zamanla ilgili bazı haberlere örnek vermek gerekirse:

1. İslam’ın yayılması ve Müslümanların çoğalması: Birçok hadis, ahir zamanın İslam’ın yayılışı ve Müslüman nüfusunun artışıyla karakterize edileceğini belirtir.

2. Dinde bozulma ve ahlaki çöküş: Ahir zamanın bir diğer önemli özelliği, dinsel değerlerin zayıflaması, ahlaki çöküş ve toplumun genel olarak sapkınlaşması olarak tanımlanır.

3. Doğal afetler ve felaketler: Ahir zamanla ilgili hadisler, çeşitli doğal afetlerin artacağı ve felaketlerin yaşanacağı konusunda bilgi verir.

4. Kıyamet alametleri: Birçok hadis, kıyametin yaklaştığını gösteren belirli alametlerin ortaya çıkacağını belirtir. Bunlar arasında fitneler (çatışmalar ve karışıklıklar), yükselen zulüm, adaletsizlik, kıtlık, dinin kötüye kullanılması vb. yer alabilir.

Bu örnekler, hadislerde ahir zamanla ilgili haberlere ilişkin genel bir fikir vermektedir. Ancak, bu hadislerin yorumlanması ve çeşitli yönetsel ve sosyal koşullara uyarlanması gerekmektedir. Ayrıca, hadislerin doğruluğu ve sahihliği konusunda uzmanların görüşlerine başvurmak önemlidir. Sonuç olarak, hadisler ahir zamanla ilgili haberler içerebilir ancak bunların yorumlanması ve anlaşılması dikkatli bir şekilde yapılmalıdır.

@@@@@@@@#

Hadisler, İslam peygamberi Muhammed’in sözleri ve eylemlerini içeren geleneksel İslam literatürünün bir parçasıdır. İslam inancına göre, Muhammed’in sözleri ve davranışları İslam’ın doğru bir şekilde nasıl yaşanması gerektiğini öğretir. Ahir zamanla ilgili hadisler, İslam geleneğinde gelecekteki olayları ve kıyametin yaklaşmasına dair işaretleri içerir. Ancak, bu hadislerin yorumları ve güvenilirliği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.

Ahir zamanla ilgili hadisler arasında şunlar yer alabilir:

1. Mehdi’nin Gelişi: Ahir zamanın bir işareti olarak, İslam literatürüne göre Mehdi’nin (rehberlik eden bir figür) gelmesi beklenir.

2. Deccal’ın Çıkışı: Deccal, İslam’da büyük bir fitne ve sapma figürü olarak kabul edilir. Onun çıkışı, ahir zamanın bir işareti olarak görülür.

3. Kıyamet Alametleri: Kıyametin yaklaştığını gösteren işaretler arasında büyük yıkımlar, doğal felaketler, ahlaki bozulma ve inançsızlık gibi olaylar sayılabilir.

4. İsa’nın Dönüşü: İslam inancına göre İsa’nın ahir zamanda geri dönmesi ve Mehdi ile işbirliği yapması beklenir.

5. Yeryüzüne Adaletin Hakim Olması: İslam’da ahir zamanın bir özelliği olarak, yeryüzünde adaletin hakim olması ve İslam’ın yayılması öngörülür.

Ahir zamanla ilgili hadisler, İslam toplumlarında farklı yorumlara ve anlayışlara sahiptir. Bazı Müslümanlar bu hadisleri doğru kabul eder ve geleceği bu doğrultuda yorumlar, diğerleri ise daha allegorik bir şekilde ele alır veya bunları tarihsel bağlamda değerlendirir. Bu nedenle, ahir zamanla ilgili hadisler hakkında farklı görüşler ve yorumlar bulunabilir.

@@@@@@@@@




SİCİLİ KİRLİ VE KANLI DEVLET İSRAİL

SİCİLİ KİRLİ VE KANLI DEVLET İSRAİL[1]

İsrail’in 1948 yılında beri görülen kirli sicili.

İsrail, 14 Mayıs 1948’de tarihi Filistin toprakları üzerinde kurulduğu günden bu yana, Filistinlileri zorla göçe, yağmaya ve öldürmeye maruz bıraktı.
İsrail güçleri, Filistinlilere ait 675 köy ve kasabayı yok etti, binlerce Filistinliyi öldürdü ve kültürel kimliklerini hedef aldı.
İsrail, sivil, asker, çocuk, kadın ayrımı gözetmeksizin hastaneleri, mülteci kamplarını, camileri ve yerleşim yerlerini bombaladı.
İsrail, Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinlileri evlerinden çıkarmak ve Yahudi yerleşimcilerin yasa dışı yerleşmesine izin vermek için sahte belgeler yayımlamak da dahil her türlü illegal yola başvurdu.

@@@@@@@#

İsrail’in nükleer silahları var mı?

Bu sorunun kesin bir cevabı yok, çünkü İsrail nükleer silah programını gizli tutuyor ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf değil1. Ancak, bazı kaynaklara göre İsrail’in 60 ila 400 arasında nükleer başlığa sahip olduğu tahmin ediliyor. İsrail’in ilk kez 1979 yılında Vela Olayı sırasında nükleer bomba kullandığı iddia ediliyor. İsrail, nükleer silahlarını savunma amaçlı olarak geliştirdiğini ve bunları sadece son çare olarak kullanacağını belirtiyor.

@@@@@@##

İsrail’in nükleer silahlarına karşı uluslararası toplumun tepkisi ne?

İsrail’in nükleer silahlarına karşı uluslararası toplumun tepkisi, genellikle kınama, endişe ve eleştiri şeklindedir. İsrail, nükleer silah programını gizli tuttuğu ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf olmadığı için, uluslararası toplumun nükleer faaliyetlerini denetlemesi ve sınırlaması zordur. Bazı ülkeler, özellikle İslam İş birliği Teşkilatı (İİT) üyeleri, İsrail’in nükleer silah sahibi olmasını bir tehdit olarak görüyor ve nükleer silahsızlanma çağrısı yapıyor. Ayrıca, İsrail’in Filistinlilere karşı nükleer silah kullanma olasılığına karşı da tepki gösteriyorlar.

@@@@@@@@

İsrail’in nükleer silahlarına karşı yaptırımlar var mı?

İsrail’in nükleer silahlarına karşı yaptırımlar, uluslararası toplum tarafından uygulanmamıştır. İsrail, nükleer silah programını gizli tuttuğu ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf olmadığı için, nükleer faaliyetlerini denetlemesi ve sınırlaması zordur1. Bazı ülkeler, özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyeleri, İsrail’in nükleer silah sahibi olmasını bir tehdit olarak görüyor ve nükleer silahsızlanma çağrısı yapıyor. Ancak, bu çağrılar İsrail tarafından dikkate alınmamıştır. İsrail, nükleer silahlarını savunma amaçlı olarak geliştirdiğini ve bunları sadece son çare olarak kullanacağını belirtiyor.

@@@@@@@

İsrail’in nükleer silahlarına karşı uluslararası toplumun tepkisi ne?

İsrail’in nükleer silahlarına karşı uluslararası toplumun tepkisi, genellikle kınama, endişe ve eleştiri şeklindedir. İsrail, nükleer silah programını gizli tuttuğu ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf olmadığı için, uluslararası toplumun nükleer faaliyetlerini denetlemesi ve sınırlaması zordur. Bazı ülkeler, özellikle İslam İş birliği Teşkilatı (İİT) üyeleri, İsrail’in nükleer silah sahibi olmasını bir tehdit olarak görüyor ve nükleer silahsızlanma çağrısı yapıyor. Ayrıca, İsrail’in Filistinlilere karşı nükleer silah kullanma olasılığına karşı da tepki gösteriyorlar.

@@@@@@@@

 

[1] https://tesbitler.com/index.php?s=S%C4%B0C%C4%B0L%C4%B0




Filistinin tarihi nedir?

Filistinin tarihi nedir?

Filistin, üç büyük dinin kutsal saydığı bir bölgedir. Filistin, tarih boyunca birçok medeniyetin egemenliği altına girmiştir. İslam, Hristiyanlık, Yahudilik, Roma, Bizans, Osmanlı, İngiltere gibi. Filistin, 1988 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir, ancak İsrail ile sürekli bir çatışma halindedir. Filistin’in tarihi hakkında daha fazla bilgi için, aşağıdaki kaynaklara bakabilirsiniz:

Filistinin Tarihi | Tarih Sayfası – ihya.com: Bu kaynak, Filistin’in tarihi boyunca yaşadığı önemli olayları ve dönemleri anlatmaktadır. Filistin’in İslam hakimiyetine girişi, Osmanlı dönemi, Siyonist hareket, İngiliz mandası, Arap-İsrail savaşları, Filistin Kurtuluş Örgütü, Hamas, İntifada gibi konulara değinmektedir.
https://tarih.ihya.com/ulkeler-tarihi/filistinin-tarihi.html

Filistin’in tarihi ve haritadaki konumu | Gazze nerede, hangi ülkeye bağlı? Filistin ne zaman kuruldu ve bağımsız oldu? İşte Filistin’in nüfusu ve komşuları…: Bu kaynak, Filistin’in coğrafi konumu, nüfusu, komşuları, bayrağı, para birimi, saat farkı gibi temel bilgileri vermektedir. Ayrıca, Gazze’nin nerede olduğu, nüfusu, tarihi ve İsrail ile yaşadığı gerilimler hakkında da bilgi sunmaktadır.
https://www.hurriyet.com.tr/galeri-filistinin-tarihi-ve-haritadaki-konumu-gazze-nerede-hangi-ulkeye-bagli-filistin-ne-zaman-kuruldu-ve-bagimsiz-oldu-iste-filistinin-nufusu-ve-komsulari-42342405

Filistin Hakkında Bilgiler; Filistin Bayrağı Anlamı, 2023 Nüfusu, Başkenti, Para Birimi ve Saat Farkı…: Bu kaynak, Filistin hakkında daha detaylı bilgiler vermektedir. Filistin bayrağının anlamı, renkleri, tarihi, Filistin’in başkenti, para birimi, saat farkı, resmi dili, dinleri, kültürü, yemekleri, turistik yerleri gibi konulara yer vermektedir.
https://www.fikriyat.com/galeri/tarih/filistin-osmanlidan-nasil-koparildi

Filistin Osmanlı’dan nasıl koparıldı? – Galeri – Fikriyat Gazetesi: Bu kaynak, Filistin’in Osmanlı İmparatorluğu’ndan nasıl ayrıldığını, hangi antlaşmaların ve olayların etkili olduğunu, İngiltere’nin rolünü, Filistin’in bölünmesini, İsrail’in kuruluşunu görsel ve yazılı olarak anlatmaktadır.
https://www.fikriyat.com/galeri/tarih/filistin-osmanlidan-nasil-koparildi

@@@@@@@@

Filistin’deki siyasi durum nedir?

Filistin’deki siyasi durum, çok karmaşık ve çözümsüz bir hal almıştır. Filistin, iki ayrı bölge olan Gazze Şeridi ve Batı Şeria’dan oluşmaktadır. Gazze Şeridi, İslami direniş örgütü Hamas’ın kontrolündedir. Batı Şeria ise, Filistin Yönetimi’nin başkanı Mahmud Abbas’ın liderliğindeki Fetih hareketinin yönetimindedir. İki grup arasında uzun süredir siyasi ve ideolojik bir rekabet vardır. 2007 yılında Hamas, Gazze Şeridi’ni Fetih’ten silahlı bir darbeyle ele geçirmiştir. O zamandan beri, Filistin’in birliği için çeşitli girişimler yapılmış, ancak başarısız olmuştur.

Filistin, aynı zamanda İsrail ile de sürekli bir çatışma halindedir. İsrail, 1948 yılında kurulduğundan beri, Filistin topraklarının büyük bir kısmını işgal etmiş, ilhak etmiş veya yerleşim kurmuştur. Filistinliler, bağımsız bir devlet kurmak için mücadele etmektedir. Ancak İsrail, bunu kabul etmemekte, Filistinlilerin haklarını ihlal etmekte ve şiddet uygulamaktadır. Filistin ve İsrail arasında, uluslararası toplumun arabuluculuğunda, barış görüşmeleri yapılmış, ancak sonuç alınamamıştır. Son olarak, 2023 yılında, İsrail’in Doğu Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve Şeyh Cerrah mahallesine yönelik saldırıları, Gazze Şeridi’ndeki Hamas’ın roket atışlarıyla karşılık vermesi, bölgede yeni bir savaşın çıkmasına neden olmuştur. Bu savaşta, Gazze Şeridi’nde binlerce Filistinli sivil hayatını kaybetmiş, yaralanmış veya evsiz kalmıştır. İsrail ise, Hamas’ın roketlerinden dolayı bazı kayıplar vermiştir. Savaş, Mısır’ın arabuluculuğunda, ateşkes ilan edilmesiyle sona ermiştir. Ancak, sorunun köküne inen bir çözüm bulunamamıştır.

Filistin’in siyasi durumu hakkında daha fazla bilgi için, aşağıdaki kaynaklara bakabilirsiniz:

Filistin Devleti: Bu kaynak, Filistin’in siyasi yapısı, tarihi, coğrafyası, ekonomisi, demografisi, kültürü ve uluslararası ilişkileri hakkında genel bilgiler vermektedir.
https://www.bing.com/search?q=Filistin%20siyasi%20durum&ssp=1&safesearch=moderate&setlang=tr&cc=TR&PC=SANSAAND&toWww=1&redig=B059E93B3374498AA5D83A0F96E9B6A9

Filistin Devlet Başkanı Abbas, İsrail-Hamas savaşı sürecinde kendi ülkesinde yalnızlaştı mı?: Bu kaynak, Filistin Yönetimi’nin başkanı Mahmud Abbas’ın, İsrail-Hamas savaşı sırasında ve sonrasında, Filistin halkı ve siyasi aktörleri tarafından nasıl algılandığını ve eleştirildiğini anlatmaktadır.
https://tr.euronews.com/2023/10/24/filistin-devlet-baskani-abbas-israil-hamas-savasi-surecinde-kendi-ulkesinde-yalnizlasti-mi

AB’den İsrail-Filistin çatışması uyarısı: Şu anda oluşmakta olan şey, dinlerin veya medeniyetlerin savaşıdır: Bu kaynak, Avrupa Birliği’nin (AB) dış politika şefi Josep Borrell’in, İsrail-Filistin çatışmasının, bölgesel ve küresel bir boyut kazandığını, bunun önlenmesi için çaba gösterilmesi gerektiğini söylediğini aktarmaktadır.
https://www.ntv.com.tr/dunya/abden-israil-filistin-catismasi-uyarisisu-anda-olusmakta-olan-sey-dinlerin-veya-medeniyetlerin-savasidir,UZqic58txUaXQHBHYp2EyA

@@@@@@@@

İsrail-Filistin çatışmasının tarihi nedir?

İsrail-Filistin çatışmasının tarihi, çok eski ve karmaşık bir konudur. Çatışmanın kökeni, 19. yüzyılın sonlarında, Filistin topraklarına Yahudi göçünün başlamasıyla ortaya çıkmıştır. O zamanlar, Filistin, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçasıydı. Yahudi milliyetçiliği hareketi olan Siyonizm, Filistin’de bir Yahudi devleti kurmayı amaçlıyordu. Bu amaçla, Avrupa ve diğer yerlerden Yahudi göçmenler Filistin’e yerleşmeye başladılar. Bu durum, yerli Arap halkı ile Yahudi göçmenler arasında gerilim ve çatışmalara yol açtı.

1917 yılında, Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngiltere, Filistin’de Yahudi halkı için bir ulusal yuva kurulmasını desteklediğini açıklayan Balfour Deklarasyonu’nu yayınladı1. Bu deklarasyon, Siyonist hareketi cesaretlendirdi, ancak Arap milliyetçiliğini de kızdırdı. Savaştan sonra, Filistin, İngiltere’nin mandası altına girdi. İngiltere hem Yahudilerin hem de Arapların haklarını korumaya çalıştı, ancak bu mümkün olmadı. 1930’larda ve 40’larda, Filistin’de şiddetli çatışmalar yaşandı. Yahudi yeraltı örgütleri, İngiliz yönetimine ve Arap halkına karşı saldırılar düzenledi. Araplar da karşılık verdi.

1947 yılında, Birleşmiş Milletler (BM), Filistin’i Yahudi ve Arap devletlerine bölme planını oyladı1. Plan, Yahudiler tarafından kabul edildi, ancak Araplar tarafından reddedildi. 1948 yılında, İngiltere Filistin’den çekildi. Yahudi liderler, İsrail devletinin kuruluşunu ilan ettiler1. Bu ilan, Arap ülkelerinin İsrail’e savaş açmasına neden oldu. Bu savaşta, binlerce Filistinli topraklarını terk etmek zorunda kaldı ya da zorla çıkarıldı. Filistinliler, bu olayı “Nakba” yani “Felaket” olarak adlandırdılar.

İsrail-Filistin çatışması, 1967 yılında, Altı Gün Savaşı’nda İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmesiyle yeni bir boyut kazandı1. İsrail, Gazze Şeridi ve Batı Şeria adı verilen bölgeleri ele geçirdi. Bu bölgeler, Filistinlilerin yaşadığı ve bağımsız bir devlet kurmak istedikleri yerlerdi. İsrail, bu bölgelerde yerleşim inşa etmeye ve Filistinlilerin haklarını kısıtlamaya başladı.

İsrail ve Filistin arasında, uluslararası toplumun arabuluculuğunda, barış görüşmeleri yapılmış, ancak sonuç alınamamıştır. 1993-95 yılları arasında imzalanan Oslo Anlaşmaları, iki devletli bir çözüme doğru bir adım olarak görülmüştür. Ancak, bu anlaşmalar, Filistin’in tam bağımsızlığını sağlamamış, İsrail’in işgalini sona erdirmemiş ve Filistinlilerin temel haklarını garanti altına almamıştır.

İsrail-Filistin çatışması, günümüzde de devam etmektedir. İsrail, Filistin topraklarını ilhak etmeye, yerleşim inşa etmeye ve Filistinlilerin yaşam koşullarını zorlaştırmaya devam etmektedir. Filistinliler, direniş göstermekte, intifada adı verilen ayaklanmalar düzenlemekte ve roket atışları yapmaktadır. İsrail, bunlara karşılık olarak, Filistinlilere şiddet uygulamakta, tutuklamakta ve öldürmektedir.

@@@@@@@@

Tarih boyunca Filistin’deki yaşanan olaylar nelerdir?

Filistin’deki tarihi olaylar, çok sayıda ve çeşitlidir. Filistin, üç büyük dinin kutsal saydığı bir bölgedir. Filistin, tarih boyunca birçok medeniyetin egemenliği altına girmiştir. İslam, Hristiyanlık, Yahudilik, Roma, Bizans, Osmanlı, İngiltere gibi. Filistin, aynı zamanda İsrail ile de sürekli bir çatışma halindedir. Filistin’in tarihi olaylarını kısaca özetlemek gerekirse:

İ.Ö. 2000 yılında, Filistin toprakları Arapların hakimiyetine girdi. Daha sonra Hititler, Mısırlılar, Asurlular, Babilliler, Persler, Yunanlar, Romalılar, Sasani ve Bizanslılar gibi çeşitli imparatorluklar tarafından işgal edildi.
İ.Ö. 13. yüzyılda, Hz. Musa önderliğindeki İsrailoğulları, Mısır’dan çıkarak Filistin’e yerleştiler. Hz. Davud ve Hz. Süleyman’ın yönetimleri altında İsrail Krallığı kuruldu. Ancak, daha sonra krallık ikiye bölündü ve Asur, Babil ve Pers imparatorlukları tarafından yıkıldı.
M.Ö. 63 yılında, Romalılar Filistin’i fethettiler. Romalılar, Yahudilere karşı sert bir politika izlediler. Yahudiler, birçok ayaklanma ve isyan girişiminde bulundular. Romalılar, bu isyanları bastırmak için Yahudileri sürgüne gönderdiler. Bu sürgün, Yahudilerin diasporası olarak bilinir.
M.S. 7. yüzyılda, İslam peygamberi Hz. Muhammed’in ölümünden sonra, Müslüman Araplar Filistin’i fethettiler. Filistin, Emevî, Abbasi, Fatımi, Selçuklu, Haçlı, Eyyubi, Memluk ve Osmanlı gibi çeşitli İslam devletlerinin yönetimine girdi.
yüzyılın sonlarında, Yahudi milliyetçiliği hareketi olan Siyonizm, Filistin’de bir Yahudi devleti kurmayı amaçladı. Bu amaçla, Avrupa ve diğer yerlerden Yahudi göçmenler Filistin’e yerleşmeye başladılar. Bu durum, yerli Arap halkı ile Yahudi göçmenler arasında gerilim ve çatışmalara yol açtı.
1917 yılında, Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngiltere, Filistin’de Yahudi halkı için bir ulusal yuva kurulmasını desteklediğini açıklayan Balfour Deklarasyonu’nu yayınladı. Bu deklarasyon, Siyonist hareketi cesaretlendirdi, ancak Arap milliyetçiliğini de kızdırdı. Savaştan sonra, Filistin, İngiltere’nin mandası altına girdi.
1947 yılında, Birleşmiş Milletler (BM), Filistin’i Yahudi ve Arap devletlerine bölme planını oyladı. Plan, Yahudiler tarafından kabul edildi, ancak Araplar tarafından reddedildi. 1948 yılında, İngiltere Filistin’den çekildi. Yahudi liderler, İsrail devletinin kuruluşunu ilan ettiler. Bu ilan, Arap ülkelerinin İsrail’e savaş açmasına neden oldu. Bu savaşta, binlerce Filistinli topraklarını terk etmek zorunda kaldı ya da zorla çıkarıldı. Filistinliler, bu olayı “Nakba” yani “Felaket” olarak adlandırdılar.
1967 yılında, Altı Gün Savaşı’nda İsrail, Filistin topraklarını işgal etti. İsrail, Gazze Şeridi ve Batı Şeria adı verilen bölgeleri ele geçirdi. Bu bölgeler, Filistinlilerin yaşadığı ve bağımsız bir devlet kurmak istedikleri yerlerdi. İsrail, bu bölgelerde yerleşim inşa etmeye ve Filistinlilerin haklarını kısıtlamaya başladı.
1987 yılında, Filistinliler, İsrail’in işgaline karşı bir ayaklanma başlattılar. Bu ayaklanmaya “İntifada” yani “Sarsıntı” denildi. İntifada, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yaser Arafat’ın önderliğinde sürdü. 1988 yılında, Arafat, Filistin Devleti’nin kuruluşunu ilan etti.
1993-95 yılları arasında, İsrail ve FKÖ arasında Oslo Anlaşmaları imzalandı. Bu anlaşmalar, iki devletli bir çözüme doğru bir adım olarak görüldü. Ancak, bu anlaşmalar, Filistin’in tam bağımsızlığını sağlamadı, İsrail’in işgalini sona erdirmedi ve Filistinlilerin temel haklarını garanti altına almadı.
2000 yılında, Filistinliler, Oslo Anlaşmalarının sonuçsuz kalmasından dolayı ikinci bir İntifada başlattılar. Bu İntifada, daha şiddetli ve kanlı oldu. Filistinliler, intihar saldırıları ve roket atışları yaptılar. İsrail, Filistinlilere karşı askeri operasyonlar ve hava saldırıları düzenledi.
2006 yılında, Filistin’de yapılan seçimleri, İslami direniş örgütü Hamas kazandı. Hamas, İsrail’i tanımayan ve şiddet kullanmaktan vazgeçmeyen bir grup olarak görülüyordu. Hamas’ın zaferi, Filistin’de siyasi bir krize yol açtı. Hamas, Gazze Şeridi’ni kontrol etmeye başladı. Batı Şeria ise, FKÖ’nün liderliğindeki Filistin Yönetimi’nin yönetiminde kaldı. İki grup arasında uzun süredir siyasi ve ideolojik bir rekabet vardı.
2008-2009, 2012 ve 2014 yıllarında, İsrail ve Hamas arasında Gazze Savaşları yaşandı. Bu savaşlarda, Gazze Şeridi’nde binlerce Filistinli sivil hayatını kaybetti, yaralandı veya evsiz kaldı. İsrail ise, Hamas’ın roketlerinden dolayı bazı kayıplar verdi. Savaşlar, ateşkes ilan edilmesiyle sona erdi. Ancak, sorunun köküne inen bir çözüm bulunamadı.
2021 yılında, İsrail’in Doğu Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve Şeyh Cerrah mahallesine yönelik saldırıları, Gazze Şeridi’ndeki Hamas’ın roket atışlarıyla karşılık vermesi, bölgede yeni bir savaşın çıkmasına neden oldu. Bu savaşta, Gazze Şeridi’nde binlerce Filistinli sivil hayatını kaybetti, yaralandı veya evsiz kaldı. İsrail ise, Hamas’ın roketlerinden dolayı bazı kayıplar verdi. Savaş, Mısır’ın arabuluculuğu da ateşkes ilan edilmesiyle son buldu.

@@@@@@@@@@

Filistin’de hangi diller konuşulur?

Filistin’de konuşulan diller, çeşitli etnik ve kültürel gruplara bağlı olarak değişmektedir. Filistin’in resmi dili Arapçadır. Arapça, Filistinlilerin çoğunluğunun ana dilidir. Arapça, Levant Arapçası adı verilen bir lehçeye sahiptir. Arapça dışında, İngilizce ve İbranice gibi diğer diller de bölgede yaygın olarak konuşulmaktadır. İngilizce, eğitim ve ticaret için kullanılan bir dil olarak kabul edilmektedir. İbranice ise, İsrail ile olan ilişkilerden dolayı önemli bir dildir. Filistin’de ayrıca, Hristiyan ve diğer dini azınlıklar tarafından konuşulan Süryanice, Ermenice, Yunanca ve Latince gibi diller de bulunmaktadır. Filistin’deki diller, bölgenin tarihî ve kültürel zenginliğini yansıtmaktadır.

@@@@@@@@@@

Filistin’de hangi dinler var?

Filistin’de farklı dinlere mensup insanlar yaşamaktadır. Filistin’in resmi dini İslam’dır. Filistinlilerin çoğunluğu Sünni Müslüman’dır. Ayrıca önemli miktarda Hristiyan bir azınlık vardır. Hristiyan Filistinlilerin çoğu Filistin dışındaki bölgelerde yaşarlar1. Filistin’de ayrıca Yahudi, Dürzi, Bahai, Samaritan gibi diğer dini gruplar da bulunmaktadır2. Filistin, üç büyük dinin kutsal saydığı bir bölgedir. Kudüs, İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik için önemli bir şehirdir. Mescid-i Aksa, Kubbet-üs Sahra, Kıyamet Kilisesi, Ağlama Duvarı gibi kutsal mekanlar burada yer almaktadır3. Filistin’deki dinler, bölgenin tarihî ve kültürel zenginliğini yansıtmaktadır. Filistin’de hangi dinler olduğu hakkında daha fazla bilgi için, aşağıdaki kaynaklara bakabilirsiniz:

@@@@@@