ZAMANDA BEDİÜZZAMAN

ZAMANDA BEDİÜZZAMAN
İnsanlık tarihine bakınız;Hz.Âdem insanlığın ilk noktası,Bediüzzaman son noktası,Efendimiz kâinatın veciz ve Mu’ciz bir cümlesidir.
Hz.Âdem kâinat kitabının önsözü,Bediüzzaman son sözü,Rasulullah O’nun sözü,tüm sözü,hep sözü,en sözü,sonsuz sözü…
Hz.Âdem insanlığın fihristesi,Bediüzzaman hatimesi,Peygamberimiz kitabın tafsilatı,manası,sonun habercisidir.
*İmandan bahsetmesiyle,İslâm sarayının içine insanları dahil edip,hayreti temaşa ile taçlandırmıştır.
İmanın odalarında bulunan esmaları tanımlaması ile,kâinattan Halıkını soran seyyahın elinden tutarak,esmanın tezahür ve tecelli odalarını seyrettirmektedir.
*Evrensel olmasıyla,sadece Müslümanların ihtiyaç duyacağı problemlere çözüm üretmemiş,aynı zamanda anarşi,sefahet,ateizm,materyalizm gibi ideolojilerin çıkmazlığını göstererek,çıkar yolu göstermiştir.
*Aklı ve kalbi barıştırmış,taraflar tarafından devre dışı bırakılan bu duyguları devreye koymuştur.
*Hayatın ve yaratılışın şifrelerini çözmeye çalışmasıyla,hayata anlam katacak hakikatların şifresini vermiştir.
*Nübüvvet zincirinin son halkasını oluşturan peygamberimizden sonra,Velayet zincirinin son halkasını oluşturmuş olmasıyla,fıkıh ve tefsir gibi,İslam alimlerinin ihtilaf ettikleri noktalara açıklık getirmiş,yapılması gerekenlerin ölçüsünü vermiştir.
“Üstad’ın duvarda asılı duran uzun bir şecere listesi vardı.Üstad her gece onların ismini zikrederek dua ederdi.Akşam bize tembih ederdi:’Hazırlanın,yarın falan yere gideceğiz’Biz arabayı hazırlar,sabahı beklerdik.Sabah olunca şecereye işaret ederek,’Bunlar izin vermedi’derdi.Şecerede ben bir kadın ismi gördüm.O da Rabiat-ül Adeviye idi”dedi.”
SADELEŞTİRME ÜZERİNE
Sadeleştirme konusunda aslında az şey söylenmedi.
Tümüyle tasvib görmeyip,bunun nur hizmetine bir darbe olduğu kanaatı oluştu.
Şu gerçeğin bilincinde olunmadı;
Risale-i Nur sadece dinin değil aynı zamanda dilin de muhafazasına çalışmıştır.
Dinin muhafazası ve de zenginleşmesinin dil ile mümkün olacağını,bunun sadece Türkiye için değil,tüm İslam dünyasının ortak bir dili olduğu gerçeğini,gerçekleştirmeye çalışmaktadır.
Ortak dil kavgaları da ortadan kaldırır.Bugün içte ve dışta Müslümanların kavgası,birbirlerini anlamama ve kendilerini anlatamamadan kaynaklanmaktadır.
Sadeleştirme tamamen hissi olup,Bediüzzaman yerine kişinin kendisini,kendi kapasite ve kısır seviyesiyle olaylara bakmasını getirir.
Bir defa okunur,ikincisi okunmaz.
Ben üç Mesnevi-i Nuriye-yi de okudum.
Arapçası,gayet zengin.
Abdulmecid Nurs’nin tercümesi,üstadın onayından geçmiş,bazı yerler tercüme edilmemiş ancak onlarca defa okuduğum,yüzlerce defa dinlediğim halde,binlerce defa daha tekrar edilse,yine yeni okuyor gibi tazeliğini görürüm.
Yazar adını vermeyeceğim,tercüme edilmeyenlerde dahil olan Mesnevi-yi aynı iştahla okumadım ve bir daha okuma ihtiyacını kendimde görmemekteyim.
Sadeleştirme bir şeyin asliyetini bozmadır.
Süte su katma faaliyetidir.
Ancak eserin aslı ve cümle cümle alınarak şerh ve izah yoluna gidilseydi,daha fazla yararlı ve ilgi çekici olurdu.
Risale-i Nur Kur’an dilini kullanmaktadır.
Risale-i Nurun her bir kelimesi bir kitap yazılacak derinlik ve zenginliktedir.
Sadeleştirme ise bunu kısırlaştırma,bulandırma,cemaat oluşumunu,ilmi araştırmayı ve de ibadet manasını ortadan kaldırmaktır.

*YILDIZLARI KONUŞTURAN BİR YILDIZNÂME
Allahın sadık kulu adlı üstad ile ilgili çizgi filimde tercüme edilen yıldızname çok basit düşmüş.
Ne bir ağırlığı ve ne de bir ciddiyeti söz konusu olmaktadır.

MEHMET ÖZÇELİK
17-03-2013

Loading

No ResponsesOcak 2nd, 2015