TEBLİĞ TEBDİL VE TECDİDDİR

TEBLİĞ TEBDİL VE TECDİDDİR

Tebliğ toplumu değiştirme ve yenileme faaliyetidir.

Eski zamanda farz-ı kifaye durumunda olan tebliğ, bu gün zamanın ehemmiyetinden ve dehşetinden dolayı farz-ı ayın hükmündedir.

Ku’an-ı Kerimde bir çok ayette dile getirilmiştir.[1]

Tebliğ adamı toplumu değiştirip yenilemeden önce, bunu önce ve bizzat kendisinde yapmalıdır.[2]

Tebliğin sünnette ölçüsü belirtilmiştir.

Sünnette ölçü ise, sünnete ittiba etmeyen, tenbellik eder ise hasaret.i azime….[3]

Yani kişi sünneti kendisine ölçü almalıdır.

Kendisi sünnete uymalı, sünneti kendisine ve zamana uydurmamalıdır.

Mecelle de “Ezmânın tegayyürü ile ahkâmın tebeddülü inkâr olunamaz”

İfrat ve tefritten kaçınılmalıdır.

Şirk olmasın veya şirkten sakındırmak bahane ve kuruntusuyla terbiyesiz ve saygısızlığa varır derecesinde hakaret edilmektedir.

Bazı ifratlar ölçü alınarak tefrit harekette bulunulmaktadır.

-Evvelden genel olarak din ağır gelirdi. Şimdilerde ise dinin tüm kareleri ağır gelmekte.

Tıpkı ahlakın etik olması gibi…

Ahlaki, ahlaklı olmuyor değil, etik olmuyor diye kullanılmaktadır.

Bu ise dinin ve sünnetin ruhunu zedeleyen hallerdir.

-Yahya Kemal Beyatlı gece gündüz içen ve camide görülmeyip,  Bayram sabahı şiirini dahi cami dışında yazan biridir. Monşer.

Böyle biri dini ve dini değerleri savunamaz mı?

Elbette savunur ancak tesiri ve samimiyeti çok su götürür.

-Her dönemde mutlaka tebliğ vazifesiyle uğraşan insanlar çıkar ve çıkarılır.

– Hatîb-i Bağdadî, Târîh-i Bağdâd kitabında bildiriyor ki: (Nükabâ) üçyüz kişidir. (Nücebâ) yetmiş kişidir. (Büdelâ) ya’nî (Ebdal) kırk kişidir. (Ahyâr) yedi kişidir. (Amed) dörttür. (Gavs) birdir, insanlara birşey lâzım olsa, önce Nükabâ duâ eder. Kabûl olmazsa, Nücebâ duâ eder. Yine kabûl olmazsa, Ebdâl, daha sonra Ahyâr, sonra Amed duâ ederler. Kabûl olmazsa, Gavs duâ eder. Bunun duâsı elbette kabûl olur.” Nitekim hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Yeryüzünde, her zaman, kırk kişi bulunur. Herbiri, İbrâhim aleyhisselâm gibi bereketlidir. Bunların bereketi ile yağmur yağar. Biri ölünce, Allahü teâlâ, onun yerine başkasını getirir.”
“Bu ümmette, her zaman otuz kimse bulunur. Herbiri, İbrâhim aleyhisselâm gibi bereketlidir.”
“Ümmetim içinde, her yüz senede iyiler bulunur. Bunlar beşyüz kişidir. Kırkı ebdaldir. Bunlar, her memlekette bulunurlar.”
“Ümmetim arasında her zaman kırk kişi bulunur. Bunların kalbleri, İbrâhim aleyhisselâmın kalbi gibidir. Allahü teâlâ, onların sebebi ile, kullarından belaları giderir. Bunlara ebdâl denir. Bunlar, bu dereceye namaz ile, oruç ile ve zekât ile yetişmediler.” İbn-i Mes’ûd sordu ki, “Yâ Resûlallah, ne ile bu dereceye vardılar?” “Cömertlikle ve müslümanlara nasihat etmekle yetiştiler” buyurdu.

-Tebliğde riyadan kaçınılmalı ve sırf Allah rızası için yapılmalıdır.

Hz. Peygamber (sav)’e soruldu:

“Ey Allah’ın Resulü! Bir adam gizli olarak hayırlı ameller yaparken bir de bakarsın halk buna muttali olmuştur da bu onun hoşuna gitmiştir?”

Aleyhissalatu vesselam:

“Bu kimsenin iki ücreti vardır: Gizli yapmanın ücreti ve aleni yapmanın ücreti.”[4]

*Resulullah (sav)’a soruldu:

“Ey Allah’ın Resulü! Kişi hayır yapsa halk da bu sebeple onu övse (bunun hükmü nedir?)”

“Bu mü’mine (Allah’ın razı olduğuna dair) peşin bir müjdedir.” buyurdular.[5]

MEHMET ÖZÇELİK

12-05-2018

[1] http://kuranfihristi.net/ayetleri/tebli%C4%9F

[2] http://www.tesbitler.com/2015/01/03/teblig-adami-nasil-olmali/

[3] Bediüzzaman.lemalar.sh.61.

[4] Tirmizi, Zühd 49, (2385.

[5] Müslim, Birr 166, 2642.

https://www.facebook.com/divan.edebiyati.kulubu/photos/a.131525930350488.26499.130647883771626/188082454694835/?type=3

Loading

No ResponsesMayıs 12th, 2018