www.tesbitler.com İnternet sitesini muhteviyatını özetler misin?

www.tesbitler.com İnternet sitesini muhteviyatını özetler misin?

[http://www.tesbitler.com,]www.tesbitler.com, İslam Bilgi Arşivi adlı bir web sitesidir. Bu site, İslam’a, Kur’an’a, Risale-i Nur’a, güncel olaylara ve daha birçok konuya ilişkin makaleler, videolar, sesli dosyalar, tefsirler ve hikayeler içermektedir. Site, CHATGPT VE YAPAY ZEKA SOHBET VE YAZILARI adlı bir bölüm de sunmaktadır. Bu bölümde, yapay zekâ ile ilgili sohbetler ve yazılar yer almaktadır. Site, Ekim 2023 tarihinde Şimdi gidin ve Amalika’yı vurun başlıklı bir yazı yayınlamıştır.

@@@@@@@

Tesbitler.com ‘da hangi konular hakkında makaleler var?

Tesbitler.com, İslam bilgi arşivi adlı bir web sitesidir. Bu site, İslam’a, Kur’an’a, Risale-i Nur’a, güncel olaylara ve daha birçok konuya ilişkin makaleler içermektedir. Site, CHATGPT VE YAPAY ZEKA SOHBET VE YAZILARI adlı bir bölüm de sunmaktadır. Bu bölümde, yapay zekâ ile ilgili sohbetler ve yazılar yer almaktadır.

Web sitesindeki makale konuları arasında şunlar bulunmaktadır:

Helaller, salih amel, hürriyet, iman ve İslam gibi dini konular.
Dünya gündemi, Türkiye gündemi ve İslam dünyası gündemi gibi güncel konular.
Risale-i Nur Külliyatı, Bediüzzaman Said Nursi ve Nurculuk gibi manevi konular.

@@@@@@@

Tesbitler.com ‘da hangi tefsirler var?

Tesbitler.com, İslam bilgi arşivi adlı bir web sitesidir. Bu site, Kur’an’ın hem zahirî hem de batınî anlamlarını açıklayan çeşitli tefsir kitapları içermektedir. Bu tefsir kitapları arasında şunlar bulunmaktadır:

Risale-i Nur: Bediüzzaman Said Nursi tarafından yazılmış, İslam’ın temel prensiplerini ve ahlaki değerlerini ele alan bir tefsir eseridir.
İşari Tefsir: İbni Arabi tarafından yazılmış, Kur’an’ın sembolik ve allegorik anlamlarını ele alan bir tefsir eseridir.
Fusus al-Hikam: İbni Arabi tarafından yazılmış, on iki İslam peygamberinin batınî anlamlarını ele alan bir tefsir eseridir.
Mefatih al-Ghayb: Abdülkadir Geylani tarafından yazılmış, Kur’an’ın batınî anlamlarını ele alan bir tefsir eseridir.
Tuhfetü’l-Mürenin: Aynı zamanda “Taberî’nin Tefsiri” olarak da bilinen bu eser, Taberî tarafından yazılmış, Kur’an’ın tabii anlamını ele alan bir tefsir eseridir.
Bu tefsir kitaplarının genel özellikleri şunlardır:

Bu eserler, Kur’an’ın zahirî anlamının ötesindeki batınî anlamlarını araştırır ve açıklar.
Bu eserler, sembolizm, allegori ve allüzyonlar gibi çeşitli felsefi ve kozmolojik konuları ele alır.
Bu eserler, İslam’ın felsefi ve mistik yönlerine odaklanır ve İslam tarihi boyunca ortaya çıkan farklı düşünce akımlarını ele alır.

@@@@@@@@

 




Arap isyanları

Arap isyanları


Arap isyanları, I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ne karşı bağımsız ve birleşik bir Arap devleti kurmak için Şerif Hüseyin bin Ali liderliğinde başlatılan bir ayaklanmadır¹. Ayaklanma, İngilizlerin maddi ve askeri desteğiyle gerçekleşmiştir. Ayaklanmanın sonucunda Araplar, Osmanlı Devleti’nden ayrılmış, ancak İngilizlerin ve Fransızların bölgeyi paylaşmasıyla istedikleri bağımsızlığı elde edememişlerdir.

Arap isyanları, aynı zamanda bölgedeki siyasi ve sosyal hareketleri de etkilemiştir. Arap milliyetçiliği, siyasal İslamcılık, sivil toplum örgütleri gibi farklı eğilimler, Arap isyanları sonrası dönemde şekillenmiş ve değişmiştir. Arap isyanları, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir.

Arap isyanları hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, size şu kaynakları önerebilirim:
*(
https://research.sharqforum.org/tr/2018/08/17/arap-isyanlari-sonrasi-donemde-siyasi-egilimler-degisen-bolgesel-duzen-sizlikde-siyasal-islamin-donusumu/): Arap İsyanları Sonrası Dönemde Siyasi Eğilimler: Değişen Bölgesel Düzen …

* Arap İsyanları Sonrası Dönemde Siyasi Eğilimler: Değişen Bölgesel Düzen …. https://research.sharqforum.org/tr/2018/08/17/arap-isyanlari-sonrasi-donemde-siyasi-egilimler-degisen-bolgesel-duzen-sizlikde-siyasal-islamin-donusumu/.

@@@@@@##

Arap isyanları hangi yıllarda gerçekleşti?

Arap isyanları, 1916-1918 yılları arasında gerçekleşti. Bu isyan, Osmanlı Devleti’ne karşı Arap milliyetçiliği hareketinin bir sonucuydu. İngiltere ve Fransa’nın desteğini alan Şerif Hüseyin bin Ali liderliğindeki Araplar, Osmanlı Devleti’nden bağımsızlık kazanmak için ayaklandılar. Ancak, savaş sonrasında İngiltere ve Fransa’nın bölgeyi Sykes-Picot Anlaşması ile paylaşması, Arapların istedikleri birliği kuramamalarına yol açtı. Arap isyanları, Orta Doğu’nun siyasi haritasının değişmesinde önemli bir rol oynadı.

@@@@@@@@

Kimler Arap isyanlarını destekledi?

Arap isyanlarını destekleyen başlıca güçler İngiltere ve Fransa idi. Bu iki devlet, Arapların Osmanlı Devleti’ne karşı bağımsızlık mücadelesine maddi ve askeri yardım sağladılar1. Ayrıca, Arap isyanlarını destekleyen bazı Arap kabileleri, örgütleri ve liderleri de vardı. Bunlardan en önemlisi Şerif Hüseyin bin Ali ve oğulları Faysal, Abdullah ve Ali idi1. Şerif Hüseyin, Mekke Emiri olarak Hicaz bölgesinde isyanı başlattı ve kendini Arapların kralı ilan etti1. Oğlu Faysal ise isyancı Arap ordusunun başında savaştı ve İngiliz subay T. E. Lawrence ile işbirliği yaptı1. Diğer oğulları Abdullah ve Ali de isyana katıldılar ve daha sonra Ürdün ve Irak’ta krallık kuracaklardı. Arap isyanlarını destekleyen diğer bazı gruplar şunlardır:

İmam Yahya: Yemen’de Zeydi Şii lideri olarak Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklandı.
İbn Suud: Necid bölgesinde Vahhabi lideri olarak Osmanlı Devleti’ne karşı savaştı.
Cemiyet-i Akvam-ı Arabiyye: Kahire’de kurulan bir Arap milliyetçiliği örgütü olarak Arap isyanını destekledi.
Arap isyanlarını destekleyenlerin ortak amacı, Osmanlı Devleti’nden bağımsız bir Arap devleti kurmaktı. Ancak, bu amaç tam olarak gerçekleşmedi. Çünkü İngiltere ve Fransa, savaş sonrasında Sykes-Picot Anlaşması ile bölgeyi kendi aralarında paylaştılar. Bu durum, Arapların hayal kırıklığına uğramasına ve yeni çatışmalara yol açtı.

@@@@@@@

Hangi ülkeler bölgeyi paylaştı?

Bölgeyi paylaşan ülkeler İngiltere, Fransa ve Rusya idi. Sykes-Picot Anlaşması’na göre, bölge şu şekilde bölünmüştü:

Fransa’nın nüfuz alanı: Lübnan, Suriye, Musul ve Diyarbakır vilayetleri.
İngiltere’nin nüfuz alanı: Basra, Bağdat ve Şam vilayetleri, Ürdün, Filistin ve Mısır.
Rusya’nın nüfuz alanı: Doğu Anadolu, Erzurum, Van ve Bitlis vilayetleri.
Uluslararası yönetim altında kalan bölge: İskenderun Körfezi ve Filistin’in bir kısmı.
Bu anlaşma, Osmanlı Devleti’nin topraklarını paylaşmak için yapılmış gizli bir anlaşmaydı. Ancak, Rusya’da Bolşevik Devrimi olunca, Ruslar bu anlaşmayı açıkladılar. Bu durum, Arapların ve diğer halkların tepkisini çekti. Ayrıca, İngiltere ve Fransa arasında da anlaşmazlıklara yol açtı. Bu yüzden, bu anlaşma tam olarak uygulanamadı. Savaş sonrasında yapılan Sevr Antlaşması ile bölge yeniden paylaşıldı. Ancak, bu antlaşma da Türk Kurtuluş Savaşı ile geçersiz kılındı. Son olarak, 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile bölgenin sınırları belirlendi.

@@@@

Araplar Osmanlıya isyan etmiş midir?

Araplar Osmanlıya isyan etmiş midir sorusunun cevabı kesin değildir. Bazı kaynaklar, Arapların bir kısmının Osmanlı’ya karşı İngilizlerin teşvikiyle ayaklandığını ve bunun Osmanlı’nın sonunu getirdiğini iddia ederken, bazı kaynaklar ise Arapların çoğunluğunun Osmanlı’ya sadık kaldığını ve Şerif Hüseyin’in isyanının sınırlı bir etkiye sahip olduğunu savunmaktadır.

@@@@@@@

Arapların Osmanlı’ya karşı neden isyan ettiği hakkında daha fazla bilgi edinebilir miyim?

Tabii ki. Arapların Osmanlı’ya karşı isyan etmesinin birçok nedeni vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Arap milliyetçiliğinin yükselmesi: 19. yüzyılın başlarında, Araplar kendi kültürlerine, diline ve tarihine ilgi duymaya başladılar. Bazı Araplar, Osmanlı’nın Arap kimliğini bastırdığını ve Türkleştirmeye çalıştığını düşündüler.
İngilizlerin teşviki: İngilizler, Osmanlı’yı zayıflatmak ve Ortadoğu’daki çıkarlarını korumak için Arapları isyana kışkırttılar. İngilizler, Şerif Hüseyin’e Arap topraklarında bağımsız bir hükümet kuracağına dair söz verdiler.
Osmanlı’nın zayıflığı: I. Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı ordusu birçok cephede savaşmak zorunda kaldı. Bu da Osmanlı’nın kaynaklarını tüketti ve bölgedeki otoritesini azalttı. Araplar, Osmanlı’nın yenileceğini ve bağımsızlık fırsatının geldiğini gördüler.
Cemal Paşa’nın baskısı: Cemal Paşa, 1914’te Suriye valisi olarak atandı. Cemal Paşa, bölgedeki İngiliz ilerleyişini durdurmak ve iç karışıklıkları önlemek için sert bir politika izledi. Cemal Paşa, Arap milliyetçilerini tutuklattı, idam ettirdi ve vergileri arttırdı. Bu da Arapların hoşnutsuzluğunu arttırdı.

@@@@@@@@@#

Osmanlı İmparatorluğu’nun Arapları nasıl yönettiği hakkında bilgi edinebilir miyim?

Osmanlı İmparatorluğu
Keşfedin
Osmanlı İmparatorluğu’nun Arapları nasıl yönettiği konusu oldukça geniş ve karmaşıktır. Osmanlı İmparatorluğu, 1517 yılında Memlük Devleti’ni yenerek Arap topraklarını ele geçirdi ve halifeliği ilan etti. Osmanlı İmparatorluğu, Arap topraklarını eyaletlere bölerek merkezi bir yönetim kurdu. Osmanlı İmparatorluğu, Arapların dini, kültürel ve sosyal hayatlarına saygılı davrandı ve onlara vergi, askerlik ve adalet gibi konularda belli haklar tanıdı. Osmanlı İmparatorluğu, Arap topraklarını savunmak için de çeşitli tedbirler aldı. Örneğin, Kızıldeniz’i kontrol altında tutmak için Süveyş Kanalı’nı inşa etti ve Hicaz Demiryolu’nu kurdu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Arapları yönetme şekli zaman içinde değişiklik gösterdi. 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun gücü zayıfladı ve Arap toprakları üzerindeki otoritesi azaldı. Bazı Arap bölgeleri, yerel aşiretlerin veya yabancı devletlerin etkisine girdi. 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu, Tanzimat reformlarıyla Arap topraklarında merkeziyetçi bir yönetim kurmaya çalıştı. Bu reformlar, Arapların eğitim, hukuk ve siyaset alanlarında ilerlemesine katkıda bulundu ancak aynı zamanda Arap milliyetçiliğinin de ortaya çıkmasına neden oldu. 20. yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı’na girdi ve Arap toprakları üzerindeki kontrolünü tamamen kaybetti. Bazı Araplar, İngilizlerin desteğiyle Osmanlı’ya karşı isyan ettiler ve bağımsızlık mücadelesi başlattılar. 1918 yılında Mondros Mütarekesi ile Osmanlı İmparatorluğu, Arap topraklarını terk etmek zorunda kaldı ve bu topraklar İngiliz ve Fransız mandalarına bölündü.

@@@@@@@@@

Osmanlı İmparatorluğu’nun Arap topraklarını ele geçirme süreci hakkında bilgi edinebilir miyim?

Osmanlı İmparatorluğu’nun Arap topraklarını ele geçirme süreci, 16. yüzyılda başlayan ve 17. yüzyılın sonuna kadar devam eden uzun ve karmaşık bir tarihi olaydır. Bu süreçte Osmanlılar, Arap yarımadası, Suriye, Irak, Mısır, Kuzey Afrika ve Hicaz gibi bölgeleri fethettiler. Osmanlıların Arap topraklarını ele geçirmesinin başlıca nedenleri şunlardır:

Osmanlıların halifeliği ilan etmesi: 1517’de Yavuz Sultan Selim, Memlük Devleti’ni yenerek Kahire’yi aldı ve halifeliği Osmanlılara devretti. Böylece Osmanlılar, İslam dünyasının liderliğini üstlendiler ve Arap topraklarının dini önemini arttırdılar.
Osmanlıların güç ve prestij peşinde olması: Osmanlılar, Arap topraklarını fethederek hem zengin kaynaklara hem de stratejik konumlara sahip oldular. Ayrıca, Osmanlılar, Avrupa ve Asya arasındaki ticaret yollarını kontrol ettiler ve rakip devletlerle mücadele ettiler.
Osmanlıların Arap halkına hoşgörülü davranması: Osmanlılar, Arap topraklarında yaşayan farklı din, mezhep ve etnik gruplara geniş bir özerklik tanıdılar. Osmanlılar, Arapların dini, kültürel ve sosyal hayatlarına saygılı davrandılar ve onları zorla Türkleştirmeye çalışmadılar.
Osmanlı İmparatorluğu’nun Arap topraklarını ele geçirme süreci, aşağıdaki gibi kronolojik olarak özetlenebilir:

1514-1517: Yavuz Sultan Selim’in Büyük Mısır Seferi. Bu seferde Osmanlılar, Safevilerle Çaldıran Savaşı’nda karşılaştılar ve Doğu Anadolu’yu ele geçirdiler. Ardından Osmanlılar, Suriye ve Filistin’i fethettiler ve Mercidabık Savaşı’nda Memlükler’i yendiler. Son olarak Osmanlılar, Kahire’yi aldılar ve halifeliği devraldılar.
1529-1538: Kanuni Sultan Süleyman’ın ilk seferleri. Bu seferlerde Osmanlılar, Irak’ın büyük bölümünü fethettiler ve Bağdat’ı aldılar. Ayrıca Osmanlılar, Kuzey Afrika’da Tunus’u ele geçirdiler ancak Cezayir’i alamadılar.
1541-1551: Kanuni Sultan Süleyman’ın ikinci seferleri. Bu seferlerde Osmanlılar, Kuzey Afrika’da Trablusgarp’ı fethettiler ve Cezayir’i de himayelerine aldılar. Ayrıca Osmanlılar, Yemen’i ele geçirdiler ve Aden’i aldılar.
1552-1566: Kanuni Sultan Süleyman’ın son seferleri. Bu seferlerde Osmanlılar, Irak’ta Basra’yı fethettiler ve Basra Körfezi’ne ulaştılar. Ayrıca Osmanlılar, Hicaz’da Mekke ve Medine’yi ele geçirdiler ve Hicaz Demiryolu’nu inşa ettiler.
1570-1574: II. Selim’in seferleri. Bu seferlerde Osmanlılar, Kuzey Afrika’da Fas’a kadar ilerlediler ancak Fas Krallığı ile anlaştılar. Ayrıca Osmanlılar, Kıbrıs Adası’nı fethettiler ancak Venedik ile savaştılar.
1580-1595: III. Murad ve III. Mehmed’in seferleri. Bu seferlerde Osmanlılar, Kuzey Afrika’da Tunus’u tekrar ele geçirdiler ve Fas Krallığı ile ittifak kurdular. Ayrıca Osmanlılar, Yemen’de Zeydi İmamlığı ile savaştılar ve Yemen’i tekrar kontrol altına aldılar.
1596-1606: I. Ahmed’in seferleri. Bu seferlerde Osmanlılar, Irak’ta Safevilerle savaştılar ve Bağdat’ı tekrar ele geçirdiler. Ayrıca Osmanlılar, Hicaz’da Şerif Hüseyin ile anlaştılar ve Hicaz’ı tekrar kontrol altına aldılar.

@@@@@@@@@@@@@@

İngiliz ajanı Lawrensin faaliyetleri

İngiliz ajanı Lawrensin faaliyetleri, I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Arap Ayaklanması’nı kışkırtmak ve desteklemek olarak özetlenebilir. Lawrensin, İngiliz Askeri Haber Alma Servisi için çalışan bir subaydı. Arapçayı ve Arap kültürünü iyi bilen Lawrensin, Emir Faysal’ın komutasındaki Arap kuvvetlerine katıldı ve onlara silah, para ve eğitim sağladı. Lawrensin, Arapları Medine’yi kuşatmaktan alıkoyarak Hicaz Demiryolu’na saldırmaya yönlendirdi. Ayrıca Akabe ve Şam’ın işgalinde önemli rol oynadı. Lawrensin, İngilizlerin Ortadoğu’daki çıkarlarına hizmet etmek için Arapların bağımsızlık umutlarını kullandı.

@@@@@@@@@@

Risale-i Nurda Araplar hakkında ne denilmektedir?

Risale-i Nur, Said Nursi tarafından yazılmış bir Kur’an tefsiridir. Risale-i Nur’da Araplar hakkında çeşitli yerlerde bahsedilmektedir. Örneğin, Arapların İslam’ın ilk dönemlerindeki rolü, Arap milliyetçiliği, Arap ayaklanması, Arapça dilinin önemi gibi konular Risale-i Nur’da ele alınmaktadır. Risale-i Nur’da Araplar hakkında genel olarak şu ifadeler kullanılmaktadır:

Araplar, Kur’an’ın indirildiği ve Peygamberimizin gönderildiği millettir. Bu sebeple Araplar, İslam’ın yayılmasında ve korunmasında büyük bir paya sahiptirler. Araplar, Kur’an’ın muhafızları ve Peygamberimizin akrabalarıdır.
Araplar, İslam’ın ilk asırlarında büyük bir medeniyet kurmuşlardır. Araplar, ilim, sanat, edebiyat, tarih, coğrafya gibi alanlarda önemli eserler vermişlerdir. Araplar, İslam’ın ışığını dünyanın dört bir yanına taşımışlardır.
Araplar, zamanla milliyetçilik hastalığına yakalanmışlardır. Araplar, Osmanlı Devleti’ne karşı isyan etmişlerdir. Araplar, İngilizlerin oyununa gelerek İslam birliğini bozmuşlardır. Araplar, bu isyanlarından dolayı pişman olmuşlardır.
Arapça, Kur’an’ın dili ve İslam’ın lisanıdır. Arapça, zengin ve güzel bir dildir. Arapça, Kur’an’ın hakikatlerini anlamak için öğrenilmesi gereken bir dildir. Arapça, bütün Müslümanların ortak dilidir.




ZİLLET VE MİSKİNLİK DAMGASI YİYEN YAHUDİLER

ZİLLET VE MİSKİNLİK DAMGASI YİYEN YAHUDİLER

Nisa 46. Ayette, Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: “İşittik ve reddettik.”, “Kulak vermeden dinleyin.”, “Bizi güt.” derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: “İşittik, itaat ettik.”, “Bizi gözet.” deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, Kafir oldukları için onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler.”


Yahudilerin tahrif çeşitleri nelerdir?

Yahudilerin tahrif çeşitleri, kutsal metinlerini değiştirmek için kullandıkları farklı yöntemlerdir. Tahrif, Arapça bir kelime olup “değiştirme, bozma” anlamına gelir. Tahrifin dört çeşidi olduğu söylenir:

Kasti bir şekilde, yazılanları tamamıyla farklı bir şekilde yorumlamak. Bu, Yahudilerin kendi din adamlarını rab yerine koymaları ve Allah’ın kelamını akletmelerinin ardından bilip durdukları halde tahrif etmeleri gibi örneklerde görülür.
Kelimenin söyleniş tarzını, anlamını büsbütün değiştirecek şekilde telaffuz etmek. Bu, Yahudilerin peygambere karşı saygısızlık ettikleri ve râinâ kelimesini Arapça ve İbranice anlamlarını değiştirerek kullandıkları gibi örneklerde görülür.
Kelimeleri yerlerinden kaydırarak, başka kelimelerle değiştirmek. Bu, Yahudilerin Tevrat’ta Allah’ın emirlerini değiştirdikleri ve bazı ayetleri gizledikleri gibi örneklerde görülür.
Kutsal metinleri eksiltmek veya ilave yapmak. Bu, Yahudilerin Tevrat’ın bazı bölümlerini çıkardıkları veya kendilerine göre uydurdukları gibi örneklerde görülür.
Bu tahrif çeşitleri, Yahudilerin Allah’ın kitabına saygısızlık ettiklerini ve onunla alay ettiklerini gösterir. Kur’an, bu tahrifleri reddeder ve Yahudileri lanetler.

@@@@@@@@

Yahudilerin Tevrat’ı nasıl değiştirdikleri biliniyor mu?

Yahudilerin Tevrat’ı değiştirme yöntemleri şunlardır:

Kitapta olmayan kelimeleri veya cümleleri kitabın içine karıştırmak. Bu şekilde Tevrat’ın asıl metnini bozmak ve kendi çıkarlarına uygun hale getirmek. Örneğin, Hz. Muhammed’in geleceğini ve sıfatlarını haber veren ayetleri değiştirmek veya gizlemek.
Kitabın kelimelerini veya harflerini yerlerinden oynatmak, başka kelimelerle değiştirmek veya farklı şekilde okumak. Bu şekilde Tevrat’ın anlamını değiştirmek ve yanlış yorumlamak. Örneğin, râinâ kelimesini Arapça ve İbranice anlamlarını değiştirerek okumak veya Allah’ın emirlerini değiştirmek.
Kitabın bazı bölümlerini eksiltmek veya ilave yapmak. Bu şekilde Tevrat’ın bütünlüğünü bozmak ve kendi görüşlerine uygun hale getirmek. Örneğin, Tevrat’ta Allah’ın kendilerine verdiği toprakların sınırlarını genişletmek veya daraltmak.
Kitabın dili, yazımı veya okunuşunu değiştirmek. Bu şekilde Tevrat’ın orijinalini kaybetmek ve başka dillere çevirirken hata yapmak. Örneğin, Tevrat’ın İbranice dilini Aramice, Yunanca veya Latince gibi başka dillere çevirmek veya harfleri farklı şekillerde yazmak.
Bu yöntemler, Yahudilerin Allah’ın kitabına saygısızlık ettiklerini ve onunla alay ettiklerini gösterir. Kur’an-ı Kerîm, bu değişiklikleri reddeder ve Yahudileri lanetler.

@@@@@@@@

 

“İndirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitab’da insanlara açıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetçiler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna; işte onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim.Fakat âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir.Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır. Bakara. 159- 162, Bak. Al-i İmran. 87-88.Özellikle yahudi alimleri.“Nihayet Allah, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden bu zatı korudu, Firavun’un kavmini ise kötü azap kuşatıverdi.Onlar sabah akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün de: Firavun ailesini azabın en çetinine sokun (denilecek)! ” Mümin. 45-46.Kabir azabının gerçek olduğuna bu âyetle de istidlâl edilmiştir.@@@@@@Kuranda yahudiler kaç sure içerisinde geçmektedir?Kuranda yahudiler kaç sure içerisinde geçmektedir sorusunun kesin bir cevabı yoktur. Çünkü Kur’an’da yahudi kelimesi farklı şekillerde kullanılmıştır. Bazı âyetlerde yahudi, Hz. Yakub’un soyundan gelenlere, bazı âyetlerde ise Hz. Musa’nın şeriatına uyanlara işaret etmektedir. Ayrıca Kur’an’da yahudilerin inanç, ahlak ve tarihleriyle ilgili pek çok bilgi verilmektedir12.Kur’an’da yahudi kelimesi 11 sûrede toplam 43 defa geçmektedir3. Bu sûreler şunlardır:Bakara Sûresi: 17 defaÂl-i İmrân Sûresi: 6 defaNisâ Sûresi: 5 defaMâide Sûresi: 7 defaEn’âm Sûresi: 1 defaA’râf Sûresi: 1 defaTâhâ Sûresi: 1 defaMü’minûn Sûresi: 1 defaAhzâb Sûresi: 1 defaHaşr Sûresi: 2 defaMücâdele Sûresi: 1 defa@@@@@@@@Kuranda İsrâiloğulları yani Hz. Mûsâ’nın şeriatın uyanlar kaç sure içerisinde geçmektedir?Kur’an’da kullanılan terimlere göre değişebilir. Kur’an’da İsrâiloğulları, Hz. Yakub’un soyundan gelenlere verilen bir isimdir. Hz. Musa ise, Hz. Yakub’un torunlarından biridir ve Allah’ın kendisine Tevrat’ı indirdiği peygamberdir1. Kur’an’da İsrâiloğulları kelimesi 43 defa geçerken, Hz. Musa’nın ismi 136 defa geçmektedir2. Ancak bu sayılar, sadece bu kelimelerin geçtiği sureleri değil, aynı zamanda bu kelimelerin tekrarlandığı sureleri de içermektedir.Kur’an’da İsrâiloğulları veya Hz. Musa’nın şeriatına uyanlar, farklı şekillerde ifade edilmektedir. Örneğin, bazen onlara “Allah’ın kitabını okuyanlar”3, “Allah’ın nimet verdiği kimseler”, “Allah’ın seçtiği kimseler” veya “Allah’ın ahdi olan kimseler” denilmektedir. Bu ifadeler, sadece İsrâiloğulları veya Hz. Musa’nın şeriatına uyanları değil, aynı zamanda diğer peygamberlerin ve kitapların mensuplarını da kapsayabilir.Bu nedenle, Kur’an’da İsrâiloğulları veya Hz. Musa’nın şeriatına uyanların kaç sure içerisinde geçtiğini tam olarak belirlemek zordur. Ancak genel olarak, Kur’an’da onlara en çok yer verilen sureler şunlardır:Bakara Sûresi: Bu surede İsrâiloğulları ve Hz. Musa’nın hayatından pek çok olay anlatılmaktadır. Bu surede onlara 17 defa “İsrâiloğulları” ve 18 defa “Musa” diye hitap edilmektedir.Âl-i İmrân Sûresi: Bu surede İsrâiloğulları ve inançları ve davranışları eleştirilmekte ve onlara nasihat verilmektedir. Bu surede onlara 6 defa “İsrâiloğulları” ve 9 defa “Musa” diye hitap edilmektedir.Mâide Sûresi: Bu surede İsrâiloğulları ve Hz. Musa’nın şeriatının hükümleri açıklanmakta ve onların bazı hükümlere uymadıkları veya değiştirdikleri belirtilmektedir. Bu surede onlara 7 defa “İsrâiloğulları” ve 11 defa “Musa” diye hitap edilmektedir.@@@@@@@@@Kur’an’da yahudilerin inançları hakkında bilgi edinebilir miyim?Kur’an, yahudilerin Allah, peygamber, kitap ve ahiret gibi temel inanç konularını ele almaktadır. Kur’an, yahudilerin bazı inançlarını doğru bulurken, bazılarını da yanlış veya eksik bulmaktadır. Kur’an, yahudilerin inançları hakkında şu bilgileri vermektedir:Allah inancı: Kur’an, yahudilerin Allah’a inandıklarını kabul etmektedir. Ancak Kur’an, yahudilerin Allah’ın sıfatlarını ve birliğini tam olarak anlamadıklarını ve bazı yanlışlara düştüklerini de belirtmektedir. Örneğin, Kur’an, yahudilerin Üzeyr’i Allah’ın oğlu1, Cebrail’i düşman2 ve Allah’ın ellerinin bağlı olduğunu3 söylediklerini aktarmaktadır. Kur’an, bu sözleri reddetmekte ve yahudileri Allah’ın birliğine ve sıfatlarına tam olarak iman etmeye çağırmaktadır.Peygamber inancı: Kur’an, yahudilerin Hz. Musa ve diğer peygamberlere inandıklarını kabul etmektedir. Ancak Kur’an, yahudilerin bazı peygamberlere karşı isyan ettiklerini, onlara zulmettiklerini ve hatta bazılarını öldürdüklerini de bildirmektedir. Kur’an, yahudileri peygamberlere saygılı olmaya ve onların getirdikleri mesajlara uymaya davet etmektedir.Kitap inancı: Kur’an, yahudilerin Tevrat’a inandıklarını kabul etmektedir. Ancak Kur’an, yahudilerin Tevrat’ı tahrif ettiklerini, ondan bazı şeyleri gizlediklerini veya değiştirdiklerini de ifade etmektedir. Kur’an, yahudileri Tevrat’ın aslına dönmeye ve onu hakkıyla okumaya ve anlamaya çağırmaktadır.Ahiret inancı: Kur’an, yahudilerin ahirete inandıklarını kabul etmektedir. Ancak Kur’an, yahudilerin ahirette kendilerine özel bir konum verildiğini veya cennete gireceklerini zannettiklerini de belirtmektedir. Kur’an, yahudileri ahirette hesaba çekileceklerini ve cennete girmek için sadece imanın değil amelin de gerektiğini hatırlatmaktadır.@@@@@@@@Kur’an’da yahudilerin tarihi hakkında bilgi edinebilir miyim?Kur’an, yahudilerin Hz. Musa’dan başlayarak İsrailoğulları olarak anıldıkları dönemi, Firavun’un zulmünden kurtulmalarını, Kenan topraklarına yerleşmelerini, peygamberlerine karşı isyanlarını, Tevrat’ı tahrif etmelerini ve daha birçok olayı anlatmaktadır.@@@@@@@@

Kuran’da Yahudiler hakkında başka neler söyleniyor?

Kuran’da Yahudiler hakkında söylenenler çoktur. Yahudiler, Allah’ın seçkin kulları olarak gönderdiği peygamberlere karşı gelmiş, onları yalanlamış, bazılarını öldürmüş, kitaplarını tahrif etmiş, Allah’ın emirlerine karşı çıkmış, bozgunculuk yapmış ve lanetlenmiştir. Ayrıca Yahudiler, son peygamber olan Hz. Muhammed (s.a.v)’i de tanımalarına rağmen inatla inkar etmiş, ona ve müminlere düşmanlık yapmış, fitne çıkarmış ve yalancılık etmiştir. Kuran’da Yahudiler hakkında söylenenlerden bazıları şunlardır:

Yahudilerin peygamberleri öldürdükleri: “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.” (Maide 51)
Yahudilerin kitaplarını tahrif ettikleri: “Ey Ehl-i kitap! Niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz? Oysa siz şahitlersiniz. Ey Ehl-i kitap! Niçin hakikati bâtılla karıştırıyor ve bile bile hakikati gizliyorsunuz?” (Âl-i İmrân 70-71)
Yahudilerin Allah’ın emirlerine karşı çıktıkları: “Onlara: ‘Buzağıya tapmayın, Allah’a ibadet edin.’ dedik. Oysa onlar: ‘Bizim için Allah’tan başka bir ilah yoktur.’ derken doğru söylüyorlardı.” (Bakara 93)
Yahudilerin bozgunculuk yaptıkları: “Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın.” dedik. Onlar ise: ‘Biz ancak ıslah edicileriz.’ dediler.” (Bakara 11)
Yahudilerin lanetlendikleri: “Allah’ın lâneti yalanlayanların üzerinedir.” (Bakara 89)
Yahudilerin Hz. Muhammed’i tanımalarına rağmen inkar ettikleri: “Onlar, kendilerine kitap verilenlerden önce sana indirileni tanırlar; sanki onu yüzlerinden okurlar. Fakat onlar, bile bile hakkı inkâr ederler.” (Bakara 146)
Yahudilerin müminlere düşmanlık yaptıkları: “Andolsun ki siz, insanların en şiddetli düşmanlığına uğrayanları bulacaksınız; yahudileri ve Allah’a ortak koşanları…” (Maide 82)
Yahudilerin fitne çıkardıkları: “Ey iman edenler! Kendinizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar; hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten onların kinleri ağızlarından taşmaktadır; kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür…” (Âl-i İmrân 118)
Yahudilerin yalancılık ettikleri: “Yahudilerden bir grup da: ‘Allah bize şöyle dedi: Bizimle konuştuğu zaman siz de aramızda bulunmadınız.’ diye yalan söyledi.” (Nisa 46)
Bu ayetlerden anlaşıldığı gibi, Kuran’da Yahudiler hakkında söylenenler onların sapkın ve zalim olduklarını göstermektedir. Allah Teâlâ, onların yaptıklarından dolayı onları kınayarak, müminleri onlardan sakındırmaktadır.

“Kızlarınızı sağ bırakıp yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlardı.” (Bakara Sûresi: 49.)

“Sen Yahudîleri, hayata karşı insanların en hırslısı olarak bulursun.” (Bakara Sûresi: 96.)
“Onların çoğunun günaha, zulme ve haram yemeye koşuştuklarını görürsün. Ne kötü bir şeydir o yaptıkları!” (Mâide Sûresi: 62.)
“Onlar yeryüzünde hep bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.” (Mâide Sûresi: 64.)

“İsrâiloğullarına Tevrat’ta şöyle bildirdik: “Siz yeryüzünde iki kere fesad çıkaracaksınız.” (İsrâ Sûresi: 4.)
“Bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin.” (Bakara Sûresi: 60; A’râf Sûresi: 7.)
“Onların üzerine bir zillet ve yoksulluk damgası vuruldu.”(Bakara Sûresi: 61.)

@@@@@@@@

 

Hz. Muhammed’in Yahudilerle ilişkisi nasıldı?

Hz. Muhammed’in Yahudilerle ilişkisi, hem Mekke hem de Medine dönemlerinde farklı evrelerden geçmiştir. Mekke döneminde, Hz. Muhammed Yahudileri Ehl-i Kitap olarak tanımlamış ve onların ortak inançlarına dayanarak onlara yakınlaşmaya çalışmıştır. Ancak Yahudiler, Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul etmemiş ve onun tebliğini reddetmiştir. Medine döneminde ise, Hz. Muhammed Medine Sözleşmesi ile Yahudilerle bir ittifak kurmuş ve onlara siyasi ve dini özgürlük tanımıştır. Ancak Yahudiler, daha sonra bu sözleşmeyi ihlal ederek Müslümanlara karşı düşmanlık yapmış, fitne çıkarmış ve savaşlarda Mekkeli müşriklere yardım etmiştir. Bunun üzerine Hz. Muhammed, Yahudilerle savaşmak zorunda kalmış ve onları cezalandırmıştır.

Hz. Muhammed’in Yahudilerle ilişkisi, hem İslam tarihi hem de günümüzdeki Yahudi-Müslüman ilişkileri açısından önemli bir konudur.

@@@@@@@@

Yahudilerin İslam’a etkisi nedir?

Yahudilerin İslam’a etkisi, hem tarihi hem de felsefi açılardan incelenebilir. Tarihi açıdan, Yahudiler İslam’ın doğuşundan itibaren Arap Yarımadası’nda ve daha sonra fethedilen topraklarda yaşamış, bazen dostluk bazen düşmanlık ilişkileri içinde olmuşlardır. Yahudiler, İslam devletinde Ehl-i Kitap olarak tanınmış ve belli şartlar altında dinlerini yaşama hakkı elde etmişlerdir. Ancak Yahudiler, bazı durumlarda İslam’a karşı isyan etmiş, fitne çıkarmış ve savaşlarda Müslümanların düşmanlarına yardım etmişlerdir. Bu yüzden Hz. Muhammed ve dört halife döneminde Yahudilerle çeşitli savaşlar yapılmış ve bazı Yahudi kabileleri cezalandırılmış veya sürgün edilmiştir.

Felsefi açıdan, Yahudilerin İslam’a etkisi daha çok İslam düşüncesinin gelişiminde görülmektedir. Yahudiler, İslam dünyasında yaşadıkları süre boyunca hem kendi dinlerini hem de İslam’ı yorumlamış, çeşitli felsefi akımlara katkıda bulunmuşlardır. Özellikle 8. ve 14. yüzyıllar arasında Yahudi-İslam felsefeleri arasında karşılıklı bir etkileşim söz konusu olmuştur. Bu dönemde Yahudi filozoflar, İslam filozoflarından etkilenerek Tanrı, peygamberlik, vahiy, akıl, ahlak gibi konularda eserler yazmışlardır. Aynı şekilde İslam filozofları da Yahudi filozofların görüşlerinden yararlanmış, Tevrat ve Talmud gibi kaynakları incelemiş ve eleştirmişlerdir. Bu felsefi etkileşimin en önemli temsilcileri arasında Saadia Gaon, Musa ibn Meymun (Maimonides), İbn Rüşt (Averroes), Farabi ve Gazali sayılabilir.

Bu bilgilerden anlaşıldığı gibi, Yahudilerin İslam’a etkisi hem olumlu hem de olumsuz yönde olmuştur.

@@@@@###

Yahudi din adamları olan Hahamlar ile ilgili İslami açıdan bir makale.

Hahamlar, Yahudilikte din adamıdır. Haham sözcüğü, Sami bir dil olan İbranicede bilge adam anlamına gelir ve Yahudi yasalarını bilen, Tanah’ı iyice öğrenmiş kişileri tanımlamak için kullanılır. Hahamlar, Yahudi toplumunda dini, hukuki, eğitim ve sosyal konularda rehberlik eder, ibadetleri yönetir, dini metinleri yorumlar ve fetva verirler. Hahamların yetki ve sorumlulukları, Yahudiliğin farklı mezhep ve akımlarına göre değişiklik gösterir.

İslami açıdan bakıldığında, Hahamlar, Ehl-i Kitap olarak tanınan Yahudilerin din adamlarıdır. Kur’an-ı Kerim, Hahamları hem takdir hem de tenkit etmiştir. Bazı ayetlerde, Hahamların Allah’ın kitabını tahrif ettikleri, insanlara yalan söyledikleri, Allah’ın emirlerine karşı çıktıkları ve bozgunculuk yaptıkları belirtilmiştir. Örneğin:

“Yahudilerden bir grup da: ‘Allah bize şöyle dedi: Bizimle konuştuğu zaman siz de aramızda bulunmadınız.’ diye yalan söyledi.” (Nisa 46)
“Ey Ehl-i kitap! Niçin hakikati bâtılla karıştırıyor ve bile bile hakikati gizliyorsunuz?” (Âl-i İmrân 71)
“Onlara: ‘Buzağıya tapmayın, Allah’a ibadet edin.’ dedik. Oysa onlar: ‘Bizim için Allah’tan başka bir ilah yoktur.’ derken doğru söylüyorlardı.” (Bakara 93)
“Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın.” dedik. Onlar ise: ‘Biz ancak ıslah edicileriz.’ dediler.” (Bakara 11)
Diğer yandan, bazı ayetlerde de Hahamların Allah’ın kitabına sahip çıkması ve insanları iyiliğe çağırması gerektiği vurgulanmıştır. Örneğin:

“Ey Ehl-i kitap! Niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz? Oysa siz şahitlersiniz.” (Âl-i İmrân 70)
“Onlar ki Allah’ın kitabını okurlar; namaz kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcarlar; böylece kendileri için hiç bozulmayacak bir ticaret umarlar.” (Fatır 29)
“Onlara: ‘Allah’ın indirdiği ile hükmedin.’ denildiği zaman: ‘Hayır! Biz atalarımızın üzerinde bulduğumuzla hükmederiz.’ derler. Ya atalarının bir şey anlamayan ve doğru yolu bulamayan kimseler olduğu halde mi?” (Maide 104)
Bu ayetlerden anlaşıldığı gibi, İslami açıdan Hahamların hem olumlu hem de olumsuz yönleri vardır. Hahamlar, Allah’ın kitabına sadık kaldıkları ve insanları hakka davet ettikleri sürece saygı görmüşlerdir. Ancak Hahamlar, Allah’ın kitabını değiştirdikleri ve insanları saptırdıkları zaman kınanmışlardır.

@@@@@@#@@

 

Kuranı ifadesiyle Yahudilerin çoğu;

*” Haham fetvası: Hastaneyi de vurabilirsin.

İsrail’de 43 haham, Netanyahu’ya “Şifa Hastanesi’ni bombalayabilirsin” diye fetva mektubu gönderdi. İsrail’in Kanal 14 televizyonundaki habere göre hahamlar, Şifa Hastanesi’nin bombalanmasının dini açıdan caiz olduğunu belirtti.”[1]

*”50 hahamdan Netanyahu’ya hastane bombalama icazeti!

50 haham Netanyahu’ya hastane bombalanması ile ilgili ahlaki veya dini herhangi bir engel bulunmadığına dair mektup gönderdi.”[2]

 

*”İsrailli milletvekilinden skandal çağrı: “Gazze yeryüzünden silinmeli”

İsrail’de iktidardaki Likud partisi milletvekili Galit Distel Atbaryan, “Gazze’nin tamamen yeryüzünden silinmesi gerektiğini” söyledi.”[3]

*İsrail’den yüzsüz itiraf: “Mülteci kampını siviller olduğunu bilerek vurduk”[4]

 

-“Sadece Kudüs değil Medine de hedefte.

Ketebe Yayınları 20. yüzyılın önemli isimlerinden Kudüs Müftüsü Hacı Emîn el-Hüseynî ile Ahmed Şerîf es-Senûsî’nin hayatını okurla buluşturdu. Biri Filistin davası, diğeri Libya’nın bağımsızlığı için mücadele veren bu iki isim, tek hedefin Kudüs olmadığını, Orta Doğu emelleriyle birlikte Medine’ye de göz diktiklerini ortaya koyuyor.”[5]

 

[1] https://www.yenisafak.com/dunya/haham-fetvasi-hastaneyi-de-vurabilirsin-4571811

[2] https://www.haber7.com/dunya/haber/3364185-50-hahamdan-netanyahuya-hastane-bombalama-icazeti

[3] https://www.haber7.com/dunya/haber/3364375-israilli-milletvekilinden-skandal-cagri-gazze-yeryuzunden-silinmeli

[4] https://www.yenisafak.com/video-galeri/dunya/israilden-yuzsuz-itiraf-multeci-kampini-siviller-oldugunu-bilerek-vurduk-4571661

[5] Sadece Kudüs değil Medine de hedefte | Kültür Sanat Haberleri (yenisafak.com)