ALMANYA VE ALMAN MİLLETİ

ALMANYA VE ALMAN MİLLETİ – Sesli Dinle

Almanya, halkı yamyam,küçük bir köyde krallık idi.

-Batılı yazarların barbar diye bahsettikleri ilk Germen kabileleri halkı hayvan derilerinden yapılmış kaba elbiseler giyen, taş ve madenden yapılmış balta, mızrak ve oklarla savaşan uzun boylu, sarışın kimselerdi. Bunlar, şeflerine sadık, karılarına vefakar, savaşçı insanlar olarak tasvir edilirler. Şehir hayatından nefret eder, ormanlarda, basit evlerde yaşarlardı. Gök Tanrısı Woden ile, silahı bir çekiçten ibaret olan Gökgürültüsü Tanrısı Thor’a taparlardı.

Otuz Yıl Savaşları: 1618’de başlıyan bu kargaşalıklar dinî bir savaş olarak bütün Almanya’ya yayıldı ve otuz yıl sürdü. Savaşlar 1648 de yapılan Vestfalya Antlaşması ile sona erdiği zaman imparatorların nüfuz ve itibarı hemen hemen sıfıra inmiş bulunuyordu.

-Almanya,on altı eyaletten oluşmaktadır.

-Germenler Romalılarla karşılaştıkları sırada savaşçı ve barbar bir kavimdiler. Kadınlar tarlalarda çalışır, erkekler de ava giderdi. Bu çağda Orta Avrupa’da Alemanniler, Franklar, Gotlar, Vandallar, Lombardlar gibi birçok Teuton kabileleri vardı.

*” HATIRAT
– I. Dünya savaşına giriş sebepleri ve girmemek mümkün müydü?
– Üçlü ittifak (Fransa-İngiltere-Rusya) hem bizi yalnız bıraktılar hem de şartsız olarak kimseyle bağlantı kurmazsak bütünlüğümüzü garanti ettiler.
– Anlaşmada (tamamen tarafsız kalma) maddesi izafi bir maddedir.
– Rusların niyetleri belliydi. Tarafsızlık bizim için yalnızlık demekti ve tarafsızlığını müdafaa şansı yoktu. Bu da Türkiye’yi paylaşma şansıdır. (Çekiç güç) – Savaşa katılmaya mecburduk. Çünkü Sevr Muahedesi veya I. Cihan Harbi hiç söylenmeyen asırlık hıristiyan kini ve ‘şark meselesi’dir.
– Milli mücadelede cihan harbinin devamıdır. Tarafsız kalamazdık. İttifak devletlerini istemedik ama onlar kabul etmediler. Biz sınırları müdafaa harbi istiyorduk, fakat Almanlar bizi tuzağa düşürdüler. Sait Halim Paşa’nın istifası kabul edilmedi.
– O gün (bugünkü gibi) içişlerini elde tutan Talat Paşa, Enver Paşa’lar sadrazama bilgi vermediler. Ermeni tehcirinde aşırılığa kaçtılar ve istenilen bilgiyi vermediler.
– Askeriye ile idare arasında o zaman da anlaşmazlık vardı. Yine büyük bir problem de ‘kaht-ı rical’di.
İki eksiklik:1. Yanlış sistem 2. İnsan yokluğu
– Bu bölümde Paşanın Divan-ı Harp’te verilen cevapları vardır.”

*Almanya konusunda Bediüzzaman şu tesbitleri yapmaktadır;

“Her hükûmetin zulmünü gören Yahudiler, Almanya memleketinde kesretle toplanıp intikamlarını almak için, komünist komitesinin tesisinde mühim bir rol ile Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı, Rusya’nın Başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin’den sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya’nın başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar. Büyük Deccalın komitesini ve bir kısım icraatını gösterdiler. Ve sair hükûmetlerde dahi ehemmiyetli sarsıntılar verip karıştırdılar.” [1]

*” Amerikalı filozof Carlyle, Alman edib-i şehiri Goethe’den naklen, Kur’an’ın hakaikine dikkat ettikten sonra, “Acaba İslamiyet içinde alem-i medeniyetin tekemmülü mümkün müdür?” diye sormuştur. Yine bu suale cevaben demiştir ki:

“Evet. Muhakkikler, şimdi o daireden istifade ediyorlar.”[2]

*” Alman âlimlerinden ve müsteşriklerinden Jochahim Du Rulph (Yoahim Dü Raf) Kur’ân’ın sıhhate verdiği ehemmiyetten bahsederken şu sözleri söylüyor:

İslâmiyetin şimdiye kadar Avrupa muharrirlerinden hiçbirinin nazar-ı dikkatini celb etmeyen bir safhasını bahis mevzûu etmek istiyorum. İslâmiyetin bu safhası, onun sıhhati muhâfaza için vukû bulan emirleridir. Evvela şunu îtiraf etmek lâzımdır: Kur’ân bu nokta-i nazardan bütün dînî kitaplara fâiktir. Kur’ân’ın tarif ettiği basit fakat mükemmel sıhhî kâideleri nazar-ı dikkate alırsak, bu mukaddes kitap sâyesinde bütün dünyanın bâzı kısımlarıyla, haşerât mahşeri olan Asya’nın, müthiş bir tehlike olmaktan kurtulduğunu görürüz. Müslümanlık, nezâfeti, temizliği, nezâheti bütün sâliklerine farz etmekle birçok tahripkâr mikropları imhâ etmiştir. “[3]

*” Şimdi buna dikkat et: Eski Roma, Yunan’ın iki dehâsı vardı; bir asıldan tev’emdi. Biri hayalâlûddu, biri maddeperestti.

Su içinde yağ gibi imtizâc olamadı. Mürûr-u zaman istedi, medeniyet çabaladı, Hıristiyanlık da çalıştı. Temzicine muvaffak hiçbiri de olmadı.

Herbiri istiklâlini filcümle hıfzeyledi. Hattâ el’an âdetâ o iki ruh, şimdi de cesedleri değişmiş. Alman, Fransız oldu.

Güyâ bir nevi tenâsuh başlarından geçmişti. Ey birâder-i misâlî! Zaman böyle gösterdi. O ikiz iki dehâ öküz gibi reddetti

Temzicin esbâbını. Şimdi de barışmadı. Mâdem onlar tev’emdi, kardeş ve arkadaştı, terakkîde yoldaştı; birbiriyle döğüştü, hiç de barışmadılar. “[4]

-“ Burada Almanlar disiplinde, bilimde ve hukukta, Roma dehâsını temsil ediyorlar. Fransızlar ise, ahlaksızlığı, sefâhati ve malâyaniyatı kendilerinde gösterip, bu ruhun yayılmasına hizmet ediyorlar.

Bu nokta-i nazardan Almanlara maddeperest, Fransız’lara ise hayalperest nazarıyla bakılabilir.” [5]

*” Meşrûtiyet devrinde, şeâir-i İslâmiyeye muhâlif çok âdât-ı ecnebiyeyi ahzetmek ve gittikçe Türkiye’de yerleştirmekle; ve şimdi Avrupa’da Kur’ân’a ve İslâmiyete karşı gösterilen hüsn-ü alâka ve bilhassa bahtiyar Alman milletinde fevc fevc İslâmiyeti kabul etmek gibi hâdiseler, o ihbarı tamamıyla tasdik etmişlerdir.” [6]

*” Hem Avrupa milletleri şu asırda unsuriyet fikrini çok ileri sürdükleri için, Fransız ve Almanın çok şeâmetli ebedî adâvetlerinden başka, Harb-i Umumîdeki hâdisât-ı müthişe dahi, menfi milliyetin nev-i beşere ne kadar zararlı olduğunu gösterdi.” [7]

*” Yirmi sene evvel tabedilen Sünuhat risalesinde, hakikatli bir rüyada, âlem-i İslamın mukadderatını meşveret eden ruhani bir meclis tarafından bu asrın hesabına Eski Said’den sordukları suale karşı verdiği cevabın bir parçası şimdilik tezahür etmiştir. O zaman, o manevi meclis demiş ki: “Bu Alman mağlubiyetiyle neticelenen bu harpte Osmanlı Devletinin mağlubiyetinin hikmeti nedir?”
Cevaben Eski Said demiş ki: “Eğer galip olsaydık, medeniyet hatırı için çok mukaddesatı feda edecektik. Nasıl ki yedi sene sonra edildi. Ve medeniyet namıyla âlem-i İslam, hususan Haremeyn-i Şerifeyn gibi mevâki-i mübarekeye, Anadolu’da tatbik edilen rejim kolaylıkla, cebren teşmil ve tatbik edilecekti. inayet-i İlahiyeyle onların muhafazası için kader mağlubiyetimize fetva verdi.”
Aynen bu cevaptan yirmi sene sonra, yine gecede, “Bîtaraf kalıp, giden mülkünü geri almakla beraber, Mısır ve Hind’i de kurtararak, bizimle ittihata getirmek, siyaset-i âlemce en büyük muzafferiyet kazanmak varken, şüpheli, dağdağalı, faydasız bir düşmana (İngiliz) taraftarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, böyle zeki, belki dâhi insanların nazarında saklı kalmasının hikmeti nedir?” diye sual benden oldu.
Gelen cevap, manevi cânipten geldi. Bana denildi ki: “Sen, yirmi sene evvel manevi suale verdiğin cevap, senin bu sualine aynı cevaptır. Yani, eğer galip tarafı iltizam edilseydi, yine mimsiz medeniyet namına galibâne mümanaat görmeyecek bir tarzda, bu rejimi âlem-i İslama, mevki-i mübarekeye teşmil ve tatbik edilecekti. Üç yüz elli milyon İslamın selameti için bu zahir yanlışı görmediler, kör gibi hareket ettiler.”[8]

*” Bu içinde bulunduğumuz Alman ve İngiliz harbinin bidayetinden devamı müddetince hadsiz zındıka ve münafıkların hiç yoktan, sebepsiz olarak, şahsıma bir isnadat olsun için, gerek münevver fikirli âlim ve gerekse cahil mülhid, hemen hemen birkaç dostlarım müstesna, memleket halkı ve kudsi hizmetimden küstürmek için şeytan-ı aleyhi mâyestehık bütün memleket halkını iğfal ederek aleyhime tahrik etmiş olacaktır ki, “Nazif, muhalif bir siyasetle ittihat-ı İslama taraftar eder, siyaset propagandası yapıyor” zihniyetini şiddetle aleyhimde, memleket halkına ve erkân-ı hükümete kadar sirayet ettiriyorlar. Ve bütün şeytanların tecessüsleri tahrik edilmiş. Güya aleyhtarlarım benden bir intikam almak hasebiyle gıyabımda, hem müthiş cereyanı şiddetlendirmek için kendilerince menfur telâkki ettikleri “Almancı” namıyla hakaretlere maruz bırakmaktan çekinmediler. Halbuki ben, lillâhilhamd, Risale-i Nur’un irşadıyla, hakaik-i imaniye ve Kur’aniyeyi bütün kâinatın fevkinde gördüğümden ve itikad ettiğimden, değil küre-i arzdaki cereyanlara, belki bana verilse de, bütün dünya saltanatına da âlet edemem. Ben, yalnız hakikatçi ve imancı ve Kur’an’cı Risale-i Nur’un bir hâdimiyim.” Risale-i Nur şakirtlerinden Ahmed Nazif Çelebi (r.h.) [9]

*” Hem Berlin’de Almanlar Zülfikar’ı aldıkları vakit, bir gazetelerinde alkışlayarak ilân etmişler.” [10]

*” Sulh-u umumî taraftarı Almanya ve Amerika gibi bazı ecnebîlerin de Risale-i Nur’u tercümeye başladığını haber aldık.” Emirdağ Lâhikası | Umum Dostlarıma Ve Nur Kardeşlerime Bu Vasiyeti İlan Ediyorum | 451

*” Kâtip Osman’ın rüyasına ait bir fıkrasıdır.
Şâbân-ı Şerifin on beşinci Cumartesi leyle-i Berat gecesi rüyamda, büyük berrak, küçük bir deniz olan bir göl sahilinde İngiliz veyahut Almanla biz, yani Türk hükûmeti harp ediyormuş. Harp esnasında semadan bir karaltı zuhur etmeye başladı. “Acaba bu semadan inen nedir?” diye hepimizin nazar-ı dikkatini celb etti. Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbentle sarılı bir kadın şeklini alarak, gölün ortasında, hemen ineceği zaman derhal oraya bir mermerden minber yapılarak minberin üzerine indi. Sonra, zât-ı âlinizden gelen umum mektupları okumaya başladı. Her iki tarafta sükûnet hasıl oldu. Okuduğu mektupları herkes can kulağıyla dinledi. Sonra nihayetinde “Evet, Hazret-i Kur’ân-ı Azîmüşşanın ahkâm-ı şer’iyesince amel ederseniz yakayı kurtarırsınız. Eğer Kur’ân-ı Azîmüşşanın ahkâm-ı şer’iyesine riayet etmezseniz, hepiniz mahv ü perişan olacaksınız” diye söyledi. Sonra evime geldim. Bizim Refet Beyle Rüşdü Efendi bizim eve geldiler, bendenize dediler: “Bu sırrı sen mi ifşa ettin? Bu mektuplar minber üzerinde okundu.” Bendeniz de cevaben, “Hayır kardeşlerim, bu sırrı siz anlamadınız mı? Bu gelen zat, semadan geliyor, bu mektupları oradan getiriyor. Ben kim oluyorum ki o havadisi oraya çıkarayım?diye onlara söyledim. Sonra bunlara bir hediye ikram edeyim diye baktım, evimizin deliğinde dört top helva gördüm. Birisini birine, diğerini öbürüne ve iki tanesini de kendim yedim. Ağzım tatlı olarak uyandım.
İnşaallah leyle-i Berat hürmetine ve duanız bereketiyle hakkımızda mübarektir. Lütfen tâbirini beklemekteyiz.Talebeniz Kâtip Osman ” [11]

*” Hem, bugünkü dünyadaki ihtilâfları halledecek olan; aklen, fikren terakkî etmiş yirminci asır insanlarına hak ve hakîkati anlatabilecek yepyeni bir ilmî keşfiyâtı ve bir teceddüdü Amerika’da, Avrupa’da, husûsan Almanya’da taharrî eden cereyanlar meydana gelmiş; eğer idrak edebilirler ve görebilirlerse, işte Risâle-i Nur külliyatı. Nitekim bu hakîkatin idrâk edilmeye başlandığını gösteren emâreler bahtiyar Alman milleti içinde görülmektedir.” [12]

*” Komünizmin icatçıları yalnız Yahudîlerdir. bugüne kadar bu komünistler, Idil-Ural, Kafkasya, Almanya, Kırım, Azerbaycan, Garbî Türkistan ve komşumuz Doğu Türkistan’ı istilâ ettiler. Altmış milyon kardeşimizin hukûku pâyimâl oldu. Hindistan dahi bir emperyalisttir. Nehru ve başka Hindûlar, İslâmiyetin düşmanıdırlar. Maalesef, Müslüman devletler bunu bilmiyorlar. Nehru, Keşmirli Müslümanlan öldürtüyor. Karachi Pâkistanlı Nur Şâkirdi Errabadlı M. Sabir” [13]

MEHMET ÖZÇELİK

03-06-2015

 

 

 

[1] Şualar | Beşinci Şuâ | 507.

[2] İşaratül-İcaz | Nübüvvet Hakkında | 167.

[3] İşaratül-İcaz | Ecnebi Feylesofların Kur´an-ı Kerim Hakkındaki Şehadetleri | 270.

[4] Sözler | Lemeât | 654.

[5]http://www.sorularlarisale.com/makale/10882/eski_roma_yunanin_iki_dehasi_vardi_o_iki_ruh_simdi_de_cesedleri_degismis_alman_fransiz_oldu_cumlesini_aciklar_misiniz_hangi_millet_hayalperest_hangisi_maddeperest_nasil.html

[6] Sözler | Konferans | 709.

[7] Mektubat | Yirmi Altıncı Mektup | 311.

[8] Kastamonu Lâhikası | Aziz Sıddık Kardeşlerim | 19

[9] Kastamonu Lâhikası | Emin İle Feyzi´nin Sordukları Bir Suale Üstaddan Aldıkları Cevap | 38.

[10] Emirdağ Lâhikası | Mahkeme-i Kübraya Şekva Ve Müdafaatın Bir Haşiyesi Olan Parçanın | 296.

[11] Sikke-i Tasdik-i Gaybi | Yirmi Yedinci Mektubun Lahikasından Alınmış Mühim Parçalar | 47.

[12] Tarihçe-i Hayat | Sekizinci Kısım : Isparta Hayatı | 603.

[13] Tarihçe-i Hayat | Risale-i Nur ve Hariç Memleketler | 621-2

-Bak. http://www.sorularlarisale.com/index.php?q=alman&submit=&s=ara_google

Loading

No ResponsesHaziran 7th, 2015